<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/1660 E.  ,  2023/5552 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C. <br>D A N I Ş T A Y <br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/1660 <br>Karar No : 2023/5552 <br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... <br>VEKİLİ : Av. ... <br> <br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-... Büyükşehir Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ... <br> 2-...Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ... <br> <br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:.., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br> <br>YARGILAMA SÜRECİ : <br>Dava konusu istem: Antalya ili, Korkuteli ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevki, ...ada, ...parsel (eski ...) sayılı taşınmazın da bulunduğu alanda Yelten Belediye Meclisinin ... tarihli ve ...sayılı kararı onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin ve Yelten Belediye Encümeninin ... tarih ve ... kararı ile onaylanan parselasyon işleminin iptali istenilmiştir. <br> <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararda; uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 05/04/2010 -07/06/2010 tarihleri arasında, dava konusu parselasyon planının da 03/03/2006 -03/04/2006 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacının askı süresince ilgili planlara herhangi bir itirazlarının bulunmadığı neticesinde askıya çıkarılan planların kesinleştiği, ilgili planların askıdan iniş tarihlerinden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerektiği, öte yandan 3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesine,14/02/2020 tarihinde eklenen hüküm uyarınca kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren herhalde beş yıl içinde dava açılması gerektiği gerekçesiyle bu süre geçirildikten sonra açılan bu davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br> Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Parselasyon işleminin taraflarına tebliğ edilmediği, 02.02.2021 tarihinde söz konusu taşınmaza ev yaptırmak amacıyla davalı idareye gidildiğinde durumdan haberdar olunduğu, belediye encümeni ...'un uyuşmazlık konusu alanda taşınmazı olmasına rağmen encümen toplantısına katıldığı, şahıs menfaatinin gözetildiği ileri sürülmektedir. <br> <br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği ileri sürülmektir. <br> <br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin imar planlarına ilişkin kısmının reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının gerekçesinin değiştirilerek sonucu itibariyle onanması, parselasyon işlemi bakımından ise temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. <br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br> <br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br> MADDİ OLAY : <br> Antalya ili, Korkuteli ilçesi, ... Mahallesi, ...Mevki, ... ada, ... parsel sayılı (eski ...) taşınmazın bulunduğu alanda Yelten Belediye Encümenin ... tarihli, ... sayılı kararıyla parselasyon işlemi onaylanmış, Yelten Belediye Meclisinin ... tarihli ... ve ... sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile uyuşmazlık konusu alan açık pazar yeri alanı olarak belirlenmiş, davacı tarafından 02.02.2021 tarihinde davalı belediyeye gidilmesi üzerine imar planlarından ve parselasyon işleminden haberdar olunmuş, bunun üzerine 16.02.2021 tarihinde görülmekte olan dava açılmıştır. <br> <br> İLGİLİ MEVZUAT: <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri hüküm altına alınmakla, ilanı gereken düzenleyici işlemler yönünden ilgililere uygulama üzerine dava açma olanağı tanındığı tartışmasızdır. Aynı Kanunun 11. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarhteki halindeki ilk üç bendinde ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem tesis edilmesinin üst makamdan, üst makam yoksa işlemi tesis etmiş olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, başvuruya altmış gün içinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması durumunda ise dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçen sürenin de hesaba katılacağı hükme bağlanmıştır. <br> Öte yandan, 14.02.2020 tarih ve 7221 sayılı Kanunun 6. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesine, "Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir" hükmü eklenmiştir. 20.02.2020 tarih ve 31045 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7221 sayılı Yasanın 38.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde de, "Bu Kanunun; a) 6 ncı maddesiyle 3194 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin sonuna eklenen paragrafın birinci cümlesi hükümleri 1/7/2020 tarihinde" yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır. <br> İşlem tarihinde yürürlükte olan 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, ''Nazım İmar Planı''; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan bir plan olarak, ''Uygulama İmar Planı'' ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. <br> 3194 sayılı İmar Kanununun dava konusu belediye encümeni kararının alındığı tarihte yürürlükte olan şekliyle "Arazi ve arsa düzenlemesi" başlıklı 18. maddesinde, "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır." hükmüne yer verilmiştir. <br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Temyize konu kararın parselasyon işlemine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; <br> Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun parselasyon planlarına karşı açılacak davalara ilişkin 12.2.1970 tarihli, E:1969/2, K:1970/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da, Anayasanın idarenin işlemlerinden dolayı açılacak davalarda süre aşımının yazılı bildirim tarihinden başlayacağı hükmü karşısında ilan tarihini dava açma süresine başlangıç tarihi kabul etmenin imkansız olduğu, zira Anayasanın temel hukuk kuralları dışında bir konuyu ayrıntılarıyla düzenlemesi ve bu hükmün daha önceki kanunlarda bulunup aynı konuyu düzenleyen hükümlere aykırı olması halinde konuyu yeniden düzenleyen Anayasa hükmünün uygulanmasının tabii olduğu hüküm altına alınmıştır. <br> Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon planlarında ve dağıtım cetvellerinde, düzenlemeye giren her taşınmaz mala karşılık sahiplerine verilecek bağımsız veya şuyulu imar parsellerinin parsel büyüklükleri, hisse miktarı, parsellerin konumu gibi hususlar ayrı ayrı gösterildiğinden, bu planların düzenlemeye tabi tuttukları taşınmaz sahipleri için subjektif ve kişisel işlemler oldukları kuşkusuzdur. Ayrıca, 2981 sayılı Yasanın 10/c maddesi uyarınca yapılan parselasyon planlarında da yukarıda belirtilen düzenlemelerin geçerli olduğu açıktır. Bu itibarla idarenin böyle bir işlemi bizzat davacıya 7201 sayılı Yasanın ilgili hükümleri uyarınca tebliğ etmesi gerekmektedir. <br>Parselasyon işleminin tebliğ edilmediği durumlarda, davacı tarafından parselasyonun öğrenildiğine ilişkin bilgi ve belgelerin davalı idare tarafından dosyaya sunulması gerekmektedir. <br>Uyuşmazlıkta davalı idare tarafından davacıya parselasyon işleminin tebliğ edildiğine dair bilgi ve belge bulunmamaktadır. Davacı uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde inşasına başlamayı düşündüğü yapı için ruhsat düzenlenmesi istemiyle davalı idareye yaptığı başvuru sırasında parselasyon işlemini öğrendiğini belirtmiş olup bu durumda parselasyon işlemine karşı açılan davada davacının öğrenme tarihinin esas alınarak dava açma süresinin hesaplanması gerekmektedir. <br>Bu itibarla parselasyon işlemi yönünden davanın süresinde açıldığı sonucuna ulaşıldığından davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. <br>Temyize konu kararın 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; <br> 3194 sayılı İmar Kanununda tanımı yer almayan imar durum belgesi; taşınmazın imar planı kapsamında olup olmadığını, taşınmaz için planda öngörülen arazi kullanım kararı ile yapılaşma koşullarını detaylı bir şekilde gösteren, imar planı ve/veya yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilen kat adedi, bina yüksekliği, bina derinliği, ön bahçe, arka bahçe ve yan bahçe mesafeleri, bina cephesi gibi hususların rakam ve kroki ile yer aldığı, varsa imar planı ve plan notları ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ya da Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği uyarınca düzenlenen belgedir. İdarelerce, uygulama imar planına göre imar durum belgesi düzenlenmesi üzerine imar durumunun dayanağı düzenleyici işlem mahiyetindeki planların iptali istenebilecektir. <br> Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukuk güvenliğinin sağlanması, hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesinin zorunlu koşullardandır. Yapılan düzenlemelerde istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik göz önünde bulundurularak hukuki güvenlik sağlanır. Bireyin insan olarak varlığının korunmasını amaçlayan hukuk devletinde vatandaşların hukuk güvenliğinin sağlanması zorunludur. Devlet açık ve belirgin hukuk kurallarını yürürlüğe koyarak bunları uyguladığı zaman hukuk güvenliği sağlanır. <br> Yasaların kural olarak yayımlandıkları tarihte yürürlüğe girecekleri ve bu tarihten sonraki olay ve hukuki uyuşmazlıklara uygulanacakları tabiidir. <br> Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin (AYM) çeşitli kararlarında, kanunların geriye yürümezlik ilkesi tartışılmıştır. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin ön koşulları arasında hukuki güvenlik ilkesi bulunmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak değerdir. Kural olarak hukuki güvenlik, kanunların geriye yürütülmemesini zorunlu kılar. Daha önce tesis edilmiş bulunan işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufunda bulunulması, hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturur. “Kanunların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca kanunlar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali hakların iyileştirilmesi gibi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılır. Yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması, hukukun genel ilkelerindendir. (AYM, 13/2/2019 tarih ve E:2018/103, K:2019/4 sayılı karar). <br> Ancak kanun koyucunun kişilerin lehine haklar sağlayan kanuni düzenlemeleri geçmişe etkili olarak kanun yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğunda da kuşku yoktur (AYM, 28/12/2017, E.2016/150, K.2017/179 sayılı karar). <br> Kazanılmış haklara saygı ilkesi ise hukukun genel ilkelerinden biri olup hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın yeni kanundan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir (AYM, 28/12/2017 tarih ve E:2016/150, K:2017/179 sayılı karar). <br> İncelenen dosyada, 7221 sayılı Kanunla 3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesine eklenerek 20.02.2020 tarih ve 31045 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 38.maddesi gereğince 01.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren "Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir" hükmünün yürürlüğe girdiği 01.07.2020 tarihinden önce kesinleşen imar ve parselasyon planları için uygulanıp uygulanamayacağı uyuşmazlığın temelini oluşturmaktadır. <br> Söz konusu düzenlemenin imar planlarının ve imar uygulamalarının sürüncemede kalmaması, mülkiyet haklarının kısıtlanmaması ve idari işlemlerin istikrarının sağlanması için (7221 sayılı Kanunun 6.maddesinin gerekçesi) kamu yararı amacıyla yapıldığı,kabul edilmekle birlikte bu konuda bireylerin haklarının ve hukukun genel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması hukuk devletinin bir gereğidir. <br> 01.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren anılan düzenlemede, yürürlük tarihinden önce kesinleşmiş imar planı ve parselasyon işlemlerine dava açılması durumunda dava açılmasını engellemeye yönelik hak düşürücü nitelikte olan 5 yıllık sürenin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir hüküm yer almadığı görülmektdir. Bu açıdan bakıldığında düzenlemenin, 7221 sayılı Yasanın 6. maddesi ile yürürlük tarihinden önce kesinleşmiş imar planı ve parselasyon işlemlerini de kapsayıp kapsamadığı hususunda tereddüt bulunmaktadır. Bu durumda, yapılan düzenlemenin kanunların geriye yürütülmemesi ilkesinin istisnaları kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunun irdelenmesi gerekmektedir. <br> Yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarından, hukuki güvenlik ilkesinden hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınması gerektiği anlaşılmakta olup kural olarak hukuki güvenlik ilkesi, kanunların geriye yürütülmemesini gerekli kılmaktadır. <br>7221 sayılı Kanunun 6. maddesi ile getirilen düzenlemenin, kanunun yayım tarihinden önce kesinleşmiş imar planı ve parselasyon planlarına karşı dava açma süresini beş yıl olarak sınırlandırdığı biçiminde yorumlanması kanun hükmünün geriye yürütülmesi anlamına gelmekte ve Anayasa'da yer alan hukuk devleti kapsamındaki hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmamaktadır. <br> Bu sebeple, 7221 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce, 2577 sayılı Kanunun 7/4 maddesi uyarınca düzenleyici işlem niteliğinde olan imar planlarına karşı uygulama işlemi üzerine yasal dava açma süresi içinde dava açabileceklerine dair düzenlemeden faydalanma hakkına sahip kişilere yönelik 7221 sayılı Kanunun dava açma süresini beş yıl olarak sınırlayan hükmün geriye dönük olarak uygulanması hukuka olan güven duygusunu zedeler ve hukuk güvenliği ilkesi ile de bağdaşmaz. <br> Bu durumda, uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 05/04/2010 -07/06/2010 tarihleri arasında askıya çıkartıldığı, davacının askı süresince ilgili planlara herhangi bir itirazının bulunmadığı, ilgili planlara askıdan iniş tarihlerinden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekirken, belirtilen süreler geçtikten sonra açılan davanın süresinde açılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. <br>Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçeler ile davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf talebinin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında, sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. <br>Öte yandan 1/1000 ölçekli imar planlarının uygulamaya esas planlar olması nedeniyle bu planlara dayanılarak parselasyon, ruhsat, kamulaştırma gibi uygulama işlemlerinin yapılması zorunluluğu karşısında, subjektif uygulama işlemleri üzerine açılacak iptal davalarında 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planların da iptalinin istenebileceği açıktır. <br>Ancak uyuşmazlıkta, Yelten Belediye Encümenin ... tarihli, ... kararı ile onaylanan parselasyon işleminin, sonraki tarihte Yelten Belediye Meclisinin ...tarihli, ... ve ... sayılı kararıyla kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklerinin uygulaması niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. <br> <br>KARAR SONUCU: <br> Açıklanan nedenlerle; <br>1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine <br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının imar planlarına ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, parselasyon işlemine ilişkin kısmının BOZULMASINA, <br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/06/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi. <br> </font></p></body></html>

kamulaştırma