<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/406 E.  ,  2023/474 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/406<br>Karar No : 2023/474 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-… <br> 2-…<br><br>VEKİLİ : Av. …<br> KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-…<br> VEKİLİ : Av. …<br> 2-… AŞ.<br> VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 16/11/2022 tarih ve E:2021/1565, K:2022/9762 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Bağlantı Anlaşması uyarınca tesis edilecek “154 kV Akbelen TM-Karacailyas MevkiiND Enerji İletim Hattı (Yenileme) Projesi” kapsamında ekli haritada gösterilen güzergâha isabet eden taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 17/08/2013 tarih ve 28738 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22/07/2013 tarih ve 2013/5183 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davacının maliki olduğu Mersin ili, Toroslar ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 16/11/2022 tarih ve E:2021/1565, K:2022/9762 sayılı kararıyla;<br>Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrası ve 125. maddesinin 3. fıkrası; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. ve 20/A maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10., 14. ve 27. maddelerine yer verilerek, <br>Anılan Anayasa ve 2577 sayılı Kanun hükümleri karşısında; özel kanunlarında aksine bir hüküm bulunmadıkça, idari işlemlerde dava açma süresinin başlamasında yazılı bildirimin esas olduğu, dava açma süresi hesabında ilân tarihinin, ancak "ilanı gereken" düzenleyici nitelikteki işlemler açısından dikkate alınacağı, bireysel nitelikteki işlemlere karşı ilgililerin, bu işlemlerin kendilerine yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren dava açabileceklerinin kuşkusuz olduğu; idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kuralının, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılır bir biçimde duyurulması ve bu işlemlere karşı dava yoluna başvurmalarına olanak sağlama amacını taşıdığı, <br>İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel kanunlarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği, <br>Acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararlarının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından, acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasa'da yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesinin, Anayasa'da güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereği olduğu, <br>Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceğinin açık olduğu, <br>2942 sayılı Kanun hükümlerine göre ise kamulaştırmayı yapan idarece açılan tapu iptal ve tescil davasında; mahkemenin göndereceği meşruhatlı davetiyeyi alan taşınmaz malikinin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idari yargı mercilerinde kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği, <br>Buna göre, kamulaştırma işlemi ile acele kamulaştırma işlemi birbirlerinden farklı işlemler olup, davacılara meşruhatlı davetiyeyle usulüne uygun, başvurulacak merci ve süresini gösteren bir tebligat yapılmış ise; bu tarihten itibaren otuz günlük Kamulaştırma Kanunu'nda belirtilen özel dava açma süresinin aranacağı, şayet davacılara başvurulacak merci ve süresini gösteren böyle bir tebligat yapılmamış ise, bu durumda ilgililerin dava konusu işlemi bütün unsurlarıyla öğrendikleri tarihten itibaren genel idari dava açma süresi olan altmış gün içerisinde, kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği, acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle ise anılan işlemin usulüne uygun tebliğ edilmemesi halinde Bakanlar Kurulu kararının öğrenilmesi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava açılabileceği sonucuna ulaşıldığı, <br>Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarih ve E:2014/5590, K:2015/891 sayılı kararının da bu yönde olduğu, <br>Uyuşmazlıkta, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının davacıya tebliğ edilmediği anlaşıldığından, acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle öğrenme tarihinden itibaren altmış günlük dava açma süresi içerisinde dava açılabileceğinin kabulü gerektiği, <br>Davacıların dosya kapsamındaki dava dilekçelerinde, el koyma kararının kendilerine tebliğ edilmediği, evrakları bizzat Mahkemeden 03/12/2019 tarihinde elden teslim aldıkları ve 27/12/2019 tarihinde TEİAŞ'a başvurdukları, 60 günlük sürede taraflarına cevap verilmediği, müracaatın sonuçsuz kalması üzerine davalarını açtıkları yönündeki beyanları ve 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin 2/b fıkrası uyarınca (Daire kararında sehven 27. madde yazılmıştır) ivedi yargılama usulüne tabi davalarda aynı Kanun'un 11. maddesinin uygulanamayacağı hususları da göz önüne alındığında, davacıların davaya konu işlemi 03/12/2019 tarihinde öğrendikleri sabit olmakla birlikte, davanın bu tarihten itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde, yani en son 03/02/2020 (Pazartesi) tarihinde açılması gerektiği, kaldı ki dava konusu işlemi en geç idareye başvurdukları 27/12/2019 tarihinde öğrendikleri kabul edilse dahi, altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde, yani en son 25/02/2020 (Salı) tarihinde açılması gereken davanın, 01/04/2020 tarihinde açılması nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle, <br>davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, acele kamulaştırma kararını öğrenme tarihinden itibaren 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine açılan davada süre aşımı bulunmadığı, esas yönünden ise dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmuş, … AŞ. tarafından ise, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 16/11/2022 tarih ve E:2021/1565, K:2022/9762 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3.Kesin olarak, 15/03/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br><br>KARŞI OY <br>X- Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrasında, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış, 125. maddesinin üçüncü fıkrasında 40. maddedeki düzenlemenin devamı niteliğinde, "İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmüne yer verilmiştir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde genel dava açma süresi düzenlenmiş, 11. maddesinde ise, dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesinin üst makamdan, üst makam yoksa işlemi tesis eden makamdan istenilmesine izin veren idari başvuru yolu öngörülmüş ve söz konusu idari başvurunun dava açma süresini durduracağı ve kalan sürede dava açılabileceği düzenlenmiştir.<br>Ancak nitelikleri gereği bazı idari işlemlere karşı yasalarla özel dava açma süreleri getirilmiş ve 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak başvurunun, dava açma süresini etkilemeyeceği düzenlenmiştir. <br>2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü de bu kapsamda yer almakta olup, anılan maddede ivedi yargılama usulüne tabi işlemlere karşı dava açma süresinin, genel dava açma süresinden farklı olarak 30 (otuz) gün olduğu ve Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. <br>İdari işlemden hak ve menfaati etkilenen kişilere, bu işleme karşı başvurulabilecek tüm idari ve yargısal yolların ve merciilerin gösterilmesi, mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı, dolayısıyla hak arama hürriyetinin sağlanması bakımından önem arz etmektedir. <br><br>Dolayısıyla ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerin ilgililere bildirilmesi sırasında, söz konusu işleme karşı 30 gün içinde dava açılması gerektiği ve dava açmadan önce 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun, işlemeye başlayan dava açma süresini etkilemeyeceğinin işlemde açıkça belirtilmesi, aktarıldığı üzere anayasal bir zorunluluktur. <br>Öte yandan, davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ve özel bir yargılama niteliği taşıyan ivedi yargılama usulünü ve bu usule tâbi işlerde geçerli olan dava açma süresini bilmeleri mümkün olamayacağı gibi, anılan Kanun'un 11. maddesi uyarınca idari merciye başvurulup başvurulamayacağını, başvuruya verilen cevap ya da zımni ret işlemi üzerine kalan sürede dava açıp açılamayacağını bilmeleri de mümkün değildir.<br>Başka bir ifadeyle, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, ivedi yargılama usulüne tabi işlemin iptali istemiyle 30 gün olan özel dava açma süresi içinde dava açılabileceğinin ve anılan usulde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı hususunun idari işlemde açıklanması durumunda, idari işlemin tebliğ tarihinden itibaren, anılan özel dava açma süresi içerisinde dava açılması gerektiği kabul edilmelidir.<br><br>Bu doğrultuda, dosyadaki bilgi belgelerin incelenmesinden, davacılara acele kamulaştırma kararı tebliğ edilmediğinden, bu karardan acele el koyma kararı ile haberdar oldukları ancak bu kararın da kendilerine tebliğ edilmediği, evrakları bizzat Mahkemeden 03/12/2019 tarihinde elden teslim aldıkları ve dava açma süresinin 24. günü olan 27/12/2019 tarihinde TEİAŞ'a başvurdukları anlaşılmaktadır. Bu başvurunun 60 günlük sürede cevap verilmeyerek reddedilmesi üzerine, kalan dava açma süresi olan 36 gün içinde, 01/04/2020 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, temyiz istemine konu Daire kararının, uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi için bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.</font></p></body></html>

kamulaştırma