<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2019/1932 E. , 2023/4041 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2019/1932<br>Karar No : 2023/4041 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odası (.. Şubesi) <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Ankara ili, Çankaya ilçesi, …Mahallesi, … ada, … sayılı parsele ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin kabulüne dair … tarihli ve …sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararının iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığın çözümü için Mahkemenin 12/02/2016 tarihli kararıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bu karar doğrultusunda, 22/02/2016 tarihli yazıyla, davacıdan bilirkişi ücreti ve keşif harcının onbeş gün içerisinde yatırılmasının istenildiği, davacının bilirkişi ücreti avansını süresinde yatırmadığı, Mahkemece ikinci kez 16/11/2017 tarihli ara kararı ile davacıdan bilirkişi ücreti ve keşif harcının 30 gün içerisinde yatırılmasının istenildiği, davacı tarafından, 09/01/2018 tarihli dilekçe sunularak söz konusu avansın Maliye Hazinesinden karşılanmasının talep edildiği, bakılan dava, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıf yapılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre davacının, üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerden olmadığından bilirkişi avansının hazineden karşılanmasının zorunlu olmadığı, ayrıca davacı oda tarafından adli yardım talebinde de bulunulmadığının anlaşıldığı, bu doğrultuda dava konusu uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle Mahkemece mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesine rağmen davacı tarafından bilirkişi ücreti ve keşif harcının yatırılmaması nedeniyle davacının bilirkişi incelemesi delili ikamesinden vazgeçmiş sayılacağı ve dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre iddiasını ispatlayamadığı hususları göz önüne alındığında, davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek; uyuşmazlığa konu olayda, taşınmaz ve çevresinin 1988 yılında ilk kez belirlenen "Yeşil Alanlar" kullanımının 2002 yılında E:0,05 yapılaşma koşulu ile “spor ve rekreasyon alanı“ olarak devam ederken, yapılaşma koşulunda değişikliğe gidilmeden minumum ifraz miktarı (5000 m²) ile maksimum kat yüksekliği (Hmax:2 Kat) belirlenmek suretiyle dava konusu işlemle "özel spor,ticari rekreasyon alanı”na ayrıldığı, bu haliyle dava dilekçesinde öne sürüldüğü anlamda spor ve rekreasyon alanı kullanımına son verilmediği, özel kişiler tarafından yapılaşmaya gidilmesine olanak sağlandığı, ancak bu kullanımların kamu tarafından gerçekleştirilmesini ortadan kaldıracak şekilde bu kullanımlarda kayıp da olmadığı, yapılaşma koşulunun değişmediği, malikleri tarafından özel ibaresi eklenmesine karşı dava da açılmadığı göz önünde tutulduğunda dava dilekçesinde öne sürülen hususların dayanaktan yoksun olduğu görüldüğünden davanın reddi yolunda verilen istinafa konu mahkeme kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu parselin kamu kullanımına açık spor ve rekreasyon alanı kullanımında iken özel spor ve ticari rekreasyon alanı kullanımına dönüştürülmesi sonucunda vatandaşların kullanımına kapatıldığı, sadece karşılığında ücretini ödeyebilecek vatandaşların kullanımına açıldığı ve bu nedenle kamusal bir yararın söz konusu olmadığının açık olduğu, idare kamulaştırma yapmasın veya kamulaştırmasız el atma davalarında çıkacak tazminatları ödemesin diye imar planı değişikliği yapılamayacağı, belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının; kamulaştırmasız el atma davaları nedeniyle idarenin maddi külfet altına girmemesi amacıyla kamusal kullanımın özele çevrilmesine ilişkin olarak tesis edilen işleminin amacının imar planı değişikliğine esas teşkil edebilecek herhangi bir hukuki geçerliliğinin bulunmadığı, "özel spor ve ticari rekreasyon alanı" kullanımın mevzuat uyarınca başına "özel" ibaresi getirilebilecek kullanımlardan olmadığı gerekçesiyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : Dava konusu Ankara ili, Çankaya ilçesi, …Mahallesi, … ada, … sayılı parseli kapsayan alanda Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararı ile kabul edilen Dikmen Nazım İmar Planında (I. Etap) 24.715 m² yüzölçümlü uyuşmazlık konusu taşınmaz ve çevresinin "yeşil alanlar" lejandında gösterildiği, aynı kullanımın Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, …sayılı kararıyla kabul edilen 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planında da devam ettiği, Çankaya Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararı ile uygun görülerek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanınca 19/02/2002 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli Keklikpınarı II. Etap Uygulama İmar Planı Değişikliği kapsamında E:0,05 yapılaşma koşulu ile “spor ve rekreasyon alanı“ kullanımına ayrıldığı, anlaşılmaktadır.<br>Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin kabulüne ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi … tarihli ve … sayılı kararında; "... Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığı'nın (EİDB) … gün ve … sayılı yazı ile; … Mahallesi …ada … nolu parselin "Spor ve Rekreasyon Alanı" olan kullanımının kamulaştırmasız el atma davaları nedeniyle İdaremizin maddi külfet altına girmemesi için özel amaçlı bir kullanım olarak "Özel Spor, Ticari Rekreasyon vb." kullanıma dönüştürülmesi istendiği..." belirtilmek suretiyle, dava konusu parselin "özel spor,ticari rekreasyon alanı” olarak belirlendiği ve plan notları kısmında; 1- Özel spor, ticari rekreasyon alanında E:0.05, Hmax:2 Kat’tır, 2- Özel spor, ticari rekreasyon alanında minumum ifraz 5000 m²'dir şeklinde iki adet plan notunun öngörüldüğü görülmektedir.<br> Bunun üzerine görülmekte olan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>3194 sayılı İmar Kanununun "Tanımlar" başlıklı 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak tanımlanmıştır.<br>3194 sayılı İmar Yasasının "Amaç" başlıklı 1.maddesinde; "Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir." hükmünü düzenlemektedir.<br>3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesinde: "Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.<br>İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder." hükmü yer almaktadır. <br> Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-2 Tablo Açıklamalar kısmının 8 sayılı maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde: "Düzenleme Ortaklık Payından elde edilmemiş Özel Kreş + Anaokulu, Özel İlköğretim, Özel Ortaöğretim, Özel Sağlık Tesisi, Özel Kültürel Tesis, Özel Sosyal Tesis Alanları; imar planı kararıyla ayrılmak, kamu ve özel altyapı oranları ilgili yatırımcı Bakanlık veya kamu kuruluşunca belirlenmek kaydıyla, bu tabloda belirtilen kişi başına asgari standart değerinin içinde yer alır." hükmü düzenlenmektedir.<br>Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 5. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde:" Sosyal altyapı alanları: Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isimdir." olarak tanımlanmaktadır.<br>İşlem tarihinde yürürlükte olan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin "Sosyal ve kültürel altyapı alanları" başlıklı 2.maddesinin (a) bendinde; "Yeşil alanlar: Toplumun yararlanması için ayrılan oyun bahçesi, çocuk bahçesi, dinlenme, gezinti, piknik, eğlence, rekreasyon ve kıyı alanları toplamıdır. Metropol ölçekteki fuar, botanik ve hayvan bahçeleri ile bölgesel parklar bu alanlar kapsamındadır.", (ac) alt bendinde; "Piknik ve eğlence (rekreasyon) alanları: Kentin açık ve yeşil alan ihtiyacı başta olmak üzere, kent içinde ve çevresinde günü birlik kullanıma yönelik ve imar planı kararı ile belirlenmiş; eğlence, dinlenme, piknik ihtiyaçlarının karşılanabileceği lokanta, gazino, kahvehane, çay bahçesi, büfe, otopark gibi kullanımlar ile, tenis, yüzme, mini golf, otokros gibi her tür sportif faaliyetlerin yer alabileceği alanlardır. Bu alanda yapılacak yapıların emsali (0,05) i, kat adedi 2`yi, asma katlı yapılarda (9.30) m.yi, asma katsız yapılarda (8,30) m.yi geçemez." hükmü yer almaktadır.<br>İşlem tarihinde yürülükte olan İmar Kanununun 18 İnci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi Ve Arsa Düzenlemesi İle İlgili Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 12.maddesi; "Düzenleme sahasında bulunan okul, hastane, kreş, belediye hizmet veya diğer resmi tesis alanı gibi umumi tesislere ayrılan alanların parselleri düzenlemeye giren parsellerin alımları oranında pay verilmek suretiyle hisselendirilir."hükmünü düzenlemektedir.<br>İmar planında ticari rekreasyon alanı olarak ayrılan taşınmazla ilgili bireysel başvuruya ilişkin Anayasa Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli, Başvuru No:2017/31624 sayılı Selçuk İnce kararında,"Somut başvuruda da başvurucuya ait taşınmaz uygulama imar planında rekreasyon alanı olarak ayrılmıştır. Başvurucu bu taşınmazı 24/2/2015 tarihinde satış yoluyla edinmiştir. Fakat sonrasında imar planında değişikliğe gidilmiş ve taşınmazın vasfı ticari rekreasyon alanı olarak değiştirilmiştir. Ankara Büyükşehir Belediyesinin 11/5/2015 tarihli kararıyla da imar planı değişikliği onaylanmıştır. <br> İmar planlarında kamu hizmetine ayrılan taşınmazların belirli bir süre içerisinde kamulaştırılması gerektiği, kamulaştırma süresinin uzamasının mülkiyet hakkının tanıdığı yetkilerin kullanımı noktasında belirsizliğe yol açacağı kuşkusuzdur. Fakat somut başvuru mülkiyet hakkı üzerinde oluşan müdahalenin ölçülülüğü yönünden yukarıda anılan başvurudan farklılaşmaktadır. Buna göre başvurucu söz konusu taşınmazı 24/2/2015 tarihinde satış yoluyla edinmiştir. Başvurucunun taşınmazın maliki olduğu tarihten, imar planı değişikliğinin yapıldığı tarihe kadar geçen yaklaşık üç aylık sürenin de müdahalenin ölçüsüz hâle gelmesine yol açmadığı açıktır. Buna göre imar planı değişikliği sonucunda taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılması durumu sona ermiştir. Plan değişikliğiyle taşınmazın vasfı ticari rekreasyon alanı olarak belirlenmiştir.<br>...Diğer taraftan taşınmazın ticari rekreasyon alanı olarak belirlenmesinin kamu yararına olmadığını ve bu nedenle iptali gerektiğini ileri süren başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden söz konusu imar planı değişikliğinin iptali istemiyle idari yargı yerlerinde iptal davası açabilmesi de mümkündür. Bunun da mülkiyet hakkının korunması çerçevesinde imar planı değişikliğinin hukuki olup olmadığını denetlemeye imkânı tanıması nedeniyle önemli bir güvence olduğu söylenebilir.<br>Sonuç olarak uyuşmazlığa konu taşınmazın rekreasyon alanı olarak belirlenen imar durumu sonradan ticari rekreasyon alanına dönüştürülmüş, böylece taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılmasından vazgeçilmiştir. Taşınmazın imar durumunun bu şekilde belirlenmiş olması da bir müdahale teşkil etmekle birlikte söz konusu müdahalenin taşınmazın özel amaçlarla kullanımını engellemediği ve mülkiyetin kamu yararına kullanımının düzenlenmesi çerçevesinde kamu makamlarının geniş takdir yetkilerinin olduğu dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla başvurucunun imar planı değişikliğine karşı dava açma imkânının olduğu ve ayrıca imar durumu değiştirilinceye kadar olan dönem için başvuruya konu davada bir tazminat talebinin de bulunmadığı dikkate alındığında müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı ve müdahalenin ölçülü olduğu kanaatine varılmıştır." denilmiştir.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Uyuşmazlık konusu olayda davacı Oda tarafından; plan değişikliğinin bilimsel teknik gerekçeye dayanmadığı, alanın ticarileşmeye açılmakta olduğu, idare aleyhine kamulaştırma davalarının açılmasının önlenmesi amacıyla plan değişikliği yapıldığı, eşdeğer alan ayrılmadığı ve kamu yararı amacıyla çeliştiği ileri sürülerek bakılan davanın açıldığı, temyiz dilekçesinde de; parselin kamu kullanımına açık spor ve rekreasyon alanı kullanımında iken özel spor ve ticari rekreasyon alanı kullanımına dönüştürülmesi sonucunda vatandaşların kullanımına kapatıldığı, sadece karşılığında ücretini ödeyebilecek vatandaşların kullanımına açıldığı ve bu nedenle kamusal bir yararın söz konusu olmadığının açık olduğu, idare kamulaştırma yapmasın veya kamulaştırmasız el atma davalarında çıkacak tazminatları ödemesin diye imar planı değişikliği yapılamayacağı, hususlarının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.<br>Yukarıda anılan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-2 Tablo Açıklamalar kısmının 8 sayılı maddesinde sayılan ve özel sektör tarafından yerine getirilebilecek kamu hizmetleri arasında spor alanının ve rekreasyon alanının yer almadığı görülmektedir. <br>Uyuşmazlık konusu parselin kamu ortaklık payı niteliğindeki "spor ve rekreasyon alanı" olan kullanımı, "özel spor ve ticari rekreasyon alanı"na çevrilmiştir. İşlemin gerekçesinden, dava konusu imar planı değişikliği işleminin, kamulaştırmasız el atma davaları nedeniyle idarenin maddi külfet altına girmemesi amacıyla kamusal kullanımın özele çevrilmesinden ibaret olduğu anlaşılmakta olup belirtilen bu amacın imar planı değişikliğine esas teşkil edebilecek herhangi bir hukuki geçerliliğinin bulunmadığı açıktır. <br>Bu durumda, amacı ve kapsamı bakımından dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.<br>Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun; dava dilekçesinde öne sürüldüğü anlamda spor ve rekreasyon alanı kullanımına son verilmediği, özel kişiler tarafından yapılaşmaya gidilmesine olanak sağlandığı, ancak bu kullanımların kamu tarafından gerçekleştirilmesini ortadan kaldıracak şekilde bu kullanımlarda kayıp da olmadığı, yapılaşma koşulunun değişmediği, malikleri tarafından özel ibaresi eklenmesine karşı dava da açılmadığı göz önünde tutulduğunda dava dilekçesinde öne sürülen hususların dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/04/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
kamulaştırma