<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/2904 E.  ,  2025/24 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/2904<br>Karar No : 2025/24 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-...<br> VEKİLİ : Av. ...<br> 2-... Büyükşehir Belediye Başkanlığı<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 25/09/2024 tarih ve E:2024/1413, K:2024/4903 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Kocaeli ili, Dilova ilçesi sınırları içerisinde “rezerv yapı alanı” olarak belirlenen sahada yer alan ve ekli listede belirtilen taşınmazların Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/07/2022 tarih ve 31890 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 30/12/2021 tarih ve 31705 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/12/2021 tarih ve 5034 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, Kocaeli ili, Dilovası ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 25/09/2024 tarih ve E:2024/1413, K:2024/4903 sayılı kararıyla;<br> Davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiş,<br>Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. ve 27. maddeleri ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesi, 2. maddesinin 1. fıkrası ve 6. maddesinin 2. fıkrasına yer verilerek,<br>07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yönünden;<br>Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliğinin düzenlendiği, <br> 2942 sayılı Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usulün düzenlendiği, <br>Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin bulunmadığı, <br>Acele kamulaştırma usulünün ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörüldüğü, <br>Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığının arandığı ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanındığı; anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebildiği, <br>2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerektiği, <br>Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu, <br>Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği,<br>Yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerektiği, <br> Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanın, bölgede imar mevzuatına aykırı konut sayısının bir hayli fazla olduğu, alanın Kuzey Anadolu Fay Zonunun (KAFZ) kuzeyinde ve 1. derece deprem bölgesinde olması ve deprem afetine maruz bir konumda yer alması nedeniyle olası depremde yapıların hasar göreceği, Dilova bölgesinde hava kirliliğine bağlı olarak akciğer kanserine yakalanma oranında ciddi artış ve akciğer kanseri gelişme riskinin fazla olduğu, kanserden ölüm oranının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu, bölgede hava kirliliğinin trafiğin ve gürültünün had safhada olduğu, sanayi kuruluşlarının yoğun olmasından dolayı trafiğin kilitlendiği, halkın hava kirliliği ve sağlık sorunlarının bertaraf edilebilmesi için sanayi bölgeleri ile iç içe geçmiş sağlıksız konut alanlarının planlı kentleşme kriterlerine göre en uygun alana desantralize edilmesi gerektiği, böylelikle insan sağlığı açısından risk teşkil eden, sürdürülebilirlik sorunu yaşanan alanların iyileştirilmesine olanak sağlanması gerekçeleriyle alanın rezerv yapı alanı olarak ilan edildiği, afet riski altında bulunan Dilova ilçesinin rezerv alana taşınması amacıyla dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı, davalı idarenin savunma dilekçesinde Kocaeli Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından hazırlanan Kocaeli İl Afet Müdahale Planında yer alan afet senaryosuna göre olası bir depremde, Dilovası ilçesinde 3149 ağır hasarlı, 867 yıkık bina olmak üzere 4016 yapının kullanılamaz hale geleceği, 1874 orta hasarlı yapının da kullanılmaya devam edilmesi halinde risk barındıracağının öngörüldüğü ve bu rakamların deprem gerçekleşmeden önce tedbir alınması gerekliliğini ortaya koyduğu, bu rapor ile şehrin tekrar iskan edilmesi gerektiğinin belirtildiği hususuna yer verildiğinin anlaşıldığı, <br>6306 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 2. fıkrasında; bu Kanun'a göre gerçekleştirilen uygulamalar kapsamında, idareye verilen özel acele kamulaştırma yetkisinin, idarenin, şartlarının oluşması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi çerçevesinde acele kamulaştırma kararı almasına engel bir düzenleme olarak görülemeyeceği; başka bir deyişle, acelelik hali ve kamu yararı şartlarının varlığı durumunda, Cumhurbaşkanı Kararıyla 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi hükmüne dayanılarak acele kamulaştırma yapılabileceği,<br>Uyuşmazlıkta, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alanın "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı işleminin uyuşmazlığa konu taşınmaz bakımından halihazırda yürürlükte olduğunun görüldüğü, <br>Bu kapsamda, uyuşmazlık özelinde, "Rezerv Yapı Alanı" ilanının hukuka uygunluğundan ziyade, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanın "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilmesinin, acele kamulaştırma için gerekli olan acelelik halinin varlığı konusunda, yeterli bir dayanak teşkil edip etmeyeceği hususunun değerlendirilmesi gerektiği, <br>2942 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, Cumhurbaşkanınca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, kamulaştırma yöntemi konusunda özel bir düzenleme getirildiği, <br> "Rezerv Yapı Alanı" tanımı, 6306 sayılı Kanun'un, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak belirtilen genel amacıyla birlikte değerlendirildiğinde, "Rezerv Yapı Alanı"na yönelik ilanların, iskan projesi niteliği taşıdığının açık olduğu, kaldı ki 6306 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, bu Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmaların, 2942 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılacağının açıkça düzenlendiği, <br>Buna göre, "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen bölgede gerçekleştirilecek projelerde, kamulaştırma ile ilgili diğer hususların yerine getirilmiş olması koşuluyla acelelik halinin bulunduğunun tartışmasız olduğu, nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/06/2021 tarih ve E:2021/1179, K:2021/1308 sayılı kararının da bu yönde olduğu,<br>Bu durumda; davaya konu acele kamulaştırma kararının iskân projesinin gerçekleştirilmesi amacıyla alındığı, projenin bütünselliği kapsamında projenin tamamının birlikte yapılması gerekliliği dikkate alındığında, iskan projesinin bir an önce tamamlanması gerekliliği, ayrıca 1. derece deprem bölgesinde bulunan alanın, deprem afetine maruz bir konumda yer alması nedeniyle olası bir depremde yapıların hasar görecek olması sebebiyle, deprem gerçekleşmeden önlem alınarak fen ve sanat normlarına uygun sosyal donatı alanları ve altyapısı olan depreme dayanıklı yapıların bulunduğu yeni yerleşim alanı üretilmesi, depreme hazırlık yapılması için Dilova ilçesinin rezerv alana bir an önce taşınması, depremin etkilerinin ve can ve mal kayıplarının en aza indirilmesi için iskân projesinin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında, dava konusu edilen acele kamulaştırma kararının dayanağı olan iskan projesinde kamu yararı bulunduğu açık olup, iskan projesinin bir an önce tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin de bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka aykırılık bulunmadığı, <br>29/12/2021 tarih ve 5034 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yönünden;<br>Davacıya ait uyuşmazlığa konu ... ada... parselin, dava konusu 29/12/2021 tarih ve 5034 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın eki liste kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin niteliği göz önünde bulundurulduğunda davacının, dava konusu 5034 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle, <br>5786 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yönünden davanın reddine, 5034 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.<br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, konuya ilişkin mevzuat uyarınca, riskli ve rezerv yapı alanlardaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesinin kesin kural olduğu, davalıların ise 6306 sayılı Kanun'daki kurallara rağmen doğrudan acele kamulaştırma yolunu tercih ettiği, kanunda belirtilen koşulların sağlanmaması halinde ancak acele kamulaştırma yoluna gidebilecekken, bu süreç izlenmeden ve doğrudan dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılması yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğu; uyuşmazlık konusu taşınmazı da kapsayan alanın, rezerv alan ilan edilmesini gerektirecek 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği'nin öngördüğü koşullarda detaylı bir teknik inceleme yapılmadığı gibi acelelik halinin de bulunmadığı, 5786 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlık konusu parsel yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'UN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırma kararı "Rezerv Yapı Alanı" ilanına dayanmaktaysa da, "Rezerv Yapı Alanı" ilanının, 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği uyarınca bilimsel ve teknik verileri içeren detaylı bir incelemeye dayalı olmadığı anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen alanda bulunmasının tek başına acele kamulaştırmaya dayanak teşkil edemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının temyize konu kısmının bozularak, 5786 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın davanın reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 25/09/2024 tarih ve E:2024/1413, K:2024/4903 sayılı kararının temyize konu davanın reddine yönelik kısmının ONANMASINA, <br>3.Kesin olarak, 15/01/2025 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br><br>KARŞI OY <br><br>X-Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. <br> Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. <br> Bu kapsamda, üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de, kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin, maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerektiği açıktır. <br> Nitekim, anılan maddenin gerekçesinde de, acele ve istisnai hallerde, Kanun'un önceki hükümlerine uyulması çeşitli sakıncalar yaratabileceği gibi, kamunun büyük zararlara uğramasının da muhtemel olabileceği belirtilerek, maddede belirtilen şartların varlığına bağlı olarak kıymet takdiri dışındaki bazı kanuni işlemler sonraya bırakılarak, maddede öngörülen süre ve şekilde taşınmaza el konulması düzenlenmiştir.<br> Kısacası, acele kamulaştırma, olağanüstü bir kamulaştırma usulü olup istisnai durumlarda uygulanacak bir yöntemdir. Bu nedenle, acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik gerekli tespitler yapılıp sebeplerin de somut olarak belirtilmesi suretiyle uygulanmalıdır. Olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında bu yöntemin uygulanması halinde uygulanma gerekçesinin, olağanüstü durumların, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulması suretiyle acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir. <br> Ayrıca, acele kamulaştırmanın özel ve istisnai koşullarının gerçekleşmiş olduğunun tespit edilebilmesi, dava konusu edilmemiş olsa bile, acele kamulaştırmaya dayanak idari işlemlerin denetimini de gerekli kılar. <br> Nitekim, uyuşmazlıkta, dava konusu acele kamulaştırma kararının, Kocaeli ili, Dilova ilçesi, Tavşancıl 2 Mahallesi sınırları içerisinde dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu alanın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemiyle "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilmesine dayalı olarak alındığı anlaşılmaktadır.<br> Bu nedenle, acele kamulaştırma için gerekli acelelik hali ve kamu yararı şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ortaya konulabilmesi, "Rezerv Yapı Alanı" ilanının somut, teknik ve bilimsel verilere dayanıp dayanmadığının denetimi ile mümkündür.<br> 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu belirtilmiş, 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Rezerv yapı alanı", bu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya re'sen, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenen alanlar olarak tanımlanmıştır. <br> 05/12/2012 tarih ve 28498 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin "Rezerv yapı alanının tespiti" başlıklı 4. maddesinin 4. fıkrasında, "Rezerv yapı alanlarda, Kanunun amacı çerçevesinde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek ve Kanunda öngörülen amaçlar çerçevesinde kullanılmak üzere; a) Riskli alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapılarda ikamet edenlerin nakledileceği rezerv konut ve işyerleri, b) Gelir ve hasılat getirecek her türlü uygulama, c)Yerleşim yerlerinin ihtiyacı olan sosyal, teknik ve kültürel altyapı ve üstyapı tesisleri ile çevre düzenlemeleri, yapılabilir ve bu alanlar yeni yerleşim alanı olarak kullanılabilir." düzenlemesi yer almaktadır.<br> Bu düzenlemelerden hareketle, "Rezerv Yapı Alanı" ilanının, riskli olduğu tespit edilen alanlar ya da yapılarda ikamet edenlerin nakledilebileceği, yeni güvenli ve sağlıklı yaşam çevrelerinin teşkili amacıyla yapılması, ilandan önce ise afet riski altında alan ya da yapılar bulunduğunun teknik ve bilimsel olarak ortaya konulması gerektiği açıktır.<br> Dosyanın incelenmesinden, "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen bölgede uzlaşma sağlanamayan taşınmazlara ilişkin olarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma işlemlerine başlanılmasının talep edilmesi üzerine dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın alındığı görülmektedir.<br> Uyuşmazlıkta, Kocaeli ili, Dilova ilçesindeki mevcut yapıların afet riski taşıdığına dair teknik bir raporun bulunmadığı, ayrıca davalı idareler tarafından, bu alanla ilgili olarak 6306 sayılı Kanun kapsamında alınmış bir "Riskli Alan" ilanı kararının ya da mevcut yapıların "Riskli Yapı" olarak belirlendiğine ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgenin de dava dosyasına sunulmadığı görüldüğünden, "Rezerv Yapı Alanı" ilanının, yukarıda belirtildiği gibi, 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği uyarınca bilimsel ve teknik verileri içeren detaylı bir incelemeye dayalı olmadığı anlaşılmaktadır.<br> Bu durumda, dava konusu taşınmazın "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen alanda bulunmasının tek başına acele kamulaştırmaya dayanak teşkil edemeyeceği de göz önünde bulundurulduğunda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulmadığı anlaşıldığından, dava konusu acele kamulaştırma kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının temyize konu davanın reddine yönelik kısmının bozularak, 5786 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.<br> <br><br><br></font></p></body></html>

kamulaştırma