<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2025/2603 E. , 2025/3591 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br> Esas No : 2025/2603<br> Karar No : 2025/3591<br><br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı - ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br> <br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacının, Antalya İli Muratpaşa İlçesi ... Mahallesi ... ada ... sayılı parselde bulunan taşınmazı kapsayan alanda yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği neticesinde anılan parsele ilişkin değer artış payı bedelinin 2.400.000,00-TL olarak belirlenmesine yönelik davalı Muratpaşa Belediye Başkanlığı işlemine karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin aynı idarenin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemine ilişkindir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Anayasa Mahkemesi'nin 04/10/2023 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan 18/05/2023 tarih ve E: 2020/42 ve K: 2023/99 sayılı kararı ile 3194 sayılı İmar Kanunu’nun EK 8. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…artan değerinin tamamı…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesi ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesi gereğince kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, uyuşmazlıkta; dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararıyla iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmü dayanak alınarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının yürürlük tarihinin dava konusu işlemden ileri bir tarih olduğu, tesis edilen işlemin davanın açıldığı tarihteki mevzuata uygun olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz kararında yazılı gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: Davacının, Antalya İli Muratpaşa İlçesi ... Mahallesi ... ada ... sayılı parselde bulunan taşınmazı kapsayan alanda yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği neticesinde anılan parsele ilişkin değer artış payı bedelinin 2.400.000,00-TL olarak belirlenmesine yönelik davalı Muratpaşa Belediye Başkanlığı işlemine karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin aynı idarenin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 73. maddesinin 3. fıkrasında, "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." 4. fıkrasında, "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir" hükmü bulunmaktadır. <br>2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un idare mahkemelerinin görevlerini belirleyen 5. maddesinde, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal davalarını, tam yargı davalarını ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları çözümleyeceği; vergi mahkemelerinin görevlerini belirleyen 6. maddesinde de, vergi mahkemelerinin, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uygulanmasına ilişkin davaları çözümleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 34. maddesinin 1. fıkrasında; imar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkemenin taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesi olduğu belirtilmiştir.<br>14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 12. maddesiyle 3194 sayılı Kanun’a eklenen Ek 8. maddenin işlem tarihindeki haliyle; 4. fıkrasında, taşınmaz maliklerinin tamamının talebi üzerine ada bazında yapılacak imar planı değişikliği sonucunda değerinde artış olan arsanın artan değerinin tamamının değer artış payı olarak alınacağı; 5. fıkrasında, değer artış payının, en geç taşınmazın ilk satışında veya ruhsat aşamasında taşınmaz maliklerince ödeneceği; 6. fıkrasında, taşınmazın değer artışına tabi olduğunun tapu kütüğüne şerh edileceği, emsal, inşaat alanı, yapı yüksekliği ve kullanım amacı değiştirilmemek kaydıyla yapılacak ruhsat tadilatları hariç, değer artış payı ödenmeden yapı ruhsatı düzenlenemeyeceği; 7. fıkrasında, değer artış payı tutarlarının taşınmaz maliklerince Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (Bakanlık) muhasebe birimi hesabına yatırılacağı, yatırılan tutarların fıkranın (a) bendi uyarınca büyükşehir belediyesinin olduğu illerde %25’inin büyükşehir belediyesinin ilgili hesabına, %25’inin ilgili ilçe belediyesinin ilgili hesabına ve %25’inin Bakanlığın dönüşüm projeleri özel hesabına; (b) bendi uyarınca büyükşehir belediyesi olmayan illerde %40’ının imar planı değişikliğini onaylayan idarede açılacak ilgili hesaba, %30’unun Bakanlığın dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılacağı; (c) bendine göre ise Bakanlıkça onaylanan imar planı değişikliğinden kaynaklanan değer artışının %75’inin Bakanlığın dönüşüm projeleri özel hesabına, kalan değer artış payının; büyükşehir belediyesinin olduğu illerde %15’inin büyükşehir belediyesinin ilgili hesabına, %10’unun ilgili ilçe belediyesinin ilgili hesabına; büyükşehir belediyesi olmayan yerlerde ise Bakanlık payının dışındaki kalan değer artış payının tamamının plan değişikliğinin yapıldığı yerdeki ilgili idarenin açılacak ilgili hesabına aktarılacağı, (a) bendine göre kalan değer artış payının %25’i, (b) bendine göre kalan değer artış payının %30’u ile imar planı değişikliğinin diğer genel bütçeli idareler tarafından onaylanması durumunda değer artış payının tamamının genel bütçeye gelir kaydedileceği; 9. fıkrasında, bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça belirleneceği kurala bağlanmıştır.<br>Anılan kural uyarınca çıkarılan ve 15/09/2020 tarih ve 31245 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren İmar Planı Değişikliğine Dair Değer Artış Payı Hakkında Yönetmeliğin değer artış payının ödenmesine ilişkin 13. maddesinin 1. fıkrasında, değer artış payının, en geç taşınmazın ilk satışında veya inşaat ruhsatının alımı aşamasında önce Bakanlığın muhasebe birimi hesabına ödeneceği; 3. fıkrasında, değer artış payının eksik ödendiğinin tespiti halinde ödenmeyen veya eksik ödenen payın 30 gün içinde ödenmesi gerektiğinin ilgiliye tebliğ edileceği, süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen payın ödenmesi gereken son günden ödendiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı oranında faiz uygulanarak aynı Kanun'a göre tahsil edileceği ve bu kapsamda tahsil edilen tutarların payın dağılım nispetinde ilgili idare veya kurumlara dağıtılacağı; 14. maddesinde ise, değer artış payının dağılımına ilişkin esasların belirlendiği, buna göre başvuru sahibi tarafından yatırılan değer artış payının Bakanlık muhasebe birimi tarafından 5 iş günü içerisinde ilgili idare veya kurumların hesaplarına aktarılacağı kurala bağlanmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Yukarıda metnine yer verilen 3194 sayılı Kanun’un Ek 8. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…artan değerinin tamamı…” ibaresinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu, Mahkemenin 04/10/2023 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan 18/05/2023 tarih ve E:2020/42 K:2023/99 sayılı kararında; öncelikle kurala konu değer artış payının hukuksal niteliğinin saptandığı, buna göre değer artış payının, taşınmaz maliklerinin tamamının talebi üzerine ada bazında yapılacak imar planı değişikliği sonucunda arsanın değerinde artış olması durumunda alındığı, dolayısıyla kamu gücüne dayalı olarak, tek taraflı bir iradeyle ve gereğinde zorla alınan söz konusu payın, belirtilen özellikleriyle benzeri mali yükümlülük kavramı içinde değerlendirilebilecek bir kamu geliri niteliği taşıdığı sonucuna ulaşıldığı görülmüştür. Yüksek Mahkeme tarafından; imar faaliyetlerinden dolayı bazı kimselerin mal varlığında meydana gelen değer artışından pay alınmasının, toplumsal ihtiyaçları gidermeyi esas alan kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülebilmesini sağlamaya yönelik finansmanın oluşturulması amacına hizmet etmekte ise de değer artışının tamamının değer artış payı olarak alınmasının, vergi, resim ve harç benzeri mali yükümlülük niteliğindeki değer artış payının oranının makul ve kabul edilebilir ölçüleri aştığı ve malike aşırı bir külfet yüklenmesine yol açtığı belirtilerek söz konusu ibarenin Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesince verilen söz konusu kararda "değer artış payı"nın hukuki nitelendirilmesinin vergi, resim, harç benzeri mali yükümlülük olarak yapılarak konunun mülkiyet hakkı açısından değerlendirildiği anlaşılmakta olup, bu paylardan kaynaklanan uyuşmazlıkların görüleceği yargı yerleri açısından bir belirleme yapılmadığından, anılan uyuşmazlıklar açısından görevli yargı yerinin belirlenmesinde 2576 ve 2577 sayılı Kanunların ilgili maddelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.<br>Uyuşmazlığın Anayasa Mahkemesince vergi, resim, harç benzeri mali yükümlülük olarak nitelendirilen "değer artış payı"ndan kaynaklandığı, taşınmaz maliklerince yapılan değer artış payı ödemelerinin işlem tarihindeki düzenleme uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (Bakanlık) muhasebe birimi hesabına yatırıldığı, sonrasında değer artış payı tutarlarının büyükşehir ve ilçe belediyelerinin hesapları ile Bakanlığın dönüşüm projeleri özel hesabına aktarıldığı, bu dağıtımdan sonra kalan değer artış payının genel bütçeye gelir kaydedildiği, uyuşmazlığa konu değer artış payına ilişkin iş ve işlemlerin İmar Kanunu'nun Ek 8. maddesi ile İmar Planı Değişikliğine Dair Değer Artış Payı Hakkında Yönetmelik'in ilgili hükümleri uyarınca Bakanlıkça gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.<br> İdari yargı düzeni içerisinde idare mahkemelerinin genel görevli yargı mercii olarak kabul edildiği, vergi mahkemelerinin ise sadece kanunda sayılan genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevli kılındığı, söz konusu düzenlemede tahsilatı yapan idareye ait olan yani söz konusu idarelerin kendi yetki alanı içerisinde yasal olarak uygulamak ve ondan yararlanmak hakkına sahip olduğu mali yükümlülüklerden bahsedildiği, böyle bir durumda söz konusu idarelerin ilgili mevzuatları uyarınca tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerini yürütme yetkisine sahip olduğu, tahsili yapılan gelirlerin de ilgili genel bütçe veya yerel yönetim bütçesine kaydolunduğu; uyuşmazlığa konu değer artış payının ise, taşınmaz maliklerince Bakanlığa ait bir hesaba yatırıldıktan sonra Kanun'da öngörülen proje özel hesabına ve yerel yönetim kuruluşlarına ait hesaplara dağıtıldığı, dağıtımdan sonra yalnızca kalan bir kısmın genel bütçeye kaydedildiği, bu dağıtımın söz konusu payların kamu maliyesine ilişkin mevzuat uyarınca genel bütçeye henüz kaydedilmeden yapıldığı, kendisine pay aktarılan idarelerin bu payın tespiti, takibi ve tahsilinde her hangi bir yetkisinin bulunmadığı, bu haliyle ilgili idarelere gelir olarak aktarılan payın 2576 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (a) bendi ile öngörülen genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç benzeri bir mali yükümlülük olarak kabul edilemeyeceği, bu nitelikte olmayan yükümlülüklere ilişkin benzer uyuşmazlıkların da idare mahkemelerinde görülmekte olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın genel görevli idare mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br>Bu durumda; değer artış payına ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin idare mahkemesi olduğu anlaşıldığından, davanın görev yönünden reddi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenip verilen Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekmektedir.<br>Nitekim; Danıştay Başkanlar Kurulu'nun 02/06/2025 tarih ve E:2025/13, K:2025/1 sayılı kararı da bu yöndedir.<br><br>KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;<br>Davalının temyiz isteminin kabulüne,<br> ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 18/09/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
kamulaştırma