<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2025/4084 E. , 2025/3593 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br>Esas No : 2025/4084<br>Karar No : 2025/3593<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... San. Tic. A.Ş<br>VEKİLİ : Av. ...<br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı - ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br> <br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı şirketin, Antalya İli Kemer İlçesi ... sınırları içerisinde ... parsel numaralı taşınmazın "Konut Dışı Kentsel Çalışma Alanı" kullanımının "Akaryakıt ve LPG Servis İstasyonu Alanı" olarak düzenlenmesine yönelik 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, 1/5000 ölçekli İlave ve Revizyon Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli İlave ve Revizyon Uygulama İmar Planı değişikliği sonucunda anılan parsele ilişkin değer artış payı bedelinin 9.972.000,00-TL olarak belirlenmesine ilişkin davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemine ilişkindir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin 06/08/2024 tarihinde davacı şirketin adresinde tebliğ edildiği, davacı tarafından 09/08/2024 tarihinde değer artış payına itiraz edildiği, itirazın reddine dair yazının ise davacı şirkete 07/09/2024 tarihinde tebliğ edildiği, bu durumda dava konusu değer artış payına karşı en geç itirazın reddine yazının tebliğ tarihini izleyen otuz günlük yasal dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 15/11/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek bu kısım yönünden davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusu yönünden ise; davalı idare vekil ile temsil edildiğinden lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, ,istinaf başvurusunu kabulüyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 18.000,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davanın süresinde açıldığı, davalının vekil ile temsil edilmemesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz kararında yazılı gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: Davacı şirketin, Antalya İli Kemer İlçesi ... Mahalle sınırları içerisinde ... parsel numaralı taşınmazın "Konut Dışı Kentsel Çalışma Alanı" kullanımının "Akaryakıt ve LPG Servis İstasyonu Alanı" olarak düzenlenmesine yönelik 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, 1/5000 ölçekli İlave ve Revizyon Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli İlave ve Revizyon Uygulama İmar Planı değişikliği sonucunda anılan parsele ilişkin değer artış payı bedelinin 9.972.000,00-TL olarak belirlenmesine ilişkin davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 73. maddesinin 3. fıkrasında, "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." 4. fıkrasında, "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir" hükmü bulunmaktadır.<br>2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un idare mahkemelerinin görevlerini belirleyen 5. maddesinde, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal davalarını, tam yargı davalarını ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları çözümleyeceği; vergi mahkemelerinin görevlerini belirleyen 6. maddesinde de, vergi mahkemelerinin, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uygulanmasına ilişkin davaları çözümleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 34. maddesinin 1. fıkrasında; imar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkemenin taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesi olduğu belirtilmiştir.<br>14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 12. maddesiyle 3194 sayılı Kanun’a eklenen Ek 8. maddenin işlem tarihindeki haliyle; 4. fıkrasında, taşınmaz maliklerinin tamamının talebi üzerine ada bazında yapılacak imar planı değişikliği sonucunda değerinde artış olan arsanın artan değerinin tamamının değer artış payı olarak alınacağı; 5. fıkrasında, değer artış payının, en geç taşınmazın ilk satışında veya ruhsat aşamasında taşınmaz maliklerince ödeneceği; 6. fıkrasında, taşınmazın değer artışına tabi olduğunun tapu kütüğüne şerh edileceği, emsal, inşaat alanı, yapı yüksekliği ve kullanım amacı değiştirilmemek kaydıyla yapılacak ruhsat tadilatları hariç, değer artış payı ödenmeden yapı ruhsatı düzenlenemeyeceği; 7. fıkrasında, değer artış payı tutarlarının taşınmaz maliklerince Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (Bakanlık) muhasebe birimi hesabına yatırılacağı, yatırılan tutarların fıkranın (a) bendi uyarınca büyükşehir belediyesinin olduğu illerde %25’inin büyükşehir belediyesinin ilgili hesabına, %25’inin ilgili ilçe belediyesinin ilgili hesabına ve %25’inin Bakanlığın dönüşüm projeleri özel hesabına; (b) bendi uyarınca büyükşehir belediyesi olmayan illerde %40’ının imar planı değişikliğini onaylayan idarede açılacak ilgili hesaba, %30’unun Bakanlığın dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılacağı; (c) bendine göre ise Bakanlıkça onaylanan imar planı değişikliğinden kaynaklanan değer artışının %75’inin Bakanlığın dönüşüm projeleri özel hesabına, kalan değer artış payının; büyükşehir belediyesinin olduğu illerde %15’inin büyükşehir belediyesinin ilgili hesabına, %10’unun ilgili ilçe belediyesinin ilgili hesabına; büyükşehir belediyesi olmayan yerlerde ise Bakanlık payının dışındaki kalan değer artış payının tamamının plan değişikliğinin yapıldığı yerdeki ilgili idarenin açılacak ilgili hesabına aktarılacağı, (a) bendine göre kalan değer artış payının %25’i, (b) bendine göre kalan değer artış payının %30’u ile imar planı değişikliğinin diğer genel bütçeli idareler tarafından onaylanması durumunda değer artış payının tamamının genel bütçeye gelir kaydedileceği; 9. fıkrasında, bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça belirleneceği kurala bağlanmıştır.<br>Anılan kural uyarınca çıkarılan ve 15/09/2020 tarih ve 31245 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren İmar Planı Değişikliğine Dair Değer Artış Payı Hakkında Yönetmeliğin değer artış payının ödenmesine ilişkin 13. maddesinin 1. fıkrasında, değer artış payının, en geç taşınmazın ilk satışında veya inşaat ruhsatının alımı aşamasında önce Bakanlığın muhasebe birimi hesabına ödeneceği; 3. fıkrasında, değer artış payının eksik ödendiğinin tespiti halinde ödenmeyen veya eksik ödenen payın 30 gün içinde ödenmesi gerektiğinin ilgiliye tebliğ edileceği, süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen payın ödenmesi gereken son günden ödendiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı oranında faiz uygulanarak aynı Kanun'a göre tahsil edileceği ve bu kapsamda tahsil edilen tutarların payın dağılım nispetinde ilgili idare veya kurumlara dağıtılacağı; 14. maddesinde ise, değer artış payının dağılımına ilişkin esasların belirlendiği, buna göre başvuru sahibi tarafından yatırılan değer artış payının Bakanlık muhasebe birimi tarafından 5 iş günü içerisinde ilgili idare veya kurumların hesaplarına aktarılacağı kurala bağlanmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Yukarıda metnine yer verilen 3194 sayılı Kanun’un Ek 8. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…artan değerinin tamamı…” ibaresinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu, Mahkemenin 04/10/2023 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan 18/05/2023 tarih ve E:2020/42 K:2023/99 sayılı kararında; öncelikle kurala konu değer artış payının hukuksal niteliğinin saptandığı, buna göre değer artış payının, taşınmaz maliklerinin tamamının talebi üzerine ada bazında yapılacak imar planı değişikliği sonucunda arsanın değerinde artış olması durumunda alındığı, dolayısıyla kamu gücüne dayalı olarak, tek taraflı bir iradeyle ve gereğinde zorla alınan söz konusu payın, belirtilen özellikleriyle benzeri mali yükümlülük kavramı içinde değerlendirilebilecek bir kamu geliri niteliği taşıdığı sonucuna ulaşıldığı görülmüştür. Yüksek Mahkeme tarafından; imar faaliyetlerinden dolayı bazı kimselerin mal varlığında meydana gelen değer artışından pay alınmasının, toplumsal ihtiyaçları gidermeyi esas alan kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülebilmesini sağlamaya yönelik finansmanın oluşturulması amacına hizmet etmekte ise de değer artışının tamamının değer artış payı olarak alınmasının, vergi, resim ve harç benzeri mali yükümlülük niteliğindeki değer artış payının oranının makul ve kabul edilebilir ölçüleri aştığı ve malike aşırı bir külfet yüklenmesine yol açtığı belirtilerek söz konusu ibarenin Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesince verilen söz konusu kararda "değer artış payı"nın hukuki nitelendirilmesinin vergi, resim, harç benzeri mali yükümlülük olarak yapılarak konunun mülkiyet hakkı açısından değerlendirildiği anlaşılmakta olup, bu paylardan kaynaklanan uyuşmazlıkların görüleceği yargı yerleri açısından bir belirleme yapılmadığından, anılan uyuşmazlıklar açısından görevli yargı yerinin belirlenmesinde 2576 ve 2577 sayılı Kanunların ilgili maddelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.<br>Uyuşmazlığın Anayasa Mahkemesince vergi, resim, harç benzeri mali yükümlülük olarak nitelendirilen "değer artış payı"ndan kaynaklandığı, taşınmaz maliklerince yapılan değer artış payı ödemelerinin işlem tarihindeki düzenleme uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (Bakanlık) muhasebe birimi hesabına yatırıldığı, sonrasında değer artış payı tutarlarının büyükşehir ve ilçe belediyelerinin hesapları ile Bakanlığın dönüşüm projeleri özel hesabına aktarıldığı, bu dağıtımdan sonra kalan değer artış payının genel bütçeye gelir kaydedildiği, uyuşmazlığa konu değer artış payına ilişkin iş ve işlemlerin İmar Kanunu'nun Ek 8. maddesi ile İmar Planı Değişikliğine Dair Değer Artış Payı Hakkında Yönetmelik'in ilgili hükümleri uyarınca Bakanlıkça gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.<br> İdari yargı düzeni içerisinde idare mahkemelerinin genel görevli yargı mercii olarak kabul edildiği, vergi mahkemelerinin ise sadece kanunda sayılan genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevli kılındığı, söz konusu düzenlemede tahsilatı yapan idareye ait olan yani söz konusu idarelerin kendi yetki alanı içerisinde yasal olarak uygulamak ve ondan yararlanmak hakkına sahip olduğu mali yükümlülüklerden bahsedildiği, böyle bir durumda söz konusu idarelerin ilgili mevzuatları uyarınca tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerini yürütme yetkisine sahip olduğu, tahsili yapılan gelirlerin de ilgili genel bütçe veya yerel yönetim bütçesine kaydolunduğu; uyuşmazlığa konu değer artış payının ise, taşınmaz maliklerince Bakanlığa ait bir hesaba yatırıldıktan sonra Kanun'da öngörülen proje özel hesabına ve yerel yönetim kuruluşlarına ait hesaplara dağıtıldığı, dağıtımdan sonra yalnızca kalan bir kısmın genel bütçeye kaydedildiği, bu dağıtımın söz konusu payların kamu maliyesine ilişkin mevzuat uyarınca genel bütçeye henüz kaydedilmeden yapıldığı, kendisine pay aktarılan idarelerin bu payın tespiti, takibi ve tahsilinde her hangi bir yetkisinin bulunmadığı, bu haliyle ilgili idarelere gelir olarak aktarılan payın 2576 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (a) bendi ile öngörülen genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç benzeri bir mali yükümlülük olarak kabul edilemeyeceği, bu nitelikte olmayan yükümlülüklere ilişkin benzer uyuşmazlıkların da idare mahkemelerinde görülmekte olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın genel görevli idare mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br>Bu durumda; değer artış payına ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin idare mahkemesi olduğu anlaşıldığından, davanın görev yönünden reddi gerekirken, görev hususu aşılmak suretiyle davayı süre aşımı yönünden reddeden Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvuruları hakkında yukarda yazılı gerekçeyle verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekmektedir.<br>Nitekim; Danıştay Başkanlar Kurulu'nun 02/06/2025 tarih ve E:2025/13, K:2025/1 sayılı kararı da bu yöndedir.<br><br>KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;<br>Davacının temyiz isteminin kabulüne,<br> ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 18/09/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
kamulaştırma