<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2876 E. , 2025/1969 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/2876<br>Karar No : 2025/1969 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... ... 22- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ...<br>2-... Müdürlüğü<br> <br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Dördüncü Dairesinin 05/06/2024 tarih ve E:2023/9386, K:2024/3728 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının ... yerleşim birimine ilişkin kısmının ve davacılara ait taşınmazların da içinde bulunduğu Ankara ili, Şereflikoçhisar ilçesi, ... Köyü'nü kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işleminin davacılar taşınmazları yönünden iptali istenilmiştir.<br><br>Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 05/06/2024 tarih ve E:2023/9386, K:2024/3728 sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin davanın reddine ilişkin 17/06/2021 tarih ve E:2016/13779, K:2021/3422 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2022 tarih ve E:2022/199, K:2022/1928 sayılı kararıyla, dava konusu arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işlemi yönünden bozulması üzerine, 7139 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 6200 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 11. madde hükmü uyarınca, davalı Tarım ve Orman Bakanlığı yerine Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü hasım konumuna alınarak gereğinin görüşüldüğü belirtildikten sonra maddi olay ve hukuki süreç aktarılmış,<br>Anayasa'nın 44. maddesinin 1. fıkrasına, 45. maddesinin 1. fıkrasına; 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle 1. maddesine, 2. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendine, 3. maddesine yer verildikten sonra,<br>Dava konusu edilen arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işlemi yönünden;<br>Dava konusu edilen arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işlemiyle, otoyol projelerinin geçtiği alanlarda yapılacak toplulaştırma projelerine öncelik verilerek toplulaştırma ve otoyol projelerinin birlikte yürütülmesi sonucunda, uyuşmazlığa konu alanların uygulama alanı olarak belirlenmesi ile tarım arazilerinin otoyol projesi nedeniyle parçalanması ve kullanılamaz hale gelmesi önlenerek, otoyol alanında kalan arazilerin karşılığında çiftçiye arazi verilmesi suretiyle, çiftçinin tarımsal faaliyetine devam etmesi, toprağın verimli şekilde işletilmesi ve tarım işletmelerinin korunmasının amaçlandığının anlaşıldığı,<br>Bu durumda, dava konusu arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işleminin, kararda yer verilen Anayasa ve Kanun hükümlerinde belirtilen amaçların gerçekleştirilmesi amacıyla, 3083 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre alınan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu kararına istinaden, kamu yararına uygun olarak yapıldığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği,<br>Öte yandan, sadece otoyolun geçtiği yerlerde toplulaştırma yapıldığı, toplulaştırmanın amacına aykırı olarak arazilerinin tarım yapılmasına müsait olmayan küçük parçalara bölündüğü, tarıma uygun arazileri ellerinden alınarak, tarıma elverişsiz yerlerden tahsis yapıldığı, yapılan uygulamanın 3083 sayılı Kanun'un amacına aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, bakılan davanın 22 kişi tarafından, maliki ve zilyedi oldukları taşınmazlarda (ada, parsel belirtilmeksizin) yapılan arazi toplulaştırmasının tamamının iptali istemiyle açıldığı göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu iddiaların, bakılan uyuşmazlık kapsamında, davacıların maliki ve zilyedi oldukları her bir taşınmaz yönünden incelenmesine imkan bulunmadığı, her bir davacının toplulaştırma kapsamında olan taşınmazları için İdare Mahkemesinde ayrı ayrı dava açabilecekleri ve bahsi geçen iddiaların ancak bu davalarda incelenebileceği gerekçesiyle dava konusu arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işlemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, temyize konu kararın gerekçelerinin Anayasa'ya, mülkiyet hakkına, usul ve yasalara aykırı olduğu; her bir davacının ayrı ayrı dava açması gerektiği ve iddialarının bu davada her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı incelenmesine imkan bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddedildiği ancak bu gerekçenin Anayasa'ya aykırı olduğu; mevcut belgelerde ve yapılan arazi toplulaştırma tutanaklarında her davacının ayrı ayrı ve bağımsız olarak dava konusu yaptığı taşınmazlarının ada parsel numaralarının mevcut ve belli olduğu; dava konusu işlemlerdeki esas amacın, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmeti olmadığı, kamulaştırma bedeli ödememek olduğu; dava konusu toplulaştırma işleminin mevzuata, toplulaştırma ilke ve esaslarına uygun yapılmadığı ve bu hususa ilişkin olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararının da yerine getirilmediği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> <br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY :<br>07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, karar ekinde yer alan alanlar, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 3. ve 8. maddeleri uyarınca "uygulama alanı" ilan edilmiştir.<br>Sonraki süreçte, ... Köyü'ne ait parsellerin derecelendirmesi, 10/12/2013 tarihinde yapılan seçimde bir asil ve iki yedek üyesi belirlenen derecelendirme komisyonunca yapılarak derecelendirme haritası, mülkiyet listeleri ve derecelerin birbirine denkliğini gösteren tablo 10/07/2014-24/07/2014 tarihleri arasında mahallinde askıya çıkarılarak ilan edilmiştir.<br> Davacılara ait uyuşmazlık konusu taşınmazlara yönelik birinci parselasyon planı 03/07/2015-17/07/2015; ikinci parselasyon planı 04/12/2015-18/12/2015; üçüncü parselasyon planı 27/07/2016-10/08/2016 tarihleri arasında askıya çıkarılmış, akabinde Ankara İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı yazısı ile, tescile esas parselasyon planı, tapuya tescil işlemlerinin yapılabilmesi için Tapu Müdürlüğüne gönderilmek üzere Şereflikoçhisar Kadastro Müdürlüğüne gönderilmiştir.<br>Davacılar tarafından, taşınmazlarına yönelik uygulama işlemine karşı yapılan 15/08/2016 tarihli itirazlarına davalı idarece cevap verilmemesi üzerine 22/09/2016 havale tarihli dilekçeyle 07/11/2012 tarih ve 28460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının ... yerleşim birimine ilişkin kısmının ve taşınmazlarının da içinde bulunduğu Ankara ili, Şereflikoçhisar ilçesi, ... Köyü'nü kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin taşınmazları yönünden iptali istemiyle temyizen incelenen işbu dava açılmıştır. <br>Danıştay Dördüncü Dairesinin 17/06/2021 tarih ve E:2016/13779, K:2021/3422 sayılı kararıyla davanın dava konusu işlemlerden Bakanlar Kurulu kararı yönünden esastan reddine, uygulama işlemleri yönünden ise idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem olmadığından bahisle reddine karar verilmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2022 tarih ve E:2022/199, K:2022/1928 sayılı kararıyla anılan Daire kararının Bakanlar Kurulu kararı yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, arazi toplulaştırmasına ilişkin uygulama işlemleri yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ise esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. <br>Bunun üzerine, Dairece Kurulumuz kararının kısmen bozmaya ilişkin kısmına uyularak, dava konusu işlemlerden arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işlemleri yönünden işin esası hakkında genel bir değerlendirme yapılarak işbu temyize konu karar ile davanın reddine karar verilmiştir.<br> <br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>Anayasa'nın "Toprak mülkiyeti" başlıklı 44. maddesinde; "(1) Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tesbit edebilir. Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz. (2) Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez, miras hükümleri dışında başkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafından işletilebilir. Bu şartların kaybı halinde, dağıtılan toprağın Devletçe geri alınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir." hükmü, "Kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde; "(1) Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. (2) Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir. (3) Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir. (4) İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır." hükmü yer almaktadır. <br>3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; a) Toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, b) Yeterli toprağı bulunmayan ve topraksız çiftçilerin zirai aile işletmeleri kurabilmeleri için Devletin mülkiyetinde bulunan topraklarla topraklandırılmalarını, desteklenmelerini, eğitilmelerini, c) Ekonomik üretime imkan vermiyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasını ve küçülmesini önlemeyi, d) Yeni yerleşme yerleri kurmayı, mevcut yerleşme yerlerine eklemeler yapmayı, e) Zorunluluk halinde tarım arazisinin diğer amaçlara tahsisini düzenlemeyi, f) Dağıtılmayan tarım arazisinin değerlendirilme şeklini belirlemeyi, g) Bakanlar Kurulunca gerekli görülen diğer bölgelerde gayrimenkullerin Milli Güvenlik nedeniyle mülkiyet ve tasarruf şekillerinde ve yerleşim yerlerinde düzenlemeler yapmayı, sağlamaktır." hükmüne yer verilmiş, 2. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde, uygulama alanı veya bölgesi, bu Kanun'un amacına uygun olarak Bakanlar Kurulunca sınırları belirtilmiş alan olarak tanımlanmış, 3. maddesinde; "Bu Kanunun uygulama alanı, ilgili Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile belirtilen alanlardır. Bakanlar Kurulunun bu kararı, kamulaştırma ve diğer işlemler bakımından kamu yararı kararı sayılır ve Resmi Gazete'de yayımlanır." düzenlemesine, 6. maddesinde ise, toplulaştırma esas ve usulleri ile toprağın derecelendirilmesi ile tarla içi geliştirme hizmetlerinin nasıl yapılacağının yönetmelikte belirtileceği düzenlemesine yer verilmiştir. <br>29/06/1985 tarih ve 18796 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan "Toplulaştırma" başlıklı 20. maddesinde; "(1)Toplulaştırma, uygulama alanında ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalı ve hisseli arazinin birleştirilmesi ve bu amaçla kamulaştırma, az topraklı veya topraksız çiftçinin topraklandırılması, sahibine bırakılacak arazinin belirlenmesi, köy gelişme ve yeni köy yerleşme alanlarına yer ayrılması gibi arazi düzenlemesine dair diğer hususları kapsar. (2) Toplulaştırmanın uygulanacağı yerler, teknik, ekonomik, sosyal ve hukuki faydalar gözönünde bulundurularak Bölge Müdürlüğünün teklifi ve Genel Müdürlüğün onayı ile belirlenir." hükmüne yer verilerek devamı maddelerde, "Toplulaştırma İsteğinin Tespiti", "Zorunlu Toplulaştırma", "Toplulaştırmanın İlanı ve Proje Hazırlığı", "Tapu Siciline Şerh Verilmesi", "Derecelendirme Komisyonunun Seçimi", "Derecelendirme ve Derecelendirmenin İlanı", "Alınacak Tedbirler", "Uygulama ve Tescil", "Arazinin Değiştirilmesi" başlıkları altında arazi toplulaştırmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.<br>Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı'nın 20. maddesinde; "Arazi toplulaştırma projesi son şeklini aldıktan ve ilgili şube Müdürlüğünce kontrol edildikten sonra 15 gün süreyle mahallinde askıya çıkarılır. Askı süresi içinde yapılan yazılı itirazlar incelenir ve kontrol ünitesince tutanağa bağlanarak gerekli düzeltmeler yapılır. Proje ve tutanak mahallinde ikinci kez ilan edilir. Tüm askılar için bu husus bütün maliklere tebliğ niteliği taşır. Ayrıca yazılı itirazlara cevap verilmez. Parselasyon planları mahallinde en fazla 3 kez askıya çıkarılarak son şeklini almış olur. Kesinleşen planlar, Bölge Müdürlüğünün tasdikinden sonra tetkik ve onaylanmak üzere 3 (üç) nüsha olarak Genel Müdürlüğe gönderilir. Genel Müdürlükçe onaylanan projeler uygulamaya konur ve onaylanan projelerde değişiklik yapılmaz, ancak askıyı gerektirmeyecek derecede ve elzem olan değişiklikler Genel Müdürlük izni ile yapılır." hükmü, 21. maddesinde ise; "Toplulaştırma alanında uygulamadan dolayı çiftçilerin zarar görmemeleri ve uygulamanın gecikmemesi için hasat zamanı dikkate alınarak, ekilecek ürün çeşitleri, kaplayacağı alan ve yeri gibi her türlü gereken tedbirler köy ihtiyar heyeti ile birlikte proje mühendislerince tespit edilir. Alınan kararlar köyde alışılmış usullerle duyurulur. Bu kararlara uymayanlar, herhangi bir zarar iddiasıyla tazminat talebinde bulunmazlar. Tescil işlemlerinin uzaması ya da zamanlamasının uygun olmaması nedeniyle çiftçilerin zirai üretim dönemini kaçırmamaları için yer teslimi yapılabilir." hükmü yer almaktadır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Davacılardan...,..., ..., ... ve ... yönünden;<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır." hükmüne yer verilmiştir.<br>Temyiz istemine konu kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; dava devam ederken davacılardan ...'in 22/01/2018 tarihinde, ...'ın 01/09/2018 tarihinde, ...'ın 11/04/2022 tarihinde, ...'ın 11/02/2024 tarihinde, ...'ın 06/10/2024 tarihinde vefat ettiği elektronik ortamda Merkezi Nüfus İdare Sisteminden alınan nüfus kayıtlarından anlaşılmıştır.<br>Bu durumda, anılan davacılar yönünden yukarıda alıntısı yapılan 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.<br>Diğer davacılar yönünden ise; <br>Arazi toplulaştırması; toprağın verimli şekilde işletilmesini sağlama, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi, tarım arazilerinin parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesi amacına yönelik olup, bu amaç çerçevesinde yapılacak uygulamaların ne şekilde olacağı da mevzuatta belirlenmiştir. Buna göre, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılacak, bu mümkün olmadığı takdirde, verimliliğin artırılması, optimum büyüklüğün sağlanması, işletme bütünlüğünün tesis edilmesi amacıyla, teknik gereklilikler ortaya konularak, kişilere farklı alanlarda taşınmaz tahsisleri yapılabilecektir. Bununla birlikte, idarelerce farklı alanlardan yapılan tahsislerin hukuki ya da teknik gerekliliğinin belirtilmesi gerekmektedir. Hukuki ya da teknik bir gerekçesi olmadan, sadece tahsis edilen taşınmazın aynı verimliliğe sahip olduğu belirtilerek, eski kadastral taşınmazın bulunduğu yerden tahsis yapılmaması, mülkiyetlerin farklı kişilere devrine imkan vereceği gibi kişilerin mülkiyet haklarının göz ardı edilmesine de sebebiyet verebilecektir.<br>Uyuşmazlık dava konusu arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işlemleri yönünden incelendiğinde; <br>Davacılar tarafından, bu uygulama işlemleri hakkında, toplulaştırmanın amacına aykırı olarak arazilerinin tarım yapılmasına müsait olmayan küçük parçalara bölündüğü, tarıma uygun arazileri ellerinden alınarak, yerleşim yerlerinin çok uzağında tarıma elverişsiz yerlerden tahsis yapıldığı iddialarında bulunulduğu görülmüştür. <br>Temyize konu Daire kararı ile söz konusu iddiaların, bakılan uyuşmazlık kapsamında davacıların maliki ve zilyedi oldukları her bir taşınmaz yönünden incelenmesine imkan bulunmadığı, her bir davacının toplulaştırma kapsamında olan taşınmazları için ayrı ayrı dava açması gerektiği belirtilerek ve dava konusu arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri işlemlerinin 12/10/2012 tarih ve 2012/3857 sayılı Bakanlar Kurulu kararına istinaden, kamu yararına uygun olarak yapıldığı sonucuna varıldığı şeklinde genel bir gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacıların dava dilekçesinde yer alan özellikle arazilerin dağıtımına yönelik iddialar uygulama işlemleri yönünden parsel bazlı değerlendirme yapılmasını ve bu değerlendirme yapılırken de dağıtımın bütüncül bir şekilde ele alınıp hukuka uygunluğunun tespitini gerektirmekte olup, Dairece hangi parselin hangi davacıya ait olduğu dosya kapsamından tespit edilebileceği gibi, edilememesi halinde ara kararıyla ortaya konularak, dava konusu uygulama işlemlerinin mevzuata, toplulaştırma ilke ve esaslarına uygun yapılıp yapılmadığının gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle işbu davada değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Bu itibarla, eksik inceleme ve değerlendirme ile verilen Daire kararında hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz istemlerinin kabulüne,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 05/06/2024 tarih ve E:2023/9386, K:2024/3728 sayılı kararının davacılardan ..., ..., ..., ... ve ... yönünden oybirliğiyle; diğer davacılar yönünden oyçokluğu ile BOZULMASINA, <br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,<br> 4. Kesin olarak, 20/10/2025 tarihinde karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY <br>X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın, davacılardan..., ..., ..., ... ve... dışındaki diğer davacılar yönünden usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın davacılardan ..., ..., ..., ... ve... dışındaki diğer davacılar yönünden onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyoruz.<br> <br><br></font></p></body></html>
kamulaştırma