<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/4122 E.  ,  2024/6188 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE <br>Esas No : 2021/4122<br>Karar No : 2024/6188 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br><br>İSTEMİN_KONUSU: Davacı tarafından; Bursa ili, Mustafakemalpaşa ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve maliki olduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde yer alan derenin doğal yatağının değişmesi nedeniyle taşkın suyun taşınmazın toprak bütünlüğünü bozmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 49.056,00 TL (miktar artırımı sonucu 69.915,56 TL) maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 11/09/2019 tarih ve E:2014/3918, K:2019/5535 sayılı bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın kabulü yolunda verilen ... tarih ve E:... K:... sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, dava konusu parselin büyük bir kısmının dere yatağının değişmesi sonucunda dere içinde kaldığı ancak bu durumun kısa süreli değil de uzun yıllar neticesinde oluştuğu, sulu tarım arazisi için %4 kapitalizasyon faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmasının isabetli olmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacı tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,<br>2..... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,<br>3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, <br>4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/12/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.<br> <br><br>(X)-KARŞI OY :<br>Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, Bursa ili, Mustafakemalpaşa İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ve maliki olduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde yer alan derenin doğal yatağının değişmesi nedeniyle taşkın suyun taşınmazın toprak bütünlüğünü bozmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın ödenmesi amacıyla 26/03/2013 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine miktar artırımı sonucu 69.915,56 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle 24/06/2013 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlıkta, davacı tarafından 03/10/2011 tarihinde söz konusu taşınmazında yaşadığı mağduriyetinin giderilmesi amacıyla davalı idareye başvurulduğu, davalı idare tarafından ... tarih ve ... sayılı işlem ile durumunun tespiti ve zararın tazmini için ilgili mahkemeye başvurması gerektiği belirtilmek suretiyle davacının başvurusunun reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından 26/03/2013 tarihinde zararının tazmini için yeniden başvuru yapılarak, bu başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. <br>İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca idari eylem nedeniyle hakları ihlal edilmiş olanların, bu eylemi öğrendikleri tarihten itibaren en geç 1 yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekmektedir. Davacının 03/10/2011 tarihli başvurusuyla mağduriyetinin giderilmesini talep ettiği, bu başvurusuna davalı idarece ... tarih ve ... sayılı yazıyla cevap verildiği, bu yazıda davacıya ait taşınmazın bulunduğu bölgede idarelerince yürütülmüş bir proje bulunmadığı belirtilerek durumun tespiti ve zararın tazmini için ilgili mahkemeye başvurulması gerektiğinin belirtildiği, sözü edilen cevabi yazı dava dosyasında bulunmamakla birlikte tarih ve sayısı belirtilen yazıdan, davacının taşınmazında dere yatağının değişmesi nedeniyle bir zarar oluştuğunu öğrendiği ve bu zararın tazminini talep etmekte olduğunun anlaşıldığı, belirtilen fiili ve hukuksal duruma rağmen davacı tarafından bu başvuru üzerine verilen cevabi yazı üzerine dava açma süresi içerisinde dava açılmayarak 26/03/2013 tarihinde idareye yeniden başvuruda bulunulduğu, yapılan bu başvurunun ise 2577 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen maddesi uyarınca dava açma süresini canlandırmayacağı anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken esasının incelenmesi suretiyle verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br>Bununla birlikte, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Davaların karara bağlanması" başlıklı 22 nci maddesinin 2 nci fıkrasında yer verilen; "15 inci maddede sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usullerine ilişkin meselelerde azınlıkta kalanlar işin esası hakkında da oylarını kullanırlar." hükmü uyarınca, davanın esası hakkında da hukuki değerlendirme yapılması gerekmektedir.<br>Davacı tarafından davalı idareye yapılan 26.03.2013 tarihli başvuruda, Mustafakemalpaşa Deresi'nin bakım ve onarımının yapılmaması nedeniyle taşınmazının büyük bir kısmının dere tarafından götürüldüğünden ve geriye kalan kısmı ise yar şeklini aldığından zirai faaliyet yapılmasının mümkün olmadığı belirtilerek, davalı idarenin hizmet kusuru sebebiyle uğradığı zararın giderilmesinin istenildiği anlaşılmaktadır.<br>Tazmini istenilen zararla ilgili olarak davalı idareye yapılan başvuru dilekçesindeki hukuki nitelendirme yukarıda belirtilen şekilde olmakla birlikte dava dilekçesinin "Dava konusu" başlıklı bölümünde "taşınmazın toplam değerinin" tazminine karar verilmesinin istenildiği görülmektedir. <br>Bu haliyle davalı idareye yapılan ön başvuru dilekçesindeki tazmin sebebiyle dava dilekçesindeki tazmin sebepleri birbiriyle uyumlu olmamasına ve bu hususun İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3 üncü maddesi uyarınca dilekçenin reddini gerektiren bir durum olmasına rağmen idare mahkemesince davacının tazmini istediği hususun yani davanın konusunun taşınmazın değerine ilişkin olduğu yaklaşımıyla yargılama yapıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; zararın tespiti amacıyla ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yaptırılan bilirkişi incelemesi üzerine hazırlanan bilirkişi raporunda da arazinin toplam değerinin belirlenmesine yönelik bir inceleme yapıldığı görülmektedir. <br>Temyize konu ilk derece mahkemesi kararında, davalı idarece ödenmesine hükmedilen zarar, taşınmazın toplam değeri olarak hesaplanan miktardır. Söz konusu kararda hüküm altına alınan tazminat tutarının, taşınmazın tapuda davalı idare adına tescil edilmesi durumunda kamulaştırma bedeli yerine geçecek miktar olarak kabul edilmesi ve buna göre işlem yapılması gerektiği belirtilmiş ise da ortada ne bir kamulaştırma işlemi ve buna yönelik bir hazırlık ne de davacı tarafından bu yönde beyan edilmiş bir irade bulunmamaktadır.<br>Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, taşınmazın mülkiyetinin temyize konu kararın verildiği tarihte davacıya ait olduğu; davacının, taşınmazının kamulaştırılması şeklinde bir talebinin bulunmadığı; bu aşamada ancak taşınmazda zirai faaliyet gerçekleştirilememesi nedeniyle oluşacak zararların tazmininin istenilebileceği; nitekim ön başvuru dilekçesindeki talebin de bu doğrultuda olduğu; mahkemece belirtilen çerçevede bir inceleme yapılarak oluştuğu saptanan zararların tazminine karar verilebileceği açık olmasına karşın, taşınmazın toplam değerinin belirlenmesi suretiyle, temyize konu kararın verildiği tarihte davacının mülkiyetinde bulunan taşınmazın bedelinin belirlenmesi ve bu tutarın davalı idarece tazminine hükmedilmesine ilişkin kararda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.<br>Açıklanan nedenle davalı idarenin temyiz talebinin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.<br><br><br><br></font></p></body></html>

kamulaştırma