<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/1773 E. , 2024/2489 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2020/1773<br>Karar No:2024/2489<br><br>TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1. ...<br> 2. ...<br>VEKİLİ : Av. Av. ...<br><br>DİĞER DAVACI : ... Barosu Başkanlığı<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediyesi<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Bursa ili, Orhangazi ilçesi, İznik Gölü kıyısında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca gerçekleştirilen "Bursa Orhangazi Kıyı Bandı Kentsel Tasarım Uygulama ve Çevre Düzenleme İşi"ne ilişkin ihalenin ve 06/08/2018 tarihli yer teslim işleminin iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce Dairemizin 18/12/2019 tarih ve E:2019/1750, K:2019/4471 sayılı kararıyla; Mahkeme kararının 06/08/2018 tarihli işyeri teslimi işlemi yönünden incelenmeksizin reddi ile ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının onanması, ihale işlemi bakımından davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmının ise bozulması üzerine, bu kısım yönünden işin esasına yönelik olarak verilen kararda; uyuşmazlık konusu ihale kapsamında, İznik Gölü çevresinde yürüyüş yolu, bisiklet yolu, sökülebilir/takılabilir prefabrik büfe ve wc, piknik masaları, oturma bankları, duş üniteleri, açık hava çocuk oyun alanı ile açık hava fitnes alanı imalatlarının yapılması planlandığı, ihalenin gerçekleştirileceği alanın Orhangazi Belediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı kararı ile uygun bulunan 1/1000 ölçekli Orhangazi Revizyon Uygulama İmar Planı kapsamında kaldığı;<br> Dava dosyasına sunulan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 22/03/1979 tarihinde onaylanmış 1/1000 ölçekli plan paftalarından, ihale kapsamında yapılması planlanan bisiklet yolu ve yürüyüş yolunun kıyı kenar çizgisinin kara tarafında kaldığı, Orhangazi Belediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı kararı ile uygun bulunan 1/1000 ölçekli Orhangazi Revizyon Uygulama İmar Planı'nın iptali istemiyle açılan bir davada, Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, ihaleye İznik Gölü çevresinde yapılacak rekreasyon çalışmaları için çıkıldığı, ihale kapsamında yapılan iş ve işlemler yürürlükteki imar planına uygun olduğu, kıyı kenar çizgisinin kara tarafında kaldığından kıyı mevzuatına aykırılık teşkil etmediği, öte yandan, ihale ve ihale onay işlemlerinin ihale mevzuatına uygun olduğu, davalı idarenin kanunla kendisine tanınan yetki ve görevleri kapsamında yürüyüş yolu, bisiklet yolu, sökülebilir/takılabilir prefabrik büfe ve wc, piknik masaları, oturma bankları, duş üniteleri, açık hava çocuk oyun alanı ile açık hava fitnes alanı imalatlarından oluşan işler için yapılan ihalenin onayının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle, dava konusu ihale hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, imar planına karşı açılan davanın süre yönünden reddedildiği ve kararın temyiz aşamasında olduğu, 2015-2019 stratejik planında böyle bir yatırım öngörülmediği, ihaleye konu alanın kıyı olduğu, sahil şeridinde bisiklet yolunun da yapılamayacağı, Mahkemenin keşif yapmadan alanın kıyı kenar çizgisinde olup olmadığını tespit edemeyeceği, kıyı kenar çizgisi ile kıyı alanında hiçbir şekilde yapı yapılamayacağı, Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ancak zorunluluk hâlinde yapı yapılabileceği, bisiklet ve yürüyüş yoluna ihtiyaç bulunmadığı, alanın yeterli sertlikte olduğu, ihalede kamu yararı bulunmadığı, temyize konu Mahkeme kararında sulak alana ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, Sulak Alanların Korunması Hakkında Yönetmelik düzenlemelerin özel düzenleme niteliğinde olduğu, Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan olarak tescil edildiği, bu tescilin açıklayıcı nitelikte olduğu, 1/1000 ölçekli imar planının sulak alan mevzuatına uygun hâle getirilmesi gerektiği, eksik incelemeyle hüküm kurulduğu, Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği uyarınca alınması gereken izinlerin alınmadığı, alanın Nazım İmar Planında mutlak koruma alanı olarak belirlendiği, uygulama planının üst imar planına aykırı olamayacağı, dava konusu işlemin mevzuata aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ihalenin iptaline yönelik herhangi bir gerekçenin ileri sürülmediği, davanın ileri sürdüğü gerekçelerin ayrı davanın konusu olduğu, ihalenin imar planına uygun olduğu, projenin sahil alanında kaldığı, alana ilişkin tasarruf yetkisinin Belediyenin uhdesinde olduğu, alanın imar planında yeşil alan olarak belirlendiği, içme suyu havzasında olsa bile planın yürürlük tarihinin daha sonraki bir tarih olduğu, alanın içme suyu havzasında yer almadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : <br> A. Maddi Olay<br> 15/05/2018 tarihli Belediye Başkanı "Olur"u ile Bursa ili, Orhangazi ilçesi, Fatih Mahallesi İznik Gölü kıyı bandında yapılması planlanan "Bursa Orhangazi Kıyı Bandı Kentsel Tasarım Uygulama ve Çevre Düzenleme İşi"nin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca açık ihale usulü ile yapılması uygun bulunmuş, 28/05/2018 tarihinde ihale ilanı yapılmış, 19/06/2018 tarihinde ihale gerçekleştirilmiş, 01/08/2018 tarihinde davalı idare ile ihale üzerinde kalan firma arasında sözleşme imzalanmış, davacılar tarafından uyuşmazlık konusu ihaleye ilişkin olarak çeşitli tarihlerde idareye başvuruda bulunularak bilgi talep edilmiştir.<br> Daha sonra verilen cevaplar üzerine, hem ihaleye hem de 1/1000 ölçekli imar planına karşı dava açılmıştır. <br> B. İlgili Mevzuat<br> Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercîleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile âdil yargılanma hakkına sahiptir.”<br>; 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” kuralları yer almış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nun 24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, kararın dayandığı hukukî sebepler ile gerekçe, kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır.<br> Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği'nin 24. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında, "(1) Bu bölgede;<br> a) Katı atık düzenli depolama alanına, katı atık bertaraf tesislerine, bu Yönetmelikte izin verilenlerin dışında maden ocaklarının açılmasına ve işletilmesine, Endüstri bölgesi ilan edilmesine, organize sanayi bölgesi ve serbest bölge sanayi alanı kurulmasına ve Ek-1’de belirtilen faaliyetlerin yapılmasına izin verilmez.<br> b) Ek-2’de belirtilen faaliyetlerin yapımı ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün iznine tabidir. Bu listede yer alan faaliyetler için Bakanlıkça belirlenecek başvuru formu çerçevesinde, bu Yönetmelik kapsamındaki alanlar için gerekli ekosistem değerlendirme raporu ile birlikte Bölge Müdürlüğüne müracaat edilir, müracaat başvuru tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde sonuçlandırılır. Ek-2 listesinde yer alan faaliyetlerin hangilerinden ekosistem değerlendirme raporu isteneceğine faaliyetin alana ve ekosisteme olan etkisi dikkate alınarak Bakanlıkça karar verilir. ÇED süreci kapsamında Ekosistem Değerlendirme Raporu hazırlanan faaliyetlerden tekrar rapor hazırlanması istenmez. Ekosistem değerlendirme raporunda telafi edici ve önleyici tedbirlerin yeterli görülmesi halinde başvuru sahibine izin belgesi verilir. Bu faaliyetler için verilecek izin belgeleri beş yıl süre ile geçerli olup, süre bitiminde Bakanlıkça belirlenen şartlara uyulduğunun tespitini müteakip, yenilenir. Gerektiğinde ilave tedbirlerin alınması sağlanır ya da faaliyete son verilir. İzin belgelerinde belirtilen şartlara uyulmaması halinde Bakanlık verilen belgeleri iptal yetkisine sahiptir. Mevcut izinli tesislere yapılacak ilave tesisler için izin belgesinin yenilenmesi gerekmektedir. Faaliyetin uzun süreli bir yatırım olması halinde, Faaliyet sahibi tarafından, Bakanlıkça belirlenecek ilave tedbirlerin alınacağı taahhüt edildikten sonra faaliyete izin verilir." kuralına yer verilmiştir. <br> Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin mülga 17. maddesinde, "Mutlak koruma alanı, içme ve kullanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 100 m genişlikteki şerit, mutlak koruma alanıdır. Söz konusu alanın sınırının su toplama havzası sınırını aşması halinde, mutlak koruma alanı havza sınırında son bulur. Bu alanda aşağıda belirtilen koruma tedbirleri alınır.<br> a) Koruma alanı içinde kalan bölge, su tutma yapısını halihazırda yapan veya yapacak idarece kamulaştırılır. Doğal göllerde ise kamulaştırma suyu kullanan idare/idarelerce yapılır. Mevcut içme ve kullanma suyu amaçlı yapay ve doğal göllerin mutlak koruma alanının kamulaştırılması suyu kullanan idare veya idarelerce yapılır.<br> b) İçme ve kullanma suyu projesine ve mevcut yapıların kanalizasyon sistemlerine ait mecburi teknik tesisler hariç olmak üzere, bu alanda hiçbir yapı yapılamaz. Bu alanda kalan mevcut yapılar dondurulmuştur.<br> c) Çevre düzeni planına uyularak, bu alan içinde gölden faydalanma, piknik, yüzme, balık tutma ve avlanma ihtiyaçları için cepler teşkil edilir. Bu cepler su alma yapısına 300 metreden daha yakın olamaz.<br> d) Kamulaştırmayı yapan idarece gerekli görülen yerlerde alan çitle çevrilir veya koruma alanı teşkil edilir." kuralı yer almıştır. <br> İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. ve 6. fıkrasında, "(1) Mutlak koruma alanı, içme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesiplanlanan tabii göl, baraj gölü ve göletlerin, maksimum su seviyesinden itibaren yatayda 300 metre genişliğindeki kara alanıdır. Söz konusu alanın sınırının içmekullanma suyu havzasısınırınıaşması hâlinde, mutlak koruma alanı, havza sınırında son bulur.<br> (6) Bu alanda belediye sınırı ve belediye mücavir alan sınırları içinde, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükteki imar planları geçerlidir, imar planlarının gelişme alanlarındaki yapılaşmamış kısımların iptaline yönelik revizyon yapılır. İçme-kullanma suyu havzası koruma planı hazırlanıncaya kadar bu planlar kapsamında yoğunluk arttırıcı veya kirlilik<br>arttırıcı kullanım değişikliğine yönelik imar değişikliği yapılamaz. 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun çerçevesinde köy statüsünde iken belediyesınırları içine alınarak mahalle statüsüne geçen kırsal yerleşim alanlarında yeni yapı yapılamaz, meskûn doku korunur." kuralı yer almıştır. <br> C. Hukukî Değerlendirme<br> Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Âdil Yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizâlar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının mâkûl bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, âdil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın mâkûl bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve alenî yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çekişmeli dava, gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir. <br> Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin hukukî olup olmadığı, yeterli ve mâkûl olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin mâkûl sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir.<br> Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir uyuşmazlık ayrıntılı ve yeterli gerekçeye yer verilmeden karara bağlanıyorsa âdil ve hakkaniyete uygun yargılama açısından ihlâl gerçekleşebilmektedir. (Dr. Zühal Aysun Sunay, "Gerekçeli Karar Hakkı ve Temel İlkeleri", Danıştay Dergisi, 2016, sayı 143, s.24-26)<br> Anayasa Mahkemesi'nin 13/06/2013 tarih ve Başvuru No: 2013/1235 sayılı kararında ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının, âdil yargılanma hakkının bir gereği olduğu; mahkemelerin dava konusu maddî olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, bu sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini mâkûl bir şekilde gerekçelendirmek zorunda olduğu; bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve mâkûl bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde âdil yargılanma hakkının ihlâlinden söz edilemeyeceği; mâkûl gerekçenin, davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukukî düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerektiği; zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usûlüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğu; bununla birlikte, derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğunun bulunmadığı, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koymasının yeterli olduğu belirtilmiştir.<br> Davacı tarafından ileri sürülen, "İznik Gölü ve Havzasının RAMSAR Sözleşmesi kapsamında olduğu, anılan havzanın Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan olarak ilan edildiği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın görüşü alınması gerektiği, imar planlarının buna uygun hâle getirilmesi gerektiği, alanın mutlak koruma alanında kaldığı, İçme-Kullanma Su Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik uyarınca ihalenin iptal edilmesi gerektiği" yönündeki iddiasının temyize konu İdare Mahkemesi kararında yeterince karşılanmadığı anlaşılmaktadır.<br> Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ihalenin dayanağı olan 28/12/2016 tarihinde kabul edilen 1/1000 ölçekli Orhangazi Revizyon Uygulama İmar Planının hazırlanması aşamasında Orman ve Su İşleri Bakanlığı'ndan ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nden görüş istenildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda verilen görüşlerden, 13/08/2018 tarihinde Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan olarak ilan edilen uyuşmazlık konusu alanla ilgili olarak görüş tarihi itibarıyla Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği kapsamında bulunmasa da görüş tarihi itibarıyla çalışmaların devam ettiği ve muhtemel tampon koruma bölgesi olduğu ve tampon koruma bölgesi esaslarına uyulması gerektiğinin belirtildiği, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün yazısında ise anılan imar planına konu alanların bir kısmnın İznik Gölü mutlak koruma, bir kısmının kısa mesafeli koruma, bir kısmının orta mesafeli koruma, kalan kısmının ise uzun mesafeli koruma alanında kaldığı, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 17. maddesine uyulması gerektiği bildirilmiştir. <br> Bu çerçevede yapılan incelemeden, İznik Gölü'nün RAMSAR Sözleşmesi kapsamında olmadığı ancak 13/08/2018 tarihinde Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan ilan edildiği, bununla birlikte uyuşmazlık konusu alanın tampon bölge olduğu ve tampon bölgede Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği'nin 24. maddesi uyarınca EK-1 ve EK-2'de yer alan faaliyetlerde bulunulamayacağı, ancak dava konusu ihale kapsamında gerçekleştirilen işin EK-1 ve EK-2'de yer alan işlerden olmadığı; uyuşmazlık konusu alan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 17. Maddesi kapsamında ise de anılan maddenin ihale tarihinde önce 14/02/2018 tarih ve 30332 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle yürürlükten kaldırıldığı; 28/10/2017 tarih ve 30224 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelikte mutlak koruma alanına yönelik düzenlemeler yer almaktaysa da 9. maddesinin 6. fıkrasında Yönetmeliğin yayım tarihinden önceki imar planlarının geçerli olduğunun düzenlendiği, dava konusu ihalenin dayanağı olan imar planının ise Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır.<br> Bu itibarla, davacının yukarıda anılan iddialarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. <br> Belirtilen gerekçelerle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan gerekçeler eklenerek onanması gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davacıların temyiz isteminin reddine,<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacılara iadesine,<br> 5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,<br> 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 30/05/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
kamulaştırma