<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/5169 E. , 2025/577 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2023/5169<br>Karar No : 2025/577 <br><br>DAVACI : ... Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Bakanlığı-ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : 12.05.2023 tarih ve 32186 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile eklenen, Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (a) ve (b) alt bentlerinin; 3. maddesinin 1. fıkrası ile Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin (5) numaralı alt bendinde değiştirilen "%5" ibaresi ile 6 numaralı alt bendinde değiştirilen "%5" ibaresi ile aynı maddeye eklenen 3. fıkrasının; 4. maddesi ile eklenen Yönetmeliğin 57. maddesinin (ç) bendinin; 5. maddesi ile değişen Yönetmeliğin 66. maddesinin 3. fıkrasının ve 5. maddesi ile Yönetmeliğin 66. maddesine eklenen 13. ve 14. fıkranın iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu düzenlemelerin, kararın içeriğinde ayrıntısına yer verilen iddialarla iptali gerektiği ileri sürülmüştür. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davanın, kararın içeriğinde ayrıntısına yer verilen açıklamalarla reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br> <br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: 12.05.2023 tarih ve 32186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile eklenen Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (a) ve (b) alt bentleri; 4. maddesi ile eklenen Yönetmeliğin 57. maddesinin (ç) bendi yönünden;<br> 3194 sayılı İmar Kanununun 1. maddesinde, "Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla" düzenlendiği, 3.maddesinde de, "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz.<br>" hükmüne yer verilmiştir. <br> 3194 sayılı İmar Kanununun 1. maddesine göre yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun olması gerektiği, yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun olarak inşa edilmesine yönelik olarak yapılacak düzenleyici işlemlerin bilimsel verilere dayanması gerektiği ancak dava konusu düzenlemelerin bilimsel verilere dayandığına dair herhangi bir bilgi ya da belge dosyaya sunulamadığından Yönetmeliğin dava konusu anılan düzenlemelerinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br> 12.05.2023 tarih ve 32186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile değişen Yönetmeliğin 66. maddesinin 3. fıkrasının ve 5. maddesi ile Yönetmeliğin 66. maddesine eklenen 13 ve 14. fıkralarında hukuka aykırılık bulunmadığından davanın bu kısımları yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br> 12.05.2023 tarih ve 32186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrası ile Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 5. alt bendinde değiştirilen "% 5" ibaresi ile 6. alt bendinde değiştirilen "% 5" ibaresi yönünden;<br> Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği eki Ek-2 Farklı Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosunda, aile sağlık merkezinin asgari birim alanının 750-2.000 (m²) olduğu belirtilmektedir.<br> Dava konusu düzenlemelerde 5000 m² ve üzeri parklarda parkın işlevini bozmayacak şekilde, açık alanları dâhil taban alanları (2) numaralı alt bentte belirtilenlerle birlikte toplamda % 5’i geçmemek, muvakkat yapı ölçülerini aşmamak ve tek binada olmak kaydıyla trafik güvenliği alınarak kamuya ait 112 acil ambulans istasyonu ile aile sağlığı merkezi, beton veya betonarme temel içermeyen, ilgili Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uygun yürüyüş ve koşu parkuru; 2500 m² üzeri parklarda parkın işlevini bozmayacak şekilde, açık alanları dâhil taban alanları (2) numaralı alt bentte belirtilenlerle birlikte toplamda % 5’i geçmemek, muvakkat yapı ölçülerini aşmamak kaydıyla kamuya ait aile sağlığı merkezi yapılabileceği belirtilmiştir.<br> Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği eki Ek-2 Farklı Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosuna göre, asgari aile sağlık merkezinin 700 m² olması gerektiğinden 2500 m²lik parkın %5'i toplam 125 m², 5000 m²lik parkın %5'i toplam 250 m² olup 2500 veya 5000 m²lik yüzölçüme sahip bir parkta aile sağlığı merkezi yapılabilmesine hukuken ve teknik olarak imkan bulunmamaktadır. <br> Açıklanan nedenlerle, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 5 ve 6. alt bentlerinde yer alan " %5'i" ibaresinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, 12.05.2023 tarih ve 32186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile eklenen, Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (a) ve (b) alt bentlerinin; 3. maddesinin 1. fıkrası ile Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) alt bendinin 5. alt bendinde değiştirilen "% 5" ibaresi ile 6. alt bendinde değiştirilen "% 5" ibaresi ile aynı maddeye eklenen 3. fıkrasının; 4. maddesi ile eklenen Yönetmeliğin 57. maddesinin (ç) bendinin; 5. maddesi ile değişen Yönetmeliğin 66. maddesinin 3. fıkrasının ve 5. maddesi ile Yönetmeliğin 66. maddesine eklenen 13 ve 14. fıkraların iptali istemiyle açılmıştır.<br> 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28. maddesinin 5. fıkrasında; "Fenni mesuller, uzmanlık alanlarına göre yapım işlerinin denetimine ilişkin ayrıntılı bütün belgeler ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye vermek ve yapı kullanma izin belgesini imzalamak mecburiyetindedir. Yapıya ilişkin bilgiler, ilgili idarece, etüt ve proje müelliflerinin, fenni mesullerin, yapı müteahhitlerinin ve şantiye şefi mimar veya mühendisin üyesi bulunduğu meslek odasına, üyelik kayıtlarına işlenmek üzere bildirilir.", 8.fıkrasında "Yapı müteahhidi ve şantiye şefi; yapıyı, tesisatı ve malzemeleriyle birlikte bu Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüd ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa etmek, neden olduğu mevzuata aykırılığı gidermek mecburiyetindedir." hükmü yer almaktadır.<br> Aynı Kanun'un 38. maddesinin 2. fıkrasında, "Yapıların mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını ve bunların uygulanmasıyla ilgili fenni mesuliyetleri, uzmanlık konularına göre mühendisler, mimarlar ile görev, yetki ve sorumlulukları yönetmelikle düzenlenecek olan fen adamları deruhte eder." hükmüne yer verilmiştir.<br> 3194 sayılı Kanun'un 44. maddesinin 1.fıkrasının (e) bendinde, "Her türlü inşaat ve tesisat dahil yapım işlerine dair yapı müteahhitlerinin yetki belgelendirilmesi işlemlerine; yapı müteahhitlerinin iş gruplarına, ihtisaslaşmalarına ve yüklenilecek işin büyüklüğüne göre sınıflandırılmasına ve bunların sahip olmaları gereken asgari eğitim, iş tecrübesi, teknik donanımı ve kapasitesi, mali durumu, idari yapısı ve personel şartları ile niteliklerine; yapı müteahhitlerinin faaliyetlerinin denetlenmesine, kayıtlarının tutulmasına ve değerlendirilmesine; mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması mecburi ve yapı müteahhidi olmaksızın da yapılması mümkün olan yapılara; şantiye şeflerine, yapım ve denetim işlerinde istihdam edilecek fen adamlarına ve yetki belgeli ustalara ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin görüşleri alınarak, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almaktadır.<br>1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 107. maddesinin 1. fıkrasında, "yerleşme ve yapılaşmaya yönelik mimarlık, mühendislik, müteahhitlik ve müşavirlik hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri yapmak, uygulamaları denetlemek ve izlemek; planlama, harita yapımı, arazi ve arsa düzenlemesi, değerleme, parselasyon, etüt ve proje müellifliği, harita plan, proje ve yapım kontrol müşavirliği, her türlü altyapı ve tesisat dahil olmak üzere yapı müteahhitliği gibi hizmet alanlarında çalışan gerçek veya tüzel kişilerin görev, yetki ve sorumluluklarına ve kayıtlarının tutulmasına ilişkin esasları belirlemek, mesleki yeterlikleri ile kuruluş yeterliklerini değerlendirerek bunlara tescil ve yeterlik belgeleri vermek veya verilmesini ve kayıtlarının tutulmasını sağlamak" Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. <br>12.05.2023 tarih ve 32186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile 3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 30. fıkrasının (a) bendinde; "(30) Aşağıda belirtilen bina türleri için bu fıkrada belirtilen kurallara uyulması zorunludur:a) İçerisinde konut yer alan binaların zemin katlarında konut dışı fonksiyonların yapılabilmesi için; bu fonksiyonların yer aldığı zemin kat yüksekliğinin 4.50 metreden az olması, yapının tasarımında 18/3/2018 tarihli ve 30364 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esasların Tablo 4.1.’inde yer alan A12, A13, A14 veya A15 tipi taşıyıcı sistemlerin kullanılması, kısa kolon oluşturulmaması, asma kat ve binada kapalı çıkma yapılmaması şartlarının tamamının sağlanması zorunludur." kuralına, (b) bendinde; "içerisinde konut yer alan zemin hariç 4 kat ve üzeri binalarda kapalı çıkma yapılamaz. Ancak kapalı çıkma yapılamaması nedeniyle parselin plan ve bu Yönetmelikle verilen emsal haklarının kullanılamadığı durumlarda; arka bahçe mesafesi 2 metrenin altına düşmemek kaydı ile arka bahçeye en fazla 1 metre taşacak şekilde, sadece kolon ve/veya perdelerden (bunların zemin altında temele kadar devam eden bölümleri dahil) oluşan kapalı çıkmasız bina uygulamalarında, belirtilen taşıyıcı sistemin çevrelediği alan bahçe mesafesi ve taban alanı ihlali sayılmaz. Emsal haklarının bu şekilde dahi tamamen kullanılamaması halinde, parselin yol sınırlarına 4 metreden fazla yaklaşmamak kaydı ile ön bahçeye en fazla 1 metre taşacak şekilde aynı uygulamaya müsaade edilir. Bu alanın hiçbir kenarı duvar veya herhangi bir malzeme ile kapatılmaz ve bahçe niteliği ortadan kaldırılamaz. Bu fıkra kapsamındaki uygulamalarda hiçbir şekilde çıkmalı olarak tasarlanmış olan binaya göre emsal artışı sağlanamaz. Zemin+4 katı geçmeyen binalarda ise kapalı çıkma yapılması durumunda; çıkmayı teşkil eden konsolun mesnetlendiği/bağlantılı olduğu kolonların, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Esasların 7.5.1 maddesinin (a) bendi kriterlerine uygun kirişler ile birbirine bağlanması suretiyle çerçeve teşkil edilmesi zorunludur" kuralı yer almıştır.<br> İçerisinde konut yer alan binaların zemin katlarında konut dışı fonksiyonların yapılabilmesi için; bu fonksiyonların yer aldığı zemin kat yüksekliğinin 4.50 metreden az olması, yapının tasarımında Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esasların Tablo 4.1.’inde yer alan A12, A13, A14 veya A15 tipi taşıyıcı sistemlerin kullanılması, kısa kolon oluşturulmaması, asma kat ve binada kapalı çıkma yapılmaması şartlarının tamamının sağlanması, zemin hariç 4 kat ve üzeri binalarda kapalı çıkma yapılamayacağına dair deprem tehlikesini önlemeye dönük düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamıştır.<br> Uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan “%3’ü” ibaresi “% 5’i” şeklinde, (6) numaralı alt bendinde yer alan “% 3’ü” ibaresi “% 5’i” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen (3). fıkrada; " İlgili mevzuatı uyarınca toplanma alanı olarak belirlenmiş olan park, bahçe ve meydanlarda, bu maddede belirtilen yapılaşma koşulları içerisinde kalmak kaydı ile gerekli tuvalet, lavabo ve mescit yapılmasında idareler yetkili ve sorumludur.” kuralına yer verilmiştir.<br>3194 sayılı İmar Kanununda; yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamanın kanunun amacı olduğu, herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı öngörülmüş, 18. maddesinde, düzenleme ortaklık payları ile karşılanan alanların umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamayacağı hükmüne yer verilmiştir.<br>Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 5.maddesinin (i) bendinde de, sosyal altyapı alanları, birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isim olarak tanımlanmış, (k) bendinde ise, teknik altyapı alanları, kamu veya özel sektör tarafından yapılacak elektrik, petrol ve doğalgaz İletim hatları, içme ve kullanma suyu ile yer altı ve yer üstü her türlü arıtma, kanalizasyon, atık işleme tesisleri, trafo, her türlü enerji, ulaştırma, haberleşme gibi servislerin temini için yapılan tesisler ile açık veya kapalı otopark kullanışlarına verilen genel isim olarak tanımlanmıştır.<br> Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 24. maddesinin 2. Fıkrasında: nazım imar planları üzerinde gösterilen sosyal ve teknik altyapı alanlarının konum ile büyüklükleri, toplam standartların altına düşülmemek, nazım imar planının ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü ve genel işleyişini bozmamak ve hizmet etki alanı içinde kalmak şartı ile ilgili kurum ve kuruluşların görüşü dikkate alınarak uygulama imar planlarında değiştirilebileceği, aynı maddenin 3. fıkrasında da, uygulama imar planlarında, bölgenin ihtiyacına yönelik çocuk bahçesi, yeşil alan, otopark, cep otoparkı, yol boyu otopark, durak cebi, aile sağlık merkezi, mescit, karakol, muhtarlık, trafo gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarını artırıcı küçük alan gerektiren fonksiyonların ayrılabileceği kuralına yer verilmiştir.<br>Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, Yönetmelikte tanımlanan park alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları belirlenmiş (5) numaralı alt bendinde; 5000 m² ve üzeri parklarda parkın işlevini bozmayacak şekilde, açık alanları dâhil taban alanları (2) numaralı alt bentte belirtilenlerle birlikte toplamda % 5’i geçmemek, muvakkat yapı ölçülerini aşmamak ve tek binada olmak kaydıyla trafik güvenliği alınarak kamuya ait 112 acil ambulans istasyonu ile aile sağlığı merkezi, beton veya betonarme temel içermeyen, ilgili Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uygun yürüyüş ve koşu parkuru yapılabileceği, (6) numaralı alt bendinde ise; 2500 m² üzeri parklarda parkın işlevini bozmayacak şekilde, açık alanları dâhil taban alanları (2) numaralı alt bentte belirtilenlerle birlikte toplamda % 5’i geçmemek, muvakkat yapı ölçülerini aşmamak kaydıyla kamuya ait aile sağlığı merkezi yapılabilir." düzenlemelerine yer verilmiştir. <br> Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği gereği asgari alan büyüklüklerinin azaltılması hukuken mümkün olmamakla birlikte park alanları içerisinde, park kullanımı ile bütünleşik biçimde, parkı kullananların ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla parkların orantısız bir şekilde daraltmayacak şekilde çeşitli tesislerin yapılmasının mümkün olduğunun kabulü gerekir.<br>Dava konusu düzenlemede parklarda aile sağlığı merkezi ve 112 acil ambulans istasyonuna ayrılacak alan “%3”ten “% 5”e çıkarıldığı görüldüğünden, bu artışın parkların orantısız bir şekilde daraltılmasına neden olacağı sonucuna ulaşıldığından dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 5 ve 6. alt bentlerinde yer alan “%3’ü ibaresi % 5’i şeklinde" değiştirilmesine dair kısmında imar mevzuatına uyarlık görülmemiştir.<br>Yönetmeliğin 19. maddesine eklenen (3). fıkrasında; "İlgili mevzuatı uyarınca toplanma alanı olarak belirlenmiş olan park, bahçe ve meydanlarda, bu maddede belirtilen yapılaşma koşulları içerisinde kalmak kaydı ile gerekli tuvalet, lavabo ve mescit yapılmasında idareler yetkili ve sorumludur.” kuralına yer verilmiştir.<br> Park alanları içerisinde yapımı mümkün olan; tuvalet, lavabo ve mescit yapılarının kentte yaşayanların dinlenme ihtiyaçları için ayrılan park alanlarının tanımı içerisinde, park ile bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğinden kamu yararına yönelik olarak tesis edildiği anlaşılan park alanları içerisinde tuvalet, lavabo ve mescit yapılmasına yönelik düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamıştır.<br> Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile Yönetmeliğin 57 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiş, aynı maddenin altıncı fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiş ve aynı maddenin yedinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.<br> “ç) Devletin güvenlik ve emniyeti bakımından gizlilik arz eden yapılar ile 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve diğer özel kanunlar kapsamında kalan alanlarda yapılacaklar hariç olmak üzere; yerleşme ve yapılaşmaların mimari estetik değerinin arttırılarak şehirlere kimlik kazandırılması amacıyla, nüfusu 50 binden fazla olan belediyelerde yapılacak umumun kullanımına mahsus olan; resmi binalar, ibadet yerleri, eğitim, sağlık tesisleri, kültürel binalar, eğlence yapıları, konaklama amaçlı binalar, alışveriş merkezleri, ulaştırma istasyonları, iş hanı, büro, pasaj, çarşı gibi ticari yapılar ile merkezi iş alanları ve idaresince bu kapsamda olduğu değerlendirilen yapıların mimari proje müellifliği; kamuda veya üniversitelerin mimarlık bölümlerinde ya da meslek odasına kayıtlı serbest mimar olarak en az 5 yıl mesleki tecrübesi bulunup, yapı ruhsatı alınmış toplamda en az 10.000 m², en az 4 farklı yapının projelendirilme sürecinde aktif olarak bulunan ve bu durumlarını gerekli belgelerle tevsik eden mimarlar tarafından üstlenilebilir. Üniversitelerin mimarlık ana bilim dalında tezli lisansüstü öğrenim görmüş olan mimarlar için bu fıkrada belirtilen asgari hizmet süresi ile proje yapımına dair kriterlerin yarısının sağlanması yeterlidir. Bu kapsamda hazırlanan mimari projelerin yöresel mimariye uygun olarak tasarlanması, yapının kullanım fonksiyonunu azami ölçüde yansıtacak mimari öğeler içermesi, giriş cephelerinin binanın kullanım fonksiyonunu öne çıkaran, kolay algılanabilir şekilde tasarlanması ve bu amaçla bina ön cephelerinde cephe ve çatı ile uyumlu olacak şekilde sundurma, portik veya kolonad/sütun benzeri tasarımlarla girişin vurgulanması, cephe tasarımına derinlik kazandırılması, ön bahçelerinde teras, merdiven, rampa ve kot farkı gibi düzenlemeler ile davetkâr bir etki sağlanması gerekir. Ayrıca mimari projenin varsa yapının bulunduğu cadde veya sokakta yer alan ve mimari estetik komisyonunca belirlenmiş olan referans bina cephesindeki mimari öğelere uyumlu olacak şekilde tasarlanması, referans bina bulunmaması halinde sokak silüeti ile uyumlu olarak tasarlanması gerekir.” kuralına yer verilmiştir. <br> 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde, yerleşme ve yapılaşmaya yönelik mimarlık, mühendislik, müteahhitlik ve müşavirlik hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri yapmak, uygulamaları denetlemek ve izlemek; planlama, harita yapımı, arazi ve arsa düzenlemesi, değerleme, parselasyon, etüt ve proje müellifliği, harita plan, proje ve yapım kontrol müşavirliği, her türlü altyapı ve tesisat dahil olmak üzere yapı müteahhitliği gibi hizmet alanlarında çalışan gerçek veya tüzel kişilerin görev, yetki ve sorumluluklarına ve kayıtlarının tutulmasına ilişkin esasları belirlemek, mesleki yeterlikleri ile kuruluş yeterliklerini değerlendirerek bunlara tescil ve yeterlik belgeleri vermek veya verilmesini ve kayıtlarının tutulmasını sağlamak" olarak sayıldığı, dava konusu düzenleme ile de yerleşme ve yapılaşmaya yönelik mimarlık ve mühendislik hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri yapma ve yine bu hizmetlere ilişkin uygulamaları denetleme ve izleme görevi Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğüne verildiği, bu yetkinin mimarlık ve mühendislik hizmetlerine ilişkin düzenleme yapma yetkisi olduğu, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun görev alanına müdahale anlamını taşımadığı, dava konusu düzenlemede yapı grubu olarak, yerleşme ve yapılaşmaların mimari estetik değerinin arttırılarak şehirlere kimlik kazandırılması amacıyla, nüfusu 50 binden fazla olan belediyelerde yapılacak umumun kullanımına mahsus olan yapılar esas alındığından yapı grubunun belirlenmesinde her hangi bir belirsizlik olmadığı, düzenlemede yer alan yapıların proje müellifliğinin üstlenilebilmesi için öngörülen ve yetkili idare tarafından belirlenen kriterlere ilişkin kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı, daha büyük ölçekte ve özellikli nitelikteki kentin yapıtaşları olacağı düşünülen düzenlemede sayılan kamunun kullanımına özgü yapıların projelendirilmesinde; herhangi bir tecrübeye sahip olmayan meslek mensuplarından ziyade yeterli mesleki bilgi ve deneyime sahip meslek mensupları tarafından yapılmasına yönelik düzenleme getirilmesindeki amacın, yerleşme ve yapılaşmaların mimari estetik değerinin arttırılarak, şehirlere kimlik kazandırılması, sağlıklı ve dengeli yapılaşmanın daha etkin bir şekilde oluşturulması olduğu, düzenlemede sayılan yapıların proje müellifliğini üstlenecek müellifin en az 5 yıl mesleki tecrübeye sahip olmanın yanında toplamda en az 10.000 m² ve en az 4 farklı yapının projelendirilme sürecinde aktif olarak bulunma şartlarının birlikte sağlaması, tezli lisansüstü öğrenim görmüş olan mimarlar için de bu şartların yarısının aynı anda sağlanması gerektiği sonucuna varılmış olup dava konusu düzenlemenin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmamıştır. <br> Yönetmeliğin 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasına “Komisyon” ibaresinden sonra gelmek üzere “biri başkan olmak üzere” ibaresi eklenmiş, aynı maddenin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(3) İlgili idareler, gerekmesi halinde üniversitelerin ve ilgili kamu kuruluşlarının da katılımıyla, uzmanlardan oluşan mimari estetik komisyonları kurar. Komisyon en az ikisi mimar olmak üzere; kalan üç üye mimar, inşaat mühendisi, peyzaj mimarı, sanat tarihçisi, şehir plancısı, harita mühendisi unvanlarındaki meslek disiplinlerinden seçilerek oluşturulur. Komisyon başkanı, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında veya üniversitelerin mimarlık bölümlerinde ya da meslek odasına kayıtlı serbest mimarlardan kendine ait bürosunda en az 5 yıl hizmeti bulunan veya mimarlık ana bilim dalında tezli lisansüstü öğrenim görmüş olan mimar olmak zorundadır.” “(13) Komisyon ayrıca, 57 nci maddenin ikinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında kalan mimari projeleri; mezkur bentte belirtilen kriterlere uygunluk bakımından inceler. Bu kapsamda komisyon referans bina belirlemeye ve bu amaçlarla projelerde değişiklik talep etmeye yetkilidir. Bu kapsamdaki projeler, komisyon tarafından en geç on iş günü içinde incelenir. Kabul, ret veya belirtilen düzeltmeler yapılmak kaydıyla kabul şeklinde kararlar alınabileceği gibi projelerin tadil edilmesi ve incelenmek üzere tekrar komisyona sunulması yönünde ara karar da alınabilir. Komisyonca alınan nihai kararlar idarenin yapı ruhsatı düzenlemeye yetkili birimine bildirilir. (14) Komisyon, 57 nci maddenin ikinci fıkrasının (ç) bendinde belirtilen yapılarda ayrıca reklam yüzeyi olarak kullanılabilecek binalar ve bunların cephelerine ilişkin de karar alabilir.” kuralı getirilmiştir.<br> 3194 sayılı İmar Kanunun 8. maddesinin (j) bendinde, idarelerin Bakanlıkça belirlenen esaslara göre mimari estetik komisyonu kurulacağı hükmü getirilmiş, Planlı Alanlar Yönetmeliğinin 66. maddesinde, bu Yönetmelik esaslarına göre kurulan komisyonun çalışma usul ve esaslarının idarece belirleneceği, komisyonun biri başkan olmak üzere beş uzmandan teşkil edeceği kuralına yer verilmiştir.<br> Yönetmeliğin 66. maddesinin 2. fıkrasına “Komisyon” ibaresinden sonra gelmek üzere “biri başkan olmak üzere” ibaresi eklenmesini öngören yönetmelik kuralı; 3194 sayılı Kanunun 8. maddesinin (j) bendi hükmü gereği ilgili idarelerin, gerekmesi halinde üniversitelerin ve ilgili kamu kuruluşlarının da katılımıyla, uzmanlardan oluşan mimari estetik komisyonları kurabilmesi ve kurulan mimari estetik komisyonunun çalışması için komisyon üyeleri arasından koşulları sağlayan birinin başkan seçilmesi yasal düzenlemenin öngörüsüyle örtüşmektedir.<br>Mimari estetik komisyonuna verilen görevlerin niteliği dikkate alındığında komisyonun en az ikisi mimar olmak üzere; kalan üç üye mimar, inşaat mühendisi, peyzaj mimarı, sanat tarihçisi, şehir plancısı, harita mühendisi unvanlarındaki meslek disiplinlerinden seçilerek oluşturulmasında, mimari projelere kalite getirmeyi hedeflediğinden düzenlemenin bu kısmında da mevzuata aykırılık bulunmamış, komisyon başkanı olabilmek için aranması gereken asgari nitelikler belirlenerek, mesleki anlamda daha nitelikli kararlar alınmasının amaçlandığı, alınacak kararın, akademik açıdan uzman, mesleki bilgi birikimi ve deneyimi yeterli başkan öncülüğünde verilmesi amaçlandığından düzenlemenin bu kısmında da mevzuta aykırılık görülmemiştir. <br> Komisyonun ayrıca, Yönetmeliğin 57. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendi kapsamında kalan mimari projelerin, söz konusu bentle getirilen "yöresel mimariye uygun olarak tasarlanması, yapının kullanım fonksiyonunu azami ölçüde yansıtacak mimari öğeler içermesi, giriş cephelerinin binanın kullanım fonksiyonunu öne çıkaran, kolay algılanabilir şekilde tasarlanması ve bu amaçla bina ön cephelerinde cephe ve çatı ile uyumlu olacak şekilde sundurma, portik veya kolonad/sütun benzeri tasarımlarla girişin vurgulanması, cephe tasarımına derinlik kazandırılması, ön bahçelerinde teras, merdiven, rampa ve kot farkı gibi düzenlemeler ile davetkâr bir etki sağlanması, projenin varsa yapının bulunduğu cadde veya sokakta yer alan ve mimari estetik komisyonunca belirlenmiş olan referans bina cephesindeki mimari öğelere uyumlu olacak şekilde tasarlanması, referans bina bulunmaması halinde sokak silüeti ile uyumlu olarak tasarlanması" kriterlerine uygunluk bakımından incelemesi, komisyon tanımı ve komisyonunun kurulma amacına uygun olduğu, sokak ya da cadde üzerinde bulunan ve örnek teşkil eden, referans yapıların uzman kişilerden oluşan komisyon tarafından belirlenmesi ve bu amaçlarla projelerde değişiklik talep etmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı, bu kapsamdaki projelerin, komisyon tarafından en geç on iş günü içinde inceleneceği, kabul, ret veya belirtilen düzeltmeler yapılmak kaydıyla kabul şeklinde kararlar alınabileceği gibi projelerin tadil edilmesi ve incelenmek üzere tekrar komisyona sunulması yönünde ara karar da alınabileceği, komisyonca alınan nihai kararların idarenin yapı ruhsatı düzenlemeye yetkili birimine bildirileceğine dair idari işleyişe ilişkin düzenlemelerde hukuka aykırı olmadığı, mimari estetik komisyonuna verilen görevlerin; mimari özellikleri barındıran iç yükseklik, saçak genişliği gibi yapısal konuları belirleme ile yapınının; sokak silüeti, çevre ve yöresel mimari ile uyumunun sağlanmasına, giriş cephesinde kullanım fonksiyonunu yansıtan yöresel mimari ögeler içermesine, girişi vurgulayan tasarımlar ortaya koymasına yönelik olduğu, Yönetmeliğin 57. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendinde belirtilen yapılarda ayrıca reklam yüzeyi olarak kullanılabilecek binalar ve bunların cephelerine ilişkin de komisyonun karar alabilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. <br> Açıklanan nedenlerle;12.05.2023 tarih ve 32186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin; 3. maddesinin 1. fıkrası ile Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) alt bendinin 5. alt bendinde değiştirilen "% 5" ibaresi ile 6. alt bendinde değiştirilen "% 5" ibaresi yönünden iptali, 1. maddesi ile eklenen, Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (a) ve (b) alt bentleri; 3. maddesinin 1. fıkrası ile Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 3. fıkrası; 4. maddesi ile eklenen Yönetmeliğin 57. maddesinin (ç) bendinin; 5. maddesi ile değişen Yönetmeliğin 66. maddesinin 3. fıkrasının ve 5. maddesi ile Yönetmeliğin 66. maddesine eklenen 13 ve 14. fıkraları yönünden davanın reddi gerektiği, düşünülmüştür.<br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 12/02/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'in ve davalı idare vekili Hukuk Müşaviri ...'ün geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY: <br> TMMOB Mimarlar Odası Başkanlığı tarafından, 12.05.2023 tarih ve 32186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile eklenen, Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (a) ve (b) alt bentlerinin; 3. maddesinin 1. fıkrası ile Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 5. alt bendinde değiştirilen "% 5" ibaresi ile 6. alt bendinde değiştirilen "% 5" ibaresi ile aynı maddeye eklenen 3. fıkrasının; 4. maddesi ile eklenen Yönetmeliğin 57. maddesinin (ç) bendinin; 5. maddesi ile değişen Yönetmeliğin 66. maddesinin 3. fıkrasının ve 5. maddesi ile Yönetmeliğin 66. maddesine eklenen 13 ve 14. fıkraların iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28. maddesinin 5. fıkrasında; "Fenni mesuller, uzmanlık alanlarına göre yapım işlerinin denetimine ilişkin ayrıntılı bütün belgeler ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri raporunu idareye vermek ve yapı kullanma izin belgesini imzalamak mecburiyetindedir. Yapıya ilişkin bilgiler, ilgili idarece, etüt ve proje müelliflerinin, fenni mesullerin, yapı müteahhitlerinin ve şantiye şefi mimar veya mühendisin üyesi bulunduğu meslek odasına, üyelik kayıtlarına işlenmek üzere bildirilir.", 8.fıkrasında "Yapı müteahhidi ve şantiye şefi; yapıyı, tesisatı ve malzemeleriyle birlikte bu Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüd ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa etmek, neden olduğu mevzuata aykırılığı gidermek mecburiyetindedir." hükmü yer almaktadır.<br> Aynı Kanun'un 38. maddesinin 2. fıkrasında, "Yapıların mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını ve bunların uygulanmasıyla ilgili fenni mesuliyetleri, uzmanlık konularına göre mühendisler, mimarlar ile görev, yetki ve sorumlulukları yönetmelikle düzenlenecek olan fen adamları deruhte eder." hükmüne yer verilmiştir.<br> 3194 sayılı Kanun'un 44.maddesinin 1.fıkrasının (e) bendinde, "Her türlü inşaat ve tesisat dahil yapım işlerine dair yapı müteahhitlerinin yetki belgelendirilmesi işlemlerine; yapı müteahhitlerinin iş gruplarına, ihtisaslaşmalarına ve yüklenilecek işin büyüklüğüne göre sınıflandırılmasına ve bunların sahip olmaları gereken asgari eğitim, iş tecrübesi, teknik donanımı ve kapasitesi, mali durumu, idari yapısı ve personel şartları ile niteliklerine; yapı müteahhitlerinin faaliyetlerinin denetlenmesine, kayıtlarının tutulmasına ve değerlendirilmesine; mimar ve mühendis unvanlı şantiye şefi çalıştırılması mecburi ve yapı müteahhidi olmaksızın da yapılması mümkün olan yapılara; şantiye şeflerine, yapım ve denetim işlerinde istihdam edilecek fen adamlarına ve yetki belgeli ustalara ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin görüşleri alınarak, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almaktadır.<br>1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 107. maddesinin 1. fıkrasında, "yerleşme ve yapılaşmaya yönelik mimarlık, mühendislik, müteahhitlik ve müşavirlik hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri yapmak, uygulamaları denetlemek ve izlemek; planlama, harita yapımı, arazi ve arsa düzenlemesi, değerleme, parselasyon, etüt ve proje müellifliği, harita plan, proje ve yapım kontrol müşavirliği, her türlü altyapı ve tesisat dahil olmak üzere yapı müteahhitliği gibi hizmet alanlarında çalışan gerçek veya tüzel kişilerin görev, yetki ve sorumluluklarına ve kayıtlarının tutulmasına ilişkin esasları belirlemek, mesleki yeterlikleri ile kuruluş yeterliklerini değerlendirerek bunlara tescil ve yeterlik belgeleri vermek veya verilmesini ve kayıtlarının tutulmasını sağlamak" Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.<br>“(30) Aşağıda belirtilen bina türleri için bu fıkrada belirtilen kurallara uyulması zorunludur:<br>a) İçerisinde konut yer alan binaların zemin katlarında konut dışı fonksiyonların yapılabilmesi için; bu fonksiyonların yer aldığı zemin kat yüksekliğinin 4.50 metreden az olması, yapının tasarımında 18/3/2018 tarihli ve 30364 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esasların Tablo 4.1.’inde yer alan A12, A13, A14 veya A15 tipi taşıyıcı sistemlerin kullanılması, kısa kolon oluşturulmaması, asma kat ve binada kapalı çıkma yapılmaması şartlarının tamamının sağlanması zorunludur.<br>b) İçerisinde konut yer alan zemin hariç 4 kat ve üzeri binalarda kapalı çıkma yapılamaz. Ancak kapalı çıkma yapılamaması nedeniyle parselin plan ve bu Yönetmelikle verilen emsal haklarının kullanılamadığı durumlarda; arka bahçe mesafesi 2 metrenin altına düşmemek kaydı ile arka bahçeye en fazla 1 metre taşacak şekilde, sadece kolon ve/veya perdelerden (bunların zemin altında temele kadar devam eden bölümleri dahil) oluşan kapalı çıkmasız bina uygulamalarında, belirtilen taşıyıcı sistemin çevrelediği alan bahçe mesafesi ve taban alanı ihlali sayılmaz. Emsal haklarının bu şekilde dahi tamamen kullanılamaması halinde, parselin yol sınırlarına 4 metreden fazla yaklaşmamak kaydı ile ön bahçeye en fazla 1 metre taşacak şekilde aynı uygulamaya müsaade edilir. Bu alanın hiçbir kenarı duvar veya herhangi bir malzeme ile kapatılmaz ve bahçe niteliği ortadan kaldırılamaz. Bu fıkra kapsamındaki uygulamalarda hiçbir şekilde çıkmalı olarak tasarlanmış olan binaya göre emsal artışı sağlanamaz. Zemin+4 katı geçmeyen binalarda ise kapalı çıkma yapılması durumunda; çıkmayı teşkil eden konsolun mesnetlendiği/bağlantılı olduğu kolonların, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Esasların 7.5.1 maddesinin (a) bendi kriterlerine uygun kirişler ile birbirine bağlanması suretiyle çerçeve teşkil edilmesi zorunludur.<br>Davacı tarafından, sadece bir yapı sınıfı özelinde bu değişikliğin getirildiği, proje hizmeti, şantiye şefliği, mesleki uygulama sorumluluğu, yapı denetim süreçleri gibi mimarlık hizmetlerine ilişkin hiçbir kısıtlama getirilmezken sadece projelere getirilen bu kısıtlamanın amacının anlaşılamadığı, sahada yapılan incelemelerde depremde etkilenen yapılara ilişkin pek çok faktörün tespit edildiği, bunların büyük bir kısmının denetim eksikliğinden kaynaklandığı, örneğin; zeminin doğru seçilmemesi, doğru alana doğru plan yapılmaması, doğru malzeme kullanılmamış olması, doğru işçilik yapılmamış olması gibi pek çok faktörün gözlemlendiği, deprem gerekçesiyle yapıldığı belirtilen ancak mimari projelere tasarım kısıtlılıkları getiren değişikliklerin sadece içerisinde konut yer alan binalara ilişkin olduğu, diğer yapı gruplarının depremden etkilenmeyecekmiş gibi bu kuralların dışında tutulduğu, bu husus dahi değişikliklerin bilimsel ve teknik gerekçelerinin bulunmadığını ve dayanaklarının olmadığını ortaya koyduğu, Yönetmelik değişikliği ile getirilen hususların, mimari ve statik projelerde fen ve teknik kurallara uygun bir şekilde değerlendirilirse, binanın güvenliği ve dayanıklılığını sağlamanın mümkün olduğu, dolayısıyla sadece tasarımı kısıtlayan düzenlemelerle depreme dayanıklı binalar elde edileceği yaklaşımının hukuka ve fen ve sanat kurallarına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br>Davalı idare tarafından, 06.02.2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremler sonucunda oluşan bina hasar gözlemleri doğrultusunda yapılarda ve proje müelliflerince uyulması gereken hususlara, aile sağlık merkezlerinin dengeli bir şekilde yaygınlaştırılması, mimari estetik komisyonlarının yapısının güçlendirilmesine ve ülke genelinde konut arzının arttırılmasına yönelik düzenlemeler yapılması amacıyla Bakanlıkça 12.05.2023 tarih ve 32186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin hazırlandığı, depreme karşı ve bitişik nizam yapılardaki çekiç etkisini önlemeye yönelik ilave tedbirler getirmesi, proje müellifi mühendis ve mimarların imza yetkilerinin belirlenmesi ve mimari estetik komisyonlarının daha işler hale getirmesine yönelik hükümler içeren söz konusu Yönetmelik değişikliğinin mahiyeti ve aciliyetinin göz önüne alındığı, Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin birinci fıkrası kapsamında Cumhurbaşkanlığına sunulmadan önce ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alındığı, gerekli katılımın sağlandığı, alınan görüşler doğrultusunda hazırlanan dava konusu Yönetmelik değişikliğinin ... tarih ve ... sayılı yazı ile Strateji Geliştirme Başkanlığına iletildiği, ekinde ise kurum ve kuruluşlardan gelen görüşlerin işlendiği ve önerilere ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Görüş Değerlendirme Formuna yer verildiği, dolayısıyla dava dilekçesinde yer alan anılan Yönetmelik Değişikliğinin katılımcı anlayıştan uzak bir şekilde hazırlandığı iddiasının mesnetsiz olduğu; bu Yönetmeliğin birinci, ikinci, altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu bölümleri, geçici maddeleri ile 19 ve 20. maddelerinde yer alan hükümlerin, planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak yönetmeliklerle değiştirilemeyeceği, büyükşehir belediyeleri ile il belediyelerinin, değiştirilemeyen hükümler dışında kalan hususlarda, beldenin tarihi ve yöresel şartlarını gözetmek kaydıyla Bakanlık onayına sunulmak üzere imar yönetmeliği hazırlayabileceği, Yönetmeliğin 2. Bölümünde yer alan "Genel İlkeler" başlıklı 5. maddesine eklenen 30, 31 ve 32. fıkraların da ilgili belediyelerce çıkarılacak Yönetmeliklerle ya da plan notlarıyla değiştirilmesi mümkün olmayan düzenlemeler olduğu, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. madde hükümlerinin planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak yönetmeliklerle değiştirilmesinin veya bu fıkraya aykırı mevcut hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı, Bakanlıkça onaylanan ve Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Adana Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği, Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği, Erzurum Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği, Kayseri Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği, Sivas Belediyesi İmar Yönetmeliği, Van Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği, Antalya Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği, Hatay Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliğinin ikinci bölümünde "Genel İlkeler" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Genel ilkelere yönelik olarak Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesine uyulur." hükmünün yer aldığı, genel ilkelerin uygulamasında doğrudan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 5. maddesine atıf yapıldığı için, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi yapılan değişikliklerle belediye imar yönetmeliklerinin kadük kalmadığı, 12.05.2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 5. maddesine eklenen 30, 31 ve 32. fıkraların, belediye imar yönetmeliği yürürlükte olsun veya olmasın belediyelerce uygulanmasında herhangi bir sorun yaşanmayacağı, 3/7/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 5. maddesinin 20. fıkrasında yer alan "Yapı ruhsatı talep edilen projelerde ayrıca; afet, deprem, yangın, otopark, enerji verimliliği, sığınak, asansör, yapı malzemeleri, gürültüye karşı korunma, ısı ve su yalıtımı, yapı denetimi, iş güvenliği, iskele, erişilebilirlik ve çevre gibi konulardaki yapıya ilişkin hükümler içeren mevzuata da uyulur." hükmü uyarınca, yapıların deprem başta olmak üzere ilgili tüm mevzuata uygun olarak projelerini hazırlamasının zorunlu olduğu, ancak 06.02.2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremler sonucunda oluşan bina hasar gözlemleri doğrultusunda, Türkiye genelinde yapılarda can ve mal güvenliğini sağlamaya yönelik birtakım ilave tedbirler alınmasının zorunluluğunun hasıl olduğu, anılan Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen 30 ve 31. fıkralar ile 1/7/2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere; içerisinde konut bulunan ve zemin hariç 4 kat ve üzeri olan binalarda kapalı çıkma yapılması yasaklanarak, kapalı çıkma yapılamaması nedeniyle yönetmelik veya imar planından gelen emsal haklarının kullanılamaması halinde; arka parsel hududuna 2 metreden fazla yaklaşmamak üzere taşıyıcı sistem kolonlarının parselin arka bahçe mesafesine en fazla 1 metre taşırılarak üst katların bu kolonlar üzerinde yapılabilmesine müsaade edileceği, emsal haklarının bu şekilde dahi tamamen kullanılamaması halinde parselin yol sınırlarına 4 metreden fazla yaklaşmamak kaydı ile aynı şekilde ön bahçeye en fazla 1 metre taşmaya müsaade edileceği, taşan kısımların zemin katta sadece kolon ve/veya perdelerden ibaret olacak, hiçbir kenarı herhangi bir malzeme ile kapatılmayacağı ve bahçe niteliği ortadan kaldırılmayacağına yönelik hükümler getirildiği, içerisinde konut fonksiyonu yer alan binaların zemin katlarında konut dışı fonksiyonların yapılabilmesi için; bu fonksiyonların yer aldığı zemin kat yüksekliğinin 4.50 metreden az olması, yapının tasarımında Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinde yer alan A12, A13, A14 veya A15 tipi taşıyıcı sistemlerin kullanılması, kısa kolon oluşturulmaması, binada asma kat ve kapalı çıkma yapılmaması ve bitişik nizam parsellerde bitişik yapılacak olan binaların depremde birbiri ile çarpışmasının (çekiç etkisi) önlenmesi amacıyla binaların arasında Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği gereği bırakılması gereken deprem derz boşluğu kadar mesafenin parsellerin sınırından itibaren bırakılmasının zorunlu olması sağlanarak, depremin yapıları üzerindeki yıkıcı etkileri asgariye indirilmesinin amaçlandığı savunulmuştur. <br><br>Dairemizce dava konusu işlemin değerlendirmesinden;<br>Davacı tarafından yukarıda yer alan iddialar ileri sürülerek dava konusu düzenlemenin iptali istenilmiş ise de, anılan iddiaların, "içerisinde konut yer alan binaların zemin katlarında konut dışı fonksiyonların yapılabilmesi için; bu fonksiyonların yer aldığı zemin kat yüksekliğinin 4.50 metreden az olması, yapının tasarımında Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esasların Tablo 4.1.’inde yer alan A12, A13, A14 veya A15 tipi taşıyıcı sistemlerin kullanılması, kısa kolon oluşturulmaması, asma kat ve binada kapalı çıkma yapılmaması şartlarının tamamının sağlanması, zemin hariç 4 kat ve üzeri binalarda kapalı çıkma yapılamayacağına" dair deprem tehlikesini önlemeye dönük düzenlemenin bilimsel ve teknik olarak sakat olduğu gerekçesine dayanmadığı, diğer yapı gruplarının da bu kapsamda yer alması, denetimin daha etkili yapılmasına dönük tedbirlerin alınması gerektiğine dair iddiaların dava konusu düzenlemeyi kusurlandırmadığından düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamıştır. <br>2- Aynı Yönetmeliğin 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan “%3’ü” ibaresi “% 5’i” şeklinde, (6) numaralı alt bendinde yer alan “% 3’ü” ibaresi “% 5’i” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.<br>“(3) İlgili mevzuatı uyarınca toplanma alanı olarak belirlenmiş olan park, bahçe ve meydanlarda, bu maddede belirtilen yapılaşma koşulları içerisinde kalmak kaydı ile gerekli tuvalet, lavabo ve mescit yapılmasında idareler yetkili ve sorumludur.”<br>Davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile parklardaki yapılaşmanın arttırıldığı, park alanlarında izin verilen birçok yapı stokunun, parkların doğal alan olmaktan uzaklaşmasına yol açacağı ve böylece neredeyse ağaç dikecek alanın kalmayacağı, getirilen yapı yoğunluğu ve kullanım çeşitliliği ile parkların amacına yönelik kullanım niteliğinin tamamen ortadan kaldırıldığı, deprem anı ve sonrası toplanma alanı olacak parkların güvenli sığınaklar olması durumunun ortadan kaldırılmakta olduğu, bu kullanımların park alanlarının asli fonksiyonundan uzaklaşması sonucunu doğurabileceği, hangi bilimsel ya da teknik veriye dayalı olarak bu arttırımın yapıldığının anlaşılamadığı ileri sürülmüştür. <br>Davalı idare tarafından, Sağlık Bakanlığı ile yapılan görüşmelerde 2500 m² ve 5000 m² üzerinde alana sahip parklarda ihtiyacın karşılanmasına yönelik gereken ölçülerde aile sağlığı merkezi yapılabilmesine ve aile sağlık merkezlerinin dengeli bir şekilde yaygınlaştırılabilmesine yönelik düzenleme yapılması talebinin değerlendirilerek düzenleme yapıldığı, hazırlanan Taslağa ilişkin Sağlık Bakanlığınca iletilen görüşte; "Taslak metinde: mezkur Yönetmeliğin 19. maddesinin beşinci fıkrasında, 5000 m² üzeri parklarda kamuya ait aile sağlığı merkezi ve 112 acil sağlık hizmetleri istasyonu için muvakkat yapı alanı olarak parkın işlevini bozmayacak şekilde açık alanları dahil taban alanları (2) numaralı alt bentte belirtilenlerle birlikte (büfe, çay bahçesi, muhtarlık binası vb.) % 5'lik alan ayrılmış ise de; birinci basamak sağlık hizmeti kapsamında aile hekimliği hizmetlerinin fiziki altyapısının güçlendirilerek hizmete ulaşılabilirliğini daha da artırmak ve aile hekimliğine kayıtlı nüfusun kademeli olarak 2000 kişiye düşürülmesi hedefi için yeni aile sağlığı merkezi (ASM) binalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca yeni aile sağlığı merkezi binalarının yapımı için arsa temininde güçlüklerle karşılaşılmaktadır. Bu itibarla aile sağlık merkezlerinin dengeli ve ulaşılabilir bir konumda hizmete açılması ile ihtiyaç duyulan bölgelerde bina ihtiyacının karşılanması amacıyla park alanlarında muvakkat yapı şeklinde aile sağlığı merkezlerinin yapılması için "Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği"nde değişiklik yapılması ihtiyacı hasıl olmuştur. Bu çerçevede Taslak metinde ayrılması öngörülen % 5'lik alanda diğer yapılara da yer verildiğinden aile sağlığı merkezlerine yeteri kadar alan kalmamaktadır. Bu nedenle %5'lik alanın en az % 3'lük kısmına tekabül edecek alanın aile sağlığı merkezi ve 112 acil sağlık hizmetleri istasyonu için ayrılması uygun olacaktır. Ayrıca, özellikle büyük parklarda ve nüfusu yoğun olan bölgelerde muvakkat yapı ölçülerinden biri olan toplam kapalı alanın 250 m² alanı aşamayacak olması nüfusa yetecek kadar hekim bulundurulmasına ve ihtiyaca uygun büyüklükte aile sağlığı merkezi oluşturulmasına imkan vermemektedir. Örneğin 10.000 m² büyüklükte olan bir park alanın % 3'ü olan 300 m²'lik bir alanda mevcut duruma göre en fazla 250 m²'lik kapalı alan inşa edilebilmektedir. Bu ölçüde yapılacak olan bir aile sağlığı merkezi ise yoğun nüfusu olan yerlerde ihtiyacı karşılayamamaktadır. Bu çerçevede 250 m² sınır ölçüsünün istisna tutulması ve üst sınır bakımından da herhangi bir sınırlama getirilmemesinin ülke genelinde aile sağlığı merkezi kapalı alan ortalamasının 250-450 m² arasında olduğu da dikkate alındığında uygun olacağı değerlendirilmektedir. Taslak metinde; mezkur Yönetmeliğin 19 uncu maddesinin altıncı fıkrasında ve mevcut durumda 2500 m² üzeri parklarda aile sağlığı merkezleri için yer ayrılmış ise de daha küçük park alanlarında da mahallenin sağlık hizmet ihtiyacının olması aile sağlığı merkezlerinin mahalle içerisinde konuşlandırılması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde herhangi bir sınır olmaksızın 2500 m² altındaki park alanlarında da en az % 3'lük alan ve bu sınır ile birlikte asgari 75 m² taban alanın ayrılmasının elzem olduğu değerlendirilmektedir." ifadelerine yer verildiği, "MADDE 19 - ...5) (Ek:RG-18/8/2022-31927) 5000 m² ve üzeri parklarda parkın işlevini bozmayacak şekilde (Ek ibare: RG-31/12/2022-32060), açık alanları dâhil taban alanları (2) numaralı alt bentte belirtilenlerle birlikte, en az % 3'ü aile sağlığı merkezi ve 112 acil ambulans istasyonuna ayrılmak üzere toplamda % 5'i geçmemek, muvakkat yapı ölçülerini (61 inci maddenin on altıncı fıkrasında belirtilen 250 m² şartı hariç) aşmamak ve tek binada olmak kaydıyla trafik güvenliği alınarak kamuya ait 112 acil ambulans istasyonu ile aile sağlığı merkezi, beton veya betonarme temel içermeyen, ilgili Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uygun yürüyüş ve koşu parkuru, 6 (eK: rg-31/12/2022-32060) 5000 m² altındaki parklarda parkın işlevini bozmayacak şekilde, açık alanları dahil taban alanları (2) numaralı alt bentte belirtilenlerle birlikte, 75 m²'nin altında olmayacak şekilde en az % 3'ü aile sağlığı merkezine ayrılmak ve toplamda % 5'i geçmemek üzere muvakkat yapı ölçülerini (61 inci maddenin on altıncı fıkrasında belirtilen 250 m² şartı hariç) aşmamak kaydıyla kamuya ait aile sağlığı merkezi, yapılabilir." şeklinde altı çizili ifadeler eklenmek suretiyle düzenlenmesinin talep edildiği, Strateji Geliştirme Başkanlığına iletilen Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Görüş Değerlendirme Formunda teklife ilişkin Bakanlığın değerlendirilmesinde "Anılan bentler fıkranın 2 nci bendi ile birlikte değerlendirildiğinde; 2 numaralı bentte % 3'lük oranın diğer yapılaşmalar için tam kullanılması halinde, 112 acil ambulans istasyonu ve/veya aile sağlığı merkezi için % 3'lük kısmın ayrılması mümkün olamamaktadır." gerekçesiyle Sağlık Bakanlığı talebinin uygun bulunmadığı, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği hükümleri uyarınca sosyal ve teknik altyapı alanlarının planlarla çözümlenmesi gerektiği, bu hususta bir duraksama bulunmadığı, ancak sonradan artan nüfus ihtiyacına binaen Sağlık Bakanlığınca da ifade edildiği üzere aile sağlığı merkezi ve 112 acil ambulans istasyonu gibi alanların ayrılması gerektiğinde, idarelerce yerleşik alanlarda sıkıntılar yaşanması ve bu doğrultuda hizmetin eksiksiz yerine getirilmesinin sağlanamaması nedeniyle dava konusu oran artışına yönelik düzenlemeye gidildiği, park alanları içerisinde kaplayacakları alanlara ilişkin olarak açık alanları dahil taban alanları (2) numaralı alt bentte belirtilenlerle birlikte toplamda % 5'i geçmemek koşulu getirilerek, taban alanının park alanı içerisinde yer alabilecek tüm yapılarla birlikte azami olarak bu oran dahilinde kullanılabileceği, dava konusu düzenleme ile hiçbir keyfi uygulamaya yer verilmeyecek şekilde park niteliğinin korunduğu, günümüz ihtiyaçları doğrultusunda oran revize edilerek % 5 dahilinde yapılabileceği kuralı getirildiği savunulmuştur. <br>Dairemizce dava konusu işlemin değerlendirmesinden;<br>3194 sayılı İmar Kanununun 1. maddesinde, bu Kanunun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği, 3. maddesinde herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı hükme bağlanmıştır.<br>3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin 3. fıkrasında, düzenleme ortaklık payları ile karşılanan alanların umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamayacağı hükmüne yer verilmiştir.<br>Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde de, sosyal altyapı alanları, birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isim olarak tanımlanmış, (k) bendinde ise, teknik altyapı alanları, kamu veya özel sektör tarafından yapılacak elektrik, petrol ve doğalgaz İletim hatları, içme ve kullanma suyu ile yer altı ve yer üstü her türlü arıtma, kanalizasyon, atık işleme tesisleri, trafo, her türlü enerji, ulaştırma, haberleşme gibi servislerin temini için yapılan tesisler ile açık veya kapalı otopark kullanışlarına verilen genel isim olarak tanımlanmıştır.<br> Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 24. maddesinin 2. fıkrasında: "Nazım imar planları üzerinde gösterilen sosyal ve teknik altyapı alanlarının konum ile büyüklükleri, toplam standartların altına düşülmemek, nazım imar planının ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü ve genel işleyişini bozmamak ve hizmet etki alanı içinde kalmak şartı ile ilgili kurum ve kuruluşların görüşü dikkate alınarak uygulama imar planlarında değiştirilebilir.", aynı maddenin 3. fıkrasında da, "Uygulama imar planlarında, bölgenin ihtiyacına yönelik çocuk bahçesi, yeşil alan, otopark, cep otoparkı, yol boyu otopark, durak cebi, aile sağlık merkezi, mescit, karakol, muhtarlık, trafo gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarını artırıcı küçük alan gerektiren fonksiyonlar ayrılabilir ve bu fonksiyonların konulması nazım imar planına aykırılık teşkil etmez." hükmü yer almıştır.<br>Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Bu Yönetmelikte tanımlanan kullanım alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları aşağıdaki gibidir:<br>c) Park alanları: Bu alanlarda encümen kararıyla;<br>1) Açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola, kameriye,<br>2) 1000 m² ve üzeri parklarda ahşap veya hafif yapı malzemelerinden yapılmak, kat adedi 1’i, yüksekliği 4.50 metreyi ve açık alanları dâhil taban alanları toplamda %3’ü, her birinin alanı 15 m²’yi geçmemek kaydıyla çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesi parkın ihtiyacı için gerekli olan asgari ölçülerdeki trafo, parkın işlevini bozmayacak şekilde beton veya betonarme temel içermeyen spor aletleri,<br>3)Tabii veya tesviye edilmiş toprak zemin altında kalmak üzere, ağaçlandırma için TSE standartlarında öngörülen yeterli derinlikte toprak örtüsünün sağlanması, giriş çıkışının parkın giriş çıkışından ayrı olması ve parkın ihtiyacı için Otopark Yönetmeliği ekindeki en az otopark miktarları tablosundaki benzer kullanımlar dikkate alınarak belirlenecek miktarı aşmamak kaydıyla kapalı otopark,<br>4) 10.000 m² üzerindeki parklarda, açık alanları dâhil taban alanları, (2) numaralı alt bentte belirtilenler de dâhil toplamda %3’ü geçmemek üzere muvakkat yapı ölçülerini aşmayan mescit,<br>5) 5000 m² ve üzeri parklarda parkın işlevini bozmayacak şekilde, açık alanları dâhil taban alanları (2) numaralı alt bentte belirtilenlerle birlikte toplamda % 5’i geçmemek, muvakkat yapı ölçülerini aşmamak ve tek binada olmak kaydıyla trafik güvenliği alınarak kamuya ait 112 acil ambulans istasyonu ile aile sağlığı merkezi, beton veya betonarme temel içermeyen, ilgili Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uygun yürüyüş ve koşu parkuru,<br>6) 2500 m² üzeri parklarda parkın işlevini bozmayacak şekilde, açık alanları dâhil taban alanları (2) numaralı alt bentte belirtilenlerle birlikte toplamda % 5’i geçmemek, muvakkat yapı ölçülerini aşmamak kaydıyla kamuya ait aile sağlığı merkezi yapılabilir." düzenlemelerine yer verilmiştir. <br>3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin üçüncü paragrafında "park"ların da bulunduğu bazı sosyal donatı alanlarının öncelikle parselasyon işlemi sırasında belirlenecek düzenleme ortaklık payı ile kamuya geçmesi hedeflenmiş, diğer taraftan sosyal altyapı niteliğinde olan bu kullanımların öngörülen hizmetler dışında başka maksatlar için kullanımı amir hükümle yasaklanmıştır. Elbette söz konusu yasak, yalnız düzenleme ortaklık payından elde edilen sosyal donatı alanları için değil, mekansal kullanımı plan kararı ile belirlenen tüm sosyal alt yapı alanları için geçerli olduğunun, 3194 sayılı İmar Kanununun 3. maddesi gereği kabulü gerekmektedir. Nihayetinde Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eliyle sosyal ve teknik alt yapı alanları için sayısal standartlar da belirlenmiş olup planlama alanı içerisinde yer alan bu kullanımların zeminde fiilen varlığını koruması esastır. <br>Başka bir ifadeyle, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-2 tabloda belirtilen asgari alan büyüklüklerinin azaltılması hukuken mümkün değildir. Bu nedenle, aktif sosyal donatı alanlarının metrekare büyüklüklerinin azalmasına sebebiyet verecek herhangi bir kullanıma izin verilemez. Ancak park alanları içerisinde, park kullanımı ile bütünleşik biçimde, parkı kullananların ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla çeşitli tesislerin yapımının mümkün olduğu açık olmakla birlikte, parkların orantısız bir şekilde daraltılmasının önlenmesi amacıyla, bu yapıların yer alabileceği park alanları ile söz konusu yapıların, park içerisinde kaplayacakları alana yönelik somut kriterlerin ortaya konulması gerekmektedir.<br>Her ne kadar dava konusu düzenlemede parklarda aile sağlığı merkezi ve 112 acil ambulans istasyonuna ayrılacak alan “%3”ten “% 5”e çıkarılmış ise de, bu artışın parkların orantısız bir şekilde daraltılmasına neden olacağından dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 5 ve 6. alt bentlerinde yer alan “%3’ü ibaresi % 5’i şeklinde" değiştirilmesine dair kısmında imar mevzuatına uyarlık görülmemiştir (Üye ... bu gerekçeye katılmamıştır.)<br> Yönetmeliğin 19. maddesi ile eklenen 3. fıkrasına ilişkin olarak; dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 3. fıkrasına eklenen ve park alanları içerisinde yapımı mümkün olan; tuvalet, lavabo ve mescit yapılarının tanımı gereği kentte yaşayanların dinlenme ihtiyaçları için ayrılan park alanlarının ayrılmaz bir parçası olduğundan, bunların, park tanımı içerisinde, park ile bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Bu kapsamda, kullanıcıların ihtiyaçlarının karşılanması açısından kamu yararına yönelik olarak tesis edildiği anlaşılan park alanları içerisinde tuvalet, lavabo ve mescit yapılmasına yönelik dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 3. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>3- Aynı Yönetmeliğin 57 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiş, aynı maddenin altıncı fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiş ve aynı maddenin yedinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.<br>“ç) Devletin güvenlik ve emniyeti bakımından gizlilik arz eden yapılar ile 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve diğer özel kanunlar kapsamında kalan alanlarda yapılacaklar hariç olmak üzere; yerleşme ve yapılaşmaların mimari estetik değerinin arttırılarak şehirlere kimlik kazandırılması amacıyla, nüfusu 50 binden fazla olan belediyelerde yapılacak umumun kullanımına mahsus olan; resmi binalar, ibadet yerleri, eğitim, sağlık tesisleri, kültürel binalar, eğlence yapıları, konaklama amaçlı binalar, alışveriş merkezleri, ulaştırma istasyonları, iş hanı, büro, pasaj, çarşı gibi ticari yapılar ile merkezi iş alanları ve idaresince bu kapsamda olduğu değerlendirilen yapıların mimari proje müellifliği; kamuda veya üniversitelerin mimarlık bölümlerinde ya da meslek odasına kayıtlı serbest mimar olarak en az 5 yıl mesleki tecrübesi bulunup, yapı ruhsatı alınmış toplamda en az 10.000 m², en az 4 farklı yapının projelendirilme sürecinde aktif olarak bulunan ve bu durumlarını gerekli belgelerle tevsik eden mimarlar tarafından üstlenilebilir. Üniversitelerin mimarlık ana bilim dalında tezli lisansüstü öğrenim görmüş olan mimarlar için bu fıkrada belirtilen asgari hizmet süresi ile proje yapımına dair kriterlerin yarısının sağlanması yeterlidir. Bu kapsamda hazırlanan mimari projelerin yöresel mimariye uygun olarak tasarlanması, yapının kullanım fonksiyonunu azami ölçüde yansıtacak mimari öğeler içermesi, giriş cephelerinin binanın kullanım fonksiyonunu öne çıkaran, kolay algılanabilir şekilde tasarlanması ve bu amaçla bina ön cephelerinde cephe ve çatı ile uyumlu olacak şekilde sundurma, portik veya kolonad/sütun benzeri tasarımlarla girişin vurgulanması, cephe tasarımına derinlik kazandırılması, ön bahçelerinde teras, merdiven, rampa ve kot farkı gibi düzenlemeler ile davetkâr bir etki sağlanması gerekir. Ayrıca mimari projenin varsa yapının bulunduğu cadde veya sokakta yer alan ve mimari estetik komisyonunca belirlenmiş olan referans bina cephesindeki mimari öğelere uyumlu olacak şekilde tasarlanması, referans bina bulunmaması halinde sokak silüeti ile uyumlu olarak tasarlanması gerekir.”<br>Davacı tarafından, "Nüfusu 50 binden fazla olan Belediyelerde yapılacak umumun kullanımına mahsus olan yapıların mimari proje müellifliğinin; kamuda veya üniversitelerin mimarlık bölümlerinde ya da meslek odasına kayıtlı serbest mimar olarak en az 5 yıl mesleki tecrübesi bulunup, yapı ruhsatı alınmış toplamda en az 10.000 m², en az 4 farklı yapının projelendirilme sürecinde aktif olarak bulunan mimarlar tarafından üstlenilebileceği"nin düzenlendiği, bu kapsamda hazırlanan mimari projelerin giriş ve cephe düzenlemelerinin tasarımına yönelik ölçütler getirildiği, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca, Türkiye sınırları içerisinde mimarlık mesleğinin icra edilebilmesi için mimarlık eğitimi veren bir yükseköğretim kurumundan diploma sahibi olmanın ve ilgili meslek odasına üye olarak üyelik vasfını korumanın yeterli olduğu, başka herhangi bir koşulun varlığının yasal düzenlemelerde yer almadığı, dava konusu Planlı Alanlar Yönetmeliği'nin dayanak maddesinde 3194 sayılı İmar Kanunu ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Teşkilat ve Görevlerini düzenleyen 6. kısım 3. bölümü dayanak hükümler olarak belirtildiği, 3194 sayılı İmar Kanunu'nda imar ve yapım işlerine ilişkin işlemler ve faaliyet alanlarının tanımlandığı, mimarlık eğitimi sonucu alınacak unvanlar, bu unvanların kimler tarafından kullanılacağı, mesleğe kabul ve ifa koşulları vb. düzenlemeler bulunmadığı gibi bu hususta düzenleme yapma yetki ve görevini ilgili idareye veren bir düzenlemenin de bulunmadığı, yine 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev ve yetkilerinin düzenlendiği bölümü incelendiğinde davalı idareye mimarlık mesleğinin ifasına ya da mimarlık unvan ve imza yetkilerinin kullanıma ilişkin herhangi bir düzenleme yapma gibi bir yetki ve görevin verilmediği, meslek kuruluşlarının özerkliği, merkezi idareden bağımsız olarak karar ve yürütme organlarını seçebilme, ilgili mesleki faaliyetlerle sınırlı olmak üzere üyelerini ve örgütlerini bağlayıcı karar alma ve uygulama, meslek mensuplarının uyacağı ilke ve kuralları belirleme ve üyeleri hakkında disiplin tedbirleri uygulama hak ve yetkisini içerdiği, ilgili mesleki faaliyetlerle sınırlı olmak üzere üyelerini ve örgütlerini bağlayıcı karar alma ve uygulama, meslek mensuplarının uyacağı ilke ve kuralları belirleme ve üyeleri hakkında disiplin tedbirleri uygulama hak ve yetkisini içermediği, gerek Anayasanın 135. maddesi ve gerekse 6235 sayılı TMMOB Kanunu çerçevesinde Odanın kuruluş amacı ve gerekçesi dikkate alındığında, meslek mensubuna ilişkin olarak, mesleki değerlendirme yapmak, belgelendirmek, mesleğin sunumuna ilişkin koşulları ve kriterleri belirlemek görev ve yetkisinin sadece Odaya ait olduğu, Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere meslek mensuplarının uyacağı ilke ve kuralları belirleme yetkisinin Odada olup bu yetkiye müdahale edilemeyeceği, dava konusu düzenleme ile kanun ile düzenlenmiş bir meslek olan mimarlık mesleğini ifa eden meslek mensuplarının mesleki faaliyetleri, yasal dayanağı olmadan yetkisiz ve yasalara aykırı biçimde sınırlandırılarak, imza yetkileri ellerinden alınarak mesleklerinin icrasının engellendiği, kanunla verilmiş açık bir yetki olmadan 3458 ve 6235 sayılı Kanunlardaki düzenlemeleri aşar nitelikte, mesleğin icrasına ilişkin sınırlamalar ve kurallar getiren dava konusu değişikliğin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu, Anayasanın 135. maddesi, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarına aykırı olan yetki gaspı niteliğindeki düzenlemenin iptali gerektiği; mimarlık mesleğinin bilgi ve deneyim gerektirdiği, ancak meslek yaşının tek başına deneyimin göstergesi olmadığı gibi bilginin göstergesi olarak da ölçüt olarak alınmasının mümkün olmadığı, hangi kriterlere göre belirlendiği anlaşılamayan "yapı ruhsatı almış en az 10.000 m², en az 4 farklı yapının projelendirilme sürecinde aktif bulunma" hususu da deneyim açısından ölçüt olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca ilgili düzenlemelerde getirilen tezli lisansüstü öğrenim görmüş olan mimarların meslek icrası açısından önceliklendirilmesinin bilimsel ve teknik anlamda anlaşılır olmaktan uzak olduğu, akademik uzmanlığın mesleki bilgi birikimi ve deneyiminin göstergesi olarak sayılamayacağı, bilgi ve deneyimin tespiti için ölçme/değerlendirme yöntemleri olmasının zorunlu olduğu, bu hususu da vereceği eğitimlerle ya da gerekirse yapılacak sınavlarla ancak meslek odasının tespit edebileceği, meslek Odalarının yetki ve görev alanındaki bir hususa ilişkin herhangi bir bilimsel ya da teknik veriye dayalı olmaksızın kriterler belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu, mesleki yeterlilik tanımı getiren söz konusu düzenlemenin niteliksel bir belirleme yapmadığı, hüküm içerisinde yer alan yapı sınıflandırmasının herhangi bir araştırmaya veya bir kanıta dayalı olmadığı, istisna tutulan yapıların, hiçbir teknik açıklaması ve gerekçesinin bulunmadığı, uzmanlık faktörü gerektirmiyormuş gibi mimarlık mesleğini olumsuz etkiyen bir kriter getirildiği, yapılan değişikliklerle meslek mensuplarınca mevcut koşullar ve olanaklar çerçevesinde yürütülen özgün tasarım ve planlama süreçlerinin yok sayılarak mesleki uzmanlık, bilgi, beceri ve yetkinliklerin önemsizleştirildiği ileri sürülmektedir. <br>Davalı idare tarafından, 06.02.2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremler sonucunda oluşan bina hasar gözlemleri doğrultusunda yapılarda ve proje müelliflerinin deneyimlerine ilişkin düzenleme yapılmasının gerekli hale geldiği, dava konusu değişiklik ile Yönetmeliğin 57. maddesinde yapılan düzenleme ile mimari, statik ve mekanik tesisat projelerini hazırlayacak müellifler için yapı özelliklerine göre mesleki deneyim kriterleri getirilerek, projelendirme hizmetinin yeterli mesleki bilgi ve deneyime sahip kişilerce verilmesinin sağlanmasının amaçlandığı, bu doğrultuda gerek Kanunun gerekse de bu Kanun kapsamında çıkarılan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin amaç maddesinde yer verilen plan, fen, sağlık ve sürdürülebilir çevre şartlarına uygun yapı ve yapılaşmanın yapılmasının hedeflendiği, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki hüküm daha önce mülga 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 12. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde de aynen yer almakta iken söz konusu kuralın Anayasaya aykırılığı iddiası ile açılan bir dava Anayasa Mahkemesinin E:2011/100, K:2012/191 sayılı kararıyla reddedildiği, Anayasa Mahkemesi kararında "Meslek kuruluşlarının özerkliği ilkesi, bir meslek kuruluşu olarak TMMOB'ne, idarelerce yapılacak planlama, projelendirme, yapım ve kamulaştırma işlerinde görevlendirilecek bilirkişilerin niteliklerini belirleme hak ve yetkisini vermemektedir. Meslek mensubundan hizmet alan idareler, hizmetin gereklerini dikkate alarak, görevlendirecekleri bilirkişilerin hangi nitelikleri haiz olması gerektiğini serbestçe belirleyebilirler. Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün, kamu idarelerince yapılacak planlama, projelendirme, yapım ve kamulaştırma işlerinde görevlendirilecek bilirkişilerin niteliklerini ve mesleki yeterliliklerini belirlemesi, bu bilirkişilerin bağlı olduğu meslek kuruluşunun (TMMOB) özerkliğine veya görev alanına müdahale niteliği taşımaz." denilerek TMMOB'un yetki sınırlarının ifade edildiği, mahkeme tarafından da ortaya konulduğu üzere TMMOB'un idarelerin yetki ve sorumlu oldukları alanlarda düzenleme yapma yetkisinin bulunmadığı, davaya konu hükümlerin 1sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Bakanlığa verilen görev ve yetkiler kapsamında düzenlendiği, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57. maddesinin 6. fıkrasına eklenen dava konusu hükümlerin Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik kapsamında, görüş alınması zorunlu olan kurumların ve ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınarak hazırlandığı savunulmaktadır. <br><br>Dairemizce dava konusu işlemin değerlendirmesinden;<br> Davacının, yasalarda düzenlenmeyen bir yetki kullanılarak TMMOB'nin görev ve yetki alanına müdahalede bulunulduğu, bu nedenle dava konusu düzenlemede yetki unsuru bakımından hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu düzenlemelerin iptali istenilmiş ise de, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 107. maddesinin 1. fıkrasında, Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında "yerleşme ve yapılaşmaya yönelik mimarlık, mühendislik, müteahhitlik ve müşavirlik hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri yapmak, uygulamaları denetlemek ve izlemek; planlama, harita yapımı, arazi ve arsa düzenlemesi, değerleme, parselasyon, etüt ve proje müellifliği, harita plan, proje ve yapım kontrol müşavirliği, her türlü altyapı ve tesisat dahil olmak üzere yapı müteahhitliği gibi hizmet alanlarında çalışan gerçek veya tüzel kişilerin görev, yetki ve sorumluluklarına ve kayıtlarının tutulmasına ilişkin esasları belirlemek, mesleki yeterlikleri ile kuruluş yeterliklerini değerlendirerek bunlara tescil ve yeterlik belgeleri vermek veya verilmesini ve kayıtlarının tutulmasını sağlamak" olarak sayıldığı, dava konusu düzenleme ile de yerleşme ve yapılaşmaya yönelik mimarlık ve mühendislik hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri yapma ve yine bu hizmetlere ilişkin uygulamaları denetleme ve izleme görevinin Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğüne verildiği, bu yetki çerçevesinde yapılan düzenlemenin mimar ve mühendis kişilere ilişkin düzenleme yapma yetkisi olmayıp mimarlık ve mühendislik hizmetlerine ilişkin düzenleme yapma yetkisi olduğu, meslek mensubunca görülen hizmete ilişkin düzenleme yapılmasının kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun görev alanına müdahale anlamını taşımadığı sonucuna varıldığından düzenlemenin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmamıştır. <br> Kaldı ki, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 107. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hükmün daha önce mülga 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 12. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde de aynen yer almakta iken söz konusu kuralın Anayasaya aykırılığı iddiası ile açılan bir davada Anayasa Mahkemesinin 29.11.2012 tarih ve E:2011/100, K:2012/191 sayılı kararıyla davanın "... Dava konusu kuralla, yerleşme ve yapılaşmaya yönelik mimarlık ve mühendislik hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri yapma ve yine bu hizmetlere ilişkin uygulamaları denetleme ve izleme görevi Bakanlığın bir birimi olan Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Anılan Genel Müdürlük, bu yetkisini yönetmelik çıkarmak suretiyle kullanabileceği gibi normlar hiyerarşisinde daha alt seviyede yer alan diğer düzenleyici işlemler yoluyla da kullanabilir" gerekçesine yer verilerek reddine karar verilmiştir. Bu çerçevede, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 107. maddesinin 1. fıkrasın uyarınca bu konuda Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün düzenleme yapma yetkisi bulunmaktadır.<br> Dava konusu düzenlemenin bilimsel ve teknik esaslar ile hizmet gereklerine aykırı biçimde düzenlendiği, dava konusu düzenleme ile hariç tutulan yahut dahil edilen yapı grubunun neye göre tespit edildiğinin de belirsiz olduğu iddiasına ilişkin; dava konusu düzenlemede yapı grubu olarak, yerleşme ve yapılaşmaların mimari estetik değerinin arttırılarak şehirlere kimlik kazandırılması amacıyla, nüfusu 50 binden fazla olan belediyelerde yapılacak umumun kullanımına mahsus olan yapılar esas alındığından davacının yapı grubunun belirlenmesinde belirsizlik bulunduğu iddiasına itibar edilmemiştir.<br> Proje müellifliğinin üstlenilebilmesi için öngörülen; mesleki tecrübe için 5 yıl, yapı ruhsatı alınmış alan için toplamda en az 10.000 m² en az 4 farklı yapının projelendirilme sürecinde aktif olarak bulunma şartlarının hangi kriterlere göre tespit edildiğinin de belirsiz olduğu, meslek yaşının tek başına deneyimin göstergesi olamayacağı gibi bilginin göstergesi olmasının da olanaklı olmadığı, bilgi ve deneyimi ölçme/değerlendirme yöntemlerinin TMMOB'ye bağlı Odalar tarafından belirlenmesi gerektiği, mesleki tecrübe ve deneyimin edinilişi ve mesleki faaliyet ile ilişkisi, mesleki yeterliliğe etkisi ve benzeri hususların belirlenmesi; mühendislik, mimarlık ve planlama mesleklerine ilişkin Anayasal bir kurum olarak örgütlenen ve faaliyet alanı doğrudan bu meslekler ve meslek mensupları olan Odaların yetkisinde olduğu iddiasına ilişkin olarak; düzenlemede yer alan yapıların proje müellifliğinin üstlenilebilmesi için öngörülen ve yetkili idare tarafından belirlenen kriterlerin (mesleki tecrübe için 5 yıl, yapı ruhsatı alınmış alan için toplamda en az 10.000 m² en az 4 farklı yapının projelendirilme sürecinde aktif olarak bulunma) belirlenmesi için herhangi bir kritere ihtiyaç bulunmadığından dava konusu düzenlemenin bu kısmında da hukuka aykırılık bulunmamıştır. <br> Öte yandan, dava konusu düzenlemenin amacının yerleşme ve yapılaşmaların mimari estetik değerinin arttırılarak şehirlere kimlik kazandırılması olduğu, 3458 sayılı Kanun ile 6235 sayılı Kanun uyarınca bir üniversiteden yeni mezun olan bir meslek mensubunun odaya kaydını yaptırdığı anda herhangi bir mesleki deneyime sahip olmadan faaliyette bulunabilmesinin mümkün olduğu, diğer yapılara nazaran daha büyük ölçekte ve özellikli nitelikte olduğu değerlendirilen ve kentin yapıtaşları olacağı düşünülen düzenlemede sayılan kamunun kullanımına özgü yapıların projelendirilmesinin; herhangi bir tecrübeye sahip olmayan meslek mensuplarından ziyade yeterli mesleki bilgi ve deneyime sahip meslek mensupları tarafından yapılmasına yönelik düzenleme getirilmesinin bu amacı gerçekleştirmede etkin bir yöntem olduğu, dava konusu düzenleme ile niteliği gereği özellik arz eden yapıların belirli bir mesleki bilgi ve deneyime sahip meslek mensuplarınca projelendirilmesi sağlanarak bir taraftan yerleşme ve yapılaşmaların mimari estetik değerinin arttırılarak şehirlere kimlik kazandırılması diğer taraftan da sağlıklı ve dengeli yapılaşmanın daha etkin bir şekilde oluşturulmasının amaçlandığı sonucuna varılmıştır. <br> İlgili düzenlemelerde getirilen tezli lisansüstü öğrenim görmüş olan mimarların meslek icrası açısından önceliklendirilmesinin bilimsel ve teknik anlamda anlaşılır olmaktan uzak olduğu, akademik uzmanlığın mesleki bilgi birikimi ve deneyiminin göstergesi olarak sayılamayacağı iddialarına yönelik olarak; düzenlemede sayılan yapıların proje müellifliğini üstlenecek müellifin en az 5 yıl mesleki tecrübeye sahip olmanın yanında toplamda en az 10.000 m² ve en az 4 farklı yapının projelendirilme sürecinde aktif olarak bulunma şartlarının birlikte sağlaması, tezli lisansüstü öğrenim görmüş olan mimarlar için de asgari hizmet süresi ile proje yapımına dair kriterlerin yarısının aynı anda sağlanması gerektiği sonucuna varılmış olup dava konusu düzenlemenin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmamıştır. <br>4- Aynı Yönetmeliğin 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasına “Komisyon” ibaresinden sonra gelmek üzere “biri başkan olmak üzere” ibaresi eklenmiş, aynı maddenin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.<br>“(3) İlgili idareler, gerekmesi halinde üniversitelerin ve ilgili kamu kuruluşlarının da katılımıyla, uzmanlardan oluşan mimari estetik komisyonları kurar. Komisyon en az ikisi mimar olmak üzere; kalan üç üye mimar, inşaat mühendisi, peyzaj mimarı, sanat tarihçisi, şehir plancısı, harita mühendisi unvanlarındaki meslek disiplinlerinden seçilerek oluşturulur. Komisyon başkanı, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında veya üniversitelerin mimarlık bölümlerinde ya da meslek odasına kayıtlı serbest mimarlardan kendine ait bürosunda en az 5 yıl hizmeti bulunan veya mimarlık ana bilim dalında tezli lisansüstü öğrenim görmüş olan mimar olmak zorundadır.”<br> “(13) Komisyon ayrıca, 57 nci maddenin ikinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında kalan mimari projeleri; mezkur bentte belirtilen kriterlere uygunluk bakımından inceler. Bu kapsamda komisyon referans bina belirlemeye ve bu amaçlarla projelerde değişiklik talep etmeye yetkilidir. Bu kapsamdaki projeler, komisyon tarafından en geç on iş günü içinde incelenir. Kabul, ret veya belirtilen düzeltmeler yapılmak kaydıyla kabul şeklinde kararlar alınabileceği gibi projelerin tadil edilmesi ve incelenmek üzere tekrar komisyona sunulması yönünde ara karar da alınabilir. Komisyonca alınan nihai kararlar idarenin yapı ruhsatı düzenlemeye yetkili birimine bildirilir.<br>(14) Komisyon, 57 nci maddenin ikinci fıkrasının (ç) bendinde belirtilen yapılarda ayrıca reklam yüzeyi olarak kullanılabilecek binalar ve bunların cephelerine ilişkin de karar alabilir.”<br><br>Davacı tarafından, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 66. maddesine yeni getirilen düzenlemeler ile Mimari Estetik Komisyonlarının yetkileri oldukça genişletildiği, değişiklik ile 57. maddeye getirilen tasarım kısıtlamalarının uygunluk denetiminin bu komisyonlara bırakılmakta olduğu, tip proje gibi "referans bina" belirleme yetkisinin bu kapsamda da değişiklik talep etme yetkisi verildiği, herhangi bir mevzuat hükmünde yer alamayan "referans bina"nın ne olduğunun açıkça belirlenmediği, Kanunda ya da yönetmelikte yer almayan bir tanımdan yola çıkılarak yapılan yönetmelik düzenlemesinin hukuka aykırı olduğu, mimarlık mesleği içinde "estetik bağlamlı referans bina"nın olamayacağı, komisyon başkanı için getirilen kriterlerin hangi bilimsel veriye dayalı olarak oluşturulduğunun açık olmadığı, tez çalışması olması ya da 5 yıl denetimi olmasının komisyon başkanı olarak nasıl bir yetkinlik oluşturacağının belirsiz olduğu, herhangi bir bilimsel ya da teknik veriye dayalı olmaksızın sadece bir komisyonun kararına bağlı olarak projelerin uygunluk denetiminden geçirileceği, hatta komisyonun bu projelerde değişiklik yapılmasını talep edebileceği, sonrasında projelerin yapı ruhsatı düzenlemeye yetkili birime iletileceği, hatta bir mimari projenin en önemli unsurlarından biri olan cephelere ilişkin kararların alınabileceği, sahibinin hususiyeti ile biçimlendirilmiş ve ortaya çıktığı anda "fikri eser" niteliği kazanarak koruma altına alınmış mimari tasarımların ve bunların maddileşmiş hali olan yapıların, hiçbir kriter belirlenmeden, ilkeler ortaya konmadan, sınırları belli olmayan ve dolayısıyla kişisel fikirlere ve sübjektif değerlendirmelere açık bir yöntemle, kamu gücüyle kurulmuş herhangi bir komisyonun üyelerinin verecekleri kararıyla uygunluğuna karar verilmesinin iç hukuk yanında uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınan fikri eserlerin, fikri eser niteliği kazanmalarına ilişkin kurallarıyla bağdaşmamasının yanında fikri eserlerin korunmasının özüne aykırı olduğu, Komisyonun hangi kriterlere bağlı olarak çalışmalarını yürüteceğinin belirlenmemesinin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, Anayasanın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel unsurlarından "belirlilik" ilkesine göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiği, birey yasadan belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini bilmesi gerektiği, hukuk güvenliğinin normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı, mimari tasarımın sınırları belli olmayan bir yöntemle, sübjektif değerlendirmelerde bulunabilecek bir komisyonun üyelerinin kararına bırakılmasının hem hukuki belirlilik ilkesine hem de yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere uluslararası ve ulusal mevzuat hükümleri ile koruma altına alınan fikri mülkiyet haklarına aykırı olduğu ileri sürülmüştür. <br><br> Davalı idare tarafından, dava konusu düzenleme ile Mimari Estetik Komisyonlarının yapısında değişikliğe gidilerek mimar üye sayısının en az 2 olacak ve komisyon başkanının en az 5 yıl deneyimli veya mimarlık ana bilim dalında tezli lisansüstü öğrenim görmüş bir mimar olması şartının getirildiği, böylelikle Komisyonda daha nitelikli değerlendirme yapılmasının amaçlandığı, düzenleme ile daha sağlıklı kararlar alınmasının sağlanacağı, mimarlık formasyonunu haiz bir mimarın özgün fikir ifade eden proje değerlendirmesini yapabilmesi gerektiği, düzenleme üniversitede eğitimini aldıkları konularda mimarların kendilerini geliştirmelerini, eğitimin uygulamalara da yansımasını ve dolayısıyla mimari projelere kalite getirmeyi de hedeflediği, Komisyon başkanı olabilmek için getirilen şartlarla, mesleki anlamda daha nitelikli kararlar alınmasının amaçlandığı, komisyon başkanında aranması gereken asgari nitelikler belirlenerek, komisyon marifetiyle alınacak kararlarda, hem akademik uzmanlık hem de mesleki bilgi birikimi ve deneyimin yeterliliğinin amaçlandığı, Yönetmeliğin 66. maddesinin 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendi ile uyumlu olduğu ve bu bendin Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla iptali istemiyle yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesinin 04/12/2014 tarih ve E:2013/114, K:2014/184 sayılı kararı ile (j) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar verildiği, dava konusu düzenlemede imar mevzuatına aykırılık bulunmadığının karara bağlandığı, özel kanunlar kapsamında kalan alanlarda yapılacaklar hariç olmak üzere; yerleşme ve yapılaşmaların mimari estetik değerinin arttırılarak şehirlere kimlik kazandırılması amacıyla nüfusu 50 binden fazla olan belediyelerde yapılacak umumun kullanımına mahsus olan; resmi binalar, ibadet yerleri, eğitim, sağlık tesisleri, kültürel binalar, eğlence yapıları, konaklama amaçlı binalar, alışveriş merkezleri, ulaştırma istasyonları, iş hanı, büro, pasaj, çarşı gibi ticari yapılar ile merkezi iş alanları ve idaresince bu kapsamda olduğu değerlendirilen yapılarla sınırlı olmak üzere, hazırlanan mimari projelerin yöresel mimariye uygun olarak tasarlanması, yapının kullanım fonksiyonunu azami ölçüde yansıtacak mimari öğeler içermesi, giriş cephelerinin binanın kullanım fonksiyonunu öne çıkaran, kolay algılanabilir şekilde tasarlanması ve bu amaçla bina ön cephelerinde cephe ve çatı ile uyumlu olacak şekilde sundurma, portik veya kolonad/sütun benzeri tasarımlarla girişin vurgulanması, cephe tasarımına derinlik kazandırılması, ön bahçelerinde teras, merdiven, rampa ve kot farkı gibi düzenlemeler ile davetkâr bir etki sağlanması açısından incelemekle sınırlı olduğu, amacın yapıların kullanım fonksiyonu ve sokak silüeti açısından uyumlu tasarlanması olduğu, maddede belirtilen yapılar ve inceleme konuları ile sınırlı olmak kaydıyla komisyonun projede değişiklik istemesinin mümkün olduğu, düzenlemede gerek yapılar gerekse incelenecek konuların sınırları net bir şekilde çizildiği, bu kapsamda 3194 sayılı Kanun ile mimari estetik komisyonuna verilen yetkinin sınırları eklenen 13 ve 14. fıkralar ile netleştirildiği, düzenlemenin ayrıca özellikle harap olmuş şehirlerin yeniden inşasında bölgeye kimlik kazandırılmasına, niteliğin arttırılmasına, yerin fiziki, tarihi ve kültürel özellikleriyle bütünlük arzeden çevresel bağlamın tesisine, varsa mevcut estetik değerlerin korunmasına, yöre mimarisinin yaşatılmasına, canlandırılmasına ve ihyasına katkı sağlayacağı savunulmaktadır. <br><br>Dairemizin dava konusu işlemin değerlendirmesinden;<br>3194 sayılı İmar Kanunun 8. maddesinin (j) bendinde, "İlgili idareler, Bakanlıkça belirlenen esaslara göre mimari estetik komisyonu kurar. Komisyon, yapıların ve onaylı mimari projelerinin özgün fikir ifade edip etmediğine karar vermeye yetkilidir. Özgün fikir ifade etmeyenlerde yapılacak değişikliklerde ilk müellifin görüşü aranmaz. Özgün fikir ifade eden mimarlık eser ve projelerinde; eserin bütünlüğünü bozmadığına, estetik görünümünü değiştirmediğine, teknik, yönetsel amaçlar ve kullanım amacı nedeniyle zorunlu olduğuna karar verilen değişiklikler müellifinin izni alınmaksızın yapılabilir. Bu durumda ilk müellif tarafından talep edilebilecek telif ücreti; ilgili meslek odasınca belirlenen mimari proje asgari hizmet bedelinin, tamamlanan yapılarda yüzde yirmisini, inşaatı süren yapılarda yüzde on beşini geçemez" hükmüne yer verilmiştir. <br>Planlı Alanlar Yönetmeliğinin 66. maddesinde, bu Yönetmelik esaslarına göre kurulan komisyonun çalışma usul ve esaslarının idarece belirleneceği, komisyonun biri başkan olmak üzere beş uzmandan teşkil edeceği, salt çoğunlukla toplanacağı, kararların oyçokluğu ile alınacağı, ilgili idarelerin, gerekmesi halinde üniversitelerin ve ilgili kamu kuruluşlarının da katılımıyla, uzmanlardan oluşan mimari estetik komisyonları kuracağı, komisyonun en az ikisi mimar olmak üzere; kalan üç üye mimar, inşaat mühendisi, peyzaj mimarı, sanat tarihçisi, şehir plancısı, harita mühendisi unvanlarındaki meslek disiplinlerinden seçilerek oluşturulacağı, komisyon başkanının, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında veya üniversitelerin mimarlık bölümlerinde ya da meslek odasına kayıtlı serbest mimarlardan kendine ait bürosunda en az 5 yıl hizmeti bulunan veya mimarlık ana bilim dalında tezli lisansüstü öğrenim görmüş olan mimar olmak zorunda olduğu, komisyonun gündeminin ilgili idarece belirleneceği ve komisyon başkanının idare tarafından görevlendirileceği, komisyonca özgün fikir ifade etmediği karara bağlanan projelerde farklı bir müellif tarafından yapılacak değişikliklerde bütün sorumluluk değişiklik projesini yaptıranlar ve projeyi hazırlayan müelliflerde olmak üzere idarelerce ayrıca önceki müelliflerin görüşünün aranmayacağı, komisyonun; organize sanayi bölge müdürlükleri hariç, büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri ve büyükşehir belediyesinin 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunundan gelen yetkileri saklı kalmak kaydıyla ilçe belediyeleri, büyükşehir olmayan illerde il, ilçe belediyeleri ve ilgili diğer idareler bünyesinde kurulacağı, müdürlükler bünyesinde valilik onayı ile oluşturulan komisyonların görev yapacağı, Komisyonca özgün fikir ifade ettiği, ancak eserin bütünlüğünü bozmadığı ve estetik görünümünü değiştirmediği teknik, yönetsel amaçlar ve kullanım amacı nedeniyle zorunlu olduğuna mimari estetik komisyonu tarafından karar verilen değişikliklerin müellifinin izni alınmaksızın yapılabileceği, bu durumda ilk müellif tarafından talep edilebilecek telif ücretinin; proje sözleşmesinde belirlenen veya fatura edilen bedelin, sözleşmede belirlenmemesi veya fatura edilmemesi halinde ilgili meslek odasınca belirlenen mimari proje asgari hizmet bedelinin, tamamlanan yapılarda % 20’sini, inşaatı süren yapılarda ise % 15’ini geçemeyeceği, kamu kurum ve kuruluşlarınca birbirinden farklı konut, eğitim, sağlık, güvenlik ve sanayi tesisi gibi yatırımlara ilişkin hazırlanan tip projelerin fikir ve sanat eseri telif hakkının, ilgili kamu kurum ve kuruluşuna ait olduğu, umumî binaların mimari estetik komisyonunca fonksiyonu ve özelliği gereği farklılık arz ettiğine dair karar altına alınanları ile sanayi bölgelerindeki yapı ve tesislerde planda belirlenmemişse bu Yönetmelikte benzer binalar için yer verilenler dışında kalan iç ölçülere tabi olunmasının zorunlu olmadığı, komisyon tarafından getirilecek kuralların engelliler ile ilgili erişilebilirlik standartlarına aykırı olamayacağı, komisyonun ayrıca, 57. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendi kapsamında kalan mimari projeleri; mezkur bentte belirtilen kriterlere uygunluk bakımından inceleyeceği, bu kapsamda komisyonun referans bina belirlemeye ve bu amaçlarla projelerde değişiklik talep etmeye yetkili olduğu, bu kapsamdaki projelerin, komisyon tarafından en geç on iş günü içinde inceleneceği, kabul, ret veya belirtilen düzeltmeler yapılmak kaydıyla kabul şeklinde kararlar alınabileceği gibi projelerin tadil edilmesi ve incelenmek üzere tekrar komisyona sunulması yönünde ara karar da alınabileceği, komisyonca alınan nihai kararların idarenin yapı ruhsatı düzenlemeye yetkili birimine bildirileceği, komisyonın, 57. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendinde belirtilen yapılarda ayrıca reklam yüzeyi olarak kullanılabilecek binalar ve bunların cephelerine ilişkin de karar alabileceği hüküm altına alınmıştır. <br>Planlı Alanlar Yönetmeliğinin 57. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendinde ise "Devletin güvenlik ve emniyeti bakımından gizlilik arz eden yapılar ile 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve diğer özel kanunlar kapsamında kalan alanlarda yapılacaklar hariç olmak üzere; yerleşme ve yapılaşmaların mimari estetik değerinin arttırılarak şehirlere kimlik kazandırılması amacıyla, nüfusu 50 binden fazla olan belediyelerde yapılacak umumun kullanımına mahsus olan; resmi binalar, ibadet yerleri, eğitim, sağlık tesisleri, kültürel binalar, eğlence yapıları, konaklama amaçlı binalar, alışveriş merkezleri, ulaştırma istasyonları, iş hanı, büro, pasaj, çarşı gibi ticari yapılar ile merkezi iş alanları ve idaresince bu kapsamda olduğu değerlendirilen yapıların mimari proje müellifliği; kamuda veya üniversitelerin mimarlık bölümlerinde ya da meslek odasına kayıtlı serbest mimar olarak en az 5 yıl mesleki tecrübesi bulunup, yapı ruhsatı alınmış toplamda en az 10.000 m2, en az 4 farklı yapının projelendirilme sürecinde aktif olarak bulunan ve bu durumlarını gerekli belgelerle tevsik eden mimarlar tarafından üstlenilebilir. Üniversitelerin mimarlık ana bilim dalında tezli lisansüstü öğrenim görmüş olan mimarlar için bu fıkrada belirtilen asgari hizmet süresi ile proje yapımına dair kriterlerin yarısının sağlanması yeterlidir. Bu kapsamda hazırlanan mimari projelerin yöresel mimariye uygun olarak tasarlanması, yapının kullanım fonksiyonunu azami ölçüde yansıtacak mimari öğeler içermesi, giriş cephelerinin binanın kullanım fonksiyonunu öne çıkaran, kolay algılanabilir şekilde tasarlanması ve bu amaçla bina ön cephelerinde cephe ve çatı ile uyumlu olacak şekilde sundurma, portik veya kolonad/sütun benzeri tasarımlarla girişin vurgulanması, cephe tasarımına derinlik kazandırılması, ön bahçelerinde teras, merdiven, rampa ve kot farkı gibi düzenlemeler ile davetkâr bir etki sağlanması gerekir. Ayrıca mimari projenin varsa yapının bulunduğu cadde veya sokakta yer alan ve mimari estetik komisyonunca belirlenmiş olan referans bina cephesindeki mimari öğelere uyumlu olacak şekilde tasarlanması, referans bina bulunmaması halinde sokak silüeti ile uyumlu olarak tasarlanması gerekir." düzenlemesi yer almaktadır. <br>3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesi uyarınca ilgili idarelerin, gerekmesi halinde üniversitelerin ve ilgili kamu kuruluşlarının da katılımıyla, uzmanlardan oluşan mimari estetik komisyonları kurabilmesi anılan yasal düzenlemenin bir sonucudur.<br>Mimari estetik komisyonuna verilen görevlerin; mimari özellikleri barındıran iç yükseklik, saçak genişliği gibi yapısal konuları belirleme ile yapınının; sokak silüeti, çevre ve yöresel mimari ile uyumunun sağlanmasına, giriş cephesinde kullanım fonksiyonunu yansıtan yöresel mimari ögeler içermesine, girişi vurgulayan tasarımlar ortaya koymasına, referans binanın belirlenmesine yönelik olduğundan komisyon en az ikisi mimar olmak üzere; kalan üç üye mimar, inşaat mühendisi, peyzaj mimarı, sanat tarihçisi, şehir plancısı, harita mühendisi unvanlarındaki meslek disiplinlerinden seçilerek oluşturulmasında, Komisyonda daha nitelikli değerlendirme yapılması, daha sağlıklı kararlar alınması, mimarlık formasyonunu haiz bir mimarın özgün fikir ifade eden proje değerlendirmesini yapabilmesinin sağlanması, üniversitede alınan eğitimin konularında mimarların kendilerini geliştirmelerini ve bu eğitimin uygulamalara da yansımasını ve dolayısıyla mimari projelere kalite getirmeyi hedeflediğinden düzenlemenin bu kısmında da mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. <br> Yönetmeliğin 66. maddesinin 2. fıkrasına “Komisyon” ibaresinden sonra gelmek üzere “biri başkan olmak üzere” ibaresi eklenmesine ilişkin olarak, 3194 sayılı Kanunun 8. maddesinin (j) bendi uyarınca kurulan mimari estetik komisyonuna komisyon üyeleri arasından başkanlık için koşulları sağlayan birinin başkan seçilmesi komisyon olarak çalışmanın bir gereğidir. <br>Komisyon başkanının, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında veya üniversitelerin mimarlık bölümlerinde ya da meslek odasına kayıtlı serbest mimarlardan kendine ait bürosunda en az 5 yıl hizmeti bulunan veya mimarlık ana bilim dalında tezli lisansüstü öğrenim görmüş olan mimar olarak belirlenmesinde kamu kurumlarında ya da 5 yıllık serbest meslek mensubu olarak deneyim sahibi olma veya mimarlık ana bilim dalında tezli lisansüstü öğrenim görmüş olma gibi koşulların belirlenmesinde, Komisyon başkanı olabilmek için getirilen şartlarla, mesleki anlamda daha nitelikli kararlar alınmasının amaçlandığı, komisyon başkanında aranması gereken asgari nitelikler belirlenerek, komisyon marifetiyle alınacak kararlarda, hem akademik uzmanlık hem de mesleki bilgi birikimi ve deneyimin yeterliliğinin amaçlandığından düzenlemenin bu kısmında da mevzuta aykırılık görülmemiştir. <br> Komisyonun ayrıca, Yönetmeliğin 57. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendi kapsamında kalan mimari projelerin, anılan bentte belirtilen "yöresel mimariye uygun olarak tasarlanması, yapının kullanım fonksiyonunu azami ölçüde yansıtacak mimari öğeler içermesi, giriş cephelerinin binanın kullanım fonksiyonunu öne çıkaran, kolay algılanabilir şekilde tasarlanması ve bu amaçla bina ön cephelerinde cephe ve çatı ile uyumlu olacak şekilde sundurma, portik veya kolonad/sütun benzeri tasarımlarla girişin vurgulanması, cephe tasarımına derinlik kazandırılması, ön bahçelerinde teras, merdiven, rampa ve kot farkı gibi düzenlemeler ile davetkâr bir etki sağlanması, projenin varsa yapının bulunduğu cadde veya sokakta yer alan ve mimari estetik komisyonunca belirlenmiş olan referans bina cephesindeki mimari öğelere uyumlu olacak şekilde tasarlanması, referans bina bulunmaması halinde sokak silüeti ile uyumlu olarak tasarlanması" kriterlere uygunluk bakımından incelemesi, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1.fıkrasının (fff) bendindeki mimari estetik komisyonunun, şehrin yöresel mimarisine ilişkin tespitleri yapan, meydan, yol, kaldırım, tabela, kent mobilyaları ve benzeri düzenlemelerdeki usullere ilişkin öneriler getiren, yapıların ve onaylı mimari projelerinin özgün fikir ifade edip etmediğine, umumi binaların fonksiyonu ve özelliği gereği farklılık arz edip etmediğine karar veren komisyon tanımına ve dolayısıyla mimari estetik komisyonunun kurulma amacına uygun olduğundan düzenlemenin bu kısmında da mevzuata aykırılık bulunmamıştır. Bu amaçla sokak ya da cadde üzerinde bulunan ve örnek teşkil eden, referans yapıların uzman kişilerden oluşan komisyon tarafından belirlenmesi ve bu amaçlarla projelerde değişiklik talep etmesinde de mevzuata aykırılık bulunmamıştır. <br> Bu kapsamdaki projelerin, komisyon tarafından en geç on iş günü içinde inceleneceği, kabul, ret veya belirtilen düzeltmeler yapılmak kaydıyla kabul şeklinde kararlar alınabileceği gibi projelerin tadil edilmesi ve incelenmek üzere tekrar komisyona sunulması yönünde ara karar da alınabileceği, komisyonca alınan nihai kararların idarenin yapı ruhsatı düzenlemeye yetkili birimine bildirileceğine dair düzenlemeler idari işleyişe ilişkin olduğundan düzenlemeler hukuka aykırı görülmemiştir. <br>Mimari estetik komisyonuna verilen görevlerin; mimari özellikleri barındıran iç yükseklik, saçak genişliği gibi yapısal konuları belirleme ile yapınının; sokak silüeti, çevre ve yöresel mimari ile uyumunun sağlanmasına, giriş cephesinde kullanım fonksiyonunu yansıtan yöresel mimari ögeler içermesine, girişi vurgulayan tasarımlar ortaya koymasına yönelik olduğundan komisyonun, Yönetmeliğin 57. maddenin 2. fıkrasının (ç) bendinde belirtilen yapılarda ayrıca reklam yüzeyi olarak kullanılabilecek binalar ve bunların cephelerine ilişkin de karar alabilmesine dair dava konusu düzenlemede de hukuka aykırılık bulunmamıştır. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>12.05.2023 tarih ve 32186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;<br>1- 1. maddesi ile eklenen, Yönetmeliğin 5. maddesinin 30. fıkrasının (a) ve (b) alt bentleri; <br>2- 3. maddesinin 1. fıkrası ile Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 3. fıkrası; <br>3- 4. maddesi ile eklenen Yönetmeliğin 57. maddesinin (ç) bendinin;<br>4- 5. maddesi ile değişen Yönetmeliğin 66. maddesinin 3. fıkrasının ve 5. maddesi ile Yönetmeliğin 66. maddesine eklenen 13 ve 14. fıkraları yönünden DAVANIN REDDİNE oy birliğiyle, <br>5- 3. maddesinin 1. fıkrası ile Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) alt bendinin 5. alt bendinde değiştirilen "% 5" ibaresi ile 6. alt bendinde değiştirilen "% 5" ibaresi yönünden İPTALİNE gerekçede oy çokluğuyla,<br>6. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı olan ....-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, ....-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,<br>7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, ...-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>8. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>9. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/02/2025 tarihinde karar verildi.<br><br> <br> <br> <br> <br> <br>KARŞI OY (X):3194 sayılı İmar Kanununun 1. maddesinde, bu Kanunun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği, 3. maddesinde herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı hükme bağlanmıştır. <br>3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinde, düzenleme ortaklık payları ile karşılanan alanların umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamayacağı hükmüne yer verilmiştir.<br>Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde de, sosyal altyapı alanları, birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isim olarak tanımlanmış, (k) bendinde ise, teknik altyapı alanları, kamu veya özel sektör tarafından yapılacak elektrik, petrol ve doğalgaz İletim hatları, içme ve kullanma suyu ile yer altı ve yer üstü her türlü arıtma, kanalizasyon, atık işleme tesisleri, trafo, her türlü enerji, ulaştırma, haberleşme gibi servislerin temini için yapılan tesisler ile açık veya kapalı otopark kullanışlarına verilen genel isim olarak tanımlanmıştır.<br> Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 24. maddesinin 2. fıkrasında: "Nazım imar planları üzerinde gösterilen sosyal ve teknik altyapı alanlarının konum ile büyüklükleri, toplam standartların altına düşülmemek, nazım imar planının ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü ve genel işleyişini bozmamak ve hizmet etki alanı içinde kalmak şartı ile ilgili kurum ve kuruluşların görüşü dikkate alınarak uygulama imar planlarında değiştirilebilir.", aynı maddenin 3. fıkrasında da, "Uygulama imar planlarında, bölgenin ihtiyacına yönelik çocuk bahçesi, yeşil alan, otopark, cep otoparkı, yol boyu otopark, durak cebi, aile sağlık merkezi, mescit, karakol, muhtarlık, trafo gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarını artırıcı küçük alan gerektiren fonksiyonlar ayrılabilir ve bu fonksiyonların konulması nazım imar planına aykırılık teşkil etmez." hükmünün yer aldığı görülmüştür.<br>3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin üçüncü paragrafında "park"ların da bulunduğu bazı sosyal donatı alanlarının öncelikle parselasyon işlemi sırasında belirlenecek düzenleme ortaklık payı ile kamuya geçmesi hedeflenmiş, diğer taraftan sosyal altyapı niteliğinde olan bu kullanımların öngörülen hizmetler dışında başka maksatlar için kullanımı amir hükümle yasaklanmıştır. Elbette söz konusu yasak, yalnız düzenleme ortaklık payından elde edilen sosyal donatı alanları için değil, mekansal kullanımı plan kararı ile belirlenen tüm sosyal alt yapı alanları için geçerli olduğunun, 3194 sayılı İmar Kanununun 3. maddesi gereği kabulü gerekmektedir. Nihayetinde Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eliyle sosyal ve teknik alt yapı alanları için sayısal standartlar da belirlenmiş olup planlama alanı içerisinde yer alan bu kullanımların zeminde fiilen varlığını koruması esastır. <br> Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği eki Ek-2 Farklı Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosunda, aile sağlık merkezinin asgari birim alanının 750-2.000 (m²) olduğu belirtilmektedir.<br> Dava konusu düzenlemelerde 5000 m² ve üzeri parklarda parkın işlevini bozmayacak şekilde, açık alanları dâhil taban alanları (2) numaralı alt bentte belirtilenlerle birlikte toplamda % 5’i geçmemek, muvakkat yapı ölçülerini aşmamak ve tek binada olmak kaydıyla trafik güvenliği alınarak kamuya ait 112 acil ambulans istasyonu ile aile sağlığı merkezi, beton veya betonarme temel içermeyen, ilgili Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uygun yürüyüş ve koşu parkuru; 2500 m² üzeri parklarda parkın işlevini bozmayacak şekilde, açık alanları dâhil taban alanları (2) numaralı alt bentte belirtilenlerle birlikte toplamda % 5’i geçmemek, muvakkat yapı ölçülerini aşmamak kaydıyla kamuya ait aile sağlığı merkezi yapılabileceği belirtilmiştir.<br> Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği eki Ek-2 Farklı Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosuna göre, asgari aile sağlık merkezinin 700 m² olması gerektiğinden 2500 m²lik parkın %5'i toplam 125 m², 5000 m²lik parkın %5'i toplam 250 m² olup 2500 veya 5000 m²lik yüzölçüme sahip bir parkta aile sağlığı merkezi yapılabilmesine hukuken ve teknik olarak imkan bulunmamaktadır. <br> Açıklanan nedenlerle, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 5 ve 6. alt bentlerinde yer alan " %5'i" ibaresinin yukarıda yer verilen gerekçeyle iptaline karar verilmesi gerektiğinden Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.<br><br><br><br></font></p></body></html>
kamulaştırma