<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/1779 E.  ,  2025/216 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2024/1779<br>Karar No : 2025/216 <br><br>TEMYİZ EDENLER : I-(DAVACILAR): 1-...<br> 2- ...<br> 3-...<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br> II-(DAVALILAR) : 1- ...<br> 2-... Bakanlığı<br> VEKİLİ : Av. ...<br>DİĞER DAVACI : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 30/05/2024 tarih ve E:2023/2467, K:2024/3476 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Bandırma - Bursa - Yenişehir - Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Projesinin belirlenen iş programına ve taahhüt edilen sürelere uygun şekilde tamamlanması ve dış kaynaklı kredi temininde aksama yaşanmaması amacıyla, Proje kapsamında ihtiyaç duyulan ve ekli harita ve listede bulundukları yer ve ada/parsel numaraları gösterilen taşınmazlar ile muhdesatın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı (Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü) tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 07/03/2023 tarih ve 32125 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 06/03/2023 tarih ve 6897 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, Bursa ili, Mudanya ilçesi, Hasköy Mahallesi, 2729 ada 37 ve 30 parsel ve Bursa ili Nilüfer ilçesi, Doğanköy Mahallesi, 6760 ada 3 parsel ve 6761 ada 1 parsel sayılı taşınmazların hissedarları oldukları kısım yönünden iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 30/05/2024 tarih ve E:2023/2467, K:2024/3476 sayılı kararıyla; <br>Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddelerine yer verilerek,<br>Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği, burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağının tabii olduğu,<br>Diğer taraftan, acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, <br>Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği,<br>Dava konusu işlemin 2729 ada 37 ve 30 parsel ve 6761 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kısmı yönünden;<br>Dava konusu işlemin dayanağı olan Bandırma - Bursa - Yenişehir - Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Projesinin km.102+278,75 - 189+816,28 kısmıyla ilgili 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (g) fıkrası gereğince kamu yararı kararı alınması, kamulaştırma planında gösterilen taşınmazların aynı Kanun'un 4. maddesi ve 6. maddesinin son paragrafı uyarınca kamulaştırılması ve kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesis edilmesi hususunda 03/11/2022 tarih ve 754426 sayılı Bakanlık olurunun alındığı; kamulaştırmaya konu taşınmazlar hakkında kamulaştırma planının hazırlandığı; davalı idarelerin savunma dilekçesinde, dış kaynaklı kredi temininde aksama yaşanmaması ve projenin zamanında bitirilmesi, Bursa'nın Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlere demir yolu ağı bağlanarak hem yük hem de yolcu taşımacılığının hayata geçirilmesi amaçlarıyla acele kamulaştırma kararının alındığı, bu kararın eki listede bahsedilen taşınmazların tamamının kamulaştırma işlemine konu edilmeyeceği, taşınmazların kamulaştırılmasının demiryolu projesinin gereksinimi doğrultusunda zorunlu kalınması halinde başvurulacak en son tercih olduğu, süreç içerisinde ilave alanların kamulaştırılmasına ihtiyaç duyulmadığının anlaşılması halinde, bahse konu taşınmazların acele kamulaştırma kapsamından çıkarılacağı ifadelerine yer verildiği; Dairelerinin 04/07/2023 tarihli ara kararına verilen cevapta ise, uyuşmazlığa konu taşınmazların ilk aşamada kamulaştırılması planlanan taşınmazlar arasında yer almadığının belirtildiği,<br>Belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, genel itibarıyla dava konusu işlemde acelelik halinin ve kamu yararının varlığından söz edilebilir ise de, uyuşmalığa konu taşınmazın ilk aşamada kamulaştırılması planlanan taşınmazlar arasında yer almadığı dikkate alındığında, ne zaman kamulaştırılacağı belli olmayan, belki de kamulaştırılmayacak taşınmazlar hakkında dava konusu acele kamulaştırma kararının alınmasının, mülkiyet hakkına müdahaleyi ölçüsüz ve orantısız kılacağı, bu itibarla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlığa konu anılan taşınmazlara ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı,<br>Dava konusu işlemin 6760 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmı yönünden;<br>Her ne kadar davalı idarelerce, 04/07/2023 tarihli ara kararına verilen cevapta, anılan parselin ilk aşamada kamulaştırılması planlanan taşınmazlar arasında yer almadığı belirtilmiş ise de, Dairelerinin 12/10/2023 tarihli yürütmenin durdurulması kararı, savcılık düşüncesi ve 14/02/2024 tarihli ara kararı üzerine, dosyaya sunulan beyan dilekçelerinde anılan parselin ilk aşamada kamulaştırılması planlanan taşınmazlar arasında yer aldığının ifade edildiğinin görüldüğü, <br>Bu durumda, uyuşmazlık konusu parsele ilişkin dava konusu işlemde acelelik halinin ve kamu yararının bulunduğu, dolayısıyla dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın anılan parsele ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,<br>Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu 2729 ada 37 ve 30 parsel ve 6761 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptaline, 6760 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davacılar ..., ... ve ... tarafından, Bandırma -Bursa -Yenişehir- Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Projesinin 8 yılı aşkın bir süredir devam eden bir proje olup, yeni gündeme gelen bir proje olmadığı gibi ağır yürüyen bir proje olduğu; bu tür projelerde, özellikle de kamulaştırılması gereken arazilerin çok önceden belirlendiği/belirlenmesi gerektiği; davalı idarelerin, taşınmazların kamulaştırılmasının demiryolu projesinin gereksinimi doğrultusunda zorunlu kalınması halinde başvurulacak en son tercih olduğu yolundaki savunmasının dahi kamulaştırmada kamu yararı ve acelelik halinin bulunmadığını ortaya koyduğu ileri sürülmektedir.<br>Davalı idareler tarafından, ülkemizin ulusal menfaatleri ve verilen uluslararası taahhütler boyutuyla kamu yararı amacını taşıyan projenin, dış kaynaklı kredi temininde aksama yaşanmadan ve yapım süreci sekteye uğramadan, belirlenen iş programına uygun şekilde tamamlanarak ivedilikle işletmeye alınabilmesi için 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi hükmüne uygun şekilde alınan Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka aykırı bir yön bulunmadığı ve 27. maddede öngörülen acelelik halinin bulunduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : <br>Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir. <br>Davalı idareler tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca, taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan ve kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda, acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp, sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde; Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.<br> Hangi kamu hizmetleri için acele kamulaştırma yönteminin kullanılacağı, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerektiği vb. hususların, Kanun'da öngörülen acele kamulaştırma koşullarını sağlayıp sağlamadığının ise, her somut olayda, yargı yerince denetlenmesi gerekmektedir.<br> Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazlardan, 6760 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olduğu, tarım dışı kullanım izninin ise davaya konu 06/03/2023 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı'ndan sonra 31/12/2024 tarihinde alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine ilişkin olan ve ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, işlemden sonra alındığı anlaşıldığından, acele kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihten sonra alınan kamu yararı kararının, dava konusu işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceği, bu nedenle de, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, ilk defa 1978 yılı Yatırım Programına alınarak etüt-proje çalışmalarına başlandığı bildirilen projenin, 2012 yılında "Bursa-Yenişehir Havalimanı Kesiminde” TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü uhdesinde çalışmalara başlandığı, hattın kalan kesimlerinin ise (Bandırma-Karacabey, Karacabey-Bursa, Yenişehir Havalimanı-Osmaneli) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü uhdesinde olup 2021 yılında çalışmalara başlandığı, bu doğrultuda idarece acele kamulaştırma kararında bahsi geçen taşınmazların tamamının kamulaştırma işlemlerine konu edilmeyeceği, ilk etapta kamulaştırma sahasında kalacak taşınmazlarla ilgili kadastro kontrollük işlemlerinin hala devam ettiği hususları dikkate alındığında, gelinen aşamada dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının iptale yönelik kısmının onanması, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının davanın reddine yönelik kısmının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu 6760 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, ara kararı cevabı bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden tarafların yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü; "Kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde, "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Satın alma usulü" başlıklı 8. maddesinde; idarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10. maddesine göre işlem yapılacağı, "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinde de; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin, 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle, 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat ederek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma, 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür.<br>Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur.<br>2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür.<br>Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.<br>Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.<br>Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.<br>Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılınmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediği her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmelidir.<br>Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dava konusu işlemin 2729 ada 37 ve 30 parsel ve 6761 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kısmı yönünden;<br>Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmekte ise de, uyuşmazlıkta; davalı idarelerin savunmasında dava konusu acele kamulaştırma kararının eki listede bahsedilen taşınmazların tamamının kamulaştırma işlemine konu edilmeyeceği, taşınmazların kamulaştırılmasının demiryolu projesinin gereksinimi doğrultusunda zorunlu kalınması halinde başvurulacak en son tercih olduğu, süreç içerisinde ilave alanların kamulaştırılmasına ihtiyaç duyulmadığının anlaşılması halinde, bahse konu taşınmazların acele kamulaştırma kapsamından çıkarılacağı ifadelerine yer verildiği; bu bağlamda uyuşmazlığa konu taşınmazlardan, 2729 ada 37 ve 30 parsel ve 6761 ada 1 parsel sayılı taşınmazların ilk aşamada kamulaştırılması planlanan taşınmazlar arasında yer almadığı anlaşıldığından, ne zaman kamulaştırılacağı belli olmayan, belki de kamulaştırılmayacak taşınmazlar hakkında dava konusu acele kamulaştırma kararının alınmasının, mülkiyet hakkına müdahaleyi ölçüsüz ve orantısız kılacağı sonucuna varılmış olup, bu itibarla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlığa konu anılan taşınmazlara ilişkin kısmında bu yönüyle hukuka uyarlık görülmemiştir.<br>Dava konusu işlemin 6760 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmı yönünden;<br>Anayasa'nın 35. maddesinin, mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.<br>Öte yandan, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür.<br>Uyuşmazlıkta, Bandırma - Bursa - Yenişehir - Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Projesinin km.102+278,75 - 189+816,28 kısmıyla ilgili 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (g) fıkrası gereğince kamu yararı kararı alınmış, kamulaştırma planında gösterilen taşınmazların aynı Kanun'un 4. maddesi ve 6. maddesinin son paragrafı uyarınca kamulaştırılması ve kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesis edilmesi hususunda 03/11/2022 tarih ve 754426 sayılı Bakanlık oluru alınması üzerine, dava konusu 06/03/2023 tarih ve 6897 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile aralarında uyuşmazlık konusu taşınmazın da yer aldığı bazı taşınmazların acele kamulaştırmasına ilişkin dava konusu işlem tesis edilmiştir. <br>... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... D.İş sayılı dosyasında açılan acele kamulaştırma nedeniyle el koyma davasında Mahkemece yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun incelenmesinden, uyuşmazlığa konu 6760 ada 3 parsel sayılı taşınmazın sulu tarım arazisi olduğu görüldüğünden, Kurulumuzun 28/11/2024 tarihli ara kararı ile davalı idarelerden taşınmazlara ilişkin olarak 5403 sayılı Kanun hükümleri gereğince tarım dışı amaçla kullanım izni alınıp alınmadığının sorulması üzerine, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca sunulan 13/01/2025 kayıt tarihli yazı ekinde yer alan Bursa Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün yazısından, Bursa İl Toprak Koruma Kurulunun 27/12/2024 tarihli uygun görüşü üzerine, Bursa Valiliğinin 31/12/2024 tarih ve 17348593 sayılı oluru ile davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşılmaktadır. <br>Uyuşmazlık konusu parselin tarım arazisi niteliği dikkate alındığında, tarım arazisinin amaç dışı kullanımına izin verilebilmesi için, Devlete yüklenilen tarım arazilerinin korunması ödevi ile sosyal veya ekonomik bazı zorunlu ihtiyaçlar arasında makul bir denge kurulması ve arazinin, tarım arazisi olarak mı amaç dışı kullanımının mı sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının ortaya konulması suretiyle tarım dışı kullanım izin prosedürünün tamamlanmış olması gerekmekte olup, tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olan davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin davaya konu acele kamulaştırma kararı öncesinde alınmış tarım dışı kullanım izni bulunmasa da, davaya konu Cumhurbaşkanı Kararı'ndan sonra, Bursa Valiliğinin 31/12/2024 tarih ve 17348593 sayılı oluru ile davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşıldığından, tarım dışı kullanım izni ile bu husustaki hukuka aykırılık halinin ortadan kalktığı ve söz konusu iznin dava konusu karardan daha sonra verilmiş olmasının, davaya konu kararın iptalini gerektirir bir husus olmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Bu itibarla, Türkiye'nin büyük şehirleri arasında yer alan Bursa'yı demiryolu bağlantısı ile Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlere bağlamak ve yük taşımacılığı ve yüksek hızlı trenler ile yolcu taşımacılığı yapılması amacıyla planlanan demiryolu projesinde ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu, proje ile Bursa'yı Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlere demiryolu ile bağlayarak, yük ve yüksek hızlı trenler ile yolcu taşımacılığı yapılmasının amaçlandığı, projenin hem ulusal menfaatler, hem de verilen uluslararası taahhütler boyutuyla büyük önem taşıdığı, projenin dış kaynakla yürütülmesi amacıyla yabancı kredi kuruluşlarıyla kredi anlaşmalarının imzalandığı, kredi anlaşmaları uyarınca, projenin öngörülen zamanda bitirilmesi ve kamulaştırma işlemlerinin aksamadan tamamlanması gerekliliği dikkate alındığında, demiryolu projesinin bir an önce tamamlanması amacıyla demiryolu güzergâhı üzerinde kalan uyuşmazlık konusu taşınmazların kamulaştırılmasında, acelelik halinin de bulunduğu sonucuna varılmaktadır. <br>Bu durumda, dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu 2729 ada 37 ve 30 parsel ve 6761 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali, 6760 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalı idareler ile davacılardan ..., ... ve ...'in temyiz istemlerinin reddine,<br>2.Davanın kısmen reddi, kısmen dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazlar yönünden iptali yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 30/05/2024 tarih ve E:2023/2467, K:2024/3476 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, <br>3.Kesin olarak, 05/02/2025 tarihinde, davalı idarelerin temyiz istemleri yönünden oybirliği, davacıların temyiz istemleri yönünden oyçokluğu ile karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY <br>X-5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür. <br>Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabilmesi mümkündür. Dolayısıyla, mülkiyet hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin öncelikle kamu yararına dayanması gerekmektedir. Bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu nedenle, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunması halinde, tarım dışı kullanımı gerektiren bir amaç için yapılan kamulaştırmalarda, 5403 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamış olması, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabileceği yolundaki anayasal hükme aykırı olacaktır.<br>Tarım arazilerinin enerji iletim hattı tesisi için tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olduğundan, gerekli izin işlemleri tamamlandıktan sonra kamulaştırma kararı alınması gerekmekte olup, tarım dışı kullanım izni başvurusu sonuçlanmadan acele kamulaştırma kararı alınması hukuken olanaklı değildir. <br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazlardan, 6760 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olduğu, tarım dışı kullanım izninin ise davaya konu 06/03/2023 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı'ndan sonra 31/12/2024 tarihinde alındığı anlaşılmaktadır.<br> Bu durumda; arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine ilişkin olan ve ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, işlemden sonra alındığı anlaşıldığından, acele kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihten sonra alınan kamu yararı kararının, dava konusu işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceği, bu nedenle de, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Nitekim Anayasa Mahkemesinin 10/11/2022 tarih ve Başvuru No:2019/1255 sayılı kararında da, kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihte 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesince zorunlu kılınan kamu yararı kararının bulunmaması nedeniyle, kamulaştırma işleminin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihten sonra onaylanan uygulama imar planının, kamu yararı şartını sağlamayacağı ve Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği; öte yandan, kamulaştırma kararından önce alınan bir kamu yararı kararı bulunmadığı gibi taşınmazların kamu hizmetine ayrıldığını gösteren onaylı uygulama imar planı da mevcut olmadığından, taşınmazların kamulaştırılmasının kamu yararı amacına dayanıp dayanmadığının, kamulaştırma işleminden bağımsız olarak yargısal denetime tabi kılma imkânının elde edilemediği, kamulaştırmada kamu yararı bulunup bulunmadığının, kamulaştırma sürecinin kesinleşmesinden önce yargısal mercilere denetlettirilememesi sebebiyle de, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının davanın reddine yönelik kısmının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu 6760 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>

kamulaştırma