<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/3779 E. , 2025/545 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2024/3779<br>Karar No : 2025/545 <br><br>DAVACI : ... Plastik Ziraat İnşaat Nakliyat Akaryakıt San. ve Tic. Ltd. Şti.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ... (Temsilen ... Bakanlığı) - ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2- ... A.Ş. Genel Müdürlüğü - ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğüne ait “400 kV Diyarbakır 3 (Beyhan 1) – Çınar Brş. N. Enerji İletim Hattı Projesi” kapsamında ekli haritada gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle adı geçen Genel Müdürlük tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 20/04/2023 tarihli ve 32169 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 19/04/2023 tarih ve 7123 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Diyarbakır ili, Sur ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. <br><br>DAVACININ İDDİALARI : Uyuşmazlığa konu iletim hattı Elazığ İlinin Beyhan İlçesi ve Diyarbakır İlinin Çınar ilçesi arasında olduğundan ve kamulaştırma yapılacak alan birden çok il sınırını kapsadığından TEİAŞ'ın kamu yararı kararı alma yetkisinin bulunmadığı, dava konu işlemin yetki unsuru açısından hukuka aykırı olduğu, acelelik kararında aceleliği gerekli kılan durumların ve acele kamulaştırılacak taşınmazların açıkça gösterilmesi ve acele kamulaştırma yoluna gidilmediği takdirde kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği, dava konusu işlemde acelelik haline dair herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, kamulaştırma işlemlerinin iki yıl gibi uzun geçmesine rağmen sonuçlandırılmamasının acelelik halinin olmadığını gösterdiği, üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin açıklanmadığı, acele kamulaştırma işleminin hangi olağanüstü halin varlığına dayanarak tesis edildiğinin belirtilmediği, tarım dışı kullanım izni alınmadan acele kamulaştırma kararının alındığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMASI : Davanın süresinde açılmadığı, iletim hattının Çınar Trafo Merkezinin 400 kV'luk enterkonnekte sisteme irtibatını sağlayarak bu trafo merkezinin 400/154 kV'luk ana kaynak haline geleceği, Diyarbakır İlinde tek 400/154 kV'luk enerji merkezi olan Diyarbakır 3 trafo merkezine alternatif getirilerek tesis edilecek diğer enerji iletim hatları ile bu hattın oluşturacağı ring sayesinde Şanlıurfa ve Mardin illerinin arz güvenliğinin sağlanacağı, bu bölgedeki yoğun hidroelektrik santrali üretimlerinin diğer illere aktarılmasının daha elverişli hale geleceği, iletim sistemi güvenliği açısından son derece önem arz eden enerji tesisi olduğu, uyuşmazlığa konu iletim hattının tesisi, tüm sistem kullanıcıların bağlantı güvenliği ve arz kalitesinin sağlanması kesintisiz enerjinin sağlanması için önemli olduğu, dava konusu işlemde kamu yararının bulunduğu, dava konusu tesisin enterkonnekte sisteme irtibatının sağlanmasının gerek ülke ekonomisine katkısı, gerekse iletim sisteminin arz güvenliğinin sağlanması bakımından önem taşıdığı, dava konusu işlemin talep artışının gerçekleştiği bölgede halkın enerjiye ulaşmasının gecikmesizin sağlanması ve ulusal enterkonneksiyon sisteminin güvenliğinin tesisi amacıyla gerçekleştirildiği, somut olayda acelelik halinin bulunduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddinin gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğüne ait “400 kV Diyarbakır 3 (Beyhan 1) – Çınar Brş. N. Enerji İletim Hattı Projesi” kapsamında ekli haritada gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle adı geçen Genel Müdürlük tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 20/04/2023 tarihli ve 32169 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 19/04/2023 tarih ve 7123 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Diyarbakır ili, Sur ilçesi, ...Mahallesi, ...ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br> Davalı İdarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.<br> Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır.Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.<br> 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun "Taşınmaz temini işlemleri" başlıklı 19. maddesinin 4. fıkrasında, "Kamu tüzel kişiliğini haiz olan ve elektrik piyasasında üretim, iletim veya dağıtım faaliyetinde bulunan ön lisans veya lisans sahibi kamu tüzel kişilerinin önlisansa veya lisansa konu faaliyetleri ile ilgili taşınmaz temini işlemleri, 2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre bu tüzel kişiler tarafından yürütülür ve elde edilen taşınmazların mülkiyeti veya üzerindeki sınırlı ayni haklar bu kamu tüzel kişileri adına tescil edilir." hükmü uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açık olup, bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için acele kamulaştırma prosedürünün uygulanabilme koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. <br> Dosyanın incelenmesinden, davalı TEİAŞ Genel Müdürlüğünün yatırım programı kapsamında yer alan "400 kV Diyarbakır 3 (Beyhan 1) – Çınar Brş. N. Enerji İletim Hattı Projesi” güzergahına isabet eden taşınmazların bir kısmının mülkiyetinin kamulaştırılması, bir kısmı üzerinde de irtifak hakkı kurulmasında kamu yararı bulunduğuna, kamulaştırma işlemlerinde acele kamulaştırma yönteminin uygulanmasına karar verilmesi halinde 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca başvuruda bulunulmasına TEİAŞ Yönetim Kurulunun ... günlü, ...-... sayılı kararı ile karar verildiği ve kararın Bakanlık makamınca onaylandığı, proje ile ilgili olarak 22.06.2022 tarihinde Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararı verildiği, Tarım ve Orman Bakanlığınca ... günlü, ... sayılı yazı ile güzergah planı ile ilgili bir sakınca bulunmadığının bildirildiği, süreçte görüşü sorulan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığınca "...güzergah planının geçtiği alanın çoğunun 1/5000 ölçekli nazım imar planı sınırları dışında olduğu ancak Sur ve Yenişehir ilçe sınırlarının bir kısmında planlı alana denk geldiği, ilgili güzergah plan şartları ve sınırları gözönünde bulundurulup mevcut kanun ve yönetmeliğe uygun yapılması durumunda güzergah planının uygulanmasında taraflarınca herhangi bir sakınca olmayacağının" bildirildiği, TEİAŞ tarafından planlanan enerji iletim hattının (Çınar Trafo Merkezinin),400 kV'lık enterkonnekte sistem ile irtibatını sağlayarak bu trafo merkezinin 400/154 kV'lık ana kaynak haline gelecek olması bu sayede Diyarbakır ilinde tek 400/154 kV'lık enerji merkezi olan Diyarbakır 3 trafo merkezine alternatif sağlanarak, tesis edilecek diğer enerji iletim hatları ile bu hattın oluşturacağı ring sayesinde Şanlıurfa ve Mardin illerinin arz güvenliğine katkı sunacağı ve Beyhan Bölgesindeki yoğun HES üretimini bu illere iletebileceğinden bahisle dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı, davacı tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmazın yer aldığı güzergahın, projenin ve projeye ilişkin ÇED olumlu kararının iptali istemiyle dava açılmadığı dava konusu 19/04/2023 tarih ve 7123 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile de "400 kV Diyarbakır 3 (Beyhan 1) – Çınar Brş. N. Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında içinde davacıya ait taşınmazın da bulunduğu alanın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br> <br> Bu durumda; 6446 sayılı Kanunun "İletim faaliyeti" başlıklı 8. maddesi uyarınca elektrik enerjisi iletim faaliyetinin, lisansı kapsamında münhasıran TEİAŞ'a ait olduğu ve TEİAŞ'ın bu amaçla inşa edeceği iletim hatları için ihtiyaç duyulan arazilerin temininde normal kamulaştırma yöntemi yerine acele kamulaştırma yönteminin tercih edilmesinde Ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış göstermesi ve üretilen/satın alınan enerjinin tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmamasının hedeflenmiş olduğu, öte yandan uyuşmazlık konusu taşınmaza isabet eden güzergahın dayandığı projenin ve projeye ilişkin ÇED olumlu kararının dava konusu edilmediği, niteliği gereği enerji nakil hatlarının mümkün olan en kısa mesafeden ve en uygun hattan geçirilmesinde kamu yararı bulunması; her taşınmazın mülkiyet durumuna göre güzergah belirlenmesinin olanaksızlığı ve alternatif çözümlerin kamuya yükleyeceği mali külfet gözönünde bulundurulduğunda enerji iletim hattı projesi güzergahında kalan uyuşmazlığa konu taşınmazın bir kısmının mülkiyet şeklinde, bir kısmının da daimi irtifak hakkı tesisi suretiyle acele kamulaştırılmasında 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan olağanüstü durumun, acelelik halinin ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmakla, dava konusu işlemde mevzuata ve hukuka aykırılık görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY:<br> Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Yönetim Kurulunun ... tarih ve ...-... sayılı kararıyla; 400 kV Diyarbakır 3 (Beyhan 1) – Çınar Brş. N. Enerji İletim Hattı güzergahına isabet eden taşınmazlardan toplam 4,32.700 m²'lik sahanın mülkiyetinin alınması ve 1.770.800 m²'lik saha üzerinde irtifak hakkı tesis edilebilmesi için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 5. maddesinin (b) bendi uyarınca kamu yararı kararı alınmış ve bu karar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı Oluruyla onaylanmıştır.<br> Dava konusu 19/04/2023 tarih ve 7123 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğüne ait “400 kV Diyarbakır 3 (Beyhan 1) – Çınar Brş. N. Enerji İletim Hattı Projesi” kapsamında ekli haritada gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. <br>Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.<br>Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.<br> 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 19. maddesinin 1/a fıkrasında; "(1) Elektrik piyasasında üretim faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemleri ile ilgili olarak;<br> a) Üretim faaliyetinde bulunan önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin önlisans veya lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine göre Kurum tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri Kurum tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde Kurul tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir.<br>" hükmüne, aynı maddenin 2/a fıkrasında "(2) Elektrik piyasasında dağıtım faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemleri ile ilgili olarak;<br> a) Dağıtım faaliyetinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre TEDAŞ tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri TEDAŞ tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde TEDAŞ tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir" hükmüne, 20/1 maddesinde ise, "Bakanlık, elektrik enerjisi arz güvenliğinin izlenmesinden ve arz güvenliğine ilişkin tedbirlerin alınmasından sorumludur..." hükmüne yer verilmiştir.<br> 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde;<br> "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;<br> a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,<br> b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,<br> c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,<br> ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,<br> d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,<br> e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,<br> f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,<br> g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,<br>İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.<br> Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir...<br>..." hükmü yer almaktadır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Usul Yönünden:<br>Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;<br>İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.<br>Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. <br>Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.<br>Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. <br>Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. <br><br>Esas Yönünden:<br>Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.<br> Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br> Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. <br> Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.<br> 2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.<br> Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.<br> Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.<br> Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.<br> Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.<br> 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.<br> Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.<br> Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır. <br> Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. <br> Dosyanın incelenmesinden, Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Yönetim Kurulunun ... tarih ve ...-... sayılı kararıyla; 400 kV Diyarbakır 3 (Beyhan 1) – Çınar Brş. N. Enerji İletim Hattı güzergahına isabet eden taşınmazlardan toplam 4,32.700 m²'lik sahanın mülkiyetinin alınması ve 1.770.800 m²'lik saha üzerinde irtifak hakkı tesis edilebilmesi için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 5. maddesinin (b) bendi uyarınca kamu yararı kararının alındığı ve bu karar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı Oluruyla onaylandığı, TEİAŞ tarafından planlanan enerji iletim hattının Çınar Trafo Merkezinin 400 kV'luk enterkonnekte sisteme irtibatını sağlayarak bu trafo merkezinin 400/154 kV'luk ana kaynak haline geleceği, Diyarbakır İlinde tek 400/154 kV'luk enerji merkezi olan Diyarbakır 3 trafo merkezine alternatif sağlanarak tesis edilecek diğer enerji iletim hatları ile bu hattın oluşturacağı ring sayesinde Şanlıurfa ve Mardin illerinin arz güvenliğinin sağlanacağı, bu bölgedeki yoğun hidroelektrik santrali üretimlerinin diğer illere aktarılabileceği, iletim sistemi güvenliği açısından son derece önem arz eden enerji tesisi olduğu, uyuşmazlığa konu iletim hattının tesisi, tüm sistem kullanıcıların bağlantı güvenliği ve arz kalitesinin sağlanması kesintisiz enerjinin sağlanması için önemli olduğu, dava konusu tesisin enterkonnekte sisteme irtibatının sağlanmasının gerek ülke ekonomisine katkısı, gerekse iletim sisteminin arz güvenliğinin sağlanması bakımından önem taşıdığı, dava konusu işlemin talep artışının gerçekleştiği bölgede halkın enerjiye ulaşmasının gecikmesizin sağlanması ve ulusal enterkonneksiyon sisteminin güvenliğinin tesisinin amaçlandığı, enerji iletim hattının yapılmasında aciliyet bulunduğundan bahisle uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br> Tarım ve Orman Bakanlığı’nca Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığına hitaben yazılan ... tarih ve ... sayılı yazıda “İlgi yazınız incelenmiş olup, zemin altından veya zemin üzerinden tarımsal faaliyetlerin devamında sakınca oluşturmadan geçirilecek, enerji ve doğalgaz hatlarının irtifak hakkı oluşturacak kısmı, tarım dışı amaçlı kullanım olarak değerlendirilmemektedir. Petrol boru hatları ile zemin üzerindeki direk yeri, trafo yeri, doğalgaz dağıtım istasyonları, basınç düşürme istasyonları vb. sabit tesisler için ihtiyaç duyulan alanların üst mülkiyet hakkı ile beraber kamulaştırıldığından ve hat boyunun tamamı tarımsal faaliyetlere kapatıldığından tarım dışı kullanım olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.” hususuna, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ... tarih ve ... sayılı yazısında ise "Zeminde tarımsal faaliyetlerin devamına izin verilen, arazinin üst veya alt kullanımı (irtifak tesisi) ile ilgili iletim hattı (sabit tesisler hariç) güzergahında kalan arazilerin "tarım dışı amaçlı" izinlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak, hat geçirilmesi sırasında zorunlu olarak kazı-dogu işlemi yapılan doğalgaz güzergahında, kazı ile elde edilen doğal malzemenin doğal yapı ile uyumu bir şekilde tekrar yerine konulması işlemi için "toprak koruma projesi" istenecektir" hususuna yer verilmiştir.<br> 09/12/2017 tarihli ve 30265 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliğin 23. maddesine dayanılarak hazırlanan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 09/05/2023 tarih ve 2023/6 sayılı Genelgesinin 9. maddesinin 3. fıkrasında "Zeminde tarımsal faaliyetlerin devamına izin verilen, arazinin üst veya alt kullanımı(irtifak tesisi) ile ilgili iletim hattı (sabit tesisler hariç) güzergâhında kalan arazilerin "tarım dışı amaçlı" izinlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak, hat geçirilmesi sırasında zorunlu olarak kazı-dolgu işlemi yapılan doğalgaz güzergâhında, kazı ile elde edilen doğal malzemenin doğal yapı ile uyumlu bir şekilde tekrar yerine konulması işlemi için "toprak koruma projesi" istenecektir." hükmüne yer verilmiştir.<br> Öte yandan, 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. 5403 sayılı Kanunda, tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması ve sayma suretiyle belirtilen şartların bulunması durumunda; Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca tarım dışı kullanım izni verileceği düzenlenmişse de, bu durumun tarım arazilerinin tarımsal amaç dışında yani tarım dışı kullanımlarında söz konusu olacağı açıktır.<br> Uyuşmazlıkta; uyuşmazlığa konu alanı 132.499,78 m² olan taşınmazın sadece 14.280,64 m²’lik kısmının irtifak hakkı şeklinde kamulaştırılacağı, yani taşınmazda mülkiyet kamulaştırması yapılmaması, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 09/05/2023 tarih ve 2023/6 sayılı Genelgesinin 9. maddesinin 3. fıkrasında, zeminde tarımsal faaliyetlerin devamına izin verilen, arazinin üst kullanımı (irtifak tesisi) ile ilgili iletim hattı (sabit tesisler hariç) güzergahında kalan arazilerin "tarım dışı amaçlı" izinlendirilmesine gerek bulunmadığının açıkça belirtillmesi, dolayısıyla enerji iletim hattı projesi bölgesindeki tarım arazilerinden pilon ve trafo binası yerlerine ilişkin olarak 5403 sayılı Kanuna göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınması gerekmekle birlikte, iletken salınım gabarisi için irtifak hakkı kurulması tarım arazisinin kullanımına, yani tarımsal faaliyetin yürütülmesine engel teşkil etmemesi nedeniyle, 5403 sayılı Kanun uyarınca tarım dışı bir kullanımdan söz edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.<br>Bu durumda; somut olayda taşınmazda enerji iletim hattı yapımı amacıyla sadece irtifak hakkı kamulaştırmasının yapıldığı dikkate alındığında, 5403 sayılı Kanun uyarınca tarım dışı bir kullanımdan söz edilemeyeceği, artan enerji ihtiyacının bir an önce karşılanabilmesi ve enerji arzının kesintisiz, sürekli biçimde sağlanabilmesi gerekliliği, enerji arz güvenliğinin sağlanmasının önemi ile Ülkemizin başta elektrik enerjisi olmak üzere, enerji arzına olan ihtiyaç durumu dikkate alındığında, somut olayda olduğu gibi Ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış göstermesi ve üretilen enerjinin tüketim noktalarına kaliteli, hızlı ve güvenli şekilde ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmamasının amaçlandığı dikkate alındığında, dava konusu edilen acele kamulaştırma kararının dayanağı olan anılan enerji projesinde kamu yararı bulunduğu açık olup, enerji projesinin bir an önce tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin de bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>Öte yandan; davacı tarafından uyuşmazlığa konu iletim hattı birden çok il sınırını kapsadığından TEİAŞ'ın kamu yararı kararı alma yetkisinin bulunmadığı, dava konu işlemin yetki unsuru açısından hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de; davalı idarenin savunma dilekçesinde uyuşmazlığa konu iletim hattının sadece Diyarbakır ili sınırları içerisinde bulunduğunun belirtildiği görüldüğünden davacının anılan iddiasına itibar edilmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br> 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>
kamulaştırma