<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/2428 E.  ,  2023/2679 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/2428<br>Karar No : 2023/2679 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1-...<br>2-... AŞ.<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 05/07/2023 tarih ve E:2022/5163, K:2023/6472 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Türkiye Elektrik İletim AŞ. Genel Müdürlüğüne ait “380 kV Akkuyu NGS-Ermenek HES Enerji İletim Hattı Projesi” kapsamında ekli haritada gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim AŞ. Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 10/04/2016 tarih ve 29680 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/03/2016 tarih ve 2016/8600 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın, 1745,03m²’lik kısmının irtifak hakkı, 324m²’lik kısmının mülkiyet şeklinde kamulaştırılmasına ilişkin kısmının iptali ile doğan zararların tazmini istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 05/07/2023 tarih ve E:2022/5163, K:2023/6472 sayılı kararıyla;<br>Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesi ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesine yer verilerek,<br> Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği,<br>Bu açıdan, kamu gücü kullanılarak özel mülkiyetteki taşınmazların kamu eline geçirilmesini ifade eden kamulaştırmanın yargısal incelemesinde, mülkiyet hakkına söz konusu müdahalede belirtilen hükümler çerçevesinde kamu yararının varlığının, kanuni düzenleme gereğinin ve orantılılık noktasında adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, <br>Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereğinin ifade edildiği, acele kamulaştırma usulünün idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma yöntemi olduğu, <br> Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığının arandığı ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanındığı, anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanı Kararı ile taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebildiği, <br>Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerektiği, <br>Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu,<br>Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerektiği, <br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Türkiye Elektrik İletim AŞ. Genel Müdürlüğüne ait “380 kV Akkuyu NGS-Ermenek HES Enerji İletim Hattı Projesi” kapsamındaki iletim hatlarının, üretim lisansı bulunan Akkuyu Nükleer Güç Santralinin enterkonnekte sisteme bağlantısını sağlayacak hatlar olduğunun anlaşıldığı, <br>Bu durumda; ülkemizin başta elektrik enerjisi olmak üzere, enerji arzına olan ihtiyaç durumu ve davaya konu iletim hattının Akkuyu Nükleer Güç Santralinin enterkonnekte sisteme bağlantısını sağlayacak hatlardan olması dikkate alındığında, enerji ihtiyacının acil nitelikte olduğu sabit olmakla birlikte, kamu yararının varlığı da açık olduğundan, davaya konu projenin bir an önce tamamlanmasında acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, davaya konu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nda hukuka aykırılık bulunmadığı, <br>Ayrıca, tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olan davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin davaya konu acele kamulaştırma kararı öncesinde alınmış tarım dışı kullanım izni bulunmasa da, davaya konu Bakanlar Kurulu kararından sonra, Tarım ve Orman Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararı ile davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşıldığından, 08/09/2020 tarihli tarım dışı kullanım izni ile bu husustaki hukuka aykırılık halinin ortadan kalktığı ve söz konusu iznin dava konusu karardan daha sonra verilmiş olmasının, davaya konu kararın iptalini gerektirir bir husus olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, <br>Öte yandan; tazminat istemi yönünden yapılan incelemede ise, gerek tazminat istemine dayanak acele kamulaştırma kararında hukuka aykırılık bulunmaması, gerekse de tazminat istemi hususunda bedelin ve tazminat isteminin hangi gelir kalemlerinden kaynaklandığının netleştirilmesinin istenilmesine ilişkin 28/12/2022 tarihli ara kararına davacı tarafından cevap verilmemiş olması hususları dikkate alındığında, davacının tazminat isteminin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle, <br>davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, enerji nakil hat güzergahının heyelan riskinin yüksek olduğu taşınmazından geçtiği, 5403 sayılı Kanun uyarınca gerekli izinler alınmadan önce tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu; davanın kabulü ve işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : İlgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, davaya konu işlemden daha sonra alınmış olması ve uyuşmazlık konusu olayda gelinen aşama dikkate alındığında olayda acelelik halinin de bulunmaması nedeniyle, acele kamulaştırmaya yönelik Bakanlar Kurulu Kararı'nda hukuka uyarlık bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü, Daire kararının acele kamulaştırma kararına yönelik kısmının bozularak dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parsel yönünden iptaline, tazminat istemine yönelik davanın reddine ilişkin kısmının ise onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 05/07/2023 tarih ve E:2022/5163, K:2023/6472 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3.Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,<br>4.Kesin olarak, 21/11/2023 tarihinde Daire kararının tazminat isteminin reddine yönelik kısmı yönünden oybirliği, acele kamulaştırma kararına ilişkin kısmı yönünden ise oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br><br><br>KARŞI OY <br><br>X- Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.<br>Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br>Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. <br>Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.<br>Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. <br>Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.<br>Öte yandan, 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazın tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olması nedeniyle, Dairenin 28/12/2022 tarihli ara kararı ile davaya konu taşınmaza ilişkin 5403 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca tarım dışı kullanım izni alınıp alınmadığı sorulduğu, davalı idareler tarafından verilen cevaplarda, tarım dışı kullanım izninin davaya konu 14/03/2016 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı'ndan sonra 08/09/2020 tarihinde alındığının bildirildiği anlaşılmaktadır.<br> Bu durumda; ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, davaya konu işlemden daha sonra alındığı anlaşıldığından, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nın uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Diğer yandan, davalı idarelerce Türkiye Elektrik İletim AŞ. Genel Müdürlüğüne ait “380 kV Akkuyu NGS-Ermenek HES Enerji İletim Hattı Projesi” kapsamındaki iletim hatlarının, üretim lisansı bulunan Akkuyu Nükleer Güç Santralinin enterkonnekte sisteme bağlantısını sağlayacak hatlar olup, enerji ihtiyacının acil nitelikte olması nedeniyle de davaya konu projenin bir an önce tamamlanmasında acelelik halinin bulunduğu belirtilmişse de, uyuşmazlık konusu acele kamulaştırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 14/03/2016 tarihinde alındığı, ilk belirlenen güzergahın muhtelif kısımlarında lisanslı GES sahalarının ve heyelana maruz kalan alanların olması nedeniyle 10/03/2015 tarihli ilk kamu yararı kararının iptal edilerek 24/11/2021 tarihli kamu yararı kararının alındığı, taşınmazın fiili kamulaştırma işlemlerine başlanılmasına ilişkin olur tarihinin 06/01/2022 olduğu, bu kapsamda taşınmaza acele koyma talebiyle asliye hukuk mahkemesinde davanın 26/01/2022 tarihinde açıldığı ve gelinen aşamada henüz santralin de faaliyete geçmediği hususları dikkate alındığında olayda acelelik halinin bulunmaması nedeniyle de işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü, Daire kararının acele kamulaştırma kararına yönelik kısmının bozularak dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parsel yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.<br><br>KARŞI OY<br>XX-5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazın tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olması nedeniyle, Dairenin 28/12/2022 tarihli ara kararı ile davaya konu taşınmaza ilişkin 5403 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca tarım dışı kullanım izni alınıp alınmadığı sorulduğu, davalı idareler tarafından verilen cevaplarda, tarım dışı kullanım izninin davaya konu 14/03/2016 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı'ndan sonra 08/09/2020 tarihinde alındığının bildirildiği anlaşılmaktadır.<br> Bu durumda; ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, davaya konu işlemden daha sonra alındığı anlaşıldığından, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nın uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü, Daire kararının acele kamulaştırma kararına yönelik kısmının bozularak dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parsel yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz..<br><br><br><br></font></p></body></html>

kamulaştırma