<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/531 E. , 2023/2963 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/531<br>Karar No : 2023/2963 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... A.Ş. <br> .<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ...<br> .<br>VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ...<br> 2- ... Bakanlığı<br> .<br>VEKİLİ : Huk. Müş. ... <br> 3- ... Müdürlüğü<br> .<br>VEKİLİ : Huk. Müş. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 30/11/2022 tarih ve E:2019/21827, K:2022/10489 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1704 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile yürürlüğe konulan Baraj İnşası İçin Yapılan Kamulaştırmalarda Kamulaştırma Sahasına Mücavir Taşınmaz Malların Kamulaştırılması Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesinin son kısmı olan "sadece içme suyu amaçlı barajlarda mücavir alan kamulaştırması ile ilgili harcamalar mevzuatına göre suyu kullanan idare tarafından, birden fazla amaca hizmet eden barajlarda ise maliyet bölüşümündeki hissesi oranında ilgililer tarafından karşılanır" ibaresinin iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 30/11/2022 tarih ve E:2019/21827, K:2022/10489 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarelerden Tarım ve Orman Bakanlığının usule yönelik iddiaları yerinde görülmemiş,<br>Anayasa'nın 124. maddesi, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 2. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendi ve 12. maddesinin 6. fıkrası, Baraj İnşası İçin Yapılan Kamulaştırmalarda Kamulaştırma Sahasına Mücavir Taşınmaz Malların Kamulaştırılması Hakkında Yönetmelik'in 1, 3 ve 12. maddeleri, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun'un Ek 1. maddesi ve İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik'in 9. maddesinin 2. fıkrasına yer verilerek,<br>İdarelerin, yönetmeliklerle yapacakları düzenlemelerin üst kurallara aykırı olmaması, düzenlemenin yasalarla idarelere tanınan yetkiler çerçevesinde ve yasayla belirlenen sınırlara bağlı olarak tamamlayıcı, açıklayıcı ve üst normların uygulanmasına yönelik olması gerektiği,<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 12. maddesinin 6. fıkrasında, baraj inşası için yapılan kamulaştırmalar sonucunda kamulaştırma sahasına mücavir taşınmaz malların kamulaştırılabilmesi için gerekli usul ve esaslara yer verildiği, bu kapsamda taşınmaz sahibinin yazılı başvurusu üzerine ilgili valilikte kurulan komisyon tarafından yapılan inceleme neticesinde çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşme düzeninin bozulduğuna ve taşınmaz maldan yararlanılmasının mümkün olmadığına karar verilmesi halinde taşınmazın kamulaştırılabileceğinin kurala bağlandığı ve bu fıkranın uygulanmasına ilişkin hususların Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceğinin öngörüldüğü,<br>Dava konusu Yönetmelik'te mücavir taşınmaz malların kamulaştırılma şartları, başvuru esasları, başvuruların değerlendirilmesi ve karara bağlanması hususlarının ayrıntılı olarak düzenlendiği ve anılan Yönetmelik'in 12. maddesinde, içme-kullanma suyu amaçlı barajlarda mücavir alan kamulaştırmasına ilişkin esaslara yer verildikten sonra iptali istenilen son cümlesinde sadece içme suyu amaçlı barajlarda mücavir alan kamulaştırması ile ilgili harcamaların mevzuatına göre suyu kullanan idare tarafından, birden fazla amaca hizmet eden barajlarda ise maliyet bölüşümündeki hissesi oranında ilgililer tarafından karşılanması gerektiğinin kurala bağlandığı,<br>Davacı tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 12. maddesinin 6. fıkrası ile dava konusu Yönetmelik'te belirlenen esas ve usuller izlenerek kamulaştırılan mücavir taşınmaz malların kamulaştırmayı yapan idarenin tasarrufuna bırakılmasının öngörülmesine, dolayısıyla kamulaştırılan taşınmaz üzerinde tasarruf edemeyecek olmasına rağmen davacının kamulaştırma harcamalarına katlanmasının hukuka aykırı olduğunun ileri sürüldüğü,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 3. maddesinde, "Baraj"ın; su biriktirmek amacı ile akarsu vadisini kapatarak suyun akışını engelleyen; enerji, sulama, içme suyu ve taşkın koruma gayeli barajlar, göletler, regülatörler ve seddeleme ile su seviyesi yükseltilen tabii göller gibi yapılar olarak, "İdare"nin ise; yararına baraj kamulaştırma hak ve yetkisi tanınan kamu tüzel kişileri, kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve özel hukuk tüzel kişiler olarak tanımlandığı,<br>İçme suyu temini amacıyla birlikte enerji sağlama amacı da taşıyan barajların gerçekleştirilmesi için yapılan kamulaştırmalardan enerji üretimi faaliyetini yürütmekle sorumlu olan davacının da yarar sağladığı göz önünde bulundurulduğunda söz konusu kamulaştırmaların davacı idare yararına da yapıldığının açık olduğu,<br>Bu durumda, amaçlarından biri içme suyu temini olan ancak bu amaç yanında enerji üretimi vs. gibi birden fazla amaca hizmet eden barajlarda mücavir alan kamulaştırması için yapılan harcamalara içme suyu temini dolayısıyla katlanan belediyeler yanında yürütmekle yükümlü olduğu faaliyeti gerçekleştirmekle barajdan yarar sağlayan ilgili idarenin de maliyet bölüşümündeki hissesi oranında katlanmasını öngören dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Baraj İnşası İçin Yapılan Kamulaştırmalarda Kamulaştırma Sahasına Mücavir Taşınmaz Malların Kamulaştırılması Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesinin iptali istenen ibaresinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun'a aykırı olduğu, anılan Yönetmelik'in dayanağı olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 12. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kamulaştırmaya tabi tutulan mücavir alandaki taşınmazların barajın mütemmimi olarak kalmayacağı, sadece kamulaştırmayı yapan idarenin tasarrufuna geçeceği ve bu idarenin söz konusu taşınmazları dilediği gibi kullanabileceği, kamulaştırma bedellerinin içme suyu temini ile ilgisi bulunmayan idare ya da kuruluşlarca karşılanmasının bahse konu Kanun hükmüne aykırı olduğu, davacı idarenin karlılık ve verimlilik esasları dahilinde faaliyetlerini yürütmekte olduğu, herhangi bir tasarruf yetkisi olmadan kamulaştırma bedeli ödemesinin ana statüsüne ve mevzuata aykırılık teşkil edeceği, mücavir alan kamulaştırmaları nedeniyle ortaya çıkan bedellerin kamulaştırmaya tabi tutulacak taşınmazlarda her türlü tasarruf yetkisine sahip idare tarafından üstlenilmesi gerektiği, iptali istenen düzenlemenin barajlı santrallerin bedelsiz olarak davacı idareye devredilmesini öngören 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun'un Ek 1.maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile temyize konu Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 30/11/2022 tarih ve E:2019/21827, K:2022/10489 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3.Kesin olarak, 04/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br> <br><br> <br> <br> <br> <br><br><br></font></p></body></html>
kamulaştırma