<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/514 E.  ,  2023/2964 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/514<br>Karar No : 2023/2964 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Turizm İşletmeciliği Ltd. Şti. <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı <br> .<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 30/11/2022 tarih ve E:2022/6545, K:2022/10493 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, 20...parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanın, çarpık yapılaşmanın önlenmesi ve şehir trafiğinin rahatlatılması amacıyla yürütülen yeşil alan ve yol çalışmaları kapsamında Şahinbey Belediyesi tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin mülga Bakanlar Kurulunun 10/09/2012 tarih ve 2012/3707 sayılı kararının anılan taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin 11/11/2015 tarih ve E:2014/2084, K:2015/6624 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/03/2016 tarih ve E:2016/951, K:2016/736 sayılı kararıyla bozularak dava konusu işlemin kesin olarak iptaline karar verilmesi üzerine acele kamulaştırma işleminden dolayı uğranılan zarara karşılık 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın Asliye Hukuk Mahkemesince taşınmaza acele el konulmasına karar verilen 11/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 30/11/2022 tarih ve E:2022/6545, K:2022/10493 sayılı kararıyla;<br> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/04/2022 tarih ve E:2021/2823, K:2022/1620 sayılı kısmen bozma kararına uyularak;<br>Anayasa'nın 125. maddesinin 1 ve 7. fıkraları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 12. maddesi, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 6 ve 27. maddelerine yer verilerek,<br>İdarenin tazminle yükümlü tutulmasının, ancak bir maddi zararın kesin olarak ortaya çıkmış, belirgin hale gelmiş olması halinde mümkün olduğu, kişinin isteği dışında maddi varlığında meydana gelen kayıp ve eksiklikler ile çoğalma olanağından yoksunluk olarak tanımlanan maddi zarar, henüz kesin olarak ortaya çıkmamış, belirgin hale gelmemiş ise, bu aşamada idarenin tazmin yükümlülüğüne gidilmesine olanak bulunmadığı,<br>Olayda; tam yargı davasında istenilen maddi tazminat, davacının maliki bulunduğu taşınmazdan tahliye edildiği tarih olan 06/06/2014 ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtiği 30/06/2015 tarihi arasında, taşınmaz üzerindeki tesisin işletilemediği ve bu nedenle davacının kazanç kaybına dayalı uğradığı zararın karşılığı olarak tanımlandığı,<br>Dosyanın incelenmesinden; davacıya ait taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararına dayalı olarak asliye hukuk mahkemesince verilen acele el koyma kararı nedeniyle 06/06/2014 tarihinde davacının taşınmazdan tahliye edildiği, imar planında sosyal ve kültürel tesis alanı olarak belirlenen taşınmazın, bu süreçte Şahinbey Belediye Encümeni kararı ile imar planı doğrultusunda kamulaştırılmasına karar verildiği, anılan belediye encümeni kararına istinaden açılan bedel tespiti ve tescil davasında da, 30/06/2015 tarihinde, taşınmazın davalı idare adına tesciline karar verildiğinin anlaşıldığı,<br>Hukuka aykırılığı yargı yerince saptanan işlemlerden dolayı kişilerin uğradığı zararların tazmininin anayasal ve yasal bir zorunluluk olduğunda kuşku olmadığı,<br>Ancak, davacı tarafından, taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, Bakanlar Kurulu kararının iptaline karar verilmiş ve hukuka aykırılığı yargı yerince ortaya konulan işlem nedeniyle davacının taşınmazından 1 yıl daha erken tahliye edildiği görülmüş ise de; Dairelerince yapılan ara kararlara istinaden davacı tarafça sunulan belgelerin incelenmesinden, 2013 ve 2014 (Haziran ayında tahliye gerçekleşmiştir) yıllarına ilişkin davacı tarafından beyan edilen herhangi bir geliri bulunmadığı gibi taşınmazın davalı adına tesciline karar verilen 30/06/2015 tarihine kadar da gelir elde edilip edilmeyeceğinin belirsiz olduğu, dolayısı ile davacı tarafından uğranıldığı ileri sürülen zararın kesin olarak ortaya konulamadığı sonucuna ulaşıldığı,<br>Kaldı ki, yargı yerince acele el koyma kararı verilmeden önce, taşınmaz malın tespit edilen bedelinin malikleri adına depo edilmesinin zorunlu olduğu, olayda da ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... D.İş sayılı dosyasında takdir edilen 2.698.106,99-TL bedelin 24/02/2014 tarihinde davacı adına açılan banka hesabına bloke edildiği ve davalının beyanlarına göre davacı tarafından bu bedelin çekildiği, daha sonra davalı idare tarafından açılan bedel tespit ve tescil davasında da, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında, bilirkişilerce tespit edilen 3.936.259,00-TL bedelin, bakiye kalan 1.238.152,01-TL'lik kısmının davacıya derhal ödenmesine karar verildiği görüldüğünden, kamulaştırma bedelinin bir kısmını tescil kararından önce peşin alan davacının, 06/06/2014 tarihi ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtiği 30/06/2015 tarihi arasında herhangi bir maddi zarara uğramadığı,<br>Öte yandan, idare hukuku ilkelerine göre manevi tazminata hükmedilebilmesi için idarenin hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi sonucu ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması ya da ilgilinin şeref ve onurunun zedelenmiş bulunması veya kişinin fiziki yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi gerektiği, olayda, davacının tahliye edildiği tarih itibarıyla acele kamulaştırma işleminin ayakta olduğu, bir idari işleme dayalı olarak alınan acele el koyma kararına istinaden davacının taşınmazından tahliye edilmesinin, davacı şirketin ticari itibarını zedeleyici nitelikte değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, her ne kadar sonradan bu işlemin yargı yerince iptaline karar verilmiş ise de; bu iptal kararından önce olağan kamulaştırma sürecine dayalı, taşınmazın davalı idare adına tescil edildiği görüldüğünden, davacıya manevi tazminat ödenmesini gerektirecek şartların bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin 3.500,00-TL'lik kısmının ve manevi tazminat talebinin 5.000,00-TL'lik kısmının reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Daire kararının kendi içinde çelişkili olduğu, yargı kararıyla iptaline karar verilerek hukuka aykırılığı ortaya konulan acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararı nedeniyle taşınmazdan bir yıl erken tahliye edildiği tespitine karşın şirketlerinin tahliyeden önce herhangi bir gelirinin olmadığı ve bir yıllık süre içerisinde gelir elde edip etmeyeceğinin belirsiz olduğu sonucuna varılmasının hatalı olduğu, tahliyeden önce uyuşmazlık konusu taşınmazda çay bahçesi ve yüzme havuzu işletmeciliği yapıldığı, tahliye nedeniyle bir yılı bir aşkın süre ile faaliyet yürütemediği için 1.500.000,00 TL'nin üzerinde zarara uğradığı, ticari işletmelerin gelir durumunun yıllık ekonomik koşullara göre değiştiği, kendi taşınmazından hukuka aykırı şekilde bir yıl erken çıkarılmamış olsaydı o yıl kazancını yükseltmesi veya işletmeyi kiraya vermesinin de ihtimal dahilinde olduğu, işletmenin hukuka aykırı şekilde el konulduğu dönemdeki kira/ecrimisil bedelinin tespiti gerekirken bu hususta herhangi bir araştırma yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu, bunun yanı sıra hukuka aykırı ve temel dayanaktan yoksun tahliye nedeniyle yirmi yıllık köklü bir şirketin kişilik haklarının zarar gördüğü, toplumdaki güven ve itibarının zedelendiği, buna rağmen Dairece taşınmazın tahliye edilmesinin ticari itibarı zedeleyecek nitelikte olmadığı yönünde tespit yapılarak manevi tazminat talebinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve bu ihlale karşılık talep edilen tazminat verilmediği halde bir de şirketleri aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde tutarsızlık olduğu ileri sürülmektedir. <br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kısmen bozma kararına uyulmak suretiyle verilen temyize konu Daire kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 4. fıkrası uyarınca onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.<br>Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/04/2022 tarih ve E:2021/2823, K:2022/1620 sayılı kısmen bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.<br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davacının maddi tazminat talebinin...-TL'lik kısmının ve manevi tazminat talebinin ...TL'lik kısmının yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 30/11/2022 tarih ve E:2022/6545, K:2022/10493 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3.Kesin olarak, 04/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br> <br><br><br></font></p></body></html>

kamulaştırma