<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6680 E. , 2024/142 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/6680<br>Karar No : 2024/142 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : 1-... 2-... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ... <br> 3- ... Belediye Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: İstanbul ili, Fatih İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın da içinde bulunduğu alana yönelik olarak 17/04/2017 tarihinde ilan edilen, Fatih İlçesi, Yedikule-Yenikapı 3. Etap Yenileme Alanı ile ilgili yenileme avan projenin ve Fatih Belediye Encümenin ... tarihli, ... sayılı kararıyla onaylanan parselasyon işleminin iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; parselasyon işlemi bakımından; ilçe belediyelerince yapılan parselasyon planlarının, büyükşehir belediyesinin onayına sunulması gerektiği, bu duruma ilişkin istisnai bir düzenlemenin mevcut olmadığı, parselasyonun büyükşehir belediyesi onayına sunulmadan ilan askıya çıkarıldığı, daha sonra büyükşehir belediye onayına gönderildiği ancak büyükşehir belediyesinin onaylama işlemini yapmadan 10.12.2013 tarihli işlemle imar uygulamasını iade ettiği dolayısıyla dava konusu işlemin usulüne uygun kesinleştirilmediği gerekçesiyle parselasyon işleminin hukuka uygun olmadığı, avan proje bakımından ise, avan projenin dayanağı uygulama imar planının 04.10.2012 tasdik tarihli uygulama imar planı olduğu, uygulama imar planında dava konusu taşınmazın yol ve park olarak belirlendiği, davaya konu avan projede ise; ticaret alanında kaldığı bu durumda avan projenin imar planına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemler hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; Fatih Belediye Başkanlığınca dava konusu avan projenin 1/1.000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına işlenmesi yönündeki plan tadilatı teklifinin İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile tadilen uygun görülerek İstanbul II Numaralı Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna iletildiği, Kurul tarafından plan tadilatı teklifinin ... tarih ve ... sayılı karar ile uygun bulunması üzerine de 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 13.03.2017 tarihinde onaylandığı, avan proje ve imar planının uyumlu hale getirildiği, dava konusu parselin ticaret alanı olarak belirlendiği ve yenileme alanı sınırı içindeki ticaret fonksiyonu ile ticaret ve kültürel hareketliliğin artmasının hedeflendiği, bu durumun bölgeye yenileme ve canlılık kazandıracağı, yenileme avan projesinin planlama ilke ve tekniklerine uygun olduğu, bölgenin tarihi dokusu, yoğunluğu ve ulaşımına göre tesis edildiğinden planlama tekniğine, mülkiyet hakkı koruma ilkelerine ve yenileme esaslarına aykırı bir husus barındırmadığı, davacının kısmen yol, kısmen yeşil alanda kalan parselinde yenileme sonrası T3 lejantlı eşdeğerlik ilkesine haiz ticari alan fonksiyonu getirildiği, ayrıca parselasyon ile mümkün mertebe aynı yerden tahsis amacının güdüldüğü, uygulamaya giren tüm parsellerden eşit oranda ve yasal sınırın altında düzenleme ortaklık payı kesildiği, imar parseli oluşturulmasının ve tahsisinin dağıtım ilke ve teknikleri ile imar planına uygun olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen ilk derece mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu parselin diğer hissedarı tarafından açılan davada Danıştay bozma kararına uyularak dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği, parselinin çok hisseli hale getirildiği, avan projenin imar planına aykırı olduğu, parselasyon işleminin büyükşehir belediye encümeni tarafından onaylanmadığı ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> İstanbul ili, Fatih ilçesi, ... Mahallesi, .. ada, ... parsel sayılı taşınmaz ve çevresi 13.09.2006 tarih ve 2006/10961 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yenileme alanı olarak ilan edilmiş, 2009 tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında kültür odaklı turizm alanı ile kentsel ve bölgesel donatı alanı, 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli Tarihi Yarımada <br>Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında yol ve park ve dinlenme alanı olarak belirlenmiş, Fatih Belediyesince hazırlanan ... tarih, ... sayılı avan projede ticaret (T3) ve açık alan olarak belirlenmiş, avan proje ... tarihli, ... sayılı Fatih Belediye Meclisi kararı ve ... tarihli, .. sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile onaylanmıştır.<br>Uyuşmazlık konusu alanda ... tarihli, ...sayılı Fatih Belediye Encümeni kararıyla parselasyon yapılmış, davacıya düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra imar planında park ve yol, avan projede ise kısmen ticaret kısmen açık alan olarak tanımlanan alandan imar parseli tahsis edilmiş, anılan parselasyon işlemi onaylanmak üzere İstanbul Büyükşehir Belediye Encümenine gönderilmiş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Harita Müdürlüğünün 10.12.2013 tarihli yazısı ile parselasyon işleminin plana uygun olmadığı gerekçesiyle iade edilmiş, bunun üzerine İstanbul ili, Fatih ilçesi, ... -...Mahalleleri ..., ..., ...,..., ...,..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ... sayılı adalara yönelik yenileme avan projesine uygun olarak ... tarihli, ... sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile (21.02.2017 tarihli belediye başkanı onaylı) 1/5000 ölçekli ve ... tarihli, ... sayılı Fatih Belediye Meclisinin kararı ile (13.03.2017 tarihli belediye başkanı onaylı) 1/1000 ölçekli imar planı tadilatları onaylanmış, bu kapsamda uyuşmazlık konusu taşınmaz “3. derece ticaret alanı (T3)” olarak belirlenmiş, ... tarihli, ...sayılı Fatih Belediye Encümeni kararı ile ... tarihli, ... sayılı parselasyone ilişkin encümen kararı tekrar onaylanmak üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesine göndermiş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeninin ... tarihli, ... sayılı kararı ile onaylanmıştır.<br>Fatih Belediye Başkanlığı Etüd Proje Müdürlüğü 09.11.2017 tarihli yazısı ile avan projede gösterim tekniklerine ilişkin ufak değişikler yapılmış, anılan değişiklikler İstanbul I Numaralı Yenileme Alanları Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunca onaylanmış, anılan değişiklikler ve Fatih Belediye Meclisinin ... tarihli,... sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliği 17.04.2017- 17.05.2017 tarihleri arasında askıya çıkarılmış, davacı tarafından askı süresi içinde Fatih Belediyesi Etüt Proje Müdürlüğüne hitaplı dilekçe ile avan projeye yönelik itiraz edilmiş, itirazın ... tarihli, ... sayılı Fatih Belediye Meclisinin kararı ile ret edildiğinin bildirilmesi üzerine 27.12.2017 tarihinde bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinin 8. alt bendinde; "Koruma amaçlı imar plânı"; bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlar olarak tanımlanmış, 17. maddesinde; '' Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır. Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır. Sit alanlarına ilişkin tüm ölçeklerde yapılmış; koruma bölge kurullarının uygun görüşü alınarak yürürlüğe giren planların yargı kararları ile uygulamasının durdurulması veya iptal edilmesi halinde ilgili koruma bölge kurulunca geçiş dönemi yapılanma şartları yeniden belirlenir. Koruma bölge kurulunda görüşülen ve uygun görülen koruma plânları onaylanmak üzere ilgili idarelere gönderilir. İlgili idareler, koruma amaçlı imar planını en geç iki ay içinde görüşür ve varsa değişmesini istediği hususları koruma bölge kuruluna bildirir. Koruma bölge kurulunda bu hususlar değerlendirilir ve kurul tarafından uygun görülen haliyle planlar ilgili idarelere onaylanmak üzere gönderilir. Planlar koruma bölge kurulunun uygun gördüğü şekliyle ilgili idarelerce altmış gün içinde onaylanmak zorundadır. Bu süre içinde görüşülmeyen ya da onaylanmayan planlar kesinleşerek yürürlüğe girer. Koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkar.'' hükümlerine yer verilmiştir.<br> 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 1. maddesinde; ''Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000'in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır. Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar.'' hükmüne, 2. maddesinde, "Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır." kuralına, 3. maddesinin 7. fıkrasında; ''Yenileme projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu oluşturulur. Kurulca onaylanan projeler, il özel idaresi veya belediyece uygulanır.'' hükmüne, aynı maddenin 9. fıkrasında ise; ''Yenileme projeleri, uygulama alanı içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşur.'' hükmüne yer verilmiştir.<br>Yine aynı Kanun'un 7. maddesinde de; "Bu kanun kapsamında yer alan yenileme alanlarında, uluslararası hukuktan doğan yükümlülükler saklı kalmak kaydıyla, diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz." hükmüne yer verilmiştir. <br>5366 sayılı Kanun'a dayanılarak Bakanlar Kurulunca çıkarılan, 14/12/2005 tarih ve 26023 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (g) bendinde, "Yenileme avan projesi: yenileme uygulama projelerine esas teşkil edecek, Kanunun 2 nci maddesi uyarınca kültür varlıklarını koruma bölge kurulunca karara bağlanan, mimari avan proje ile statik, tesisat, elektrik, ulaşım ve alt yapı ön raporlarını"; (h) bendinde ise "Yenileme uygulama projesi: yenileme alanı içerisinde bulunan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların, Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca kültür varlıklarını koruma bölge kurulunca karara bağlanan, rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların, imar mevzuatında öngörülen kentsel tasarım, çevre düzenleme, mimari, statik, mekanik-elektrik tesisat ve alt yapı projelerini ifade eder." tanımlarına yer verilmiştir.<br> 3194 sayılı İmar Kanununun işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 18. maddesinde, imar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın, birbirleri ile yol fazlaları ile kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyelerin yetkili olduğu, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağılımı sırasında bunların yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçmemek üzere düzenleme ortaklık payı olarak düşülebileceği, düzenleme ortaklık paylarının düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan umumi hizmetlerden ve bu hizmetlerce ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamayacağı, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınamayacağı, ancak bu hükmün o parselde imar planı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına mani teşkil etmeyeceği, üzerinde bina bulunan hisseli parsellerin şuyulandırmanın sadece zemine ait olup, şuyunun giderilmesinde bina bedelinin ayrıca dikkate alınacağı düzenleme sırasında plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapının ancak bir imar parseli içinde bırakılabileceği, bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan yapıların kamulaştırılmadıkça yıktırılamayacağı, düzenlenmiş arsalarda bulunan yapılara, ilgili parsel sahiplerinin muvafakatları olmadığı veya plan ve mevzuat hükümlerine göre mahzur bulunduğu takdirde, küçük ölçüdeki zaruri tamirler dışında ilave, değişiklik ve esaslı tamir izni verilemeyeceği, düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde, bu madde hükümlerinin tatbiki mümkün olmayan hallerde imar planı ve yönetmelik hükümlerine göre müstakil inşaata elverişli olan kadastral parsellere plana göre inşaat ruhsatı verilebileceği, bu maddenin tatbikinde belediye veya valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli yerine ilgililerin muvafakati halinde kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve mevzuat hükümlerine göre yapı yapılması mümkün olan belediye veya valiliğe ait sahalardan yer verebileceği, veraset yolu ile intikal eden, bu Kanun hükümlerine göre şüyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamayacağı hükmüne yer verilmiştir.<br> İşlem tarihinde yürürlükte olan İmar Kanununun 18. maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile ilgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, düzenleme sahasının, sınırı tespit edilerek düzenlenmesine karar verilen saha olduğu, (b) bendinde, düzenleme sınırının, düzenlenecek imar adalarının imar planına göre yol, meydan, park, genel otopark, yeşil saha gibi umumi hizmetlere ayrılan ve tescile tabi olmayan alanlar ile cami ve karakol yerlerini çevreleyen sınır olduğu belirtilmiş, aynı Yönetmeliğin "Düzenleme sahalarının tespiti esasları" başlıklı 5. maddesinde, "Belediye ve mücavir alan sınırı içinde belediyeler, belediye encümeni kararı ile; dışında valilikler, il idare kurulu kararı ile; 5 yıllık imar programlarında öncelik tanımak ve beldenin inkişaf ve ihtiyaç durumuna göre, yeterli miktarda arsayı, konut yapımına hazır bulunduracak şekilde düzenleme sahalarını tespit etmek ve uygulamasını yapmak mecburiyetindedir. Konut yapımına hazır arsa sayısının, bir önceki yıl verilen inşaat ruhsatından az olmamasına dikkat edilir. Belirlenen düzenleme sahası bir müstakil imar adasından daha küçük olamaz. Ancak, imar adasının büyük bir kısmının imar mevzuatına uygun bir şekilde teşekkül etmiş olması nedeniyle, yeniden düzenlemesine ihtiyaç bulunmaması ve diğer kısmında birkaç taşınmaz malın tevhid ve ifraz yoluyla imar planı ve imar mevzuatına uygun imar parsellerinin elde edilmesinin mümkün olduğu hallerde, adanın geri kalan kadastro parselleri müstakil bir imar düzenlemesine konu teşkil edebilir." kuralına "İmar Parsellerinin Oluşturulması ve Dağıtımındaki Esaslar" başlıklı 10. maddesinde " İmar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımında aşağıdaki esaslar dikkate alınır: a) Düzenlemeyle oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisi sağlanır...” düzenlemesi vardır. <br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Öncelikle dava konusu taşınmaza komşu ... parsel sayılı taşınmazın hissedarları tarafından 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının iptali istemiyle açılan davada, uyuşmazlık konusu konusu parselin 30.12.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada (Fatih) Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında park ve dinlenme alanı ile yol alanında kaldığı, 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli Tarihi Yarımada (Fatih) Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında park ve dinlenme alanı ile yol lejantında bulunduğu, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde çocuk bahçesi, park, meydan, semt spor alanı, botanik parkı, mesire yeri ve rekreasyon alanı için 10 m2/kişi olup, Fatih İlçesi (Tarihi Yarımada) dahilinde dava konusu imar planında ayrılan yeşil alan miktarının (222.96 hektar - 6.41 m2/kişi) nüfusunun tamamına hizmet edecek yeterliliğe sahip olmadığı ve yönetmelikte belirtilen standartların altında kaldığı, özgün tarihi dokuya sahip planlama alanında çok sayıda tescilli eski eser yapı ve sivil mimarlık örneği bulunması sebebiyle de plan nüfusuna hizmet edecek büyük yeşil alanların (parkların) oluşturulmasının zor olduğu, bu sebeple donatı alanları oluşturulmasında üstün kamu yararının bulunduğu, park ve dinlenme alanı olarak belirlenen taşınmazın ticaret alanı olarak değiştirilmesinde eşdeğer yer ayrılmadığı, bilimsel ve teknik bir gerekçe bulunmadığı gerekçesiyle koruma amaçlı imar planlarının iptaline dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:... K:... sayılı karar Danıştay Altıncı Dairesinin 10/01/2024 tarihli E:2022/9146, K:2024/140 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.<br> Avan proje yönünden yapılan değerlendirmede,<br> 5366 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması amacıyla yetkili idareler tarafından "Yenileme Alanı" olarak ilan edilmesi mümkündür.<br>Söz konusu Kanunda, yenileme alanı ilanı sonrasında yapılacak uygulamaların yenileme projeleri ile gerçekleştirilmesi, uygulama yönetmeliğinde ise yenileme uygulama projelerinin de yenileme avan projesi esas alınarak hazırlanacağı öngörülmüştür.<br>Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgenin 13.10.2006 tarih ve 26319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile yenileme alanı ilan edildiği, 5366 sayılı Kanuna istinaden İstanbul 2 Numaralı Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından ... tarihli, ... sayılı kararla avan projenin onaylandığı, taşınmazın bulunduğu alanın 2.grup yenileme alanı olarak belirlendiği, gerek taşınmazın bulunduğu alandaki tarihi eserler, kalıntıları mevcut tarihi yapılar gerekse de mahallenin Osmanlı döneminde yapılaştığı göz önüne alındığında, koruma kararı ve buna uygun proje geliştirilmesinin doğru bir karar olduğu ancak dava konusu avan proje ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında belirlenen park ve dinlenme alanı ile yol fonksiyonunu değiştirecek şekilde ticaret fonksiyonu öngörüldüğü yani bir imar planı değişikliği niteliğinde avan proje onaylandığı, daha sonrada avan proje ile getirilen kullanım kararlarının koruma amaçlı imar planlarına işlendiği fakat anılan imar planlarının iptaline karar verildiği görülmüştür.<br> İmar Kanunu uyarınca bir kullanım kararı imar planlarıyla belirlenir. Nitekim, İmar Kanununun 3.maddesinde, herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı hükme bağlanmıştır.<br> Yenileme uygulama projelerine esas teşkil edecek, 5366 sayılı Kanun uyarınca kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanan, mimari avan proje ile statik, tesisat, elektrik, ulaşım ve alt yapı ön rapor niteliğindeki avan proje ise, imar planlarındaki kullanım kararlarının nasıl uygulanacağına, yönlendirileceğine ilişkindir. Bu durumda, koruma amaçlı imar planının yürürlükte bulunduğu bir alanda imar planında belirlenen kullanım kararını değiştirecek şekilde kullanım kararı getiren avan proje yapılamayacağı, başka bir deyişle imar planı değişikliği şeklinde yenileme avan projesi tesis edilemeyeceği açıktır.<br>Bu durumda, dava konusu alanda yürürlükte bulunan imar planlarında kamusal alan olan park ve dinlenme alanı ve yol fonksiyonu öngörülmesine rağmen kabul edilen dava konusu avan proje ile imar planına aykırı olarak ticaret fonksiyonu öngörülmesinin şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. <br>Öte yandan, İstanbul İli, Fatih İlçesi, ... Caddesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki davacılar tarafından, söz konusu taşınmazı içeren Fatih İlçesi, Yedikule-Yenikapı II Etap Yenileme Alanı ile ilgili yenileme avan projesinin, askı haritasının, tescile esas dağıtım cetvelinin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davanın "tescile esas dağıtım cetveli" yönünden iptaline, "yenileme avan projesi ve askı haritasına" yönelik kısmının ise reddine karar verilmiş, anılan karara karşı davacı ve davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine .... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacıların istinaf talebinin kabulü ile, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu avan projenin dayanağı planın, 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı olduğunun anlaşıldığı, bu planda parselin, kısmen otopark, kısmen 12 metrelik yol, kısmen de park alanı olarak belirlendiği, davaya konu avan projede ise, kısmen ofis-ticaret (T3), kısmen de açık alan ve meydanda kaldığı, dava konusu avan projenin dayanağı 04.10.2012 tarihli uygulama imar planına aykırı şekilde fonksiyon değişikliği yapılmasının hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu avan projenin iptaline, dava konusu parselasyon işlemine yönelik olarak verilen iptal kararına karşı davalı idarenin yaptığı istinaf başvurusunun ise reddine karar verilmiş, bu kararın davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 07/02/2022 tarihli, E:2019/11885, K:2022/1089 sayılı kararıyla onanmıştır.<br> Parselasyon işlemi yönünden yapılan değerlendirmede,<br> 5366 sayılı Kanun'da, yenileme alanı ilanı sonrasında yapılacak uygulamaların yenileme projeleri ile gerçekleştirileceği, Uygulama Yönetmeliği'nde ise yenileme uygulama projelerinin de yenileme avan projesi esas alınarak hazırlanacağı , dolayısıyla, 5366 sayılı Kanun'da yenileme alanlarındaki uygulamaya yönelik özel bir sürece göre bu bölgelerde yapılacak uygulamaların ve kamulaştırmaların yenileme avan projesi esas alınarak hazırlanacak yenileme uygulama projesi doğrultusunda gerçekleştirileceği düzenlenmişse de parselasyon işlemi bu uygulamalardan farklı bir nitelik taşımaktadır.<br>5366 sayılı Kanunda yenileme alanlarına ilişkin olarak yapılacak parselasyon işlemlerine ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı, parselasyon işlemine ilişkin yapılacak hukuki denetimde 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerinin göz önünde bulundurulması suretiyle inceleme yapılması gerektiği kuşkusuzdur. 3194 sayılı İmar Kanununda parselasyon işleminin tanımı, uygulama şekli ve unsurları düzenlenmiştir.<br> 3194 sayılı Kanunun 18. maddesinde tanımlanan parselasyon işlemi, bir düzenleyici işlem olan uygulama imar planının uygulanmasının (hayata geçirilmesinin) araçlarından birini oluşturmaktadır. Planların kademeli birlikteliği ile plan hiyerarşisi ilkeleri uyarınca bir bölgede ilk defa uygulama imar planı yapılırken yasal tanıma ve mevzuata göre öncelikle nazım imar planının yapılması, bu plana uygun olarak yapılacak uygulama imar planına göre de parselasyon işleminin tesis edilmesi gerekmektedir. <br>Dosyanın incelenmesinden, dava konusu parselasyon işleminin dayanağının 30.12.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Fatih Tarihi Yarımada Nazım İmar Planına göre hazırlanan 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli Fatih Tarihi Yarımada Uygulama İmar Planı olduğu anlaşılmakta, lakin parselasyon işleminin anılan imar planına göre değil, dava konusu avan projeye göre tesis edildiği, sonradan alınan kararlarla imar planlarının parselasyona uygun hale getirilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.<br> Öte yandan, parselasyon işleminin amacı; imar planı, plan raporu ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre, imar adasının biçim ve boyutu, yapı düzeni, inşaat yaklaşma sınırı ve bahçe mesafeleri, yapı yüksekliği ve derinliği, yerleşme yoğunluğu, taban alanı ve kat alanı katsayısı, arazinin kullanılma şekli, mülk sınırları, mevcut yapıların durumu göz önüne alınmak suretiyle üzerinde yapı yapmaya elverişli imar parseli oluşturmaktır. Düzenleme sınırı içerisinde bulunan yol, yeşil alan gibi kamusal alanların bedelsiz olarak kamuya kazandırılması için imar parsellerinde oluşacak değer artışı karşılığında düzenleme ortaklık payı alınması mümkün olmakla birlikte, asıl amaç plana uygun yapı yapmaya elverişli imar parselleri oluşturmaktır.<br>Parselasyon işlemi, uygulama veya ıslah imar planının bir uygulaması niteliğindedir. Parselasyon işleminin, dayanağı olan imar planına uygun olarak yapılması bir zorunluluktur. Durum böyle iken, dava konusu parselasyon işleminin avan projeye dayanılarak tesis edilmesi hukuka aykırıdır.<br>Ayrıca, dava konusu parselasyon işlemiyle 30.12.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Fatih Tarihi Yarımada Nazım İmar Planı ile 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli Fatih Tarihi Yarımada Uygulama İmar Planında kamusal alanlar olarak tanımlanan ( yani yapılaşması mümkün olmayan) park ve dinlenme alanı ile yolda kalan dava konusu taşınmazın, (avan projede taşınmaza yapılaşılabilir nitelikte ticaret alanı kullanımı getirilerek) davacıya tahsis edilmesinde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. <br>Yukarıda da açıklandığı üzere, avan proje ile taşınmaza imar planından farklı bir kullanım kararı getirilemeyeceği ve parselasyon işleminin dayanağının avan proje değil imar planı olması gerektiği hususlarının göz ardı edilmesindeki hukuka aykırılığın parselasyon işlemi yapıldıktan sonra imar planı tadilatı ile taşınmaza ticaret fonksiyonu verilerek giderilemeyeceği açıktır.<br> Bu itibarla, yürürlükteki imar planına aykırı olarak yapılan dava konusu parselasyonun iptaline karar verilmesi gerekirken, parselasyon işlemi yönünden davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet görülmemiştir.<br> <br> KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,<br>2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının avan projeye ilişkin kısmının oyçokluğuyla, parselasyona ilişkin kısmının oybirliğiyle BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/01/2024 tarihinde, kesin olarak, karar verildi. <br> <br>(X)KARŞI OY :Dava süresi, kamu düzeni ile ilgili olup, hak düşürücü nitelik taşır. Nitekim, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış; davanın süresinde açılmadığının tespiti halinde esasa girilmeden süre aşımı yönünden davanın reddine karar verileceği öngörülmüştür (Madde14/3-e ve 15/1-b). Ayrıca, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiği de vurgulanmıştır (Madde14/6).<br> İmar planlarına karşı 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında başvuru için, özel bir Kanun olan 3194 sayılı Kanunun 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması, bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihini izleyen günden itibaren işlem tarihi itibariyle altmış gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden altmış günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihini izleyen günden itibaren altmış günlük dava açma süresi içinde veya itiraz süresi içerisinde başvuruda bulunulmaması durumunda imar planı kesinleşeceğinden, kesinleşme tarihinden itibaren altmış gün içerisinde yahut düzenleyici işlem niteliğindeki imar planının, parselasyon, imar durumu, yapı ruhsatı gibi birel işlemler ile tatbik edilmesi halinde imar planına karşı, uygulama işleminin tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içerisinde uygulama işlemi ile birlikte ya da tek başına dava açılması gerektiği açıktır. <br>Dosyanın incelenmesinden, dava konusu avan proje ve koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin 17.04.2017- 17.05.2017 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacının askı süresinde Fatih Belediye Başkanlığı Etüt Proje Müdürlüğü hitaplı dilekçe ile yenileme avan proje değişikliğine itiraz ettiği, itirazın reddine dair Fatih Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararının, 15.11.2017 tarihinde davacıya tebliğ edilmesi üzerine söz konusu avan projenin ve avan projeden önce onaylanan 2013 tarihli parselasyon işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, davacının askı süresi içerisinde yaptığı itirazın son ilan tarihi olan 17.05.2017 tarihinden itibaren altmış gün içerisinde cevap verilmeyerek reddi söz konusu olduğundan, bu tarihi izleyen altmış gün içerisinde dava açmadığı, askı tarihinden itibaren 60 günlük yasal dava açma süresi geçirildikten sonra 27.12.2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.<br>Öte yandan, davacının itirazının reddedildiği belediye meclisi kararının davacıya tebliğinin 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca işlemeye başlayan dava açma süresini ihya etmeyeceği açıktır. Zira İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesinin ikinci fıkrasında, yetkili idari makamlarca dava açma süresi geçtikten sonra verilen cevap üzerine tebliğ tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği belirtildiği halde 11. maddede, davanın açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, sonradan yetkili makamlarca cevap verilmesi durumunda, işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde davanın açılabileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla yetkili makamlarca ne zaman cevap verileceği belli olmayan bir durumda, dava süresinin yorum yoluyla süresi belirsiz bir zamana kadar uzatılması mümkün değildir. <br> Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/02/2017 tarihli, E:2015/4618, K:2017/842 sayılı kararı da bu yöndedir. <br>Bu itibarla, davanın anılan kısım bakımından süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken avan proje bakımından davanın reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmadığından, Mahkeme kararının anılan kısmının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.<br></font></p></body></html>
kamulaştırma