<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/2347 E. , 2023/9703 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2023/2347<br>Karar No : 2023/9703 <br><br>DAVACI : …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVALILAR : 1- … - …<br>VEKİLLERİ : Av. …<br> 2- … Bakanlığı - ANKARA <br>VEKİLLERİ : Av. …<br> 3- … Taşıma A.Ş.- … <br>VEKİLİ : Av. …, Av. …, Av. …<br><br>DAVANIN KONUSU: Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi kapsamında Ardahan ili, Posof ilçesinden başlayıp Edirne ili, İpsala ilçesinde sona eren ve ekli haritalarda gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazların ... Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 16/03/2014 tarih ve 28943 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/02/2014 tarih ve 2014/5986 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Balıkesir ili, Gönen ilçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI: Acele kamulaştırma yapılması amacıyla gereken şartların oluşmadığı, acelelik halinin olmadığı, taşınmazın tarım alanında kaldığı ve kamulaştırılan alanın taşınmazın tam ortasından geçtiği, alanda boru patlama riski olduğundan artık makineli tarım yapılamayacağı, yapılan işlemde kamu yararının bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMALARI :<br> Cumhurbaşkanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, dava konusu işlemin dayanağının uluslararası sözleşme olduğu, proje kapsamında kalan taşınmazların BOTAŞ lehine kamulaştırılması işlemlerinde, ülkemizin enerji açığının giderilmesine yönelik çalışmalar doğrultusunda yurt dışından yüksek miktarla ve bedelle ithal edilen doğal gazın tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmelere neden olunmaması gerektiğinden normal kamulaştırma yönteminin uzun zaman alacak olması nedeniyle ve güzergahın isabet ettiği parsellerde arazi edinimlerinin bir an önce tamamlanması gerektiği, acelelik halinin bulunduğu ve 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca işlem tesis edildiğinden davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br> ... A.Ş. tarafından, davanın süresinde açılmadığı, dava konusu işlemin dayanağının uluslararası sözleşme olduğu, ülkemizin enerji koridoru haline getirilmesi anlamında önemli bir proje olduğu, anılan işlemin tesisinde kamu yararı bulunduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ NERMİN BİLECEN TURHAN'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi kapsamında Ardahan İli, Posof İlçesinden başlayıp Edirne İli İpsala İlçesinde sona eren ve ekli haritalarda gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazların ... Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 16/03/2014 tarih ve 28943 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2014/5986 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Balıkesir İli, Gönen İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br> Davalı idarelerin usule yönelik iddiaları yerinde görülmemiştir. <br> Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br> Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br> 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununda, bu kanunda öngörülen faaliyetlerin gerektirmesi halinde kamulaştırma yapılacağı öngörülmüş olduğundan, anılan Yasa uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açıktır.<br> Diğer taraftan, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br> Anayasa'nın ilgili hükümleri çerçevesinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolunun istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiği, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığının arandığı ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanındığı anlaşılmaktadır. Bu koşullardan ikisinin Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceğinin belirtildiği gözönünde bulundurulduğunda, üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerektiği sonucuna varılmıştır. <br> Dosyanın incelenmesinden; 26/06/2012 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemine (TANAP) ilişkin hükümetler arası anlaşmanın imzalandığı, 27/05/2013 tarihli, 2013/4882 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile anılan anlaşma kapsamında BOTAŞ'ın arazi hakları kuruluşu olarak atandığı, boru hattı güzergahı ve diğer tesislere ilişkin olarak arazi ile ilgili bazı işlemleri yürütmek üzere görevlendirildiği, bunun üzerine hat güzergahının geçtiği alanda bulunan dava konusu taşınmazın da arasında yer aldığı taşınmazların kamulaştırılabilmesi için BOTAŞ Yönetim Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile kamu yararı kararının alındığı, bu kararın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının … tarihli, … sayılı kararı ile onaylandığı, anılan Bakanlığın … tarihli, … sayılı yazısı üzerine alınan 16/03/2014 tarihli, 2014/5986 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile hat güzergahına isabet eden taşınmazların acele kamulaştırılmasının kararlaştırıldığı, sonrasında BOTAŞ Genel Müdürlüğünün … tarihli, … sayılı oluru ile kamulaştırma işlemlerine başlanıldığı, Gönen İlçesi, Paşaçiftlik Mahallesi, 117 parsel sayılı taşınmazın mülkiyeti ihtilaflı iken ... Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı henüz kesinleşmemiş kararıyla davacı adına kayıt ve tesciline karar verildiği, ifrazen; 2003, 2004, ve 2005 sayılı parsellere dönüşen taşınmaz için 2942 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında açılan davada … Asliye Hukuk mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla idare adına tescil kararının kesin olarak verildiği, kararın kamulaştırma bedeline yönelik kısmının istinaf incelemesi sonucu bozulduğu anlaşılmıştır.<br> Dava konusu işlemin dayanağının uluslararası sözleşme olması, ülkemizin enerji koridoru haline getirilmesi ve enerji açığının giderilmesine yönelik çalışmalar doğrultusunda yurt dışında yüksek miktarla ve bedelle ithal edilen doğalgazın tüketim noktalarına kesintisiz ve gecikmeksizin ulaştırılmasının amaçlanması bağlamında önemli bir proje olduğu hususları ile ülkemizin enerji ihtiyacının hızla arttığı göz önünde bulundurulduğunda stratejik bakımdan büyük önem taşıyan bu projenin belirlenen sürede ve herhangi bir aksaklığa meydan verilmeksizin ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla tesis edilen dava konusu işlemde 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan olağanüstü durumun, acelelik halinin ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmakla, mevzuata ve hukuka aykırılık görülmemiştir. <br> Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.<br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 20/12/2023 tarihinde, davacı vekilinin gelmediği ve davalı idare ... AŞ vekili Av. …, Av. …, davalı idare Cumhurbaşkanlığı vekili Av. Berkan Kara, davalı idare Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı vekili Av. Melis Irmak'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY :<br> 16/03/2014 tarih ve 28943 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/02/2014 tarih ve 2014/5986 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi kapsamında Ardahan ili, Posof ilçesinden başlayıp Edirne ili, İpsala ilçesinde sona eren ve ekli haritalarda gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazların ... Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.<br> Bakılan dava, 16/03/2014 tarih ve 28943 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/02/2014 tarih ve 2014/5986 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, Balıkesir ili, Gönen ilçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br> Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br> 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmü yer almaktadır.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinin dava konusu Bakanlar Kurulu kararının tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan şeklinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Usul Yönünden:<br> Davalı idarelerin usule yönelik itirazları yerinde görülmemiştir. <br> Esas Yönünden:<br>Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.<br>Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br>Bu bağlamda idarelerin, mevzuat gereği yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.<br>Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.<br>Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin başvurusu üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Bakanlar Kurulunca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı, el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı sağlamakta, tescile ilişkin karar verilmediğinden tapuda mülkiyetin el değiştirmesi sonucunu doğurmamaktadır.<br>Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır. <br>Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.<br>Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.<br> Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM; Ali Ekber Akyol ve diğerleri, 16/2/2017 tarihli, başvuru no: 2015/17451 kararı) <br>Acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. <br>Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir.<br>Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. <br>Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır. <br> Dosyanın incelenmesinden; 26/06/2012 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemine (TANAP) ilişkin hükümetler arası anlaşmanın imzalandığı, 27/05/2013 tarih ve 2013/4882 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile anılan anlaşma kapsamında BOTAŞ'ın arazi hakları kuruluşu olarak atandığı, boru hattı güzergahı ve diğer tesislere ilişkin olarak arazi ile ilgili bazı işlemleri yürütmek üzere görevlendirildiği, bunun üzerine hat güzergahının geçtiği alanda bulunan dava konusu taşınmazın da arasında yer aldığı taşınmazların kamulaştırılabilmesi için BOTAŞ Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile kamu yararı kararının alındığı, bu kararın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının … tarih ve … sayılı kararı ile onaylandığı, anılan Bakanlığın … tarih ve … sayılı yazısı üzerine alınan … tarih ve … sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile hat güzergahına isabet eden taşınmazların acele kamulaştırılmasının kararlaştırıldığı, sonrasında BOTAŞ Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı oluru ile de kamulaştırma işlemlerine başlanıldığı, Gönen İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazın mülkiyeti ihtilaflı iken ... Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı henüz kesinleşmemiş kararıyla davacı adına kayıt ve tesciline karar verildiği, ifrazen; 2003, 2004, ve 2005 sayılı parsellere dönüşen taşınmaz için 2942 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında açılan davada … Asliye Hukuk mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla idare adına tescil kararının kesin olarak verildiği, kararın kamulaştırma bedeline yönelik kısmının istinaf incelemesi sonucu bozulduğu anlaşılmıştır.<br>Dava konusu işlemin dayanağının uluslararası sözleşme olduğu, ülkemizin enerji koridoru haline getirilmesi ve enerji açığının giderilmesine yönelik çalışmalar doğrultusunda yurt dışında yüksek miktarla ve bedelle ithal edilen doğalgazın tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmelere neden olunmaması bağlamında önemli bir proje olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda, stratejik bakımdan büyük önem taşıyan bu projenin belirlenen sürede ve herhangi bir aksaklığa meydan verilmeksizin ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla tesis edilen dava konusu işlemde acelelik ve kamu yararının bulunduğu açıktır.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …- TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 20/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>
kamulaştırma