<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/6086 E.  ,  2023/10031 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2023/6086<br>Karar No : 2023/10031 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Antalya İli, Elmalı İlçesi, ... Mahalle, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kalması nedeniyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufunun hukuken kısıtlandığı ileri sürülerek, taşınmaz bedelinin ödenmesi ya da taşınmazın hazine taşınmazları ile trampa edilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı işleminin iptali ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, taşınmaz bedeline karşılık olmak üzere, 1.000.000,00 TL maddi tazminatın kamulaştırmasız el atmanın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesine, 26/11/2022 tarihli, 32025 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7421 sayılı Kanunun 3. maddesi ile eklenen ek cümle ile bakılan davanın adli yargının görev alanına tabi kılındığı, usul hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal uygulanacağı da dikkate alındığında uyuşmazlığın adli yargıda çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçeyle, davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a maddesi uyarınca görev yönünden reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu taşınmazın arkeolojik sit alanında kalması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın ödenmesi istemiyle açılan davanın Kamulaştırma Kanunun Ek-1. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği; tazminat isteminin yanı sıra, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptalinin de istenildiği; belirtilen nedenlerle uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği; davanın görev yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br> MADDİ OLAY : <br> Antalya İli, Elmalı İlçesi, ... Mahalle, ... ada, ... parsel sayılı, mülkiyeti davacılara ait taşınmaz, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararıyla 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmiştir.<br> Davacılar tarafından, 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kalması nedeniyle taşınmazları üzerinde fiziki müdahalede bulunulamadığı ve bu suretle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarruflarının hukuken kısıtlandığı ileri sürülerek, taşınmaz bedelinin ödenmesi ya da taşınmazın hazine taşınmazları ile trampa edilmesi istemiyle davalı idareye başvurulmuş; söz konusu istem, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle, taşınmazın, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 4650 sayılı Kanun ile değişik 3. maddesi uyarınca, 2022 mali yılı kamulaştırma ödeneğinin yetersizliği nedeniyle kamulaştırılamayacağı; Sit Alanlarında Kalan Taşınmazların Hazine Taşınmazları İle Değiştirilmesi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da, Bakanlık izni alınmış kazı alanlarında yer almadığı anlaşılan taşınmazın bulunduğu bölgeye ait 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planının bulunmaması sebebiyle hazine taşınmazları ile trampa edilemeyeceği belirtilerek reddedilmiştir.<br> Bunun üzerine, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün söz konusu işleminin iptal edilmesine ve taşınmaz bedeline karşılık olmak üzere, 1.000.000,00 TL maddi tazminatın kamulaştırmasız el atmanın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından ödenmesine karar verilmesi istemleriyle görülmekte olan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesinde, "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile) (Ek cümle:16/11/2022-7421/3 md.) Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür." hükmüne yer verilmiştir. <br>2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır:<br>a) Tanımlar:<br>(1) (Değişik:14/7/2004 – 5226/1 md.)"Kültür varlıkları"; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır.<br>(2) "Tabiat varlıkları"; jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli, yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan değerlerdir.<br>(3) "Sit"; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır. "hükmüne yer verilmiştir.<br>Aynı Kanunun "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19. yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar, belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmaları gerek görülen taşınmazlar, sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları, milli tarihimizdeki önlemleri sebebiyle zaman kavramı ve tescil söz konusu olmaksızın Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük tarihi olaylara sahne olmuş binalar ve tesbit edilecek alanlar ile Mustafa Kemal Atatürk tarafından kullanılmış evler korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı olarak sayılmış; 3. fıkrasında, kaya mezarlıkları, yazılı, resimli ve kabartmalı kayalar, resimli mağaralar, höyükler, tümülüsler, ören yerleri, akropol ve nekropoller; kale, hisar, burç, sur, tarihi kışla, tabya ve isihkamlar ile bunlarda bulunan sabit silahlar; harabeler, kervansaraylar, han, hamam ve medreseler; kümbet, türbe ve kitabeler, köprüler, su kemerleri, su yolları, sarnıç ve kuyular; tarihi yol kalıntıları, mesafe taşları, eski sınırları belirten delikli taşlar, dikili taşlar; sunaklar, tersaneler, rıhtımlar; tarihi saraylar, köşkler, evler, yalılar ve konaklar; camiler, mescitler, musallalar, namazgahlar; çeşme ve sebiller; imarethane, darphane, şifahane, muvakkithane, simkeşhane, tekke ve zaviyeler; mezarlıklar, hazireler, arastalar, bedestenler, kapalı çarşılar, sandukalar, siteller, sinagoklar, bazilikalar, kiliseler, manastırlar; külliyeler, eski anıt ve duvar kalıntıları; freskler, kabartmalar, mozaikler, peri bacaları ve benzeri taşınmazlar; taşınmaz kültür varlığı örnekleri olarak gösterilmiştir.<br>Anılan Kanunun "Tespit ve tescil" başlıklı 7. maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin usul ve esaslara dair hükümler getirilmiş; "Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi" başlıklı 8. maddesinde, korunma alanlarının tespiti ve bu alanlarda inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda koruma kurullarının yetkili olduğu belirtilmiş; "İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı" başlıklı 9. maddesinde ise, koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamayacağı belirtilerek, esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işlerin inşaî ve fizikî müdahale sayıldığı düzenlenmiştir.<br> Arkeolojik Sitler, Koruma ve Kullanma Koşullarını düzenleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 5/11/1999 tarihli, 658 nolu İlke Kararında, "Arkeolojik Sit: İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır.<br>Arkeolojik Sitlerde Koruma ve Kullanma Koşulları: Bu bölümde yapılan derecelendirme arkeolojik sitlerin taşıdıkları önem ve özelliklerinin yanısıra, alanda uygulanacak koruma ve kullanma koşullarını kapsar. <br>1) I. Derece Arkeolojik Sit: Korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanlarıdır. <br>Bu alanlada, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesine, imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenmesine, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamayacağına, ancak; a) Resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu durumlarda yapılacak alt yapı uygulamaları için müze müdürlüğünün ve varsa kazı başkanının görüşüyle konunun koruma kurulunda değerlendirilmesine, b) Yeni tarımsal alanların açılmamasına, yalnızca sınırlı mevsimlik tarımsal faaliyetlerin devam edebileceğine, koruma kurullarınca uygun görülmesi halinde seracılığa devam edilebileceğine, c) Höyük ve tümülüslerde toprağın sürülmesine dayanan tarımsal faaliyetlerin kesinlikle yasaklanmasına, ağaçlandırmaya gidilmemesine, yalnızca mevcut ağaçlardan ürün alınabileceğine, ç) Taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocakların açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzeme dökülmemesine, d) Bu alanlar içerisinde yer alan ören yerlerinde gezi yolu düzenlemesi, meydan tanzimi, açık otopark, WC, bilet gişesi, bekçi kulübesi gibi ünitelerin koruma kurulundan izin alınarak yapılabileceğine, e) Bu alanlar içerisinde bulunan ve günümüzde halen kullanılan umuma açık mezarlıklarda sadece defin işlemlerinin yapılabileceğine, f) Taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde ilgili koruma kurulundan izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabileceğine..." şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.<br>Yine 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun "Kamulaştırma" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, " Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır: Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerle mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur. (Ek: 17/6/1987 - 3386/5 md.; Değişik:14/7/2004 – 5226/7 md.) Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idareleri ve mahallî idare birlikleri tescilli taşınmaz kültür varlıklarını, koruma bölge kurullarının belirlediği fonksiyonda kullanılmak kaydıyla kamulaştırabilirler." hükmüne; "Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı imar plânı" başlıklı 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 17. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, " a) (1) Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır. (2) Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır..."; (b) bendinde, " Koruma amaçlı imar plânlarıyla kesin yapılanma yasağı getirilen sit alanlarında bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar malikin başvurusu üzerine, belediye ve il özel idaresine ait taşınmazlarla takas edilebilir."; (f) bendinde ise, "(Ek: 17/6/1987 - 3386/5 md.; Değişik: 25/6/2009-5917/24 md.) Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir. Sit alanı ilan edildiği tapu kütüğüne şerh edilen taşınmazları, miras ve ölüme bağlı tasarruflar dışında, sonradan edinenlerin talepleri değerlendirilmez. Ancak, Bakanlık izniyle gerçekleştirilen kazıların yapıldığı alanlarda bulunan parsellerde, maliklerin başvurusu ve kabulüne ilişkin koşul parsele yönelik uygulanır ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planı şartı aranmaz. Bu parsellerin üzerinde bina veya tesis varsa malikinin başvurusu üzerine rayiç bedeli, 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesi hükümlerine göre belirlenerek ödenir. Bu bentle ilgili usul ve esaslar Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir. Bu hükümle ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir." şeklindeki düzenlemelere yer verilmiştir. <br> 2863 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının yukarıda yer verilen (f) bendi uyarınca, 22/05/2010 tarihli, 27588 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sit Alanlarında Kalan Taşınmazların Hazine Taşınmazları İle Değiştirilmesi Hakkında Yönetmeliğin "Trampa edilebilecek taşınmazlar" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Sit alanlarından, I. ve II. derece arkeolojik sit alanı ile I. derece doğalsit alanı olarak tescil edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu yerlerde kalan ve Bakanlık tarafından her yıl belirlenecek trampa programlarına alınan yerlerde bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazlar Hazine taşınmazları ile trampa edilebilir. (2) Bakanlık izniyle gerçekleştirilen kazıların yapıldığı alanlarda bulunan parsellerde 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planı şartı aranmaz...<br>" hükmü bulunmaktadır.<br>Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, "(1) (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır: a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar. (2) İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." hükmü; "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 5. fıkrasında ise, "Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir." hükmü yer almaktadır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 1.Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemi bakımından;<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun yukarıda yer verilen 2. maddesinde, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları idari dava türleri arasında sayılmıştır. Maddede idari dava türleri arasında olduğu belirilen iptal davaların çözümünün, idari yargının görev alanına girdiği açıktır. <br> Dosyanın incelenmesinden; bakılan davada, 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kalan uyuşmazlık konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından bahisle, davalı idare tarafından maddi tazminat ödenmesine karar verilmesinin yanı sıra, söz konusu taşınmaz bedelinin ödenmesi ya da taşınmazın hazine taşınmazları ile trampa edilmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun reddine yönelik, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün ... tarih ... sayılı idari işleminin iptal ile karar verilmesinin de istenildiği anlaşılmaktadır.<br> Bakılan davada iptaline karar verilmesi istenilen söz konusu işlemin, idari işlemin bütün unsurlarını taşıdığı; bu işlemin iptal edilmesine karar verilmesi isteminin, 2577 sayılı Kanununda idari dava türleri arasında sayılan iptal davaları arasında yer aldığı ve söz konusu işlemin hukuki denetiminin, münhasıran idari yargının görev alanında olduğu sonucuna varılmıştır.<br> 2. Tazminat istemi bakımından; <br> Kamulaştırma Kanununun yukarıda yer verilen Ek 1. maddesi ile, mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, söz konusu hukuki kısıtlamanın, bu taşınmazların uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmasından kaynaklandığı durumlarda, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılması ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılması veya kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılması zorunluluğu getirilmiş; beş yıllık süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde ise taşınmaz maliklerine adli yargıda, mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin dava açma imkanı tanınmıştır. <br> Bununla birlikte, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Sit Alanlarında Kalan Taşınmazların Hazine Taşınmazları İle Değiştirilmesi Hakkında Yönetmeliğin yukarıda yer verilen hükümlerinin değerlendirilmesinden; bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanının bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durduracağı ve plan yapmaya yetkili idarelere sit alanı ilanından itibaren belirli bir süre içinde koruma amaçlı imar planı yapma zorunluluğunun getirildiği; 2863 sayılı Kanunun ilgili maddesinde ayrı ayrı sayılarak (kaya mezarlıkları, höyükler, tümülüsler vb.) somutlaştırılmış olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve bunların korunma alanları ile tarihi, kültürel veya tabiat güzelliklerinin alanın bütünselliğiyle beraber koruma altına alındığı alanı ifade eden sit alanlarının birbirinden farklılık arz ettiği; bu ayrımın bir sonucu olarak, gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları için anılan Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Bakanlığın hazırlayacağı programlar dahilinde kamulaştırılma esası getirilmiş iken, sit alanlarında bulunan ve gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetine geçmiş olan taşınmazlar için kamulaştırma esasının benimsenmeyip, bu taşınmazlar için aynı maddenin (f) bendinde, başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilme imkanının getirildiği; bu imkana ilişkin usul ve esasların düzenlendiği Sit Alanlarında Kalan Taşınmazların Hazine Taşınmazları İle Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelikte ise taşınmazların 1. veya 2. derece arkeolojik sit veya 1. derece doğal sit alanında olmasının ve eğer belirtilen sit alanı Bakanlık izniyle gerçekleştirilen kazıların yapıldığı alan niteliğinde değilse, 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planıyla kesin inşaat yasağı getirilmiş olmasının trampa talebinin kabul edilebilmesi için gerekli şartlar arasında yer aldığı anlaşılmaktadır.<br> Uyuşmazlığın tazminat istemine ilişkin kısmının hangi yargı kolunun görev alanına girdiğinin belirlenebilmesi için, her şeyden önce, uyuşmazlık konusu taşınmazdaki tasarruf imkanının mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde kısıtlanıp kısıtlanmadığı ve kısıtlanmış ise bu kısıtlılığın uygulama imar planından mı yoksa özel bir kanundan (2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu vb...) mı kaynaklandığı belirlenmek suretiyle, olayda Kamulaştırma Kanununun yukarıda yer verilen Ek 1. maddesinin mi yoksa kısıtlama sebebinin özel bir kanundan kaynaklandığının kabul edilmesi halinde, bu kanunun ilgili hükümlerinin mi uygulanması gerektiği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. <br>Dosyanın incelenmesinden; davacıların maliki bulunduğu, Antalya İli, Elmalı İlçesi, Yeni Mahalle, 275 ada, 58 parsel sayılı taşınmazın, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 08.12.2014 tarihli, 3235 sayılı kararıyla 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlendiği; taşınmazın bulunduğu bölgeye ait koruma amaçlı imar planlarının bulunmadığı; öte yandan, davalı idarenin 05.07.2022 havale tarihli savunma dilekçesi ekinde yer verilen davacılara ait tarihsiz başvuru dilekçesinde belediye imar planının söz konusu başvuru ekinde sunulmuş olduğunun belirtildiği ancak bu plan ve/veya planların birer örneğinin taraflarca dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. <br>Uyuşmazlıkta, davacıların tazminat istemlerinin, taşınmazlarının yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca kesin inşaat yasağı bulunan 1. derece arkeolojik sit alanında kalmasından kaynaklandığı; davacıların mülkiyet hakkından doğan tasarruf haklarının bu hakkın özüne dokunacak şekilde hukuken kısıtlandığının kabul edilmesi gerekmekle birlikte, bu kısıtlılığın Kamulaştırma Kanununun yukarıda yer verilen Ek 1. maddesinde belirtilen imar planlarından değil, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunundan kaynaklandığı; öte yandan, dosyadan, taşınmazın bulunduğu bölgeye ait koruma amaçlı imar planı bulunmadığı net olarak anlaşılmakla birlikte koruma amaçlı imar planları dışında, bu nitelikte olmayan bir imar planının bulunup bulunmadığı hususunun net olarak anlaşılamadığı dikkate alındığında, böyle bir planın bulunması halinde dahi, bir alanın koruma bölge kurulunca sit alanı olarak ilan edilmesinin, bu alana ait koruma amaçlı imar planı yapılmasını hukuken zorunlu hale getirmesi ve bu niteliği taşımayan diğer bütün planların uygulanmasını durdurması sebepleriyle taşınmaz üzerindeki hukuki kısıtlamanın imar planlarından kaynaklanmadığı yönündeki kanaatin değişmeyeceği; kaldı ki davacıların tazminat taleplerinin de imar planlarıyla getirilmiş herhangi bir kısıtlamaya dayandırılmadığı; esasen uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılması zorunlu bir statüde de bulunmadığı ve bu nedenle kamulaştırmasız el atma nedeniyle oluşan bir zarardan da bahsedilemeyeceği; sonuç olarak, uyuşmazlığın tazminat istemine ilişkin kısmının, Kamulaştırma Kanununun yukarıda yer verilen Ek 1. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, idari yargının görev alanı içerisinde kaldığı ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun yukarıda yer verilen hükümleri kapsamında değerlendirilerek, uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda, davacıların gerek idari işlemin iptali ve gerekse tazminat istemleri yönünden idari yargının görevli olduğu sonucuna ulaşıldığından; Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın görev yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararı kaldırılarak, dosyanın, işin esası hakkında karar verilmek üzere İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle görev yönünden reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E... , K:... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/12/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>

kamulaştırma