<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/5788 E.  ,  2023/5882 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/5788<br>Karar No : 2023/5882<br><br>DAVACI : … Anonim Şirketi <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVALI : … Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU :<br>23.05.2018 Tarihli ve 30429 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Bölgelerine ve Ruhsatların Taşınmasına İlişkin Yönetmeliğin 11. maddesine, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca, 28/06/2022 tarih ve 31880 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Bölgelerine ve Ruhsatların Taşınmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile eklenen 4. 5. ve 6. fıkraların iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Davacı şirkentin, "Maden Bölgesi İlanı" sonrasında kurulan ... San. ve Tic. A.Ş.'nin kurucu ortağı ve hissedarı olduğunu, "Maden Bölgelerine ve Ruhsatların Taşınmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in yayımlandığını ve 11. maddesine 4.,5., ve 6. fıkralarının eklendiğini, bu fıkraların çelişkiler içerdiğini, bu değişikliklerin müvekkil şirketin menfaatlerini ihlal ederek, kazanılmış hakları zedelediğini, maden ruhsatı sahipleri için ruhsat iptali şartlarının kanunda ve üst hükümlerde yer almayan şekilde genişletici mahiyette düzenlemeler içeren Yönetmelik hükümlerinde hukuka uyarlık bulunmadığını, bu nedenlerle iptali gerektiği iddia edilmiştir. <br><br>DAVALI İDARENİN SAVUNMASI : <br> Maden Bölgelerine ve Ruhsatların Taşınmasına ilişkin Yönetmeliğin, 3213 sayılı Maden Kanunun 29. maddesinin 14. fıkrasında yer alan "Maden bölgesi ilan edilmesi, ruhsatların birleştirilmesi, taksiri ve iptal edilmesi, yatırım giderlerinin belirlenmesi ve ödenmesi, maden sahalarının ihale edilmesi, rezerv tespiti ve ruhsatlandırma, bir ve birden fazla il sınırına giren maden bölgeleri komisyonun oluşturulması, toplanma, ve çalışma süresi, görev ve yetkileri, faaliyetlerinin incelenmesi ve denetimi ile ruhsatların taşınması ve proje planlama gibi uygulamaya ilişkin usul ve esasalar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir " hükmü kapsamında hazırlandığını, Anayasanın 124. maddesi hükmü ile Bakanlıkların kendi görev alanları ile ilgili Yönetmelik çıkarabileceğini, ve Yönetmeliklerde değişiklik yapabileceğini, "Tabii servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi" başlıklı 168. maddesi gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan madenlerin aranması ve işletilmesi hakkının Devlete ait olduğunu, Devletin bunu belirli süre için doğrudan gerçek ve tüzel kişiler eliyle işletebileceği ve bu durumda da uyulması gereken şartların, müeyyidelerin ve denetim usul ve esasalarının kanunda gösterilmesi gerektiği, bu doğrultuda 3213 sayılı Maden Kanunun 29. maddesinin 14. fıkrasında bulunan konularda Yönetmelik ile düzenleme yapılabileceğinin hüküm altına alındığının, bu yönüyle dava konusu düzenlemenin üst hukuk normalarına ve hukuka aykırı olmadığını, hangi konuların Yönetmelik ile düzenleneceğinin sınırları yine kanun maddesi ile açıklandığını, dava konusu düzenleme ile maden bölgesindeki çalışmaların belirlenen ortak proje ve plana göre yürütülmemesi, gerekli izinlerin alınmaması, buna yönelik başvuruların yapılmaması, bu başvurulardan kaynaklanan ve ruhsat sahibinin sorumluluğunda olan bedellerin ödenmemesi ve bunlara gerekçe olarak da şirket ortakları arasındaki ihtilafların gösterilmesi sebebiyle ve bu ihtilafların hukuki yollarla çözüme kavuşturularak, maden bölgesinin amacına ve ilgili mevzuata uygun şekilde, madencilik faaliyetlerinin yürütülmesi, devlet hakkı alanın maden sahalarının atıl kalmaması, faliyetlerin sürekliliğinin sağlanmasına yönelik olduğu savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Davadan feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : …<br>DÜŞÜNCESİ : Dava; 23/05/2018 tarih ve 30429 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Bölgelerine ve Ruhsatların Taşınmasına İlişkin Yönetmeliğin 11. maddesine, 28/06/2022 tarih ve 31880 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Bölgelerine ve Ruhsatların Taşınmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle eklenen 4, 5 ve 6. fıkraların iptali istemiyle açılmıştır.<br> Anayasa'nın 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri kuralı yer almıştır. Anayasanın aktarılan hükmü ve normlar hiyerarşisi bağlamında, bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmelikler ile yasa hükümlerine açıklık getirilmesi ve yasa hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanır. <br>Kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir. <br>3213 sayılı Maden Kanununun "İşletme faaliyeti " başlıklı 29. maddesinde, (Ek fıkra: 18/5/2017-7020/10 md.) Maden bölgesi ilan edilmesi, ruhsatların birleştirilmesi, taksiri ve iptal edilmesi, yatırım giderlerinin belirlenmesi ve ödenmesi, maden sahalarının ihale edilmesi, rezerv tespiti ve ruhsatlandırma, bir veya birden fazla il sınırına giren maden bölgeleri komisyonunun oluşturulması, toplanma ve çalışma süresi, görev ve yetkileri, faaliyetlerin inceleme ve denetimi ile ruhsatların taşınması, proje ve planlaması gibi uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir" hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükme dayanılarak 23/05/2018 tarih ve 30429 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Bölgelerine ve Ruhsatların Taşınmasına İlişkin Yönetmelik yürürlüğe konulmuş, 28/06/2022 tarih ve 31880 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle 11. maddesine eklenen dava konusu 4, 5 ve 6. fıkralarıyla; <br>" (4) Maden bölgesi ilan edilmeden önceki ruhsat sahibi gerçek/tüzel kişi veya kişilerin, ruhsat birleştirme taahhütnamesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmediğinin ve bu nedenle ilgili bölgede madencilik faaliyetlerinin proje ve plana göre yürütülemediğinin maden bölgesi komisyonu tarafından yapılan bildirim üzerine Genel Müdürlükçe tespit edilmesi halinde proje ve plana göre üretim yapılması planlanan alanlara ilişkin ilgili mevzuat uyarınca alınması gerekli tüm izinlere yönelik başvuruların ve üretim yapılması planlanan alan ile sınırlı olarak irtifak, intifa hakkı tesis edilmesine veya kamulaştırma yapılmasına ilişkin başvuruların yapılarak Genel Müdürlüğe bilgi verilmesi için yeni ruhsat sahibi şirkete Genel Müdürlükçe üç aylık süre verilir. (5) Dördüncü fıkrada belirtilen başvurulara ve başvuru sonrasındaki işlemlere ilişkin gerekli tüm bedellerin süresi içerisinde; maden bölgesi ilan edilmeden önceki ilgili ruhsat sahibi kişi veya kişiler tarafından ödenmesi ya da şirketlerin ortaklık payından karşılanması zorunludur. Bu bedellerin belirtilen şekilde ödenmemesi ya da ortaklık payından karşılanmaması/karşılanamaması veya dördüncü fıkrada belirtilen sürede gerekli başvuruların yapılmaması halinde ilgili bölge ruhsatı ilave süre verilmeksizin iptal edilerek ilgili bölge ihalelik saha konumuna getirilir.<br> (6) Beşinci fıkrada belirtilen yükümlülüklerin yeni ruhsat sahibi şirketin ortaklık paylarından kaynaklanan problemler nedeniyle yerine getirilmediğinin Genel Müdürlükçe tespit edilmesi halinde ilgili bölge ruhsatı iptal edilmeksizin yeni ruhsat sahibi şirketin ortaklık payları, madencilik faaliyetlerine ilişkin tüm maliyetler ve rezerv miktarları, yeni kurulan ortaklık yapısı içerisinde yer alan şirketlerin maden bölgesinde daha önce yapılan üretimler ve üretimlere bağlı olarak ortaklar arasında dağıtılan gelirleri dikkate alınarak Genel Müdürlük tarafından yeniden belirlenir. Belirlenen yeni ortaklık paylarına yönelik gerekli hukuki işlemlerin ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi için yeni ruhsat sahibi kişi veya kişiler ile maden bölgesi ilan edilmeden önceki ruhsat sahibi kişi veya kişilere Genel Müdürlükçe altı aylık süre verilir. Verilen altı aylık süre içerisinde gerekli hukuki işlemler ve mali yükümlükler yerine getirilmez ise ruhsat birleştirme taahhütnamesinde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle proje ve plana göre madencilik faaliyetlerinin yürütülemediği Genel Müdürlükçe tespit edilen bölgeler, bölge ruhsatından taksir edilerek yeni ruhsat sahibi kişi veya kişiler ile maden bölgesi ilan edilmeden önceki ruhsat sahibi kişi veya kişilere ortaklık paylarının ve ortaklara ilişkin yükümlülüklerin belirlenmesine yönelik gerekli davanın/davaların açılması için altı aylık ilave süre verilir. Mezkûr kişilerce, süresi içerisinde belirtilen davanın/davaların açılarak Genel Müdürlüğe bildirilmesi ve kesinleşmesi beklenmeksizin davaların neticesine göre işlem tesis edilmesi zorunludur. Bu altı aylık süre içerisinde belirtilen davanın/davaların açılarak Genel Müdürlüğe bildirilmemesi veya açılan davaların neticesine göre ivedi şekilde gerekli işlemlerin tesis edilmemesi halinde ilgili bölge ruhsatı iptal edilerek ilgili bölge ihalelik saha konumuna getirilir." hükümleri eklenmiştir.<br> Anayasa Mahkemesinin 02.05.2018 tarih ve E.2017/143, K.2018/40 sayılı kararında özetle; 3213 sayılı Maden Kanunu'nun “İşletme faaliyeti” başlıklı 29. maddesinde maden bölgesi komisyonunun oluşumu ve faaliyetlerine ilişkin temel esaslar belirlenmiştir. Kanun’un 29. maddesinin on ikinci fıkrasında maden bölgesi komisyonuna, madencilik faaliyetlerinin çevre ve insan sağlığına uygun olarak yürütülmesinin kontrolü görevi de verildiği, Bakanlığı bağlayıcı genel çerçevenin çizildiği, kuralla Bakanlığa tanınan yetkinin maden bölgesi ilan edilmesinin doğal sonucu olan birtakım iş ve işlemlerin Kanun’un anılan hükmü uyarınca uygulamaya ilişkin usul ve esasların belirlenmesinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda Kanun’da çizilen çerçeve içinde kalmak kaydıyla maden bölgeleri ilan edilmesi ve bu bölgelerdeki madencilik faaliyetlerinin kontrol ve denetimi görevlerini yerine getirecek olan komisyonların oluşturulması uygulamalarının bir sonucu olarak ortaya çıkan ruhsatların birleştirilmesi, taksiri ve iptal edilmesi, yatırım giderlerinin belirlenmesi ve ödenmesi, birleştirmeye dâhil olmayan maden sahalarının ihale edilmesi, rezerv tespiti ve ruhsatlandırma, ruhsatların taşınması, proje ve planlaması gibi uygulamaya ilişkin birtakım iş ve işlemlere yönelik değişken ve teknik konularla ilgili uygulama esaslarını belirleme yetkisinin yürütme organına bırakılması; belirsizlik oluşturmadığı gibi yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinin ihlali anlamına da gelmemektedir..., denilmiştir.<br> Anayasanın; yukarıda değinilen 124. maddesi ile "Tabii servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi" başlıklı 168. maddesi gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan madenlerin aranması ve işletilmesi hakkı Devlete ait olmakla birlikte, Devletin bunu belirli süre için doğrudan gerçek ve tüzel kişiler eliyle işletebileceği, bu durumda da uyulması gereken şartların, müeyyidelerin ve denetim usul ve esasalarının kanunda gösterilmesi gerekliliği doğrultusunda, 3213 sayılı Maden Kanununun 29. maddesinin 14. fıkrasında belirtilen konularda Yönetmelik ile düzenleme yapılabileceğinin hüküm altına alındığı, bu amaçla yürürlüğe konulan dava konusu düzenleme ile de; maden bölgesindeki çalışmaların belirlenen ortak proje ve plana göre yürütülmemesi, gerekli izinlerin alınmaması, buna yönelik başvuruların yapılmaması, bu başvurulardan kaynaklanan ve ruhsat sahibinin sorumluluğunda olan bedellerin ödenmemesi ve bunlara gerekçe olarak da şirket ortakları arasındaki ihtilafların gösterilmesi sebebiyle ve bu ihtilafların hukuki yollarla çözüme kavuşturularak, maden bölgesi içindeki madencilik faaliyetlerinin amacına ve ilgili mevzuata uygun şekilde yürütülmesi, faaliyetlerin sürekliliğinin sağlanarak doğal kaynakların atıl kalmaması ve bu yüzden Devlet hakkı payında bir zarar olmamasının amaçlandığı ve bu haliyle yönüyle üst hukuk normalarına ve hukuka aykırı olmadığı sunucuna ulaşılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>USUL YÖNÜNDEN:<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragat, davacıların talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı;310. maddesinde, feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği; 311. maddesinde, feragatin kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğuracağı; 312. maddesinde ise, feragat beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği kurala bağlanmıştır.<br> Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından gönderilen 08/11/2023 tarihli elektronik imzalı dilekçe ile davadan feragat edildiği anlaşıldığından, davanın esasının incelenmesine gerek bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU: <br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Feragat nedeniyle DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA;<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br> 4. Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca …-TL karar harcının 1/3'ü olan …-TL'nin istemi halinde davacıya iadesine, <br>5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,<br>6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, <br>15/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>

kamulaştırma