<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/8424 E.  ,  2023/7847 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/8424<br>Karar No : 2023/7847 <br><br>DAVACI : ... <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>DAVALILAR :1- ... - ... <br> 2-... Bakanlığı-ANKARA <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL: ... Bakanlığı - ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>DAVANIN KONUSU : Kocaeli Serbest Bölgesinin sınırlarının ekli kroki ve koordinat tablosunda gösterildiği şekilde değiştirilmesi ile söz konusu serbest bölgeye dahil edilen ve ekli listede kamulaştırma bilgileri gösterilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 2. ve 5. maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/08/2022 tarih ve 31953 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 13/08/2022 tarih ve 6029 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının, Kocaeli İli, Başiskele İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.<br> <br>DAVACININ İDDİALARI : 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde belirtilen acele kamulaştırma şartlarının oluşmadığı, olağan kamulaştırma yerine acele kamulaştırma yönteminin tercih edilmesine neden olan olağanüstü ve istisnai nedenlerin somut bir şekilde ortaya konulmadığı, gecikmesi halinde büyük kamu zararına sebebiyet verecek yahut kamu düzenini bozacak ve ivedilik gerektiren bir durumun bulunmadığı, somut olayda acelelik halinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br> <br>SAVUNMALARIN ÖZETİ : Kocaeli Serbest Bölgesinin, kullanılabilir durumda olan arazisinin %98 doluluğa ulaştığı, doluluk sebebiyle, yeni yatırımcıların yer talepleri karşılanamadığından Kocaeli Serbest Bölgesi'nin sınırlarının genişletilmesine karar verilldiği, söz konusu alanda kalan 2 adet parselin özel mülkiyete ait olduğunun görüldüğü, gemi inşa sektörü için önemli bir üretim merkezi olan Kocaeli Serbest Bölgesinin genişletilerek, yeni yatırım yeri taleplerinin karşılanmasının amaçlandığı, yatırımın tamamlanması sonrasında yapılacak yat üretimi faaliyetlerinde yaklaşık 4.000 kişilik istihdam sağlanacağı ve yıllık 250 milyon dolar ihracat gerçekleştirilmesinin planlandığı, Ülkemizde yat üretimi amacıyla yeni tesislerin kurulmasının ve ekonomiye kazandırılmasının büyük önem arz ettiği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.<br><br><br>DANIŞTAY SAVCISI ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Kocaeli Serbest Bölgesinin sınırlarının ekli kroki ve koordinat tablosunda gösterildiği şekilde değiştirilmesi ile söz konusu Serbest Bölgeye dahil edilen ve ekli listede kamulaştırma bilgileri gösterilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 2. ve 5. maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/08/2022 tarih ve 31953 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 13/08/2022 tarih ve 6029 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Kocaeli İli, Başiskele İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br> 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 1. maddesinde; "Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.” hükmü, 6. maddesinde "....Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından verilen kamu yararı kararlarının ayrıca onaylanması gerekmez. Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmü yer almaktadır.<br> Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkün olup buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. <br> 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 2. maddesinde; "Türkiye'de serbest bölgelerin yer ve sınırlarını belirlemeye Cumhurbaşkanının yetkilidir.(2)<br> Serbest bölgelerin, kamu kurum ve kuruluşlarınca, yerli veya yabancı gerçek veya tüzelkişilerce kurulmasına, işletilmesine Cumhurbaşkanınca izin verilir." hükmü yer almış; 5. maddesinde de, "Serbest bölge ilan edilen yerlerde ihtiyaç duyulacak arazi ve tesisler Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre sağlanabilir. (Ek cümleler: 9/2/2017-6772/1 md.) Cumhurbaşkanı bu arazi ve tesislerin acele kamulaştırılmasını kararlaştırabilir. Arazi ve tesislerin kamulaştırılmasında kamulaştırma bedelleri ile kamulaştırma işlemlerinin gerektirdiği diğer giderlerin, kamulaştırma talebinde bulunan işletici tarafından karşılanması Cumhurbaşkanınca Kararlaştırılabilir..." kuralı getirilmiştir.<br>Dosyanın incelenmesinden, Kocaeli Serbest Bölgesinin 17/05/2000 tarih ve 2000/693 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yeri ve sınırlarının belirlendiği, Ticaret Bakanlığının 22/08/2022 tarihli yazısı ile; Kocaeli Serbest Bölgesinin gemi inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalar için önemli bir cazibe merkezi olma özelliğini gösterdiği, yaklaşık 685 bin metrekaresi kullanılabilir durumda olan bölge arazisinin %98 oranında doluluğa ulaştığından yeni yatırımcıların yatırım taleplerinin karşılanamadığı gerekçesiyle bölgeye dahil edilebilecek alan dahilinde kalan iki adet parselin özel mülkiyete ait olması nedeniyle gerekli olan kamulaştırma işlemlerinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülmesinin uygun olacağı gerekçesiyle kamulaştırma karar taslağı hazırlanarak Cumhurbaşkanlığına gönderilmesi üzerine dava konusu kararın alındığı; Danıştay Altıncı Dairesi'nin 15/12/2022 tarihli ara kararıyla davalı idarelerden "dava konusu acele kamulaştırma işleminin dayanağı olan onaylı projesinin veya kamu yararı kararının" istenilmesine üzerine davalı idarece Kocaeli Serbest Bölgesinin genişleme alanına ait tamamlanmış bir imar planı bulunmamakla birlikte Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği'nin 8/15. maddesi uyarınca bu bölgelerde imar planı yerine geçen Mekansal Yönetim Planı'na ilişkin taslak hazırlandığının belirtilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesi'nin 07/02/2023 tarihli ara karararıyla Mekansal Yönetim Planı taslağının onaylanıp onaylanmadığının sorulduğu, Ticaret Bakanlığınca kararın Cumhurbaşkanınca onaylanarak yürürlüğe girmesi öncesinde, henüz serbest bölgeye dahil edilmemiş bir alana ilişkin Mekansal Yönetim Planının onaylanma işleminin mümkün olmayacağı, dava konusu karar sonrasında Mekansal Yönetim Planının 10/03/2023 tarihli yazı ekinde Kocaeli Serbest Bölge Müdürlüğüne gönderilmek suretiyle yürürlüğe konulduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda; uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırma işleminin dayanağı olarak 2942 sayılı Yasa uyarınca ilgili idare tarafından alınan kamu yararı kararı, ya da onaylı imar planı veya ilgili Bakanlıklarca onaylı özel plan ve projenin bulunmaması nedeniyle, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu kararın iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY:<br> Dava konusu 13/08/2022 tarih ve 6029 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile, Kocaeli Serbest Bölgesinin sınırlarının ekli kroki ve koordinat tablosunda gösterildiği şekilde değiştirilmesi ile söz konusu Serbest Bölgeye dahil edilen ve ekli listede kamulaştırma bilgileri gösterilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 2. ve 5. maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.<br> Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br> 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 2. maddesinde, "Türkiye'de serbest bölgelerin yer ve sınırlarını belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Serbest bölgelerin, kamu kurum ve kuruluşlarınca, yerli veya yabancı gerçek veya tüzelkişilerce kurulmasına, işletilmesine Cumhurbaşkanınca izin verilir." hükmüne, 5. maddesinde, "Serbest bölge ilan edilen yerlerde ihtiyaç duyulacak arazi ve tesisler Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre sağlanabilir. Cumhurbaşkanı bu arazi ve tesislerin acele kamulaştırılmasını kararlaştırabilir." hükmüne yer verilmiştir.<br> Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinin 8. maddesinin son fıkrasında ise, "Bölgede inşa edilecek üstyapıların tabi olacağı yapı ve inşa esasları ile bölge arazisinin kullanımına ilişkin mekânsal yönetim planları her bölge için Genel Müdürlükçe belirlenir.Bölge faaliyete geçmeden önce inşa edilecek üst yapılara ilişkin projeler Genel Müdürlükçe onaylanır." düzenlemesine yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Usul Yönünden:<br>Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;<br>İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.<br>Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. <br>Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.<br>Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. <br>Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. <br><br>Esas Yönünden:<br> Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.<br>Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br>Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.<br>Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.<br>Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idare tarafından kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, yapılacak başvuru üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanlığınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı ile, tapuda mülkiyetin el değiştirmesi beklenilmeden el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı doğmaktadır.<br>Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır. <br>Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.<br>Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.<br> Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır.(AYM, Ali Ekber Akyol ve diğerleri, B. No: 2015/17451, 16/2/2017) <br>Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. <br>Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir.<br>Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. <br>Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır.<br> Dosyanın incelenmesinden, Kocaeli Serbest Bölgesinin 17/05/2000 tarih ve 2000/693 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yeri ve sınırlarının belirlendiği, Kocaeli Serbest Bölgesinin gemi inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalar için önemli bir cazibe merkezi olma özelliğini gösterdiği, yaklaşık 685 bin metrekaresi kullanılabilir durumda olan bölge arazisinin %98 oranında doluluğa ulaştığı, yeni yatırımcıların yatırım taleplerinin karşılanamadığı gerekçeleriyle, bölge sınırlarının değiştirilerek, yeni alan dahilinde kalan özel mülkiyete ait iki adet parselin acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararının alındığı, Kocaeli Serbest Bölgesinin genişleme alanına ait tamamlanmış bir imar planı bulunmamakla birlikte Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliğinin 8. maddesinin 15. fıkrası uyarınca bu bölgelerde imar planı yerine geçen Mekansal Yönetim Planının, Kocaeli Serbest Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır.<br> Uyuşmazlıkta, her ne kadar 17/05/2000 tarih ve 2000/693 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yeri ve sınırları belirlenen Kocaeli Serbest Bölge alanın, oluşan ihtiyaca istinaden 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 2. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığınca genişletilebileceği açık ise de, Kocaeli Serbest Bölgesinin gemi inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalar için önemli bir cazibe merkezi olma özelliğini gösterdiği, yaklaşık 685 bin metrekaresi kullanılabilir durumda olan bölge arazisinin %98 oranında doluluğa ulaştığı, yeni yatırımcıların yatırım taleplerinin karşılanamadığı gerekçelerinin, uyuşmazlığa konu taşınmazın 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyrınca acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br> Bu durumda, dava konusu acele kamulaştırma kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan üstün kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararının uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir. <br> <br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin kısmının İPTALİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... -TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... - TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, <br> 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>

kamulaştırma