<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/6188 E.  ,  2023/8727 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/6188<br>Karar No : 2023/8727 <br><br><br>DAVACI : … Tarımsal Ürünleri Değerlendirme A.Ş. …Şubesi <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVALILAR : 1- … A.Ş.<br> 2- …-…<br>VEKİLLERİ : Av. …, Av. …<br><br>DAVANIN KONUSU :Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih … sayılı kamu yararı kararına istinaden Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Yönetim Kurulu tarafından alınan … tarih ve … sayılı kamulaştırma kararı ile ekli liste ile haritalarda adları, kamulaştırma bilgileri ve güzergâhları gösterilen enerji nakil hatlarının yapımı amacıyla söz konusu güzergahlara isabet eden taşınmazlarda pilon yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 31/08/2019 tarih ve 30874 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 30/08/2019 tarih ve 1495 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Afyonkarahisar İli, Sultandağı İlçesi, … Köyü, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Tarım arazisi niteliğinde olan dava konusu taşınmazın enerji nakil hattı yapımı maksadıyla kamulaştırılmasında kamu yararının ve acelelik halinin bulunmadığı; dava konusu parsele yerleştirilmesi planlanan pilon yerlerinin taşınmazın tam ortasına isabet ettiği ve bu nedenle de taşınmazı tamamen kullanılamaz hale getirdiği; somut olayda acele kamulaştırmanın yasal şartlarının mevcut olmadığı; bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. <br><br>DAVALILARIN SAVUNMALARI : Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususunun re'sen incelenerek, süresi içerisinde açılmamış ise davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmüştür.<br> Easa yönelik olarak ise, dava konusu işlemlerin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve Enerji Piyasası Kanununda öngörülen usule uygun olarak hazırlandığı; … Aliye Hukuk Mahkemesinin E: … D. İş sayılı dosyası üzerinden açılan acele el koyma davasında bilirkişilerce belirlenen kamulaştırma bedellerinin … Bankası … Şubesine depo edildiği; bölgede artan enerji talebinin karşılanması, arızaların minimuma indirilmesi ve alternatif bir besleme kaynağı oluşturulması amacıyla Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattına isabet eden taşınmazların kamulaştırılması işlemlerinde, acele kamulaştırma usulünün tercih edildiği; usul ve yasaya uygun olan dava konusu işlemlerin iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih … karar sıra numaralı kamu yararı kararına istinaden Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Yönetim Kurulu tarafından alınan … tarih ve … sayılı kamulaştırma kararı ve ekli liste ile haritalarda adları, kamulaştırma bilgileri ve güzergâhları gösterilen enerji nakil hatlarının yapımı amacıyla söz konusu güzergahlara isabet eden taşınmazlarda pilon yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 31.08.2019 tarih ve 30874 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 30.08.2019 tarih ve 1495 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, Afyonkarahisar İli, Sultandağı İlçesi, … Köyü, …ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br>Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.<br>Anayasa’nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur.<br>Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.<br> Öte yandan Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.<br>Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el" konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir.<br>Dolayısıyla acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir.<br>Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, üstün kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir.<br>Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.<br>Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.<br>Uyuşmazlıkta, davalı idareler tarafından bölgede artan enerji talebinin karşılanması, arızaların minimuma indirilmesi ve alternatif bir beslenme kaynağı oluşturulması amacıyla Sultandağı DM- Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattına isabet eden taşınmazların kamulaştırılması işlemlerinde, acele kamulaştırma kararının alındığı belirtilmiş, ancak kamu yararının olağan kamulaştırma yoluyla zamanında gerçekleştirilememesi durumunun ve taşınmazın bir an önce kullanılması zorunluluğunun doğduğu, dolayısıyla acelelik halinin bulunduğu ortaya konulamamış olduğundan, kamulaştırma şartları bulunsa dahi acelelik halinin bulunmadığı açıktır.<br>Açıklanan nedenlerle, acele kamulaştırmayı gerektiren koşulların bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından hukuka aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlemin iptalinin gerektiği düşünülmektedir. <br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY:<br> Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih … sayılı kararıyla, Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak illerindeki elektrik dağıtım sistemlerinde 01/09/2036 tarihine kadar elektrik dağıtım faaliyeti göstermek üzere, Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş. adına verilen … tarihli, … numaralı dağıtım lisansı kapsamında, TEDAŞ Genel Müdürlüğü tarafından onaylanmış kamulaştırma planlarına göre belirlenen ve karar ekinde yer alan vaziyet planında gösterilen Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattı güzergahına rastlayan, Afyonkarahisar İli, Sutandağı İlçesi, … ve … Köyleri sınırları içerisinde bulunan özel mülkiyete ait taşınmazların kamulaştırılmasında, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 19. Maddesinin 1. Fıkrası uyarınca kamu yararı bulunduğuna ve Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin, söz konusu taşınmazların kamulaştırılmasında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinin uygulanmasına ilişkin talebinin uygun olduğuna karar verilmiştir.<br> Bunun üzerine, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla, Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin faaliyetleri kapsamında, Afyonkarahisar hudutları dahilindeki 20+588,17 km uzunluğundaki Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattı güzergahına isabet eden taşınmazlardan toplam 888 m2'lik sahanın direk yeri olarak Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü adına mülkiyet hakkı kurulmak suretiyle; havai ve yeraltı hat emniyet sahası içinde kalan toplam 266.190,82 m2'lik sahanın ise, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü lehine irtifak hakkı tesis edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesi uyarınca kamulaştırılmasına karar verilmiştir. <br> Daha sonra, 31/08/2019 tarih ve 30874 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 30/08/2019 tarih ve 1495 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, anılan karar eki liste ile haritalarda adları, kamulaştırma bilgileri ve güzergâhları gösterilen enerji nakil hatlarının yapımı amacıyla söz konusu güzergahlara isabet eden taşınmazlarda pilon yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.<br> Bakılan dava, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kamulaştırma kararı ile 30/08/2019 tarih ve 1495 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Afyonkarahisar İli, Sultandağı İlçesi, … Köyü, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. <br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde, "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne; 7. maddesinde ise "(1) Kamulaştırmayı yapacak idare, kamulaştırma veya kamulaştırma yolu ile üzerinde irtifak hakkı kurulacak taşınmaz malların veya kaynakların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösterir ölçekli planını yapar veya yaptırır; kamulaştırılan taşınmaz malın sahiplerini, tapu kaydı yoksa zilyetlerini ve bunların adreslerini, tapu, vergi ve nüfus kayıtları üzerinden veya ayrıca haricen yaptıracağı araştırma ile belgelere bağlamak suretiyle tespit ettirir. (2) İlgili vergi dairesi idarenin isteği üzerine taşınmaz mal ve kaynakların vergi beyan ve değerlerini, vergi beyanı bulunmadığı hallerde beyan yerine geçecek takdir edilecek değeri en geç bir ay içerisinde verir. (3) İdare kamulaştırma kararı verdikten sonra kamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini kamulaştırmaya konu taşınmaz malın kayıtlı bulunduğu tapu idaresine bildirir. Bildirim tarihinden itibaren malik değiştiği takdirde, mülkiyette veya mülkiyetten gayri ayni haklarda meydana gelecek değişiklikleri tapu idaresi kamulaştırmayı yapan idareye bildirmek zorundadır. (Değişik cümle: 24/4/2001 - 4650/2 md.) İdare tarafından, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10 uncu maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerh tapu idaresince resen sicilden silinir." hükmüne yer verilmiştir.<br>Aynı Kanununun 27. maddesinde ise, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından, mal sahibi adına, 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği ve anılan Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir.<br>Öte yandan, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, "(2) Elektrik piyasasında dağıtım faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini işlemleri ile ilgili olarak; a) Dağıtım faaliyetinde bulunan lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre TEDAŞ tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri TEDAŞ tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde TEDAŞ tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir." hükmü yer almaktadır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Usule ilişkin olarak;<br>İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.<br>Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. <br>Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.<br>Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. <br>Dava dilekçesinde, dava konusu işlemin, … Asliye Hukuk Mahkemesinin acele kamulaştırma nedeniyle davacıya ait taşınmaza el konulmasına ilişkin … tarihli, E:… D. İş, K:… sayılı kararının, 30/06/2022 tarihinde davacıya tebliğ edilmesi üzerine haberdar olunduğunun belirtildiği; davalı idareler tarafından ise, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin dosyaya sunulamadığı anlaşılmış ve öğrenme tarihinden itibaren otuz gün içinde, 28/07/2022 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu yönündeki davalı idarelerin itirazları yerinde görülmemiştir. <br>Esasa ilişkin olarak;<br>Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gerektiği ifade edilmiştir.<br>Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak, bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br>Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.<br>Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.<br>Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin başvurusu üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı, el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı sağlamakta, tescile ilişkin karar verilmediğinden tapuda mülkiyetin el değiştirmesi sonucunu doğurmamaktadır.<br>Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda; idare tarafından, taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında, Mahkemece taşınmaz malikine gönderilen ve 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, malik tarafından kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; bu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve taşınmaz malikinin iddialarının incelenebileceği açıktır. <br>Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada, ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesidir. <br>Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.<br> Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM; Ali Ekber Akyol ve diğerleri, 16/2/2017 tarihli, başvuru no: 2015/17451 kararı) <br>Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. <br>Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir.<br>Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. <br>Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır.<br>Dosyanın incelenmesinden; Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak illerindeki elektrik dağıtım sistemlerinde 01/09/2036 tarihine kadar elektrik dağıtım faaliyeti göstermek üzere, Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattı güzergahına rastlayan, Afyonkarahisar İli, Sutandağı İlçesi, … ve … Köyleri sınırları içerisinde bulunan özel mülkiyete ait taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğuna ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih … sayılı kararı üzerine, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla, Afyonkarahisar hudutları dahilindeki 20+588,17 km uzunluğundaki Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattı güzergahına isabet eden taşınmazlardan toplam 888 m2'lik sahanın direk yeri olarak Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü adına mülkiyet hakkı kurulmak suretiyle, havai ve yeraltı hat emniyet sahası içinde kalan toplam 266.190,82 m2'lik sahanın ise, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü lehine irtifak hakkı tesis edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 7. maddesi uyarınca kamulaştırılmasına karar verildiği; daha sonra, 31/08/2019 tarih ve 30874 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 30/08/2019 tarih ve 1495 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, anılan karar eki liste ile haritalarda adları, kamulaştırma bilgileri ve güzergâhları gösterilen enerji nakil hatlarının yapımı amacıyla söz konusu güzergahlara isabet eden taşınmazlarda pilon yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği; davalı idareler tarafından, ekonomik geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan ve bu kapsamda çok sayıda tarımsal sulama yapısı ve ticari özel trafo sahibi kullanıcı bulunan bölgede artan enerji talebinin ivedilikle karşılanması, süregelen arızaların minimuma indirilmesi ve alternatif bir besleme kaynağı oluşturulması amaçlarıyla Sultandağı DM-Karapınar KÖK Enerji Nakil Hattına isabet eden taşınmazların kamulaştırılması işlemlerinde, acele kamulaştırma usulünün tercih edildiğinin belirtildiği; davacı tarafından ise Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kamulaştırma kararı ile 30/08/2019 tarih ve 1495 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Afyonkarahisar İli, Sultandağı İlçesi, … Köyü, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. <br>Somut olayda olduğu gibi ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış göstermesi ve üretilen enerjinin tüketim noktalarına kaliteli, hızlı, kesintisiz ve güvenli bir şekilde ulaştırılmasında kamu yararının ve dava konusu bölgede, bu amaçla yapılması planlanan enerji nakil hatlarının güzergahına isabet eden taşınmazların kamulaştırılmasında acelelik halinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. <br> Bu durumda; dava konusu projenin gerçekleştirilmesinde kamu yararı ve acelelik halinin bulunduğu, bununla birlikte, dava konusu kamulaştırma kararlarının, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun yukarıda yer verilen hükümlerine uygun olarak tesis edildiği sonucuna varıldığından, söz konusu kararların davacının taşınmazına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/11/2023 tarihinde, usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.<br><br> (X)KARŞI OY :<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinde, "1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: ... b) Acele kamulaştırma işlemleri. ..." hükmüne; 5. maddesinde ise, " 1. Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir..." hükmüne yer verilmiştir. <br>2575 sayılı Danıştay Kanununun "İlk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalar" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasında, Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak karara bağlayacağı davalar arasında sayılmıştır.<br> 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasında, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal ve tam yargı davaları ile idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakacağı hükme bağlanmıştır.<br>Dava konusu kamulaştırma kararı ile acele kamulaştırma kararı arasında 2577 sayılı Kanunun 5. maddesinde aranılan biçimde maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığından, birlikte dava konusu edilebilecek işlem niteliğinde olmayan dava konusu işlemlerin iptali istemine ilişkin davanın aynı dilekçeyle açılmasına olanak bulunmadığı; bunların, ayrı yargı yerlerince sonuçlandırılması gereken davalar olduğu; dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının iptali isteminin Danıştay'da görülmesi, kamulaştırma kararının iptali isteminin ise ilk derece olarak idare mahkemesince incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Öte yandan, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, ivedi yargılama kapsamında bulunmayan kamulaştırma kararının ise, ayrı yargı yerlerince ve farklı yargılama usullerine tabi şekilde değerlendirilerek sonuçlandırılması gereken bir idari işlem olduğu dikkate alındığında; anılan işlemlerin iptali istemiyle birlikte dava konu edilmesi, kamulaştırma kararının yargılama usulünün ve yargı yerinin değişmesine yol açacaktır.<br>Bu itibarla; acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı ile kamulaştırma kararı arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığından birlikte dava konusu edilemeyecekleri, 2575 sayılı Kanunun 24. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevinde bulunan acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle ayrı dilekçeyle Danıştay'da, 2576 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca İdare Mahkemelerinin görevinde bulunan kamulaştırma kararının iptali istemiyle ayrı dilekçeyle taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinde dava açılması gerektiğinden, 2577 sayılı Kanunu 5. maddesine uygun olarak düzenlenmeyen dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle, Dairemiz çoğunluk kararına, usul yönünden katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>

kamulaştırma