<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/5778 E.  ,  2023/7842 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/5778<br>Karar No : 2023/7842 <br><br>DAVACILAR : 1- … Odası<br> 2- …<br>VEKİLİ : Av. …<br> <br>DAVALILAR : 1- … - …<br>VEKİLİ : Hikmet Aydın, I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. <br> 2- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. …<br><br>MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA): … Jeotermal Tarım Oto Kiralama A.Ş. <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVANIN KONUSU : Aydın İli sınırları içinde yer alan … numaralı jeotermal kaynak arama ruhsat sahasında yatırımın devamı, termin planının aksamaması, kuyuların açılması ve kuyulardan elde edilecek akışkanı taşıyacak boru hatlarının inşası amacıyla ekli listede bulundukları yer ile parsel numaraları belirtilen taşınmazların Aydın Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 19/04/2022 tarih ve 31814 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18/04/2022 tarih ve 5424 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Aydın İli, Köşk İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACILARIN İDDİALARI : Uyuşmazlığa konu taşınmazın tarım arazisi olduğu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırmanın şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği, acelelik halinin bulunmadığı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.<br><br>SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davanın süresinde açılmadığı; TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasının dava açma ehliyetinin olmadığı; İçişleri Bakanlığının … tarih ve … sayılı oluru ile kamu yararı kararının alındığı; proje kapsamındaki taşınmazların pazarlık usulü ile devrinin sağlanamaması, jeotermal arama ruhsatının süreli olması, ülkemizin enerji ihtiyacı ve dışa bağlılığın sona erdirilmesi, cari açığın azaltılması hususları dikkate alınarak 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununun 12. maddesine ve Uygulama Yönetmeliğinin 22. maddesine istinaden 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca dava konusu işlemin tesis edildiği; acelelik halinin gerçekleştiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davacılardan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasına yönelik davanın ehliyet yönünden reddi; uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden ise dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Aydın İli sınırları içinde yer alan … numaralı jeotermal kaynak arama ruhsat sahasında yatırımın devamı, termin planının aksamaması, kuyuların açılması ve kuyulardan elde edilecek akışkanı taşıyacak boru hatlarının inşası amacıyla ekli listede bulundukları yer ile parsel numaraları belirtilen taşınmazların Aydın Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 19/04/2022 günlü, 31814 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18/04/2022 günlü, 5424 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılmıştır.<br>Davalı idarelerin süre itirazı yerinde görülmemiştir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1/a bendinde iptal davaları, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.<br>İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan " dava açma ehliyeti" iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir.<br>Anayasanın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde; "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir... Bu meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar." hükmü yer almıştır.<br>6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu hükümleri ile de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları belirtilmiş olduğundan, anılan kuruluşların idari işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyetleri bulunmaktadır. <br>Uyuşmazlıkta, davacılardan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası tarafından, ülkemizin tarımsal kaynaklarının, topraklarının korunması için gereken her türlü girişimde bulunmakla yükümlü olmaları nedeniyle, tarım alanı niteliğindeki bölgeye ilişkin olarak tesis edilen dava konusu acele kamulaştırma kararının iptali istenilmişse de; subjektif nitelikte bir işlem olan ve mülkiyet hakkını sınırlandırıcı nitelik taşıyan acele kamulaştırma işleminin iptali isteminin taşınmazların malikine veya başka ayni hak sahibine ait ve onun tarafından kullanılabilecek bir hak olduğu kuşkusuz olup, davacı odanın davada subjektif dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Diğer davacı ...'ın maliki olduğu Aydın İli, Köşk İlçesi, … mahallesi, … parsel sayılı taşınmaz yönünden:<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 1. maddesinde; "Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.” hükmüne yer verilmiş, 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu kurala bağlanmıştır.<br> 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununun İrtifak ve kamulaştırma başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında: " Arama ruhsatı sahibi, arama faaliyetleri yapılacak alanda, özel mülkiyete konu taşınmazın sahibi ile anlaşamaması halinde, idareye müracaat ederek irtifak hakkı talebinde bulunabilir.", 2. fıkrasında "İşletme ruhsatı süresince sadece sondaj yerleri ve isale hattı, kaptaj gibi gerekli olan yerler için taşınmazın sahibi ile anlaşma sağlanamaz ise ruhsat sahibi, idareye müracaat ederek kamulaştırma veya irtifak hakkı talebinde bulunabilir. Talep, idarece incelenip değerlendirildikten sonra uygun bulunması halinde kamu yararı kararı alınır.", 3. fıkrasında da " İrtifak ve kamulaştırma işlemleri, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yürütülür. İrtifak ve kamulaştırma bedelleri ve masrafları ruhsat sahibince ödenir." hükmüne yer verilmiştir.<br>5686 sayılı yasanın 12. maddesinin 2. fıkrasında yer verilen düzenlemeye göre işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmaz için kamulaştırma veya irtifak hakkı tesis edilebileceği öngörülmüş olduğundan, bu hükme dayanılarak yapılacak olan kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açık olmakla birlikte maddenin 1. fıkrasında yer verilen düzenleme uyarınca arama ruhsatı aşamasında arama faaliyetine konu olan alanda özel mülkiyete konu taşınmaz sahibiyle anlaşma sağlanamaması halinde taşınmaz için sadece irtifak hakkı isteminde bulunulabileceği öngörülmüş olup, kamulaştırma yoluna başvuruda bulunma hakkı tanınmamış olması nedeniyle arama ruhsatı aşamasında taşınmazların kamulaştırabilmesine, dolayısıyla acele kamulaştırma hükmünün uygulanabilmesine olanak bulunmamaktadır.<br>Dosyanın incelenmesinden, Aydın İli, Köşk İlçesi, … Mahallesinde davalı idare yanında müdahil Efendi … Tarım Oto Kiralama A.Ş'ye … numaralı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Arama Ruhsatının verildiği, bölgede yer alan toplam 3,8 hektar büyüklüğündeki … parselin kamulaştırılabilmesi için İçişleri Bakanlığının … günlü, … sayılı oluru ile kamu yararı kararı verildiği, müdahil şirket tarafından yapılan başvuru ile 11.11.2019 giriş tarihli ruhsat süresinin bitim tarihinin 11.11.2022 olduğu, firma haklarının kaybolmaması, kurulacak tesisin işletmeye alındıktan sonra bölgeye sağlayacağı sosyoekonomik katkı, ülke ekonomisine katkıları ve tesisin faaliyete geçemediği süre boyunca ülke olarak yararlanılamayacağı göz önünde bulundurularak acele kamulaştırmanın uygulanmasının istenilmesi üzerine, dava konusu Cumhurbaşkanı kararı ile aralarında davacıya ait uyuşmazlığa konu taşınmazın da bulunduğu taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildiği, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … günlü, E:… D.İş, K:2022/284 sayılı kararıyla taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği, arama ruhsatı kapsamında, alanda yer alan 3 adet parseli içeren jeotermal kaynak arama sondaj kuyusu projesi ile ilgili olarak … günlü, E-… sayılı ÇED Gerekli Değildir kararının verildiği, UYAP üzerinden yapılan araştırmada bu kararın iptali istemiyle açılan davanın … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ve anılan kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 09/05/2023 günlü, E:2023/703, K:2023/4562 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, 1. sınıf dikili tarım arazisi niteliğindeki uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin olarak 5403 sayılı Yasa uyarınca tarım dışı kullanım izninin alınmadığı anlaşılmaktadır. <br>Olayda, uyuşmazlığa konu taşınmazın … numaralı jeotermal kaynak arama ruhsat sahasında kaldığı, dava konusu acele kamulaştırma kararının bu arama faaliyetleri için verilmiş olduğu, alan için işletme ruhsatı verildiği yolunda bir bilginin de bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, arama ruhsatı aşamasında 5686 sayılı yasanın 12. maddesinin 2. fıkrası hükmünün uygulanamayacağı, 1. fıkra hükmü kapsamında başvuru yapılması gerektiği, buna göre de öncelikle taşınmaz maliki ile anlaşma yoluna gidilmesi, bunun mümkün olmaması durumunda ise irtifak hakkı isteminde bulunulabileceği açıktır.<br>Bu durumda, 5686 sayılı yasa uyarınca, arama ruhsatı aşamasında arama faaliyetleri için 2942 sayılı Yasa hükümlerine göre kamulaştırma yoluna başvurulamaması nedeniyle acele kamulaştırmanın da uygulanma olanağı bulunmamasına karşın, uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı kararında mevzuata ve hukuka uyarlık görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın davacılardan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasına yönelik olarak ehliyet yönünden reddine, dava konusu 18/04/2022 günlü, 5424 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Aydın İli, Köşk İlçesi, … mahallesi, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>Dava konusu 29/01/2021 tarih ve 3466 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile, Aydın İli sınırları içinde yer alan … numaralı jeotermal kaynak arama ruhsat sahasında yatırımın devamı, termin planının aksamaması, kuyuların açılması ve kuyulardan elde edilecek akışkanı taşıyacak boru hatlarının inşası amacıyla ekli listede bulundukları yer ile parsel numaraları belirtilen taşınmazların Aydın Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.<br>Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br><br>Davacılardan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası yönünden;<br><br>İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME<br> Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinin öğesi olan idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) fıkrasında; iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği, 14. maddenin 3. fıkrasının (c) bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.<br>T.C. Anayasasının kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde, "...Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla konulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir... Bu meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar." hükmü yer almıştır.<br>6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanununun 2. maddesinde, mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak; meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek, birliğin kuruluş amaçları arasında sayılmış, 13. maddesinde, "Lüzum görülen yerlerde Birlik Umumi Heyeti Kararı ile (Türk mühendis ve mimarları odaları) açılabilir." hükmüne, 14. maddesinde, "Her ihtisas şubesi yalnız bir oda açar. İhtisas veya iştigal mevzularının taalluk ettiği odaya kaydolunurlar" hükmüne, 19. maddesinde ise, "Odalar, bu Kanunun 2. maddesinde belirtilen amaç için Birlik Umumi Heyetince kararlaştırılan işlerden yalnız odalarını ilgilendiren kısımlar ile görevlidirler. Odalar ve organları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 1. maddesinde, "Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler. Özel kanunlarına dayanılarak gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri adına yapılacak kamulaştırmalarda da, bu Kanun hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır.<br><br>İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen sübjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.<br>Mülkiyet hakkına ilişkin olan ve subjektif nitelik taşıyan kamulaştırma işlemine karşı dava açılabilmesi için kamulaştırmaya konu taşınmaz ile davacı arasında kişisel bir menfaat ilişkisinin bulunması gerekmektedir.<br>Uyuşmazlıkta, davanın Aydın İli sınırları içinde yer alan .. numaralı jeotermal kaynak arama ruhsat sahasında yatırımın devamı, termin planının aksamaması, kuyuların açılması ve kuyulardan elde edilecek akışkanı taşıyacak boru hatlarının inşası amacıyla ekli listede bulundukları yer ile parsel numaraları belirtilen taşınmazların Aydın Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 19/04/2022 tarih ve 31814 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18/04/2022 tarih ve 5424 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının iptali istemiyle açıldığı, davacı meslek odasının UYAP üzerinden incelenen tapu kayıtlarından ise iptali istenilen acele kamulaştırma kararının eki liste kapsamında bir taşınmazının bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin niteliği göz önünde bulundurulduğunda anılan davacının bakılmakta olan davada dava açma ehliyeti olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. <br><br>Davanın, davacılardan ...'a ait uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmına gelince;<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. <br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br>5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununun İrtifak ve kamulaştırma başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında; " Arama ruhsatı sahibi, arama faaliyetleri yapılacak alanda, özel mülkiyete konu taşınmazın sahibi ile anlaşamaması halinde, idareye müracaat ederek irtifak hakkı talebinde bulunabilir.", 2. fıkrasında; "İşletme ruhsatı süresince sadece sondaj yerleri ve isale hattı, kaptaj gibi gerekli olan yerler için taşınmazın sahibi ile anlaşma sağlanamaz ise ruhsat sahibi, idareye müracaat ederek kamulaştırma veya irtifak hakkı talebinde bulunabilir. Talep, idarece incelenip değerlendirildikten sonra uygun bulunması halinde kamu yararı kararı alınır.", 3. fıkrasında ise; " İrtifak ve kamulaştırma işlemleri, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yürütülür. İrtifak ve kamulaştırma bedelleri ve masrafları ruhsat sahibince ödenir." hükmüne yer verilmiştir.<br><br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Usul Yönünden:<br>Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;<br>İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.<br>Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. <br>Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.<br>Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. <br>Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. <br>Esas Yönünden:<br><br>Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.<br>Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br>Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.<br>Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.<br>Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idare tarafından kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, yapılacak başvuru üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanlığınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı ile, tapuda mülkiyetin el değiştirmesi beklenilmeden el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı doğmaktadır.<br>Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır. <br>Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.<br>Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.<br> Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM, Ali Ekber Akyol ve diğerleri, B. No: 2015/17451, 16/2/2017) <br>Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. <br>Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir.<br>Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. <br>Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır.<br>5686 sayılı Kanunun 12. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen düzenlemenin değerlendirilmesinden, arama ruhsatı aşamasında arama faaliyetine konu olan alanda özel mülkiyete konu taşınmaz sahibiyle anlaşma sağlanamaması halinde taşınmaz için sadece irtifak hakkı isteminde bulunulabileceği; 2. fıkrada yer verilen düzenlemenin değerlendirilmesinden ise, işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmaz için kamulaştırma veya irtifak hakkı tesis edilebileceği açıktır.<br>Dosyanın incelenmesinden, Aydın İli, Köşk İlçesi, … Mahallesinde davalı idare yanında müdahil Efendi Jeotermal Tarım Oto Kiralama A.Ş.'ye … tarih ve … sayılı olur ile … numaralı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Arama Ruhsatının verildiği; bölgede yer alan toplam 3,8 hektar büyüklüğündeki 19 parselin kamulaştırılabilmesi için İçişleri Bakanlığının … tarih ve … sayılı oluru ile kamu yararı kararının alındığı; uyuşmazlığa konu taşınmazın, sondaj kuyusu açılan parsele ulaşımın sağlanması hususunda yol olarak kullanılacağı; müdahil şirket tarafından yapılan başvuru ile 11.11.2019 giriş tarihli ruhsat süresinin bitim tarihinin 11.11.2022 olduğu, firma haklarının kaybolmaması, kurulacak tesisin işletmeye alındıktan sonra bölgeye sağlayacağı sosyoekonomik katkı, ülke ekonomisine katkıları ve tesisin faaliyete geçemediği süre boyunca ülke olarak yararlanılamayacağı göz önünde bulundurularak acele kamulaştırmanın uygulanmasının istenilmesi üzerine, dava konusu 18/04/2022 tarih ve 5424 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile aralarında davacıya ait uyuşmazlığa konu taşınmazın da bulunduğu taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildiği; dava konusu işlemin tesisinden sonra müdahil şirkete … tarih ve … sayılı olur ile … numaralı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular İşletme Ruhsatının verildiği anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlıkta, uyuşmazlığa konu taşınmazın … numaralı jeotermal kaynak arama ruhsat sahasında kaldığı, dava konusu acele kamulaştırma kararının bu arama faaliyetleri için verilmiş olduğu, alan için işletme ruhsatının dava konusu işlemden sonra verildiği, arama ruhsatı aşamasında 5686 sayılı Kanunun 12. maddesinin 2. fıkrası hükmünün uygulanamayacağı, 1. fıkra hükmü kapsamında başvuru yapılması gerektiği açıktır.<br>Bu durumda, 5686 sayılı Kanun uyarınca, arama ruhsatı aşamasında arama faaliyetleri için 2942 sayılı Kanun hükümlerine göre kamulaştırma yoluna başvurulamaması nedeniyle acele kamulaştırmanın da uygulanma olanağı bulunmadığından, uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası yönünden DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,<br>2.Dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının ise İPTALİNE,<br>3.Dava kısmen iptal, kısmen ehliyet ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL'nin davacılardan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan …-TL yargılama giderinin ise davalı idarelerden alınarak davacılardan ...'a verilmesine, müdahil tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL'nin müdahil üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan …-TL'nin ise, davacılardan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasından alınarak müdahile verilmesine,<br>4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen avukatlık ücretinin …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılardan ...'a verilmesine, …-TL vekâlet ücretinin ise, davacılardan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasından alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>5.Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara ve müdahile iadesine,<br>6.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 01/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>

kamulaştırma