<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12358 E. , 2023/5790 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/12358<br>Karar No : 2023/5790 <br><br>TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. …<br> 2- (MÜDAHİL DAVALI YANINDA) … Elektrik Üretim İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi <br>VEKİLLERİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …- 103- <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Giresun İli, Çanakçı İlçesi, Doğu Karadeniz Havzası, Görele Çayı üzerinde kurulacak olan 11,320 mwm kurulu güce sahip Görele Regülatörü ve Hidro Elektrik Santrali projesine ilişkin olarak verilen … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava konusu "Görele Regülatörü ve Hidro Elektrik Santrali Projesine" ilişkin daha önce idareye sunulan ÇED Raporunun uygun görülmeyerek … tarih ve E…. sayılı işlem ile ÇED sürecinin sonlandırılmasına karar verildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesi'nin … gün ve E:…, K:… sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, kararın; Danıştay Altıncı Dairesi'nin 28/04/2021 gün ve E:2021/1771, K:2021/6236 sayılı kararı ile onandığı, anılan kararda; "dava konusu alanda birden fazla hidroelektrik santrali bulunduğu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca, Ek-1 Listesinde yer alan projeler açısından kümülatif etki değerlendirmesi yapılmasının zorunlu olduğu hususları dikkate alındığında; çevresel etki değerlendirmesi sürecinde davalı idarenin, dava konusu işleme esas alınan gerekçeler de dahil olmak üzere, bırakılan can suyunun yeterli olup olmadığı vb. projeden kaynaklanabilecek her türlü çevresel etkinin ve bu etkilerin bertarafı için alınması gerekli önlemlerin tespiti açısından, ÇED Raporunda gerekli değişikliklerin yapılmasını talep edebileceği ve söz konusu süreç sonunda, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu ya da Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz kararlarından birini verebileceği; sonuçta verilecek bu kararın da ayrıca yargısal denetime tabii olacağı açıktır." şeklinde değerlendirmelere yer verilmek suretiyle, idarece ÇED sürecinin sonlandırılmasına dair ileri sürülen gerekçelerin yeterli olmadığı hukuken tespit edilmekle birlikte, işlemin iptali akabinde devam eden çevresel etki değerlendirmesi sürecinde, iddia edilen bu hususlarla beraber projeden kaynaklanabilecek her türlü çevresel etkinin ve bu etkilerin bertaraf edilmesi için gereken tüm önlemlerin tespitine yönelik ÇED Raporunda gerekli değişikliklerin yapılmasının idarece istenebileceği, nihayetinde ÇED Olumlu ya da ÇED Olumsuz kararlarından birinin yeniden verilebileceği, verilecek bu kararın hukuki denetiminin de ayrıca yapılması gerektiğinin açıkça ifade edildiği, dava konusu ÇED sürecinin sonlandırılmasına dair bahsedilen yargı kararı üzerine davalı idarece ÇED sürecine kaldığı yerden devam edildiği ve ÇED Raporunda bir değişiklik yapılmadan "Görele Regülatörü ve Hidro Elektrik Santrali Projesi" için dava konusu ÇED Olumlu kararının verildiği; süreç sonunda neticelenen bu kararın yeni bir karar olduğu ve hukuki denetiminin de çevresel etki değerlendirmesine dair ilgili mevzuat kapsamında tüm yönleriyle yeniden yapılması gerektiği, bu durumda; çevre mühendisi, jeoloji mühendisi, harita mühendisi, ziraat mühendisi, inşaat mühendisi, hidrobiyolog ve biyologtan oluşan bilirkişi heyeti ile yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; ÇED raporunda, tarım alanları, tarım, hayvancılık ve aracılık faaliyetleri, floristik, faunistik ve hidrobiyolojik özellikler, sucul yaşam, çevresel gürültü, toz yayılımı, trafik yükü, atıksu, katı atık ve tehlikeli atıkların toplanması-uzaklaştırılması-zararsız hale getirilmesi hususlarında getirilen taahhütlerin yeterli ve uygun olduğu, faaliyet alanına özgü lokal endemik bitki, hayvan, sucul yaşam türleri olmadığı, faaliyetlerin flora ve fauna üzerinde yeni ve geri dönüşümsüz zararlar meydana getirebilecek olumsuz bir etki oluşturmayacağı anlaşılmakla birlikte, sunulan bilirkişi raporunda dava konusu ÇED Raporuna ilişkin, projedeki ünitelerin inşası esnasında meydana gelebilecek olumsuzlukların önüne geçilebilmesi için gerekli arazi ve laboratuvar deneylerinin yapılması ve buradan elde edilecek sonuçlara göre gereken önlemlere yönelik tespitlerin yapılması ve buna ilişkin taahhütlerin verilmesi gerekirken, jeolojik-jeoteknik etüt raporlarının temin edilmesi yönünde herhangi bir çalışma yapılmamasının ciddi bir eksiklik olduğunun belirtildiği; buna ilişkin olarak müdahil tarafından sunulan itiraz dilekçesinde, ÇED Yönetmeliği 6/3. maddesi gereğince, ÇED Olumlu kararı alınmadığı sürece proje alanında çalışma yapılamayacağından arazide sondaj çalışmasına izin verilmediği, çalışma yapılacak alanlarda kamulaştırmaların yapılmadığı, ÇED Olumlu kararı alınması sonrasında projeye ilişkin hazırlanacak imar planı öncesinde sondaj ve diğer ölçüm metotları kullanılarak jeolojik ve jeoteknik raporları hazırlatılacağının taahhüt edildiği belirtilerek bu aşamada jeolojik etüt raporunun zaruri olmadığı iddia edilmiş ise de; anılan yönetmelik hükmünde, ÇED Olumlu kararı alınmadan yatırıma başlanamayacağının ve yapı yapılamayacağının düzenlediği ve söz konusu sondaj çalışmalarının yapılabilmesi müdahil şirket tarafından herhangi bir izin talebinde bulunulduğuna ve bu talebin reddedildiğine dair dava dosyasına herhangi bir bilgi-belge sunulmadığı; ÇED Raporunda jeolojik-jeoteknik açıdan bir açıklama yapılmamasının jeolojik açıdan oluşabilecek olumsuz etkileri öngörülmez ve hesaplanamaz kıldığı; bunun yanında, her ne kadar sahada ilgili kamulaştırmaların yapılmadığı ve raporların imar planı sürecinde temin edileceği ileri sürülmüş ise de, dava konusu projede yapıların inşası ve tesisin işletilmesi aşamasında jeolojik nedenlerden kaynaklanabilecek olumsuz çevresel etkilerin neler olduğu ve bu etkilerin nasıl bertaraf edileceği hususu ÇED sürecini ilgilendirdiğinden, bu rapor ve deneylerin ÇED Raporunda ortaya konulmasının elzem olduğu; bunun yanında, projedeki nakliye yolundan santral yerine ve yükleme havuzuna servis yolu planlandığı, ancak cebri boru güzergahına ulaşabilmek için herhangi bir servis yolunun planlanmadığı ve yükleme havuzu, santral yeri ve cebri boru güzergahına ulaşabilmek için dava konusu alanda hangi parsellerin kamulaştırılacağının açıklanmamasının önemli bir belirsizlik olduğu; gürültü düzeyi bakımından ise, ÇED raporuna göre proje etki sahası içerisinde regülatör yerine en yakın evin yaklaşık 75 m mesafede olduğu, 75 m mesafede bulunan yerleşim yerine tesisin inşası sürecinde iletilecek gürültünün 62 dBA civarında olacağı, oluşacak değerlerin sınır değerlerin altında yer aldığı, ancak bilirkişi raporunda, mesafe ölçümlerine göre proje ünitelerinden yükleme havuzu, cebri boru ve santral binasının çevrede bulunan yerleşim yerlerine olan uzaklıklarının 25 m ile 50 m arasında değiştiğinin tespit edildiği, bu bakımdan bazı yerleşim yerlerinin proje ünitelerine olan yakınlığı bakımından gürültü düzeyinin sınır değerin üzerinde olacağının açık olduğu, buna ilişkin ÇED Raporunda da; Görele regülatörü, şantiye alanı sahaları inşaat alanında hafriyat ve inşaat aşamasında kullanılacak iş makinelerinden dolayı oluşacak gürültü değerlerinin gündüz yaklaşık 35 m'den itibaren sınır değerlerin altına düşeceği ifade edildiğinden proje ünitelerinin yapımı esnasında özellikle 25-35 m mesafede bulunan yerleşim yerlerinde oluşabilecek gürültünün ilgili mevzuat çerçevesinde kabul edilebilir düzeyde olmadığı; diğer taraftan müdahil tarafından, sınır değerin üzerinde kalan söz konusu yapılaşmaların ÇED sürecinde inşa edilmiş olabileceği iddia edilmiş ise de, buna yönelik dosyaya bir delil sunulmadığı gibi ÇED Raporunda, sınır değerin üzerinde kalan yerleşimlerin tesis inşa edilmeden önce kamulaştırılacağına yönelik açık bir taahhütte de bulunulmadığından bu iddiasına itibar edilmediği; bilirkişi raporunda, dava konusu ÇED Raporunun proje alternatifleri kısmına ilişkin olarak; proje DSİ Genel Müdürlüğü tarafından ihale edildiği, dolayısıyla herhangi bir yer veya teknoloji alternatifi planlanmadığı belirtilmemesinin bir eksiklik olduğu ifade edilmiş ise de, buradaki yer ve teknolojik belirlemenin DSİ Genel Müdürlüğü tarafından, dava konusu proje ile aynı su yolu üzerindeki diğer tesislerin oluşturacağı kümülatif etki ve tüm diğer hususlar dikkate alınarak yapıldığı, bu bakımdan en uygun fizibilite çalışmasının adı geçen idare tarafından yapıldığının kabulü gerektiğinden dava konusu ÇED Raporunda bu hususa değinilmemesinin eksiklik olarak değerlendirilmediği, ancak açıklanan diğer gerekçeler dolayısıyla, Giresun İli, Çanakçı İlçesi, Doğu Karadeniz Havzası, Görele Çayı üzerinde müdahil şirket tarafından yapımı planlanan Görele Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali Projesi'ne ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporunda yapılan incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırılmadığı, projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelenmediği, çevreye olabilecek olumsuz etkilerin kabul edilebilir düzeyde bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu projeye ilişkin verilen ÇED Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; ÇED Olumlu kararı verilmesinin dayanağı tüm iş ve işlemlerin mevzuata uygun olarak tamamlandığı, bütüncül havza planlarının yapılmasının Bakanlıklarının görevleri arasında bulunmadığı, fizibilite raporunun DSi tarafından onaylandığı, ekosistem değerlendirme raporunun, şuan işletmede olan havzadaki tüm projeler için ayrı ayrı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yapıldığı, proje etki alanı çerçevesinde su haklarının kullanımı amacıyla DSİ ile su kulanım hakkı anlaşmasının yapıldığı, yatırımcı şirketin bu anlamada yer alan taahhütlerini yerine getirmek durumunda olduğu, Görele HES projesinin memba kısmında yer alan projeler işletmede olduğundan, inşaat etkileri konusunda kümülatif bir değerlendirme yapılmadığı, Çevresel Etki Değerlendirme sürecinin, kesin projelendirme ve planlama kararlarının oluşturduğu bir süreç olduğu, yatırımın hayata geçirilmesi için son aşama ya da nihai izin niteliğinde olmadığı, gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetin, çevre üzerinde yaratacağı etkilerin önlenmesi amacıyla kullanılan bir yöntem, geleceğe dair bir öngörü ve öneri silsilesi olduğu, projenin patlatma ve toz emisyon hesapları açısından mevzuata uygun olduğu, depremsellik, doğal afet durumu kitle hareketleri (heyelan/moloz akması) heyelan risk haritası, duyarlılık analizi gibi hususların, proje kapsamında mansaba bırakılacak su miktarı hesabının ÇED Raporunda detaylı bir şekilde irdelendiği, ekosistem değerlendirme raporunun istendiği ve bu raporda can suyu miktarına ilişkin hesapların uygun bulunarak onaylandığı, Mansap Su Hakları Raporunun da DSİ tarafından onaylandığı, tarımsal üretimin devamlılığı ve zarar görmemesi için alınacak önlemlerin taahhüt altına alındığı, Köprübaşı Çift Kemerli tarihi Köprü her ne kadar Görele Çayı üzerinde projenin regülatör yapısı ile santral binası arasında kalsa da projenin inşaat alanının tamamen dışında kaldığı, proje alanında bulunabilecek ekosistem unsurları ve türlerine ÇED Raporunda sucul flora ve fauna ve karasal flora ve fauna olarak ayrı ayrı yer verildiği, bu verilerin, taahhüt ve önlemlerin Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından onaylandığı, bilirkişi raporunun büyük oranda lehlerine tespitler içerdiği, Mahkeme kararının hakkaniyete uygun olmadığı, ÇED Olumlu Kararın mevzuata uygun olduğu ileri sürülmüştür. <br> Davalı idare yanında Müdahil tarafından; davalı yanın temyiz gerekçelerine ek olarak, kesin hüküm kuralının bu karar ile ihlal edildiği, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin yargı kararıyla iptal edildikten sonra devam eden süreçte yeni bir ÇED raporu hazırlatılmadığı, … İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararında aynı ÇED Raporunun hukuki denetiminin yapıldığı, mevcut ÇED raporunda hiçbir değişikliğin yapılmadığı, her iki dava dosyasında farklı sonuçların ortaya çıktığı, bilirkişi raporunun son bölümünde yer alan hususların tavsiye niteliğinde olduğu, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : …<br><br>DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY: <br> Giresun İli, Çanakçı İlçesi, Doğu Karadeniz Havzası, Görele Çayı üzerinde Kavuklu Elektrik Üretim İnşaat ve Ticaret A.Ş tarafından kurulması planlanan, 11,320 mwm kurulu güce sahip Görele Regülatörü ve Hidro Elektrik Santrali projesine ilişkin olarak, ÇED başvuru dosyasının, 25.11.2014 tarihli 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mülga ÇED Yönetmeliğinin 8. maddesinin 1. fıkrası kapsamında hazırlanıp, 17.10.2020 tarihinde Bakanlığa sunulduğu, komisyon üyelerinden olan Giresun Valiliğinin … tarihli, E…. sayılı; Çanakçı Belediye Başkanlığının … tarihli, … sayılı olumsuz görüşlerine istinaden Bakanlığın … tarihli, E…. sayılı işlemi ile ÇED sürecinin sonlandırıldığı, bu işlemin iptali istemiyle, proje sahibi tarafından açılan davada; … İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği, Mahkeme kararının idare tarafından temyiz edilmesi neticesinde Danıştay Altıncı Dairesinin 28/04/2021 gün ve E:2021/1771, K: 2021/6236 sayılı kararı ile onandığı, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin Mahkemece iptal edilmesinden sonra sürecin kaldığı yerden devam edilerek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından … tarihli, … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" Kararının alındığı, bu kararın iptali istemiyle de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2872 sayılı Çevre Kanununun 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları" olarak ifade edilmekte, Çevre Kanununun 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmektedir.<br> 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak; Çevresel Etki Değerlendirme Süreci: Gerçekleştirilmesi planlanan projenin çevresel etki değerlendirmesinin yapılması için; başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası çalışmaları kapsayan süreç olarak tanımlanmış, 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır. <br> Yine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.<br> Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.<br> Dosyanın incelenmesinden; Mahkeme kararında, bilirkişi raporunda, projenin, tarım alanları, tarım, hayvancılık ve aracılık faaliyetleri, floristik, faunistik ve hidrobiyolojik özellikler, sucul yaşam, çevresel gürültü, toz yayılımı, trafik yükü, atıksu, katı atık ve tehlikeli atıkların toplanması-uzaklaştırılması-zararsız hale getirilmesi hususlarında getirilen taahhütlerin yeterli ve uygun olduğu, faaliyet alanına özgü lokal endemik bitki, hayvan, sucul yaşam türleri olmadığı, faaliyetlerin flora ve fauna üzerinde yeni ve geri dönüşümsüz zararlar meydana getirebilecek olumsuz bir etki oluşturmayacağının belirtildiği, bununla birlikte; dava konusu ÇED Raporuna ilişkin, projedeki ünitelerin inşası esnasında meydana gelebilecek olumsuzlukların önüne geçilebilmesi için gerekli arazi ve laboratuvar deneylerinin yapılması ve buradan elde edilecek sonuçlara göre gereken önlemlere yönelik tespitlerin yapılması ve buna ilişkin taahhütlerin verilmesi gerekirken, jeolojik-jeoteknik etüt raporlarının temin edilmesi yönünde herhangi bir çalışma yapılmamasının ciddi bir eksiklik olduğunun belirtildiği; diğer taraftan ÇED Raporunda jeolojik-jeoteknik açıdan bir açıklama yapılmamasının jeolojik açıdan oluşabilecek olumsuz etkileri öngörülmez ve hesaplanamaz kıldığı; her ne kadar sahada ilgili kamulaştırmaların yapılmadığı ve raporların imar planı sürecinde temin edileceği ileri sürülmüş ise de, dava konusu projede yapıların inşası ve tesisin işletilmesi aşamasında jeolojik nedenlerden kaynaklanabilecek olumsuz çevresel etkilerin neler olduğu ve bu etkilerin nasıl bertaraf edileceği hususunun ÇED sürecini ilgilendirdiği, projedeki nakliye yolundan santral yerine ve yükleme havuzuna servis yolu planlandığı, ancak cebri boru güzergahına ulaşabilmek için herhangi bir servis yolunun planlanmadığı ve yükleme havuzu, santral yeri ve cebri boru güzergahına ulaşabilmek için dava konusu alanda hangi parsellerin kamulaştırılacağının açıklanmamasının önemli bir belirsizlik olduğu; gürültü düzeyi bakımından ise ÇED raporuna göre proje etki sahası içerisinde regülatör yerine en yakın evin yaklaşık 75 m mesafede olduğu, 75 m mesafede bulunan yerleşim yerine tesisin inşası sürecinde iletilecek gürültünün 62 dBA civarında olacağı, oluşacak değerlerin sınır değerlerin altında yer aldığı, ancak bilirkişi raporunda, mesafe ölçümlerine göre proje ünitelerinden yükleme havuzu, cebri boru ve santral binasının çevrede bulunan yerleşim yerlerine olan uzaklıklarının 25 m ile 50 m arasında değiştiğinin tespit edildiği, bu bakımdan bazı yerleşim yerlerinin proje ünitelerine olan yakınlığı bakımından gürültü düzeyinin sınır değerin üzerinde olacağının açık olduğu, buna ilişkin ÇED Raporunda da; Görele regülatörü, şantiye alanı sahaları inşaat alanında hafriyat ve inşaat aşamasında kullanılacak iş makinelerinden dolayı oluşacak gürültü değerlerinin gündüz yaklaşık 35 m'den itibaren sınır değerlerin altına düşeceği ifade edildiğinden proje ünitelerinin yapımı esnasında özellikle 25-35 m mesafede bulunan yerleşim yerlerinde oluşabilecek gürültünün ilgili mevzuat çerçevesinde kabul edilebilir düzeyde olmadığı, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırılmadığı, projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelenmediği, çevreye olabilecek olumsuz etkilerin kabul edilebilir düzeyde bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu projeye ilişkin verilen ÇED Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. <br> Öncelikle belirtmek gerekir ki; Mahkeme kararında yer verilen gerekçelerden Jeoloji etüd raporunun bulunmaması ile ÇED Raporunda jeolojik-jeoteknik açıdan bir açıklama yapılmamasına ilişkin kavramların birbirinden farklı durumlara ilişkin olduğundan, henüz jeolojik etüd raporunun hazırlanmamış olmasının ÇED Raporunda jeolojik-jeoteknik açıdan bir açıklama yapılmadığı anlamına gelmeyecektir.. <br> Mahkeme kararında yine; Bilirkişi raporunda gürültü oluşumu yönünden yapılan değerlendirmede; Görele HES inşaat aşamasında hafriyat ve beton imalat çalışmalarında kullanılacak iş makinelerinden dolayı gürültü oluşumu olacağı, inşaat aşamasında proje tünel dışındaki alanlar birbirinden uzak olduğu ve aralarında morfolojik engeller olduğu için iki bölüm halinde; Görele regülatörü ve şantiye alanının bir bölüm olarak, yükleme havuzu, cebri boru ve santral binası alanları ise ayrı bir bölüm olarak değerlendirilerek, Görele Regülatörü ve şantiye alanı sahaları inşaat alanında oluşacak gürültü değerinin gündüz yaklaşık 35 m’den itibaren Yönetmelikte belirtilen sınır değerlerin altına düşeceği, regülatör yerine en yakın evin yaklaşık 75 m mesafede olduğu, oluşacak değerlerin Yönetmelikte belirtilen sınır değerlerin altında yer aldığı, yükleme havuzu, cebri boru ve santral binası sahaları inşaat alanında hafriyat ve inşaat aşamasında kullanılacak iş makinelerinden dolayı oluşacak gürültü değerinin gündüz yaklaşık 25 m’den itibaren Yönetmelikte belirtilen sınır değerlerin altına düşeceği, ÇED raporunda yükleme havuzu yerine ve cebri boru güzergahına 75 m mesafede bulunan yerleşimlere inşaat dönemi boyunca iletilecek gürültünün Yönetmelikte belirtilen sınır değerlerin altında yer aldığının belirtildiği, keşif esnasında, yapılan mesafe ölçümlerine göre proje ünitelerinden yükleme havuzu, cebri boru ve santral binasının çevrede bulunan yerleşim yerlerine olan uzaklıklarının 25 m ile 50 m arasında değiştiğinin tespit edildiği, ÇED Raporunda belirtilen gürültü ölçümlerinde ise yerleşim yerlerinin proje ünitelerine 75 m mesafede olduğu ve gürültü düzeyinin ise 59 dBA ve 50 m mesafede ise 66 dBA olarak hesaplandığı, yönetmelik sınır değerinin ise binalar için 70 dBA olduğunun bilindiği, ancak bilirkişi heyeti tarafından belirlenen yerleşim yerlerinin proje ünitelerine olan yakınlığı bakımından (25-35-45-50 m), bu mesafelerde oluşacak gürültü düzeyinin sınır değere çok yakın hatta 25 m’lik mesafede ise üzerinde olduğu, ÇED Raporunda da, “…Tablo 87 ve Tablo 88’in karşılaştırılması sonucunda Görele regülatörü, şantiye alanı sahaları inşaat alanında hafriyat ve inşaat aşamasında kullanılacak iş makinelerinden dolayı oluşacak gürültü değerlerinin gündüz yaklaşık 35 m’den itibaren Yönetmelikte belirtilen sınır değerlerin altına düşeceği...” şeklinde ifade edildiği, dava konusu ÇED Raporunda da 25 m mesafede gürültü düzeyinin sınır değerin üzerinde olacağının belirtildiği, bu durumda, proje ünitelerinin yapımı esnasında özellikle 25-35 m mesafede bulunan yerleşim yerlerinde gürültüden ötürü rahatsız edici durumların yaşanmasının söz konusu olacağı tespitine yer verildiği görülmektedir.<br> Mahkeme kararında ise gürültü düzeyi bakımından; "ÇED raporuna göre proje etki sahası içerisinde regülatör yerine en yakın evin yaklaşık 75 m mesafede olduğu, 75 m mesafede bulunan yerleşim yerine tesisin inşası sürecinde iletilecek gürültünün 62 dBA civarında olacağı, oluşacak değerlerin sınır değerlerin altında yer aldığı, ancak bilirkişi raporunda, mesafe ölçümlerine göre proje ünitelerinden yükleme havuzu, cebri boru ve santral binasının çevrede bulunan yerleşim yerlerine olan uzaklıklarının 25 m ile 50 m arasında değiştiğinin tespit edildiği, bu bakımdan bazı yerleşim yerlerinin proje ünitelerine olan yakınlığı bakımından gürültü düzeyinin sınır değerin üzerinde olacağının açık olduğu, buna ilişkin ÇED Raporunda da; Görele regülatörü, şantiye alanı sahaları inşaat alanında hafriyat ve inşaat aşamasında kullanılacak iş makinelerinden dolayı oluşacak gürültü değerlerinin gündüz yaklaşık 35 m'den itibaren sınır değerlerin altına düşeceği ifade edildiğinden proje ünitelerinin yapımı esnasında özellikle 25-35 m mesafede bulunan yerleşim yerlerinde oluşabilecek gürültünün ilgili mevzuat çerçevesinde kabul edilebilir düzeyde olmadığı" gerekçesine de yer verilerek dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.<br> Bununla birlikte, ÇED Raporunda (sayfa 266) "Tablo 95 ve Tablo 96’nın karşılaştırılması sonucunda; yükleme havuzu, cebri boru ve santral binası sahaları inşaat alanında hafriyat ve inşaat aşamasında kullanılacak iş makinelerinden dolayı oluşacak gürültü değerleri gündüz yaklaşık 25 m'den itibaren 04.06.2010 tarih, 27601 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği”nde belirtilen sınır değerlerin altına düşecektir." tespitinin de bulunduğu görülmekte olup, bu bilgiler ışığında, bilirkişilerce mesafe ölçümlerine göre proje ünitelerinden yükleme havuzu, cebri boru ve santral binasının çevrede bulunan yerleşim yerlerine olan uzaklıklarının 25 m ile 50 m arasında değiştiğinin tespit edildiği, bu bakımdan, bazı yerleşim yerlerinin proje ünitelerine olan yakınlığı bakımından gürültü düzeyinin sınır değerin üzerinde olacağının açık olduğu değerlendirmesinin nasıl yapıldığı anlaşılamamaktadır.<br> Yukarıda yer verilen bilgiler ve değerlendirmeler dikkate alınarak; bilirkişi raporunda, özellikle, alanın jeolojik özellikleri bakımından ÇED Raporunda bir değerlendirmenin olup olmadığı ve gerek inşaat, gerekse işletme aşamasında HES projesinden kaynaklı gürültünün kabul edilebilir düzeyde olup olmadığına ilişkin tespitlerde çelişkiler olduğu anlaşılmakta olup, bilirkişi raporunun bu haliyle hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, yukarıda belirtilen eksiklerin giderilerek, dava konusu HES Projesinin tüm çevresel etkilerinin yeniden değerlendirilebilmesi amacıyla yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinden, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin kabulüne,<br> 2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br>(X) KARŞI OY :<br> Giresun İli, Çanakçı İlçesi, Doğu Karadeniz Havzası, Görele Çayı üzerinde Kavuklu Elektrik Üretim İnşaat ve Ticaret A.Ş tarafından kurulması planlanan, 11,320 mwm kurulu güce sahip Görele Regülatörü ve Hidro Elektrik Santrali projesine ilişkin olarak yapılan hukuki denetim neticesinde verilen kararın gerekçesine, projeye ilişkin olarak kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmamış olduğu gerekçesinin de eklenerek temyize konu Mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz. </font></p></body></html>
kamulaştırma