<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/891 E. , 2023/1623 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/891<br>Karar No : 2023/1623<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … <br>VEKİLİ : Av. … <br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …<br> 2- … Bakanlığı<br>VEKİLLERİ : Huk. Müş. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 15/12/2022 tarih ve E:2021/10564, K:2022/11543 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Bitlis İli, Merkez İlçe, … ve …mahalleleri sınırları içerisinde, dere yatağı üzerinde bulunan ve büyük bir kısmı imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş olan, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamındaki taşınmazların, üzerindeki yapılarla birlikte oluşabilecek herhangi bir taşkın, sel ve benzeri afetler durumunda telafisi güç kayıpların yaşanmaması amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 04/11/2021 tarih ve 31649 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 03/11/2021 tarih ve 4736 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacının hissedarı olduğu Bitlis İli, Merkez İlçe, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 15/12/2022 tarih ve E:2021/10564, K:2022/11543 sayılı kararıyla; Anayasanın 35. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 numaralı Protokolünün 1. maddesi, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 1 ve 2. maddelerine yer verilerek, <br>Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerektiği,<br>Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği, kamu yararının ise olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu,<br>Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerektiği,<br>Dosyanın incelenmesinden; Bitlis İli, Merkez İlçe, … ve … mahalleleri sınırları içerisinde bulunan 4,82 hektar yüz ölçüme sahip alanın 6306 sayılı Kanunun 2 ve Ek 1. maddeleri uyarınca riskli alan ilan edildiği, davacıya ait taşınmazın da söz konusu alan sınırları içerisinde kaldığı, riskli alan ilan edilen bölgede yer alan yapıların büyük bir kısmının dere yatağı üzerinde ve imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş olması nedeniyle meydana gelebilecek herhangi bir taşkın, sel vb. afet durumunda telafisi güç kayıpların ortaya çıkmaması için yapıların ivedilikle tahliye edilmesi ve afet riskinin bertaraf edilmesi amacıyla bahse konu riskli alandaki özel mülkiyete konu taşınmazların üzerindeki yapılarla birlikte acele kamulaştırılmasına dair Cumhurbaşkanı Kararı alınmasının davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca istenilmesi üzerine 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca dava konusu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı,<br>Diğer taraftan, davacının taşınmazının da yer aldığı alanın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2 ve Ek-1. maddeleri uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 20/04/2020 tarih ve 2448 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/11/2021 tarih ve E:2021/2711, K:2021/2272 sayılı kararıyla onanarak kesinleşen Dairelerinin 02/06/2021 tarih ve E:2020/4636, K:2021/7584 sayılı kararında özetle; 6306 sayılı Kanunun Ek-1.(b) maddesinde belirtilen "Üzerindeki toplam yapı sayısının en az %65’i imar mevzuatına aykırı olan veya yapı ruhsatı alınmaksızın inşa edilmiş olmakla birlikte sonradan yapı ve iskân ruhsatı alan yapılardan oluşan alanlar" düzenlemesinde belirtilen şartların oluştuğu ve uygulama bütünlüğü gözetilerek riskli alan sınırının belirlenmiş olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin hukuka uygun bulunduğunun görüldüğü,<br>Bu durumda, yukarıda yer verilen Daire kararının gerekçesi de göz önünde bulundurulduğunda, uyuşmazlığa konu alan için gerekli olan ayrıntılı teknik çalışmaların yapıldığı, bunun sonucunda bölgenin riskli alan ilan edildiği, bu riskli alan ilanı doğrultusunda bölgede yer alan yapıların büyük bir kısmının dere yatağı üzerinde ve imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş olması nedeniyle meydana gelebilecek herhangi bir taşkın, sel vb. afet durumunda telafisi güç kayıpların ortaya çıkmaması için yapıların ivedilikle tahliye edilmesinde kamu yararının bulunduğu, anılan durumların bir an önce ortadan kaldırılması gerektiğinden acelelik halinin de mevcut olduğu sonucuna varıldığından dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, eksik inceleme ile karar verildiği, idarece acele kamulaştırma kararı verilirken belirsiz nitelikte, keyfi bir "acelelik’’ kararının verilemeyeceği, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/5196, K:2016/7403 sayılı kararında ifade edildiği üzere bir bölgenin riskli alan ilan edilmenin tek başına acele kamulaştırma için yeterli olmayacağı, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 6. maddesinin 2. fıkrasında acele kamulaştırma yapılabilmesi için birtakım şartların öngörüldüğü, bu madde hükmüne göre acele kamulaştırmanın acil ve istisnai hallerle sınırlı bir uygulama olduğu ve ancak yıkılma tehlikesi bulunan yapıların bulunduğu taşınmazların acele kamulaştırmaya konu olabileceği, dolayısıyla üzerindeki yapı yıkılmış taşınmazlarda acele kamulaştırma yönteminin uygulanmasının mümkün olmadığı, uyuşmazlık konusu taşınmazın üzerindeki yapının dava konusu acele kamulaştırma kararından çok önce yıkıldığı, üzerinde yapı bulunmayan ve dolayısıyla risk barındırmayan taşınmazın acele kamulaştırmaya konu edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, acele kamulaştırmaya dayanak teşkil eden bir kamu yararı kararının bulunmadığı, taşınmazın bulunduğu alanın riskli ilan edilmesine ilişkin işlemin de hukuka aykırı olduğu, riskli alan sınırlarının usulüne uygun olarak belirlenmediği, Bitlis tarihi boyunca uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu alanda hiçbir taşkın ve selin gerçekleşmediği, riskli alan belirlenmesi hususunda bu usulsüz işlemler yapılırken müvekkilin yıkılan yapısı hakkında da ayrıntılı ve teknik verilere dayalı bir tespit yapılmadığı, bunun yerine toptancı bir kabul ile yapının ekonomik ömrünü yitirdiği, standartlara uygun olmadığı gerekçesiyle dava konusu karardan üç ay önce yıkıldığı, oysa bu yapıda yer alan üç adet dükkanın ruhsatlı yapılar olduğu, hiçbir şekilde dere yatağında bulunmadıkları ve dolayısıyla taşkın riski de taşımadıkları, temyize konu kararda taşınmazların büyük bir kısmının imar planında dere, park ve imar yolu olarak planlı olduğundan bahsedildiği, ancak uyuşmazlık konusu taşınmazın bahsi geçen imar planında dere, park ve imar yolu olarak görünmediği, riskli alan sınırları içerisinde bulunan taşınmazların üzerindeki yapılarla birlikte oluşabilecek herhangi bir taşkın, sel ve benzeri afetler durumunda telafisi güç kayıpların yaşanmaması amacıyla acele kamulaştırılmasına karar verildiği halde söz konusu alanda millet bahçesi yapılmasının dava konusu işlemin amacına uygun olmadığı, zira millet bahçesi ile yine orada hem birtakım yapılaşma hem de insan sirkülasyonu olacağı, bu nedenle işlemin yapılmasındaki amacın tam tersine bir durumun ortaya çıkacağı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca idari işlemin yargısal denetiminin işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygun olup olmadığı çerçevesinde yapılması ve bu unsurlardan biri ya da birkaçı yönünden hukuka uygun bulunmayan idari işlemin iptaline karar verilmesi gerekmektedir.<br>İdari işlemin sebebi, idareyi işlem tesis etmeye sevk eden maddi olay ya da hukuki olgu olup bu sebebin gerçekleşmemiş olmasının tek başına işlemi hukuka aykırı hale getireceği açıktır.<br>Dosyanın incelenmesinden; Bitlis İli, Merkez İlçe, … ve … mahalleleri sınırları içerisinde, uyuşmazlık konusu taşınmazın da bulunduğu 4,82 hektar yüz ölçüme sahip alanın 20/04/2020 tarih ve 2448 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 6306 sayılı Kanunun 2 ve ek 1. maddeleri uyarınca riskli alan ilan edildiği, davacı tarafından bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın Danıştay Altıncı Dairesinin 02/06/2021 tarih ve E:2020/4636, K:2021/7584 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, bu kararın Kurulumuzun 08/11/2021 tarih ve E:2021/2711, K:2021/2272 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, riskli alan ilan edilen bölgede yer alan yapıların büyük bir kısmının dere yatağı üzerinde ve imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş olması nedeniyle meydana gelebilecek herhangi bir taşkın, sel vb. afet durumunda telafisi güç kayıpların ortaya çıkmaması için yapıların ivedilikle tahliye edilmesi ve afet riskinin bertaraf edilmesi amacıyla 03/11/2021 tarih ve 4736 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bahse konu riskli alandaki özel mülkiyete konu taşınmazların, üzerindeki yapılarla birlikte acele kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlıkta; dere yatağı üzerinde bulunan ve büyük bir kısmı imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş olan yapıların bulunduğu riskli alan sınırları içerisindeki taşınmazların (uyuşmazlık konusu taşınmaz dahil), üzerindeki yapılarla birlikte oluşabilecek herhangi bir taşkın, sel ve benzeri afet durumunda telafisi güç kayıpların yaşanmaması amacıyla acele kamulaştırılmasına karar verildiği, ancak davacı tarafından kendi taşınmazı üzerinde bulunan yapının acele kamulaştırma kararı alınmadan üç ay önce tahliye edilerek yıkıldığının iddia edildiği, davalı idarece de … tarih ve … sayılı Bakanlık Makamı Olur'una istinaden 6306 sayılı Kanunun 6/A maddesi kapsamında çalışmalara başlanarak söz konusu taşınmazların üzerindeki yapıların tahliye edilerek yıkımlarının gerçekleştirildiği ifade edilerek davacı tarafından iddia edilen hususun ikrar edildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, dava konusu acele kamulaştırma kararı alınmadan önce uyuşmazlık konusu taşınmazın da aralarında bulunduğu taşınmazların üzerinde bulunan yapılar tahliye edilerek yıkıldıklarına göre dere yatağı üzerinde bulunmaları ve büyük kısmı imar mevzuatına aykırı şekilde inşa edilmiş olmaları nedeniyle olası bir afet durumunda can ve mal kayıplarına neden olabilecek bu yapıların, üzerinde bulundukları taşınmazlar ile birlikte acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde sebep unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda verilen Daire kararının bozulmasına ve dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 15/12/2022 tarih ve E:2021/10564, K:2022/11543 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3.Kesin olarak, 12/07/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br><br> KARŞI OY<br><br>X- Anayasanın 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir." hükmüne, 35. maddesinde ise, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.<br>Anayasanın 13 ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak kanunla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. <br>Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. <br>Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir.<br> Bu kapsamda, üçüncü koşul olan kamulaştırmanın aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de, kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerektiği açıktır. <br>Nitekim, anılan maddenin gerekçesinde de, acele ve istisnai hallerde, Kanunun önceki hükümlerine uyulması çeşitli sakıncalar yaratabileceği gibi kamunun büyük zararlara uğramasının da muhtemel olabileceği belirtilerek maddede belirtilen şartların varlığına bağlı olarak kıymet takdiri dışındaki bazı kanuni işlemler sonraya bırakılarak maddede öngörülen süre ve şekilde taşınmaza el konulmasına imkan tanınmıştır. <br>Dolayısıyla, kamu yararının gerekli kıldığı durumlarda, kamulaştırmanın 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için yukarıda da açıklandığı üzere acele kamulaştırmanın özel ve istisnai koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması gerekmektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden; Bitlis İli, Merkez İlçe, … ve … mahalleleri sınırları içerisinde, uyuşmazlık konusu taşınmazın da bulunduğu 4,82 hektar yüz ölçüme sahip alanın 20/04/2020 tarih ve 2448 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 6306 sayılı Kanunun 2 ve ek 1. maddeleri uyarınca riskli alan ilan edildiği, davacı tarafından bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın Danıştay Altıncı Dairesinin 02/06/2021 tarih ve E:2020/4636, K:2021/7584 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, bu kararın Kurulumuzun 08/11/2021 tarih ve E:2021/2711, K:2021/2272 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, riskli alan ilan edilen bölgede yer alan yapıların büyük bir kısmının dere yatağı üzerinde ve imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş olması nedeniyle meydana gelebilecek herhangi bir taşkın, sel vb. afet durumunda telafisi güç kayıpların ortaya çıkmaması için yapıların ivedilikle tahliye edilmesi ve afet riskinin bertaraf edilmesi amacıyla 03/11/2021 tarih ve 4736 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bahse konu riskli alandaki özel mülkiyete konu taşınmazların, üzerindeki yapılarla birlikte acele kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlıkta; dere yatağı üzerinde bulunan ve büyük bir kısmı imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş olan yapıların bulunduğu riskli alan sınırları içerisindeki taşınmazların (uyuşmazlık konusu taşınmaz dahil), üzerindeki yapılarla birlikte oluşabilecek herhangi bir taşkın, sel ve benzeri afet durumunda telafisi güç kayıpların yaşanmaması amacıyla acele kamulaştırılmasına karar verildiği, ancak davacı tarafından kendi taşınmazı üzerinde bulunan yapının acele kamulaştırma kararı alınmadan üç ay önce tahliye edilerek yıkıldığının iddia edildiği, davalı idarece de … tarih ve … sayılı Bakanlık Makamı Olur'una istinaden 6306 sayılı Kanunun 6/A maddesi kapsamında çalışmalara başlanarak söz konusu taşınmazların üzerindeki yapıların tahliye edilerek yıkımlarının gerçekleştirildiği ifade edilerek davacı tarafından iddia edilen hususun ikrar edildiği anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, dava konusu acele kamulaştırma kararı alınmadan önce uyuşmazlık konusu taşınmazın da aralarında bulunduğu taşınmazların üzerinde bulunan yapılar tahliye edilerek yıkıldıklarına göre dere yatağı üzerinde bulunmaları ve büyük kısmı imar mevzuatına aykırı şekilde inşa edilmiş olmaları nedeniyle olası bir afet durumunda can ve mal kayıplarına neden olabilecek bu yapıların, üzerinde bulundukları taşınmazlar ile birlikte acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde sebep unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Öte yandan, davalı idarece savunma dilekçesinde, riskli alan sınırları içerisindeki taşınmazların millet bahçesi olarak düzenlenmesinin planlandığı, kamu yararına yürütülen söz konusu millet bahçesi projesinin gecikmesinin kamuya ek yük bindireceği, söz konusu alanın Bitlis halkı tarafından tarihi ve kültürel yapılarla bütünleşik açık ve yeşil alan olarak kullanılmasının geciktirileceği ileri sürülmüş ise de; dava konusu işlemde bahsi geçmeyen ve sonradan ileri sürülen bu gerekçelerin acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenler olarak kabul edilemeyeceği, millet bahçesi projesinin hayata geçirilmesinde bulunan acelelik hali ile bu projenin hayata geçirilmesindeki kamu yararının özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulmasını ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin de açıklanmadığı görüldüğünden, dava konusu acele kamulaştırma kararı bu nedenle de hukuka uygun görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yolunda verilen temyize konu Daire kararının bozulmasına ve dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. <br> </font></p></body></html>
kamulaştırma