<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2401 E. , 2023/1814 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/2401<br>Karar No : 2023/1814 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-… <br> 2-…<br> 3-…<br>VEKİLİ : Av. …<br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-… <br> 2-… Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av…<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 26/04/2023 tarih ve E:2022/3984, K:2023/4101 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Bolu ili, Gerede ilçesi, Demirciler Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ve yapılan çalışmalar sonucunda aktif fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kaldığı tespit edilen, ekli listede kamulaştırma bilgileri gösterilen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamındaki özel mülkiyete konu taşınmazların, üzerlerindeki yapılarla birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 22/04/2022 tarih ve 31817 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/04/2022 tarih ve 5494 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, davacılara ait "Bolu ili, Gerede ilçesi, … Mahallesi, … ada … sayılı parsel"de yer alan taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 26/04/2023 tarih ve E:2022/3984, K:2023/4101 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,<br>Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin 2. fıkrası, 27. maddesi ile "Onay Mercii" başlıklı 6. maddesinin son fıkrasına yer verilerek,<br> Davaya konu taşınmazın da bulunduğu alanın 27/10/2014 tarih ve 6769 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 6306 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca riskli alan olarak belirlendiği, davalı idareler tarafından sunulan savunma dilekçesinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından yapılan mikro bölgeleme çalışmaları sonucunda, "Riskli Alan" sınırları içerisinde aktif bir fay hattı belirlendiği, belirlenen fay hattının her iki tarafında 15'er metre olmak üzere 30 metrelik bir tampon bölge oluşturulduğu, söz konusu fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kalan yerlerin "Yerleşime Uygun Olmayan Alan (UOA)" olarak belirlendiği, "Riskli Alan"ın ilanından itibaren geçen süre ve Bakanlık Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından yapılan mikro bölgeleme çalışmaları dikkate alındığında, anılan "Riskli Alan"da kentsel dönüşüm çalışmalarının Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetlen Genel Müdürlüğünce hızlandırılmasının hedeflendiği, söz konusu alana ilişkin planlama ve projelendirme çalışmalarına başlanıldığı, bu kapsamda, fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kalan ve yerleşime uygun olmayan yerlerin yeniden yapılaşmasının önüne geçilmesi amacıyla söz konusu alanda kalan özel mülkiyete tabi olan taşınmazların kamulaştırılması ihtiyacının hâsıl olduğu, bu çerçevede Bakanlık Makamının 05/05/2022 tarih ve 3360804 sayılı Olur'una istinaden 22/04/2022 tarih ve 31817 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/04/2022 tarih ve 5494 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile söz konusu yerleşime uygun olmayan alanda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildiği bilgilerine yer verildiği, <br> Dairelerinin ara kararına cevaben de, riskli alan ilanına uygun olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından onaylanmış revize 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarında davacıların taşınmazının bulunduğu alanın 285 metrekaresinin "Yerleşime Uygun Olmayan Alan (UOA)"da yol kapsamında, 30 metrekaresinin ise "Dini Tesis Alanı"nda kaldığı, anılan planlara karşı ve "Riskli Alan" ilanına karşı açılan davaların olmadığı bilgisi verildiği, işlem dosyasında yer alan 1/1500 ölçekli tahliye ve yıkım durumu haritasından da riskli alandaki yapıların çok büyük kısmının yıkıldığı, tampon bölgede kalan sadece iki adet taşınmazın tahliyesinin gerçekleşmediği, bunlardan birinin de dava konusu taşınmaz olduğunun anlaşıldığı, <br>Ayrıca, davalı idareler tarafından dava dosyasına sunulan ve İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. ... tarafından Aralık 2016 tarihinde hazırlanmış olan "Gerede İlçesi (Bolu) ve Yakın Civarının Faya Yönelik Paleosismolojik Etüd"ünde, Bolu ili, Gerede ilçesinin Kuzey Anadolu fay hattının tam üzerinde olduğuna vurgu yapılarak, "Demirciler Mahallesinde daha önce yapılan jeolojik/jeoteknik etüd raporlarındaki tespitler doğrultusunda belirlenen fay hattı etrafında oluşturulan 30 metrelik tampon zonun kendi çalışmalarıyla uyumlu olduğu, önceki çalışmalarla, anılan çalışmada elde edilen fay geometrisinin birebir uyumlu olduğu, fayın lokasyonu konusunda herhangi bir şüpheye yer bırakmadığı, Gerede ve yakın çevresindeki aktif fay hattının hassas bir şekilde belirlendiği ve daha önce hazırlanan raporlara uygun olarak 15'er metre olmak üzere 30 metrelik tampon bölgenin oluşturulduğu" hususlarının tespit edildiği, Kocaeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. ... tarafından Ocak 2023 tarihinde hazırlanmış olan "Bolu İli, Gerede İlçesi, Demirciler Mahallesi Sınırları Dahilinde Bulunan Proje Alanında Kentsel Dönüşüm Kanunu Uygulama Yönetmeliğine Göre Yapılan İncelemeler ve Tespitler Hakkında Teknik Değerlendirme Raporu"nda da, "Bolu ili, Gerede ilçesi, … Mahallesi sınırları içinde bulunan proje alanında yer alan bina stokunun can ve mal güvenliğini sağlamaktan uzak riskli binalardan oluştuğu, proje alanında uygulama bütünlüğü gözetilerek yaşayan nüfusun can güvenliğinin sağlanması için riskli yapı stokunun etkin bir şekilde ivedilikle bertarafının uygun olacağı" yönünde görüş bildirildiği, <br> Tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesinden, "Riskli Alan" olarak ilan edilen bölgede aktif fay hattı ve çevresindeki tampon bölgede kalan özel mülkiyete konu taşınmazların üzerlerindeki yapılarla birlikte kamulaştırılmasında, acelelik halinin bulunduğu, öte yandan davacıların taşınmazlarının bulunduğu parselin kesinleşmiş yürürlükteki imar planlarında, yerleşime uygun olmayan alanda yol güzergahı kapsamında ve küçük bir kısmının da dini tesis alanında kaldığı, bu nedenle 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinin ilgili hükmü uyarınca kamulaştırılabilmeleri için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına da gerek olmadığı anlaşıldığından, dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,<br>davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, davalı idarelerin acelelik hususunun ortaya konulması için sunduğu raporlar dışında savunmalarının geçerliliğini tespit edecek herhangi bir bilirkişi raporunun elde edilmediği, davalıların sunduğu raporların herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmadan doğrudan hükme esas alınmasının adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu; 6306 sayılı Kanun'daki yöntemler uygulanmadan ve usuller işletilmeden acele kamulaştırma kararı alınmasının hukuka aykırı olduğu; kararda acelelik durumunun tespitinde; dava konusu taşınmazın mevcut imar planlarında UOA ve camii alanı kapsamında kaldığı ve imar planlarına karşı dava açılmadığı, yeniden yapılaşmanın önlenmesi, alandaki taşınmazların birçoğunun yıkımının gerçekleşmiş olması, 2016 yılında alınmış paleosismolojik rapor ve 2023 tarihli alandaki yapıların riskli nitelikte olduğuna ilişkin teknik raporu gerekçe gösterilmişse de, bu gerekçelerin acelelik durumunu ortaya koymaktan uzak olduğu; dava konusu acele kamulaştırma kararı ile mülkiyet haklarına müdahalede bulunulduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacıların duruşma istemleri yerinde görülmeyerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 26/04/2023 tarih ve E:2022/3984, K:2023/4101 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3.Kesin olarak, 05/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>
kamulaştırma