<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/5251 E.  ,  2023/7335 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/5251<br>Karar No : 2023/7335 <br><br>DAVACI: S.S. … Kooperatifi<br>VEKİLİ: Av. …<br> <br>DAVALILAR : <br>1- … <br>2- … Başkanlığı - …<br>VEKİLLERİ: Av. …<br><br>DAVANIN KONUSU: Rize İli, Merkez İlçesi, … Beldesi sınırları içerisinde bulunan ve karar eki harita ile listede sınır ve koordinatları gösterilen sahalarda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların, bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 19/08/2021 tarih ve 31573 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 18/08/2021 tarih ve 4379 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Rize İli, Merkez İlçesi, … Beldesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.<br> <br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının, sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın sağlanabilmesi amacıyla alındığı; anılan karar kapsamında acele kamulaştırılmasına karar verilen dava konusu taşınmazın, 30 yıldır faaliyet gösteren ve 481 üyesi bulunan tarımsal kalkınma kooperatifi olan davacının tek malvarlığı olduğu ve bu taşınmazın, çay sezonu başlamadan önce, kooperatif üyelerinin ihtiyacı olan gübreyi satın alabilmek için banka kredisi çekilirken teminat olarak gösterildiği, taşınmaz üzerindeki binanın ise, satın alınan gübrenin depolanması, bölgede yaşayan çay üreticisi köylülerin çaylarını satmaları amaçlarıyla kullanıldığı; dava konusu acele kamulaştırma kararından sonra söz konusu binanın yıkıldığı, yerine aynı özelliklere sahip yeni bir bina yapılarak, bu binanın Yeşildere ve Merkez Mahalleleri sakinlerine, çay satma alanı olarak tahsis edildiği, dolayısıyla acele kamulaştırma kararı sonrasında taşınmazın kullanım şeklinde bir değişiklik olmadığı, fiilen çay alım evi olarak kullanılmakta olan binanın kamulaştırılarak yıkıldığı ve yerine yine aynı hizmeti veren, benzer özelliklere sahip bir başka binanın yapıldığı; acele kamulaştırma sonucunda sadece taşınmazın mülkiyetinin davacıdan, Toplu Konut İdaresi Başkanlığına (TOKİ) intikal ettirilmiş olduğu, oysa TOKİ'nin ticari amaçla kamulaştırma yapma yetkisinin bulunmadığı; bununla birlikte, anılan mahalle sakinlerinin selden önce çay alım evi olarak kullandıkları diğer binanın da selden zarar görmeyip sağlam olduğu; TOKİ'nin dava konusu parsele ilişkin olarak açmış olduğu bedel tespit ve tescil davasında sunduğu dava dilekçesinde, dava konusu parselin, Her Yıl 100 Bin Yeni Sosyal Konut Projesi kapsamında Muradiye Beldesinde yapılacak konutların inşaası amacıyla kamulaştırılmak istendiğinin belirtildiği, ancak fiili durumda dava konusu parsele konut değil çay alım evi yapıldığı; dava konusu işlemin amaç unsuru yönünden de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMASI: 2021 yılı yaz aylarında bölgede meydana gelen sel ve heyelan afetinde, büyük çaplı can ve mal kaybının meydana geldiği, bu nedenle ortaya çıkan yapılaşma ihtiyacının ivedilikle gerçekleştirilebilmesi amacıyla dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu bölgenin acele kamulaştırılmasına karar verildiği; olağan kamulaştırma usulünün uzun sürmesi, bölgedeki yapılaşma ihtiyacının aciliyeti nedeniyle acele kamulaştırma usulünün tercih edildiği; dava konusu acele kamulaştırma kararında, olayda, yaşanan olağanüstü durum ve bölgedeki ihtiyaçların ivedilikle giderilmesi, vatandaşların mağdur edilmemesi gibi üstün kamu yararının olduğunun belirtilerek, acele kamulaştırmanın gerekçelerinin açıkça ortaya konulmuş olduğu, dolayısıyla, davacının, kamu yararı kararı alınmadığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarihli, E:… D.İş, K:… sayılı kararıyla, dava konusu taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği, anılan kararda belirlenen 456.517,80 TL acele el koyma bedelinin bankaya yatırıldığı, bu anlamda davacının herhangi bir zararının bulunmadığı; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgenin sel ve heyelan afetinden etkilenmediği, bu nedenle afetzedelerin barınma ihtiyacının karşılanması için en uygun bölge olarak seçildiği; acele kamulaştırma kararı sonrasında yıktırılan ruhsatsız yapıyla yerine yapılan yapının aynı özellikte olduğu iddiasının da yerinde olmadığı, bölgenin iklim şartları ve doğal coğrafi özellikleri göz önünde bulundurularak zemine ve fenni koşullara uygun yeni bir yapılaşmanın gerçekleştirildiği ve söz konusu yapının, bölge halkının ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapıldığı; davacının, işlemin amaç unsuru yönünden hukuka uygun olmadığı yönündeki iddialarının da yerinde olmadığı; davanın reddi gerektiği savunulmuştur. <br> <br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Sel ve heyelan afetinin yarattığı olumsuz koşulların bertaraf edilmesi, afetten etkilenen bölgelerde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin teşkil edilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan yapılaşmaların sağlanmasında acelelik halinin bulunduğu tartışmasız olmakla birlikte; dava konusu taşınmazın, aynı işlemle toplu yapılaşmaya uygun olarak belirlenen alanlardan müstakil bir konumda, tek bir parsel olarak ve çay alım evi olarak kullanılmak üzere kamulaştırıldığı; bir tarımsal kalkınma kooperatifi olan davacı tarafından, acele kamulaştırma işleminden önce de taşınmazın benzer amaçlarla kullandığının belirttiği dikkate alındığında, anılan taşınmaz açısından acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının uyuşmazlığa konu parsel yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava; Rize İli, Merkez İlçesi, … Beldesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli harita ile listede sınır ve koordinatları gösterilen sahalarda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların, bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 19/08/2021 tarih ve 31573 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 18/08/2021 tarih ve 4379 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Rize İli, Merkez İlçesi, Muradiye Beldesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. <br>Anayasanın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br> Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 1. maddesinde, "Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.” hükmüne ve 6. maddesinde " ... Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından verilen kamu yararı kararlarının ayrıca onaylanması gerekmez. Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne; 27. maddesinde ise, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.<br>2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılabilecek olup, kamulaştırma yapılabilmesi için ya ilgili idare tarafından kamu yararı kararının alınması, ya da onaylı imar planı veya ilgili Bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak bir hizmet olması gerekmektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden, davalı idareler tarafından, 2021 yılı yaz aylarında ülkemizin kuzey bölgelerinde meydana gelen sel ve heyelan afeti sonucu zarar gören bölgelerde ihtiyaç duyulan yapılaşmanın bir an önce sağlanması için proje sahası olarak belirlenen bölgede yer alan uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasında kamu yararı görülmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. <br> Danıştay 6. Dairesinin 04/08/2022, 29/12/2022 ve 22/02/2023 tarihli ara kararlarıyla, davalı idarelerden ve dava dışı Muradiye Belediye Başkanlığından "dava konusu acele kamulaştırma işleminin dayanağı olan onaylı projesinin veya kamu yararı kararının ... imar planlarının bulunması halinde taşınmazın plandaki fonksiyonunun açıklanmasının ... " istenildiği, dava dışı Muradiye Belediye Başkanlığınca cevaben; uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin davalı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak Belediye Meclisine sunulan herhangi bir kararın bulunmadığı, yürürlükteki en son 1/1000 ve 1/5000 ölçekli uygulama ve nazım imar planlarında taşınmazın Belediye Hizmet Alanında kaldığı, imar planı lejantında Çay Alım Evi adıyla özel bir lejant gösterimi bulunmaması, genelde BHA ve Kamu Tesis Alanları gibi kamuyla ilgili lejant gösterimi içinde yer alması nedeniyle taşınmazda Çay Alım Evi inşasının gerçekleştirildiği, dava konusu taşınmazın "Her Yıl 100 Bin Yeni Konut Projesi" kapsamında olmadığının belirtildiği; davalı idarelerden Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca ise ara kararlarına cevaben; dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasının "Her Yıl 100 Bin Yeni Konut Projesi" ile ilgisinin bulunmadığı, kamulaştırma kararının dava konusu taşınmaz üzerinde ruhsatsız olarak yapılmış mevcut yapının bölgede afetin gerçekleştiği sürede ihtiyacı karşılamadığının görülmesi üzerine modern çay alım evi yapımı amacıyla alındığının belirtildiği ve yine ara kararına cevaben eklenen ve alındığı belirtilen 05/08/2021 tarih ve 96439 kayıt numaralı kamu yararı kararının, bölgede ihtiyaç duyulan yeni yapılaşmaların gerçekleştirileceği sahaların kamulaştırılması işlemlerinin bir an önce sonuçlandırılarak projeye ait yapılaşmaların ivedilikle sağlanması amacıyla proje sahası olarak belirlenen alanlardaki taşınmazların acele kamulaştırılmasında kamu kararı görüldüğüne, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı kararının alınmasının sağlanmasına yönelik Bakan imzalı bir karar olduğu, anılan kararın kamu yararı kararı olarak nitelendirilemeyeceği, dava konusu taşınmazın da proje kapsamında kalmadığı anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda; yaşanılan sel ve heyelan afeti sonucu yaraların acilen sarılması adına acil yapılaşmaya gidilmesi gerektiği hususu şüphe götürmemekle birlikte, 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için ya ilgili idare tarafından kamu yararı kararının alınması ya da onaylı imar planı veya ilgili Bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak bir hizmet olması gerektiğinden, gerek davalı idareler gerekse yukarıda belirtilen idare tarafından Dairenin ara kararlarına verilen cevapların incelenmesinden afetzedelerin barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla yapılacak projeye ilişkin alınmış bir kamu yararı kararının veya onaylı imar planının ve ilgili Bakanlıkça dava konusu taşınmazı da kapsayan onaylı özel plan ve projesinin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında mevzuata ve hukuka uyarlık görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenle, dava konusu 18/08/2021 tarih ve 4379 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının dava konusu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY:<br>19/08/2021 tarih ve 31573 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 18/08/2021 tarih ve 4379 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, Rize İli, Merkez İlçesi, Muradiye Beldesi sınırları içerisinde bulunan ve karar eki harita ile listede sınır ve koordinatları gösterilen sahalarda yer alan özel mülkiyete konu taşınmazların, bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. <br>Bakılan dava, söz konusu Cumhurbaşkanı Kararının Rize İli, Merkez İlçesi, … Beldesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmü yer almaktadır.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.<br>Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br>Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.<br>Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.<br>Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin başvurusu üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanlığınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı, el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı sağlamakta, tescile ilişkin karar verilmediğinden tapuda mülkiyetin el değiştirmesi sonucunu doğurmamaktadır.<br>Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır. <br>Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.<br>Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.<br> Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM; Ali Ekber Akyol ve diğerleri, 16/2/2017 tarihli, başvuru no: 2015/17451 kararı) <br>Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. <br>Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir.<br>Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. <br>Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır. <br>Dosyanın incelenmesinden; Rize İli, Muradiye Beldesinde yaşanan sel ve heyelan afeti nedeniyle, bölgede ihtiyaç duyulan yapılaşmaların gerçekleştirileceği sahaların kamulaştırılması işlemlerinin bir an önce sonuçlandırılarak gerekli yapılaşmanın ivedilikle sağlanması amacıyla, dava konusu taşınmazı da içeren bölgenin acele kamulaştırılmasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca kamu yararı görülmesi üzerine, 19/08/2021 tarih ve 31573 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 18/08/2021 tarih ve 4379 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, karar eki liste ve haritada sınır ve koordinatları gösterilen, dava konusu taşınmazı da içeren bölgenin, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarihli, E:… D. İş, K:… sayılı kararıyla acele el konulmasına karar verilen dava konusu taşınmaz için acele kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen 456.517,80 TL'nin bankaya bloke edildiği; … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı dosyası üzerinden taşınmaza ilişkin bedel tespit ve tescil davasının açıldığı; Dairemizin 29/12/2022 tarihli, E:2022/5251 sayılı ve 22/02/2023 tarihli, E:2022/5251 sayılı ara kararlarına davalı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından verilen 02/02/2023 ve 28/03/2023 tarihli cevaplarda, davacıya ait ruhsatsız yapının afet sürecinde çay alım evi ihtiyacını yeterince karşılayamadığı, yeni çay alım evine acil ihtiyaç duyulduğunun bölge yöneticileri ve sakinlerince belirtilmesi üzerine, davacı kooperatife ait ruhsatsız yapının yerine bölge ihtiyaçlarını karşılayacak, modern bir çay alım evinin yapıldığının, söz konusu yapının imar planında "Belediye Hizmet Alanı" olarak belirlendiğinin ve dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasının 100 Bin Yeni Konut Projesi ile ilgisinin bulunmadığının belirtildiği; Dairemizin 22/02/2023 tarihli, E:2022/5251 sayılı ara kararına, dava dışı Muradiye Belediye Başkanlığı tarafından verilen 31/03/2023 tarihli cevapta ise, dava konusu parselin yürürlükteki en son 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ile 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında "Belediye Hizmet Alanı" olarak gösterildiğinin belirtildiği görülmüştür.<br>Dava konusu işlemle gerçekleştirilmesi planlanan yapılaşma, bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ortaya çıkan ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Söz konusu afetin yarattığı olumsuz koşulların bertaraf edilmesi, afetten etkilenen bölgelerde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin teşkil edilmesi için ihtiyaç duyulan yapılaşmaların sağlanmasında kamu yararının ve acele kamulaştırma kararı verilmesinin koşullarından olan acelelik halinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.<br>Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından, çay alım evi inşasının TOKİ'nin görev ve yetkileri arasında bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, yukarıda yer verilen Toplu Konut Kanunu hükümlerinde, doğal afet meydana gelen bölgelerde gerek görüldüğü takdirde konut ve sosyal donatıları alt yapıları ile birlikte inşaa etmenin, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının görevleri arasında düzenlendiği ve olayda, sel ve heyelan afetinin yaşandığı Rize İlinin kendine özgü coğrafi özellikleri dolayısıyla bölgede yaygın şekilde çay tarımıyla uğraşıldığı göz önünde bulundurulduğunda, afetten etkilenen bölgede geçimini çay tarımıyla sağlayan yöre halkı açısından, Rize'de yaygın olarak kurulduğu bilinen, çay alım-satım işlemlerinin gerçekleştirildiği çay alım evlerinin inşa edilmesinin, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında belirtilen "bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşma" kapsamında değerlendirilebileceği ve anılan karar doğrultusunda, afet bölgelerinde konut ve sosyal donatıları alt yapıları ile birlikte inşa etmekle görevli olan TOKİ tarafından, afetzedelerin ihtiyaç duyduğu konutların yanı sıra, çay alım evlerinin de inşa edilebileceği sonucuna ulaşıldığından, söz konusu iddiaya itibar edilmemiştir.<br> Bu durumda; davacının taşınmazının, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının eki kamulaştırma haritası ile koordinat listesi kapsamında olduğu ve bölgede yaşanan sel ve heyelan afeti nedeniyle ortaya çıkan yapılaşma ihtiyacının giderilmesinde acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, anılan Kararın davacının taşınmazına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. <br><br><br>(X)KARŞI OY : 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekmektedir.<br> Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve acele kamulaştırma usulünün tercih edilmesindeki kamu yararının, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, bir diğer deyişle aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. <br> Dosyanın incelenmesinden; üyeleri bölgede yaşayan çay üreticilerinden oluşan bir tarımsal kalkınma kooperatifi olan davacı tarafından, dava konusu taşınmazın, çay tarımına ilişkin çeşitli faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi amaçlarıyla kullanıldığının belirtildiği; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının Rize İli, Merkez İlçe, Muradiye Beldesi sınırları içerisinde bulunan özel mülkiyete konu taşınmazların, bölgede meydana gelen sel ve heyelan afeti nedeniyle ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla, TOKİ tarafından acele kamulaştırılmaları için tesis edildiği; davalı idareler tarafından sunulan ve 29/09/2022 tarihinde Danıştay kayıtlarına giren savunma dilekçesinde, davaya konu taşınmazın, afetzedelerin barınma ihtiyacının karşılanması için en uygun bölge olarak değerlendirilmesi sebebiyle kamulaştırıldığının belirtildiği; acele kamulaştırılmasına karar verilen diğer taşınmazların kuzey ve güney kesimde, toplu yapılaşmaya uygun surette iki geniş alan üzerinde belirlendiği, dava konusu parselin ise, her iki bölgeye de uzak, bu bölgelerden bağımsız bir konumda ve tek bir parsel olarak kamulaştırıldığı; bununla birlikte, dava konusu taşınmazın, afetzedelerin barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla konut olarak kullanılmak üzere değil, çay alım evi olarak kullanılmak üzere inşa ve tahsis edildiği anlaşılmıştır.<br> Sel ve heyelan afetinin yarattığı olumsuz koşulların bertaraf edilmesi, afetten etkilenen bölgelerde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun,<br> sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin teşkil edilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan yapılaşmaların sağlanmasında acelelik halinin bulunduğu tartışmasız olmakla birlikte; dava konusu taşınmazın, aynı işlemle toplu yapılaşmaya uygun olarak belirlenen alanlardan müstakil bir konumda, tek bir parsel olarak ve çay alım evi olarak kullanılmak üzere kamulaştırıldığı; bir tarımsal kalkınma kooperatifi olan davacı tarafından, kamulaştırma işleminden önce de taşınmazın benzer amaçlarla kullandığının belirtildiği dikkate alındığında; uyuşmazlıkta, anılan taşınmazın kamulaştırılması açısından, acelelik halinin gerekçelerinin ve acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun açıkça ortaya konulamadığı; başka bir anlatımla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında, davacıya ait taşınmaz açısından acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, anılan kararın uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, Dairemiz kararına katılmıyoruz. </font></p></body></html>

kamulaştırma