<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/3217 E.  ,  2023/7372 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/3217<br>Karar No : 2023/7372 <br><br>DAVACI : …<br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ..., Av. ..., Av. ... <br><br>DAVALILAR : 1- … - ANKARA<br> 2- … Genel Müdürlüğü <br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ..., Av. ..., ... <br><br>MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA): ... Madencilik Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : Denizli İli, Tavas İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın, Denizli İli, Tavas İlçesinde S:..., S:... ve S:... numaralı IV. Grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davaya konu taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Acele kamulaştırmanın istisnai bir yöntem olduğu, aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerektiği, davaya konu işlem ile yapılan kamulaştırmaların aceleliğinden bahsedilemeyeceği, acele kamulaştırma yönteminin hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını zedeleyecek ölçüde geniş yorumlanamayacağı, bir yerleşim yerinin kökten kaybolmasının ve buradaki sosyal ve ekonomik varlığın yok olmasının karşısında ölçülülük, orantılılık ve kamu yararından söz edilemeyeceği, mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin orantısız olduğu, projenin çevresel olarak haklarını muhtel edeceği, projeye konu alanın planlama açısından oldukça sakıncalı bir alanda olduğu, alanın etrafında çok sayıda sit alanı bulunduğu, işletmenin hava kirliliğine sebep olacağı, flora ve kültürel vejetasyona olumsuz etki edeceği, acele kamulaştırmadan beklenen üstün kamu yararı ve mülkiyet hakkına yönelen müdahalenin üstünlüğü ortaya çıkmadığı belirtilerek, dava konusu kararın, davaya konu taşınmazlar yönünden iptali istenilmiştir.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMALARI: Kömür üretimi yapılacak bölgede yaklaşık 7.500.000 ton üretilebilir kömür rezervinin tespit edildiği, rezervin tamamının kamulaştırma talep edilen parsellerin altında kaldığı, üretimlerin yapılabilmesi için bu alanlardan başka alternatif olmadığı, üretilecek kömürün Ülkemizin elektrik ihtiyacının yaklaşık %1’ini karşılayan Yatağan Termik Santralinde kullanılacağı ve Ülkemizin elektrik arz güvenliği için baz yük santrali olarak faaliyetine devam etmesi gerektiği, parsellerin tamamına yakınının tarla vasfında olduğu, işlemin acele kamulaştırma kriterleri çerçevesinde gerçekleştirildiği, kamu yararının madencilik faaliyetlerinin yapılmasını gerektirdiği, Ülkemizin enerji açığı değerlendirildiğinde acelelik halinin bulunduğunun tartışmasız olduğu, davacının talebinin yerindelik denetimine girdiği, çevreye ilişkin iddiaların ÇED kararına ilişkin olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>MÜDAHİLİN SAVUNMASI: Davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davaya konu olayda maden üretimine devam edilebilmesi amacıyla acele kamulaştırma yapılmasının taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığından acelecilik halinin gerçekleşmediği sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …İN DÜŞÜNCESİ : Denizli İli, Tavas İlçesinde S:..., S:... ve S:... numaralı IV. Grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Denizli İli, Tavas İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.<br>Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.<br>Anayasa’nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur.<br>Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.<br> Öte yandan Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.<br>Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el" konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir.<br>Dolayısıyla acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir.<br>Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, üstün kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir.<br>Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.<br>Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.<br>Uyuşmazlıkta, davalı idareler tarafından ekonomik kalkınmaya fayda sağlanması, istihdamın sağlanması, devlet gelirlerinin artması, madencilik faaliyetlerinin devamının sağlanması amacıyla taşınmazın kamulaştırılması işleminde, acele kamulaştırma kararının alındığı belirtilmiş, ancak kamu yararının olağan kamulaştırma yoluyla zamanında gerçekleştirilememesi durumunun ve tarım arazisi olan taşınmazın bir an önce kullanılması zorunluluğunun doğduğu, dolayısıyla acelelik halinin bulunduğu ortaya konulamamış olduğundan, kamulaştırma şartları bulunsa dahi acelelik halinin bulunmadığı açıktır.<br>Açıklanan nedenlerle, acele kamulaştırmayı gerektiren koşulların bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından hukuka aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlemin iptalinin gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 05/07/2023 tarihinde, davacı vekilleri Av. ..., Av. ..., Av. ... ve Av. ...'ın, davalı idareler vekilleri Av. ..., Av. ..., Av. ... ve ...'ın ve müdahil vekili Av. …'nun geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Aynı gün verilen Dairemizin 05/07/2023 tarihli, E:2022/3217 sayılı ara kararı üzerine, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten sonra ve dosyada verilen yanıtlar, bilgi ve belgeler ile diğer belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY :<br> … tarih ve … sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı oluru ile, kamu kararı yararı alınmış ve 24942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma için Cumhurbaşkanı Kararı alınmasına karar verilmiştir.<br>Denizli İli, Tavas İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın, Denizli İli, Tavas İlçesinde S:..., S:... ve S:... numaralı IV. Grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davaya konu taşınmaz yönünden iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br>… tarih ve … sayılı Denizli Valiliği İl Toprak Koruma Kurulu kararı ile, acele kamulaştırma kapsamındaki taşınmazların toplam alanı olan 375,2109 hektar alanın tamamına yönelik tarım dışı kullanım uygunluğuna karar verilmiş ve … tarih ve … sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemi ile, alanın 123,5071 hektarlık kısmı için tarım dışı kullanım izni verilmiştir.<br> … tarih ve … sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemi ile, daha önce izin verilen 123,5071 hektarlık alana ilave olarak 102,1668 hektarlık alan için tarım dışı kullanım izni verilmiştir.<br> Duruşmanın yapılmasından sonra Dairemizin 05/07/2023 tarihli, E:2022/3217 sayılı ara kararıyla; "DAVALI … GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN ve DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL ... MADENCİLİK ENERJİ SAN. VE TİC. A.Ş.'DEN;<br>1-Davaya konu alana ilişkin verilmiş bulunan tarım dışı kullanım izinleri kapsamı dışında kalan 149,537 hektarlık kısım için Bakanlık tarafından verilmiş tarım dışı kullanım izni olup olmadığı, bu hususta Bakanlık nezdinde yürütülmekte olan bir çalışma bulunup bulunmadığı hususlarının sorulmasına, varsa söz konusu izne ilişkin Bakanlık Olur işleminin onaylı suretinin dosyaya ibrazının istenilmesine, <br> 2-Davalı idareler yanında müdahil tarafından dosyaya ibraz edilen … tarih ve … sayılı Denizli Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazısında belirtilen, daha önce izin verilen 123,5071 hektarlık alana ilave olarak 102,1668 hektarlık alanın da Bakanlık tarafından tarım dışı kullanımının uygun görüldüğüne ilişkin Bakanlık Olur işleminin onaylı suretinin (varsa ekleri ile birlikte) dosyaya ibrazının istenilmesine,<br>3-Alanın 123,5071 hektarlık kısmı için verilen …. tarih ve … sayılı Bakanlık Oluru işlemi ekindeki belgelerin dosyaya ibrazının istenilmesine,<br>4- Davaya konu parsellerin tarım dışı kullanım izni verilen (123,5071 hektarlık kısım ve 102,1668 hektarlık kısım) alanlar kapsamında kalıp kalmadığının açıklanmasının (Davalı idareler yanında müdahil tarafından dosyaya sunulan tarım dışı kullanım izinlerine ilişkin belgeler ekinde bulunan toprak koruma projelerinde yeterli veri bulunmaması sebebiyle) bu hususa ilişkin belgelerin, tarım dışı kullanım izni verilen sahalarda bulunan parsellerin liste halinde (alanda yapılan kadastro çalışmaları sebebiyle eski ve yeni parsel numaraları da belirtilmek suretiyle) sunulmasının istenilmesine,<br>… VALİLİĞİ'NDEN;<br>Uyuşmazlığa konu alana ilişkin, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 13. maddesinin 2. fıkrası uyarınca (alanda mutlak ve dikili tarım arazileri dışında marjinal tarım arazileri de olması sebebiyle) marjinal tarım arazileri yönünden idareleri tarafından tarım dışı kullanım için yapılan bir tahsis bulunup bulunmadığının sorulmasına, varsa tahsis işleminin onaylı suretinin ve tahsis kapsamındaki parsellerin liste halinde bildirilmesinin istenilmesine," karar verilmiştir.<br> Dairemizin 05/07/2023 tarihli, E:2022/3217 sayılı ara kararına, davalı … Genel Müdürlüğü tarafından 149,537 hektarlık alan için tarım dışı kullanım izni verildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, kadastro yenilemesi ile güncelleme sonrasında acele kamulaştırma projesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, yeni parsel büyüklüklerine göre kamulaştırma sınır haritasında değişiklik yapılmadığı yönünde cevap verilmiştir. Ara kararı ekinde gönderilen belgelerin incelenmesinden, davaya konu taşınmaza yönelik verilmiş tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı anlaşılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br> 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde: ''Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;<br>a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,<br>b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,<br>c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,<br>ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,<br>d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,<br>e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,<br>f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,<br>g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,<br>İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.<br>Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir.<br>Tarımsal amaçlı yapılar için, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisi valilik izni ile kullanılır.<br>(Ek fıkra: 28/10/2020-7255/21 md.) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Ancak yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlarda yeniden izin şartı aranmaz.<br>Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında izin alan işletmeciler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler.<br>Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.<br>Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımına dair uygulamaların usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir.'' hükmü yer almaktadır.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.<br> Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br> Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. <br> Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.<br> Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.<br> Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.<br> 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmış, bu bağlamda; tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması ve sayma suretiyle belirtilen şartların bulunması durumunda; arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür.<br>Dosyanın incelenmesinden; davalı idareler tarafından, IV. grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için belirlenen taşınmazlar için kamu yararı kararı alındığı belirtilmiş ise de, Dairemizin 05/07/2023 tarihli ara kararına verilen yanıtlardan uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik verilmiş tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı anlaşılmaktadır. <br> Bu durumda; tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına, yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olup, uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik verilmiş tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı anlaşıldığından, tarım dışı amaçla kullanım izni alınmaksızın tesis edilen acele kamulaştırma kararının uyuşmazlık konusu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.<br> Öte yandan; Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabilmesi mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemelerin öncelikle kamu yararına dayanması gerekmekte, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu nedenle de taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunması halinde, tarım dışı kullanımı gerektiren bir amaç için yapılan kamulaştırmalarda, 5403 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamış olması, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabileceği yolundaki anayasal hükme de aykırı olacaktır.<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 57. maddesinde, davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması; ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri; davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukukî sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hâlleri, birden çok kişinin birlikte dava açabilecekleri gibi, aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği ihtiyari dava arkadaşlığı olarak hükme bağlanmıştır.<br>21/09/2023 tarih ve 32316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesinde, "İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk on dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk elli dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda ilk yüz dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." kuralına yer verilmiştir.<br>Dava konusu 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle, aynı davacı vekili tarafından Dairemizde toplam 31 ayrı dava açıldığı, dolayısıyla söz konusu davaların seri dava niteliğinde olduğu dikkate alındığında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesi uyarınca toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin % 50’si oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinden ve anılan 31 dosyanın duruşmaları aynı gün yapıldığından, uyuşmazlıkta avukatlık ücretinin % 50’si oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> Dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının İPTALİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, …TL yargılama giderinin davalı idareler yanında müdahil üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22. maddesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen avukatlık ücretinin % 50’si olan …-TL davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,<br>4.Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/10/2023 tarihinde esas yönünden oybirliğiyle, gerekçe yönünden oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br> (X) KARŞI OY:<br> 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.<br> Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. <br> Bu durumda, üretilecek kömürün elektrik üretimi için Yatağan Termik Santralinde kullanılacağı gerekçesiyle maden üretimine devam edilebilmesi amacıyla acele kamulaştırma yapılmasının taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı, başka bir anlatımla dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, Dairemiz kararına gerekçe yönünden katılmıyorum. </font></p></body></html>

kamulaştırma