<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/3209 E. , 2023/7364 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/3209<br>Karar No : 2023/7364 <br><br>DAVACI : …<br>VEKİLLERİ : Av. …, Av. …, Av. …, Av. …<br><br>DAVALILAR : 1- … - ANKARA<br> 2- … Genel Müdürlüğü - …<br>VEKİLLERİ : Av. …, Av. …, Av. …, …<br><br>MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA) : … Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : Denizli İli, Tavas İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazın, Denizli İli, Tavas İlçesinde S:…, S:… ve S:… numaralı IV. Grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davaya konu taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Acele kamulaştırmanın istisnai bir yöntem olduğu, aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerektiği, davaya konu işlem ile yapılan kamulaştırmaların aceleliğinden bahsedilemeyeceği, acele kamulaştırma yönteminin hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını zedeleyecek ölçüde geniş yorumlanamayacağı, bir yerleşim yerinin kökten kaybolmasının ve buradaki sosyal ve ekonomik varlığın yok olmasının karşısında ölçülülük, orantılılık ve kamu yararından söz edilemeyeceği, mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin orantısız olduğu, projenin çevresel olarak haklarını muhtel edeceği, projeye konu alanın planlama açısından oldukça sakıncalı bir alanda olduğu, alanın etrafında çok sayıda sit alanı bulunduğu, işletmenin hava kirliliğine sebep olacağı, flora ve kültürel vejetasyona olumsuz etki edeceği, acele kamulaştırmadan beklenen üstün kamu yararı ve mülkiyet hakkına yönelen müdahalenin üstünlüğü ortaya çıkmadığı belirtilerek, dava konusu kararın, davaya konu taşınmazlar yönünden iptali istenilmiştir.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMALARI: Kömür üretimi yapılacak bölgede yaklaşık 7.500.000 ton üretilebilir kömür rezervinin tespit edildiği, rezervin tamamının kamulaştırma talep edilen parsellerin altında kaldığı, üretimlerin yapılabilmesi için bu alanlardan başka alternatif olmadığı, üretilecek kömürün Ülkemizin elektrik ihtiyacının yaklaşık %1’ini karşılayan Yatağan Termik Santralinde kullanılacağı ve Ülkemizin elektrik arz güvenliği için baz yük santrali olarak faaliyetine devam etmesi gerektiği, parsellerin tamamına yakınının tarla vasfında olduğu, işlemin acele kamulaştırma kriterleri çerçevesinde gerçekleştirildiği, kamu yararının madencilik faaliyetlerinin yapılmasını gerektirdiği, Ülkemizin enerji açığı değerlendirildiğinde acelelik halinin bulunduğunun tartışmasız olduğu, davacının talebinin yerindelik denetimine girdiği, çevreye ilişkin iddiaların ÇED kararına ilişkin olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>MÜDAHİLİN SAVUNMASI: Davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davaya konu olayda maden üretimine devam edilebilmesi amacıyla acele kamulaştırma yapılmasının taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığından acelecilik halinin gerçekleşmediği sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI AYLİN BAYRAM'IN DÜŞÜNCESİ: <br> Dava, Denizli İli, Tavas İlçesinde S:…, S:… ve S:… numaralı IV. Grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/01/2022 günlü, 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 günlü, 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Denizli İli, Tavas İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br>Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır.Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.<br>Anayasanın 168.maddesinde; "Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir." hükmü yer almaktadır.<br> 3213 sayılı Maden Kanununun 46. maddesinde, işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılacağı, kamulaştırma işlemlerinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılacağı, bu husustaki masraflar ve kamulaştırma bedelinin işletme ruhsatı sahibi tarafından ödeneceği, kamulaştırılan taşınmazın, tapuya Hazine adına tescil edilip ruhsat hukuku devam ettiği sürece madencilik faaliyetlerinde kullanılmak üzere ruhsat sahibi adına tahsis edileceği hükme bağlanmıştır.<br> Anılan hükümle işletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın kamulaştırılabileceği öngörülmüş olduğundan, bu hükme dayanılarak yapılacak olan kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açıktır.<br> Buna göre, 3213 sayılı Yasa uyarınca işletme ruhsatı bulunan sahalarda faaliyetin devamı için ihtiyaç bulunması halinin, özel mülkiyete konu taşınmazların acele kamulaştırılmasında yeterli olmaması nedeniyle, öncelikle anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için acele kamulaştırma prosedürünün uygulanabilme koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir.<br>5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde, mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla, ilgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebileceği, Bakanlığın bu yetkisini valiliklere devredebileceği, mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazilerinin; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebileceği hükme bağlanmıştır.<br>3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 17. maddesinin 1. fıkrasında: "Devlet; zeytinciliğin ıslahı, yeni zeytin dikim alanlarının tespiti, zeytin dikim ve yetiştirilmesinin teşviki ile verimin artırılması, hastalık ve zararlılarla mücadele ile ürün elde etmekte masrafları azaltıcı araç ve gereçlerin imal ve ithalinde gerekli kolaylıkları sağlar."; 20. maddesinde: "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının iznine bağlıdır. Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının %10’unu geçemez. Bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabidir. Bu iznin verilmesinde, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınır. Bu hâlde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemez ve sökülemez. İzinsiz kesenler veya sökenlere ağaç başına altmış Türk Lirası idarî para cezası verilir." kuralı bulunmaktadır.<br>Dosyanın incelenmesinden; Denizli İli, Tavas İlçesi sınırlarında IV. grup maden (linyit-açık işletme) işletme ruhsatlı sahalarda yapılacak faaliyetlere yönelik olarak, müdahil şirket tarafından yapılan başvuru ile aralarında uyuşmazlığa konu marjinal tarım arazisi vasfındaki taşınmazın da yer aldığı 564 adet taşınmaz için acele kamulaştırma kararı ve 5403 sayılı Yasa uyarınca kamu yararı kararı verilmesinin istenilmesi üzerine, Bakanlık makamından alınan 16/12/2021 tarihli olura dayanılarak dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı, alanın marjinal tarım arazisi, mutlak tarım arazisi ve dikili tarım arazilerinden oluşması nedeniyle 5403 sayılı Yasa uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin dava konusu işlemden önce alınmamış olduğu, ancak davanın devamı sırasında İl Toprak Koruma Kurulunun … günlü, … nolu kararı ile tarım dışı kullanımın uygun bulunduğu, … günlü, … sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı oluru ile de uyuşmazlık konusu taşınmazın da içinde yer aldığı tarım alanlarının 5403 sayılı Kanunun 13. maddesi gereği talep edilen "IV.Grup Maden( Linyit-Açık İşletme)" amacı doğrultusunda kullanılmak üzere izin verildiği, projeye ilişkin olarak ÇED sürecinin devam ettiği, dosyaya ekli tapu kaydından, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … günlü, … D.İş sayılı kararı ile uyuşmazlığa konu taşınmaza el konulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Dosyaya ekli 11/04/2023 tarihli tarım dışı kullanım izninin incelenmesinden, iznin 375,2109 hektar arazinin 123,5071 hektarlık kısmı üzerindeki kullanım talebi için bu miktar üzerinden verildiği, ancak il toprak koruma kurulu kararının 375,2109 hektar alanın tamamına yönelik olduğu ve acele kamulaştırma kararının da bu alanın bütününü kapsadığı, izin talebine yönelik yazılardan, talebin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmesi için Bitkisel Üretimi Geliştirme Genel Müdürlüğüne görüş sorulduğunun anlaşılmasına karşın, dosyada bu yöndeki görüşün bulunmadığı, müdahil tarafından zeytinlikler için Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden gerekli izinlerin alındığının belirtildiği, ayrıca dava konusu işlemden sonra alanda yapılan kadastro yenileme çalışmaları kapsamında taşınmazların parsel sayı ve numaraları ile alan büyüklüklerinin değişmiş olması nedeniyle bu durumun kamulaştırma işlemini ve dayanağı olan projeyi etkileyip etkilemediğinin davalı idareler tarafından açıklanmadığı anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu bölgenin tarım arazisi olması yanında zeytinlik vasfında taşınmazların da bulunduğu, düşünce verildiği tarih itibariyle dosyadaki bilgi ve belgelerden, bu alanların 3573 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediğinin anlaşılamadığı, tarım dışı kullanım izni verilen arazi miktarındaki farklılığın nedenlerinin açıklanmadığı, ÇED sürecinin de henüz sonuçlanmamış olduğu gözönünde bulundurulduğunda, belirtilen hususlar tamamlanmaksızın alınan acele kamulaştırma kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.<br>Diğer taraftan, davalı idarelerin savunmalarında, sahada üretilecek kömürün Yatağan Termik Santralinde kullanılacağı, yerli kömürün kullanılması nedeniyle ülke ekonomisine pozitif etki edeceği, ülkenin elektrik arz güvenliği için baz yük santrali olarak faaliyetlerine devam etmesi gerektiği belirtilmişse de; ülkenin doğal kaynaklarından olan madenlerin işletilmesinin ve bu amaçla gerekli olan taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu tartışmasız olmakla birlikte, olayda, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konmadığı, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin, acelelik halinin, üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin açıklanmadığı görüldüğünden, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında 2942 sayılı Yasa'nın 27. maddesinin amacına, uygulanma koşullarına ve hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle, dava konusu 13/01/2022 günlü, 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 05/07/2023 tarihinde, davacı vekilleri Av. …, Av. …, Av. … ve Av. …'ın, davalı idareler vekilleri Av. …, Av. …, Av. … ve …'ın ve müdahil vekili Av. …'nun geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Aynı gün verilen Dairemizin 05/07/2023 tarihli, E:2022/3209 sayılı ara kararı üzerine, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten sonra ve dosyada verilen yanıtlar, bilgi ve belgeler ile diğer belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY :<br> 16/12/2021 tarih ve 99 sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı oluru ile, kamu yararı kararı alınmış ve 24942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma için Cumhurbaşkanı Kararı alınmasına karar verilmiştir.<br>Denizli İli, Tavas İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazın, Denizli İli, Tavas İlçesinde S:…, S:… ve S:… numaralı IV. Grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davaya konu taşınmaz yönünden iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br>17/11/2022 tarih ve 2022/125 sayılı Denizli Valiliği İl Toprak Koruma Kurulu kararı ile, acele kamulaştırma kapsamındaki taşınmazların toplam alanı olan 375,2109 hektar alanın tamamına yönelik tarım dışı kullanım uygunluğuna karar verilmiş ve … tarih ve … sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemi ile, alanın 123,5071 hektarlık kısmı için tarım dışı kullanım izni verilmiştir.<br> … tarih ve … sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemi ile, daha önce izin verilen 123,5071 hektarlık alana ilave olarak 102,1668 hektarlık alan için tarım dışı kullanım izni verilmiştir.<br> Duruşmanın yapılmasından sonra Dairemizin 05/07/2023 tarihli, E:2022/3209 sayılı ara kararıyla; "DAVALI MADEN VE ... GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN ve DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL ... MADENCİLİK ENERJİ SAN. VE TİC. A.Ş.'DEN;<br>1-Davaya konu alana ilişkin verilmiş bulunan tarım dışı kullanım izinleri kapsamı dışında kalan 149,537 hektarlık kısım için Bakanlık tarafından verilmiş tarım dışı kullanım izni olup olmadığı, bu hususta Bakanlık nezdinde yürütülmekte olan bir çalışma bulunup bulunmadığı hususlarının sorulmasına, varsa söz konusu izne ilişkin Bakanlık Olur işleminin onaylı suretinin dosyaya ibrazının istenilmesine, <br> 2-Davalı idareler yanında müdahil tarafından dosyaya ibraz edilen … tarih ve … sayılı Denizli Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazısında belirtilen, daha önce izin verilen 123,5071 hektarlık alana ilave olarak 102,1668 hektarlık alanın da Bakanlık tarafından tarım dışı kullanımının uygun görüldüğüne ilişkin Bakanlık Olur işleminin onaylı suretinin (varsa ekleri ile birlikte) dosyaya ibrazının istenilmesine,<br>3-Alanın 123,5071 hektarlık kısmı için verilen … tarih ve … sayılı Bakanlık Oluru işlemi ekindeki belgelerin dosyaya ibrazının istenilmesine,<br>4- Davaya konu parsellerin tarım dışı kullanım izni verilen (123,5071 hektarlık kısım ve 102,1668 hektarlık kısım) alanlar kapsamında kalıp kalmadığının açıklanmasının (Davalı idareler yanında müdahil tarafından dosyaya sunulan tarım dışı kullanım izinlerine ilişkin belgeler ekinde bulunan toprak koruma projelerinde yeterli veri bulunmaması sebebiyle) bu hususa ilişkin belgelerin, tarım dışı kullanım izni verilen sahalarda bulunan parsellerin liste halinde (alanda yapılan kadastro çalışmaları sebebiyle eski ve yeni parsel numaraları da belirtilmek suretiyle) sunulmasının istenilmesine,<br><br>… VALİLİĞİ'NDEN;<br>Uyuşmazlığa konu alana ilişkin, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 13. maddesinin 2. fıkrası uyarınca (alanda mutlak ve dikili tarım arazileri dışında marjinal tarım arazileri de olması sebebiyle) marjinal tarım arazileri yönünden idareleri tarafından tarım dışı kullanım için yapılan bir tahsis bulunup bulunmadığının sorulmasına, varsa tahsis işleminin onaylı suretinin ve tahsis kapsamındaki parsellerin liste halinde bildirilmesinin istenilmesine," karar verilmiştir.<br> Dairemizin 05/07/2023 tarihli, E:2022/3209 ara kararına, davalı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 149,537 hektarlık alan için tarım dışı kullanım izni verildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, kadastro yenilemesi ile güncelleme sonrasında acele kamulaştırma projesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, yeni parsel büyüklüklerine göre kamulaştırma sınır haritasında değişiklik yapılmadığı yönünde cevap verilmiştir. Ara kararı ekinde gönderilen belgelerin incelenmesinden, davaya konu taşınmazın tarım dışı amaçla kullanılmasına izin verildiği anlaşılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br> 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde: ''Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;<br>a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,<br>b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,<br>c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,<br>ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,<br>d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,<br>e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,<br>f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,<br>g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,<br>İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.<br>Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir.<br>Tarımsal amaçlı yapılar için, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisi valilik izni ile kullanılır.<br>(Ek fıkra: 28/10/2020-7255/21 md.) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Ancak yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlarda yeniden izin şartı aranmaz.<br>Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında izin alan işletmeciler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler.<br>Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.<br>Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımına dair uygulamaların usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir.'' hükmü yer almaktadır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.<br> Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br> Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. <br> Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.<br> Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.<br> Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.<br>Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.<br>Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.<br>Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden; 16/12/2021 tarih ve 99 sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı oluru ile, kamu yararının, sonrasında, davaya konu acele kamulaştırmaya ilişkin 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının alındığı, Dairemizin 05/07/2023 tarihli ara kararına verilen yanıtlardan marjinal tarım arazisi vasfında olan davaya konu taşınmaz için 02/06/2023 tarih ve 9889451 sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemi ile tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda; ülkemizin başta elektrik enerjisi olmak üzere, enerji arzına olan ihtiyaç durumu ve üretilecek kömürün elektrik üretimi için Yatağan Termik Santralinde kullanılacağı ve Ülkemizin elektrik arz güvenliği için baz yük santrali olarak faaliyetine devam etmesi gerektiği, üretimin yapılabilmesi için bu alanlardan başka alternatif olmadığı, Ülkemizin enerji açığının azaltılmasına katkı sağlayacağı dikkate alındığında, enerji ihtiyacının acil nitelikte olduğu sabit olmakla birlikte, kamu yararının varlığı da açık olduğundan, somut olayda acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, davaya konu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Öte yandan, tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olan uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin davaya konu acele kamulaştırma kararı öncesinde alınmış tarım dışı kullanım izni bulunmasa da, davaya konu 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı kararından sonra, uyuşmazlığa konu taşınmaz için Tarım ve Orman Bakanlığınca tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşıldığından, bu izin ile bu husustaki hukuka aykırılık halinin ortadan kalktığı ve söz konusu iznin dava konusu karardan daha sonra verilmiş olmasının, davaya konu kararın iptalini gerektirir bir husus olmadığı sonucuna varılmıştır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 57. maddesinde, davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması; ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri; davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukukî sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hâlleri, birden çok kişinin birlikte dava açabilecekleri gibi, aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği ihtiyari dava arkadaşlığı olarak hükme bağlanmıştır.<br>21/09/2023 tarih ve 32316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesinde, "İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk on dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk elli dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda ilk yüz dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." kuralına yer verilmiştir.<br>Dava konusu 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle, aynı davacı vekili tarafından Dairemizde toplam 31 ayrı dava açıldığı, dolayısıyla söz konusu davaların seri dava niteliğinde olduğu dikkate alındığında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesi uyarınca toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin % 50’si oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinden ve anılan 31 dosyanın duruşmaları aynı gün yapıldığından, uyuşmazlıkta avukatlık ücretinin % 50’si oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.DAVANIN REDDİNE,<br>2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen, davacı tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak müdahile verilmesine,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22. maddesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen avukatlık ücretinin % 50’si olan …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalı idarelere verilmesine,<br>4.Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY:<br> 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.<br> Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. <br> Bu durumda, üretilecek kömürün elektrik üretimi için Yatağan Termik Santralinde kullanılacağı gerekçesiyle maden üretimine devam edilebilmesi amacıyla acele kamulaştırma yapılmasının taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı, başka bir anlatımla dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, Dairemiz kararına katılmıyorum. </font></p></body></html>
kamulaştırma