<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/3146 E. , 2023/7352 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/3146<br>Karar No : 2023/7352 <br><br>DAVACI : ... <br>VEKİLLERİ : ...<br><br>DAVALILAR : 1- ... <br> 2- ... Genel Müdürlüğü<br>VEKİLLERİ : ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA): ... Madencilik Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Denizli İli, Tavas İlçesi, ... Mahallesi, ..., ... , ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların, Denizli İli, Tavas İlçesinde S:..., S:...ve S:... numaralı IV. Grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davaya konu taşınmazlar yönünden iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Acele kamulaştırmanın istisnai bir yöntem olduğu, aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerektiği, davaya konu işlem ile yapılan kamulaştırmaların aceleliğinden bahsedilemeyeceği, acele kamulaştırma yönteminin hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını zedeleyecek ölçüde geniş yorumlanamayacağı, bir yerleşim yerinin kökten kaybolmasının ve buradaki sosyal ve ekonomik varlığın yok olmasının karşısında ölçülülük, orantılılık ve kamu yararından söz edilemeyeceği, mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin orantısız olduğu, projenin çevresel olarak haklarını muhtel edeceği, projeye konu alanın planlama açısından oldukça sakıncalı bir alanda olduğu, alanın etrafında çok sayıda sit alanı bulunduğu, işletmenin hava kirliliğine sebep olacağı, flora ve kültürel vejetasyona olumsuz etki edeceği, acele kamulaştırmadan beklenen üstün kamu yararı ve mülkiyet hakkına yönelen müdahalenin üstünlüğü ortaya çıkmadığı belirtilerek, dava konusu kararın, davaya konu taşınmazlar yönünden iptali istenilmiştir.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMALARI: Kömür üretimi yapılacak bölgede yaklaşık 7.500.000 ton üretilebilir kömür rezervinin tespit edildiği, rezervin tamamının kamulaştırma talep edilen parsellerin altında kaldığı, üretimlerin yapılabilmesi için bu alanlardan başka alternatif olmadığı, üretilecek kömürün Ülkemizin elektrik ihtiyacının yaklaşık %1’ini karşılayan Yatağan Termik Santralinde kullanılacağı ve Ülkemizin elektrik arz güvenliği için baz yük santrali olarak faaliyetine devam etmesi gerektiği, parsellerin tamamına yakınının tarla vasfında olduğu, işlemin acele kamulaştırma kriterleri çerçevesinde gerçekleştirildiği, kamu yararının madencilik faaliyetlerinin yapılmasını gerektirdiği, Ülkemizin enerji açığı değerlendirildiğinde acelelik halinin bulunduğunun tartışmasız olduğu, davacının talebinin yerindelik denetimine girdiği, çevreye ilişkin iddiaların ÇED kararına ilişkin olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>MÜDAHİLİN SAVUNMASI: Davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davaya konu olayda maden üretimine devam edilebilmesi amacıyla acele kamulaştırma yapılmasının taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığından acelecilik halinin gerçekleşmediği sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu parsellere ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Denizli İli, Tavas İlçesinde S:..., S:... ve S:... numaralı IV. Grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacıya ait ...,...,... ,... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br> Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br> 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde: ''Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;<br>a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,<br>b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,<br>c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,<br>ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,<br>d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,<br>e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,<br>f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,<br>g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,<br>İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.<br>Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir.<br>Tarımsal amaçlı yapılar için, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisi valilik izni ile kullanılır.<br>(Ek fıkra: 28/10/2020-7255/21 md.) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Ancak yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlarda yeniden izin şartı aranmaz.<br>Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında izin alan işletmeciler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler.<br>Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.<br>Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımına dair uygulamaların usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir.'' hükmü yer almaktadır.<br>Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br>Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.<br>Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.<br> Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden; davalı idareler tarafından, IV. grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için belirlenen taşınmazlar için kamu yararı kararı alındığı belirtilmiş ise de, marjinal ve mutlak tarım arazileri vasfında olan davaya konu taşınmazlar için, Danıştay Altıncı Dairesinin 01.12.2022 tarihli ara kararıyla, davalı idarelerden ve ilgili dava dışı diğer idarelerden davaya konu bölgede korunması gereken bir alan olup olmadığı ve tarım dışı kullanım izninin alınıp alınmadığının sorulduğu, söz konusu ara kararına verilen cevap ve eki belgeler incelendiğinde; davaya konu alanlarda özel çevre koruma bölgesi, korunması gerekli tescilli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı veya doğal sit alanı olmadığının belirtildiği görülmekle birlikte, davaya konu taşınmazın 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 13. maddesi gereğince İl Toprak Koruma Kurulunun gündemine alındığı, Kurulun ... tarih ve ... nolu kararı ile talep edilen taşınmazların IV. grup maden (linyit-açık işletme) sahası olarak işletilmek üzere tarım dışı kullanımının uygun bulunduğu, Toprak Kurulu tarafından verilen kararın değerlendirilip, nihai kararın oluşturulması amacıyla konunun ... tarihli, ... sayılı yazı ile Tarım ve Orman Bakanlığı'na intikal ettirildiği ... tarihli, ... sayılı Bakan oluru ile de taşınmazın 5403 sayılı Kanunun 13.maddesi gereği talep edilen amaç doğrultusunda kullanılmasına izin verildiği anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlıkta; her ne kadar davaya konu 13.01.2022 tarihli Cumhurbaşkanı Kararından sonra, 17.11.2022 tarihli İl Toprak Koruma Kurulu tarafından alınmış olan tarım dışı kullanımın uygunluğuna dair kararın, Tarım ve Orman Bakanlığı'na intikal ettirildiği ve ... tarihli, ... sayılı Bakan oluru ile de taşınmazın 5403 sayılı Kanunun 13.maddesi gereği talep edilen amaç doğrultusunda kullanılmasına izin verildiği anlaşılmakta ise de davaya konu acele kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarih itibarıyla tarım dışı kullanım izni verilmemiş olduğu görüldüğünden, uyuşmazlığa konu taşınmazın tarım dışı bir amaçla kullanılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davaya konu taşınmazlar yönünden iptali gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 05/07/2023 tarihinde, davacı vekilleri Av. ..., Av. ..., Av. ... ve Av. ...'ın, davalı idareler vekilleri Av. ..., Av. ..., Av. ... ve ...'ın ve müdahil vekili Av. ...'nun geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Aynı gün verilen Dairemizin 05/07/2023 tarihli, E:2022/3146 sayılı ara kararı üzerine, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten sonra ve dosyada verilen yanıtlar, bilgi ve belgeler ile diğer belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY :<br>... tarih ve ... sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı oluru ile, kamu yararı kararı alınmış ve 24942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma için Cumhurbaşkanı Kararı alınmasına karar verilmiştir.<br>Denizli İli, Tavas İlçesi, ... Mahallesi, ..., ... , ... , ... ve ... parsel sayılı taşınmazların, Denizli İli, Tavas İlçesinde S:..., S:... ve S:... numaralı IV. Grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/01/2022 tarih ve 31719 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davaya konu taşınmazlar yönünde iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br>... tarih ve ... sayılı Denizli Valiliği İl Toprak Koruma Kurulu kararı ile, acele kamulaştırma kapsamındaki taşınmazların toplam alanı olan 375,2109 hektar alanın tamamına yönelik tarım dışı kullanım uygunluğuna karar verilmiş ve ... tarih ve ... sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemi ile, alanın 123,5071 hektarlık kısmı için tarım dışı kullanım izni verilmiştir.<br>... tarih ve ... sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemi ile, daha önce izin verilen 123,5071 hektarlık alana ilave olarak 102,1668 hektarlık alan için tarım dışı kullanım izni verilmiştir.<br> Duruşmanın yapılmasından sonra Dairemizin 05/07/2023 tarihli, E:2022/3146 sayılı ara kararıyla; "DAVALI MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN ve DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL ... MADENCİLİK ENERJİ SAN. VE TİC. A.Ş.'DEN;<br>1-Davaya konu alana ilişkin verilmiş bulunan tarım dışı kullanım izinleri kapsamı dışında kalan 149,537 hektarlık kısım için Bakanlık tarafından verilmiş tarım dışı kullanım izni olup olmadığı, bu hususta Bakanlık nezdinde yürütülmekte olan bir çalışma bulunup bulunmadığı hususlarının sorulmasına, varsa söz konusu izne ilişkin Bakanlık Olur işleminin onaylı suretinin dosyaya ibrazının istenilmesine, <br> 2-Davalı idareler yanında müdahil tarafından dosyaya ibraz edilen ... tarih ve ... sayılı Denizli Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazısında belirtilen, daha önce izin verilen 123,5071 hektarlık alana ilave olarak 102,1668 hektarlık alanın da Bakanlık tarafından tarım dışı kullanımının uygun görüldüğüne ilişkin Bakanlık Olur işleminin onaylı suretinin (varsa ekleri ile birlikte) dosyaya ibrazının istenilmesine,<br>3-Alanın 123,5071 hektarlık kısmı için verilen ... tarih ve ... sayılı Bakanlık Oluru işlemi ekindeki belgelerin dosyaya ibrazının istenilmesine,<br>4- Davaya konu parsellerin tarım dışı kullanım izni verilen (123,5071 hektarlık kısım ve 102,1668 hektarlık kısım) alanlar kapsamında kalıp kalmadığının açıklanmasının (Davalı idareler yanında müdahil tarafından dosyaya sunulan tarım dışı kullanım izinlerine ilişkin belgeler ekinde bulunan toprak koruma projelerinde yeterli veri bulunmaması sebebiyle) bu hususa ilişkin belgelerin, tarım dışı kullanım izni verilen sahalarda bulunan parsellerin liste halinde (alanda yapılan kadastro çalışmaları sebebiyle eski ve yeni parsel numaraları da belirtilmek suretiyle) sunulmasının istenilmesine,<br>... VALİLİĞİ'NDEN;<br>Uyuşmazlığa konu alana ilişkin, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 13. maddesinin 2. fıkrası uyarınca (alanda mutlak ve dikili tarım arazileri dışında marjinal tarım arazileri de olması sebebiyle) marjinal tarım arazileri yönünden idareleri tarafından tarım dışı kullanım için yapılan bir tahsis bulunup bulunmadığının sorulmasına, varsa tahsis işleminin onaylı suretinin ve tahsis kapsamındaki parsellerin liste halinde bildirilmesinin istenilmesine," karar verilmiştir.<br> Dairemizin 05/07/2023 tarihli, E:2022/3146 sayılı ara kararına, davalı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 149,537 hektarlık alan için tarım dışı kullanım izni verildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, kadastro yenilemesi ile güncelleme sonrasında acele kamulaştırma projesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, yeni parsel büyüklüklerine göre kamulaştırma sınır haritasında değişiklik yapılmadığı yönünde cevap verilmiştir. <br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br> 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde: ''Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;<br>a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,<br>b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,<br>c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,<br>ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,<br>d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,<br>e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,<br>f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,<br>g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,<br>İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.<br>Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir.<br>Tarımsal amaçlı yapılar için, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisi valilik izni ile kullanılır.<br>(Ek fıkra: 28/10/2020-7255/21 md.) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Ancak yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlarda yeniden izin şartı aranmaz.<br>Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında izin alan işletmeciler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler.<br>Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.<br>Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımına dair uygulamaların usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir.'' hükmü yer almaktadır.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Dava konusu işlemin, ... , ... , .. ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kısmı ile ilgili olarak;<br> Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.<br> Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br> Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. <br> Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.<br> Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.<br> Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.<br>Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.<br>Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.<br>Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden; ... tarih ve ... sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı oluru ile, kamu yararının, sonrasında, davaya konu acele kamulaştırmaya ilişkin 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının alındığı, Dairemizin 05/07/2023 tarihli ara kararına verilen yanıtlardan marjinal tarım arazisi vasfında olan davaya konu taşınmazlardan ... parsel için ... tarih ve ... sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemiyle ve ..., ...ve ... parsel için ... tarih ve ... sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işlemiyle tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda; ülkemizin başta elektrik enerjisi olmak üzere, enerji arzına olan ihtiyaç durumu ve üretilecek kömürün elektrik üretimi için Yatağan Termik Santralinde kullanılacağı ve Ülkemizin elektrik arz güvenliği için baz yük santrali olarak faaliyetine devam etmesi gerektiği, üretimin yapılabilmesi için bu alanlardan başka alternatif olmadığı, Ülkemizin enerji açığının azaltılmasına katkı sağlayacağı dikkate alındığında, enerji ihtiyacının acil nitelikte olduğu sabit olmakla birlikte, kamu yararının varlığı da açık olduğundan, somut olayda acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, davaya konu taşınmazlara el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının anılan taşınmazlara ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Öte yandan, tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olan uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin davaya konu acele kamulaştırma kararı öncesinde alınmış tarım dışı kullanım izni bulunmasa da, davaya konu 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı kararından sonra, uyuşmazlığa konu taşınmazlar için Tarım ve Orman Bakanlığınca tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşıldığından, bu izin ile bu husustaki hukuka aykırılık halinin ortadan kalktığı ve söz konusu iznin dava konusu karardan daha sonra verilmiş olmasının, davaya konu kararın iptalini gerektirir bir husus olmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Dava konusu işlemin, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmına gelince;<br> Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br> Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. <br> Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.<br> Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.<br> Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.<br> 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmış, bu bağlamda; tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması ve sayma suretiyle belirtilen şartların bulunması durumunda; arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür.<br>Dosyanın incelenmesinden; davalı idareler tarafından, IV. grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahalarda, ruhsatlara konu maden üretimine devam edilebilmesi için belirlenen taşınmazlar için kamu yararı kararı alındığı belirtilmiş ise de, Dairemizin 05/07/2023 tarihli ara kararına verilen yanıtlardan marjinal tarım arazisi vasfında olan uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik verilmiş tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı anlaşılmaktadır. <br> Bu durumda; tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına, yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olup, uyuşmazlığa konu taşınmaza yönelik verilmiş tarım dışı kullanım izninin bulunmadığı anlaşıldığından, tarım dışı amaçla kullanım izni alınmaksızın tesis edilen acele kamulaştırma kararının uyuşmazlık konusu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.<br> Öte yandan; Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabilmesi mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemelerin öncelikle kamu yararına dayanması gerekmekte, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu nedenle de taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunması halinde, tarım dışı kullanımı gerektiren bir amaç için yapılan kamulaştırmalarda, 5403 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamış olması, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabileceği yolundaki anayasal hükme de aykırı olacaktır.<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 57. maddesinde, davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması; ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri; davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukukî sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hâlleri, birden çok kişinin birlikte dava açabilecekleri gibi, aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği ihtiyari dava arkadaşlığı olarak hükme bağlanmıştır.<br>21/09/2023 tarih ve 32316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Seri davalarda ücret" başlıklı 22. maddesinde, "İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk on dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk elli dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda ilk yüz dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir." kuralına yer verilmiştir.<br>Dava konusu 13/01/2022 tarih ve 5103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle, aynı davacı vekili tarafından Dairemizde toplam 31 ayrı dava açıldığı, dolayısıyla söz konusu davaların seri dava niteliğinde olduğu dikkate alındığında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesi uyarınca toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin % 50’si oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinden ve anılan 31 dosyanın duruşmaları aynı gün yapıldığından, uyuşmazlıkta avukatlık ücretinin % 50’si oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>Dava konusu acele kamulaştırma kararının ... sayılı parsele ilişkin kısmının İPTALİNE, ..., ..., ... ve ... sayılı parsellere ilişkin kısmı yönünden ise DAVANIN REDDİNE,<br>2. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı olan ... -TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan ...-TL yargılama giderinin ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı olan ...-TL'nin davalı idare yanında müdahil üzerinde bırakılmasına, ...-TL'nin davacıdan alınarak davalı idare yanında müdahile verilmesine,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22. maddesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen avukatlık ücretinin % 50’si olan ... -TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, duruşmalı davalar için belirlenen avukatlık ücretinin % 50’si olan ... -TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>4. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br> (X) KARŞI OY:<br> 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.<br> Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. <br> Bu durumda, üretilecek kömürün elektrik üretimi için Yatağan Termik Santralinde kullanılacağı gerekçesiyle maden üretimine devam edilebilmesi amacıyla acele kamulaştırma yapılmasının taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı, başka bir anlatımla dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu parsellere ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, Dairemiz kararının redde ilişkin kısmına esas yönünden, iptale ilişkin kısmına ise gerekçe yönünden katılmıyorum. <br></font></p></body></html>
kamulaştırma