<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/848 E.  ,  2023/844 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2023/848<br>Karar No : 2023/844 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten … 'e vesayeten … <br> VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-… <br> 2-… Bakanlığı<br> VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 14/12/2022 tarih ve E:2022/3376, K:2022/11365 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Diyarbakır ili, Sur ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, 10 … sayılı taşınmazın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (mülga Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 25/03/2016 tarih ve 29664 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/03/2016 tarih ve 2016/8659 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile acele kamulaştırma kararı alınan taşınmazların da içinde bulunduğu alanın 6306 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre riskli alan ilan edilmesi yolundaki 04/11/2012 tarih ve 28457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22/10/2012 tarih ve 2012/3900 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 14/12/2022 tarih ve E:2022/3376, K:2022/11365 sayılı kararıyla; <br> Riskli alan ilanına ilişkin 04/11/2012 tarih ve 28457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22/10/2012 tarih ve 2012/3900 sayılı Bakanlar Kurulu kararı yönünden;<br>Dava konusu riskli alan kararı öncesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Diyarbakır ili, Sur ilçesi, Suriçi bölgesi için hazırlanan teknik raporda; uyuşmazlık konusu bölgenin mevcut yapı stoğunun niteliklerinin araştırıldığı; bölgedeki özel ve kamu taşınmazları belirlenerek, alana ilişkin yerinde fiziki tespitlerin yapıldığı; alandaki yapıların; risk unsuru, kat adetleri, yapısal, ruhsat ve tescilli kültür varlığı durumlarının tespitinin gerçekleştirildiği; deprem risk analizlerinin yapıldığı ve bu başlıklara ilişkin haritaların çizildiği, bölgenin afet geçmişinin araştırıldığı; Suriçi bölgesinin yıllar itibarıyla değişen imar durumunun irdelendiği, bölge içerisinde yer alan anıtsal ve sivil mimarlık örneği teşkil eden korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının tespit edildiği ve bu taşınmazlara ilişkin envanterin çıkarıldığının belirtildiği; <br>Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Başbakanlığa hitaben göndermiş olduğu … tarih ve … sayılı yazı ile 2012 yılında riskli alan ilan edilen ve Suriçi bölgesi içerisinde yer alan ada ve parsel numaralarıyla belirtilen taşınmazların acele kamulaştırılması için Bakanlar Kurulu kararı alınmasının istenildiği, söz konusu teklif yazının ekinde yer alan gerekçe raporunda; "uyuşmazlığa konu alanda gerçekleştirilecek dönüşüm uygulamaları ile riskli yapı stoku içinde yaşayan nüfusun can ve mal güvenliğinin sağlanması, riskli yapılardan kaynaklanacak afet risklerinin azaltılarak ülkemizin önemli kültürel zenginlikleri arasında bulunan alanda taşınmaz kültür varlıklarının tahribatının engellenmesi, yapı ve doku bütünlüğü bozularak aykırılık teşkil eden yapıların dokuya uyumlu hale getirilmesi, kültür varlıklarının restorasyon, bakım, onarım, güçlendirme, iyileştirme, sağlıklaştırma vb. yönünde yapılacak müdahalelerle bölgeye kazandırılmasına yönelik çalışmaların yapılması ve alanda terör örgütü mensuplarınca zarar verilen konut ve işyerlerinin sağlıklı ve güvenli hale getirilmesi ve mağduriyetlerin giderilmesinin amaçlandığı, bu bölgede kamu düzeni ve güvenliğini aksatacak şekilde 2015 yılı Eylül ayında başlayan terör olayları ve sonrasında başlatılan operasyonlarla birlikte Sur bölgesinde birçok ev ve işyerinin hasar gördüğü, Sur içinin sit alanı olması, birçok tescilli yapı bulunması nedeniyle alandaki zarar tespit işlemlerinin yapılacağı Sur bölgesi içerisinde yıkılan yerlerden başlamak suretiyle yıkım ve yapım işlerinin etaplar halinde gerçekleştirileceği, Sur İlçesinde yapılacak yıkım ve yenileme işlemlerinin 60 ayda yapılmasının planlandığı, koruma amaçlı imar planı kararları doğrultusunda kültürel taşınmaz varlıklarının röleve, restütisyon ve restorasyon işlemlerinin gerçekleştirileceği, bu kapsamda alanın riskli alan olarak ilan edilmesi gerektiği, alan içinde bulunan yapıların can ve mal güvenliği açısından risk teşkil etmesi nedeniyle taşınmazların tahliyesinin ve yıkımının ve akabinde yeni yapıların yapımının bir an önce başlatılması ve bitirilmesinin zaruri olduğu, terör örgütü mensuplarınca zarar verilen konut ve işyerleri sebebiyle yaşanan mağduriyetlerin ivedilikle giderilmesi gerektiği, alanda anlaşma sağlanan parsellerde altyapı uygulamalarına başlanıldığı ve altyapı uygulamalarının bütüncül bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için alan bütününde çalışma imkanının sağlanmasının gerektiği hususları gözetildiğinde riskli alan olarak ilan edilen sınırlar içerisinde dönüşümün ivedilikle gerçekleştirilebilmesini sağlamak üzere alan sınırları dahilinde bulunan taşınmazlardan, hazırlanacak Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında malikleri ile anlaşma sağlanamayanların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından acele kamulaştırılması gerektiği" şeklinde saptamalara yer verildiği; <br>2015 yılı Eylül ayında kamu düzeni ve güvenliğini tehlikeye atacak şekilde başlayan terör olayları ile mücadele sırasında Suriçi bölgesinde bulunan 8818 yapıdan 1295 adet binanın tamamen yıkıldığı, 1335 adet yapının ağır hasar gördüğü, 1269 adet binanın az hasarlı olduğu, 638 adet tescilli veya korumaya değer yapının hasar gördüğü, sonuç olarak toplamda 4500 civarında bağımsız birimde daha sonra yürürlüğe giren 6306 sayılı Kanunun Ek-1 maddesinin (1)-a fıkrasında belirtilen koşulların da oluştuğu ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki koşulların ortadan kalktığı idare tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden anlaşıldığından, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ihtiyaç kalmadığı,<br>Bu durumda; riskli alan ilan edilen Diyarbakır ili, Sur ilçesinde bulunan ve kamu düzeni ve güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu belirtilen alanda; bu süreçte yaşanan olaylarla birçok yapı ve altyapının hasar gördüğü dikkate alındığında, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki Kanun'un 2. maddesindeki koşulların ortadan kalktığı, 6306 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesinde belirtilen şartların oluştuğu, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek, sağlık, eğitim ve ulaşım gibi kamu hizmetlerinin düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla, 6306 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre riskli alan ilan edilmesine ilişkin 22/10/2012 tarih ve 2012/3900 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı;<br> 21/03/2016 tarih ve 2016/8659 sayılı acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararı yönünden;<br>Acele kamulaştırmaya yönelik Bakanlar Kurulu kararının dört ayrı sebebe dayalı bulunduğu; bu sebeplerden birincisinin, alanda riskli yapılar olduğu ve bu riskli yapı stoğu içinde yaşayan nüfusun can ve mal güvenliğinin sağlanması, riskli yapılardan kaynaklanacak afet risklerinin azaltılması ve nihayetinde ortadan kaldırılması, ikincisinin, ülkemizin ve dünyanın kültürel zenginlikleri arasında yer alan sur içi bölgesinin bu nitelik ile bağdaşmayan, yapı ve kültür bütünlüğünü bozan veya kültürel varlıkları tahrip eden yapıların dokuya uyumlu hale getirilmesi, üçüncüsünün, alanda mevcut kültür varlıklarının restorasyon, bakım, onarım, güçlendirme ve iyileştirme çalışmalarının yapılması, dördüncüsünün de terör olayları sonucu zarar gören yapıların yıkım ve yenileme işlemlerinin gerçekleştirilmesi olduğu, bu dört sebebin birlikte, birbirleriyle koordineli bir biçimde, altyapıları da ele alınmak suretiyle ve bir an önce uygulamaların gerçekleştirilebilmesi için acele kamulaştırma kararının alındığı ve bu haliyle Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen acelelik halinin dava konusu Bakanlar Kurulu kararı yönünden gerçekleşmiş olduğu,<br>Öte yandan, uyuşmazlığa konu taşınmazın bölge içerisinde yer alan sivil mimarlık örneği olarak korunması gerekli taşınmazlar arasında yer almadığı, davacının yapının bu haliyle ve aynen korunması gerektiği yolunda somut bir iddiasının da bulunmadığı,<br>Uyuşmazlığa konu alan için gerekli olan ayrıntılı teknik çalışmaların yapıldığı, bunun sonucunda bölgenin riskli alan ilan edildiği, bu riskli alan ilanı doğrultusunda bölgenin sağlıklı yapılaşmasının taşınmaz kültür varlıklarının ihya ve restorasyon çalışmalarının ivedilikle aslına uygun olarak tamamlanmasının sağlanmasının hedeflendiği, acele kamulaştırmaya konu taşınmazların mahalle, ada ve parsel numarası gösterilmek suretiyle tek tek belirlendiği, ancak alanın bütünlüğü de göz önünde bulundurularak belirtilen sebeplerle ve kullanılmaz halde bulunan bölgenin kent çeperinde çöküntü alanı oluşumunun önlenmesi, imar ıslahının bir an önce yapılabilmesi için acele kamulaştırma kararının alındığı sonucuna varıldığından, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,<br>davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, üzerinde herhangi bir yapı bulunmayan taraflarına ait taşınmazın hangi değerlendirme sonucunda riskli alan olarak kamulaştırılmasına ilişkin karar alındığı hakkında bilgi verilmediği, riskli alan ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının hukuka aykırı olduğu, bölgenin sit alanı ilan edildiği, sit alanı ilan edilen bir bölgede riskli alan uygulaması gerçekleştirilemeyeceği, koruma amaçlı imar planlarına yönelik mevzuatın uygulanması gerektiği; alanın riskli alan olarak ilan edilecek nitelikte can ve mal kaybına neden olacak bir yapılaşma içermediği, bölgenin tamamının riskli alan ilan edilmesinin teknik olarak hiçbir somut veriye dayanmadığı, bölgenin korunması gereken bir alan olduğu; bölgenin riskli alan ilan edilmiş olmasının acele kamulaştırma kararı verilmesi için yeterli olmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 14/12/2022 tarih ve E:2022/3376, K:2022/11365 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3.Kesin olarak, 26/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>

kamulaştırma