<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/8005 E.  ,  2023/6449 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/8005<br>Karar No : 2023/6449 <br><br>TEMYİZ EDEN TARAFLAR: <br>1- (DAVACI) …<br>VEKİLİ: Av. …<br> <br>2- (DAVALI) … Genel Müdürlüğü- … <br>VEKİLİ: Av. …<br> <br>KARŞI TARAF: <br>1- … Genel Müdürlüğü<br>2- …<br><br>İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Mülkiyeti davacıya ait olan ve taş ocağı sahası olarak kullanılmak üzere kamulaştırma kapsamına alınmasına karşın mülkiyet sorunu nedeniyle kamulaştırılamayan Trabzon ili, Yomra ilçesi, … Köyü, … ada, … parsel sayılı taşınmazın ve üzerindeki evin, taş ocağında yürütülen çalışmalar nedeniyle kullanılmaz hale geldiğinden bahisle 176.759,86- TL maddi tazminatın kamulaştırma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; tazminat isteminin kısmen kabulü ile 101.148,58-TL'nin … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, … sayılı görev ret kararına konu davanın açıldığı 28/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin ise reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2021/9340, K:2021/12896 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak, tazminat isteminin; 1.789,82-TL'lik kısmının kabulü ile, dava açma tarihi olan 28/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin 174.970,04-TL'lik kısmının ise reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: <br>1- Davacı tarafından; Taş ocağı faaliyeti nedeniyle davacının fındık bahçesinin de zarar gördüğü ve veriminin azaldığı bu husustaki zararın ise hesaplamaya dahil edilmemesinin eksik incelemeye neden olduğu ileri sürülmektedir.<br>2- Davalı idare tarafından; Hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişle olmadığı bilirkişi raporunda 1.789,82 TL olduğu belirtilen hasar bedelinin soyut ifadelerle tespit edildiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Taraflarca savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kabulü ile eksik inceleme ile verilen mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY : <br>Mülkiyeti davacıya ait olan ve taş ocağı sahası olarak kullanılmak üzere kamulaştırma kapsamına alınmasına karşın mülkiyet sorunu nedeniyle kamulaştırılamayan Trabzon ili, Yomra ilçesi, … Köyü, … ada, … parsel sayılı taşınmazın ve üzerindeki evin, taş ocağında yürütülen çalışmalar nedeniyle kullanılmaz hale geldiğinden bahisle 176.759,86- TL maddi tazminatın kamulaştırma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT: <br>Anayasanın 35. maddesinde; herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı kuralına yer verilmiş, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını düzenleyen 13. maddesinde ise; temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. <br> Anayasanın 90. maddesi uyarınca uygun bulunan ve iç hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 nolu Ek Protokolünün "Mülkiyetin Korunması" başlıklı 1. maddesinde ise: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." hükmü yer almıştır. <br> Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir. Bu suretle idarenin sorumluluğu “Anayasa prensibi” olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur. <br> Hizmet kusuru, idari bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanabilir.<br> Kamu idareleri, yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hizmetin işleyişini sürekli olarak denetlemek ve hizmetin ifası esnasında gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. İdarenin bu yükümlülüğü yerine getirmeyerek hizmetin kötü veya geç işlemesi veyahut gereği gibi işlememesi ve bu yüzden zarara neden olunması halinin idareye bu zararın hizmet kusuru kriterlerine göre tazmini sorumluluğunu yükleyeceği, bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla tazmin edilebileceği idare hukukunun genel ilkeleridir. <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, tam yargı davaları idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Dosyanın incelenmesinden; Karayolları Genel Müdürlüğünün ... gün ve … sayılı kararıyla kamu yararı kararı verildiği, uyuşmazlığa konu taşınmazın … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edildiği, Hazine tarafından davacı aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapuya dayalı meni müdahale davasının, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek … Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda … gün ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine ve taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, söz konusu karardan sonra kamulaştırma planı kapsamında olması ve hakkında kamu yararı kararı bulunmasına karşın mülkiyet sorunu nedeniyle kamulaştırılamayan taşınmazın kamulaştırılması için 28/05/2012 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü 10. Bölge Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğu, başvurudan sonra taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin olarak herhangi bir tasarrufta bulunulmaması üzerine 28/09/2012 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… esasına kayden kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açıldığı, söz konusu davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:…, K:… sayılı kararıyla görev yönünden reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>Davada; davalı idarece her ne kadar davacının taşınmazını da kapsayacak şekilde Trabzon ili, Yomra ilçesi, … köyü sınırları içerisinde taş ocağı sahası olarak kullanılmak üzere kamulaştırılması amacıyla kamu yararı kararı alınmışsa da, davacıya ait "… ada, … parsel" sayılı taşınmazın mülkiyet sorunu nedeniyle kamulaştırılamadığı, söz konusu yere dair yapılan yargılama neticesinde taşınmazın mülkiyetinin davacı adına tespit ve tesciline karar verildiği, bu esnada söz konusu yerde sürdürülen taş ocağı faaliyetleri esnasında davacının taşınmazının ve üzerindeki evin zarar gördüğü iddia edilerek, bu zararların tespiti ve kendisine ödenmesi istenmektedir.<br>Davayı hukuki el atma davası olarak nitelendiren İdare Mahkemesi kararını bozan, Dairemizin, 23/11/2021 tarih ve E:2021/9340, K:2021/12896 sayılı kararında; İdare Mahkemesince, gerekirse yaptırılacak olan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde taş ocağı sahasındaki faaliyetler nedeniyle davacıya ait fındık bahçesinde ve üzerindeki evde oluşan hasar ve ziyanların tespit ettirilerek hesaplanacak olan bedelin, adli yargıda dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davacıya ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.<br>İdare Mahkemesince bozmaya uyularak verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda ise yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonrasında dosyaya sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda yalnızca davaya konu yapıda oluşan hasara ilişkin tespit yapılmak suretiyle, 1.789,82-TL'nin adli yargıda dava açma tarihi olan 28/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davacıya ödenmesine karar verilmiş olup, davacıya ait fındık bahçesinin taş ocağı faaliyeti nedeniyle zarar görüp görmediğine, görmüş ise zararın miktarına yönelik bir tespit yapılmayıp, davacının fazlaya ilişkin tazminat istemi reddedilmiştir. <br>Bu itibarla, İdare Mahkemesince içlerinde bir inşaat mühendisi ve ziraat mühendisinin de bulunduğu bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava konusu fındık bahçesinde taş ocağı sahasındaki faaliyetler nedeniyle oluşan hasarın tespiti yapılarak buna göre hüküm kurulması gerekmekte olup, temyize konu İdare Mahkemesi kararında eksik inceleme nedeniyle hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan tarafların temyiz istemlerinin kabulüne,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen kabulüne ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 22/06/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. <br> <br><br>KARŞI OY (X): … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olduğundan, anılan kararın onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.</font></p></body></html>

kamulaştırma