<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3435 E. , 2023/648 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2022/3435<br>Karar No : 2023/648 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-…<br> 2-… Bakanlığı<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …<br> 3-… Büyükşehir Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. …<br> 4-… Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sanayi AŞ.<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2019/2584, K:2021/12689 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 23/06/2006 tarih ve 26207 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, İstanbul ili, Zeytinburnu ilçesi sınırları içinde bulunan ve ekli krokide sınırları ile listede ada numaraları belirtilen alanların 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun'un 2. maddesi uyarınca "yenileme alanı" olarak ilan edilmesine ilişkin, 24/05/2006 tarih ve 2006/10502 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın davacıya ait İstanbul ili, Zeytinburnu ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.<br> Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2019/2584, K:2021/12689 sayılı kararıyla;<br>Uyuşmazlık konusu olayda; davacının taşınmazının bulunduğu alanı da ilgilendiren dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nın davacıya tebliğ edilmediği, anılan işlemin, davacıya ait taşınmazın kamulaştırılması amacıyla … Asliye Hukuk Mahkemesinin E: … D.İş sayılı dosyasında acele kamulaştırma istemi ile bedel tespiti davasının dava dilekçesinin, 13/02/2018 tarihinde tebliğ edilmesiyle davacı tarafından öğrenildiği anlaşıldığından, davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>5366 sayılı Kanun'un 1. maddesi, 3. maddesinin 7. ve 9. fıkraları ile 14/12/2005 tarih ve 26023 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f), (g) ve (h) bentlerine yer verilerek,<br>Mevzuat hükümlerinin birlikte incelenip değerlendirilmesinden; 5366 sayılı Kanun ve anılan Kanun'un Uygulama Yönetmeliği ile kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer alan yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş alanların, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasının amaçlandığının anlaşıldığı, <br>Uyuşmazlık konusu olayın, 5366 sayılı Kanun uyarınca yenileme alanı ilan edilmesine ilişkin olması ve söz konusu uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle 27/09/2018 tarihli ara kararıyla keşif-bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine, bilirkişi kurulu ile birlikte mahallinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonrasında bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda özetle; yenileme alanı ilan edilen alanın, “İstanbul’un Tarihi Alanları” çerçevesinde UNESCO tarafından Dünya Miras Alanı olarak belirlenen alanı oluşturduğu, yenileme alanı ilan edilen ve dava konusu taşınmazın da içinde kaldığı bölgenin, Kara Surları Koruma Alanı ile Kara Surları Tampon Bölge’den oluştuğu; UNESCO tarafından “İstanbul Tarihi Alanları” olarak Dünya Miras Alanı olarak belirlenen alanlardan birinin de İstanbul Kara Surları Koruma Alanı olduğu, bu nedenle bölgenin tarihi ve kültürel miras ile evrensel özelliklerinin mevcut olduğunun belirtildiği; dava konusu taşınmazın yakın çevresinde, keşif ve bilirkişi incelemesi sırasında tespit edildiği üzere, Abdi İpekçi Spor Tesisi yapısının yıkılmış olduğu, bölgede İstanbul Kara Surları boyunca, konut vb. işlevlerin oluşturduğu örneğin bir mahalle karakterinde alan bulunmadığı, sur dışı bir alan olarak bu bölgenin baskın karakterinin açık ve yapılaşmamış bir alan niteliğinde olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bir dönem üretim yapılan ancak günümüzde ticari, depolama ve ofis gibi işlevlere sahip az sayıda yapılar bulunsa da bölge karakterinin sur boyunca açık ve yeşil alan niteliğinde olduğu; bununla birlikte, bölgede önemli hastane yapılarının yanı sıra, otel gibi konaklama işlevine sahip yapıların da bulunduğu, ayrıca taşınmazın Kazlıçeşme Marmaray İstasyonuna yürüme mesafesi içinde kaldığı ve istasyonun kuzey kesiminin ticaret alanı, güney kesiminin ise turizm tesis alanlarına ayrıldığının görüldüğünün ifade edildiği, <br>Bilirkişi raporunun devamında, 5366 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğine atıfta bulunulduktan sonra; anılan mevzuatta tanımlanan yenileme alanı ilanı için; sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanları sınırları içindeki alanların, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olup olmadığı, bölgenin gelişimine uygun olarak tarihi ve kültürel özellikler ile afet risklerinin dikkate alınması, kadastral bilgiler, mülkiyet durumları, kullanım fonksiyonları, nüfus yapısı, uluslararası anlaşmalardan doğan haklar ve buna benzer konularda gerekli bilgi ve belgeler çerçevesinde değerlendirilmelerinin yapılması gerektiği, öte yandan, kültür mirasına sahip bölgelerin korunması, kullanılması ve geliştirilmesine yönelik olarak 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde de önemli hususlar bulunduğu, bu açıdan değerlendirildiğinde, koruma-kullanma ve geliştirme ilişkisi çerçevesinde, korunması gerekli bir alanda, dava konusu taşınmaz yönüyle de İstanbul Kara Surları Koruma Alanı içinde kalan bir bölgenin, koruma amaçlı imar planı çalışmaları yerine yenileme alanı ilan edilmesi ve buna göre yenileme projelerine fırsat veren düzenlemeler yapılacak olmasındaki gerekçenin çok iyi analiz edilmesinin gerektiği, ancak bu hususun dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere eksik ve yetersiz olduğu görüş ve kanaatine ulaşıldığının belirtildiği, <br>Bilirkişi raporundaki bilimsel verilerin hukuken kabul edilebilir ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, rapora yapılan itirazların, raporu kusurlandıracak nitelikte görülmediği, <br>Bu durumda, dava konusu edilen ve yenileme alanı olarak ilan edilen bölgenin, detaylı olarak bölge karakterinin tarihsel süreç içinde incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucu, uyuşmazlık konusu taşınmazın da içinde yer aldığı yakın çevrenin baskın kentsel karakterinin, ağırlıklı olarak açık ve yeşil alan sisteminde kalması, Kara Surlarının tescil kararlarına göre rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanabilecek olması, bölgedeki kullanım kararlarının koruma amaçlı imar planları ile düzenlenebilecek olması, yıpranmış ve yenilenmesi gerekli tescilli yapıların ağırlıkta olduğu bir bölge karakteri taşımaması nedeniyle, alanın yenileme alanı olarak ilanına ilişkin dava konusu konusu Bakanlar Kurulu kararının davacıya ait taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, <br> Dava konusu "yenileme alanına" ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın davacıya ait İstanbul ili, Zeytinburnu ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza yönelik kısmının iptaline karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; yenileme alanları uygulamasındaki esas amacın, mülkiyet yönünden çok bölünmüş, yapı yönünden harabe halini almış ve yıkılmaya yüz tutmuş ve her an yıkılabilecek yapılardan oluşan, bir deprem anında büyük bir felakete yol açabilecek özelliklerde olup hayati tehlike ve risk taşıyan yapıların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması olduğu; bu çerçevede davalı Belediyelerce projenin önemi, bölgenin ıslahı, uygulamanın aciliyeti ve zaman kaybetmeden hedefine ulaşıp sonuçlandırılması amacıyla bölgenin yaşanabilir, yaşatılabilir, çağdaş ve modern bir yapısal standarda kavuşabilmesi açısından 5366 sayılı Kanun'un 2. maddesi çerçevesinde yenileme alanı olarak belirlenmesi talebinin, İçişleri Bakanlığının yazısı ile (mülga)Başbakanlığa iletilmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği; Bakanlar Kurulu Kararı'nın davacıya ait taşınmaz yönünden iptalinin, projenin bütünlüğünü olumsuz yönde etkileyeceği; iptal kararının uygulanmasının, bazı idari karışıklıklara, aksaklıklara ve mağduriyetlere sebebiyet vereceğinden, hizmetin gerekleri ve kamu yararı açısından telâfisi imkânsız zararlar ortaya çıkabileceği, eksik ve hatalı tespitler içeren bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br>Davalı idarelerden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı tarafından, bölgenin tarihi ve kültürel miras değeri ile evrensel özellikleri göz ardı edilerek verilen kararın hukuka aykırı olduğu, Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen yenileme alanı içerisinden dava konusu taşınmazın yenileme alanı sınırı içerisinden çıkarılmasının parsel özelinde ayrıcalıklı işlemler doğuracağı, yenileme alanı bütünlüğünü bozucu parçacıl uygulamaların önünü açacağı ve emsal teşkil edeceği ileri sürülmektedir.<br>Davalı idarelerden Zeytinburnu Belediye Başkanlığı tarafından, yenileme projelerinin aciliyeti ve zaman kaybetmeden hedefine ulaştırılarak sonuçlandırılmasının, bölgenin yaşanabilir standartlara ulaşması açısından, yaşam kalitesini yükseltecek düzenlemelerin uygulanarak, kültürel - sosyal ihtiyaçların giderilmesi ve yapılacak çalışmanın alanda bütüncül bir yaklaşım ile uygulanabilmesinin önemli olduğu, dolayısıyla yenileme alanı kavramının, koruma alanı kavramından farklılaşan veya zıt anlam içeren bir kavram olmadığı, yenileme alanı ifadesinin; korunan alanın, eskiyen alanın korunarak tekrardan oluşturulması olduğu; dava konusu alanın bülüncül yaklaşımla değerlendirilmesinin, yenileme projeleri ile uygulanabilmesi, planlama ve şehircilik ilkeleri ve kamu yararı açısından zorunlu olduğu, bu sebeple sur tecrit alanının bir bütün olarak ele alınması ve çözüme kavuşturulması gerektiği, anılan nedenlerle de planlama çalışmaları ile yenileme projelerinin eş zamanlı yürütüldüğü, planlama çalışmaları ile yenileme projelerinin eş zamanlı yürütülmesi itibarıyla işlemin şu anki aşamasında eksiklik bulunmadığı; uyuşmazlık konusu bölge, ağırlıklı olarak açık ve yeşil alanda kalmakla birlikte, yıpranmış olup, yenilenmesi gerekli tescilli yapıların ağırlıkta olduğu bir karakter taşıdığından, bilirkişi heyetinin tespiti ve bu raporun karara esas alınmasının hatalı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,<br>2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 17/11/2021 tarih ve E:2019/2584, K:2021/12689 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3.Kullanılmayan … TL yürütme harcının istemi halinde davalı idarelerden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına iadesine<br>4.Kesin olarak, 03/04/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br><br>KARŞI OY <br>X- 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; ''Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000'in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır..." hükmüne yer verilmiştir.<br>14/12/2005 tarih ve 26023 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (f) bendinde; Yenileme alanı: Sit ve koruma alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının içinde, sınırları yetkili idarenin teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kabul edilerek belirlenen alanlar olarak tanımlanmıştır.<br>Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte incelenip değerlendirilmesinden; 5366 sayılı Kanun ve anılan Kanunun Uygulama Yönetmeliği ile kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer alan yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş alanların, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek yaşatılmasının ve kullanılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.<br>Dosyanın incelenmesinden, dava konusu alanın; Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı kararı ile 'sit alanı' olarak belirlendiği, 02/08/1995 tarihli İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulunca, 'Tarihi Yarımada Kentsel ve Tarihi Sit Koruma Alanı (Sur Tecrit Alanı)' olarak ilan edildiği, alanın, Kara Surları Koruma Alanı ile Kara Surları Tampon Bölgesinde kaldığı, bölgenin UNESCO dünya kültür mirası olarak tescillenen İstanbul Kara Surları ve Çevresi Koruma Alanında kaldığı anlaşılmaktadır.<br>Danıştay Altıncı Dairesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda da; yenileme alanı ilan edilen ve dava konusu taşınmazın da içinde kaldığı bölgenin, Kara Surları Koruma Alanı ile Kara Surları Tampon Bölgeden oluştuğu, UNESCO tarafından dünya kültür mirası alanı olarak belirlenen alanlardan birinin de İstanbul Kara Surları Koruma Alanı olduğu ve bölgenin, tarihi ve kültürel miras değeri ile evrensel özelliklerinin mevcut olduğu belirtilmiştir.<br>Yine, dosyada bulunan bilirkişi raporunda; bölgede İstanbul Kara Surları boyunca, konut vb. işlevlerin oluşturduğu örneğin bir mahalle karakterinde alan bulunmadığından ve sur dışı bir alan olarak bu bölgenin baskın karakteri açık ve yapılaşmamış bir alan niteliğinde olduğundan bu alanın yenileme alanı kararına konu edilemeyeceği, öte yandan, kültür mirasına sahip bölgelerin korunması, kullanılması ve geliştirilmesine yönelik olarak 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde koruma amaçlı imar planı çalışmaları yerine yenileme alanı ilan edilmesi ve buna göre yenileme projelerine fırsat veren düzenlemeler yapılacak olmasındaki gerekçenin çok iyi analiz edilmesinin gerektiği vurgulanmıştır.<br>5366 sayılı Kanun'da yenileme alanı olarak öngörülen alanın, konut vb. işlevlerden oluşan bir mahalle karakterinde olması gibi bir zorunluluk bulunmamakta olup, asıl amacın, Kanun'un 1. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilmesi olduğu, bu kapsamda, sit koruma alanı içerisinde Kara Surları Koruma Alanı ile Kara Surları Tampon Bölgesinde bulunan dava konusu taşınmazın, UNESCO tarafından dünya kültür mirası alanı olarak belirlenen surların algılanmasının kolaylaştırılması ve siluet etkisinin arttırılması amacıyla yenileme alanı sınırına dahil edilmesinde 5366 sayılı Kanun'un amacına ve hukuka aykırılık bulunmadığından, aksi yöndeki bilirkişi raporuna itibar edilmemiştir.<br>Bu durumda, söz konusu bölgenin tarihi ve kültürel önemi ve dava konusu taşınmazın bu tarihi ve kültürel bölgenin koruma alanı içinde bulunduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, yukarıda hükmüne yer verilen 5366 sayılı Kanun'un amacına uygun olarak, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş, kültür ve tabiat varlıklarının, koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgelerdeki tarihi ve kültürel dokuyu geleceğe taşımak amacıyla tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, aksi yönde verilen karara katılmıyoruz.</font></p></body></html>
kamulaştırma