<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/2336 E.  ,  2023/5784 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/2336<br>Karar No : 2023/5784<br><br>DAVACI : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ...- ...<br> 2- ...Bakanlığı ANKARA<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...Belediye Başkanlığı - ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Mardin ili, Yeşilli ilçesi, ...Mahallesi, ...ada, ...sayılı parselde yeralan taşınmazın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında, afet riskinin bertarafı, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması amacıyla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 05/02/2022 tarih ve 31741 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 04/02/2022 tarih ve 5180 sayılı Cumhurbaşkanı kararının anılan taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının dayanağı olan "Riskli Alan" ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının Danıştay İdari Dava Dairelerince iptal edildiği, acele kamulaştırma kararı alınmasını gerektiren olağanüstü ve acele hallerin var olmadığı, acele kamulaştırma işleminde kamu yararının bulunmadığı, işlemin usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALI ... İLE ...BAKANLIĞI SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br> Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin olarak, Mardin ili, Yeşilli ilçesi sınırları içinde bulunan yaklaşık 6,6 hektarlık alan, Bakanlar Kurulu kararıyla "Riskli Alan" ilan edildiği, alanın kentsel donatı standartlarının ve altyapısının yetersiz olduğu, alanda yer alan yapıların tamamının herhangi bir mühendislik hizmeti almadan inşa edildiği, ruhsatsız ve kaçak oldukları, can ve mal kaybına yol açma tehlikesini barındırdıkları, riskli yapıların tasfiye edilmesi, ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sanat kurallarına uygun sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulmasının hedeflendiği; riskli alanın 1. Etabında bulunan taşınmazların özelliklerine bağlı olarak üzerinde yıkılmış bina olan arsaların maliklerine ulaşılamaması, hissedarların çok fazla olması, veraset intikal işlemlerinin uzun sürmesi gibi nedenlerle projeye ivedilikle başlanılması amacıyla taşınmazlar hakkında acele kamulaştırma kararı alınması ihtiyacının hasıl olduğu belirtilerek dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALILAR YANINDA MÜDAHİLİN SAVUNMASININ ÖZETİ: Davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ : <br> Dava Mardin ili, Yeşilli ilçesi, ...Mahallesi, ...ada, ...parsel sayılı taşınmazın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 05/02/2022 tarih ve 31741 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 04/02/2022 tarih ve 5180 sayılı Cumhurbaşkanı kararının ilgili kısmının iptali istemiyle açılmıştır.<br> Davalı idarenin usule yönelik iddialarına itibar edilmemiştir.<br> 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanunun 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, hükmüne yer verilmiştir.<br>Anayasanın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir.<br>6306 sayılı Kanunun 2. Maddesinin 1.fıkrasının (c) bendi uyarınca Rezerv Yapı Alanı "Bu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere TOKİnin veya idarenin talebine bağlı olarak veya resen Bakanlıkça belirlenen alanlar" olarak tanımlanmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden , Mardin İli , Yeşilli İlçesi , ...ve ...Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan yaklaşık 6,6 hektarlık alanın 6306 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (ç) bendi uyarınca 15/10/2016 tarih ve 29858 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 26 /09/2016 tarihli, 2016/9283 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla riskli alan ilan edildiği , riskli alan ilanına karşı açılan davaların reddi yolundaki Danıştay 6. Dairesi kararlarının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 16/12/2021 günlü, E:2021/3373, K: 2021/3109, E:2021/2794, K:2021/3110 sayılı kararıyla bozularak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, alanda kentsel donatı standartlarının ve altyapının yetersiz olduğu, ruhsatsız yapıların, can ve mal kaybına yol açma, yıkılma ya da ağır hasar görme riski taşıdığı, riskli alanda yapım aşamasına geçilmesi için gerekli olan tasfiyenin rızai anlaşma yolu ile gerçekleştirilmeye çalışıldığı ancak anlaşmaların çok uzun sürdüğü, alandaki taşınmazların özelliklerine bağlı olarak (üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine ulaşılamaması, taşınmazların elbirliği mülkiyetinde ve çok hissedarlı olması, veraset intikallerinin yapılmaması, hak sahiplerinin yurt dışında bulunması, sahibine ulaşılamayan taşınmazlardaki ipotek ve haciz takyidatların kaldırılamaması vb. özellikler dikkate alındığında) kamulaştırmaların uzun yıllar süreceğinin öngörüldüğü, söz konusu alandaki taşınmazlarda mülkiyet birliğinin gerçekleştirilerek, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için ihtiyaç duyulan projeye ivedilikle başlanılması amacıyla dava konusu taşınmazların acele kamulaştırmasına ilişkin 05/02/2022 tarih ve 31741 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 04/02/2022 tarih ve 5180 sayılı Cumhurbaşkanı kararının alındığı , 05/04/2022 tarihli, 3368683 sayılı Bakanlık Makam oluruyla 1. Etap olarak belirlenen ve acele kamulaştırma işlemleri yürütülen 2,65 hektar yüzöçümlü alanda riskli alan ilanının yargı kararıyla iptali üzerine, risk unsurlarının bertarafı amacıyla yapılan yıkımlar sonrası kısmen boşalan alanda kamu yatırımlarının tamamlanması, rızai anlaşmalarla tapu devirleri yapılarak şahıslarla hisselendirilen Hazine taşınmazlarının tasarrufunun sağlanması, altyapı ve donatı eksikliklerinin giderilmesi sonucu ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sağlık kurallarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının rezerv yapı alanı olarak sahiplerine sunulması amacıyla taşınmazların rezerv yapı alanı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.<br> Taşınmazın bulunduğu yerin riskli alan olarak ilanına ilişkin karar yargı yerince iptal edildikten sonra dava konusu acele kamulaştırma kararına konu alan bu kez rezerv yapı alanı olarak ilan edilmiştir.<br>Rezerv yapı alanları yukarıda yer verilen yasa hükmü uyarınca 6306 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere TOKİ'nin veya idarenin talebine bağlı olarak veya resen Bakanlıkça belirlenen alanlardır. Bu alanların ilanı tek başına acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceği gibi, öncelikle taşınmaz malikiyle anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşma sağlanamayan durumlarda da yine önce olağan kamulaştırma prosedürünün uygulanması, kamulaştırmanın 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için ise acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulmasının gerekmektedir.<br> Rezerv yapı alanına ilişkin işlemin gerekçesinde afet riskinin bertarafı, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması gibi riskli alan ilanına ilişkin argümanlara yer verildiği görülmektedir.<br>Uyuşmazlık konusu taşınmazın rezerv yapı alanında olması tek başına acele kamulaştırma yapılması için yeterli olmadığından, dava konusu kararda; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan kamu yararının olağan kamulaştırma yoluyla zamanında gerçekleştirilememesi durumunun ve taşınmazın bir an önce kullanılması zorunluluğunun, dolayısıyla acelelik halinin bulunduğu hususu ile olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulmadığı görülmektedir.<br>Açıklanan nedenlerle uyuşmazlık konusu olayda acele kamulaştırmayı gerektiren koşulların bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından hukuka aykırı olarak tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanı kararının dava konusu parsele ilişkin kısmının iptali gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY:<br> Mardin ili, Yeşilli ilçesi, ...ve ...mahalleleri sınırları içerisinde yer alan ve büyük kısmı imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş olan 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında, ekli kroki ve listede sınır ve koordinatları gösterilen özel mülkiyete konu taşınmazların, üzerlerindeki yapılarla birlikte, afet riskinin bertarafı, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulabilmesi amacıyla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 05/02/2022 tarih ve 31741 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 04/02/2022 tarih ve 5180 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, davacının mülkiyetinde olan, "Mardin ili, Yeşilli ilçesi, ...Mahallesi, ...ada, ...sayılı parsel"de yer alan taşınmaz yönünden iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Usul Yönünden:<br> İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.<br>Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. <br>Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.<br>Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı kararı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. <br>Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacıya tebliğ edildiğine dair dosyaya belge sunulmadığı görüldüğünden, davacı tarafından öğrenme tarihi itibarıyla altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava açıldığından, davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. <br>Davalıların usule ilişkin diğer itirazları yerinde görülmemiştir.<br><br> Esas Yönünden:<br>Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br>Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.<br> Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden, davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı yaklaşık 6,6 hektarlık alanın 26/09/2016 tarih ve 9283 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesinin (ç) bendi uyarınca "Riskli Alan" olarak ilan edildiği, davalı idareler tarafından savunma dilekçesinde, riskli alan ilan edilen bölgede kentsel donatı standartlarının ve altyapının yetersiz olduğu, yapıların tamamının herhangi bir mühendislik hizmeti almadan inşa edildiği, ruhsatsız ve kaçak yapıların can ve mal kaybına yol açma tehlikesi barındırdığı, bu tür yapıların yıkılma ya da ağır hasar görme riski taşıdığından yapıların tasfiye edilmesi, ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sanat kurallarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulmasının hedeflendiği, riskli alanda kentsel dönüşüm çalışmalarını yürütmek üzere Yeşilli Belediye Başkanlığı'nın yetkilendirildiği, riskli alanın 1. Etabında bulunan nakit bedel karşılığı anlaşma sağlanamayan %46'lık kısımda taşınmazların özelliklerine bağlı olarak üzerindeki bina yıkılmış olan arsaların maliklerine ulaşılamaması, taşınmazların el birliği mülkiyetinde ve çok hissedarlı olması, veraset intikallerinin yapılamaması, hak sahiplerinin yurt dışında bulunması sebebiyle yasal işlemlerin uzun sürmesi, sahibine ulaşılamayan taşınmazlardaki mülkiyet birliğinin gerçekleştirilmesi ve planlı yapılaşma için ihtiyaç duyulan projeye ivedilikle başlanılması amacıyla dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı; acele kamulaştırma kararının dayanağı olan riskli alan ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının, Danıştay İdari Davalar Kurulu'nun 16/12/2021 tarihli, E:2021/3373,K:2021/3109 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, iptal edilen riskli alanın, 05/04/2022 tarihli ve 3368683 sayılı Makam Oluru ile "Rezerv Yapı Alanı " olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.<br>Dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının sebep unsurunu oluşturan riskli alan ilanına ilişkin 26/09/2016 tarih ve 9283 sayılı Bakanlar Kurulu kararının, Danıştay İdari Davalar Kurulu'nun 16/12/2021 tarihli, E:2021/3373,K:2021/3109 sayılı kararıyla iptal edilmesiyle, dava konusu işlemin dayanaksız kaldığı görülmektedir. Bu kapsamda, idari işlemler hakkında verilen iptale ilişkin yargı kararlarının, bu işlemler dayanak alınmak suretiyle tesis edilen, aralarında sebep-sonuç ilişkisi bulunan idari işlemleri de hukuken sakatlayacağı açıktır. <br>Uyuşmazlıkta, acele kamulaştırmaya ilişkin dava konusu 04/02/2022 tarih ve 5180 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı; Mardin ili, Yeşilli ilçesi, ...ve ...Mahallelerinde ilan edilen riskli alan içerisinde bulunan taşınmazların, bölgedeki sağlıksız yapılaşmanın çözümüne yönelik projenin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla alınmış ise de; riskli alan ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptaline karar verildiği ve bu haliyle dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının dayanaksız kaldığı anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, anılan yargı kararıyla birlikte sebep unsuru ortadan kalkan dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının, "Mardin ili, Yeşilli ilçesi, ...Mahallesi, ...ada, ...sayılı parsel"de yer alan taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Dava konusu 04/02/2022 tarih ve 5180 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden İPTALİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, ...-TL yargılama giderinin davalı idare yanında müdahil üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya ve davalı idare yanında müdahile iadesine, <br>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>

kamulaştırma