<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/3927 E. , 2023/5778 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/3927<br>Karar No : 2023/5778 <br><br>TEMYİZ EDEN TARAFLAR: I- (DAVACILAR)<br>1- …<br>2- …<br>- … Mirasçıları; <br>3- … <br>4- …<br>5- …<br>-… Mirasçıları; <br>6- … <br>7- …<br>8- … <br>VEKİLLERİ: Av. …<br> <br> II- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı - … <br>VEKİLİ: Av. …<br><br>KARŞI TARAF: <br>1- … Belediye Başkanlığı<br>2- …<br>3- …<br>- … Mirasçıları; <br>4- … <br>5- …<br>6- …<br>-… Mirasçıları; <br>7- … <br>8- …<br>9- … <br> <br>İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: İstanbul ili, Fatih ilçesi, … Mah. (eski; … Mah) … ada ve … adada bulunan davacılara ait taşınmazların da bulunduğu alanın 5366 sayılı Kanun çerçevesinde “Yenileme Alanı” ilan edildiği, 5366 sayılı Kanun'da yenileme alanında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esas olmasına rağmen davalı belediyenin, uzlaşma olmadığı halde kamulaştırma yoluna gitmediği ve yasaya açıkça aykırı bir şekilde yıkım yoluna gittiği, davalı idarenin hizmet kusurunun söz konusu olduğu, davacıların hemen hepsinin yıkımı yapılan yerlerden aldıkları kira gelirleriyle geçimini sağlamakta oldukları, davalı Belediyenin, Kanuna uygun hareket etmemesi nedeniyle her bir davacının oradan, en az birkaç yıl daha gelir elde etme imkanının ortadan kalktığı, bu nedenle yapılan bu hukuksuz ve haksız yıkımdan dolayı, davalı Belediyenin tüm zararları tazmin etmesi gerektiği, yıkım sonucunda manevi zararın da oluştuğu ileri sürülerek, yıkım nedeniyle doğan enkaz bedeli, kira geliri kayıpları ile yıkımdan doğan manevi zararlardan oluştuğu iddia edilen (09.03.2020 tarihinde ıslah edilmiş haliyle) toplam 251.888,00-TL maddi tazminat ile toplam 120.000,00-TL manevi tazminatın yıkım tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…, sayılı kararda; davacıların maddi tazminat talebinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile toplam 80.000,00-TL maddi tazminatın (herbir davacıya ayrı ayrı 20.000,00-TL olmak üzere) dava açma tarihi olan 08.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacılara ödenmesine, 169.918,28-TL maddi tazminatın (… için 53.011,67-TL, … için 62.429,88-TL, … için 43.086,07-TL, … için toplam 91.391,33-TL olmak üzere) ıslah tarihi olan 09.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddi, davacıların manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; davacılar adına tescilli iken imar uygulaması sonucunda kamusal alana (otopark alanı) ayrılan taşınmazlar üzerinde bulunan binaların yıkıldığı, söz konusu yıkımın, (dava tarihinde yürürlükte olan haliyle) 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinin 10. fıkrasında belirtilen; "Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan yapılar, belediye veya valilikçe kamulaştırılmadıkça yıktırılamaz." kuralına aykırı olarak kamulaştırılma yapılmadan gerçekleştirildiği ve bu nedenle davalı idarenin işleminde hizmet kusurunun söz konusu olduğu görüldüğünden, yıkılan dava konusu yapıların bedellerinin maddi tazminat olarak davacılara payları nispetinde ödenmesi gerektiği, ancak; yıkım nedeniyle tazminatın yapının ruhsatlı olması halinde yapı maliyet bedeli üzerinden, ruhsatsız olması durumda ise hukuki koruma altında olmayan yapı nedeniyle sadece enkaz bedeli üzerinden hesaplanması gerektiği halde; istinafa konu ilk derece Mahkemesince davacılara ait yapıların ruhsatlı olup olmadığı irdelenmeksizin tüm yapı sahiplerine yapı maliyetlerinin tazminen ödenmesine karar verildiği görüldüğü, kararda bu yönüyle hukuki isabet görülmediği, her bir davacının yapısı yönünden davacılara ödenecek tazminat bedelinin Dairelerince değerlendirilmesinin uygun görüldüğü, ilk derece Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ve ek raporda, yapının değer tespitinin zarara uğranıldığı tarih itibarıyla değer tespiti yapıldığı, binanın maliyet bedeli tespit edilirken her yıl güncellenen, Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ hükümlerine göre hesaplama yapıldığı ve bu hesaplama yapılırken zarara uğrayan yapının yapı maliyet bedeli belirlendikten sonra bu bedelden yıpranma payının düşüldüğü ve neticede her yapı için yapı maliyet bedeli ve enkaz bedelinin belirlendiğinin görüldüğü, sözü edilen raporların karara esas alınacak nitelikte görüldüğü belirtilerek, yapılan hesaplama sonucunda belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davalı idarenin istinaf başvurularının kabulü ile İdare Mahkemesi kararının istinafa konu kabule ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacıların 99.174,16-TL maddi tazminat tazminat talebinin kabulüne, mahkemece reddedilen ve istinaf edilmeyerek kesinleşen (1.969,72-TL maddi, 120.000,00-TL manevi) kısmı dışında 150.744,12-TL maddi tazminat talebi yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>1-Davacılar tarafından; davacılardan ... ve ...'nın vefat ettikleri, yasal mirasçılarının davaya devam ettikleri, davacılardan ... ve ...'a ait yapıların da 17.01.1957 tarihinden önce yapıldığı, bu sebeple yapı maliyet bedelinin ödenmesi gerektiği, buna ilişkin tapu belgelerinin ekte sunulduğu, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br>2-Davalı tarafından; her bir davacı için ayrı ayrı dava açılmak üzere dilekçe ret kararı verilmesi gerektiği, yapılan uygulamanın kamu yararı gözetilerek yapıldığı, kaçak nitelikteki yapıların ekonomik değeri bulunmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Taraflarca savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile 2577 sayılı Kanunun 5. maddesine uygun olmayan dava dilekçesinin, aynı Kanunun 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca reddedilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddi yönünde verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve davanın kısmen kabul kısmen reddi yönünde verilen temyize konuj Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, vefat eden davacılardan ... ve ...'nın mirasçılarının dava devam etmek istedikleri temyiz dilekçesi ve ekindeki belgelerden anlaşılmakla, mirasçılar davacı sıfatı ile davaya dahil edilerek, gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY : <br> İstanbul İli, Fatih İlçesi, … Mah. (eski; … Mah) … ada ve … adada bulunan davacılara ait taşınmazların da bulunduğu alanın 13.10.2006 tarih ve 26318 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla 5366 sayılı Yasa kapsamında “Yenileme Alanı” ilan edildiği, Bakanlar Kurulu kararıyla tesis edilen yenileme alanı kararının dava açılmaksızın kesinleştiği, dava konusu taşınmazların da bulunduğu alanda davalı idarece 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi kapsamında uygulama yapılarak imar planında tamamı kamusal alanda (yol, yeşil alan ve açık otopark alanı) kalan ve davacılara ait parsellerin de içerisinde yer aldığı ada ve parsellerin %40'ının düzenleme ortaklık payı kesilerek kamusal alana (açık otopark alanı) ayrıldığı, geri kalan %60'lık kısmın ise mülk sahiplerine verildiği, söz konusu imar uygulamasına davacılar tarafından askı süresinde itiraz edilmediği ve askıdan indirildikten sonra da herhangi bir iptal davası açılmadığı, akabinde kesinleşen imar uygulamasında açık otopark alanında kalan ve uygulama öncesi davacılara ait olan taşınmazlar üzerinde yer alan binaların davalı idarece kamulaştırma yapılmaksızın yıkılması üzerine (09.03.2020 tarihinde ıslah edilmiş haliyle) toplam 251.888,00-TL maddi tazminat ile toplam 120.000,00-TL manevi tazminatın yıkım tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde; dava dilekçelerinde davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği, 5. maddesinin 1. fıkrasında, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı; ancak aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Aynı Kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasında; dilekçelerin Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3 ve 5'inci maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği hüküm altına alınmış, aynı maddenin 6. fıkrasında; anılan hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanacağı belirtilmiş, 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde; dilekçelerde 14'üncü maddenin 3/g bendine aykırılık görülmesi halinde otuz gün içinde 3 ve 5'inci maddelere uygun şekilde düzenlemek veya noksanları tamamlamak üzere dilekçenin reddine karar verileceği, aynı maddenin 5. fıkrasında; 1'inci fıkrasının (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği, hükme bağlanmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Dosyanın incelenmesinden, davaya konu tazminat istemlerinin 5 ayrı parselde yer alan 4 davacıya ait 5 farklı yapının yıkımından kaynaklandığı anlaşıldığından, 2577 sayılı Yasanın 5. maddesi hükmü uyarınca davacılar arasında hak veya menfaatlerinde iştirak bulunmayan farklı parsellerdeki farklı kişilere ait farklı yapıların yıkımından kaynaklı tazminat davalarının bir arada görülmesi anılan Kanun maddesi hükmü gereği hukuken mümkün olmadığından, her bir davacı tarafından ayrı ayrı dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken, İdare Mahkemesince davanın esası değerlendirilerek verilen kararda ve bu kararın istinaf incelemesinin de yine davanın esası incelenerek verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.<br>Bu durumda; davalı idarenin istinaf istemi kabul edilerek kararın kaldırılması ve dilekçe ret kararı verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, davanın esas incelemesi yapılarak verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,<br>2. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/06/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>
kamulaştırma