<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/4810 E. , 2023/5635 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2021/4810<br>Karar No : 2023/5635 <br><br>DAVACI : ... Belediye Başkanlığı/... <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>DAVALILAR : 1- ... /... <br> 2- ... Bakanlığı Özellelşirme İdaresi Başkanlığı/... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Muğla ili, Datça ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 05.04.2021 tarihli, 3778 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli ilave koruma amaçlı nâzım imar planı ve değişikliği , 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişiklikleri ile anılan taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin 03.06.2010 tarih ve 27600 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının iptali istenilmektedir. <br><br>DAVACININ İDDİALARI : Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve özellikle Datça- Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesinin ilanına ilişkin mevzuat, bu alanın çevresel ve doğal özellikleri, turizm sektörüne katkılarının ancak doğal güzelliklerinin korunması ve koruma kullanma dengesinin modem planlama ilkeleri doğrultusunda bu bölgenin arkeolojik özellik ve değeri bu özelliğin korunmasının dünya mirasının korunması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği göz önüne alınarak, yasa koyucu tarafından özel bir koruma statüsüne tabi kılındığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede planlama yetkisinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığında olduğu, davalı idarenin planlama yetkisinin bulunmadığı, Cumhurbaşkanlığı Kararının dayanağı olarak gösterilen ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararının eki listede yayımlanan Muğla ili, Datça ilçesi, ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin bölümünde de hukuka uyarlık bulunmadığı, 4046 sayılı Kanunun genel gerekçesinde belirtilen amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak anılan Kanunun 1. maddesinde yer alan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınması konusunda Özelleştirme Yüksek Kurulu'na birtakım görev ve yetkiler tanınmış olmakla birlikte, verilen bu görev ve yetkinin, mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile özelleştirmeye konu varlığın niteliği, fiili ve hukuki durumu gözetilerek ve hukuka uygun bir şekilde kullanılması gerektiği, bu nedenle, kurul kararının hukuka uygunluğunun, özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazların bulunduğu yerleri, nitelikleri, fiili ve hukuki durumları ile imar planlarında belli bir amaç için ayrılıp ayrılmadığı yönlerinden incelenerek, uyuşmazlık konusu taşınmazın mevcut durumda özelleştirme kapsam ve programına alınarak özelleştirilip özelleştirilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği, diğer yandan 4046 sayılı Kanunun uygulanması bakımından Özel Çevre Koruma Bölgelerinin yasa ve uluslararası sözleşmeler ile belirlenmiş olan özellikleri dikkate alındığında, bu alanlar içerisinde kalan hazine arazilerinin özelleştirme kapsam ve programına alınmasının hukuka aykırı olduğu, kamu yararı ilkesinin de gerçekleşmediği 4046 sayılı Kanun ile idareye, ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azaltılma sağlamak amacını gerçekleştirebilecek varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması yetki ve görevi verildiği göz önüne alındığında bu amaca uygunluğun da bulunmadığı bu nedenlerle dava konusu işlemlerin iptali gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Usule ilişkin, davanın süresinde açılmadığı, davacının davayı açmada hukuki yararı bulunmadığı, esasa ilişkin olarak; dava konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve proğramına alınmasına ilişkin Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı yönünden; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun 27.11.1994 tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, 4046 sayılı Kanunun "Özelleştirme Uygulamalarına İlişkin Hükümler" başlıklı 17. maddesinde "Bu Kanuna göre; A.a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası Devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu paylarının ve Hazineye ait payların, d) Genel ve kalma bülçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmeti ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, Birlikte ve/veya ayrı aynı özelileştirme kapsamına almmasına, İdarenin teklifi üzerine Kurulca karar verilir. Kuruluşların özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin Kurul karanmda, bu Kuruluşlardan hangilerinin mali ve hukuki yönden özelleştirmeye hazırlık işlemine tabi tutulacağı, hangilerinin özelleştirilmek üzere doğrudan özelleştirme programına alınacağı ve özelleştirmenin hangi yöntemle (...) gerçekleştirileceği belirtilir." hükmünün yer aldığı, anılan hüküm incelendiğinde özelleştirme kapsam ve programına alınabilecek varlık, kurum ve kuruluşların ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış olduğu bu nedenle Hazine mülkiyetinde yer alan taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınabileceği, dava konusu parselin özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin ... tarihli ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararının 4046 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olmadığı, dava konusu taşınmaz ile ilgili çevre düzeni planı ve imar planı değişiklikleri yönünden; bölgenin ihtiyaçları ve çevrede yer alan kullanımlar irdelenerek kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların, etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi bağlamında, kamu yararının arttırılması ve bu kaynaklara ekonomik anlamda değer katılması amacıyla söz konusu alanda 1/100.000 ölçekli ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı ile koruma amaçlı ilave 1/5000 ölçekli nâzım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve değişikliği yapılmasına karar verildiği, anılan değişikliklerle tüm ölçeklerdeki planların uyumlu hale getirilerek planların kademeli birlikteliğinin sağlanmasının amaçlandığı, imar planı değişikliğine ilişkin Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı, Ulaşım Daire Başkanlığı), Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Datça Belediye Başkanlığı, Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü (İmar ve Planlama Şube Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü), ... Elektrik A.Ş., ... Muğla Doğalgaz Dağıtım Sanayi Ticaret A.Ş. ve DSİ 21. Bölge Müdürlüğünün görüşlerinin alındığı, alınan görüşler doğrultusunda revize edilen imar planı değişikliğinin Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararı ve Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun ... tarihli ... sayılı kararı ile uygun bulunduğu, uyuşmazlık konusu taşınmazın gerek 1. derece doğal sit alanı olan kısmının hem bu niteliği hem de bulunan endemik bitkiler dikkate alınarak doğal karakteri korunacak alan olarak planlandığı, gerekse arkeolojik sit alanlarının koruma mevzuatına uygun hükümleri dikkate alınarak planlandığı, yine parselde zeytinlik olan kısımların Muğla Tarım ve Orman İl Müdürlüğü görüşleri doğrultusunda zeytinlik olarak planlandığı, parselin toplam 9449,16 lık kısmının tamamen doğal yapısına uygun olarak korunduğu, yapılan imar planı değişikliği çalışmalarında koruma amaçlı imar planı amaç, ilke ve hedeflerine uygun hareket edilerek plan çalışması yapıldığı, gerekli tüm teknik ve bilimsel çalışmaların eksiksiz olarak yerine getirildiği, turizm alanının azaltıldığı ve emsal oranı düşürülerek inşaat alanının düşürüldüğü, planlama alanının sadece %18,16 lık kısmının otel alanı olarak ayrıldığı, geri kalan kısmının ise doğal yapısına zarar gelmeyecek şekilde planlandığı, davacının iddiasında belirtildiği gibi söz konusu imar planı değişikliği ile bölgenin doğal yapısının bozulacağı ve turizmin olumsuz etkileneceği gibi olumsuz durumların oluşmayacağı, kıyı kenar çizgisi tespiti komisyonu tarafından tespit edilen kıyı kenar çizgisinin 08.04.2014 tarihinde onaylandığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü) tarafından 17.07.2014 tarihinde aktarma işleminin uygun görüldüğü ve kıyı kenar çizgisinin pafta üzerinde mevzuata uygun olarak aktarıldığı, plan onama sınırı içerisinde yer alan her ada için mevzuata uygun olarak gösteriminin yapıldığı, Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine göre dava konusu planda sahil şeridinin ilk 50 metresinin bir kısmının 1. derece doğal sit alanı olması sebebiyle doğal karakteri korunacak alan olarak planlanmasının herhangi bir aykırılık teşkil etmediği, Cumhurbaşkanlığının plan onaylama yetkisinin sadece özelleştirme kapsam ve programında bulunan taşınmazların parsel sınırlarıyla tanımlı olduğundan kaldırılan bir alanın yerine başka bir alanda eşdeğer alan ayrılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki dava konusu alanın orman alanı olmadığı ya da ağaçlandırılacak alan kapsamında yer almadığı Orman ve Su İşleri Bakanlığı (Orman Gönel Müdürlüğü)'nın ... tarihli ve ... sayılı yazısı ile bildirildiği, sonuç olarak söz konusu taşınmaza yönelik hazırlanan 1/100.000 ölçekli ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planları ile koruma amaçlı ilave 1/5000 ölçekli nâzım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve değişikliklerinin ilgili mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Muğla ili, Datça ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 05.04.2021 tarihli, 3778 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli ilave koruma amaçlı nâzım imar planı ve değişikliği , 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişiklikleri ile anılan taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin 03.06.2010 tarih ve 27600 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının iptali istenilmektedir. <br> Dava konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı yönünden:<br>Uyuşmazlık konusu taşınmazın boş ve atıl durumda olduğu, herhangi bir kamu hizmeti ile ilgisinin bulunmadığı, özelleştirme kapsam ve programına alınması işleminin, 4046 sayılı Kanun'un öngördüğü ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak amacına ve özelleştirme ilkesine uygun olduğu ve Kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, dava konusu taşınmaz yönünden ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararına yönelik davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. <br>Dava konusu taşınmaza ilişkin çevre düzeni planı değişiklikleri ile imar planı değişiklikleri yönünden ise:<br>Yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu parsel Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesinde ve Aydın-Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “Önemli Doğa Alanı” olarak tanımlanan Datça Yarımadası bölgesinde yer aldığı, mevcut durumda ekosistem bütünlüğünü korumakta olan, deniz ile üç tarafından görsel ilişki kurabilen, kısmen 1. derece doğal sit alanı kısmen 3. derece arkeolojik sit alanında kalan, içinden arkeolojik yürüyüş rotasının geçtiği dava konusu parselin yapılaşmaya açılmasını içeren, dolayısıyla alanın doğal bütünlüğü, eko sistem sürekliliği, ekolojik ve tarihsel özelliklerinin bozulmasına neden olan ve ayrıca 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının ana plan stratejisini zedeleyen ve bu planın sürekliliğini bozan dava konusu 1/100.000 ölçekli ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5.000 ölçekli koruma amaçlı ilave nâzım imar planı ve değişikliği ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişikliğinin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Muğla İli, Datça İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 05.04.2021 günlü, 3778 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli ilave koruma amaçlı nâzım imar planı ve değişikliği, 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişikliği ile anılan taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin 03.06.2010 günlü, 27600 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... günlü, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.<br> Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.<br> Mülkiyeti Maliye Hazinesine ait bulunan Muğla ili, Datça ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz ... günlü, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. <br> Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 05.04.2021 günlü, 3778 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan dava konusu imar planları ile;<br> 09/03/2011 tarihli Aydın-Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "tarım alanı" ve "orman alanı"nda kalan kullanım kararının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile "kentsel yerleşik alan, özel ürün arazisi, doğal karakteri korunacak alan" olarak,<br> 29/04/2014 tarihli 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında "kentsel yerleşim alanı", “doğal karakteri korunacak alan" ve "ağaçlandırılacak alan" olan kullanımın 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile "kentsel yerleşik alan, özel ürün arazisi, doğal karakteri korunacak alan"olarak,<br> Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığınca 07.07.2004 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Datça-Kargı Mevkii Koruma Amaçlı Nâzım İmar Planında “turizm tesis alanı”, “günübirlik tesis alanı”, “rekreasyon alanları”, “ağaçlandırılacak alan”, “yol” ve “otopark” ve kısmen de plansız alan olarak bırakılan kullanımın, koruma amaçlı ilave 1/5000 ölçekli nâzım imar planı ve değişikliği ile "turizm alanı, günübirlik tesis alanı, park, genel otopark, zeytinlik alanı, doğal karakteri korunacak alan, kumsal-plaj, dere, trafo alanı, yol" olarak,<br> Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığınca 07.07.2004 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli Datça-Kargı Mevkii Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'nda “turizm tesis alanı”, “günübirlik tesis alanı”, "ağaçlandırılacak alan”, “yol” ve “otopark” ve kısmen de plansız alan olarak bırakılan kullanımın, koruma amaçlı ilave 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve değişikliği ile “otel alanı”, “günübirlik tesis alanı", “park”, “zeytinlik alan”, “doğal karakteri korunacak alan”, “kumsal-plaj”,“otopark”, “trafo alanı”, “dere” ve “yol” olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.<br> Dava konusu ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı yönünden:<br> 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 1/(A) maddesinde, bu Kanun'un amacının, bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulamasında "kuruluş" adı ile anılacak olan ve maddenin devamında sayılanların, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemek olduğu belirtilmiş, maddede, genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadî teşebbüslerinden kamu iktisadî kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleriyle doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıkları ve iştiraklerindeki payları, genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) "kuruluş" tanımı içerisinde yer almış; 2. maddesinde, özelleştirme uygulamalarındaki ilkeler sayıldıktan sonra, son fıkrasında, Kanundaki amaç ve ilkeler doğrultusunda alınacak kararlarda öncelikler ile bunların tâbi olacağı özelleştirme uygulamalarına ilişkin esas ve usûllerin, kuruluşların nitelikleri ve ülke ekonomisinin gerektirdiği şartlar da dikkate alınarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca belirleneceği kurala bağlanmış; 3. maddesinde ise, 1. maddede sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasının; kuruluşların, satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayrî ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukukî tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemenin Kurul'un görevleri arasında olduğu belirtilmiştir.<br> Yasanın genel gerekçesinde, özelleştirmenin, geniş anlamda Devletin iktisadî faaliyetlerinin en aza indirilmesi veya tamamen ortadan kaldırılması, kamu iktisadî teşebbüslerinin Devlet bütçesi üzerindeki finansman yükünün hafifletilmesi, rekabete dayalı piyasa ekonomisinin gerçekleştirilmesi, atıl tasarrufların ekonomiye kazandırılarak sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve bu şekilde elde edilecek kaynakların, altyapı yatırımları, savunma, eğitim ve sağlık hizmetlerinde kullanılması suretiyle ekonomide verimliliğin arttırılmasını sağlayan önemli araçlardan biri olduğu vurgulanmıştır.<br> 4046 sayılı Kanun'un anılan genel gerekçesinde belirtilen amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak Kanun'un 1. maddesinde yer alan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınması konusunda Özelleştirme Yüksek Kurulu'na verilen görev ve yetkinin, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile özelleştirmeye konu varlığın niteliği, fiili ve hukukî durumu gözetilerek hukuka uygun bir şekilde kullanılması gerektiği kuşkusuzdur.<br> Bu durumda, davalı idarelerce, dava konusu Kurul kararının tesisinde, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması bağlamında, boş ve atıl durumda bulunan uyuşmazlığa konu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınarak, ilgili mevzuata, çevre ve imar bütünlüğüne, yapılaşma kısıtlamalarına uyularak değerlendirilmesinin amaçlandığı belirtilmişse de; kararın hukuka uygunluğunun, özelleştirme kapsam ve programına alınan alanın bulunduğu yer, nitelikleri, fiili ve hukukî durumları incelenerek, alanın mevcut durumda özelleştirme kapsam ve programına alınarak özelleştirilip özelleştirilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Dava konusu 01.06.2010 günlü, 31 sayılı Kurul kararıyla, Maliye Hazinesine ait tapu kayıtları ekli listede yer alan taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, söz konusu taşınmazların satış suretiyle özelleştirilmesine ve satışın varlık satışı suretiyle gerçekleştirilmesine, özelleştirme işlemlerinin 2(iki) yıl içinde tamamlanmasına karar verilmiş (belirtilen süre daha sonra 31.12.2025 tarihine kadar uzatılmıştır.); ekli listenin 170. satırında ise Muğla ili, Datça İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı, 128.640,00 metrekare yüzölçümlü uyuşmazlığa konu taşınmaza yer verilmiştir.<br> Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın 1990 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilen Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisinde ve 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "Önemli Doğa Alanı" olarak tanımlanan Datça Yarımadasında kaldığı, taşınmazın bir kısmının 1. Derece doğal sit alanı, bir kısmının da 3. Derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmiş olduğu anlaşılmaktadır.<br> Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmelikte“Özel Çevre Koruma Bölgesi: Ülke ve dünya ölçeğinde ekolojik önemi olan, çevre kirlenmeleri ve bozulmalarına duyarlı toprak ve su alanlarını, biyolojik çeşitliliğin, doğal kaynakların ve bunlarla ilgili kültürel kaynakların gelecek kuşaklara ulaşmasını emniyet altına almak üzere gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi ve bu alanlarda uygulanacak koruma ve kullanma esasları ile plan ve projelerin tek elden hazırlanması amacıyla, Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilen bölgeler”olarak tanımlanmıştır.<br> Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Plan Hükümlerinde “Önemli Doğa Alanı: "canlı türlerinin sağlıklı topluluklar oluşturmaları ve yaşam döngülerini devam ettirmeleri için gerekli tüm coğrafyaların, doğal özelliklerinin bozulmadan saklanması ilkesi doğrultusunda, doğadaki canlı türlerinin nesillerini sürdürebilmeleri için özel önem taşıyan, korunması gerekli coğrafyalardır. " şeklinde tanımlanarak, "bu kavram, canlı türleri ve doğal kaynaklarla birlikte yeryüzünün en özel doğal alanlarının korunmasını amaçlamaktadır.” açıklamasına yer verilmiştir.<br> 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu'nun "Devir Yasağı" başlıklı 13. maddesinde, Hazineye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup, usulüne göre tescil ve ilan olunan, her çeşit korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ile bunlara ait korunma sınırları dâhilindeki taşınmazların, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni olmadan gerçek ve tüzel kişilere satılamayacağı, hibe edilemeyeceği kurala bağlanmıştır. <br> Bu durumda, 4046 sayılı Yasada kuruluş olarak sayılan genel ve katma bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan ilgisi bulunmayan varlıklarının özelleştirilebileceği belirtilirken örnekleme yoluyla bir çerçeve belirlenmiş olup, doğal ve arkeolojik sit alanlarının yasa ile özelleştirilebileceği belirtilen varlıklar kapsamında kabul edilmesine olanak bulunmamaktadır.<br> Diğer taraftan, 4046 sayılı Yasa ile idareye, ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak amacını gerçekleştirebilecek varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına yönelik olarak yetki ve görev verildiği göz önünde bulundurulduğunda, olayda, özel çevre koruma bölgesi sınırları içerisinde, önemli doğa alanında, dolayısıyla özel önem taşıyan, korunması gereken bir bölgede ve kısmen 1. Derece doğal sit alanında, kısmen de 3. Derece arkeolojik Sit Alanında kalan uyuşmazlığa konu taşınmazın satış yöntemiyle özelleştirilmek üzere kapsam ve programa alınmasında yasanın amacına ve kamu yararına uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. <br> Dava konusu taşınmaza ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Cumhurbaşkanlığı tarafından onaylanan çevre düzeni planı değişiklikleri ile imar planı değişiklikleri yönünden:<br> Davacı tarafından, özel çevre koruma bölgesinde kalan taşınmaza ilişkin özelleştirme idaresi başkanlığının plan yapma yetkisinin bulunmadığı öne sürülmekte ise de, 3194 sayılı İmar Kanununun 9. ve Ek-3. maddesi hükümleri ile özelleştirme kapsamına alınan arsa ve arazilerin tüm imar planlarını, değişiklik ve revizyonlarını yapma yetkisinin anılan idareye verilmiş olması nedeniyle iddia yerinde görülmemiştir.<br> Uyuşmazlığa konu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararında yukarıda açıklanan nedenlerle hukuka uyarlık bulunmadığından, bu karar kapsamında tesis edilen plan değişikliklerinde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br> Diğer taraftan, Danıştay Altıncı Dairesi'nce yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda yer verilen tespitlerle dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden: Özel çevre koruma bölgesi ve önemli doğa alanı sınırları içerisinde yer alan ve kısmen 1. derece doğal sit alanı, kısmen de 3. derece arkeolojik sit alanında kalan uyuşmazlığa konu taşınmazın çevresinin, Datça ilçesinin henüz yapılaşmaya açılmamış değerli bir kıyı şeridinde bulunduğu, taşınmazın deniz ile üç tarafından görsel ilişki kurulabildiği, içinden arkeolojik yürüyüş rotasının geçtiği, yakın çevresinde yapı bulunan tek alanın Kargı koyu olduğu ve buradaki yapıların seyrek ve alçak olduğu, bu haliyle ekosistem bütünlüğünü koruduğu anlaşılan taşınmazın dava konusu plan değişiklikleri ile yapılaşmaya açılarak alanın doğal bütünlüğü, ekosistem sürekliliği, ekolojik ve tarihsel özelliklerinin bozulmasına neden olunduğu, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının ana plan stratejisinin zedelendiği ve bu planın sürekliliğinin bozulduğu anlaşıldığından, dava konusu 1/100.000 ölçekli ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5.000 ölçekli koruma amaçlı ilave nâzım imar planı ve değişikliği ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişikliklerinin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu, dava konusu planlarda belirtilen nedenlerle de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br> Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığa konu Muğla İli, Datça İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin 05.04.2021 günlü, 3778 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli ilave koruma amaçlı nâzım imar planı, 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişiklikleri ile anılan taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca oluşturulan karar veren Danıştay Onüçüncü ve Altıncı Daireleri'nce, duruşma için taraflara önceden bildirilen 07.06.2023 tarihinde, davacı vekili Av. ... 'in gelmediği, davalı idareler vekili Av. ... 'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY: Maliye Hazinesi mülkiyetinde bulunan Muğla ili, Datça ilçesi, ... Mahallesi,... ada ... sayılı parsel ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.<br> Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığı'nın ... tarihli, ... sayılı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5.000 ölçekli koruma amaçlı ilave nâzım imar planı ve değişikliği ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişikliği 6.04.2021 tarihli, 31446 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. <br>1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği ve 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı İlave nâzım İmar Planı ve Değişikliği Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İlave Uygulama İmar Planı ve Değişikliği Datça Belediye Başkanlığı tarafından 20.04.2021-20.05.2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmıştır.<br>1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği. 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği 1/5.000 ve 1/1000 ölçekli Ilave Koruma Amaçlı nâzım ve Uygulama İmar Planı ve Değişiklikleri, Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından 29.04.2021-29.05.2021 tarihleri arasında 1(bir) ay süre ile askıya çıkarılmıştır.<br>Dava konusu Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığı'nın ... tarihli, ... sayılı kararı ile, dava konusu taşınmazın;<br>- Aydın-Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "tarım alanı" ve "orman alanı"nda kalan kullanımı 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile "kentsel gelişme alanı, özel ürün arazisı, doğal karakteri korunacak alan"olarak,<br>-1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında "kentsel yerleşim alanı", “doğal karakteri korunacak alan" ve "ağaçlandırılacak alan" olan kullanımı 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile "kentsel gelişme alanı, özel ürün arazisi, doğal karakteri korunacak alan"olarak,<br>-Dava konusu parseli kapsayan Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı'nın 07.07.2004 tarihli kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli Datça-Kargı Mevkii Koruma Amaçlı nâzım İmar Planı'nda “turizm tesis alanı”, “günübirlik tesis alanı”, “rekreasyon alanları”, “ağaçlandırılacak alan”, “yol” ve “otopark” ve kısmen de plansız alan olarak bırakılan kullanımı, koruma amaçlı ilave 1/5000 ölçekli nâzım imar planı ve değişikliği ile "turizm alanı, günübirlik tesis alanı, park alanı, otopark alanı, zeytinlik alan, doğal karakteri korunacak alan, kumsal-plaj, dere, trafo alanı" olarak,<br><br>-Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı'nın 07.07.2004 tarihli kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Datça-Kargı Mevkii Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'nda “turizm tesis alanı”, “günübirlik tesis lanı”, "ağaçlandırılacak alan”, “yol” ve “otopark” ve kısmen de plansız alan olarak bırakılan kullanımı, koruma amaçlı ilave 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve değişikliği ile “otel alanı”, “günübirlik tesis alanı", “park”, “zeytinlik alan”, “doğal karakteri korunacak alan”, “kumsal-plaj”,“otopark”, “trafo alanı”, “dere” ve “yol” olarak değiştirilmiştir.<br>Davacı Datça Belediyesi tarafından Danıştay Altıncı Dairesinin E: 2021/6834 sayılı dosyada " Muğla ili, Datça ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 05.04.2021 tarihli, 3778 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli ilave koruma amaçlı nâzım imar planı ve değişikliği , 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişikliklerinin" iptaline karar verilmesinin istenildiği, bakılan davada ise, 5.04.2021 tarihli, 3778 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan çevre düzeni ve imar planı ve değişiklikleri ile ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının iptaline karar verilmesinin istenilmesi nedeniyle birlikte incelemesi yapılmıştır. <br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; "bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;<br>a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,<br>b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,<br>c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,<br>d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,<br>e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,<br>f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiştir.<br>3194 sayılı Kanunun Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır.<br><br>3194 sayılı İmar Kanununun 5. Maddesinde nâzım İmar Planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak Uygulama İmar Planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nâzım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. <br>3194 sayılı Kanunun 6. Maddesinde: "Mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur. İmar planları ise nâzım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır." hükmüne yer verilmiştir. <br>3194 sayılı İmar Kanunun imar planlarında Bakanlığın yetkisini düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında; "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir. " hükmüne yer verilmiştir.<br>3621 sayılı Kıyı Kanununun 4. maddesinde Sahil şeridi: kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan olarak tanımlanmış, anılan Yasa uyarınca çıkarılan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde sahil şeridi tanımlanırken sahil şeridinin birinci bölümünün, sadece açık alanlar olarak düzenlenen yeşil alan, çocuk bahçesi, gezinti alanları, dinleme ve bu Yönetmelikte tanımlanan rekreaktif alanlardan ve yaya yollarından oluşan, kıyı kenar çizgisinden itibaren, kara yönünde yatay olarak 50 metre genişliğinde belirlenen alan olduğu, ikinci bölümünün, sahil şeridinin birinci bölümünden sonra kara yönünde yatay olarak en az 50 metre genişliğinde olmak üzere belirlenen ve üzerinde sadece Kanunun 8. maddesinde ve bu Yönetmelikte tanımlanan toplumun yararlanmasına açık günübirlik turizm yapı ve tesisleri, taşıt yolları, açık otoparklar ve arıtma tesislerinin yer aldığı bölüm olduğu belirlenmiştir.<br> Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının c bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." tanımına yer verilmiştir.<br><br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Usül yönünden;<br>Uyuşmazlık konusu ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı bakımından davalı idarenin süre ve ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir. <br>Uyuşmazlık konusu çevre düzeni planı değişikliği ve imar planları yönünden süre itirazı incelendiğinde;<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanununun 18. maddesiyle eklenen ve 28.06.2014 günü yürürlüğe giren "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasında; İvedi yargılama usulünün acele kamulaştırma işlemleri ile Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıklar hakkında da uygulanacağıbelirtilmiş 2. fıkrasında ise; "ivedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz." kuralı yer almıştır.<br>Askı ilanı 31.05.2021 tarihinde tamamlanan uyuşmazlık konusu imar planlarına karşı son ilan tarihini izleyen otuz gün içinde 21.06.2021 tarihinde açılan dava süresinde olduğundan davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir. <br>Uyuşmazlık konusu çevre düzeni planı değişikliği ve imar planları yönünden ehliyet itirazı incelendiğinde;<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmekte olup; Hukuk Devletinin öğesi olan, idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi, iptal davaları yoluyla sağlanmaktadır.<br>İdarî işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön şartlarından biri olan "dava açma ehliyeti", her idarî işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat alâkasının varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idarî işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet şartı olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşrû ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.<br>Anayasanın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlıklı bölümünde yer alan "çevrenin korunması" hususu, hem herkes için "sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını", hem de "çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önleme " ödevini tüm vatandaşlar için "hak ve ödev" olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.<br>Esasen çevre ve kültür varlıklarının korunması, kişilerin sağlıklı bir çevrede yaşamalarının sağlanması için idareye başvuruda bulunulması, kural olarak gerçek kişilerin ve amaçları doğrultusunda kurulan kamu ve özel hukuk tüzel kişilerinin hak ve ödevleri arasındadır.<br>Şehir imar planı ana kararlarını bozucu nitelikte ve kamu yararına aykırı olarak dava konusu plan değişikliği yapıldığı iddiasıyla taşınmazın bulunduğu alanda idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi niteliğindeki ilçe belediyesinin, uyuşmazlığa konu imar planlarını uygulamak ve bu imar planlarının şehir imar planlarıyla uyumunu sağlamakla görevli olması nedeniyle bu planların iptali istemiyle dava açmakta kişisel, meşrû ve güncel bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varıldığından davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir. <br><br> Esas yönünden;<br>Dava konusu ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı incelendiğinde;<br>Mülkiyeti Maliye Hazinesi'ne ait Muğla ili, Datça ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun ... tarihli, ... sayılı kararıyla, özelleştirme kapsam ve programa alınmasına karar verilmiştir.<br>Yukarıda anılan 4046 sayılı anılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, 4046 sayılı Kanun'a göre, Kanun'da "kuruluş" olarak sayılan genel ve katma bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının, Kurul'ca, belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak için özelleştirilmesi yoluna gidilebileceği, genel bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmeti ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının mülkiyet devri suretiyle özelleştirilmesi mümkündür. <br>Dava konusu taşınmazın boş ve âtıl durumda olduğu, herhangi bir kamu hizmeti ile ilgisinin bulunmadığı, Datça ilçesinin turizm potansiyeli ile gelişme durumu dikkate alınarak bulunduğu konum ve değeri ile özelleştirme amacı birlikte değerlendirildiğinde özelleştirme kapsam ve programına alınması işleminin, 4046 sayılı Kanun'un öngördüğü ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama amacına uygun olduğu ve Kanuna aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Dava konusu taşınmaza ilişkin çevre düzeni planı değişiklikleri ile imar planı değişiklikleri incelendiğinde:<br>Davacı tarafından davalı idarenin plan yapma yetkisinin bulunmadığına dair itirazı; dava konu taşınmazın özelleştirme kapsamında olması, 3194 sayılı Kanunun 9 ve Ek-3. maddesinde özelleştirme programına alınan taşınmazlar için planlama yapma yetkisinin davalı idarelere ait olduğunun düzenlenmiş olması karşısında yerinde görülmemiştir. <br>Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma şartlarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, taşınmazın konumu dikkate alındığında, taşınmaza verilen fonksiyonların ulaşım bütünlüğüne olumsuz etkisinin olup olmadığının, yapılan değişikliğin trafik yoğunluğuna ek yük getirip getirmeyeceğinin tespiti amacıyla Naip üye ... tarafından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. ... , Prof. Dr. ... , ve Prof Dr. ... 'nin katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 13.10.2022 havale tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.<br>Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile karar vermeye yeterli bilirkişi raporuna davalı idare tarafından yapılan itirazlar ve davacı beyanları birlikte değerlendirilerek uyuşmazlık konusu çevre düzeni planları ve imar planları başlıklar halinde incelenmiştir. 1/100.00 ölçekli ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden; 09.03.2011 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında dava konusu alanın “tarım alanı” ve “orman” kullanımlarını içerdiği; dava konusu işlem ile 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın kullanımının "kentsel gelişme alanı, özel ürün arazisı, doğal karakteri korunacak alan" olarak düzenlendiği, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında "kentsel yerleşim alanı", “doğal karakteri korunacak alan" ve "ağaçlandırılacak alan" olan kullanımının 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile "kentsel gelişme alanı, özel ürün arazisı, doğal karakteri korunacak alan"olarak, düzenlendiği anlaşılmıştır.<br>Bilirkişi raporunda: "<br>Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile ... ada, ... sayılı parsele“kentsel yerleşik alan”, “özel ürün arazisi” ve “doğal karakteri korunacak alanlar” kullanımları getirilmiştir.<br>Çevre düzeni planı, üst ölçekte, yani bölgesel ve alt-bölgesel ölçekte, bir bölgenin veya kentin genel ve başlıca mekansal stratejilerinin belirlendiği planlardır. Bu ölçekte yer alan mekansal stratejiler en temelde gelişme ve koruma stratejileri olup, planlama yazınında “koruma- kullanma” dengesi terimiyle de ifade edilir. Üst ölçekli bir strateji planında çevresel ve doğal değerler, tarihi ve kültürel miras değerleri ve tarımsal değeri nedeniyle korunacak alanlar kesin biçimde belirlenir ve bu alanların korunmasına ilişkin plan önerileri geliştirilir. Diğer yandan, yine bu ölçekte, yerel ve/veya ülkesel ekonomik kalkınma açısından önemli gelişme odakları belirlenerek bu odaklara ilişkin mekansal gelişme ve büyüme stratejileri ve kararları belirlenerek planda ifade edilir. “Koruma—kullanma” dengesi, aslında ekonomik kalkınmanın çevresel değerleri koruyarak gerçekleşmesini öngörür. Doğal ve tarım arazilerinin korunması temel ilkesi ile ekonomik büyümeye olan bu bütünleşik yaklaşım, dünya yazınında sürdürülebilir kalkınma şeklinde tanımlanmıştır.<br>Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde çevre düzeni planının niteliğine, içeriğine ve plan yapım yaklaşımına yönelik olarak dikkate alınması gereken temel konular bulunmaktadır. Öncelikle sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı öne çıkmakta ve koruma-kullanma dengesinin sağlanmasına vurgu yapılmaktadır. Bu plan türü hazırlanırken dikkate alınması gereken temel unsurlar içinde, ekolojik ve ekonomik kararların uyumu ve bütünleşmesi; tarihi ve kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi; doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması; ayrıca çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının ve ulaşım ağının oluşturulması gerekleri belirtilmektedir. <br>Sonuç olarak, üst ölçekli bir plan olan çevre düzeni planı, ekolojik duyarlılık ve koruma- kullanma dengesi ilkeleri çerçevesinde, ekonomik ve kentsel gelişmeyi yönlendiren; gerektiğinde denetleyen ve kısıtlayan, doğal ve tarihi çevrenin korunması konusu ile gelişme/büyüme konusundaki ana strateji ve kararların üretildiği plandır. Arazi kullanım kararlarına ilişkin olarak bir büyüme olup olmayacağı, büyümenin yönünün ne olacağı gibi genel stratejiler bu plan ölçeğinde belirtilmeli, ulaşım açısından yeni bir yatırım olup olmayacağı, güzergahların yaklaşık konumları, yol kademelenmesine ilişkin genel stratejiler gösterilmelidir.<br>Dava konusu plan değişikliğinin plan açıklama raporunda söz konusu değişiklik şu şekilde açıklanmaktadır:“Planlama alanı ve çevresi, turistik Datça ilçesinin henüz yapılaşmaya açılmamış değerli bir kıyı şeridini kapsamaktadır. Bölgede yeni turizm yatırımları gerçekleşmekte olup, ... ada ... sayılı parsel gelişme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle, söz konusu planlama alanının turizm potansiyelinin ön plana çıkarılması ve bölgedeki taleplerin karşılanabilmesi amacıyla çevrede inceleme ve değerlendirme çalışmaları yapılmıştır. Bu bağlamda; parselde yer alan Arkeolojik ve Doğal Sit Sınırları korunarak parselin etkin ve verimli kullanılabilmesi için “1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği” hazırlanmıştır. Söz konusu plan değişikliğinde parsel “kentsel yerleşik alan”, “özel ürün arazisi” ve “doğal karakteri korunacak alanlar” olarak planlanmıştır. ”<br>Dava konusu parsel Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma bölgesindedir ve Aydın-Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında *“Önemli Doğa Alanı” olarak tanımlanan Datça Yarımadası bölgesinde yer almaktadır. Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının plan hükümlerinde “Önemli Doğa Alanı” şu şekilde tanımlanmaktadır:“Önemli Doğa Alanları: canlı türlerinin sağlıklı topluluklar oluşturmaları ve yaşam döngülerini devam ettirmeleri için gerekli tüm coğrafyaların, doğal özelliklerinin bozulmadan saklanması ilkesi doğrultusunda, doğadaki canlı türlerinin nesillerini sürdürebilmeleri için özel önem taşıyan, korunması gerekli coğrafyalardır. bu kavram, canlı türleri ve doğal kaynaklarla birlikte yeryüzünün en özel doğal alanlarının korunmasını amaçlamaktadır.”<br> Özel Çevre Koruma Bölgeleri mevzuatta “Ülke ve dünya ölçeğinde ekolojik önemi olan...” alanlar olarak tanımlanmış ve bu nitelikteki bölgelerin “...çevre kirlenmeleri ve bozulmalarına duyarlı toprak ve su alanlarını, biyolojik çeşitliliğin, doğal kaynakların ve bunlarla ilgili kültürel kaynakların gelecek kuşaklara ulaşmasını emniyet altına almak üzere...” ÖÇKB ilan edildiği belirtilmiştir. Datça yarımadasının ÖÇKB içinde olması ve “Önemli Doğa Alanı” sınırları içinde bulunması, tüm bölgeye hassasiyetle yaklaşılmasını, korumayı öne alan bir planlama anlayışının benimsenmesini gerektirmektedir.<br>Dava konusu parsel, üç tarafından denizle ilişki kuran, denize doğru burnunu uzatan bir tepelik üzerinde eşsiz bir konumda yer almaktadır. Kargı Koyunun güney kesiminde bulunan tepenin sırtına ve kısmen eteklerine oturmuş olan dava konusu parselin plan açıklama raporundaki, yukarıda da değinilen ele alınışı, Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içinde bulunan, doğal ve arkeolojik sit alanları içeren bir bölgeye yaklaşımda ciddi sorunlar barındırmaktadır. Öncelikle “planlama alanı ve çevresi, turistik Datça ilçesinin henüz yapılaşmaya açılmamış değerli bir kıyı şeridini kapsamaktadır...” ifadesi çelişkili bir açıklamadır. “değerli bir kıyı şeridi”nin şehircilik ilkeleri gereği zaten yapılaşmaya açılmaması gerekir. Bu ifadeden, benimsenen planlama yaklaşımının buradaki ekolojik ve doğal değeri gözardı ettiği, yapılaşmaya ilişkin ekonomik bir değere odaklandığı anlaşılmaktadır ki; bu durum bu ölçekte bir planda en temel ilke olması gereken koruma-kullanma dengesinin bu planlama yaklaşımında yer alamadığına işaret etmektedir. Ayrıca, herhangi bir alanın yapılaşmaya açılmamış olması, yapılaşmaya açılma potansiyeli barındırdığı anlamı taşımaz. Yine koruma-kullanma dengesi ilkesinin bir gereği olarak, üst ölçekli çevre düzeni planlarında mutlak olarak korunacak bölgeler belirlendiğinde bu bölgelerin yapılaşmaya açılmayarak korunması amaçlanmaktadır. Bir planlama bölgesinin açıklamasının bu şekilde yapılması doğru bir planlama yaklaşımı olarak görülemez. Aynı raporda “...söz konusu planlama alanının turizm potansiyelinin ön plana çıkarılması ve bölgedeki taleplerin karşılanabilmesi amacıyla çevrede inceleme ve değerlendirme çalışmaları yapılmıştır. Bu bağlamda; parselde yer alan arkeolojik ve doğal sit sınırları korunarak parselin etkin ve verimli kullanılabilmesi için “1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği” hazırlanmıştır. ” denilmektedir. Bir plan değişikliği açıklama raporunun, yapılan bir planlama çalışmasını bilimsel ve nesnel temellere dayandırarak gerekçelendirmesi gerekir. Raporda “...bölgedeki taleplerin karşılanması”'ndan söz edilmekte, ancak rapor içinde bir talep analizi ve buna yönelik değerlendirmeler bulunmamaktadır. Bu tür bir araştırma, planın plan araştırma raporunda da yer almamaktadır. Öte yandan, turistik tesisler yönünde bir talep bulunması durumunda dahi, bir planlama sürecinin temel esaslarından biri öncelikle söz konusu talebe yönelik bir bilimsel analiz ve değerlendirme yapılmasıdır. Talep, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının temel ilkesi olan “koruma-kullanma dengesi” ile çelişkili ise ve/veya söz konusu alanın doğal/arkeolojik yapısı, jeolojik/jeomorfolojik koşulları vb. İle uyumlu değilse bu talep karşılanmak zorunda değildir. Ya da, söz konusu talebin karşılanması nesnel/bilimsel açıdan anlamlı bulunuyor ise, koruma-kullanma dengesi ile çelişkili olmayan, doğal ve arkeolojik varlıklar üzerinde olumsuz etki getirmeyecek bir bölgede karşılanması da olanaklıdır. Ancak, talep analizi ve değerlendirmesi planın ne araştırma ne de açıklama raporunda bulunmamaktadır. Bu tür kararların dayanağı nesnel ve bilimsel araştırma ve değerlendirmeler olmalıdır. Bunun yanı sıra, “...parselin etkin ve verimli kullanılabilmesi için...” ifadesi yeterli bir plan değişikliği gerekçesi değildir. “etkinlik” ve “verimlilik” ifadeleri ile neyin düşünüldüğü açıklanmalıdır. Dolayısıyla, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, hem koruma-kullanma dengesinin olumsuz etkileyen bir plan yaklaşımı içerdiği için, hem de bilimsel bir gerekçelendirmeye dayanmadığı için şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile bağdasmamaktadır. Çevre düzeni planının genel tanımı ve nitelikleri çerçevesinde, 1/100.000 ölçekli bir planda üretilen kararlar, sürdürülebilir kalkınma yaklaşımına uygun olarak, doğal alanlar, tarım ve orman alanları ile tarihi ve kültürel alanların korunması ilkesine uymalı, ekosistem bütünlüğüne zarar vermemelidir. Dava konusu plan değişikliği ile, herhangi bir bilimsel araştırma ve gerekçelendirmeye dayanmaksızın, parsele “kentsel yerleşik alan”, “özel ürün arazisi” ve “doğal karakteri korunacak alanlar” kullanımları getirilmiştir. Yani 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planından beklenen ekosistem bütünlüğünün korunması ilkesi zedelenmiştir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin yukarıda verilen 20. maddesi gereğince “çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir.” Oysa getirilen “kentsel yerleşik alan” kullanımı, bölgenin ekosistem bütünlüğünü zedeleyici niteliktedir. Dava konusu parselin bulunduğu tepede ve bu tepenin etrafında görüş alanı içinde yer alan diğer doğal alanların hiç birinde yapılaşma olmayıp, söz konusu karar ile bütüncüllüğü bulunan bir doğal alanın silüet değeri de bozulmaktadır. Planlama çalışmalarında planlama alanının silüet özelliklerinin dikkate alınması da önemlidir. Özellikle doğal ve kültürel alanlarda silüet analizi ve silüet değerinin korunması önemli ilkelerden biri olmalıdır. <br>Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde bulunan, 1. derece doğal sit ve 3. derece arkeolojik sit alanları barındıran, zeytin ağaçlarının bulunduğu, üzerinde hiç bir yapılaşmanın olmadığı dava konusu parsele dava konusu plan değişikliği ile “kentsel yerleşik alan” kullanımı getirilmesi ve bu kullanımın içerdiği yukarıdaki tanımlar, parselin sayılan niteliklerini zedeleyecek niteliktedir. Doğal ve arkeolojik hassasiyetleri olan böyle bir alana “...konut alanları ile kentin ve kentlinin ihtiyacına yönelik eğitim tesisleri, sağlık tesisleri, açık ve kapalı spor alanları, yeşil alanlar, kamu kurum alanları, trafo vb. gibi sosyal ve teknik altyapı alanları ile ticaret alanları, küçük sanayi alanları, turistik tesis alanları, konut dışı kentsel çalışma alanları gibi...” çok farklı alansal kullanımlara sahip olan ve üç boyutlu yapılaşma imkanı tanıyan kullanımların getirilebileceğinin belirtilmesi, alanın fiziksel ve çevresel koşullarını belirsizliğe sürükleyen sorunlu bir planlama yaklaşımıdır. Söz konusu karar, alanda yapılaşmaya olanak tanıyarak, çevre düzeni planındaki koruma-kullanma dengesini bozacak nitelikte bir karardır." tespitlerine yer verilmiştir.<br>Davalı idare tarafından, bilirkişi raporuna itiraz edilerek dava konusu işlem ile yapılan çevre düzeni planı değişikliklerinin imar mevzuatı ve planlama ilkelerine uygun olduğu ileri sürülmüştür. <br>Dairemizce yapılan değerlendirme;<br> <br>1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde hazırlanmaları nedeniyle, leke plan niteliğinde bulunan çevre düzeni planları, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği planlardır.<br>Bu çerçevede, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelerin üst ölçekli çevre düzeni planları kapsamında değerlendirilmesinin esas olduğu kuralı düzenlenmiştir. <br>Dolayısıyla, çevre düzeni planlarında, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelere yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin düzenlenmesi, bu türden büyük yatırımların koruma-kullanma dengesinin ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla çevre düzeni planı ölçeğinde kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi diğer sektörlerle ve yerleşmeye ilişkin geliştirilen stratejilerle ilişkilerinin kurulması ve açıklanması gerekmektedir. <br>Çevre düzeni planı kararlarının kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması gerekir. <br>Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle sadece fiziki kullanım kararları içermemektedir. <br>Nitekim, 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planında belirlenen arazi kullanım kararlarının, dava konusu alanda ağaçlandırma kararı ve diğer ekolojik koruma kararları ve tarım arazilerinin sürdürülmesi yaklaşımlarıyla yerleşmenin sınırlandırılması yönünde bir yeşil kuşak oluşturulması stratejisine yönelik olduğu ve yoğun yerleşik alanlar içinde yeşil alan sürekliliği sağlayan ve yerleşimleri çevreleyerek yeşil kuşak biçiminde mekânsal gelişmeyi denetleyen bir yapısal plan kararı üretilerek sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayan plan kararları oluşturulduğu, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği kuşkusuzdur.<br>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği, çevre düzeni değişikliklerinin plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak şekilde yapılması gerekmekte olup, kamu yatırımlarına, çevrenin korunmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine, planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve taleplerin; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılacağı açıktır.<br>Dava konusu parsel Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesinde ve Aydın-Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “Önemli Doğa Alanı” olarak tanımlanan Datça Yarımadası bölgesinde yer almaktadır.<br>Korunan Alanlarda Yapılan Planlara Dair Yönetmelikte“Özel Çevre Koruma Bölgesi: Ülke ve dünya ölçeğinde ekolojik önemi olan, çevre kirlenmeleri ve bozulmalarına duyarlı toprak ve su alanlarını, biyolojik çeşitliliğin, doğal kaynakların ve bunlarla ilgili kültürel kaynakların gelecek kuşaklara ulaşmasını emniyet altına almak üzere gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi ve bu alanlarda uygulanacak koruma ve kullanma esasları ile plan ve projelerin tek elden hazırlanması amacıyla, Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilen bölgeler”olarak tanımlanmaktadır.<br>Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Plan Hükümlerinde “Önemli Doğa Alanı : canlı türlerinin sağlıklı topluluklar oluşturmaları e yaşam döngülerini devam ettirmeleri için gerekli tüm coğrafyaların, doğal özelliklerinin bozulmadan saklanması ilkesi doğrultusunda, doğadaki canlı türlerinin nesillerini sürdürebilmeleri için özel önem taşıyan, korunması gerekli coğrafyalardır. bu kavram, canlı türleri ve doğal kaynaklarla birlikte yeryüzünün en özel doğal alanlarının korunmasını amaçlamaktadır.” olarak tanımlanmıştır. <br>Bu açıklamalardan hareketle, ekosistem bütünlüğünü korumakta olan, deniz ile üç tarafından görsel ilişki kurabilen, kısmen 1. derece doğal sit alanı kısmen 3. derece arkeolojik sit alanında kalan, içinden arkeolojik yürüyüş rotasının geçtiği, tarım ve orman alanı olarak belirlenmiş bölgenin büyük kısmının kaldırılarak kentsel gelişme alanı olarak planlanması suretiyle yapılaşmaya açılmasını içeren, dolayısıyla alanın doğal bütünlüğü, ekosistem sürekliliği, ekolojik ve tarihsel özelliklerinin bozulmasına neden olan, ayrıca 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ana plan stratejisini zedeleyen, planın sürekliliğini, koruma ve kullanma dengesini bozan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin çevre düzeni planlarına yönelik revizyon ve değişikliklere ilişkin hükümlerine aykırılık taşıdığı, aynı zamanda ülkenin genel ekonomik kalkınma stratejileri ile turizm sektörü stratejisini şekillendiren sürdürülebilirlik ilkesine aykırı olduğu, doğal yapıyı tahrip ettiğinden çevreyi koruma hedefini güvence altına alan bir gelişme ve kalkınma ilkesiyle bağdaşmadığı bu itibarla, şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br>1/5000 ölçekli koruma amaçlı ilave nâzım imar planı ve değişikliği ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı ve değişikliği yönünden:<br>Uyuşmazlık konusu parselin Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı'nın 07.07.2004 tarihli kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli Datça-Kargı Mevkii Koruma Amaçlı nâzım İmar Planı'nda “turizm tesis alanı”, “günübirlik tesis" “rekreasyon alanları”, “ağaçlandırılacak alan”, “yol” ve “otopark” ve kısmen de plansız alan olarak bırakılan kullanımı, dava konusu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı ilave nâzım imar planı ve değişikliği ile "turizm alanı, günübirlik tesis alanı, park alanı, otopark alanı, zeytinlik alan, doğal karakteri korunacak alan, kumsal-plaj, dere, trafo alanı" olarak, Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı'nın 07.07.2004 tarihli kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Datça-Kargı Mevkii Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'nda “turizm tesis alanı”, “günübirlik tesis lanı”, "ağaçlandırılacak alan”, “yol” ve “otopark” ve kısmen de plansız alan olarak bırakılan kullanımı, dava konusu 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişikliği ile “otel alanı”, “günübirlik tesis alanı", “park”, “zeytinlik alan”, “doğal karakteri korunacak alan”, “kumsal-plaj”,“otopark”, “trafo alanı”, “dere” ve “yol” olarak düzenlendiği anlaşılmıştır. <br>Bilirkişi raporunda:<br>"Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde bulunan, 1. derece doğal sit ve 3. derece arkeolojik sit alanları barındıran, zeytin ağaçlarının bulunduğu, üzerinde hiç bir yapılaşmanın olmadığı dava konusu parsele dava konusu plan değişikliği ile “kentsel yerleşik alan” kullanımı getirilmesi ve bu kullanımın içeriği parselin sayılan niteliklerini zedeleyecek niteliktedir. Doğal ve arkeolojik hassasiyetleri olan böyle bir alana “...konut alanları ile kentin ve kentlinin ihtiyacına yönelik eğitim tesisleri, sağlık tesisleri, açık ve kapalı spor alanları, yeşil alanlar, kamu kurum alanları, trafo vb. gibi sosyal ve teknik altyapı alanları ile ticaret alanları, küçük sanayi alanları, turistik tesis alanları, konut dışı kentsel çalışma alanları gibi...” çok farklı alansal kullanımlara sahip olan ve üç boyutlu yapılaşma imkanı tanıyan kullanımların getirilebileceğinin belirtilmesi, alanın fiziksel ve çevresel koşullarını belirsizliğe sürükleyen sorunlu bir planlama yaklaşımıdır. Söz konusu karar, alanda yapılaşmaya olanak tanıyarak, çevre düzeni planındaki koruma-kullanma dengesini bozacak nitelikte bir karardır.<br>Bu bölgeye turizm alanı ve günübirlik tesis kullanımı getirilmesi ve dolayısıyla alanın yapılaşmaya açılması, bu değerlerin geri döndürülemez şekilde yitirilmesine neden olacaktır. Doğa ve kültürü buluşturan bu tür yürüyüş rotaları, hem ulusal hem de uluslararası önemde olup, doğa turizmi yapmak isteyenler, doğa yürüyüşçüleri tarafından tercih edilmektedir.<br><br>Plan değişikliği ile ön görülen yapılaşmalar, parsel içindeki 1. derece doğal sit alanı ve 3. derece arkeolojik sit alanının ve zeytinlik alanların gerçek anlamda korunmasını zorlaştıracaktır. Plan değişikliği ile ön görülen ulaşım ve altyapı tesislerinin sit alanlarına denk gelmemesi ile söz konusu tehdit ortadan kalkmamaktadır. Bu tesislerin inşaatı sırasında bölgede tahribat olması kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca, bu tür alanların varlık olarak korunmalarının yanı sıra, görsel değerleri de bulunmaktadır. Söz konusu kullanımlar (otel, günübirlik tesis, otopark, taşıt yolları) alanın görsel değerini olumsuz etkileyecek ve bölgenin silüet bütünlüğünü bozacaktır. Doğal ve kültürel alanlar söz konusu olduğunda, silüet değerininde önemli bir değer olduğu, bu alanların komşuluğundaki alanlara yaklaşımın silüet değerini de göz önünde bulundurması gerektiği unutulmamalıdır.<br>Kurulumuz, dava konusu plan değişikliği ile öngörülen “günübirlik tesis alanı” tanımındaki yaklaşımı da olumsuz bulmaktadır. Günübirlik tesis tanımında yer alan “..lokanta,<br>kafeterya, çay bahçesi, otopark, wc, spor tesisleri, sergi ve fuar<br> ekinlikleri, doğa etkinlikleri, sinema platoları, geleneksel etkinlikler ile günübirlik tesisler yapılabilir. Yapılaşma koşulları, Emsal-0.08, Y.ençok—4.50m'dir.” biçimindeki yapılaşma koşulları, bölgenin keşif esnasında çekilen fotoğraflarında ve hava fotoğrafında izlenebilen özellikleri ile uyumlu olmayan, bölgenin Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde yer almasını dikkate almayan çok genel bir dille yazılmış, kentsel yerleşik alanlarda da geçerli olabilecek kullanımlardır. günübirlik tesis alanı içinde verilen birbirinden çok farklı kullanımlar (örneğin sinema platosu, sergi ve fuar etkinliği, kafeterya), çok farklı fiziksel çevreler üretecek kullanımlardır. <br>Bu kullanımların her biri farklı alansal gereksinimlere sahiptir. Dava konusu alanda “günübirlik tesis alanı” kullanımı her ne kadar kamuya açık bir alan kullanımı da olsa burada korunması gereken doğal ve tarihi değerler dikkate alındığında uygun bir kullanım kararı olarak değerlendirilmemektedir. Bu kullanımın içeriğinin bu genellikte tanımlanması da ekolojik ve kültürel nitelikleriyle öne çıkan bir bölge için sorunlu bir yaklaşımı ortaya koymaktadır. <br>Aynı olumsuzluk “park” kullanımının tanımlanmasına ilişkin yaklaşımda da görülmektedir. <br>Özel Çevre Koruma Bölgesi ve Önemli Doğa Alanı üst çerçevesi içinde yer alan, içinde doğal ve arkeolojik sit alanları barındıran dava konusu parselde yapılan “park” tanımlamasının, <br>herhangi bir kentsel alanda olabilecek “açık havuz/süs havuzu, açık spor ve <br>oyun alanı, genel tuvalet, pergola, kameriye, ... çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesi, ...” gibi kullanımları içermesi bölgenin <br>özgünlüklerini dikkate almayan bir planlama yaklaşımıdır. <br>Sonuç olarak Kurulumuz, mevcut durumda ekosistem bütünlüğünü korumakta olan, deniz ile üç tarafından görsel ilişki kurabilen, içinden arkeolojik yürüyüş rotasının geçtiği dava konusu parselin hiç bir şekilde yapılaşmaya açılmaması görüşünde olup. bu özgünlükleri dikkate <br>almayan, alanın ekolojik ve tarihsel özelliklerinin bozulmasına neden olacak dava konusu plan<br> değişikliğinin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarıyla bağdaşmadığı görüşündedir. Söz konusu plan kararı 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının bu bölgeye ilişkin koruma ağırlıklı ana plan stratejisiyle de bağdaşmamaktadır. <br>Herhangi bir bölgede turizme yönelik planlama süreçleri, söz konusu bölgenin her koşulda<br>yapılaşmasını gerektirmez. Bilindiği gibi, farklı doğal, kültürel, sosyal koşullara sahip turistik<br>yöreler, farklı turizm seçenekleri ile öne çıkabilmektedir. Dava konusu alanın da içinde bulunduğu ve “önemli doğa alanı” olarak tanımlanan bölgelerde, doğa ile bütünleşmeyi öne çıkaran turizm seçeneklerinin benimsenmesi de, bir turizm planlaması anlayışı olabilir. Ancak <br>dava konusu plan değişikliği, söz konusu parselin ve yakın çevresinin özgün doğal ve kültürel <br>özelliklerini ve bütünlüğünü bozacak yönde kullanımlar içermektedir. Dava konusu plan değişikliğinin gerekçelendirmesi “...bölgesel bütünleşmenin sağlanabilmesi; söz konusu parsellerin etkin ve verimli kullanılabilmesi için...” şeklinde yapılmaktadır. Bu ifadeler çok genel ve belirsizlikler taşıyan ifadelerdir. Bölgesel bütünleşme, etkin ve verimli kullanım ile <br>neyin kast edildiği belirsiz bırakılmıştır. Önceki bölümlerde ayrıntılı şekilde ele alındığı gibi, <br>plan kararlarının dayanağı bilimsel ve nesnel tespit ve değerlendirmeler olmalıdır. Bu nedenle söz konusu ifadeler planın gerekçeleri olmak için yetersiz ifadelerdir.<br><br> 07.07.2004 tarihli planda plansız bırakılan kesim, dava konusu plan değişikliğinde büyük ölçüde 1. derece doğal sit alanı ve zeytinlik alan olarak tanımlanan kısma denk gelmektedir.<br>" tespitlerine yer verilmiştir.<br>Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek dava konusu işlem ile yapılan imar planı değişikliklerinin imar mevzuatı ve planlama ilkelerine uygun olduğu ileri sürülmüştür. <br>Dairemizce yapılan Değerlendirme:<br>Alt ölçekli planlar 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planları değişikliklerinde belirlenen genel arazi kullanımı kararları doğrultusunda geliştirilmişse de 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planları değişikliklerinin Dairemizce şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından bu değişikliğin alt ölçekli planlara yansıtılmasının uygun olmadığı, ekolojik açıdan duyarlılıkla ele alınması gereken, doğal çevrenin ve arkeolojik değerlerin korunması yaklaşımının baskın olduğu bir bölgede plan değişikliği yapılarak yapılaşmaya olanak tanınması, üst ölçekli planlarda kentsel yerleşik alan biçiminde bir karar getirilmesinin çevre ve imar bütünlüğünü olumsuz etkilediği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ayrıntılı bir ulaşım-dolaşım şeması üretilmediği ve 1/5000 ölçekli nâzım imar planın genel şemasıyla yetinildiği, yaya dolaşım sistemine ilişkin kararların bulunmadığı, kıyıyla ilişkilerin yapılı çevre oluşumunu yönlendiren bir veri olarak plan kapsamında çözülmediği, davaya konu taşınmazın mevcut yerleşik alanlardan uzak mesafede ve kopuk konumda olması burada bir yapılı çevrenin oluşmasına olanak tanıyacak olan turizm tesis alanı kararının doğru bir yer seçimi olmadığı tüm bu tespitlerin değerlendirilmesinden dava konusu plan değişikliklerinde koruma-kullanma dengesine, planlama esasları ile yöntemlerine, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. <br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. .Dava konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin 01.06.2010 tarihli 2010/31 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı bakımından oy çokluğu ile DAVANIN REDDİNE<br>2.Dava konusu Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 05.04.2021 tarihli, 3778 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli ilave koruma amaçlı nâzım imar planı ve değişikliği , 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişikliklerinin oy çokluğu ile İPTALİNE,<br>3. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... -TL yargılama giderinin yarısı olan ... -TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan ... -TL yargılama giderinin ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,<br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... -TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, <br>5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmaya gelmeyen davacı vekili için belirlenen ... -TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden tahsili ile davacıya verilmesine,<br>6. Keşif ve bilirkişi incelemesi için yatırılan avanstan artan ... -TL'nin davacıya iadesine, <br>7. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07.06.2023 tarihinde karar verildi. <br><br><br>KARŞI OY (X):Dava, Muğla ili, Datça ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 05.04.2021 tarihli, 3778 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli ilave koruma amaçlı nâzım imar planı ve değişikliği , 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişiklikleri ile anılan taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin 03.06.2010 tarih ve 27600 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. <br>Dava konusu taşınmaza ilişkin çevre düzeni planı değişiklikleri ile imar planı değişiklikleri incelendiğinde:<br>1/100.00 ölçekli ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden; <br>4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda belirlenen esasları gerçekleştirmeye yönelik Özelleştirme İdaresi Başkanlığına kanunda verilen her tür ve ölçekte planlama yapma yetkisi kapsamında davaya konu çevre düzeni planı değişikliği yapılmıştır.<br>Çevre düzeni planı kararlarının kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerekmektedir. Nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Stratejik mekânsal planlama, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım değildir. Fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerir. Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle fiziki kullanım kararları içermemektedir.<br>Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.Bu amaç çerçevesinde, çevre düzeni planı ölçeğinde hangi usûl ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir.<br>Bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olması o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmaz.<br>Bilirkişiler tarafından dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın özel çevre koruma bölgesi ve önemli doğa alanı içinde olması nedeniyle hiç bir şekilde yapılaşmaya açılamayacağı görüşüne yer verilmiş ise de, dosyadaki belgelerin incelenmesinden uyuşmazlık konusu taşınmazın;<br>-Orman ve Su İşleri Bakanlığı (Orman Genel Müdürlüğü)'nın ... tarihli, ... sayılı yazısı ile orman vasfında olmadığı,<br>- Orman ve Su İşleri Bakanlığı (Doğa Koruma ve Milli Parklar genel Müdürlüğü)'nın ... tarihli , ... sayılı yazısı ile, parselin 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu (Milli Park, Tabiat Parkı,Tabiat Anıtı ve Tabiatı Koruma Alanı), 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ( Yaban Hayatı Koruma Sahası, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası) Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği kapsamında ilan edilmiş herhangi bir korunan alan içerisinde kalmadığı,<br>-Taşınmazın tarım alanında kalan kısmı için Muğla İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı yazısı ile taşınmazın kuru marjinal tarım arazisi olan kısmının tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun bulunduğu, zeytinlik olan kısmının ise zeytinlik vasfının korunarak işlem yapılması gerektiği yolundaki görüşü üzerine, zeytinlik olan kısmın zeytinlik vasfı korunarak "özel ürün arazisi" kullanımı getirildiği,<br>- <br>Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarihli, ... sayılı yazısı ile "1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin yapılmasına gerek olmadığı " yolunda görüş bildirilmiş ise de taşınmazın bulunduğu alanda dava konusu plandan önce yürürlükte olan planlardan; 1/100,000 ölçekli çevre düzeni planında "tarım alanı" ve "orman alanı"nda, 1/25.000 ölçekli nâzım imar planında "kentsel yerleşim alanı", “doğal karakteri korunacak alan" ve "ağaçlandırılacak alan" da, koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nâzım imar planında kısmen "turizm tesis alanı" kısmen 'günübirlik tesis alanı", kısmen "rekreasyon alanları" "kısmen "ağaçlandırılacak alan", "yol" ve "otopark” olarak planlı iken bir kısmı plansız alanda, 1/1000 ölçekli Datça-Kargı Mevkii Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'nda “turizm tesis alanı”, “günübirlik tesis alanı”, "ağaçlandırılacak alan”, “yol” ve “otopark” ve kısmen de plansız alanda kalan taşınmaz için planlar arası uyumsuzluğun olduğu, dava konusu 1/100.000 ölçekli ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın kullanımının paftada "kentsel gelişme alanı, özel ürün arazisı, doğal karakteri korunacak alan" olarak düzenlendiği, imar planı paftasında getirilen kullanım kararlarının ayrıca plan notları ile de ayrı ayrı düzenlendiği, farklı ölçekteki planlar arasında kademeli birlikteliğin sağlandığı görülmüştür.<br> 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda belirlenen yetki doğrultusunda, daha önceki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında kısmen “tarım alanı” kısmen de “orman” olarak gösterilen, ölçeği gereği çevre düzeni planı değişikliğine konu olabilecek 128 hektarlık dava konusu taşınmazda, anılan 1/100.000 ölçekli ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin ilgili kurumlardan alınan görüşlere uygun olarak çevredeki kullanımlar ile ölçekler arası uyumun sağlanması göz önünde bulundurularak yapıldığı, alt ölçeği plan kararlarına esas olacak alanın koruma statüsüne uygun arazi kullanım kararları getirildiği görüldüğünden davaya konu taşınmazın 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında "kentsel gelişme alanı, özel ürün arazisı, doğal karakteri korunacak alan" ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile "kentsel gelişme alanı, özel ürün arazisı, doğal karakteri korunacak alan"olarak, belirlenmesinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>1/5000 ölçekli koruma amaçlı ilave nâzım imar planı ve değişikliği ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı ve değişikliği yönünden:<br>Uyuşmazlık konusu parseli kapsayan Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı'nın 07.07.2004 tarihli kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli Datça-Kargı Mevkii Koruma Amaçlı nâzım İmar Planı'nda “turizm tesis alanı”, “günübirlik tesis" “rekreasyon alanları”, “ağaçlandırılacak alan”, “yol” ve “otopark” ve kısmen de plansız alan olarak bırakılan kullanımı, dava konusu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı ilave nâzım imar planı ve değişikliği ile "turizm alanı, günübirlik tesis alanı, park alanı, otopark alanı, zeytinlik alan, doğal karakteri korunacak alan, kumsal-plaj, dere, trafo alanı" olarak,<br><br>-Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı'nın 07.07.2004 tarihli kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Datça-Kargı Mevkii Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'nda “turizm tesis alanı”, “günübirlik tesis lanı”, "ağaçlandırılacak alan”, “yol” ve “otopark” ve kısmen de plansız alan olarak bırakılan kullanımı, dava konusu 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişikliği ile “otel alanı”, “günübirlik tesis alanı", “park”, “zeytinlik alan”, “doğal karakteri korunacak alan”, “kumsal-plaj”,“otopark”, “trafo alanı”, “dere” ve “yol” olarak düzenlenmiştir.<br> Davaya konu Muğla ili, Datça ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ... ada ... parsel sayılı taşınmaz, Datça Kargı Koyu'nun güney sınırında olup Datça merkeze yaklaşık 3 km mesafededir. Parselin kuzeyinde günübirlik tesisler yer almaktadır. Taşınmazın bir kısmı İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun ... tarihli, ... sayılı kararı ile tescillenen ve Muğla Küttür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun ... tarihli, ... sayılı kararı ile uygun bulunan Kargı Koruma Amaçlı İmar Planı ile sınırları son şeklini alan llI. Derece Arkeolojik Sit Alanı sınırları içinde, taşınmazın kalan kısmı da Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun ... tarihli, ... sayılı kararı ile Datça ilçesi, Kargı Koruma Amaçlı İmar Planı içinde I. Derece Doğal Sit Alanı içerisinde kalmaktadır. Ayrıca zeytınlik alanlar bulunmaktadır.<br>Davalı idare tarafından uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı ilave nâzım imar planı ve değişikliği ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişikliği; taşınmazın III. derece arkeolojik sit alanında kalan kısmı için, Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararı ile taşınmazın 1. derece doğal sit alanında kalan kısmı için de Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun ... tarihli, ... sayılı kararı ile uygun bulunmuştur.<br>128.640 m2 taşınmazın 113.460 m2 sinin Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu kapsamında kuru marjinal tarım arazisi, 15.180 m2 sinin Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun kapsamında zeytinlik olduğu için ; Muğla İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı yazısı ile taşınmazın kuru marjinal tarım arazisi olan kısmının tarım dışı amaçla kullanılması uygun bulunmuş, zeytinlik olan kısmının ise zeytinlik vasfının korunarak işlem yapılması gerektiği yolundaki görüşü üzerine dava konusu koruma amaçlı imar planı ve değişikliğinde Muğla İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün görüşüne uygun olarak zeytinlik olan kısım imar planında "zeytinlik alanı" "olarak belirlenmiştir. <br>Taşınmazın kıyı kenar çizgisinden itibaren ilk 100 metrelik sahil şeridinde kalan kısmına Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kullanım kararları getirildiği görülmüştür. <br> Ayrıca uyuşmazlık konusu parsele ilişkin koruma amaçlı imar planı değişikliğine ilişkin olarak Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı, Ulaşım Daire Başkanlığı), Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Datça Belediye Başkanlığı, Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü (İmar ve Planlama Şube Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ... Elektrik A.Ş., ... Muğla Doğalgaz Dağıtım Sanayi Ticaret A.Ş. ve DSİ ... Bölge Müdürlüğünün görüşleri de alınmıştır.<br>Bilirkişi raporunda Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesinde ve Aydın-Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “Önemli Doğa Alanı” olarak tanımlanan Datça Yarımadası bölgesinde bulunan dava konusu taşınmazın yapılaşmaya açılmaması gerektiği, dava konusu koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nậzım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin şehircilik ilkleri ve planlama esaslarına aykırı olduğu belirtilmiş ise de, özel çevre koruma bölgesi içerisinde yer alan, kısmen III. derece arkeoljik sit, kısmen I. derece doğal sit, kısmen de zeytinlik alanı vasfında olan taşınmazın dava konusu koruma amaçlı ilave 1/5000 ölçekli nậzım imar planı ve değişikliği ile koruma amaçlı ilave 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve değişikliğinde kullanım kararları belirlenirken; taşınmazın özellikleri ve ilgili Kanunlarda( 2863 sayılı Kültür ve Tabit Varlıklarını Koruma Kanunu, 3194 Sayılı İmar Kanunu, 3621 sayılı Kıyı Kanunu, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun) yer alan düzenlemelerin dikkate alındığı, bu kapsamda taşınmazın 1. derece doğal sit alanı olan kısmının hem bu niteliği hem de mevcut endemik bitkiler dikkate alınarak doğal karakteri korunacak alan olarak planlandığı, zeytinlik olan kısımların Muğla Tarım ve Ormarı İl Müdürlüğü görüşleri doğrultusunda zeytinlik olarak planlandığı, taşınmazın toplam 9449,16'lık kısmının tamamen doğal yapısına uygun olarak korunduğu, üst ölçek- alt ölçek arasında plan hiyerarşisi gereği uyumun sağlandığı, çevre ve imar bütünlüğü yönünden değerlendirildiğinde ise; dava konusu taşınmazın Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan (özelleştirme kapsamına alındığı 2010 yılından önce) 2004 tarihli koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nâzım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında belirlenen turizm alanı kullanımının azaltıldığı ( 30.562,00 m2 'den 24.415,93 m2''ye düşürülmüş) emsal oranının düşürüldüğü ( eski imar planında E:0.40 olan yapılaşma şartı E:0.30'a düşürülmüş) planlama alanının sadece %18,16 lık kısmının otel alanı olarak ayrıldığı, geri kalan kısmının ise doğal yapısına zarar gelmeyecek şekilde planlandığı, alandaki imar düzeni ve dokuyla, alana ilişkin geçmiş planlarla uyumlu olduğu, 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin 2. fıkrası ile tanınan yetkiye istinaden özelleştirmenin amacına uygun olarak taşınmazın verimli olarak kullanımının sağlanması için parsel bazlı değişiklik yapıldığı, 2004 yılında yapılan imar planlarındaki kullanım şeklinin genel itibarıyla korunduğu, diğer taraftan dava konusu parselle sınırlı olarak yapılan bu değişikliğin sosyal ve teknik alt yapı dengesini etkileyecek nitelikte olmadığı, çevre ve imar bütünlüğünü bozacak ayrıcalıklı haklar verilmediği anlaşılmıştır. <br> <br> Bu nedenlerle dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 05.04.2021 tarihli, 3778 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/5000 ölçekli ilave koruma amaçlı nâzım imar planı ve değişikliği , 1/1000 ölçekli koruma amaçlı ilave uygulama imar planı ve değişiklikleri bakımından da davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla kararın imar planına ilişkin kısmına katılmıyoruz. <br><br><br>KARŞI OY (XX): 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin (A) fıkrasında, bu Kanun'un amacının, bu maddede belirtilen ve Kanun'un uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan maddede sayılanların ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemek olduğu belirtilmiş ve maddede, genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanun'un 35. maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi hakları da "kuruluş" tanımı içerisinde yer almış; Kanun'un 2. maddesinde ise, özelleştirme uygulamalarındaki ilkeler sayıldıktan sonra son fıkrasında, Kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda alınacak kararlarda öncelikler ile bunların tâbi olacağı özelleştirme uygulamalarına ilişkin esas ve usullerin kuruluşların nitelikleri ve ülke ekonomisinin gerektirdiği şartlar da dikkate alınarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca (Kurul) belirleneceği kurala bağlanmıştır.<br> Kanunun genel gerekçesinde, özelleştirmenin, geniş anlamda Devletin iktisadî faaliyetlerinin en aza indirilmesi veya tamamen ortadan kaldırılması, kamu iktisadî teşebbüslerinin Devlet bütçesi üzerindeki finansman yükünün hafifletilmesi, rekabete dayalı piyasa ekonomisinin gerçekleştirilmesi, atıl tasarrufların ekonomiye kazandırılarak sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve bu şekilde elde edilecek kaynakların, altyapı yatırımları, savunma, eğitim ve sağlık hizmetlerinde kullanılması suretiyle ekonomide verimliliğin arttırılmasını sağlayan önemli araçlardan biri olduğu vurgulanmıştır.<br> 4046 sayılı Kanun'un yukarıda anılan genel gerekçesinde belirtilen amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak Kanun'un 1. maddesinde yer alan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınması konusunda Özelleştirme Yüksek Kurulu'na birtakım görev ve yetkiler tanınmış olmakla birlikte, verilen bu görev ve yetkinin, mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile özelleştirmeye konu varlığın niteliği, fiili ve hukukî durumu gözetilerek ve hukuka uygun bir şekilde kullanılması gerektiği kuşkusuzdur.<br>Bu nedenle, dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun, özelleştirme kapsam ve programına alınan alanın bulunduğu yer, nitelikleri, fiili ve hukukî durumları incelenerek, dava konusu alanın mevcut durumda özelleştirme kapsam ve programına alınarak özelleştirilip özelleştirilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Davaya konu ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazın bir kısmı İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun ... tarihli, ... sayılı kararı ile tescillenen ve Muğla Küttür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun ... tarihli, ... sayılı kararı ile uygun bulunan Kargı Koruma Amaçlı İmar Planı ile sınırları son şeklini alan llI. Derece Arkeolojik Sit Alanı sınırları içinde, taşınmazın kalan kısmı da Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun ... tarihli, ... sayılı kararı ile Datça ilçesi, Kargı Koruma Amaçlı İmar Planı içinde I. Derece Doğal Sit Alanı içerisinde kaldığı anlaşılmıştır.<br> 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu'nun 3. maddesinde, "Sit"in tanımı, "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." şeklinde yapılmış; "Devir Yasağı" başlıklı 13. maddesinde ise, Hazine'ye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup, usulüne göre tescil ve ilan olunan, her çeşit korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ile bunlara ait korunma sınırları dâhilindeki taşınmazların, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izni olmadan gerçek ve tüzel kişilere satılamayacağı, hibe edilemeyeceği kurala bağlanmıştır. <br>Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'da varlıkların özelleştirilebileceği belirtilirken parantez içinde örnekleme yapıldığı ve benzerleri denildiği dikkate alındığında, sit alanlarının örnekleme yapılan varlıklara benzemediği ve kanun koyucunun hangi tür varlıkların özelleştirilebileceğine ilişkin belirlediği çerçeveye uymadığı; ayrıca 4046 sayılı Kanun ile, idareye, ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama amacını gerçekleştirebilecek varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına yönelik olarak yetki ve görev verildiği göz önüne alındığında; I. Derece Doğal Sit Alanı ile III. Derece Arkeolojik Sit Alanında kalan ve devir yasağı kapsamında koruması gereken taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasının özelleştirmeden beklenen yasal amacı gerçekleştirecek mahiyette bulunmadığı ve kamu yararı amacı taşımadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemlerden ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. <br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmadığından anılan işlemin de iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile kararın davanın reddine ilişkin kısmına katılmıyoruz.</font></p></body></html>
kamulaştırma