<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2025/888 E.  ,  2025/1598 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2025/888<br>Karar No : 2025/1598<br><br>YETKİLİ YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ KARARI<br><br>Davacı ... vekili Av. ... tarafından, müvekkilinin müteveffa kardeşi ...'ın 15/04/1961 tarihinde askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada suda boğulma sonucu vefat ettiği belirtilerek şehit sayılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığının 21/04/2021 tarih ve E-... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle Milli Savunma Bakanlığına karşı açılan davada, Ankara 6. İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen 21/04/2022 tarih ve E:2021/1185, K:2022/926 sayılı karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 22/11/2022 tarih ve E:2022/4763, K:2022/5148 sayılı kararı ile 2577 sayılı Kanun'un 20/C maddesi uyarınca ilgilinin görev yaptığı Kırklareli ilinin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu Bölge İdare Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İdare Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmesi sonrasında Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen uyuşmazlığın görüm ve çözümünde İstanbul İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 30/12/2022 tarih ve E:2022/2589, K:2022/3071 sayılı karar üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul 5. İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esası incelenerek davanın reddi yolunda verilen 10/03/2023 tarih ve E:2023/210, K:2023/636 sayılı karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 07/11/2024 tarih ve E:2024/921, K:2024/1763 sayılı kararı ile İzmir İdare Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi akabinde İstanbul 5. İdare Mahkemesince verilen uyuşmazlığın görüm ve çözümünde İzmir İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 17/01/2025 tarih ve E:2024/2345, K:2025/123 sayılı karar ile İzmir 2. İdare Mahkemesince verilen uyuşmazlığın görüm ve çözümünde İstanbul İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin 05/02/2025 tarih ve E:2025/145, K:2025/69 sayılı karar üzerine ortaya çıkan yetki uyuşmazlığına ilişkin dosya, 2577 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari davalarda genel yetki" başlıklı 32. maddesinin 1. fıkrasında, göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesinin dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinin olduğu kurala bağlanmıştır.<br>30/06/2021 tarih ve 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7329 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na eklenen "Askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklara dair hükümler" başlıklı 20/C maddesinin 1. fıkrasında, "Bu madde; Millî Savunma Bakanlığı kadrolarında çalışan kamu görevlileri ile 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu kapsamında askerlik hizmetini yerine getiren yedek subaylar ve yedek astsubaylar ile erbaş ve erleri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır." hükmüne yer verilmiş; 13/07/2022 tarih ve 31892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7415 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile de anılan fıkraya, "Bu uyuşmazlıkların çözümünde ilgilinin görev yaptığı yerin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir." hükmü eklenmiştir.<br>Bakılan davada ortaya çıkan yetki uyuşmazlığının çözüme kavuşturulabilmesi için 13/07/2022 tarih ve 31892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7415 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 20/C maddesinin 1. fıkrasına eklenen özel yetki kuralının bu davada uygulanıp uygulanamayacağının ortaya konulması; başka bir deyişle, özel yetki kuralının yürürlüğe girdiği 13/07/2022 tarihinden önce İdare Mahkemelerince esasa ilişkin olarak verilen nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurularında, anılan özel yetki kuralının istinaf mahkemelerince dikkate alınıp alınmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.<br>Bilindiği üzere, usul hukuku alanında geçerli olan temel ilke, yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise usul hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olmasıdır.<br>Usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık kuralı ile birlikte dikkate alınması gereken diğer bir husus da yeni usul kuralı yürürlüğe girdiğinde, ilgili usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığıdır. Çünkü bir usul işlemi tamamlandıktan sonra yeni kural yürürlüğe girerse tamamlanmış işlem geçerli olarak kalır. Buna karşılık bir usul işlemi henüz tamamlanmamış ise yeni kanun, kural olarak hemen yürürlüğe girecektir. Başka bir deyişle, tamamlanmış usul işlemleri, yeni yürürlüğe giren usul hükmünden etkilenmeyecektir.<br>Nitekim, medeni yargılama hukukuna ilişkin usul kanunu niteliğindeki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 448. maddesinde “Bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla” derhal uygulanır denilmek suretiyle usul hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık ilkesi benimsenmiş, tamamlanmış işlemler ise istisna kapsamında tutulmuştur.<br> Dava, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayan ve bir kararla sonuçlanıncaya kadar devam eden çeşitli usul işlemlerinden ve aşamalarından oluşmaktadır. Yargılama sırasında yapılan bir usul işlemi ve kesiti tamamlanmış ise artık yeni kanun o usul işlemi hakkında etkili olmayacak dolayısıyla da uygulanmayacaktır.<br>Bu açıklamalar kapsamında, usul kurallarından biri olan yetki kuralının nihai karar verilinceye kadar mahkemece gözetilmesi, yeni bir yetki kuralının yürürlüğe girmesiyle birlikte derhal uygulanırlık ilkesi uyarınca yetkisizlik kararı verilerek dava dosyasının yetkili Mahkemeye gönderilmesi gerekmektedir. Zira, dava dilekçesinin mahkeme kayıtlarına girdiği andan nihai kararın verilmesi anına kadarki süreçte yetki kuralına ilişkin usul işleminin tamamlandığından söz edilemez. Ancak, nihai kararın verilmesiyle mahkemece dosyadan el çekildiğinden esasa ve usule ilişkin tüm işlemler tamamlanmış olacaktır. Nihai kararın verildiği tarih itibarıyla yetkili mahkemece uyuşmazlık çözüme kavuşturulmuş olacağından, sonradan yürürlüğe giren yetki kuralı Mahkemenin yetkisizliği sonucunu doğurmayacaktır.<br>Bakılan davada, Ankara 6. İdare Mahkemesince 13/07/2022 tarih ve 31892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7415 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 20/C maddesinin 1. fıkrasına eklenen özel yetki kuralı yürürlüğe girmeden önce 21/04/2022 tarihinde uyuşmazlığın esası hakkında nihai karar verilerek usule ilişkin işlemler tamamlanmış olduğundan, anılan özel yetki kuralının uygulanamayacağı sonucuna varılmaktadır.<br> Bu durumda; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 32. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde dava konusu işlemi tesis eden idarenin bulunduğu yer mahkemesi olan Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna varılmaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın görüm ve çözümünde Ankara İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna, dosyanın Ankara 6. İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın İstanbul 5. İdare Mahkemesine, İzmir 2. İdare Mahkemesine ve taraflara bildirilmesine, 13/03/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br><br><br> -KARŞI OY :<br><br>Dava; davacının kardeşi...'ın 15/04/1961 tarihinde askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada suda boğulma sonucu vefat ettiği belirtilerek şehit sayılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığının 21/04/2021 tarihli ve E-... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>30/06/2021 tarih ve 31527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7329 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na eklenen "Askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklara dair hükümler" başlıklı 20/C maddesinin 1. fıkrasında, "Bu madde; Millî Savunma Bakanlığı kadrolarında çalışan kamu görevlileri ile 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu kapsamında askerlik hizmetini yerine getiren yedek subaylar ve yedek astsubaylar ile erbaş ve erleri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır." hükmüne yer verilmiş; 13/07/2022 tarih ve 31892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7415 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile de anılan fıkraya, "Bu uyuşmazlıkların çözümünde ilgilinin görev yaptığı yerin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir." hükmü eklenmiştir.<br>Bakılan davada ortaya çıkan yetki uyuşmazlığının çözüme kavuşturulabilmesi için 13/07/2022 tarih ve 31892 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7415 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 20/C maddesinin 1. fıkrasına eklenen özel yetki kuralının bu davada uygulanıp uygulanamayacağının ortaya konulması; başka bir deyişle, özel yetki kuralının yürürlüğe girdiği 13/07/2022 tarihinden önce İdare Mahkemelerince verilen nihai kararlar üzerine, anılan özel yetki kuralının dikkate alınıp alınmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.<br>Bilindiği üzere, usul hukuku alanında geçerli olan temel ilke, yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise usul hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olmasıdır.<br>Öte yandan, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 32. maddesinin 2. fıkrasında, bu Kanun'un uygulanmasında "yetki"nin kamu düzeninden olduğu hükme bağlanmıştır.<br> Kanun'un 20/C maddesinde yer verilen "ilgilinin görev yaptığı yer" ibaresinden, madde kapsamındaki kamu görevlileri ile muvazzaf er ve erbaşların geçici ya da belirli bir süre görev yapmak üzere bulundukları yerin değil, daimi kadrolarının bulunduğu yerin anlaşılması gerektiği açıktır.<br>Bu durumda, bakılmakta olan bu davada 2577 sayılı Kanun'un 20/C maddesi uyarınca yetkili yargı yerinin belirlenmesi gerekmekte olup; davacının kardeşinin 15/04/1961 tarihinde Lüleburgaz'da askerlik hizmetini yerine getirdiği esnada suda boğularak vefat ettiği, ölüm vakasının 65. Tümen Tabur Komutanlığınca kayıt altına alınarak davalı idareye bildirildiği ve ölüm belgesinin düzenlendiği, davacı yakını müteveffa ...'ın ölümünün vuku bulduğu 65. Tümen Komutanlığının ise Lüleburgaz'da konuşlandırıldığı görülmekle, dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan iş bu davanın görüm ve çözümünde, ilgilinin olay tarihinde kadrosunun bulunduğu yer mahiyetindeki görev yeri olan Kırklareli ilinin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi olan İstanbul İdare Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Açıklanan nedenle, davanın görüm ve çözümünde İstanbul İdare Mahkemesinin yetkili olduğuna karar verilmesi gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum. <br><br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

kadro