<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/3240 E.  ,  2024/3608 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2023/3240<br>Karar No : 2024/3608<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br> VEKİLİ : Av. ...<br> KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu<br> VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/06/2023 tarih ve E:2019/479, K:2023/7643 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Uşak Hâkimi olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile yine aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/06/2023 tarih ve E:2019/479, K:2023/7643 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş;<br>2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 62. ve 69. maddesine yer verilerek, <br>Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiğinin görüldüğü, <br>Dairelerince, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğunun belirtildiği,<br> 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıktığı,<br>Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiğinin anlaşıldığı, nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulduğu,<br>Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, Hâkim olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, disiplin soruşturmasına konu eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda örgütün talimatıyla gerçekleştirdiği ve söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığının görüldüğü,<br>Kararın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" başlıklı kısmında da yer verildiği gibi, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararın iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairelerinin 01/04/2022 tarih ve E:2016/57652, K:2022/1666 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesinin hali hazırda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2023/150 esas sayısına kayıtlı dava dosyasında devam ettiğinin anlaşıldığı,<br>Ayrıca, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "silahlı terör örgütüne üyelik (FETÖ/PDY)" suçundan 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:2020/51 kararıyla esastan reddedildiği ve anılan kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının yine 13 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, UYAP sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,<br>Öte yandan, Kararın "İlgili Mevzuat" başlıklı kısmında yer verildiği üzere 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağının kurala bağlandığı,<br>Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerektiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarından oluştuğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği,<br>Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağladığı,<br>Dava dosyasında mevcut disiplin soruşturma raporu ve ekleri incelendiğinde, söz konusu soruşturma kapsamında davacı tarafından HSK Başmüfettişliğine sunulan 27/05/2015 tarihli savunma dilekçesinde "...Öncelikle ...'nın ... Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi Nöbetçi Hakim ...'nin ... tarih ... değişik iş sayılı tutukluluk halinin devamına ilişkin kararına yönelik Ceza İnfaz Kurumundan gönderdiği 10/11/2010 tarihli itiraz dilekçesi 11/11/2010 tarihinde Mahkeme zabıt katipleri tarafından ekranlarından çıktısı alınmış ise de; benim önüme bu evrak 10/12/2010 tarihinde getirilmiştir. Bu zaman zarfında evrakın neden kalemde bekletildiği ve işlem yapılmadığı mahkeme üyesi olarak benim sorumluluğumda olmayıp Mahkeme Başkanı K.Ş. ile 2. Heyet Başkanlığını yapan K.Ç.'nin sorumluluğundadır. Bir şekilde kalemde kalmış dilekçe nöbetçi hakimliğim sırasında bana getirildi. Soruşturma dosyası geldiğinde Nöbetçi Hakim ...'nin ... tarih ... değişik iş sayılı kararından sonra ... Ağır Ceza Mahkemesi ve ... Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimlerince şüpheli ...'nın tutukluluk halinin devamına karar verilmiş olması sebebi ile durumu şifaen o tarihte mahkeme heyetinde görevli Hakimler K.C., ... ve F.S. ile müzakere ettik. Bu aşamadan sonra talebin itiraz olarak benim de içinde bulunacağım heyet tarafından değerlendirilmesi halinde, kararını itirazen değerlendirmeye yetkili bulunuğumuz Hakim ...'nin ... tarih ... değişik iş sayılı kararından sonra ... ve ... Ağır Ceza Mahkemeleri Nöbetçi Hakimlerinin de tutukluluğun devamına karar vermiş olması sebebi ile bu kararlara da hukuken yetkili olmadığımız halde müdahele etmiş olabileceğimiz endişesi ile talebin o tarihte nöbetinde mahkememizde bulunması dikkate alınarak tahliye talebi olarak değerlendirilip bir karar verilmesi, bu şekilde şüphelinin talebinin cevapsız bırakılmaması sonucuna vardık ve dilekçeyi tahliye talebi olarak incelemeye aldım.<br>15/12/2010 tarihinde mesaiye geldiğimde bu dosya ile ilgili incelememi sonuçlandırdım ve kararımı notlayarak yazılmak üzere mahkeme kalemine verdim. Mahkeme kalemindeki katiplerin bir çoğunun göreve yeni başlamış olması, tecrübesiz oluşları, uyap sistemini tam olarak kullanamamaları sebebi ile o tarihte kararlar genelde uyap dışında yazılıyor hakimin kontrolü sonrasında UYAP'a atılarak Hakim onayına sunuluyor. Bu evrakta da benim ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevine başlamamdan önce kararımı verip yazdırmama rağmen uyap sistemine geç girilmesinden dolayı uyap onayımın aynı gün saat 16.24'te göreve başlama yazımın gönderilmesinden sora yapıldığı anlaşılmaktadır.<br>Anayasanın 138. maddesi gereğince Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya Kanuna ve Hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Şikayete ve soruşturmaya tabi olayda Nöbetçi Hakim olarak önüme o tarihte şüpheli olan ...'nın tutukluluk durumuna ilişkin dilekçe gelmiş olup dilekçeyi yukarıda açıkladığım nedenlerle ve 15/12/2010 tarihli kararımda belirttiğim şekilde takdir hakkım kapsamında yorumladım ve bir karar verdim. Kararım uyap sistemine geç atılması aynı gün ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevine başlamamdan sonra bu kararı verdiğim anlamına gelmez. Hakimlerin genelde çalışma sistemi kararlarını notlayarak kaleme ulaştırmak ve kaleminde iş yoğunluğunda sırası geldiğinde bu karan yazması şeklindedir. Bu silsilede ve uyap dışı yazarak sonradan uyapa atmada oluşan gecikme ve hatalarda Hakimin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği kanaatindeyim. Kaldı ki bu olaydan dolayı şüpheli hakkında herhangi bir hak kaybı da mevcut değildir. Hakim ...'nin 25/10/2010 tarihli kararından sonra şüpheli hakkında ... ve ... Ağır Ceza Mahkemesi Hakimlerince de inceleme yapılmış, daha sonra tarafımca da dosyası değerlendirilmiş olup, tüm bu işlemlere karşı da itiraz haklarını kullanmış ancak tahliyesi yönünde Nöbetçi Hakimler, itiraz üzerine Mahkeme Heyetleri, yargılama sürecinde de ... Ağır Ceza Mahkemesi ve itirazlar üzerine de ... Ağır Ceza Mahkemesince karar verilmemiş, tutukluluk halinin devamına hükmetmişlerdir..." şeklinde beyanlara yer verildiğinin görüldüğü,<br>Bu haliyle, şikayetçi ... tarafından, hakkında ... (kapatılan) ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Nöbetçi Hâkimince verilen ... tarih ve Soruşturma No:..., Değişik İş No:... sayılı tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara süresi içerisinde vermiş olduğu 10/11/2010 tarihli dilekçe ile açıkça "itiraz" isteminde bulunduğu, buna karşın söz konusu istemi inceleyen ve ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. Maddesi İle Görevli) Üye Hâkimi olarak görev yapan davacı tarafından anılan istemin "tahliye talebi" şeklinde değerlendirilerek karar verildiği, ayrıca, davacının İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına atanması nedeniyle 15/12/2010 tarihinde eski görevinden ayrıldığı halde aynı gün söz konusu karara imza attığı hususlarının davacının kendi ifadeleriyle de sabit olduğunun anlaşıldığı,<br>Nitekim, davacı tarafından daha sonra HSK'ya hitaben sunulan savunma dilekçesinde de aynı yönde ifadelere yer verildiğinin görüldüğü,<br>Olayda, dava dosyasında mevcut bilgi-belgeler ve davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına dayanak teşkil eden eylemleri ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde yargı kararı ve "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik" suçunu işlediğinden bahisle mahkûmiyet kararı bulunduğu görülen davacının, tarafına isnat edilen eylemleri üyesi olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek gerçekleştirdiği ve yürütülen disiplin soruşturması kapsamında vermiş olduğu kendi ifadesi de göz önüne alındığında sûbut bulduğu anlaşılan söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığı,<br>Netice itibarıyla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile yine aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, soruşturma konusu olay tarihinde ... (kapatılan) ... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile görevli) Üyesi olarak görev yaptığı ve nöbetçi hâkim olarak belirlendiği, disiplin cezasına konu olarak karar vermiş olduğu evrakın önüne neden bir süre işlemsiz kalarak gecikmeli geldiğini bilemediği, bunun sorumluluğunun kendisinde olmadığı, kalem denetiminden Mahkeme Başkanının sorumlu olduğu, önüne gelen itiraz dilekçesini daha sonra ilgili hakkında verilen tutukluluk halinin devamına ilişkin kararları etkilememek ve hak kaybı olmaması adına tahliye talebi olarak değerlendirerek karar verdiği, aksi halde dahi takdir yetkisinde yanılma halinin söz konusu olduğu, kesinlikle kasıtlı ve art niyetli bir düşünce ile karar vermediği, dava konusu kararların gerekçeden yoksun olduğu, hakkında isnat edilen suçlamalara ilişkin delil sunulamadığı, masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, örgüt talimatı ile karar vermesinin mümkün olmadığı, disiplin cezasını gerektirecek herhangi bir davranışının bulunmadığı, yargısal takdir yetkisini kullandığı, disiplin cezasına konu fiiller nedeniyle "görevi kötüye kullanma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçları işlediği iddiasıyla Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:... sayılı dosyasında kamu davası açıldığı ve yargılama halen devam etmekte olduğundan anılan davanın sonucun beklenmesi gerektiği, süreçte Anayasa ve AİHS'de korunan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Öte yandan, Daire kararının hukuki değerlendirme kısmında "Dolayısıyla, dava dosyasında mevcut tüm bilgi-belgeler ve tanık ifadeleri ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; özellikle ..., ... ve Gizli Tanık ... isimli tanıkların beyanları ve hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunduğu noktasında kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu da dikkate alındığında, davacının, dava konusu disiplin cezasına dayanak teşkil eden eylemlerini irtibat ve iltisaklı olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek gerçekleştirdiği ve sûbut bulan söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır." gerekçesine yer verilmiş ise de, Kararda anılan paragrafa sehven yer verildiği anlaşılmıştır.<br>Ayrıca davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin davanın reddine ilişkin 01/04/2022 tarih ve E:2016/57652, K:2022/1666 sayılı kararı, Kurulumuzun 22/06/2023 tarih ve E:2023/150, K:2023/1531 sayılı kararı ile kesin olarak onanmıştır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/06/2023 tarih ve E:2019/479, K:2023/7643 sayılı kararının ONANMASINA,<br>3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,<br>4. Kesin olarak, 30/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

kadro