<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/1688 E.  ,  2025/165 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2024/1688<br>Karar No : 2025/165 <br><br>TEMYİZ EDENLER :I- (DAVACI): ...<br> VEKİLİ : Av. ...<br> II-(DAVALI): ... Valiliği<br> VEKİLİ : Av. ... <br>DİĞER DAVALI : ...<br>VEKİLİ : Huk. ve Mev. Gen. Müd. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 11/10/2023 tarih ve E:2019/1144, K:2023/5469 sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, silah taşıma ve bulundurma ruhsatı almasına engel bir durum olup olmadığının bildirilmesi ve varsa engelin kaldırılması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin İstanbul Valiliği İl Jandarma Komutanlığının bila tarih işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 21/03/1991 tarih ve 91/1779 ayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, 17/07/2017 tarih ve 2017/10643 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 16. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin iptali istenilmiştir.<br> Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 11/10/2023 tarih ve E:2019/1144, K:2023/5469 sayılı kararıyla;<br> Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının dava konusu (f) bendinin incelenmesi:<br> 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasında, kimlerin silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı alabileceğinin yedi bent halinde belirlenmiş olup, fıkranın 5. bendinde, Cumhurbaşkanınca (mülga Bakanlar Kurulunca) çıkarılan yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da iş yerinde bulundurabileceklerinin düzenlendiği; maddenin dördüncü fıkrasında, silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esasların Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükmünün yer aldığı, aynı Kanun'un 6. maddesinin beşinci fıkrasında, ruhsatların renk, şekil, muhtevası ile diğer hususların yönetmelikle belirleneceğinin kurala bağlandığı,<br> Yukarıda açıklanan Kanun hükümleri doğrultusunda hazırlanarak yürürlüğe konulan 21/03/1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 8, 9 ve 10. maddelerinde, Kanun gereği ve vali iznine tabi olarak silah taşıma ruhsatı alabilecekler belirlenirken, 16. maddesinde de, bütün başvuru sahipleri bakımından silah ruhsatı verilmesini engelleyen hallerin sıralandığı,<br> Söz konusu maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde, taksirle veya basın ve yayın yoluyla işlenenler hariç olmak üzere değişik zamanlarda işlediği aynı veya farklı türden ikiden fazla suçtan mahkum olanlara ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma ruhsatı verilmeyeceği, anılan maddenin son iki fıkrasında ise, bu madde hükümlerinin uygulanmasında, mahkumiyetten kesinleşmiş mahkumiyet anlaşılması gerektiği, ayrıca mahkemelerce verilen hapis cezaları paraya çevrilmiş olsa dahi hapis cezasının esas alınacağı kurala bağlandığı,<br> Kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş olup, bir temel hak ve özgürlük olarak tanımlanamayacak olan silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın, herkese tanınmış bir hak olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, buna göre, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin düzenlemelerde konuya özgü ve takdir yetkisi içinde kurallara yer verilebileceği ve dayanağı Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılabileceğinin açık olduğu,<br> Uyuşmazlık aktarılan çerçevede değerlendirildiğinde; 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi ile beşinci fıkrasında verilen takdir yetkisine istinaden Cumhurbaşkanınca (mülga Bakanlar Kurulunca) çıkarılan dava konusu Yönetmelik ile, silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilecek olan kişilerde aranılacak niteliklerin; ilgilinin bulunduğu görev veya sosyal konumu, fiziksel özellikleri, suç işleme konusundaki eğilimi değerlendirilmek, toplumun güven duyacağı kişilerin bu haktan yararlanması sağlanmak, dolayısıyla kamu yararı ve güvenliği gözetilmek suretiyle tespit edildiği; Kanun'un 7. maddesinde sayılanlar dışında kalanlara silah taşıma ruhsatı verilebilmesi konusunda valilere tanınan takdir yetkisinin, işin mahiyeti gereği gözetilmesi gereken kamu yararına yönelik objektif bazı esaslara bağlandığının görüldüğü,<br> Her ne kadar Kanun'un 7. maddesinin beşinci fıkrasında, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilmeyecekler sayılmış ise de; bu belirlemenin tahdidi olarak (sınırlayarak) yapılmadığı, silah ruhsatı almaya engel diğer hallerin tespitinde -Yönetmelik koyucuya verilen takdir yetkisinin kullanımı sırasında- esas alınacak ölçütlere yönelik çerçeveyi çizmek için tadadi olarak (örnekleyerek) yapıldığı,<br> Başka bir ifadeyle, 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, silah ruhsatı almasına kesinlikle izin verilmeyecekler belirlendikten sonra, ruhsat almaya engel diğer hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda (mülga) Bakanlar Kuruluna yetki verilmiş olup, verilen bu yetki çerçevesinde silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde, konuya özgü kurallara yer verilirken Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılmasının mümkün olduğu,<br> Bu durumda, Kanun'un 7. maddesiyle verilen yetkiyi kullanan (mülga) Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan dava konusu Yönetmelikle bazı hususi durumlar yönünden valilerin takdir yetkisinin sınırlandırılmasının, eşitlik ve objektiflik ilkelerinin sağlanması açısından hukuka uygun olduğu, Kanun'un 7. maddesinin beşinci fıkrasında kesinlikle ruhsat verilemeyecekler belirtilmekle birlikte Yönetmelik hükmüyle de takdir yetkisinin sınırlarını belirleme açısından getirilen kısıtlayıcı düzenlemenin hukuka uygun bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Yönetmeliğin 16. Maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde hukukun genel ilkelerine ve 6136 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık görülmediği,<br> Davacının, silah taşıma ve bulundurma ruhsatı almasına engel bir durum olup olmadığının bildirilmesi ve varsa engelin kaldırılması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin İstanbul Valiliği İl Jandarma Komutanlığının bila tarih işleminin incelenmesi:<br> Uyuşmazlıkta; davacı tarafından 14/12/2018 tarihli dilekçe ile silah taşıma/bulundurma ruhsatı almasına engel bir durumun bulunup bulunmadığının sorulması ve varsa bu engelin kaldırılmasının istenilmesi üzerine, İstanbul Valiliği İl Jandarma Komutanlığınca tesis edilen bila tarih dava konusu uygulama işlemiyle, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna muhalefet suçundan davacı hakkında ağır para cezasına mahkumiyet yolunda verilen 4 farklı karar gerekçe gösterilerek, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi (dava konusu işlem tarihi itibarıyla (f) bendi) uyarınca bulundurma ruhsatı düzenlenmesi isteminin reddine ilişkin Büyükçekmece Kaymakamlık Makamının 15/03/2007 tarihli olurunun kaldırılmasının mümkün olmadığının bildirilmesi suretiyle başvurusunun reddedildiğinin anlaşıldığı,<br> İdare hukukunda yetkinin, belirli organ ve makamlara Anayasa ve kanunlarla tanınmış karar alma gücü olduğu ve kamu hukuku ilkelerine göre, kanun koyucu tarafından hangi makam ve merciye verilmiş ise, bu yetkiyi ancak o makam ve merciin kullanabileceği, bu özelliği itibarıyla idarî işlemin temel unsurlarından olan "yetki"nin aynı zamanda kamu düzenine ilişkin olduğundan idari işlemlerin, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı idare, makam ve kamu görevlileri tarafından tesis edilmesinin zorunlu olduğu,<br> 6136 sayılı Kanun ve dava konusu Yönetmelik uyarınca silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verme konusunda valilere yetki verildiği, bu yetkinin ruhsat başvurularının değerlendirilmesi ve başvurunun reddine yönelik işlemleri de kapsadığı, valilerin Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 7. ve Ek-1. maddelerinde belirtilenler hariç olmak üzere, bu Yönetmelik hükümlerine göre haiz oldukları yetkileri, gerekli gördükleri takdirde, kısmen veya tamamen vali yardımcılarına ya da kaymakamlara yazılı olarak devredebileceklerinin açık olduğu, bu itibarla, daha önce valilikler veya yetki devri ile kaymakamlıklar tarafından silah ruhsat başvurularının reddi ya da ruhsat işlemlerinin durdurulması konusunda alınmış ve dava konusu edilmemiş bir karar bulunsa bile, bu karardan sonra ilgilisi tarafından yapılan yeni bir başvurunun, daha önce valilik veya yetki devri ile kaymakamlık tarafından tesis edilen işlem gerekçe gösterilerek yetkisiz bir merci tarafından değerlendirilmesine ve reddedilmesine imkan bulunmadığı ve başvurunun bu konuda yetkili merci tarafından değerlendirilmek ve incelenmek suretiyle işlem tesis edilmesi gerektiği,<br> Bu durumda, davacının, silah taşıma/bulundurma ruhsatı almasına engel bir durumunun bulunup bulunmadığının bildirilmesi ve varsa bu engelin kaldırılması istemli 14/12/2018 tarihli başvurusunu inceleme ve sonuçlandırma yetkisinin, vali ya da yetkisini devrettiği vali yardımcıları veya kaymakamlara ait olduğu açık olup, anılan başvurunun İstanbul Valiliği İl Jandarma Komutanlığınca reddine ilişkin bila tarih dava konusu işlemde yetki unsuru bakımından hukuka uyarlık bulunmadığı, daha önce davacı tarafından silah bulundurma ruhsatının yenilenmesi istemiyle yapılan başvurunun yetkili makam olan Büyükçekmece Kaymakamlık Makamının 15/03/2007 tarihli oluru ile reddedilmiş olması ve dava konusu işlemde bahse konu olura atıf yapılarak başvurunun reddedilmiş olmasının da bu durumu değiştirmediği gerekçesiyle,<br> 21/03/1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi yönünden davanın reddine, davacının silah taşıma ve bulundurma ruhsatı almasına engel bir durum olup olmadığının bildirilmesi ve varsa engelin kaldırılması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin bila tarih İstanbul Valiliği İl Jandarma Komutanlığı işleminin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: <br>Davacı tarafından, düzenleyici işlem yönünden; 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinin yedinci fıkrasına göre, yasa koyucunun yalnızca bir yıldan fazla hapis cezasına mahkumiyeti silah ruhsatı alınmasına engel olarak kabul etmesine rağmen, dava konusu Yönetmelik maddesinde bu kapsamın Kanuna aykırı olarak genişletildiği, 1 yıldan az hapis cezasını da kapsayacak şekilde düzenleme getirildiği, yasalarla getirilmemiş bir sınırlamanın Yönetmelik ile getirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, bireysel işlem yönünden ise; dava konusu bireysel işlemin yetki unsuru yönünden değil sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, Dairece işlemin esas yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği, yetki unsuru yönünden verilen iptal kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br>Davalı idarelerden İstanbul Valiliği tarafından, davacının, değişik mahkemelerden farklı zamanlarda işlediği toplam 4 adet suçtan dolayı aldığı ağır para cezaları nedeniyle silah ruhsatı talebinin reddine dair işlemde ve bu işlemin kaldırılması isteminin reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu Daire kararının bireysel işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması gereketiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : <br>Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın iptale yönelik kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalı idarelerden İstanbul Valiliğinin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br>Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın redde yönelik kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br>Davalı idarelerden İstanbul Valiliği tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davalı idarenin temyiz isteminin reddi, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddine Daire kararının Yönetmeliğin 16/1(f) maddesine ilişkin kısmının bozulmasına, diğer kısımlarının ise onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının ve davalı idarelerden İstanbul Valiliğinin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br>Üyeler ..., ... ve ...'nin; bireysel işleme yönelik olarak, 04/03/1997 tarihli Bahçelievler Kaymakamlık Makamı oluruyla 21/03/1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesi uyarınca davacıya meskende silah bulundurma ruhsatı verildiği, davacı tarafından 09/02/2007 tarihinde silah bulundurma ruhsatının yenilenmesi talebiyle başvurulduğu, yapılan araştırmada, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna muhalefet suçundan davacı hakkında ağır para cezasına mahkumiyet yolunda verilen 4 farklı karar sebebiyle adı geçen Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca Büyükçekmece Kaymakamlık Makamının 15/03/2007 tarihli oluru ile başvurusunun reddedildiği, daha sonra davacı tarafından 14/12/2018 tarihli dilekçe ile silah taşıma/bulundurma ruhsatı almasına engel bir durumun bulunup bulunmadığının sorulması ve varsa bu engelin kaldırılmasının istenilmesi üzerine, İstanbul Valiliği İl Jandarma Komutanlığınca tesis edilen bila tarihli işlemin iptali istenilmiş ise de, davacı tarafından Büyükçekmece Kaymakamlık Makamının 15/03/2007 tarihli oluru ile başvurusunun reddine dair işlemin tebliğinden itibaren dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten yaklaşık 11 yıldan fazla bir süre sonra davalı idareye yapılan 14/12/2018 tarihli başvurunun 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında bir başvuru olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle 19/02/2019 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine imkân bulunmadığı yönündeki usule ilişkin oylarına karşılık, davacının başvurusunun 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında bir başvuru olduğu ve bu başvurunun reddi üzerine açılan davanın süresinde olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br> 04/03/1997 tarihli Bahçelievler Kaymakamlık Makamı oluruyla 21/03/1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesi uyarınca davacıya meskende silah bulundurma ruhsatı verilmiş, davacı tarafından 09/02/2007 tarihinde silah bulundurma ruhsatının yenilenmesi talebiyle başvuruda bulunulması üzerine, yapılan araştırmada, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna muhalefet suçundan davacı hakkında ağır para cezasına mahkumiyet yolunda verilen 4 farklı karar sebebiyle adı geçen Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca Büyükçekmece Kaymakamlık Makamının 15/03/2007 tarihli oluru ile başvurusu reddedilmiştir. Daha sonra davacı tarafından 14/12/2018 tarihli dilekçe ile silah taşıma/bulundurma ruhsatı almasına engel bir durumun bulunup bulunmadığının sorulması ve varsa bu engelin kaldırılmasının istenilmesi üzerine, İstanbul Valiliği İl Jandarma Komutanlığınca tesis edilen bila tarih dava konusu uygulama işlemiyle, ... Sulh Ceza Mahkemesi tarafından ... tarihinde işlemiş olduğu 3167 sayılı Kanuna muhalefet suçundan E:..., K:... sayılı karar ile 119.550.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ... Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 06/09/2002 tarihinde işlemiş olduğu 3167 sayılı Kanuna muhalefet suçundan E:..., K:... sayılı karar ile 285.716.369 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ... Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 28/06/2002 tarihinde işlemiş olduğu 3167 sayılı Kanuna muhalefet suçundan E:..., K:... sayılı karar ile 285.716.369 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ... Sulh Ceza Mahkemesi tarafından ... tarihinde işlemiş olduğu 3167 sayılı Kanuna muhalefet suçundan E:2003/376, K:2003/651 sayılı karar ile 285.716.369 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinden bahisle Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi (dava konusu işlem tarihi itibarıyla (f) bendi) uyarınca bulundurma ruhsatı düzenlenmesi isteminin reddine ilişkin Büyükçekmece Kaymakamlık Makamının 15/03/2007 tarihli olurunun kaldırılmasının mümkün olmadığının bildirilmesi suretiyle başvurusu reddedilmiştir.<br> Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasa'nın 124. maddesinde; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmü yer almıştır. <br> 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 6. maddesinde, "Bu Kanun kapsamına giren silahlar için verilen taşıma ve bulundurma ruhsatları yenileme harcı alınmak şartı ile beş yıl için geçerlidir...<br> (...)<br> Ruhsatların renk, şekil, muhtevası ile diğer hususlar yönetmelikte belirlenir." hükmüne; 7. maddesinde,<br>"Ateşli silahları ancak;<br> 1. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Bakanlar, Yasama Organı üyeleri ve Bakan yardımcıları ile bu görevlerde bulunmuş olanlar,<br> 2. Özel kanunlarına göre silah taşıma yetkisine sahip bulunanlar,<br> 3.Cumhurbaşkanı kararı ile silah taşıyabileceklerine karar verilen Devlet, belediye, özel idare ve kamu iktisadi teşebbüsleri memur ve mensupları,<br>4. A) Mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından tart ve ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi tutulanlar, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının mülga (c) bendi, 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 28/5/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun mülga 15 inci maddesi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlar, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenler veya mülga 13/5/1971 tarihli ve 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2 nci maddesi uyarınca emekli edilenler ile 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun gereğince meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar hariç olmak üzere; emekli subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile mecburi hizmetini tamamlayarak istifa etmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan subay, astsubay ve uzman jandarmalar ile en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin uzatılmaması sonucu veya kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan uzman erbaşlar ile en az on yıl görev yapmış olmak kaydıyla istifa etmek veya kurum değiştirmek suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğünden ayrılan emniyet hizmetleri sınıfı personeli,<br>B) Disiplin kurulları veya mahkeme kararıyla meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararı sonucu memuriyetle ilişiği kesilenler veya sicilen ya da mülga 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler hariç olmak üzere,<br>a) Vali, vali muavini, kaymakam ve bucak müdürlüğünden veya mülki idare amirliği hizmetlerinden,<br>b) Hakim ve Cumhuriyet savcısı ile bu meslekten sayılanlardan,<br> c) Emniyet hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda çalışan personelden,<br> d) MİT hizmetleri mensuplarından,<br> e) Büyükelçi unvanlarından,<br> f) Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatında Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü ve Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların en üst yöneticileri ile Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından,<br>g) Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ile merkez ve taşra teşkilatında görevli Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Bölge Amiri, Kısım Amiri ve Gümrük Muhafaza Memuru unvanlarından,<br>ğ) Ceza İnfaz Kurumu başkontrolörleri ve kontrolörleri, birinci ve ikinci müdürleri, idare memurları, infaz ve koruma başmemurları ve memurları ile denetimli serbestlik müdür ve müdür yardımcılarından,<br>h) Orman muhafaza memurları ve orman bölge şeflerinden, emekli olanlar.<br>5. Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanlar,<br>6. 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucularından hâlihazırda görevde bulunanlar ile aynı Kanunun mülga ek 16 ncı maddesinin birinci fıkrasına ve 27/5/2007 tarihli ve 5673 sayılı Köy Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesine göre görevleriyle ilişiği kesilenler,<br>7. Yapılan soruşturma sonucu veya kesinleşmiş yargı kararı üzerine görevine son verilenler ile terör örgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olanlar hariç olmak üzere, en az bir dönem köy veya mahalle muhtarlığı ya da belediye başkanlığı yapmış bulunanlar,<br>taşıyabilirler veya mesken ya da işyerinde bulundurabilirler.<br> (...)<br>Silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikte düzenlenir.<br>26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez. Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe ve haklarında yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar verilmedikçe, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez.<br>8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında tedbir kararı verilenlere tedbir kararı süresince ateşli silahları taşıma ve bulundurma izni verilmez, varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine ilişkin işlemler bekletilir. Bunların ruhsata bağlanmış silahları ise tedbir kararı kalkıncaya kadar genel kolluk kuvvetleri tarafından muhafaza altına alınır." hükümlerine yer verilmiştir.<br> Anılan hükümlere istinaden 01/06/1991 tarih ve 20888 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 21/03/1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında bulunan her türlü ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.<br> Bu Yönetmelik, Kanun kapsamındaki silahlarla ilgili ruhsatların düzenlenmesini, yenilenmesini, gerektiğinde geri alınmasını veya iptalini, bağış, satış veya veraseten intikal yolu ile el değiştirmesini, ruhsata bağlanan silahların kayıt ve tescilini, bıçak ve diğer aletler ile benzerlerinin yapım, kullanım ve naklini, armağan, hatıra ve antika silahların neler olduğunu, silah ve mermi edinilmesini, silahların yurdumuza daimi ya da geçici olarak ithal edilmesini, trap-skeet atış alanı ile tabanca ve tüfek atış poligonu açılmasını ve bunların denetlenmesini, ateşli silahlar için tamir yeri açılmasını, yivli ve yivsiz av ve spor silahları ile aksamlarının ve bunlara ait mermilerinin yurda sokulması esaslarını, bunlarla ilgili izin, kayıt ve tescil işlemlerini kapsar." hükmüne; "Ruhsatlar" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında, "Taşıma ve bulundurma ruhsatları onay tarihinden itibaren beş yıl için geçerli olup, gerekli şartların varlığı halinde her beş yılda bir yenilenir.... hükmüne; "Bulundurma ruhsatı verilmesi" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, "Silah ruhsatı alınmasına engel hali bulunmayan, yirmibir yaşını doldurmuş her Türk vatandaşı bulundurmak amacıyla silah satın alabilir." hükmüne; dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "Silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller" başlıklı 16. maddesinde,<br>"Aşağıda belirtilen kişilere hiçbir şekilde ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir.<br> a) Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkum olanlara.<br>...<br>f) Taksirle veya basın ve yayın yoluyla işlenenler hariç olmak üzere değişik zamanlarda işlediği aynı veya farklı türden ikiden fazla suçtan mahkum olanlara.<br> (...)<br> Birinci fıkranın (a) bendi ile (c) bendi kapsamına girenlere affa uğramış olsalar bile ateşli silahlar ile mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez. Bu fıkra hükmü suç olmaktan çıkan bir fiil nedeniyle hüküm giymiş olanlar hakkında uygulanmaz. Birinci fıkranın (ı) bendi kapsamına girenlere Kanunun 6'ncı maddesinin birinci fıkrasında belirlenen idari para cezasını ödemeleri kaydıyla tekrar ruhsat verilebilir.<br> (...)<br>Birinci fıkranın (a), (b), (d) ve (e) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma sonuçlanıncaya kadar, milli güvenliğe tehdit oluşturacak terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle görevden uzaklaştırılan kişiye ise tekrar göreve iade edilinceye kadar silah ruhsatı verilmesine ve yenilenmesine ilişkin işlemler bekletilir ve silah ilgili birimce emanete alınır.<br>Bu maddede belirtilen mahkumiyet, kesinleşmiş mahkumiyettir.<br>Mahkemelerce verilen hapis cezaları, adli para cezasına çevrilmiş olsa dahi bu maddenin uygulanmasında hapis cezası esas alınır.<br>" hükümlerine; "Taşıma veya bulundurma hakkının kaybı" başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasında, "Taşıma veya bulundurma ruhsatı verilen kişilerden sonradan 16 ncı maddede belirtilen hallerden birine girmesi nedeniyle silah taşıma ve bulundurma şartlarını kaybedenlerin, yeni ruhsat talepleri kabul edilmeyeceği gibi mevcut silah ruhsatları iptal edilerek, silahlar zaptedilir...." hükmüne yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Daire kararının bireysel işlemin iptaline ilişkin kısmına yönelik tarafların temyiz istemi incelendiğinde;<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı bir karar verilmesi<br> c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda belirtilen Danıştay Onuncu Dairesi kararının, davanın, dava konusu bireysel işlemin yetki yönünden iptaline yönelik kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> Daire kararının düzenleyici işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmına yönelik davacının temyiz istemi incelendiğinde ise;<br> Hukuk devleti ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesini gerektirir. Hukuk devletinin gereği olan belirlilik ve hukuki güvenlik ilkesi, idarenin keyfi hareket etmesini engeller. İdare yasa ile belirlenen takdir yetkisi doğrultusunda ve kanunlara aykırı olmamak suretiyle yapacağı düzenlemelerin kapsam ve sınırlarını açık bir şekilde ortaya koymak suretiyle kanunun uygulanışını sağlamalıdır.<br> Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin davaya konu 16. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; "Taksirle veya basın ve yayın yoluyla işlenenler hariç olmak üzere değişik zamanlarda işlediği aynı veya farklı türden ikiden fazla suçtan dolayı mahkum olanlara" hiçbir şekilde ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, 17.maddesinin birinci fıkrasına göre de verilmiş ruhsatların iptal edileceği ve silahların zaptedileceği düzenlenmiştir.<br>Anılan Yönetmeliğin dayanağı olan 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, kesinlikle ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemeyecekler dışında diğer engel hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmiş ise de, verilen bu yetki çerçevesinde silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde, konuya özgü kurallara yer verilirken Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılması gerekmektedir. <br>Anılan Kanun maddesinde, ateşli silah taşıma ve bulundurma ruhsatı almaya engel haller düzenlenirken, ateşli silahlarla işlenen suçlar nedeniyle verilen mahkûmiyet kararları yönünden bir süre aranmazken, taksirli suçlar dışında işlenen suçlar nedeniyle verilen hürriyeti bağlayıcı cezaların kişilerin silah taşıma veya bulundurma ruhsat almasına engel olabilmesi için bir yıldan fazla süreli olması gerektiği belirtilmiştir. <br>Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının dava konusu (f) bendinde ise, herhangi bir ceza süresi ve hangi suçlar olduğu belirtilmeksizin, hukuk güvenliği ve idarenin kanuniliği ilkelerine aykırı biçimde, taksirle ve basın yoluyla işlenenler hariç tüm suç ve cezaları kapsayacak şekilde düzenleme yapılarak, Kanun'da belirtilen sınırlamanın aşıldığı anlaşıldığından, Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının dava konusu edilen (f) bendinde hukuka uyarlık görülmemiştir.<br>Bu durumda, dava konusu düzenleyici işlem yönünden davanın reddi yolunda verilen temyize konu Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarelerden İstanbul Valiliğinin temyiz isteminin reddine,<br>2. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,<br>3. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen iptale yönelik Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 11/10/2023 tarih ve E:2019/1144, K:2023/5469 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,<br> 4. Anılan kararın iptale ilişkin kısmının ONANMASINA,<br> 5. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,<br> 6.Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine, <br>7. Kesin olarak, 30/01/2025 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğu ile karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY<br>X- Davacının, silah taşıma ve bulundurma ruhsatı almasına engel bir durum olup olmadığının bildirilmesi ve varsa engelin kaldırılması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin İstanbul Valiliği İl Jandarma Komutanlığının bila tarih işleminin iptali istemi yönünden;<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davalarının idari dava türleri arasında sayıldığı; aynı Kanun'un 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinde, dava dilekçesinin dava konusu edilen işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, dava konusu edilen işlemin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinin bulunmaması durumunda davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.<br>Bu hükümden, bir idari işlemin iptal davasına konu edilebilmesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmasının gerektiği, kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemin; hukuk düzeninde sonuç doğuran, başka bir makamın onayına ihtiyaç göstermeyen ve ilgilinin hukukunda değişiklikler meydana getiren işlem olduğu, hazırlık işlemlerinin ise; idarelerin, kesin ve icrai işlemleri tesis etmeden önce yaptıkları ön çalışmalar olup, bireyler üzerinde herhangi bir hukuksal etki yaratmayan, hazırlayıcı işlem niteliğini taşıyan ve tek başına dava konusu edilemeyecek işlemler olduğu anlaşılmaktadır.<br>Dava dosyasının incelenmesinden; 04/03/1997 tarihli Bahçelievler Kaymakamlık Makamı oluruyla 21/03/1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesi uyarınca davacıya meskende silah bulundurma ruhsatı verildiği, davacı tarafından 09/02/2007 tarihinde silah bulundurma ruhsatının yenilenmesi talebiyle başvurulduğu, yapılan araştırmada, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna muhalefet suçundan davacı hakkında ağır para cezasına mahkumiyet yolunda verilen 4 farklı karar sebebiyle adı geçen Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca Büyükçekmece Kaymakamlık Makamının 15/03/2007 tarihli oluru ile başvurusunun reddedildiği, daha sonra davacı tarafından 14/12/2018 tarihli dilekçe ile silah taşıma/bulundurma ruhsatı almasına engel bir durumun bulunup bulunmadığının sorulması ve varsa bu engelin kaldırılmasının istenilmesi üzerine, İstanbul Valiliği İl Jandarma Komutanlığınca tesis edilen bila tarihli işlemin iptali istenilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>Bu durumda dava konusu işlemin, davalı idarenin kendisinden belli bir konuya ilişkin olarak talep edilen görüşünün açıklanmasından ibaret olduğu; görüş niteliğinde olan dava konusu yazının da, hukuk aleminde tek başına değişiklik yaratan, idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir bir işlem niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemlerden olmadığı sonucuna varıldığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.<br> Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Danıştay Onuncu Dairesinin 11/10/2023 tarih ve E:2019/1144, K:2023/5469 sayılı kararının bu kısım yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoum.<br><br><br><br></font></p></body></html>

kadro