<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/3820 E. , 2025/11413 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2024/3820<br>Karar No : 2025/11413<br><br>DAVACI :...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Kurulu / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Davacı tarafından; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ...sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih, ...sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline, söz konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının enflasyon oranı da dikkate alınarak yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Disiplin işlemine konu yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulmasına ilişkin kararları meslek hayatı boyunca yaptığı gibi vicdani kanaatine göre verdiği, herhangi bir menfaat, telkin ve tavsiye üzerine karar vermediği, bu kararların hukuki kararlar olduğu ve Yargıtay incelemesine tabi bulunduğu, söz konusu kararlarda yanlışlık bulunması halinde Yargıtay tarafından bozma kararı verileceği, 36 yılı aşkın meslek hayatını başarıyla icra ettiği,... tarih ve ... Değişik iş sayılı kararı usul ve yasaya aykırı biçimde vermek gibi bir kasıt veya ihmalinin bulunmadığı, bu nedenle disiplin cezasının iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi talep edilmektedir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava yargı mensubu olan davacı tarafından; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E: ..., K:... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih, ... sayılı kararı ile bu karara yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, söz konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının enflasyon oranı da dikkate alınarak yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br> 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." düzenlemesine yer verilmiştir.<br> Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden, davacının ...Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı sıfatıyla bulunduğu konum gereği bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik ile ehliyet ve liyakat ilkeleri doğrultusunda görev yapması gereken ilgilinin özel bir ilgi ile takip edilen, yerleşik uygulamaların dışına çıkılarak mütalaa alınmayan, öncelik ve ayrı bir önem verilen evrakta Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi mesleki kıdemi ve tecrübesi ile uyumlu olmayan ve yargısal takdir kapsamında değerlendirilemeyecek şekilde hukuka aykırı karar verdiği, bu eylemleri ile hâkimlik savcılık sıfatının gerektirdiği vasıflarla bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunduğu değerlendirilmekle; mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden eylemine uyan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69 'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği yapılan itirazında reddedildiği anlaşılmıştır. <br>İncelenen soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiği sonucuna varılarak hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.<br>Öte yandan, davacı hakkında soruşturmaya konu eylemleri yönünden yapılan ceza yargılamasında Yargıtay...Ceza Dairesinin (ilk derece) ...esas ve ... sayılı kararı ile; Sanığın TCK"nın 61, 62. maddesi gereğince 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, Sanık hakkında verilen kısa süreli hapis cezasının, TCK'nın 50/1-a maddesi gereği adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ... tarihli, ... Esas ve ...karar sayılı kararı ile bozulması üzerine, Yargıtay.. Ceza Dairesinin ...(... derece) dosyasında yargılamanın devam ettiği belirlenmiştir.<br> Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının ve parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerekmektedir. <br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.<br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY ve HUKUKİ SÜREÇ:<br>Davalı idare tarafından,... Ağır Ceza Mahkemesi eski Başkanı davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporunda; ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yöneticisi olma” suçundan 5237 sayılı TCK’nın 220/1, 62/1 maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilen hükümlüler V.Ş, D.Ş ve İ.Ş. müdafilerilerinin 22/11/2017 tarihli dilekçelerine konu 5271 sayılı CMK’nın 311 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi taleplerinin ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı ek kararıyla CMK’nın 319/1 maddesi gereğinde reddine dair karara adı geçen hükümlüler müdafilerince 11/12/2017 tarihli dilekçeyle itiraz edilmesi ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:...sayılı kararıyla itirazın reddi ile CMK’nın 268/2 maddesi uyarınca incelenmek üzere ...Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi, yine ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararıyla hükümlü Y.A müdafinin ...Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu 22/12/2017 havale tarihli dilekçesi ve ekinde yer alan 22/11/2017 tarihli, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına ilişkin yargılamanın CMK’nın 311 ve devamı maddeleri uyarınca yenilenmesi yönündeki talebi üzerine, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve ... Değişik İş sayısına kayden...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı hükümlüler V.Ş, D.Ş ve İ.Ş hakkında yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek kararda hükümlü Y.A ismi zikredilmediği halde isnat edilen eylemlerin aynı olması nedeniyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek kararın bu kişi hakkında da geçerli olduğunu kabul edip itiraz dilekçelerini ve eklerini esastan inceleyerek, koşulları oluşmadığı halde usul ve yasaya aykırı şekilde CMK’nın 311/1-e maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken yeni delil bulunduğundan bahisle itirazın kabulü ile ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ek kararının kaldırılmasına, yargılamanın yenilenmesi yönündeki taleplerin CMK’nın 319/1 maddesi uyarınca kabule şayan olduğunun kabulüne ve V.Ş, D.Ş, İ.Ş ve Y.A hakkındaki 3 yıl 4 ay hapis cezalarına ilişkin hükümlerin infazlarının ayrı ayrı durdurulmasına karar verdiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve...sayılı kararıyla davacının Başkan sıfatıyla bulunduğu konum gereği bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik ile ehliyet ve liyakat ilkeleri doğrultusunda görev yapması gereken ilgilinin, sürece dâhil olarak İ.K ile birlikte aynı bilinçle hareket ettiği, özel bir ilgi ile takip edilen, yerleşik uygulamaların dışına çıkılarak mütalaa alınmayan, öncelik ve ayrı bir önem verilen evrakta mesleki kıdemi ve tecrübesi ile uyumlu olmayan ve yargısal takdir kapsamında değerlendirilemeyecek şekilde hukuka aykırı karar verdiği, bu haliyle eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu,.." şeklinde belirtilen gerekçe ile davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı kararı ile reddedilmesi ve bu karara karşı yapılan itirazın ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.<br>Diğer yandan, davacı hakkında disiplin cezasına konu eylemlerinden dolayı görevi kötüye kullanmak suçundan yapılan kovuşturma sonucunda Yargıtay... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; sanıklarla ilgili suçlamaya konu temel iddialardan birisi, ...Ağır Ceza Mahkemesinin üç sanık hakkında inceleme yaparak yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar vermiş olmasına rağmen, 4. sanık hakkında asıl Mahkemesindeki taleple ilgili karar verilmediği halde merci olarak görev sınırlarını aşarak yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulmasına karar vermiş olmalarıdır. Gerçekten de ... Ağır Ceza Mahkemesince üç sanık hakkında karar verildiği halde. 4. sanık Y.A. hakkında...Ağır Ceza Mahkemesine edilen müracaatla ilgili karar verilmediği aşamada, sanıklar ...Ağır Ceza Mahkemesinde itirazın Y.A. yönünden de kabulüne karar vermişlerdir. İtiraz mercinin asıl yetkili Mahkemede karar verilmediği bir halde diğer sanığa da karârın sirayet ettirildiğine dair savunması ile bu durum açıklanamaz. Sirayet müessesesi CMK’nın 306. maddesinde düzenlenmiş olup, yalnızca temyizle ilgili ve hükmün bozulması halleriyle sınırlıdır. Sanıklarla ilgili diğer bir iddia Cumhuriyet Savcısının mütalaası alınmadan karar verildiği iddiasıdır. Sanık İ.K. savunmasında mütalaa alınmadan değişik kararlar verdiklerini bu kararların istenilmesini talep etmiş, Mahkemesinden kararlar getirtildiğinde kararların Cumhuriyet savcısının mütalaası alındıktan sonra verildiği görülmüştür. Kaldı ki; yargılamanın yenilenmesi ile ilgili CMK’nın 319/2 maddesi çok açık olup Cumhuriyet savcısının mütalaasının alınması zorunludur. Üstelik Cumhuriyet Savcısının kanun gereği mütalaada bulunmak için yedi günlük süresi vardır. Cumhuriyet savcısına süre ilgili imkan kullandırılmadan alelacele karar verilmiştir. Sanıkların suçlanmalarının nedenlerinden bir diğeri dosyaya özel bir önem göstermiş olmalarıdır. Hakimlerin baktıkları işlerde hakkı tesis etmeleri için zaten titizlikle ve dikkatle dosyayı incelemeleri esastır. Ancak dosyanın titizlikle ve dikkatle incelenmesinin ötesinde takibi söz konusudur. Bu durum tanık S.S.S.'nin sanık İ.K. hakkındaki “odasında bir dünya tutuklu iş ve değişik iş dosyası beklerken alışılmış uygulamanın dışına çıkılarak kısa sürede karar verilmesi' şeklinde, tanık B.M.K.'nın “dosya 5. Ağır Ceza'dan soruldu ise ben sormuş olabilirim' şeklinde, tanık M. K.’nın “henüz karar vermedikleri aşamada 6. Ağır Ceza Mahkemesi personelinin evrakın akıbetini sık sık araştırdığını, talep hakkında ne zaman karar verileceğini sorduklarını duyduğunu” şeklinde, tanık E.Ü.'nün “suça konu edilen yargılamanın yenilenmesi talepli dosya üzerinde henüz bir karar verilmemişken 6. Ağır Ceza kalem personelinin ısrarla dosyada ne zaman karar verileceğini sorduğunu bildiğini, bu nedenle dosyadan şüphelendiğini" şeklinde, tanık K.N.Y.'nin “henüz 5. Ağır Ceza Mahkemesinde karar verilmemişken kalemde çalışan personelden bu dosyanın ne zaman 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderileceğinin ısrarla sorulduğunu, bu nedenle kendisinin de şüphelendiğini” şeklinde, tanık Y.C.'nin hazırlıktaki beyanında “6. Ağır Ceza Mahkemesi personelinin dosyayı sorduklarına” şeklinde, tanık A.C.A.'nın “6. Ağır Ceza Mahkemesi heyetince özellikle maddi durumu iyi olan kişilerin yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kabul edildiği ve infazların durdurulduğu yönünde benden önce mahkememizde görev yapan hakimlerin serzenişleri olmuştu. Bu durumdan mahkememizin yeni üyelerinin de haberi vardı. Bana üyeler bu itiraz dosyasını 6. Ağır Ceza'nın mahkememiz kaleminden sordurttuğunu bu durumdan şüphelendiklerini belirttiler ancak ben 6. Ağır Cezadaki hangi personelin bizim mahkemedeki hangi personelden dosyayı sorduğunu bilmiyorum daha sonra idari izinli olduğum bir Cuma günü akşam üstü üyelerden E.Ü. beni telefonla arayarak 6. Ağır Cezanın talebi kabul ettiğini ve infazların durmasına karar verdiğini hatta henüz talebi hakkında mahkememizce bir karar verilmeyen sanık hakkındaki infazında durdurulmasına karar verildiğini verilen karanın şaibeli olduğunu ne yapılması gerektiğini sordu bende kararın kesin olduğunu tahliyeleri yapması gerektiğini ancak bilahare yazılı emirle bozma yoluna gidebileceğimizi söyledim." şeklinde ifade edilmiştir. Tanık beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, dosyanın özellikle sanık İ.K. tarafından takip edildiği anlaşılmaktadır. Yargılamanın yenilenmesi müessesesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 5. kitap 3. kısım 3. bölümünde 311. madde ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. Yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yollarındandır. Bu sebeple yargılamanın yenilenmesine karar verirken Mahkemeye sunulmuş ve mahkumiyete konu delilleri işlevsiz kılacak düzeyde ve önemli yeni delillere dayanılmalıdır. Yargılamanın yenilenmesine karar veren Mahkeme CMK’nın 311. maddesinin "e" bendine dayanarak karar vermiştir. Mahkemenin dayanağı yeni delil ortaya konulmuş olmasıdır. Dosya özel bir şekilde takip ediliyor olsaydı, bu durumu Mahkemenin takdiri olarak ya da takdirde yanıldığını kabul ederek değerlendirebilirdik ancak, Mahkemenin yeni delil olarak kabul ettiği CMK’nın 67. maddesine göre alınan uzman mütalaasının daha önce gerek... Ağır Ceza Mahkemesince gerek ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin kararında kabul ettiği bilirkişi raporuyla çeliştiği görülmektedir. Yeni delil olarak ortaya konulan uzman mütalaası özel bir bilirkişiden alınan rapordur....Ağır Ceza Mahkemesinde hükme esas alınan Bölge Adliye Mahkemesince de kabul gören raporun aksine bir rapor sunulduğunda itiraz merci bunu ciddi görürse CMK’nın 318. maddesi gereğince öncelikle yenileme isteğinin kabulüne karar verebilirdi. Daha sonra iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için CMK’nın 320. maddesi uyarınca delillerin toplanması işlemine girişebilirdi. Nitekim yargılama sırasında iki rapor arasında çelişki olduğunda 3. bir rapor alınması çelişkinin giderilmesi için zorunludur. Buna göre yeni bir rapor alarak yeni sunulan raporun ne kadar sağlıklı olduğunu denetleyebilirdi. Yeniden bir rapor aldırılması ve yeni delil olarak sunulan raporun aynı nitelikte olması halinde ancak CMK’nın 321/2 maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verilmelidir. Yeniden duruşma açıldığında dahi Mahkeme önceki hükmün onaylanmasına karar verebilir. İtiraz merci üst Mahkeme niteliğindeki Bölge Adliye Mahkemesinin de önüne geçerek, Bölge Adliye Mahkemesinde kabul edilen raporun yeterli olmadığına karar vermiştir. Bu şekilde karar verirken mutlak delillere dayanılması gerekirdi. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 312. maddesi, yargılamanın yenilenmesi istemi halinde hükmün infazının ertelenemeyeceğini ancak Mahkemenin buna karar verebileceğini belirtmektedir. Yukarıdaki paragrafta bahsedildiği üzere sadece uzman mütalaasından ibaret yeni delil olarak sunulan raporun, delil olarak kabul edilmesi dahi sorunlu iken birde tüm sanıklar hakkında infazın durdurulmasına karar verilmesi yargılamanın sınırları içerisinde takdir hakkı kapsamında değerlendirilen iyi niyetle yapılmış bir davranış olarak görülmemiştir. Dosyaya intikal eden değişik iş sayılı kararlar incelendiğinde, savunmanın aksine Cumhuriyet savcısından mütalaa alındığı görüldüğü gibi, bu tür kararların Mahkemeden 2-3 ay gibi zaman aralığında çıktığı anlaşılmaktadır. Tanıkların asıl Mahkemesinde karar verilmeden önce bu dosyada ne zaman karar verileceği ve dosyanın 6. Ağır Ceza Mahkemesine ne zaman gönderileceğinin 6. Ağır Ceza Mahkemesi personelince sorulduğuna dair beyanları değerlendirildiğinde, dosyanın Mahkemeye intikal eder etmez hemen karar yazılıp alelacele imzalatılması bütün dosyalara önem verildiği savunması çerçevesinde değerlendirilmemiştir. Kaldı ki asıl dosya 40 klasör olup bunun bir çırpıda incelenip aynı gün kararın yazılmış olması dosyayla özel olarak ilgilenildiğinin ve kötü niyetle hareket edildiğinin kanıtı olarak kabul edilmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebi ile ilgili olarak asıl Mahkemesince bir karar verilmemişken, merci olarak dosyaya bakma ihtimali bulunan Mahkemenin personeli tarafından bu dosyada ne zaman karar verileceğinin dosyanın Mahkemelerine ne zaman gönderileceğinin sorulmuş olması, CMK’nın 319/2 maddesi gereğince zorunlu olmasının yanında Mahkemenin uygulamasının da Cumhuriyet savcısından mütalaa alınması yönünde olduğu halde, Cumhuriyet savcısından karar verilmeden önce mütalaa alınmamış olması, üç sanık hakkında itirazla gelen dosyada 4. sanık hakkında da karar verilmiş olması, benzer dosyalarda aynı Mahkemede 2-3 ayda ancak karar verildiği halde aynı gün 40 klasör dosyanın incelenerek bu kadar kısa sürede ayrıntılı olarak inceleme ve karar vermenin mümkün olmadığının anlaşılması, hem ilk yargılamayı yapan hem de üst dereceli Bölge Adliye Mahkemesinde yeterli görülen bilirkişi raporunun aksine verilmiş uzman mütalaasının yeni delil olarak kabul edilmesi bir bütün olarak değerlendiğinde sanıkların görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu işledikleri kanaatine varılmıştır. Her iki sanığın verdiği kararla birlikte hükümlülere menfaat sağladıklarında kuşku bulunmadığı..." gerekçesiyle davacının görevi kötüye kullanma suçunundan 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın henüz kesinleşmediği görülmektedir. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir."; 2. fıkrasında, "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir."; son fıkrasında ise, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.<br>" hükmüne yer verilmiştir.<br>Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. <br>Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin kararı ile onanarak kesinleşen ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yöneticisi olma" suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilen hükümlüler V.Ş., D.Ş. ve İ.Ş.'nin avukatları tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi yönündeki başvurunun reddine dair karara karşı yapılan itiraz sonucu davacının başkanlığını yaptığı ...Ağır Ceza Mahkemesince; üç sanık hakkında inceleme yapılarak yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş olmasına rağmen, dördüncü sanık Y.A. hakkında... Ağır Ceza Mahkemesince karar verilmediği halde, itiraz merci olarak görev sınırları aşılarak usule ve yasaya aykırı biçimde sanık Y.A. yönünden de yargılamanın yenilenmesi isteminin kabul edilerek infazın durdurulmasına karar verildiği, söz konusu karar verilirken CMK'nın 319/2. maddesine açıkça aykırı biçimde ve mahkemenin yerleşik uygulamasının aksine itiraz talebi hakkında Cumhuriyet Başsavcılığından mütalaa alınmadığı, benzer dosyalarda aynı Mahkemede 2-3 ayda karar verildiği halde, itiraza konu 40 klasör eki bulunan dosyanın itiraz edildiği gün hemen incelemeye alınarak aynı gün içinde karar verildiği ve kararın yazıldığı, söz konusu dosyaya nedeni açıklanamayan özel bir önem gösterildiği, ...Ağır Ceza Mahkemesince itiraza konu karar verilmeden önce ısrarla karar verilip verilmediğinin sorulduğu ve söz konusu dosyanın ne zaman 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderileceğinin takip edildiğine dair tanık anlatımları bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının mesleki kıdemi ve tecrübesi ile bağdaşmayacak ve yargısal takdir kapsamında değerlendirilemeyecek nitelikteki eylemlerinin hakimlik ve savcılık mesleğinin kamuoyu nezdinde saygınlığının zedelenmesine neden olacak, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte ve ağırlıkta bulunduğu anlaşıldığından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69.maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yaptığı itirazın reddine dava konusu kararda hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.<br><br>D) KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle; <br> 1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih, ... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ile söz konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının enflasyon oranı da dikkate alınarak yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE, <br> 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br> 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Posta ücretinden artan kısmın karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 22/10/2025 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>
iptal