<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/197 E.  ,  2025/3001 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2025/197<br>Karar No : 2025/3001 <br><br>TEMYİZ EDENLER:1- (DAVACI): ... adına... Sendikası<br>VEKİLİ: Av....<br> <br>2-(DAVALI): ... Bakanlığı<br> VEKİLİ: Huk. Müş. Av. ...<br><br>DİĞER DAVALILAR:1-Hazine ve Maliye Bakanlığı <br> VEKİLİ: Av. ...<br><br>2-... Valiliği<br><br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 27/03/2024 tarih ve E:2020/4038, K:2024/1099 sayılı kararının; davacı tarafından esas yönünden, davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ise vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: ... Sendikasının Konya şubesinde yönetim kurulu üyesi olan davacının, sendikal faaliyetlerde bulunabilmesi amacıyla haftada bir gün izinli sayılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Konya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işlemi ile 07/09/2001 tarih ve 24516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik'in, 22/02/2020 tarih ve 31047 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik eki "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Girdikleri Hizmet Kollarını Gösteren Liste"de, 07 sıra numaralı "Bayındırlık, İnşaat ve Köy Hizmetleri" hizmet kolunda 01 kurum kodu ile gösterilen "Çevre ve Şehircilik Bakanlığı” ibaresinin iptali istenilmiştir.<br><br>Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 27/03/2024 tarih ve E:2020/4038, K:2024/1099 kararıyla; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun (dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan haliyle) 3/1-(e), 4, 5, 16, 41/1, geçici 15. maddelerine; 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 97 ve 99. maddelerine; 07/09/2001 tarih ve 24516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik'in 3/1, 4, 5. maddelerine; 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 1/5. maddesine yer verildikten sonra,<br>Dava konusu düzenleyici işlem yönünden:<br>Sendika hakkının, demokratik toplumun temeli olan örgütlenme özgürlüğünün bir parçası olduğu, örgütlenme özgürlüğünün, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kollektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olduğu, bu özgürlüğün, bireylere topluluk hâlinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağladığı, sendika hakkının da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisini içerdiği,<br>Sendikaların, üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla, üyelerinin üretimden gelen güçlerine dayanarak faaliyet gösteren örgütlü yapılar olduğu, bireysel olarak zayıf durumda bulunan çalışanların, örgütlenmek ve sendikalaşmak suretiyle işveren karşısındaki pazarlık güçlerini artırmakta, gerek hak ve menfaatlerinin korunmasında gerekse sorunlarının çözümünde etkin bir konum elde etmekte olduğu, bu bakımdan, ileri demokrasilerde sendikalaşmanın sosyal adaletin tesisine hizmet eden önemli bir araç olduğunun söylenebileceği,<br>Genel olarak, sendikaların örgütlenme biçimine göre üçe ayrıldığı; bunların meslek sendikaları, iş yeri sendikaları ve hizmet/iş kolu esasına göre örgütlenen sendikalar olduğu,<br>İş yeri sendikalarının; aynı iş yerinde çalışanları bir araya getiren ve faaliyeti o iş yeri ile sınırlı olan sendikalar olduğu, iş yeri sendikalarının kurulmasında, çalışanların büyük işletmelerde yoğunlaşmasının önemli rol oynadığı,<br>Meslek sendikalarının; hizmet/iş kolu ve iş yeri ayrımı yapmaksızın aynı meslekte çalışanları bir araya getiren sendikalar olduğu ve sendikal hareketin temelini oluşturduğu,<br>Hizmet/iş kolu sendikalarının; mesleki farklılıkları dikkate almaksızın bir iş kolunda ya da endüstride çalışanların tümünü örgütleyen sendikalar olduğu, aynı hizmet/iş kolunda çalışanların benzer çalışma koşulları ve ortak çıkarları bulunduğu düşüncesinin ürünü olan bu sendikaların, güçlü bir sendikal hareket oluşturma amacını güttüğü, hizmet/iş kolu düzeyinde örgütlenmiş sendikaların faaliyetlerini yerel, bölgesel veya ulusal düzeylerde yürütebildiği,<br>Kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla ihdas edilen 4688 sayılı Kanun hükümlerinden, örgütlenme biçimi itibarıyla hizmet kolu sendikalarını esas aldığı, meslek ve iş yeri esasına göre sendikalaşmayı yasakladığı, kuruluş kanunları veya kuruluşlarına ilişkin mevzuatlarında görev, yetki ve sorumlulukları belirlenen, hizmetin niteliği ve yürütülmesi bakımından idari bir bütünlüğe sahip iş yerlerinden oluşan kuruluşlar olarak tanımlanan kurumların öngörülen on bir adet hizmet kollarından biri ile ilişkilendirileceği ve bu kurumlarda görev yapan görevlilerin bir bütün olarak -iş yeri ve meslek ayrımı gözetilmeksizin- kurumlarının tabi olduğu hizmet kolunda kurulan sendikalara üye olabileceği, kurumların hizmet kollarıyla olan ilişkilendirmesinin ise yönetmelik ile yapılacağının anlaşıldığı,<br>Bu çerçevede, yönetmelikle kurumların tabi oldukları hizmet kolu belirlenirken, kuruluş kanunları veya kuruluşlarına ilişkin mevzuatlarında öngörülen görev, yetki ve sorumluluklarının gözetilmesi ve bu kurumlarla idari bütünlük arz eden tüm iş yerlerinin birlikte bir hizmet kolu ile ilişkilendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmadığı, başka bir anlatımla, kurumların kanunla öngörülen hizmet kollarından biri ile ilişkilendirilirken, kuruluş mevzuatlarında üstlendikleri ana görevlerin esas alınması ve idari bütünlük arz eden birimleri (iş yerleri) ile birlikte aynı hizmet koluna tabi kılınması gerektiği,<br>Buna göre, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Milli Emlak Genel Müdürlüğünün Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlandığı, 703 sayılı KHK'nin geçici 1. maddesi ile de anılan Genel Müdürlüğün "defterdarlık uzmanı" kadrosunda olup taşra teşkilatında görev yapanların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı taşra teşkilatında "milli emlak uzmanı" ünvanlı kadrolara atanmış sayıldığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da faaliyet ve görev alanı ile yürüttüğü hizmetin niteliği göz önüne alındığında, "Bayındırlık, İnşaat ve Köy Hizmetleri" hizmet kolunda değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca anılan Bakanlığın idari bütünlüğe sahip merkez ve taşra teşkilatının da asıl iş yerinden sayılarak aynı hizmet kolunda yer alması gerektiği hususunda şüphe bulunmadığı,<br>Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik'in ekinde yer alan "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Girdikleri Hizmet Kollarını Gösteren Liste"de 01 kurum koduyla gösterilen Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 07 sıra numaralı "Bayındırlık, İnşaat ve Köy Hizmetleri" hizmet kolunda yer almasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,<br>Dava konusu bireysel işlem yönünden:<br>Dava konusu Yönetmelik ekindeki "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Girdikleri Hizmet Kollarını Gösteren Liste"de Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, "Bayındırlık, İnşaat ve Köy Hizmetleri" hizmet kolunda yer almasında yukarıda yer verilen gerekçeler ile hukuka aykırılık görülmediğinden, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı personelinin, "Büro, Bankacılık ve Sigortacılık Hizmetleri" hizmet kolunda faaliyet gösteren davacı Sendikaya üye olamayacağı ve davacının 4688 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca bu Sendika organlarındaki mevcut görevlerinin sona erdiği göz önüne alındığında, davacının, şube yönetim kurulu üyesi olduğu Sendikada faaliyette bulunabilmesi amacıyla haftada bir gün izinli sayılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.100,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verilmiştir.<br> <br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, defterdarlık uzmanı olarak görev yapmakta iken 703 sayılı KHK uyarınca milli emlak uzmanı kadrosuna atandığı, ... Sendikası üyesi olarak aidat kesintisi devam etmekte iken hizmet kolu değişikliği gerekçesiyle sendikal izin kullandırılmamasının örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görev ve yetkileri ile hizmet birimleri dikkate alındığında, Bakanlığın bayındırlık, inşaat ve köy hizmetleri iş koluna değil büro iş koluna uygun olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br>Davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, davalı idarelerden Konya Valiliği vekil ile temsil edilmediğinden Daire kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilerek onanması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br>Davalı idarelerden Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, diğer davalı Konya Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının esasa ilişkin kısmının onanması, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının vekalet ücretine yönelik temyiz talebi yönünden ise kararın düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Davacının temyiz istemi yönünden; <br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onuncu Dairesi kararının esasa ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın esasa ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. <br>Davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının vekalet ücreti yönünden temyiz istemine gelince;<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı kurala bağlanmıştır.<br>Aynı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde ise, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır. <br>1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.<br>Anılan maddelerin incelenmesinden, yargılama giderleri kapsamında bulunan vekalet ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, dolayısıyla, uyuşmazlığın çözümünde harcadığı emek ve çabaları mukabilinde hak kazandığı bir bedel olduğu sonucuna varılmaktadır.<br>Dosyanın incelenmesinden; temyizen incelenmekte olan davanın, davacı tarafından 30/06/2020 tarihinde kayda giren dilekçe ile açıldığı ve dava dilekçesinin 26/07/2021 tarihinde davalı idarelerden Konya Valiliğine tebliğ edilmesine rağmen anılan idarece dosyaya savunma dilekçesinin sunulmadığı gibi sonraki aşamalarda da herhangi bir bilgi veya belgenin dosyaya ibraz edilmediği, ancak yapılan yargılama neticesinde Danıştay Onuncu Dairesince davanın reddine ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.100,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Yukarıda aktarıldığı üzere, davalı Konya Valiliği lehine vekalet ücretine hükmedilebilmesi için, anılan idarenin davayı bir vekil ile takip etmesi gerekmekte olup; uyuşmazlıkta, davalı Konya Valiliğince bir vekil vasıtasıyla davanın takip edilmediği görüldüğünden, bu idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.<br>Bu durumda, davalı Konya Valiliği lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği hususunun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, temyize konu Daire kararının (3) numaralı hüküm fıkrasında yer alan, "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.100,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>" ifadesinin, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.100,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davayı vekil ile takip eden davalı idarelerden Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilmesine," şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 27/03/2024 tarih ve E:2020/4038, K:2024/1099 kararının esasa ilişkin kısmının ONANMASINA,<br>2. Anılan Daire kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının, (3) numaralı hüküm fıkrasında yer alan"Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine," ifadesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davayı vekil ile takip eden davalı idarelerden Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilmesine," şeklinde düzeltilerek ONANMASINA,<br>3. Kesin olarak, 02/12/2025 tarihinde, esasa ilişkin kısım yönünden oybirliği, vekalet ücretine ilişkin kısım yönünden oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br><br>KARŞI OY <br>X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiş ise de, davalı idarelerden Konya Valiliği lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğine yönelik temyiz isteminin, anılan Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanması şeklinde hüküm kurulabilmesine olanak tanıyan "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında bir durum olarak değerlendirilebilecek hususlardan olmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, vekalet ücreti hakkında da davanın esası hakkında karar vermeye yetkili ve görevli olan Danıştay Onuncu Dairesince karar verilmesi gerekmektedir.<br>Açıklanan nedenle, davalı idarelerden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının Konya Valiliği lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.<br><br></font></p></body></html>

iptal