<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/16601 E. , 2025/4589 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2021/16601<br>Karar No : 2025/4589<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ : <br>Dava Konusu İstem : Dava; ... İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda, "görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak ya da basın ve yayın kuruluşlarına veya diğer iletişim kanallarına vermek" fiilini işlediğinden bahisle, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(bb) maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının ödeme tarihi itibarıyla işlemiş faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. <br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının disiplin cezasına konu eylemi nedeniyle yargılandığı ceza davasında, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olduğu kanaatine varılarak, "görevi kötüye kullanma" suçu yönünden neticeten 5 ay; "gizliliğin ihlali" suçundan neticeten 10 ay ve "ses ve görüntülerin kayda alınması" suçundan neticeten 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve anılan cezalara yönelik hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, mahkeme kararının ise itiraz edilmeden 03/04/2019 tarihinde kesinleştiği; dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile soruşturma aşamasında alınan ifadelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının olay yeri video görüntülerini kayda almasının hemen ardından whatsapp programı üzerinden eşi ile paylaştığını ikrar ettiği, kayda aldığı olay yeri görüntülerinin görevi/mesleği gereği edindiği bilgi/video/içerik mahiyetinde olduğu, bu bilginin ilk olarak davacı tarafından kayda alındığı ve yetkili olmayan eşi tarafından paylaşılması suretiyle, "görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak ya da basın yayın kuruluşlarına veya iletişim kanalarına vermek" eyleminin sübuta erdiği, bu itibarla, söz konusu eylem nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararla; davacının, söz konusu olay yerine ilişkin görüntüleri eşine yolladığı kendi beyanlarıyla da sabit ise de, sıkı aile bağı içindeki eşine gönderdiği görüntüleri soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek ya da bu görüntülerin basın yayın organlarına verilmesi yolunda bir saikle veyahutta örgütlü bir hareket kastıyla gönderdiğinin soruşturma kapsamında ortaya konulamadığı, nitekim davacının görüntüleri eşine göndermesinde sonra eşinin kardeşine, kardeşinin ise ... isimli kişiye göndermesi sonucunda, ... tarafından bu görüntülerin medya kuruluşlarına satıldığının ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla tespit edildiği, kararda, davacının aktarımı yapılan şekilde bir saikle ve kasıtla hareket ettiğinin belirtilmediği (ancak söz konusu kararda davacının görevi kötüye kullanma suçundan 5 ay, gizliliğin ihlali suçundan 10 ay ve ses/görüntülerin kayda alınması suçundan ise 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırıldığı, fakat hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği), davacının görüntüleri eşine yollaması ve bunun sonucunda meydana gelen olumsuz durumlar nedeniyle resmi sıfatının gerektirdiği güven duygusunu sarsacak eylemde bulunduğu anlaşılmaktaysa da, dava konusu cezaya esas alınan yasal fiilin unsurlarının somut olayda her türlü şüpheden uzak şekilde gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine varıldığı, bu itibarla, davacının meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, aksi yorumla davanın reddi yolundaki mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmediği; öte yandan, davalı idare tarafından, davacının maddi eylemi hakkında yeniden bir değerlendirme yapılmak ve "tipiklik" unsuru da göz önüne alınmak suretiyle, disiplin açısından yeniden bir işlem tesis edilmesinin de idarenin takdirinde olduğu gerekçesiyle, istinaf talebinin kabulü ile ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların dava tarihine kadar tahakkuk eden kısmının, dava tarihi olan 20/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, dava tarihinden sonra tahakkuk eden kısımlarının ise ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte idarece davacıya ödenmesine, davacının diğer özlük haklarının da idarece davacıya iadesine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; mevzuatla belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının geçmişte aldığı cezalar, suçun şekli ve işleniş biçimi, mesleğin özelliği göz önüne alınarak alt ceza uygulamasına gidilmediği ve bu konuda da idareye takdir hakkı tanındığı, usul ve hukuka aykırı olarak karar verildiği gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br>MADDİ OLAY :<br>Dava dosyasının incelenmesinden; 27/08/2017 tarihinde İstanbul'da bir otel odasında ... ve ... isimli şahısların ölümü ile sonuçlanan olaya ilişkin olay yeri ilk görüntü ve fotoğraflarının sosyal medya ortamında paylaşılması, yetkisiz birçok kişinin eline geçmesi ve çeşitli basın yayın organlarında haberlerin çıkması üzerine başlatılan disiplin soruşturması neticesinde; olay yeri görüntülerinin davacıya ait cep telefonu ile kayda alındığı ve telefonda birçok fotoğraf dosyasının bulunduğunun tespit edildiği, davacının olay yeri görüntülerini eşine whatsapp üzerinden gönderdiği, eşinin de kardeşleriyle paylaştığı, bahse konu görüntülerin eşinin kardeşi olan ... tarafından aynı uygulama üzerinden arkadaşı ... ile paylaşıldığı ve ...'nin de soruşturmaya konu video kaydını basın yayın kuruluşlarına gönderdiği, davacının olay yeri görüntülerini yetkisiz kişilerle paylaşması nedeniyle "görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak ya da basın ve yayın kuruluşlarına veya diğer iletişim kanallarına vermek" şeklindeki disiplin suçunu işlediğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edilmesi üzerine, temyizen bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>08/03/2018 günlü, 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/6-(bb) maddesinde, "Görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak ya da basın ve yayın kuruluşlarına veya diğer iletişim kanallarına vermek" fiili, meslekten çıkarma cezasının gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için; disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak bu eyleme uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.<br>Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; davacının, disiplin soruşturmasına konu eylemleri nedeniyle hakkında yapılan ceza yargılaması neticesinde, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, "... Olay yerine ilk olarak ... İlçe Emniyet Müdürlüğü Devriye Ekipler Amirliğinden görevli grup amir vekili sanık polis memuru ...'nın (davacı) beraberinde araç şoförü ... ile birlikte geldiği, sanığın olayla ilgili soruşturmaya başladığı ve odada maktullerin ve çevrenin görüntülerini video kaydına aldığı, sanık ...'nın (davacı) kayda aldığı bu görüntüleri eşi diğer sanık ...'nın kullandığı ... nolu telefona da gönderdiği, sanık ...'nın ise bu videoyu kardeşi ... ile paylaştığı, Erzurum'da yaşayan ...'nin aynı görüntüleri kız arkadaşı olan sanık ...'ye ilettiği, ...'nin medya mensuplarıyla iletişime geçerek para karşılığında görüntüleri sattığı ve soruşturmayla ilgili videonun görsel basında yayınlandığı, sanık ...'nın (davacı) bu şekilde üzerine atılı bulunan görevi kötüye kullanma, gizliliğin ihlali suçunu işlediği, sanıklar ... (davacı), S.K., ..., ve ...'nin ayrıca kovuşturma işlemleri sırasındaki ses ve görüntülerin kayda alınması suçunu işledikleri sabit olduğundan cezalandırılmaları yoluna gidildiği..." şeklindeki gerekçeyle, davacının, "görevi kötüye kullanma suçundan" neticeten 5 ay hapis; "gizliliğin ihlali" suçundan neticeten 10 ay hapis ve "ses ve görüntülerin kayda alınması" suçundan ise neticeten 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve anılan cezalara yönelik hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın da itiraz edilmeksizin 03/04/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. <br>Davacının ifade ve savunmalarında, görevi gereği bilgi aktarımı yapmak amacıyla söz konusu videoyu çektiğini, yeni doğum yapan eşinin tedirgin olmaması ve görevde olduğunu anlaması için bu videoyu eşine gönderdiğini, suç işlemek gibi bir kastının bulunmadığını, hata ettiğini, olayın kendisi dışında gerçekleştiğini beyan ettiği görülmektedir. <br>Polislik mesleği, toplumun huzurunu, güvenliğini ve kamu düzenini sağlamakla yükümlü bir kamu hizmetidir. Polis memurları, görevlerini yerine getirirken yalnızca yasal yetkileri kullanmakla kalmayıp, aynı zamanda yüksek bir dikkat ve özen yükümlülüğü taşırlar. Bu yükümlülük, hem bireysel hakların korunmasını hem de toplumsal güvenliğin sürdürülebilirliğini amaçlar. <br>Davacının, dava konusu disiplin cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(bb) maddesinde düzenlenen "görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak" eylemindeki "yetkisiz kişiler"den kastedilenin; aile üyeleri, arkadaşlar, sosyal medya takipçileri, görevle ilgisi bulunmayan diğer kamu görevlileri gibi kişiler olduğu açıktır. <br>Bu durumda; dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile soruşturma aşamasında alınan ifadeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının, görevi gereği edindiği ... ve ... isimli şahısların ölümü ile sonuçlanan olay yeri ilk görüntüleri, yetkisiz olan eşine göndermesiyle başlayan süreç sonucunda, bu içeriklerin sosyal medya ortamında paylaşılması, basın yayın kuruluşlarında haberlerin yapılması ve yetkisiz birçok kişinin eline geçmesine sebep olunması karşısında, davacıya isnat edilen "görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak" fiili sübuta erdiğinden, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle "işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların dava tarihine kadar tahakkuk eden kısmının, dava tarihi olan 20/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, dava tarihinden sonra tahakkuk eden kısımlarının ise ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte idarece davacıya ödenmesine, davacının diğer özlük haklarının da idarece davacıya iadesine" dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br><br>KARAR SONUCU : <br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,<br>3. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20/10/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br> (X) KARŞI OY :<br>Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı niteliğindeki 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline karar verilmesi sonrasında, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu eylem tarihinde yürürlükte bulunan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 31/01/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülerek yasalaşmış ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, 08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan ve 682 sayılı KHK ile aynı hükmü içeren 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(bb) maddesinde, "Görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak ya da basın ve yayın kuruluşlarına veya diğer iletişim kanallarına vermek" fiili, meslekten çıkarma cezasının gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.<br>Disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir.<br>Nitekim, AİHM "... yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir... bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08)";<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı... ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07) bahsetmediği görüşündedir.<br>Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği, (Galip Şahin, B. No: 2015/6075), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği,... disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) belirtmektedir.<br>Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınması gerekir.<br>Uyuşmazlıkta, ... İl Emniyet Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan davacının, "Görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak ya da basın ve yayın kuruluşlarına veya diğer iletişim kanallarına vermek" fiilini işlediğinden bahisle, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(bb) maddesi uyarınca, "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırıldığı, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, temyize konu Bölge İdare Mahkemesince; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle tipiklik unsuru yönünden hukuka aykırı bulunan "işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların dava tarihine kadar tahakkuk eden kısmının, dava tarihi olan 20/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, dava tarihinden sonra tahakkuk eden kısımlarının ise ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte idarece davacıya ödenmesine, davacının diğer özlük haklarının da idarece davacıya iadesine" dair karar verildiği anlaşılmaktadır.<br> Davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan, “Görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak ya da basın ve yayın kuruluşlarına veya diğer iletişim kanallarına vermek” fiili nedeniyle adli yargı yerinde açılan ceza davasında; ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının, "görevi gereği edindiği kişisel bilgileri yetkisiz kişilerle paylaşması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan" neticeten 5 ay hapis; "gizliliğin ihlali" suçundan neticeten 10 ay hapis ve "ses ve görüntülerin kayda alınması" suçundan ise neticeten 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve anılan cezalara yönelik hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın da itiraz edilmeksizin 03/04/2019 tarihinde kesinleştiği; adli yargıda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB ) kararının niteliği ve disiplin hukukuna etkisi ayrıca tartışılmalıdır.<br>Anayasa Mahkemesi (Başvuru numarası:2020/22692) kararında; ”HAGB kararı neticesinde başvurucunun masumiyeti devam ettiğinden anılan ceza davasından sonraki süreçte idari ve yargısal makamların başvurucunun masumiyetine halel veren bir yaklaşım sergileyip sergilemediklerinin incelenmesi gerekir. Bu bağlamda yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği incelenirken yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği, ceza yargılaması kararını sorgulayıp sorgulamadığı ve münhasıran, ceza yargılaması sonucunda verilen HAGB kararına dayanıp dayanmadığı değerlendirilmelidir.” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Davacının sonuç olarak görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak fiili nedeniyle 7068 sayılı Kanun'un 8/6-(bb) maddesi uyarınca disiplin cezası aldığı, davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği tartışmasızdır. Fiilin ve özellikle de vasıflandırılmasının; disiplin ve ceza yargılamasında aynı olduğu durumda, idari yargı kararında yapılan inceleme, adli yargıda davacının üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verilmekte ve bir yandan kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının HAGB kararı bu izlenimi desteklemektedir. <br>Bu durum, 5271 sayılı Kanun'a göre HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmamakta ve masumiyet karinesine uygun bulunmamaktadır. (Anayasa Mahkemesi, Başvuru numarası:2020/22692) <br>Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının oluşturduğu (idari yargıya konu davalarda istisna getirmeyen) hukuki durum nedeniyle, bu aşamada; dava konusu disiplin cezası verilmesi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. <br>Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin, Başvuru Numarası:2016/14253 olan kararında belirtildiği üzere,"...Masumiyet karinesi, aynı olay kapsamında bile olsa ceza soruşturmasına konu suçun kurucu unsurunu oluşturmayan fiillerle ilgili olarak idari makamların değerlendirme yapmasını engellememektedir... Bu itibarla disiplin hukukundaki bir haksızlık ile ceza hukuku alanındaki haksızlığın kurucu unsurlarının aynı olduğu hâllerde idarenin kurucu unsurları ceza hukukununkiyle aynı olmayan başka bir haksızlık temelinde disiplin cezası uygulamasına herhangi bir mâni bulunmamaktadır."<br>Bu itibarla; yukarıda açıklanan gerekçe ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br><br></font></p></body></html>
iptal