<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/5947 E. , 2025/7681 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/5947<br>Karar No : 2025/7681 <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ... Valiliği<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) :...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Bingöl ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, ... Mezrasında Merkez Jandarma Karakol Komutanlığına bağlı güvenlik korucusu olarak görev yapan davacının, 25/03/2020 tarihli Valilik oluru ile görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kalınan ücret ve özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; güvenlik korucuları hakkında yürütülen soruşturmalarda, ilgiliye isnat edilen fiile ilişkin savunmasının alınması gerektiği, Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nde savunma süresinin en az yedi gün olacağının düzenlendiği, soruşturma kapsamında hakkında fiil isnadında bulunulan güvenlik korucularına yedi günün altında kalan sürede savunma süresinin verilemeyeceği, bu yöndeki yükümlülüğe aykırı hareket edilmesinin, soruşturma safhasına yönelik en önemli bir hak niteliğinde olan savunma hakkının ihlâli anlamına geleceği; davacıya isnat edilen fiile yönelik savunmasının istenilmesine ilişkin 11/03/2020 tarihli yazının davacıya tebliğ edildiği ve 15/03/2020 tarihine kadar savunma yapmasının istenildiği, davacı tarafından sunulan savunma beyanı sonrasında ise dava konusu işlemin tesis edildiğinin göüldüğü, ilgili Yönetmelik hükmü uyarınca, davacıya isnat edilen fiile yönelik yedi günden az olmamak üzere savunma süresi verilmesi gerekirken, buna aykırı hareket edilerek davacının isnat edilen fiile yönelik savunma yapması için dört gün süre verilmek suretiyle disiplin soruşturmasının nihâyete erdirildiği ve bu hâliyle de savunma hakkının gereği gibi kullanılması engellenerek, usûle aykırı soruşturma sonucunda disiplin cezası verildiği; bu durumda, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı; Anayasa'nın 125'inci maddesi hükmü uyarınca idarenin işlem veya eylemleri nedeniyle meydana gelen zararları tazmin sorumluluğunun bulunduğu, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığından, idarece tesis edilen bu işlem nedeniyle oluşan zararların tazmininin gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan ve tazmini gereken ücretlerinin ve özlük haklarının davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 442 sayılı Köy Kanunu'nun en son 700 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değişikliğe uğrayan Ek 18. maddesi uyarınca 2008/13105 sayılı Güvenlik Korucuları Yönetmeliğinin çıkarıldığı ve Yönetmeliğin 17. maddesinde disiplin hükümleri düzenlenerek, hangi halde hangi disiplin cezalarının verileceği bu şekilde belirlenmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararıyla maddede yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline karar verildiği; bu durumda, kanuni bir dayanak olmaksızın ceza verilemeyeceği veya verilen cezaların kanuni dayanaklarının sonradan ortadan kalkması halinde cezaların ortadan kaldırılması gerektiği açık olduğuna göre, davacıya disiplin cezası verilmesine dair olan işbu dava konusu işlemin Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararı sebebiyle kanuni dayanaktan yoksun hale geldiği; burada, Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararında iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olmasının somut olaya etkisinin de değerlendirilmesi gerektiği, Anayasa'nın 152. ve 153. maddeleri dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesi'nce bir Kanunun veya KHK'nın tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine uygun bulunmadığı, bir Kanun ya da KHK'nın uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği, aksi halde Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının uygulama tarihinin ayrıca belirlenmesi halinde iptal edilen yasa kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olacağı, ki bu durumun, Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edeceği; dolayısıyla, anılan Anayasa Mahkemesi kararında yürürlüğün ertelenmesine de karar verilmiş olmasının, işbu davada yukarıda aktarılan sonuca ulaşılmasına engel olarak görülmediği gerekçesiyle sonucu itibarıyla hukuka uygun olan... İdare Mahkemesi'nin... gün ve E:..., K:...sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak fiilini işlediğinin sabit olduğu, savunmasının alındığı, işlemin hukuka uygun olduğu, Anayasa Mahkemesi kararının hukuki boşluk oluşmaması için yürürlüğünün ertelendiği, yürürlükte bulunmayan bir kararın uygulanmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br>MADDİ OLAY : <br>Bingöl ili, Merkez ilçesi, ... Köyü,...Mezrasında Merkez Jandarma Karakol Komutanlığına bağlı güvenlik korucusu olarak görev yapan davacının Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17-1/ç-7. alt bendi uyarınca görevine son verilmiştir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki mevzuat aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.<br>442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde; güvenlik korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamaların Cumhurbaşkanınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.<br>Bu madde hükmü uyarınca 09/01/2008 tarih ve 2018/13105 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nde yapılan 11/10/2018 tarih ve 182 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin (ç) 'görevden çıkarma' başlıklı 1. bendinde; '(1)Bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Göreve son verme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:' hükmü, aynı maddenin 7. alt bendinde; "Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri imal etmek veya ticaretini yapmak, kullanılmasını kolaylaştırmak, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak" hükmü, "Disiplin cezası vermeye yetkili amirler" başlıklı 18. maddesinde; '(5) Görevden çıkarma cezası ilk disiplin amirinin teklifi, üst disiplin amirinin uygun görmesi ve komisyonun düzenleyeceği rapor üzerine vali tarafından verilir.' hükmü, "Savunma Hakkı" başlıklı 20/A maddesinde; '(1) Güvenlik Korucusu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Soruşturmayı yapanın veya komisyonun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan güvenlik korucusu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.' hükümlerine yer verilmiştir. <br>24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline, iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine karar verilmiştir.<br> Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği görülmüştür.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Temyize konu kararın dava konusu işleme ilişkin kısmının incelenmesi:<br>Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasındaki "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi benimsenmiştir.<br>Ceza Hukukunda, bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinden doğması, kanunda yazılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırım uygulanmasını gerektirmesi şarttır. Disiplin suçu, kamu görevlisinin ilgili Kanunlarda tanımı yapılan ve kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı taşıyan kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemleridir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev'i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği gibi kanunun başka bir ceza öngördüğü eylem için daha ağır bir ceza verilemez. Zira "cezada kanunilik" ilkesi, kişinin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülen daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına imkan vermez.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Kanunsuz ceza olmaz" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında da hiç kimsenin, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağı; aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir cezanın verilemeyeceği yönündeki düzenlemeye yer verilmiştir.<br>Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." denilerek suç ve cazalar hakkında bu Kanunda düzenlenen genel hükümlerin, idari veya adli suç ve ceza ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiği ifade edilmiştir. <br>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "...İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar." şeklinde ifade edilen hükme göre, bir suçun işlendiği zamandaki Kanun hükmü ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükmü birbirinden farklı olduğu takdirde, fail hakkında lehe olan hüküm uygulanacaktır. Lehe olan hükmün saptanabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan kanuni düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemenin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir. <br>Dava konusu görevden çıkarma işleminin dayanağı olan Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/1-ç-7 alt bendinde yer alan "uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak" hükmünün, 442 sayılı Köy Kanunu'nun 74/A-(ç)-7 alt bendinde de aynen yer aldığı; ancak disiplin soruşturmasında davacıya isnat edilen fiile yönelik savunmasının istenilmesine ilişkin 11/03/2020 tarihli yazının davacıya aynı gün tebliğ edildiği ve 15/03/2020 tarihine kadar savunma yapmasının istenildiği, diğer bir anlatımla, yedi günden az olmamak üzere savunma süresi verilmesi gerekirken, buna aykırı hareket edilerek savunma hakkının kullanımını kısıtlayacak şekilde soruşturmanın yürütüldüğü görüldüğünden tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. <br>Bu nedenle, sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerekmektedir.<br>Temyize konu kararın yoksun kalınan ücret ve özlük haklara yönelik zararlarının tazminine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmü yer almaktadır.<br>İdari yargılama hukukunun temel ilkeleri ve yerleşik yargı içtihatları gereği; idari yargı mercilerince verilen iptal kararları, geriye yürür ve idari işlemi tesis edildiği andan itibaren hiç tesis edilmemiş gibi ortadan kaldırır. İptal edilen işlem hiç yapılmamış sayıldığı için ilgilinin, işlem nedeniyle uğradığı parasal ve özlük hak kayıplarının karşılanması gerekmektedir. <br>Buna karşın, dava konusu işlemde olduğu üzere savunma hakkı gibi usulü bir eksiklik sebebiyle işlemlerin idari yargı mercilerince iptal edilmesi durumunda, bu iptalin davacının doğrudan göreve başlatılması sonucunu doğurmayacağı, hukuka aykırılığı saptanan işlemin iptalinin idarece yeni bir işlem tesis edilmesine engel olmadığı, usulüne uygun olarak soruşturma yapıldıktan ve savunması alındıktan sonra davacı hakkında yeni işlem tesis edilebileceği dikkate alındığında, davalı idarece bu konuda bir işlem tesis edilmeden davacının yoksun kalınan ücret ve özlük haklarının ödenmesi istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmadığı görülmüştür.<br>Bu nedenle, davacının yoksun kalınan ücret ve özlük haklarının ödenmesine yönelik istemine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığı yolunda karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.<br> <br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının <br>a) Dava konusu işleme ilişkin kısmının yukarıda belirtilen GEREKÇE İLE ONANMASINA oyçokluğu ile,<br>b) Davacının işlem nedeniyle yoksun kalınan ücret ve özlük haklarının ödenmesine yönelik istemine ilişkin kısmının BOZULMASINA gerekçede oyçokluğu, esasta oybirliği ile, <br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>4. Kesin olarak, 16/10/2025 tarihinde karar verildi. <br> <br><br>KARŞI OY :<br>(X)- Dava; Bingöl ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, ... Mezrasında Merkez Jandarma Karakol Komutanlığına bağlı güvenlik korucusu olarak görev yapan davacının 25/03/2020 tarihli Valilik oluru ile görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kalınan ücret ve özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden; davacının Bingöl ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, ... Mezrasında Merkez Jandarma Karakol Komutanlığına bağlı güvenlik korucusu olarak görev yaptığı, 19/01/2020 tarihinde emniyet birimlerince Varto ilçesinde gerçekleştirilen uygulamada davacının içerisinde bulunduğu araçta yapılan aramada uyuşturucu madde bulunduğunun tespit edildiği, bunun üzerine davacı hakkında uyuşturucu madde kullanma yönünden adlî soruşturma yapıldığı ve davacının 16/01/2020 - 19/01/2020 tarihleri arasında göreve gelmeyerek şehir dışına çıktığına yönelik 10/02/2020 tarihli tutanak tanzim edildiği, yapılan disiplin soruşturması sonucunda bilâ tarihli soruşturma raporunun hazırlandığı; Malatya Adlî Tıp Kurumu Grup Başkanlığının 06/03/2020 tarihli raporuna göre davacıdan olay günü alınan kan ve idrar numunelerinde uyuşturucu madde tespit edildiği, 19/01/2020 tarihinde ... Sulh Ceza Hakimliği D. İş No:... sorgu dosyasında avukatı huzurunda verdiği savunmasında; uyuşturucu madde aldığını kabul ettiği, davacının 08/03/2020 tarihinde idari soruşturma sebebiyle alınan ifadesinde; merakından uyuşturucu madde kullandığını beyan ettiği,... tarih ve ... sayılı yazıyla davacının işlediği fiil ve fiilin karşılığı olan disiplin cezası belirtilerek 15/03/2020 tarihine kadar konuya yönelik savunmasının istenildiği, davacının aynı gün olan 11/03/2020 tarihinde savunmasını verdiği, savunmasında uyuşturucuyu bilmeden kullandığını iddia ettiği, yürütülen idari soruşturma sonucunda uyuşturucu madde kullanmak fiilini işlediğinden bahisle Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/ç-7 alt bendi uyarınca görevine son verildiği görülmektedir.<br>Davacının, 11/03/2020 tarihli savunma istem yazısının 11/03/2020 tarihinde kendisine tebliği üzerine aynı gün savunmasını vermeyi tercih ettiği, hakkında yapılan tıbbi tetkikler ve daha önceki beyanları da dikkate alındığında, davalı idarece yedi günlük savunma süresi verilmemesinin idari işlemi sakatlayacak nitelikte bir usul eksikliği olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varıldığından, uyuşturucu madde kullanmak fiilini işlediği sabit olan davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı öte yandan dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan ücret ve özlük haklarının ödenmesi isteminin de kabulünün de hukuken mümkün olmadığı ve davanın reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>
iptal