<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/11496 E.  ,  2025/5212 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DÖRDÜNCÜ DAİRE<br>Esas No : 2023/11496<br>Karar No : 2025/5212<br><br>DAVACILAR : <br> 1- ...<br> 2- ...<br> 3- ...<br> 4- ...<br> 5- ...<br> 6- ...<br> 7- ...<br> 8- ...<br> 9- ...<br> 10- ...<br> 11- ...<br> 12-...<br> 13-...<br> 14-...<br> 15-...<br> 16-... 17- ... 18- ... 19- ... 20- ... 21- ...<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br> <br>DAVALILAR : 1- ...<br> 2- ... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Samsun İli, 19 Mayıs, Alaçam ve Bafra ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Kızılırmak Deltası Doğal Sit alanınının koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda, ekli kroki ile listede sınırları ve koordinatları gösterilen alanın kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin 21/04/2020 tarih ve 31106 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 20/04/2020 tarih ve 2461 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmektedir. <br><br>DAVACILARIN İDDİALARI : Davalı idarenin, davaya konu işlemi doğal sit alanları koruma ve kullanma koşulları ilke kararlarına uygun tesis etmediği, davacıların taşınmazlarının mutlak tarım arazisi olduğu, sulu tarım yapıldığı, tapulu arazilerin kesin korunacak hassas alan içerisine alınmasının hukuka aykırı olduğu, uyuşmazlığın dava konusu taşınmazların, tarımsal niteliği korunacak alan olarak planlanmasını öngören nitelikleri taşıyıp taşımadığı hususundan kaynaklandığı, dava konusu parsellerin kesin korunacak hassas alan niteliği taşıyıp taşımadığının saptanması gerektiği, doğal sit alanında yaşayan yerel halkın ekonomik ve sosyal olarak kalkındırılmasına dair plan vizyonu ve mevzuat hedefleri ile örtüşmediği, kamu yararı içeriği taşımadığı ve adil olmadığı, dava konusu alan üzerinde uygulaması gerçekleştirilen kullanımların, kentin başka alanlarında gerçekleştirilmesine yönelik Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bilgisi ya da işbirliği ile alternatiflerin araştırılmadığı, taşınmazların tarım dışı kullanımına yönelik kamu yararı kararı ve İl Toprak Koruma Kurulu kararlarına uygun olmadığı, dönüşüm alanında gerçekleştirilmek istenen dönüşüm sürecini yönlendirecek strateji, politika ve müdahale biçimlerinin alan özelliklerine göre tanımlanmadığı belirtilerek, dava konusu işlemin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMALARI : Davanın süresinde açılmadığı; doğal sit alanlarının değerlendirilmesinde, alanda habitat parçalanması ile doğal etkileşimlerin bozulmaması ve doğal bütünlüğün korunması için değerlendirmelerin, doğal sit alanının bütününde ve doğal eşikler göz önüne alınarak yapıldığı, söz konusu tescil işleminin bölgeye ilişkin hazırlanan Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu doğrultusunda bilimsel verilere dayalı olarak ve bütüncül olarak yapıldığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :...<br>DÜŞÜNCESİ :Davaya konu 20/04/2020 tarih ve 2461 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, ... ada, ... parselde bulunan taşınmazın ... da'lık kısmı yönünden iptali, diğer kısımlar yönünden ise davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, Samsun İli, 19 Mayıs, Alaçam ve Bafra İlçeleri sınırları içerisinde bulunan Kızılırmak Deltası Doğal Sit alanının koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda, ekli kroki ile listede sınırları ve koordinatları gösterilen alanın Kesin Korunacak Hassas Alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin 21/04/2020 tarih ve 31106 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 20/04/2020 tarih ve 2461 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılmıştır. <br> Dosyanın incelenmesinden,Samsun İli, Bafra İlçesi, ..., ..., ... ve ... Mahallelerinde muhtelif taşınmazları bulunan ve bu taşınmazlarda tarım yaptıklarını belirten 21 davacı tarafından, mülkiyeti kendilerine ait taşınmazların sulu mutlak tarım arazisi niteliğinde olduğu, bu nedenle, taşınmazlarının Kesin Korunacak Hassas Alan sınırlarına alınmasının hukuka uygun olmadığı iddiasıyla, dava dilekçesinde ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazlar yönünden, 20/04/2020 tarih ve 2461 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle bakılan iş bu davanın açıldığı, dava konusu işlemin, ilgili mevzuat başlığı altında belirtilen 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik düzenlemeleri çerçevesinde hazırlanan ve ardışık en az dört mevsimi kapsayan Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu(ETBAR)na dayalı olarak tesis edildiği, ETBAR'da ise, dava konusu alanın, literatürden de faydalanılarak, flora, fauna, ekosistem, habitat, hidrobiyoloji ve jeoloji gibi bir çok yönüyle incelendiği ve ulusal ve dünya ölçeğinde korunması gereken sucul, kumul vb. ekosistemleri bünyesinde barındırdığı, çok sayıda küresel ve ulusal ölçekte dar yayılışlı endemik türlere ev sahipliği yaptığı, doğal olduğu, insan faaliyetleri sonucu tahrip olma riskinin çok yüksek olduğu, basit müdahalelerle yönetilebilir olduğu, özellikle bölgedeki deniz kuşları için tüm Karadeniz Bölgesinin en önemli üreme ve barınma alanını oluşturduğu, göçmen kuşlar için önemli toplanma alanı olduğu için Kesin Korunacak Hassas Alan olarak belirlenmesi gerektiğinin belirtildiğinim anlaşıldığı, Danıştay Altıncı Dairesi'nce mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda ise, ETBAR'da yer alan veriler doğrultusunda varılan sonucun, alanın doğal özellikleri ve bilimsel ölçütler çerçevesinde geçerliliği ve dava konusu işlemin Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik düzenlemelerindeki kıstaslara, özellikle kategorik ayrımda esas alınması gereken Kesin Korunacak Hassas Alan ve diğer koruma alanlarının ayırt edici özelliklerine uygunluğu konusunda bir irdeleme yapılmaksızın, doğrudan sonuca varılarak, ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı ... da genişliğindeki taşınmazın yaklaşık ... dekarlık bölümünün kıyı kumulları ve sulak alan vejetasyonu ile kaplı olduğu, parselin bu kısmının Kesin Korunacak Hassas Alan olarak kalması, tarım alanına dönüşmüş ve doğal niteliğini kaybetmiş kısmın ise Nitelikli Doğal Koruma Alanı olarak tescilinin uygun olduğu, toplam 80 da genişliğindeki Doğanca Mahallesi ... ada, ...-...-...-... parsel sayılı taşınmazların ise ana sulama/drenaj kanalının doğusunda kaldığı, hidrolojik ve ekolojik bütünlük açısından Kesin Korunacak Hassas Alan dışına çıkarılmalarının uygun olmadığı yönünde tespit ve görüşlere yer verildiği, bu sonuca varılmasının yasal ve bilimsel gereklilikleri açıklanmadığı gibi ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın Kesin Korunacak Hassas Alan içindeki konumunun dahi belirtilmediğinin görüldüğü,ayrıca, yukarıda anılan Kesin Korunacak Hassas Alan sınırlarında kalan taşınmazlara ilişkin ada, parsel ve yüzölçümü bilgilerini içeren listede, dava dilekçesinde belirtilen ... Mahallesi ... ada, ...-... sayılı parseller ile ... Mahallesi ... ada, ...-...-... sayılı parseller de yer almasına rağmen, bilirkişi raporunda, ... Mahallesi ... ada, ... sayılı ve ... Mahallesi ... ada, ... sayılı parseller dışında, davacılar tarafından mağduriyete konu olduğu beyan edilen taşınmazlardan hiçbirinin Kesin Korunacak Hassas Alan içinde olmadığı belirtilerek hataya düşüldüğü, bilirkişi raporunda incelenen ... Mahallesi ... ada, ...-...-... sayılı parsellerin ise dava dilekçesinde zikredilmediği için davaya konu olmadığının görüldüğü, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/09/2022 tarih ve YD İtiraz No:2022/559 sayılı kararı üzerine Danıştay Altıncı Dairesi'nce bilirkişilerden aldığı ek raporun, mahallinde yeniden keşif yapılmaksızın ,dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlendiği, bilirkişi raporu ve ek raporun eksik inceleme ile hazırlandığı anlaşılmaktadır.<br> Bu durumda, dava konusu işlem hakkında, yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra düzenlenecek bilirkişi raporunun dosyadaki bilgi ve belgelerle değerlendirildikten sonra bir karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY :<br>Davacılar vekili tarafından, Samsun İli, 19 Mayıs, Alaçam ve Bafra ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Kızılırmak Deltası Doğal Sit alanınının koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda, ekli kroki ile listede sınırları ve koordinatları gösterilen alanın kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin 21/04/2020 tarih ve 31106 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 20/04/2020 tarih ve 2461 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmektedir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanununun Ek 4.maddesinde; "Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır.<br>Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili hususlarda karar almak ve bu Kanunda öngörülen diğer iş ve işlemlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yardımcı olmak üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı merkez teşkilatı bünyesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Yardımcısının başkanlığında, söz konusu varlıkların ve alanların özelliklerine göre konusunda uzmanlaşmış mimar veya şehir plancısı, orman veya çevre mühendisi (1) ve hukukçular ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca uygun görülecek uzmanlardan Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve taşrada (…)(1) aynı meslek alanlarından yeterli sayıda uzmanın katılması suretiyle yeteri kadar Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu teşkil edilir. Bu komisyonların iş, işlem ve kararları konusunda, bu Kanunun Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları ile ilgili hükümleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca alınan ilke kararları çerçevesinde kıyasen uygulanır.<br> Bu Kanunda Koruma Yüksek Kurulunca alınması öngörülen kararlar, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Merkez Komisyonunca, koruma bölge kurullarınca alınması öngörülen kararlar koruma bölge komisyonlarınca alınır ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulur.<br>Bu Kanunda ve diğer mevzuatta tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Yüksek Kuruluna ve koruma bölge kurullarına yapılan atıflar ilgisine göre Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır ve ilgili maddelerde geçen Koruma Yüksek Kurulundan Koruma Merkez Komisyonu ve koruma bölge kurullarından koruma bölge komisyonları anlaşılır." hükmüne yer verilmiştir.<br>1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü" başlıklı 109. maddesinde "Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri düzenlenmiş olup, 2. fıkrasında; "Orman ve orman rejimine tabi olmayan yerlerde Tarım ve Orman Bakanlığınca tespit edilen veya ettirilen tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve benzeri diğer koruma alanları ile Bakanlıkça tespit edilen doğal sit alanları, tabiat varlıkları ve bunların koruma alanlarının tescil ve ilanı Bakanın onayı ile yapılır. Ancak Bakanlıkça yapı yasağı önerilen tabiat varlıkları ve doğal sit alanları dahil orman rejimine tabi olmayan bütün koruma alanları Cumhurbaşkanınca tescil ve ilan edilir. " hükmüne yer verilmiştir.<br>Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin "Korunan alanlara ilişkin genel ilkeler" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Korunan alanların belirlenmesi, değerlendirilmesi ve korunmasında aşağıdaki ilkelere uyulur. <br>a) Korunan alanların statüsünün belirlenmesi ve değerlendirilebilmesi için zamana bağlı değişimleri ortaya koyan ekolojik süreçler tanımlanır. <br>b) Herhangi bir korunan alanın güncel durumu tespit edilmeden, o alanın korunan alan statüsü yeniden değerlendirilemez. <br>c) Korunan alanların güncel durumu; alanın biyolojik çeşitliliği, hidrolojisi ve hidrojeolojisi başta olmak üzere her açıdan durumu hazırlanacak ön değerlendirme raporu sonucuna göre veya gerekli görülmesi durumunda ise en az ardışık dört mevsimi kapsayan ekolojik temelli bilimsel araştırma (ETBAR) yapılarak belirlenir. <br>ç) Doğal sit ilanı ile ilgili talepler veya Genel Müdürlükçe incelenmesi uygun görülen alanlar hakkında hazırlanacak ön değerlendirme raporu sonucuna göre doğal sit özelliği taşımayan talepler değerlendirmeye alınmaz, alanın doğal sit özelliği taşıdığının belirlenmesi durumunda ise ardışık en az dört mevsimi kapsayan ekolojik temelli bilimsel araştırma yapılarak koruma statüsü belirlenir. <br>d) Herhangi bir korunan alanın statüsünün değerlendirilmesi için belirlenecek araştırma alanı sınırları; korunan alanın konumu, büyüklüğü ve doğal eşiklerle ilişkisi göz önüne alınarak tespit edilir. <br>e) Doğrudan ve dolaylı çevresel etkilere karşı hassas tür ve habitatları içeren duyarlı alanlara öncelikli olarak koruma statüsü verilir. <br>f) Korunan alanlarda tespit, tescil, planlama, koruma, kullanma, yönetim ve izlemeye esas teşkil edecek envanter ve veri tabanı çalışması yapılır veya yaptırılır. <br>g) Korunan alanlarda ekosistem işlevlerinin sürekliliğini amaçlayan yönetim planı çalışmaları yapılır. <br>ğ) Korunan alanların içinde ve birbiriyle ilişkili korunan alanlar arasında, ekolojik koridorlar tesis edilir.<br>h) Korunan alanındaki koruma değerlerine yönelik tehdit analizleri yapılır. <br>ı) Korunan alanlarda bozulmuş ya da bozulmaya yüz tutmuş ekosistem ve habitatların onarılması, ekolojik rehabilitasyonu, ekolojik restorasyonu yapılır.<br>i) Korunan alanlar ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçların yanı sıra bölgesel ve yerel karakteristikleri de göz önünde bulundurularak korunur. <br>j) Tabiat ve biyolojik çeşitlilik değerlerini koruma konusunda toplumun bilinç ve bilgi düzeyinin artırılması ve koruma amaçlarına uygun katkıların sağlanması amacı ile her türlü eğitim faaliyeti ve etkinlik desteklenir, yapılır. <br>k) Çevre üzerinde ciddi veya tamiri mümkün olmayan tehditlerin varlığında, bilimsel kanıtların ortaya çıkmasını beklemeden gerekli önlemler alınır.<br>l) Ekolojik dengeyi bozacak herhangi bir faaliyete izin verilmez. <br>m) Korunan alanların doğallığını muhafaza etmek ve mevcut koruma değerlerinin devamlılığının sağlanması esastır. <br>n) Korunması gerekli taşınmaz tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve özel çevre koruma bölgelerinin tespiti ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça belirlenir.<br>o) Korunması gerekli tabiat varlıkları ve bunlara ait koruma alanları ile doğal sit alanlarında gerçekleştirilecek iş ve işlemler Merkez Komisyonu tarafından belirlenecek ilke kararları çerçevesinde Bölge Komisyonlarınca alınacak kararlar doğrultusunda yürütülür.<br>ö) Bir doğal sit statüsünde, ilke kararları kapsamında yapılabileceği öngörülen faaliyetler, bu doğal sit statüsünden daha alt koruma statüsüne sahip doğal sit alanında/alanlarında da Bölge Komisyonu kararı ile gerçekleştirilebilir.” hükmüne; "Doğal sitlerin tespit ilke ve kriterleri" başlıklı 6. maddesinde; "(2) Doğal sit alanları; kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılır." hükmüne, "Kesin korunacak hassas alanların ayırt edici özellikleri" başlıklı 7. maddesinde; "(1)Kaynak değerlerinin korunması için; alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, bilimsel araştırmalar, eğitim ya da çevresel izleme amacıyla özel önlemler alınarak korunacak kara, su, deniz alanları olup, Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilerek yapı yasağı getirilen mutlak korunması gereken alanlardır.<br>(2) Bu alanların aşağıdaki kriterlerden bir veya bir kaçını içermesi aranır.<br>a) Bölgesel, ulusal veya dünya ölçeğinde olağanüstü ekosistemleri, türleri bulundururlar.<br>b) Jeolojik, jeomorfolojik özellikleri korunmuştur.<br>c) Genel olarak insan etkisi olmadan meydana gelmiştir.<br>ç) İnsan faaliyetleri sonucu bozulma veya tahrip olma riski yüksektir.<br>d) Alan kendine özgü koruma amaçlarına ters düşecek nitelikteki insan faaliyetlerini bünyesinde bulundurmaz.<br>e) Ekolojik açıdan önemli yoğunlukta olması beklenen yerel türlerin büyük kısmını bünyesinde bulundurur. Doğal süreçler veya zamanla sınırlı müdahalelerle bu yoğunluklara dönüşebilme kabiliyetine sahiptir.<br>f) Koruma amaçlarına ulaşmak için önemli ve sürekli müdahale istemeyen özellikleri vardır.<br>g) Gerektiğinde ve mümkün olan durumlarda, alanın belirlenmiş koruma amaçlarına ulaşmasına yardımcı olacak arazi kullanımları ile çevrelenmiştir.<br>ğ) Basit müdahalelerle yönetilebilirlik özelliklerine sahiptir.<br>h) Korunacak hedef tür veya türlerin üreme alanlarını ihtiva eder." hükmüne, "Nitelikli doğal koruma alanlarının ayırt edici özellikleri" başlıklı 8. maddesinde; "(1) Doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanlarıdır.<br>(3) Bu alanlar aşağıdaki kriterlerden bir veya birkaçını içerir.<br>a) Doğal karakterini korumuş, büyük memeliler dahil besin zinciri içerisinde av-avcı ilişkisini muhafaza eden, yerli bitki ve hayvan topluluklarını bulunduran, özgün ekosistem yapısına sahiptir.<br>b) Modern yaşam ve önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşır.<br>c) Doğal alanların ekolojik bütünlüğünü sağlar.<br>ç) Aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı ve mevcudiyetinden uzaktır.<br>d) Yaban hayvanlarının barınma, beslenme ve üreme gibi hayati ihtiyaçlarını temin edebileceği uygun yaşama şartlarını sağlar.<br>e) Biyolojik çeşitliliği, ekolojik süreçleri, ekosistem hizmetlerini, ekolojik barınakları muhafaza eder ve iklim değişikliklerine tampon sağlar.<br>f) Korunacak hedef tür veya türlerin yıl içerisinde dönemlerine bağlı yaptıkları göç ve yayılma alanlarını ve göç yollarını ihtiva eder.<br>g) Peyzaj değeri yüksektir." hükmüne, geçici 3. maddede ise; "(1) 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 6 ncı maddesi gereğince Kültür ve Turizm Bakanlığından Bakanlığa devredilen mevcut doğal sit alanlarının güncel durumu ön değerlendirme raporuna göre belirlenir. Doğal sit özelliği taşımayan alanların statüsünün iptali; doğal sit özelliği taşıdığı belirlenen alanların ise ardışık en az dört mevsimi kapsayacak ekolojik temelli bilimsel araştırma sonucuna göre koruma statüsünün devamı, yeni statü tesisi veya iptali önerilir." hükümlerine yer verilmiştir. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Ehliyet yönünden; Dairemizce davacıların dava açma ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı yönünden yapılan değerlendirmede; davaya konu işleme ilişkin alanda ya da alanın çok yakınında davacıların tamamının taşınmazının bulunduğu ya da bazılarının da kiracı olarak çeltik tarımı yaptıkları anlaşıldığından, davaya konu işlemden menfaatlerinin etkileneceği, davaya konu işlemle aralarında hukuken korunması gereken bir menfaat ilişkisi bulunduğu kanaati ile davacıların tamamının dava açma ehliyetlerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br> Süre aşımı yönünden; yapılan incelemede davanın süresince açılmış olduğu anlaşılmıştır. <br>Esas yönünden;<br>Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işlemin, ilgili mevzuat başlığı altında belirtilen 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik düzenlemeleri çerçevesinde hazırlanan ve ardışık en az dört mevsimi kapsayan ETBAR'a dayalı olarak tesis edildiği, ETBAR'da ise, dava konusu alanın, literatürden de faydalanılarak, flora, fauna, ekosistem, habitat, hidrobiyoloji ve jeoloji gibi bir çok yönüyle incelendiği ve ulusal ve dünya ölçeğinde korunması gereken sucul, kumul vb. ekosistemleri bünyesinde barındırdığı, çok sayıda küresel ve ulusal ölçekte dar yayılışlı endemik türlere ev sahipliği yaptığı, doğal olduğu, insan faaliyetleri sonucu tahrip olma riskinin çok yüksek olduğu, basit müdahalelerle yönetilebilir olduğu, özellikle bölgedeki deniz kuşları için tüm Karadeniz Bölgesinin en önemli üreme ve barınma alanını oluşturduğu, göçmen kuşlar için önemli toplanma alanı olduğu için "kesin korunacak hassas alan" olarak belirlenmesi gerektiği öngörülmüştür.<br>Danıştay Altıncı Dairesi tarafından, 12/11/2021 tarihinde, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan 22/04/2022 tarihli raporda, "... Kızılırmak Deltası bölgesel, ulusal ve küresel ölçekte yüksek önem taşıyan bir sulak alan ekosistemidir. Deltanın önemi yapılan bilimsel çalışmalarla açıkça ortaya konmuştur ve uluslararası (Ramsar Sözleşmesi) ve ulusal hukuktan kaynaklanan korunma yükümlülüğü vardır.<br>Deltanın bulunduğu ovada gerek Osmanlı döneminde verilmiş otlatma haklarının, gerek kurutma çabalarıyla tarıma kazandırılan arazilerin zamanla şahıs malı olarak tescil edilmesi sonucunda, orijinal sulak alan ekosistemi başta çeltik tarımına dönüştürülmesi yoluyla önemli kayba uğramıştır.<br>2000'li yıllara gelindiğinde DSİ tarafından kurulmuş drenaj ve sulama sistemleri alanın hidrolojisini belirleyen başlıca faktör olmuş, kanallar doğal sulak alan ve tarım alanları arasında kalıcı bir sınır oluşturmuştur. Doğal sit ve diğer koruma statüleri ile olumsuz gelişmelerin önü alınmaya çalışılmışsa da özellikle subasar ormanlar üzerinde insan baskısı artarak devam etmiştir ve halen bir başka davaya konudur.<br>Son düzenlemeler gereği yetkili bakanlık tarafından bilimsel araştırmalara dayanan yeni doğal sit sınırları ve statüleri belirlenmiştir. Bilirkişi heyetimizi ilgilendiren davada davacı taraf 2020 yılında tescil edilen söz konusu sit statü ve sınırlarının tarımsal faaliyetleri engellediği, mülkiyet haklarını kısıtladığı ve bilimsel esaslara dayanmadığı iddiasındadır.<br>Yapılan incelemede doğal sit statüleri ve sınırlarının bilimsel verilere dayanarak belirlendiği, mevcut tarım alanlarını olabildiğince Kesin Korunacak Hassas Alan (KKHA) dışında tutulduğu, KKHA sınırlarının gerek doğal sucul ve kumul vejetasyonu ile, gerek mevcut sulama kanallarının oluşturduğu sınırlarla örtüştüğü, dolayısıyla ekolojik ve peyzaj bütünlüğü açısından savunulabilir oldukları değerlendirilmiştir." şeklinde değerlendirmeler yapıldığı, ayrıca aynı raporda ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı ... dekar büyüklüğündeki taşınmazın yaklaşık ... dekarlık kısmının kıyı kumulları ve sulak alan vejetasyonu ile kaplı olduğu, parselin bu kısmının kesin korunacak hassas alan olarak kalması, tarım alanına dönüşmüş ve doğal niteliğini kaybetmiş kısmın ise nitelikli doğal koruma alanı olarak tescilinin uygun olduğu, toplam 80 dekarlık Doğanca Mahallesi ... ada, ...-...-...-... parsel sayılı taşınmazların ise ana sulama/drenaj kanalının doğusunda kaldığı, hidrolojik ve ekolojik bütünlük açısından kesin korunacak hassas alan dışına çıkarılmalarının uygun olmadığı yönünde tespit ve görüşlere yer verildiği görülmektedir.<br>Anılan rapora dayalı olarak, Danıştay Altıncı Dairesinin 09/06/2022 tarih ve E:2020/5088 sayılı kararı ile davaya konu taşınmazlardan ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ... dekarlık kısmı yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne, diğer kısımlar yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmesi sonrasında, bu kararın yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idareler tarafından itiraz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/09/2022 tarih ve YD İtiraz No:2022/559 sayılı kararı ile ".... Dairece mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda ise, ETBAR'da yer alan veriler doğrultusunda varılan sonucun, alanın doğal özellikleri ve bilimsel ölçütler çerçevesinde geçerliliği ve dava konusu işlemin Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik düzenlemelerindeki kıstaslara, özellikle kategorik ayrımda esas alınması gereken Kesin Korunacak Hassas Alan ve diğer koruma alanlarının ayırt edici özelliklerine uygunluğu konusunda bir irdeleme yapılmaksızın, doğrudan sonuca varılarak, ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı ... da genişliğindeki taşınmazın yaklaşık ... dekarlık bölümünün kıyı kumulları ve sulak alan vejetasyonu ile kaplı olduğu, parselin bu kısmının Kesin Korunacak Hassas Alan olarak kalması, tarım alanına dönüşmüş ve doğal niteliğini kaybetmiş kısmın ise Nitelikli Doğal Koruma Alanı olarak tescilinin uygun olduğu, toplam 80 da genişliğindeki ... Mahallesi ... ada, ...-...-...-... parsel sayılı taşınmazların ise ana sulama/drenaj kanalının doğusunda kaldığı, hidrolojik ve ekolojik bütünlük açısından Kesin Korunacak Hassas Alan dışına çıkarılmalarının uygun olmadığı yönünde tespit ve görüşlere yer verildiği, bu sonuca varılmasının yasal ve bilimsel gereklilikleri açıklanmadığı gibi ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın Kesin Korunacak Hassas Alan içindeki konumunun dahi belirtilmediği görülmektedir.<br>Öte yandan, yukarıda da bahsi geçen Kesin Korunacak Hassas Alan sınırlarında kalan taşınmazlara ilişkin ada, parsel ve yüzölçümü bilgilerini içeren listede, dava dilekçesinde belirtilen ... Mahallesi ... ada, ...-... sayılı parseller ile ... Mahallesi ... ada, ...-...-... sayılı parseller de yer almasına rağmen, bilirkişi raporunda, ... Mahallesi ... ada, ... sayılı ve ... Mahallesi ... ada, ... sayılı parseller dışında, davacılar tarafından mağduriyete konu olduğu beyan edilen taşınmazlardan hiçbirinin Kesin Korunacak Hassas Alan içinde olmadığı belirtilerek hataya düşüldüğü, bilirkişi raporunda incelenen ... Mahallesi ... ada, ...-...-... sayılı parsellerin ise dava dilekçesinde zikredilmediği için davaya konu olmadığı anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda, eksik inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen Daire kararının itiraza konu ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ... da'lık bölümü yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmadığı, öncelikle davacıların subjektif dava açma ehliyeti değerlendirildikten sonra, yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde bilirkişilerden ek rapor alındıktan ya da alanında uzman kişilerden oluşan yeni bir heyet ile mahallinde tekrardan keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, anılan kısma yönelik yürütmenin durdurulması istemleri hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile itiraza konu kararın kaldırılmasına karar verilmiş, bunun üzerine;<br> Danıştay Altıncı Dairesi tarafından, bilirkişi heyetinden alınan 31/05/2023 tarihli ek raporda, "... Bu parseller konumları, mevcut bitki örtüsü, kullanım geçmişleri ve ekolojik bütünlüğe etkileri açılarından incelenmiş, ... Mahallesi ... ada ... parsel dışında kalan parsellerin bölgede mevcut koruma statüsünün başlıca varlık nedeni olan sulak alan ekosisteminin bir parçası oldukları ve hidrolojik ve topoğrafik açıdan belirgin sınır oluşturan sulama veya drenaj kanalları ile genellikle farklı kullanılan komşu alanlardan ayrıldıkları tespit edilmiştir.<br>... Mahallesi ... ada ... parsel için bir önceki 22 Nisan 2022 tarihli bilirkişi raporundaki önerimiz geçerlidir.<br>Sulak alanlar, suyun toprağı kapladığı veya toprağın yüzeyinde veya yakınında tüm yıl boyunca veya büyüme mevsimi de dahil olmak üzere yıl boyunca değişen dönemlerde mevcut olan alanlardır. Su doygunluğu (hidroloji), büyük ölçüde toprağın nasıl geliştiğini ve toprakta ve toprakta yaşayan bitki ve hayvan topluluklarının türlerini belirler. Sulak alanlar hem suda yaşayan hem de karada yaşayan türleri destekleyebilir. Uzun süreli su mevcudiyeti, özel olarak adapte olmuş bitkilerin (hidrofitler) büyümesini destekleyen ve karakteristik sulak alan (hidrik) toprakların gelişimini destekleyen koşullar yaratır.<br>...<br>Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti (56.000 ha),13 Nisan 2016'da Birleşmiş Milletler Eğitim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Geçici Listesine alınmıştır. Daimi listeye alınması için hazırlanan rapor da UNESCO'ya sunulmuştur. Kızılırmak Deltası, Türkiye'de var olan 486 kuşun 359'unun yaşam alanıdır. Uluslararası Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altında bulunan deltada irili ufaklı 20 göl ile büyük bataklık ve sazlık alanlar yer almaktadır.<br>Davaya konu alanın genel durumu esas alındığında, biyolojik çeşitlilik olarak, alan bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Alanın, “Kesin Korunacak Hassas Alan” olmasında öne çıkan kriterlere bakıldığında kuşlar, mandalar ve küçük memeli hayvanlar ön plana çıkmaktadır. Bu canlı gurupları da hareket halinde olup beslenme ve üremede devamlı yer değiştirme özelliklerine bağlı olarak alanın tamamını kullanmaktadırlar. Ayrıca alandaki kumsallarda uluslararası antlaşmalarla korunması gereken nadir bitkiler de bulunmaktadır. Alanda yapılan çeltik tarımında yaygın olarak kullanılan suni gübreler, zirai ilaçlar vb. faaliyetler sırasında ortaya çıkan gürültü ve çevre kirliliği alandaki antropojenik baskıları artırmaktadır. Bu özelliklerinden dolayı alanın ekolojik açıdan bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir..." şeklinde görüş ve tespitlere yer verilmiştir. <br>Anılan rapora dayalı olarak, Danıştay Altıncı Dairesinin 06/07/2023 tarih ve E:2020/5088 sayılı kararı ile davaya konu taşınmazlardan ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ... dekarlık kısmı yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verilmesi sonrasında, söz konusu yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin karara karşı davalı idareler tarafından itiraz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/02/2024 tarih ve YD İtiraz No:2023/862 sayılı kararı ile ''...Gelinen aşamada, alanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bundan sonraki süreçte yönetiminde, öncelikle ETBAR'da ve bilirkişi raporlarında ortaya konulan olumsuz hususların çözümüne yönelik tedbirlerin alınmasının önem arz ettiği, dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilen ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ... dekarlık kısmındaki bozulmuş ya da bozulmaya yüz tutmuş ekosistem ve habitatlar açısından ekolojik rehabilitasyon ve restorasyon sağlanarak, kesin korunacak hassas alan sınırlarının bir bütün olarak korunmasının hem kamu yararına hem de korunan alanlara ilişkin mevzuata uygun olduğu sonucuna varılmıştır.'' gerekçesiyle, davalı idarelerin itirazlarının kabulüne ve davaya konu taşınmazlardan ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ... dekarlık kısmı yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.<br>Davaya konusu taşınmazlardan ... ... ada, ... parselde bulunan taşınmazın ... da'lık kısmı dışındaki alanlar yönünden;<br>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; bölgesel, ulusal veya dünya ölçeğinde olağanüstü ekosistemlerin, türlerin, habitat ve jeolojik jeomorfolojik özelliklerin korunduğu, genel olarak insan etkisi olmadan meydana gelmiş, insan faaliyetleri sonucu bozulma veya tahrip olma riski yüksek kara, su, deniz alanları olan kesin korunacak hassas alanlarda, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki halinde ve anılan Yönetmelik'te 2022 yılında yapılan değişiklikler sonrasında, mutlak yapı yasağının esas olduğu, bu alanların; kaynak değerlerinin korunması için, alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, yalnızca bilimsel araştırma, eğitim ya da çevresel izleme amacıyla özel önlemler alınarak mutlak surette korunacak alanlar olduğu anlaşılmaktadır.<br>Diğer yandan, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 5. maddesi uyarınca, herhangi bir korunan alanın statüsünün değerlendirilmesi için belirlenecek araştırma alanı sınırlarının; korunan alanın konumu, büyüklüğü ve doğal eşiklerle ilişkisi göz önüne alınarak tespit edileceği, doğrudan ve dolaylı çevresel etkilere karşı hassas tür ve habitatları içeren duyarlı alanlara öncelikli olarak koruma statüsü verileceği, korunan alanlarda bozulmuş ya da bozulmaya yüz tutmuş ekosistem ve habitatların onarılacağı, ekolojik rehabilitasyonu ve restorasyonu yapılacağı ve ekolojik dengeyi bozacak herhangi bir faaliyete izin verilmeyeceği görülmektedir.<br>Belirtilen çerçevede uyuşmazlığın, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu ve ek rapor uyarınca birlikte değerlendirilmesinden; Kızılırmak Deltasının Türkiye’deki en büyük ve en zengin kuş alanlarından birisi olduğu ve kapladığı alan, barındırdığı kuş türü ve kuş bireyi sayısı bakımından Karadeniz Bölgesi’ndeki en önemli kuş alanı olduğu, alan için 321 kuş türü listelendiği ve bu türlerin de 90 tanesinin kritik tür kategorisinde olduğu, bunların yanında alanın, dünya çapında nadir ve kritik olan sucul alanlar, kumul alanlar gibi nadir ekosistemler içerdiği, ayrıca çok sayıda diğer hayvan ve bitki türlerine ev sahipliği yaptığı, bu gruplardan da ETBAR metni içinde listelenen çok sayıda kritik tür içerdiği, Samsun, Sinop, Amasya, Ordu ve Tokat illeri Doğal Sit Alanlarının yeniden değerlendirilmesine yönelik ekolojik temelli dört mevsimi kapsayan biyo-ekolojik, jeolojik-jeomorfolojik hidrojeolojik ve peyzaj çalışmalarından elde edilen bulguların nitel değerlendirmeleri ve bu bulguların nicel analizler sonucunda ortaya çıkan kanaat-önerilere göre oluşturulan ETBAR'a dayalı olarak, daha önce 1., 2. ve 3. derece doğal sit alanı ilan edilen alan açısından yeni koruma statülerinin belirlendiği, "doğal alanlar için kesin korunacak hassas alan", "Kısmen bozulmuş doğal alanlar için nitelikli doğal koruma alanı", "Doğallığını kaybetmiş alanlar için sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları" olarak önerilerde bulunulduğu, bunun üzerine, 1 adet alanın kesin korunacak hassas alan, 7 adet alanın nitelikli doğal koruma alanı, 12 adet alanın da sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.<br>Davaya konu edilen alanın; kaçak yapılaşma, tarım alanları, kaçak avcılık, sazlık kesimi, kaçak sazlık yakma, kaçak avcılık, alan içinde kaçak ağaç kesimi gibi çok sayıda olumsuz antropojenik etkiye maruz durumda olduğu, alandaki sulak alanların su miktarını azaltan drenaj kanallarının var olduğu, alana yapılan karayolları ve bu yolların dolgularla seviyesinin yükseltilerek yolun ulaşıma uygun bir hale getirilmesi sonucunda, alanın en iç kesimlerine kadar ulaşımın çok rahat hale gelmesi ile alandaki antropojenik baskının daha da arttığı, üreme döneminde yumurtlamak için sulardan sulak alanların çevresindeki kumluk alanlara geçmesi gereken su kaplumbağalarının yükseltilmiş yolları geçememesi ve üremelerinin bundan çok zarar gördüğü, yoldaki trafiğin artması ve hızlanması ile yolda kurbağa, kertenkele, kaplumbağa, yılan gibi hayvanların ezilme oranlarının dikkat çekecek seviyede artmış olduğu, alanın bitişiğinde bulunan tarım alanlarında aşırı ilaç ve gübre kullanımının neden olduğu kirlenmenin ortaya çıktığı hususlarının ETBAR'da ortaya konulduğu görülmekte olup, ETBAR'da ve bilirkişi raporlarında ortaya konulan olumsuz hususların çözümüne yönelik tedbirlerin alınmasının önem arz ettiği, kesin korunacak hassas alan sınırlarının bir bütün olarak korunmasının hem kamu yararına hem de korunan alanlara ilişkin mevzuata uygun olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Dava konu taşınmazlardan, ... ada, ... parselde bulunan taşınmazın ... da'lık kısmı yönünden ise;<br>Ekolog ve Zoolog ..., Peyzaj Mimarı ..., Ziraat Mühendisi ..., Hidrobiyolog ..., Bitki Sistematikçisi ve Bitki Ekologu ...'tan oluşan bilirkişi kurulu tarafından, mahallinde yapılan keşfe dayalı olarak hazırlanan 22/04/2022 tarihli bilirkişi raporuna ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda anılan kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak, aynı heyet tarafından hazırlanan 31/05/2023 tarihli ek raporda özetle; raporun ETBAR-2016, Samsun Kızılırmak Deltası Sulak Alan ve Kuş Cenneti Doğal Sit Alanları Yönetim Planı, Kızılırmak Deltası Su Ayak İzinin Belirlenmesi Projesi Raporu verileri esas alınarak hazırlandığının belirtildiği, incelemeye konu parsellerin alandaki yerini gösterir görsele yer verildiği, KKHA sınırları içinde kısmen veya tamamen yer alan davacı parsellerinin ... Mahallesi ... ada ..., ... ve ... parseller; ... Mahallesi ... ada ... ve ... parseller; ... Mahallesi ... ada ..., ... ve ... parseller oldukları, bu parsellerin konumları, mevcut bitki örtüsü, kullanım geçmişleri ve ekolojik bütünlüğe etkileri açısından incelendikleri, ... Mahallesi ... ada, ... parsel dışında kalan parsellerin bölgede mevcut koruma statüsünün başlıca varlık nedeni olan sulak alan ekosisteminin bir parçası oldukları ve hidrolik ve topoğrafik açıdan belirgin sınır oluşturan sulama veya drenaj kanalları ile genellikle farklı kullanılan komşu alanlardan ayrıldıkları, ... Mahallesi ... ada, ... parsel için önceki 22.04.2022 tarihli bilirkişi raporundaki önerilerin geçerli olduğu, Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti'nin (56.000 ha) 13.04.2016 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine alındığı, daimi listeye alınması için raporun UNESCO'ya sunulduğu, Kızılırmak Deltası'nın, Türkiye'de var olan 486 kuşun 359'unun yaşam alanı olduğu, Uluslararası Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altında bulunan deltada irili ufaklı 20 göl ile büyük bataklı ve sazlık alanlar yer aldığı, biyolojik çeşitlilik açısından alanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, KKHA olmasında öne çıkan kriterlerin kuşlar, mandalar ve küçük memeli hayvanlar olduğu, bu canlı gruplarının beslenme ve üremede devamlı olarak yer değiştirme özelliklerine bağlı olarak alanın tamamını kullandıkları, ayrıca alanda uluslararası antlaşmalarla korunması gereken nadir bitkiler olduğu, alanda yapılan çeltik tarımında yaygın olarak kullanılan suni gübreler, zirai ilaçlar vb. faaliyetler sırasında ortaya çıkan gürültü ve çevre kirliliğinin alandaki antropojenik baskıları artırdığı, bu sebeple alanın ekolojik açıdan bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın davaya konu alanla ilgili koruma statüsü kararlarının ve belirlenen sınırların (... Mahallesi ... ada, ... parsel için olan dışında) ekolojik nitelik ve bütünlük açısından uygun oldukları, bu yolla üstün kamu yararını gözettiklerinin belirtildiği anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda; yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin ve tamamı akademisyenlerden oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporların birlikte incelenip değerlendirilmesi sonucunda; raporlarda belirtilen, davaya konu parsellerden ... ada, ... parsel sayılı ... da genişliğindeki taşınmazın yaklaşık ... dekarlık kısmının kıyı kumulları ve sulak alan vejetasyonu ile kaplı olduğu, parselin bu kısmının kesin korunacak hassas alan olarak kaldığı, tarım alanına dönüşmüş ve doğal niteliğini kaybetmiş kısmının ise nitelikli doğal koruma alanı olarak tescilinin uygun olduğu yönündeki tespitler dikkate alındığında, ... ada, ... parselde bulunan taşınmazın ... da'lık kısmı yönünden, dava konusu 21/04/2020 tarih ve 31106 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 20/04/2020 tarih ve 2461 sayılı Cumhurbaşkanı kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davaya konu taşınmazlardan, ... ada, ... parselde bulunan taşınmazın ... da'lık kısmı yönünden davaya konu 20/04/2020 tarih ve 2461 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, oybirliğiyle İPTALİNE,<br> 2. Davaya konu taşınmazlardan ... ada, ... parselde bulunan taşınmazın ... da'lık kısmı dışındaki alanlar yönünden davanın, Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla REDDİNE,<br> 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacılar tarafından yapılan toplam ...-TL TL yargılama giderinin ...-TL'lik kısmının davalılardan alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, davalılar tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin ise ...-TL kısmının davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine, kalan kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen, ...-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine, ...-TL vekâlet ücretinin ise davalılardan alınarak davacılara, verilmesine,<br> 5. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra, aidiyetine göre taraflara iadesine,<br> 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 14/10/2025 tarihinde karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY :<br>..., ..., ..., ..., ... ve ... haricindeki davacılar yönünden;<br>Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; uyuşmazlığa konu kesin korunacak hassas alan sınırları kapsamında, dava konusu edilen Samsun ili Bafra ilçesi ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların Kadir Kura, ... Mahallesi ... ada, ...-...-... parsel sayılı taşınmazların ..., ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ... mülkiyetinde olduğu, ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak ... adına düzenlenmiş çiftçi kayıt sistemi belgesi bulunduğu görüldüğünden, her ne kadar Dairemiz kararında, davaya konu işleme ilişkin alanda ya da alanın çok yakınında davacıların tamamının taşınmazının bulunduğu, bazılarının da kiracı olarak çeltik tarımı yaptıkları anlaşıldığından, davaya konu işlemden menfaatlerinin etkileneceği kanaati ile davacıların tamamının dava açma ehliyetlerinin bulunduğu belirtilmiş ise de, kesin korunacak hassas alan sınırı kapsamında taşınmazı bulunmayan diğer davacıların, dava dilekçesindeki iddialar çerçevesinde, dava konusu işlemle aralarında hukuken korunması gereken bir menfaat bağı kurulamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.<br>Bu durumda; ..., ..., ..., ..., ... ve ... haricindeki davacılar yönünden, söz konusu davacıların subjektif dava açma ehliyetlerinin bulunmaması gerekçesiyle, davanın ehliyet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden, belirtilen husus yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>

iptal