<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2958 E. , 2026/350 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DÖRDÜNCÜ DAİRE<br>Esas No : 2024/2958<br>Karar No : 2026/350<br><br>DAVACI : ... <br>VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ..., Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ...<br> 2- ... Başkanlığı <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının ... tarih ve E:... sayılı kararı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelgesinin "Mezkur hükümler ve 5902 sayılı Kanun'un 17. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nda bulunan mezkur yetkinin nasıl kullanılacağının düzenlenmesinin de Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın takdirinde olduğu açıktır" kısmının iptali talep edilmiştir. <br><br>DAVACININ İDDİALARI : Davacının da maliki olduğu taşınmazın bulunduğu İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, Karaburun Mahallesindeki bir kısım alan hakkında 13/04/1991 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak 08/03/1994 tarih ve 94/5569 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile afete maruz bölge kararı verildiği, kroki halinde olan afete maruz bölge sınırlarının sayısallaştırmak amacıyla yapılan çalışma sonrasında hazırlanan 05/01/2016 tarihli jeolojik etüt raporu esas alınarak 04/07/2016 tarih ve 2016/9047 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden afete maruz bölge kararı verildiği, bu karara karşı Danıştay Altıncı Dairesinde açılan davanın 17/01/2023 tarih ve E:2021/8620, K:2023/192 sayılı karar ile reddedildiği ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile onandığı; akabinde bölgede afet riskinin giderilmesi amacıyla ilgili Belediye ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının izni ve onayı ile çalışma başlatıldığı, bu doğrultuda hazırlanan jeolojik-jeoteknik-jeofizik etüt raporu, heyelan önleme projesi hesap raporu, forekazıklı istinat projesi ve İ.T.Ü İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi imzalı jeoteknik değerlendirme raporunun İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne sunulduğu, söz konusu raporlar Valilik bünyesindeki Jeolojik-Jeoteknik Etüt İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunca onanarak, gereğinin yapılması amacıyla Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığına gönderildiği, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından tesis edilen davaya konu ... tarihli, ... sayılı işlemde "Afete Maruz Bölge Kararı alınan alanın tamamının değil de bir kısmının Afete Maruz Bölge Kararı kapsamından çıkarılması yönünde hazırlanan raporların Genel Müdürlüklerince değerlendirmeye alınamayacağının" bildirildiği, 7269 sayılı Kanunun 14. maddesinde afet bölgeleri sınırlarının alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılacağı veya tamamen kaldırılabileceğinin hüküm altına alındığı, davalı idarenin alanın tamamına dair tedbir alınması yönündeki işleminin anılan Kanun hükmüne açıkça aykırı olduğu, öte yandan, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Valilik tarafından onaylanan raporlar gereğince işlem yapmamayı 20/03/2013 tarihli, 1919 sayılı Genelge'de belirtilen "Mezkur hükümler ve 5902 sayılı Kanun'un 17. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; Afet ve <br> Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nda bulunan mezkur yetkinin nasıl kullanılacağının düzenlenmesinin de Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın takdirinde olduğu açıktır" hükmüne dayandırdığı, davalı İdarenin söz konusu Genelge'de kendisine verilen takdir yetkisine dayanarak anılan raporları onaylamadığı, gerek tesis edilen işlemin gerekse de bu işleme dayanak olduğu anlaşılan Genelge'nin belirtilen kısmının usule ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından; davacının taşınmazının da içinde bulunduğu alanın 08/03/1994 tarihli ve 94/5569 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ve daha sonra sayısallaştırma işlemi sonucu verilen 04/07/2016 tarihli ve 2016/9047 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile afete maruz bölge ilan edildiği, afet riskinin ortadan kaldırılması amacıyla davacı tarafından jeolojik-jeofizik-jeoteknik etüt raporu hazırlaması çalışmalarına 02/11/2021 tarihi itibarıyla sondaj ve inklinometre kurulumları ile başlanıldığı, bu doğrultuda hazırlanan raporların Valilik tarafından onaylanarak Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına gönderilmesi üzerine, yapılan inceleme sonucu afete maruz bölge alanının tamamını kapsayacak şekilde özellikle eğimin yüksek olduğu yamaç boyunca da planlama yapılarak bir bütün olarak önlenmelerin yerinde uygulanması, en az iki yağışlı dönem boyunca inklinometre değerlendirilmesi ile takibin yapılması ve tüm bu süreçler sonunda 20/03/2013 tarihli, 1919 sayılı Genelge gereği riskin 7269 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca bertaraf edildiğine dair raporun sunulmasının istenildiği, <br>dava konusu işlemlerin kişilerin mülkiyet hakkını kısıtlayıcı değil can ve mal emniyetini sağlamak için tesis edildiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dairemiz kararında belirtilen gerekçelerle, Genelge hakkında açılan davanın reddine, afet riskinin giderilmesine yönelik tedbirlerin alanın tamamı hakkında olması gerektiği yönündeki Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı işleminin ise iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının ... tarih ve E:... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olduğundan bahisle Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelgesinin "Mezkur hükümler ve 5902 sayılı Kanun'un 17. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nda bulunan mezkur yetkinin nasıl kullanılacağının düzenlenmesinin de Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın takdirinde olduğu açıktır" kısmının iptali istemiyle açılmıştır.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları, "İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar" olarak tanımlanmış; 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, <br> dava dilekçelerinin, idarî davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği; 6. fıkrasında, ilk incelemeye ilişkin hususların sonradan tespit edilmesi hâlinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, 14. maddenin 3. fıkrasının (d) bendinde yazılı hâllerde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.<br>Aynı kanunun 7. maddesinde; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin; idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı hükmü getirilmiştir.<br> İdarî işlemlerin idarî davaya konu olabilmeleri için, kesin ve yürütülmesi gereken işlem olma niteliklerini birlikte taşımaları gerekmektedir. Kesin ve yürütülmesi gereken işlem, başka bir makamın onay ve iznine tâbi olmaksızın hukuk düzeninde sonuç doğuran ve ilgilinin hukukî durumunda değişiklikler meydana getiren işlemdir. Bu bağlamda, tavsiye, mütalaa, teklif, düşünce gibi bilgi verici veya açıklayıcı işlemlerin kesin ve yürütülmesi gereken (icraî) işlemler olmadıkları kuşkusuzdur.<br> Öğreti ve uygulamada; ilk inceleme hususlarından biri olarak öngörülen kesin ve yürütülebilir işlem kavramı icrai işlem kavramı ile birlikte değerlendirilmekte ve kamu gücü ve kudretinin üçüncü kişiler üzerinde ayrıca başka bir işlemin varlığına gerek olmaksızın doğrudan doğruya çeşitli hukuki sonuçlar doğurmak suretiyle etkisini göstermesi beklenmektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden; davacının İstanbul, Arnavutköy, ... Mahallesi ... parsel sayılı taşınmazı 1974 yılında satın aldığı, üzerinde konutun da bulunduğu alana ilişkin olarak, Eylül-1990 tarihli İller Bankası Genel Müdürlüğünce hazırlanan imar planına esas jeolojik etüt raporunun ekindeki 1/5000 ölçekli haritada alanın bir kısmının heyelanlı, bir kısmının ise özel zemin etüdü istenen alan olarak işaretlendiği, daha sonra Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 15/04/1991 tarihli Jeolojik etüt raporuna dayanılarak dava konusu alanın 08/03/1994 tarih ve 94/5569 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 7269 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre afete maruz bölge ilan edildiği, 15/04/1991 tarihli Jeolojik etüt raporunda "Karaburun köyünün batısında yer alan ve denize dik bir şevle ulaşan alanın, gerek yüksek eğim, gerekse jeolojik yapının olumsuzluğu nedeniyle muhtemel bir heyelan tehdidi altında olduğu, İller Bankasınca düzenlenen raporda 1/5000 ölçekli haritanın kullanılmış olmasının sınırların hassaslığı açısından sakıncalı görülerek Valilikten temin edilen 1/1000 ölçekli paftalar üzerinden sınırların yeniden işaretlendiği, henüz yerleşilmemiş olan alanda ileride doğabilecek sorunları engellemek <br>amacıyla heyelanlı ve özel zemin etüdü istenilen sahaların genişletilerek denize bağlantısının sağlandığı, 1/1000 ölçekli paftalarda heyelanlı saha olarak görülen alan ile özel zemin etüdü istenen alanın, bu etüt sonucunda iskana açılmasında sakınca görülen kısmı için 7269 sayılı Kanunun 2. maddesi gereği afete maruz alan kararı alınması gerektiğinin belirtildiği, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının İstanbul Valiliğine yazdığı ... günlü, ... sayılı yazısı ile "20/03/2013 günlü, 1919 sayılı Genelge doğrultusunda İstanbul İlinde kroki halinde olan afete maruz bölge sınırlarının yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması ve yeniden çizilmesi suretiyle genelge gereği jeolojik etüt raporu hazırlanarak yeniden teklife sunulmasının" istenilmesi üzerine, üç adet jeoloji mühendisi tarafından 05/01/2016 tarihli jeolojik etüt raporunun düzenlenerek İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylandığı, bu raporda, "Arnavutköy İlçesi, Karaburun Mahallesi sınırları içerisinde bulunan bölgenin ulaşımının asfalt yollarla sağlandığı, yerleşim oranı bakımından seyreklik gösterdiği, etrafının sık ormanlarla çevrili olduğu, Türkiye Deprem Bölgeleri Haritasında 3. derece deprem bölgesi sınırları içerisinde bulunduğu, Karaburun'un batı tarafındaki yüksek topoğrafik eğime sahip şevler jeolojik yapının da olumsuzluğu göz önüne alınarak muhtemel heyelan tehdidi nedeniyle afete maruz bölge ilan edildiği, mahallinde yapılan tetkik ve incelemelerde, geçen zaman aralığında bölgenin mevcut durumunu koruduğu, denize bakan yüksek eğimli yamaçlar dahilinde muhtemel - potansiyel heyelan tehdidinin devam ettiğinin gözlemlendiği, yapılan sayısallaştırma işlemi sonucu Afete Maruz Bölge sınırları içerisinde 11 adet yapı bulunduğu, koordinatsız kroki halinde olan 15/04/1991 tarihli jeolojik etüt raporlarına istinaden alınan 08/03/1994 tarih ve 94/5569 sayılı Afete Maruz Bölge ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptal edilerek, aynı sınırların yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması sonucunda ekli listede koordinatları belirlenen alan için yeniden Afete Maruz Bölge kararın alınması uygun olacağının belirtildiği; alanın 08/03/1994 tarih ve 94/5569 sayılı Bakanlar Kurulu kararı kapsamından çıkarılarak, 05/01/2016 tarihli jeolojik etüt raporu ve eki pafta/krokilerde belirtilen alanın Afete Maruz Bölge ilan edilmesine ilişkin 04/07/2016 tarih ve 2016/9047 sayılı Bakanlar Kurulu kararının alındığı, bu kararın davacının taşınmazına ilişkin kısmı ile taşınmazın insan ve eşyadan tahliye edilmesi, aksi takdirde yapının alt yapı bağlantılarının kesilerek yıkılacağına ilişkin Arnavutköy Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğü'nün 09/08/2021 tarihli, 66014 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın Danıştay 6. Dairesinin 17/01/2023 tarih ve E:2021/8620, K:2023/192 sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın temyizen incelenerek onandığı ve kesinleştiği, İstanbul Valiliğinin Arnavutköy İlçesi, ... Mahallesinde muhtemel heyelan afeti nedeniyle 15/04/1991 tarihli jeolojik etüt raporlarına istinaden alınan 08/03/1994 tarih ve 94/5569 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile rapor eki haritada sınırları belirtilen Afete Maruz Bölge ile ilgili bir mühendislik firması tarafından üniversite destekli olarak hazırlanan jeolojik, jeofizik, jeoteknik etüt raporunun Heyelan Önleme Projesi Hesap Raporu, Forekazık İstinat Projesi, <br>İstanbul Teknik Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi ... imzalı Geoteknik Değerlendirme Raporunun incelenerek değerlendirilmesi talepli İstanbul Valiliği'nin ... tarih ve ... sayılı yazısıyla Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı'ndan talep edilmesi üzerine, bu davanın konusu olan ... tarih ve E:... sayılı işlem ile gönderilen raporların incelenmesi sonucu afete maruz bölgenin tamamını kapsayacak şekilde çalışma yapıldığı, alınacak önlemlerin ise çalışılan alanın sadece bir kısmının afet riskinin bertaraf edilmesine yönelik olarak planlandığı, Afete Maruz Bölge Kararı alınan alanın tamamının değil de bir kısmının Afete Maruz Bölge Kararı kapsamından çıkarılması yönünde hazırlanan raporların değerlendirilmeye alınamayacağı; alınacak önlemlerin afete maruz bölge kararı alınan alanın tamamını kapsayacak şekilde özellikle eğimin yüksek olduğu yamaç boyunca da planlanarak bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelgesi uyarınca riskin bertaraf edildiğine dair jeolojik etüt raporunun hazırlanması halinde konunun yeniden değerlendirilebileceğinin İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'ne bildirildiği anlaşılmaktadır. <br>Davaya konu işlemin iki kurum arasındaki bir iç yazışma ve bilgilendirme mahiyetinde olduğu, gönderilen raporların değerlendirilmesi sonucu Afete Maruz Bölge Kararı alınan alanın tamamının değil de bir kısmının kapsamından çıkarılması yönünde hazırlanan raporlar değerlendirilmeye alınamayacağından; alanın tamamını kapsayacak şekilde bir bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle yeniden hazırlanması ve riskin bertaraf edildiğine dair jeolojik etüt raporunun hazırlanması halinde 7269 sayılı Kanunun 14. maddesine istinaden afete maruz bölge kararının kaldırılmasına yönelik gerekli işlemlerin yapılacağını belirten iki kurum arasındaki yazışma mahiyetinde olduğu, sunulan raporun ön değerlendirmesi yapılarak, asıl değerlendirmeye esas olacak eksikliklerin saptandığı, bu haliyle raporun nihai aşamada onaylanamayacağı, belirtilen hususların tamamlanması halinde konunun yeniden değerlendirilebileceğinin ifade edildiği, ortada yeni bir Cumhurbaşkanı kararı alınarak tekemmül etmiş işlem bulunmadığından, davacının taşınmazı açısından halen alanda Afete Maruz Bölge ilanına ilişkin 04/07/2016 tarih ve 2016/9047 sayılı Bakanlar Kurulu kararının geçerli olduğu, dolayısıyla davaya konu edilen işlemin tek başına hukuk düzeninde sonuç doğurucu icrai bir işlem olmadığı anlaşılmakla, kesin ve yürütülebilir niteliği bulunmayan işlemin idari yargı yerince incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır,<br>Uyuşmazlığın genelge maddesinin iptaline ilişkin kısmına gelince; yukarıda anılan Yasa hükümleri uyarınca, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine tesis edilmiş, dava açma süresine başlangıç oluşturabilecek herhangi bir uygulama işlemi bulunmadığı hallerde, düzenleyici işlemin yayımlandığı tarihi izleyen günden itibaren dava açma süresinin başlayacağı açık olduğundan, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine açılmış bir dava şeklinde düşünülmesi mümkün olmayan işbu davanın doğrudan düzenleyici işleme karşı <br> açıldığı anlaşılmakla Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelgesinin iptali istemiyle 60 günlük yasal dava açma süresinden çok sonra 09/09/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekeceği sonucuna ulaşılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının ... tarih ve E:... sayılı işleminin iptali isteminin, 2577 sayılı Yasanın 14/3-d ve 15-1/b maddeleri uyarınca incelenmeksizin reddi, bu işlemin dayanağı olduğundan bahisle Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelgesine yönelik davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği, düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 04/02/2026 tarihinde, davacı vekili Av. ..., davalılar vekili Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dava konusu Genelge'nin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı adına ilan edildiği, 7269 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince afete maruz bölge sınırlarının daraltılması işleminin ise Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının teklifi ile Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılacağı anlaşıldığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca davalılardan İçişleri Bakanlığı hasım mevkiinden çıkartılarak, işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> MADDİ OLAY:<br> İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan, davacının da taşınmazının bulunduğu alan, heyelan afeti riski nedeniyle 15/04/1991 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak 08/03/1994 tarih ve 94/5569 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla afete maruz bölge olarak ilan edilmiş, kroki halinde olan afete maruz bölge sınırlarının sayısallaştırmak amacıyla yapılan çalışma sonrasında hazırlanan 05/01/2016 tarihli jeolojik etüt raporu esas alınarak 04/07/2016 tarih ve 2016/9047 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile alan hakkında yeniden afete maruz bölge kararı verilmiştir.<br> Davacı tarafından, 04/07/2016 tarih ve 2016/9047 sayılı Bakanlar Kurulu kararına karşı açılan davada; Danıştay Altıncı Dairesinin 17/01/2023 tarih ve E:2021/8620, K:2023/192 sayılı kararı ile verilen davanın reddine dair karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/12/2023 tarih ve E:2023/1854, K:2023/3377 sayılı kararı ile onanmıştır.<br> Akabinde, aralarında davacının da bulunduğu 12 malik tarafından, içinde 12 ayrı konut ve müştemilatın bulunduğu 10,543 hektar alanın yerleşime uygunluk durumunun yeniden değerlendirilmesi (afet riskine karşı alınacak tedbirler) amacıyla Yertek Mühendislik Araştırma ve Sondaj Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne jeofizik, jeolojik ve jeoteknik çalışma yaptırılarak, rapor hazırlattırılmıştır.<br> Hazırlattırılan söz konusu jeolojik-jeoteknik-jeofizik etüt raporu, heyelan önleme projesi hesap raporu, forekazıklı istinat projesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi imzalı geoteknik değerlendirme raporu İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına sunulmuştur.<br> Bunun üzerine, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından tesis edilen dava konusu ... tarih ve E:... sayılı kararda özetle; söz konusu raporların incelendiği, raporlarda afete maruz bölgenin tamamını kapsayacak şekilde çalışma yapıldığı, alınacak önlemlerin ise çalışılan alanın sadece bir kısmının afet riskinin bertaraf edilmesine yönelik olarak planlandığının tespit edildiği, afete maruz bölge kararı alınan alanın tamamının değil de bir kısmının afete maruz bölge kararı kapsamından çıkarılması yönünde hazırlanan raporların değerlendirmeye alınmadığı, bu nedenle, alınacak önlemlerin afete maruz bölge kararı alınan alanın tamamını kapsayacak şekilde özellikle eğimin yüksek olduğu yamaç boyunca da planlanarak bir bütün olarak değerlendirilmesi, önlemlerin yerinde uygulanması, en az iki yağışlı dönem boyunca inklinometre ile takibinin yapılması ve tüm bu süreçler sonunda 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelge gereği Valilik tarafından riskin bertaraf edildiğine dair jeolojik etüt raporunun hazırlanmasına müteakip, 7269 sayılı Kanunun 14. maddesine istinaden gerekli iş ve işlemlerin yapılacağı, belirtilmiştir.<br> Davacı tarafından, yukarıda özetlenen Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı işleminin aynı Başkanlığın 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelgesinde belirtilen "Mezkur hükümler ve 5902 sayılı Kanun'un 17. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nda bulunan mezkur yetkinin nasıl kullanılacağının düzenlenmesinin de Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın takdirinde olduğu açıktır" kısmında Başkanlığa verilen takdir yetkisine dayandırıldığı iddiası ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının ... tarih ve E:... sayılı kararının ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelgesinin "Mezkur hükümler ve 5902 sayılı Kanun'un 17. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nda bulunan mezkur yetkinin nasıl kullanılacağının düzenlenmesinin de Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın takdirinde olduğu açıktır" kısmının iptali istemiyle, bakılmakta olan dava açılmıştır.<br> Öte yandan; dava konusu birel işlem yönünden hukuka aykırılık iddiasının, işlemin "afet riskinin bertarafına yönelik çalışmaların alanın tamamına yönelik alınması gerektiği" yolundaki kısmına yönelik olduğundan, söz konusu işlemdeki "teknik çalışmaların özellikle <br>eğimin yüksek olduğu yamaç boyunca da planlanması, önlemlerin yerinde uygulanması, en az iki yağışlı dönem boyunca inklinometre ile takibinin yapılması" gibi teknik hususlar inceleme konusu yapılmamıştır. <br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 2. maddesinde; "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmayan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur." hükmü yer almaktadır. <br> Aynı Kanun'un 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir.<br> 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinin 2. fıkrasında; bu Kanun; afet ve acil durumlar ile sivil savunmaya ilişkin hizmetlerin ülke düzeyinde etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve olayların meydana gelmesinden önce hazırlık ve zarar azaltma, olay sırasında yapılacak müdahale ve olay sonrasında gerçekleştirilecek iyileştirme çalışmalarını yürüten kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonun sağlanması ve bu konularda politikaların üretilmesi ve uygulanması hususlarını kapsar, hükmüne, 24. maddesinde; diğer mevzuatta bu Kanun kapsamına giren konularla ilgili olarak Başbakanlık Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğüne, İçişleri Bakanlığı Sivil Savunma Genel Müdürlüğüne ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğüne yapılmış olan atıflar ile Başkanlığın görev alanına giren konularda, Başbakanlığa, İçişleri Bakanlığına veya Bayındırlık ve İskan Bakanlığına yapılmış olan atıflar Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı <br> ve ilgisine göre İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerine yapılmış sayılır, hükmüne, 17. maddesinde ise; Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görev alanına giren konularda düzenleme yapmaya yetkili olduğu, hükmüne yer verilmiştir. (13/12/1983 tarih ve 180 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bayındırlık Bakanlığı ile İmar ve İskân Bakanlığı birleştirilmesi sonucu Bayındırlık ve İskân Bakanlığı adını almıştır) <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Dava konusu 20/03/2013 tarihli, 1919 sayılı Genelge yönünden; <br> Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; afete maruz bölge kararlarının alınması, kaldırılması veya sınırlarının genişletilip daraltılması gibi iş ve işlemler için teknik rapor hazırlanması, raporların değerlendirilmesi ve onaylanması ve anılan hususlarda Cumhurbaşkanlığı'na teklif sunulması yetkisinin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında olduğu ve bu yetkinin Kanundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. <br> Dava konusu Genelge'de ise özetle; imar planlarına esas jeolojik etütlerin yaptırılması ve bu hususta düzenlenen raporların onaylanması yetkisinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ait olduğu, 7269 sayılı Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca afete maruz bölge kararlarının alınması, kaldırılması veya sınırlarının genişletilip daraltılması gibi iş ve işlemler için jeolojik etütlerin yaptırılması ve bu hususta düzenlenen raporların onaylanması yetkisinin ise Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında olduğu, afet işlerine mahsus jeolojik etüt raporlarının hazırlanması, değerlendirilmesi, onaylanması gibi işlerin Valiliklerin sorumluluğunda olmak kaydıyla Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından yürütüleceği belirtilmiş ve raporların onay sürecinde Valilikler tarafından oluşturulacak Komisyonların yapısı ve raporların formatının nasıl olacağına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. <br> Anılan Genelge'nin dava konusu edilen kısmında ise; "Mezkur hükümler ve 5902 sayılı Kanun'un 17. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nda bulunan mezkur yetkinin nasıl kullanılacağının düzenlenmesinin de Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın takdirinde olduğu açıktır." hükümlerine yer verilmiştir. Afet ve acil durumlarda gerekli önlemlerin alınması ve olayların meydana gelmesinden önce hazırlık yapılması, zararların azaltılması çalışmalarının yapılması gibi konularda görev ve yetki 5902 sayılı Kanun ile Afet ve Acil Durum Yönetimine verilmiştir. Söz konusu işler can ve mal kaybının önlenmesi, bunlara karşı olan risklerin azaltılmasına ve sair işlere yönelik olması nedeniyle ivedilik ve kendine özgü teknikler içermektedir. Bu nedenle afet ve acil durumlara ilişkin Kanun ile anılan İdareye verilen yetkinin nasıl kullanılacağının düzenlenmesinin de aynı İdarenin takdirinde olması doğal bir durum, hatta yapılacak işlerin mahiyeti düşünüldüğünde bir gerekliliktir. Kaldı ki anılan Kanunun 17. maddesiyle de, olayda olduğu gibi afet işlerine mahsus jeolojik etüt raporlarının hazırlanması, değerlendirilmesi, onaylanması gibi kendi görev alanına giren işlerde Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına düzenleme yetkisi de verilmiştir. <br> Bu durumda; üst normlara uygun olarak afet işlerindeki yetkinin nasıl kullanılacağına dair düzenlemenin de aynı idarenin takdir yetkisinde olduğuna dair getirilen Genelge hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br><br> Dava konusu Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının ... tarih ve E:... sayılı kararı yönünden; <br> 7269 sayılı Kanunun 14. maddesinde; "...Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır..." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, önlem alınmak kaydıyla afete maruz bölge sınırlarının kısmen de olsa daraltılabileceği anlaşılmaktadır. <br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre; idarenin tüm işlemlerinin, idari faaliyetlerin nihai amacı olan kamu yararını gerçekleştirmeye yönelen bir sebebe dayanması gerektiği, bu anlamda, hakkında idari işlem tesis edilenlerce hukuka aykırılık iddialarının etkin bir biçimde ileri sürülebilmesi ve yargı mercii tarafından idari işlemin hukuki denetiminin gerçekleştirilebilmesi için idarece, tesis edilen işlemin maddi ve hukuki sebeplerinin ortaya konulması gerekmektedir.<br> Olayda ise; afete maruz bölgenin içinde 12 ayrı konut ve müştemilatın bulunduğu, 10,543 hektar alana ilişkin kısmının yerleşime uygunluk durumunun yeniden değerlendirilmesi yolunda rapor hazırlandığı ve bu alanın afete maruz bölge sınırları dışına çıkarılmasının talep edildiği, ancak davalı idare tarafından tesis edilen dava konusu işlem ile; afete maruz bölge kararı alınan alanın tamamının değil de bir kısmının afete maruz bölge kararı kapsamından çıkarılması yönünde hazırlanan raporların değerlendirmeye alınmayacağı gerekçesi ile söz konusu talebin reddedildiği anlaşılmıştır.<br> Bu durumda; önlem alınmak kaydıyla afete maruz bölge sınırlarının kısmen de olsa daraltılmasının mümkün olması karşısında "afete maruz bölge kararı alınan alanın tamamının değil de bir kısmının afete maruz bölge kararı kapsamından çıkarılması yönünde hazırlanan raporların değerlendirmeye alınmayacağı" yolundaki işlemin başkaca herhangi bir somut gerekçe gösterilmeden tesis edildiği anlaşıldığından, anılan işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.<br> Öte yandan; dava konusu işlemin iptal edilmesinin, davacının taşınmazının doğrudan afete maruz bölge sınırı dışına çıkarılması sonucunu doğurmayacağı, davalı idarenin gerekli incelemeyi yapmak suretiyle yeniden bir karar verebileceği tabiidir. <br> <br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelgesinin "Mezkur hükümler ve 5902 sayılı Kanun'un 17. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nda bulunan mezkur yetkinin nasıl kullanılacağının düzenlenmesinin de Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın <br>takdirinde olduğu açıktır" kısmı yönünden DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının ... tarih ve E:... sayılı "afete maruz bölge kararı alınan alanın tamamının değil de bir kısmının afete maruz bölge kararı kapsamından çıkarılması yönünde hazırlanan raporların değerlendirmeye alınmayacağına" dair işleminin ise İPTALİNE,<br> 3. Davanın ret ve kabul edilen kısmı dikkate alındığında, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin ... TL'sinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına verilmesine,<br>5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br> 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 04/02/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br></font></p></body></html>
imar planı