<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1524 E. , 2025/3015 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2024/1524<br>Karar No : 2025/3015 <br><br>TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI): ... Odası <br> VEKİLİ: Av. ...<br> 2-(DAVALI): ...Bakanlığı<br> VEKİLİ: Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 09/10/2023 tarih ve E:2022/7774, K:2023/7218 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin öncelikle tümüyle, bu talebin kabul görmemesi halinde ise; 4. maddesinin 1. fıkrasının (ü) bendindeki "Eğitim tesisleri alanı" tanımındaki "özel" ibaresinin, (aa) bendindeki "Fenni mesul" tanımının, (uu) bendindeki "Kazı izni" tanımının, (yy) bendindeki "Konut alanı" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendindeki "Konut alanı" başlığı altındaki düzenlemelerin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (hhhh) bendindeki "Ticaret alanı" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendindeki "Ticaret alanı" başlığı altındaki düzenlemelerin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (ıııı) bendindeki "Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendindeki düzenlemelerin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (ddd) bendindeki "Meydan" tanımının, (fff) bendindeki tanım ile 66. maddesindeki "Mimari estetik komisyonu" düzenlemelerinin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (rrr) bendindeki "Sağlık tesisleri alanı" tanımının, (şşş) bendindeki "Sicil durum taahhütnamesi" tanımının, (vvv) bendinin 1. alt bendi ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendindeki "Stadyum" tanımlarının, 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendindeki "Spor ve oyun alanları" tanımının, 4. maddesinin 1. fıkrasının (vvvv) bendinin 2. alt bendindeki "Parklar" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (zzzz) bendindeki "Yüksek nitelikli konut (rezidans)" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "Merkezi iş alanı" tanımının, 5. maddesinin 1. fıkrası ile 55. maddesinin 16. fıkrasının birinci cümlesindeki "mülkiyeti sorunlu" ibarelerinin, 5. maddesinin 8. ve 16. fıkrasının, 7. maddesinin 3. fıkrasının, 9. maddesinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 2. alt bendinin, 20. maddesinin 8. fıkrasının, 22. maddesinin, 28. maddesinin 1. fıkrasının, 54. maddesinin 7 ve 8. fıkralarının, 56. maddesinin 8. fıkrasının, 57. maddesinin 18, 19, 20, 21 ve 23. fıkralarının, 63. maddesinin, 64. maddesinin 12. fıkrasının, 68. maddesinin, 69. maddesinin 2 ve 5. fıkralarının iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/2813, K:2022/2138 sayılı kısmen bozma kararına uyularak verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 09/10/2023 tarih ve E:2022/7774, K:2023/7218 kararıyla; <br>1- Dava konusu Yönetmelik'in 66. maddesinin 3., 4., 6., 7., 9., 10., 11. ve 12. fıkraları yönünden; <br>3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca, ilgili idarelerin, Bakanlıkça belirlenen esaslara göre mimari estetik komisyonu kuracağı hüküm altına alınmış olup ilgili idarelerin, gerekmesi halinde ilgili kamu kuruluşlarının da katılımıyla, uzmanlardan oluşan mimari estetik komisyonları kurabileceği, komisyonun idare bünyesindeki en az biri mimar olmak üzere inşaat mühendisi, peyzaj mimarı, sanat tarihçisi, şehir plancısı ve harita mühendisinden oluşacağına dair düzenlemede mimari estetik komisyonunun görev tanımına uygun belirlenen düzenlemede mevzuata aykırılık bulunmadığı, yine, ilgili idarelerce kurulan mimari estetik komisyonun gündeminin ilgili idarece belirlenmesinde ve Komisyon başkanının idare tarafından görevlendirilmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı,<br>Komisyonun organize sanayi bölge müdürlükleri hariç, büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri ve büyükşehir belediyesinin 10/07/2004 tarih ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'ndan gelen yetkileri saklı kalmak kaydıyla ilçe belediyeleri, büyükşehir olmayan illerde il, ilçe belediyeleri ve ilgili diğer idareler bünyesinde kurulmasında ve müdürlükler bünyesinde valilik onayı ile oluşturulan komisyonların görev yapmasında da mevzuata aykırılık bulunmadığı,<br>Kamu kurum ve kuruluşlarınca birbirinden farklı konut, eğitim, sağlık, güvenlik ve sanayi tesisi gibi yatırımlara ilişkin hazırlanan tip projelerin fikir ve sanat eseri telif hakkının, ilgili kamu kurum ve kuruluşuna ait olmasında da mevzuata aykırılık bulunmadığı,<br>Umumî binaların mimari estetik komisyonunca fonksiyonu ve özelliği gereği farklılık arz ettiğine dair karar altına alınanları ile sanayi bölgelerindeki yapı ve tesislerde planda belirlenmemişse bu Yönetmelik'te benzer binalar için yer verilenler dışında kalan iç ölçülere tabi olunmasının zorunlu olmamasında da mevzuata aykırılık bulunmadığı,<br> Komisyon tarafından getirilecek kuralların engelliler ile ilgili erişilebilirlik standartlarına aykırı olamayacağına dair düzenleme 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun hükümlerine uygun olduğundan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,<br>Yönetmelik'in 66. maddesinin 10. fıkrasında, "Bu Yönetmelik kapsamında müellif ile akdedilen proje sözleşmesinde fikir ve sanat eseri telif hakkının devrine ilişkin hükmün yer alması zorunludur. Sözleşme olmadığı veya sözleşmede herhangi bir hükmün yer almadığı takdirde, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından 5/12/1951 tarih ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanun'u uyarınca feragat ettiği varsayılır." düzenlemesine yer verildiği,<br>5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 18. maddesinde, mali hakları kullanma yetkisinin münhasıran eser sahibine ait olduğu, 48. maddesinde, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibarıyla mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebileceği, 52. maddesinde ise, mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesinin gerektiğinin kurala bağlandığı,<br> Aynı Kanun'un "Vazgeçme" başlıklı 60. maddesinde ise, "Eser sahibi yahut mirasçıları, kendilerine kanunen tanınan mali haklardan, önceden vakı tasarruflarını ihlal etmemek şartiyle, bir resmi senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete'de ilanı suretiyle vazgeçebilirler. Vazgeçme, ilan tarihinden başlıyarak koruma süresinin bitmesi halindeki hukuki neticeleri doğurur." hükmünün yer aldığı,<br>Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri uyarınca, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine Kanun ile tanınan mali bir hakkı belli bir amaçla ya da sınırlı veya sınırsız bir süre, içerik ve yerle bağlı bir sözleşme ile devredebileceği açık olup, söz konusu mali haklardan vazgeçmeleri önceki tasarruflarını ihlal etmemek şartıyla, bir resmi senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete'de ilanı şartlarına bağlandığı,<br>Uyuşmazlık konusu Yönetmelik maddesi incelendiğinde, sözleşme olmadığı veya sözleşmede herhangi bir hükmün yer almadığı durumlarda, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından feragat ettiğinin varsayılacağının öngörüldüğü,<br>Davalı idarece söz konusu düzenlemenin amacının uygulamada yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi olduğu belirtilmekte ise de, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunan mali bir hakkın kullanımının, Yönetmelik ile engellenmesi ya da sınırlanmasının hukuken mümkün olmadığı açık olup, belli şartlarda, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından feragat ettiğinin varsayılacağına ilişkin dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna uyarlık görülmediği,<br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmelik'in 66. maddesinin 3, 4, 6, 7, 9, 11 ve 12. fıkralarında mevzuata aykırılık, 10. fıkrasında ise mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,<br>2- Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendi yönünden;<br>3194 sayılı İmar Kanunu'nun 3. maddesinde, "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz." hükmüne yer verildiği, aynı Kanun'un 5. maddesinde de, nazım imar planının, "halihazır haritalar üzerine çizilen ve ticaret, sanayi, konut gibi bölgelerle iskan bakımından yoğun veya seyrek bölgeleri ve iskana elverişli, iskana elverişli olmayan veya iskana izin verilmeyen bölgeleri, topoğrafik özelliklerden faydalanma konularını, ulaşım sistemlerini ve bu gibi ana hatları göstermek suretiyle arazi parçalarının kullanma şekillerini belirleyen planlar," uygulama imar planlarının ise, "varsa kadastral durumu da işlenmiş halihazır haritaların üzerine nazım plan esaslarına göre çizilen ve yol, yapı adası ve muhtelif bölgelerin detayları ile inşaat nizamlarını ve uygulama için gerekli bilgileri içeren planlar." olarak tanımlandığı,<br>Uyuşmazlık konusu düzenlemeler ile "İlgili idare meclisince yol boyu ticaret olarak teşekkül ettiği karar altına alınan konut kullanımına ayrılan parsellerde ilgili kamu kurumunun belirlediği standartları sağlamak ve uygun görüşü alınmak ve ayrıca getirilecek kullanıma ilişkin otopark ihtiyacı karşılanmak kaydıyla müstakil olarak" koşullarına bağlı olarak bu alanda " yurt, anaokulu, aile sağlığı merkezi, kreş, ticari katlı otopark binaları ile gelişme alanları haricinde özel sağlık tesisi, özel eğitim tesisi" yapımına imkan tanındığı,<br>Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde ayrı lejantlarla gösterilen, farklı fonksiyonlara karşılık gelen, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden farklı olan kullanımların, yer seçimi kararlarının imar planı kapsamında ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğinin kuşkusuz olduğu,<br>Bu doğrultuda, bu nitelikteki kullanımlara imar planı kararı bulunmaksızın konut fonksiyonu içerisinde yer verilmesinin imar mevzuatı uyarınca mümkün görülmediği,<br>Her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde ayrı lejantlarla gösterilen, farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden çok farklı olan kullanım kararlarına yer verilmesi ve konut kullanımı ile bağdaşması mümkün olmayan söz konusu kullanımlara imar planı kararı bulunmaksızın yer verilmesinde 3194 sayılı Kanun'a uyarlık görülmediği,<br>Bu durumda, Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendinin birinci cümlesinin iptaline, diğer kısımları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği,<br> Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 3 ve 4. alt bentleri yönünden;<br>3194 sayılı İmar Kanunu'nda "Konut alanlarında kalsa dahi parsellerin konut binası yapılıncaya kadar açık otopark, bahçe düzenlemesi ve peyzajı yapılarak kullandırılmasına" engel bir hüküm bulunmadığından, ilgili idaresince bu amaçla kullanılmasına izin verebilmesine dair düzenlemede mevzuata aykırılık bulunmadığı,<br>Yol boyu ticaret olarak belirlenenler de dâhil konut alanlarında kalan parsellerin araç giriş çıkışından kaynaklanan trafik yükünü azaltmak amacıyla ve ilgili idareden geçit hakkı almak koşuluyla otopark olarak kullanılan bodrum katlarından plan kararı ile kamuya ait yer altı otoparkına araç giriş çıkışı verilebilmesine dair düzenlemede de mevzuata aykırılık bulunmadığı,<br>3- Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz", "plan kararı gerekmeden" ve "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibareleri haricindeki kısımları yönünden; <br> Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanlarının, "Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlar" olarak tanımlanmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı,<br> Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanlarında plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranmasında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı, her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesinin, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesinde de imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,<br> Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanlarında, "ayrıca plan kararı gerekmeden gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir." hükmünün "plan kararı gerekmeden" ibaresinin Dairelerinin kararı ile iptaline karar verildiği ve bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı ile onandığı, bahse konu alanda yukarıda belirtilen kullanımların yer alabilmesi için imar planı kararı gerekeceği açık olup düzenlemede bu haliyle mevzuata aykırılık bulunmadığı,<br> Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olmasında da imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,<br>"Konut, ticaret, turizm alanlarının her biri için belirlenen plan değişikliği gerektirmeksizin yapılabilecek yapılar, aynı şartlar çerçevesinde karma kullanım alanlarında da yapılabilir. Ancak bu durumda, karma kullanımın bir alanı dikkate alınarak yapılacak uygulama karma kullanımın diğer alanına göre gerekli koşullara aykırılık teşkil etmemesi gerekir." düzenlemesinin "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibaresinin Dairelerinin kararı ile iptaline karar verildiği ve bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı ile onandığı, bahse konu alanda yukarıda belirtilen kullanımların yer alabilmesi için imar planı kararı gerekeceği açık olup düzenlemede bu haliyle mevzuata aykırılık bulunmadığı,<br>4- Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait eğitim ve sağlık tesisleri alanları" ibaresi yönünden;<br>Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde merkezi iş alanlarının, çalışma alanları kapsamında değerlendirildiği, aynı Yönetmelik'in 5. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde ise özel ya da kamu sektörü tarafından yapılan eğitim tesis alanlarının sosyal altyapı alanları arasında sayıldığı,<br>Her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde ayrı lejantlarla gösterilen, farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden çok farklı olan ve çalışma alanı kullanımı ile bağdaşması mümkün olmayan eğitim tesis alanı kullanımının merkezi iş alanlarında yer verilmesinde 3194 sayılı İmar Kanunu'na uyarlık görülmediği,<br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait teknik altyapı tesis alanları" ibaresinde mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>5-Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi ile 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibaresi haricindeki kısmına yönelik olarak;<br>1. alt bent yönünden;<br>Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinde yer alan, park alanları içerisinde yapımı mümkün olan; açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola, kameriye gibi yapıların, tanımı gereği kentte yaşayanların dinlenme ihtiyaçları için ayrılan park alanlarının ayrılmaz bir parçası olduğundan, bunların, park tanımı içerisinde, park ile bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği,<br>Bu kapsamda, kullanıcıların ihtiyaçlarının karşılanması açısından kamu yararına yönelik olarak tesis edildiği anlaşılan park alanları içerisinde açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola ve kameriye yapılmasına yönelik düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı; mevzuat gereği park alanlarını oluşturmakla yükümlü olan idarelerin, park içinde bu kullanımlardan hangilerine, ne ölçülerde yer verileceğini, parkın büyüklüğü ve kullanıcıların ihtiyaçlarını gözeterek belirleyeceğinin de açık olduğu,<br>Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinde mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,<br>2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibaresi haricindeki kısmı yönünden;<br>Park alanları içerisinde, bu kullanım ile bütünleşik biçimde, parkı kullananların ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla çeşitli tesislerin yapımının mümkün olduğu açık olmakla birlikte, parkların orantısız bir şekilde daraltılmasının önlenmesi amacıyla, bu yapıların yer alabileceği park alanları ile söz konusu yapıların, park içerisinde kaplayacakları alana yönelik somut kriterlerin ortaya konulması gerektiği,<br>Uyuşmazlık bu açıdan incelendiğinde, dava konusu düzenleme ile parklarda çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesi gibi tesislerin yer alabilmesi öngörülmüş olmakla birlikte, bu tesislerin yapımının ancak belli yapılaşma koşulları ile 1000 m² ve üzeri park alanlarında mümkün kılındığı,<br>Bu doğrultuda, Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendi uyarınca, park alanlarında yapılması mümkün olan çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesine yönelik somut kriterler oluşturulduğundan dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibaresi haricindeki kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>6- Dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi yönünden;<br>Yukarıda belirtilen düzenlemelerde yer verilen, bodrum katlarında yapılan zorunlu otopark alanlarının 2 katı ile depo amaçlı eklentilerin nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararı ile kıyaslandığında kabul edilebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, bu kullanımların emsal hesabı dışında tutulmasında hukuka aykırılık görülmediği,<br>Kaldı ki, zorunlu otopark alanlarının sadece 2 katı ve depo amaçlı eklentilerin konut kullanımlı bağımsız bölüm net alanının %10’unu, ticari kullanımlı bağımsız bölüm net alanının ise %50’sini aşmayan kısmı öngörülmek suretiyle, söz konusu alanların emsal haricinde değerlendirilecek kısımlarına sınırlama getirildiği, bu haliyle imar mevzuatına aykırı bir yönünün de bulunmadığı,<br>7- Dava konusu Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendi haricindeki kısımları yönünden;<br>Taban alanına dahil edilmeyecek kullanımların Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasında sayıldığı, bunların, "Tabii zemin veya tesviye edilmiş zemin seviyesindeki veya bu seviyenin altındaki avlular, iç bahçeler, bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen veya bağımsız bölümün eklentisi niteliği taşımayan, yapının ana taşıyıcı sistemleri ile bütünleşik olmayan, bahçe alanının %20’sini geçmeyen; kameriye, pergola, sundurma, açık yüzme ve süs havuzu, c) Bağlantılı olduğu bağımsız bölümün veya bulunduğu katın brüt alanının %10’unu aşmayan üstü açık veya sökülür-takılır hafif malzeme ile örtülü zemin terasları, ç) Çevre düzenlemesi ve güvenliği için yapılan bahçe duvarı, istinat duvarları, 6 m²’yi geçmeyen kontrol veya bekçi kulübeleri, d) Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin gerekli gördüğü, normal merdiven haricinde kaçış yolu içerisinde yer alan asgari ölçülerde ve adetlerde yapılan merdiven evi, e) Asgari ölçülerdeki; temele kadar inen asansör boşlukları, ışıklıklar, çöp ve atık ayrıştırma bacaları, hava bacaları, şaftlar; f) Ana yapının dışında kalan; binaya ait arıtma tesisi ve trafolar, jeneratör, yağmur suyu toplama havuzu, evsel atık ve geri dönüşüm hazneleri, ısı merkezi; g) Akaryakıt pompaları ve taşıyıcıları hariç olmak üzere kanopiler ve arkatlar; ğ) Güneş panellerinin temel ve kaidesi haricindeki kısımları; h) Açık otoparklar, ı) Giriş saçakları (markizler), i) Tamamen toprağın altında kalan; su sarnıcı, gri su toplama havuzu, otopark, sığınak ve tesisat hacimleri, yakıt ve su depoları" olduğu,<br>İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata olmasa da, yapı bütünlüğü içinde ortak alan kullanımı olarak teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirdiği gibi yapı yoğunluğuna sebebiyet veren zemin teraslarının emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği gibi taban alanı hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir nedenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (c) bendinde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı,<br>Taban alanı hesabından ayrık tutulan "Tabii zemin veya tesviye edilmiş zemin seviyesindeki veya bu seviyenin altındaki avlular, iç bahçeler; çevre düzenlemesi ve güvenliği için yapılan bahçe duvarı, istinat duvarları, 6 m²’yi geçmeyen kontrol veya bekçi kulübeleri; Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin gerekli gördüğü, normal merdiven haricinde kaçış yolu içerisinde yer alan, asgari ölçülerde ve adetlerde yapılan merdiven evi; asgari ölçülerdeki; temele kadar inen asansör boşlukları, ışıklıklar, çöp ve atık ayrıştırma bacaları, hava bacaları, şaftlar; ana yapının dışında kalan; binaya ait arıtma tesisi ve trafolar, jeneratör, yağmur suyu toplama havuzu, evsel atık ve geri dönüşüm hazneleri, ısı merkezi; akaryakıt pompaları ve taşıyıcıları hariç olmak üzere kanopiler ve arkatlar; güneş panellerinin temel ve kaidesi haricindeki kısımları; açık otoparklar; giriş saçakları (markizler) ve tamamen toprağın altında kalan; su sarnıcı, gri su toplama havuzu, otopark, sığınak ve tesisat hacimleri, yakıt ve su depoları"nın kapalı alan kullanımı getirmediği, kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından bu alanların taban alanı hesabına dahil edilmemesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığından dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (a), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentlerinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yönünden;<br>30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesi ile dava konusu Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yürürlükten kaldırıldığından bu bent yönünden davanın konusuz kaldığı,<br>8-Dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (ç), (e), (ğ), (h), (ı), (k) ve (l) bentleri yönünden;<br>Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden;<br>Dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; Yönetmelik'in 5. maddesinin 8. fıkrasında belirtilen esaslar dahilinde, taban alanına dahil edilmeyen kullanımların katlar alanına da dahil edilmeyeceğinin düzenlendiği,<br> Taban alanına dahil edilmeyen kullanımların Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasında "a) Tabii zemin veya tesviye edilmiş zemin seviyesindeki veya bu seviyenin altındaki avlular, iç bahçeler; b) bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen veya bağımsız bölümün eklentisi niteliği taşımayan, yapının ana taşıyıcı sistemleri ile bütünleşik olmayan, bahçe alanının %20’sini geçmeyen; kameriye, pergola, sundurma, açık yüzme ve süs havuzu, c) Bağlantılı olduğu bağımsız bölümün veya bulunduğu katın brüt alanının %10’unu aşmayan üstü açık veya sökülür-takılır hafif malzeme ile örtülü zemin terasları, ç) Çevre düzenlemesi ve güvenliği için yapılan bahçe duvarı, istinat duvarları, 6 m²’yi geçmeyen kontrol veya bekçi kulübeleri, d) Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin gerekli gördüğü, normal merdiven haricinde kaçış yolu içerisinde yer alan asgari ölçülerde ve adetlerde yapılan merdiven evi, e) Asgari ölçülerdeki; temele kadar inen asansör boşlukları, ışıklıklar, çöp ve atık ayrıştırma bacaları, hava bacaları, şaftlar; f) Ana yapının dışında kalan; binaya ait arıtma tesisi ve trafolar, jeneratör, yağmur suyu toplama havuzu, evsel atık ve geri dönüşüm hazneleri, ısı merkezi; g) Akaryakıt pompaları ve taşıyıcıları hariç olmak üzere kanopiler ve arkatlar; ğ) Güneş panellerinin temel ve kaidesi haricindeki kısımları; h) Açık otoparklar, ı) Giriş saçakları (markizler), i) Tamamen toprağın altında kalan; su sarnıcı, gri su toplama havuzu, otopark, sığınak ve tesisat hacimleri, yakıt ve su depoları" şeklinde sayıldığı,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, taban alanına dahil edilmeyen Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) ve (c) bentleri yönünden; <br>İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata olmasa da, yapı bütünlüğü içinde ortak alan kullanımı olarak yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet veren açık yüzme havuzu ve zemin teraslarının emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, emsal alanı hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki "açık yüzme havuzu" ibaresi ile (c) bendi yönünden imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, taban alanına dahil edilmeyen Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (a), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri yönünden; <br>Taban alanı ve dolayısıyla emsal hesabından ayrık tutulan "Tabii zemin veya tesviye edilmiş zemin seviyesindeki veya bu seviyenin altındaki avlular, iç bahçeler; çevre düzenlemesi ve güvenliği için yapılan bahçe duvarı, istinat duvarları, 6 m²’yi geçmeyen kontrol veya bekçi kulübeleri; Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin gerekli gördüğü, normal merdiven haricinde kaçış yolu içerisinde yer alan, asgari ölçülerde ve adetlerde yapılan merdiven evi; asgari ölçülerdeki; temele kadar inen asansör boşlukları, ışıklıklar, çöp ve atık ayrıştırma bacaları, hava bacaları, şaftlar; ana yapının dışında kalan; binaya ait arıtma tesisi ve trafolar, jeneratör, yağmur suyu toplama havuzu, evsel atık ve geri dönüşüm hazneleri, ısı merkezi; akaryakıt pompaları ve taşıyıcıları hariç olmak üzere kanopiler ve arkatlar; güneş panellerinin temel ve kaidesi haricindeki kısımları; açık otoparklar ve giriş saçakları (markizler)"nın kapalı alan kullanımı getirmediği, kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından bu alanların katlar alanı hesabına dahil edilmemesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığından dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (a), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri yönünden imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, taban alanına dahil edilmeyen Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yönünden;<br> Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yürürlükten kaldırıldığından, bu bent yönünden Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin iptali istemine ilişkin davanın konusuz kaldığı,<br> Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden; <br>30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesiyle bentteki düzenlemelerden çıkarılan "teras çatılar" ibaresi yönünden davanın konusuz kaldığı,<br> Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "Son katın üzerindeki ortak alan çatı bahçeleri" ibaresi yönünden;<br>Yönetmelik'in 4. maddesinin (p) bendinde, çatı bahçesinin, "Teras çatılarda, çakıl, toprak, çim ve benzeri doğal örtüler ile kaplanarak iklime uygun bitkilendirilebilen, yapının görünüşlerini ve bulunduğu çevrenin siluetini bozmayacak ve çatı sınırlarını aşmayacak şekilde oluşturulan bahçeler," olarak tanımlandığı,<br><br>İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata kapalı alan kullanımının sağlandığı ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımın, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir nedenin bulunmadığı anlaşıldığından, bend hükmünde hukuka uyarlık bulunmadığı,<br> Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden;<br>30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesiyle (ç) bendinden çıkarılan "her bir.....75 m²'si" ibaresi yönünden davanın konusuz kaldığı,<br> Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan "Bu Yönetmelikte öngörülen asgari sayıda kapıcı dairesi" ibaresi yönünden;<br>Kapıcı dairelerinin tıpkı yapının diğer bağımsız bölümleri gibi en az konut şartlarını taşıması gereken, teknik ve altyapı alanı gereksiniminin duyulduğu yaşam alanları olduğu, nitelik olarak yapının diğer kapalı kullanım alanlarından farkının bulunmadığı,<br>İmar parseli içinde kapalı alan kullanımının sağlandığı, ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımın, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, tamamının ya da bir kısmının alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir nedenin bulunmadığı anlaşıldığından bent hükmünde hukuka uyarlık bulunmadığı,<br> Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi yönünden; <br>30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesiyle (e) bendinden çıkarılan "Konutların zemin veya bodrum katlarında.....100 m²'si" ibaresi yönünden davanın konusuz kaldığı,<br> Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde yer alan "ortak alan niteliğindeki mescit ve müştemilat" ibaresi yönünden; <br>Bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından düzenlemenin bu kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,<br> Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi yönünden; <br>30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesiyle, (ğ) bendinden çıkarılan "bodrum veya zemin kattaki....75 m²'si" ibaresi yönünden davanın konusuz kaldığı,<br> Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "Ticari amaç içermeyen ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanları ve çocuk bakım üniteleri" ibaresi yönünden; <br>Bir yapıda "ticari amaç içermeyen, bodrum veya zemin kattaki ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanlarının ve çocuk bakım ünitelerinin" bulunmasının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, söz konusu kullanımların nüfus yoğunluğunu artırdığından bahsedilemeyeceği, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararı ile kıyaslandığında kabul edilebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından düzenlemenin bu kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,<br> Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi yönünden; <br>30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesiyle, (h) bendinden çıkarılan "Ticari amacı olmayan ve yapı için hesaplanan en az otopark alanının iki katını geçmeyen bodrum katlarda yapılanlar ile tamamen gömülü olan ve ortak alan niteliğinde olan" ibaresi yönünden davanın konusuz kaldığı,<br>Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan "otopark alanları" ibaresi yönünden; <br>Kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından düzenlemenin bu kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,<br> Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendindeki "Yapı yüksekliği 60.50 metreden fazla olan binalar ile özelliği gereği tesisat katı oluşturulması zorunlu binalarda sadece tesisat için oluşturulan tesisat katları" ibaresi yönünden;<br>Kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirici bir yönünün bulunmadığı, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından düzenlemenin bu kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,<br>Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendindeki "Bütün cepheleri tamamen toprağın altında kalan bodrum katları ile kısmen açıkta kalan, yola cephesi bulunmayan bodrum katlarında yer alan, bina cephelerinde ilave kat görünümüne neden olmayan ve tek başına bağımsız bölüm oluşturmayan; konut kullanımlı bağımsız bölümün bağımsız bölüm bürüt alanının %10’unu aşmayan depo amaçlı eklentiler, ticari kullanımlı bağımsız bölümün bağımsız bölüm bürüt alanının %50’sini aşmayan depo amaçlı eklentiler" ibaresi yönünden; <br>İmar parseli içinde tek başına bağımsız bölüm oluşturmayan bağımsız bölümün eklentisi olarak imal edilen, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirici bir yönünün bulunmadığı, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından düzenlemenin bu kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,<br> Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendi yönünden;<br> 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesiyle "2 metre genişliği geçmeyen kısımları....20. maddesinin 8. fıkrasının (d) bendi haricindeki...asgari ölçülerdeki...%50’si kadar yapılacak ilave," ibaresi söz konusu bentten çıkarıldığından bu ibare yönünden davanın konusuz kaldığı,<br> Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde yer alan "Sökülür-takılır-katlanır cam panellerle kapatılmış olanlar dâhil olmak üzere balkonlar ve açık çıkmalar, kat bahçe ve terasları, iç bahçeler, ......, tek bağımsız bölümlü konutlar hariç; bina giriş holleri ile kat holleri ve asansör önü sahanlıkları," ibaresi yönünden;<br>İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata kapalı alan kullanımının sağlandığı ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımların, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir nedenin bulunmadığı anlaşılmakta olup söz konusu ibarede imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Uyuşmazlıkta, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde yer alan "20 . maddenin 8. fıkrasının (d) bendi haricindeki kat ve ara sahanlıkları dâhil asgari ölçülerdeki açık veya kapalı merdiven evine bu alanın %50’si kadar yapılacak ilave"nin katlar alanına dâhil edilmeyeceğine yönelik düzenlemenin de 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesiyle, "kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi"nin katlar alanına dâhil edilmeyeceği şeklinde değiştirildiği,<br>Dava konusu düzenleme incelendiğinde, "kat ve ara sahanlıkları dâhil asgari ölçülerdeki açık veya kapalı merdiven evine bu alanın %50’si kadar yapılacak ilave" hükmü ile değişik hali olan "kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi" hükmünün birbirinden farklı olduğu, ilkinde merdiven evine yapılacak ilavenin katlar alanına dahil edilmeyeceği düzenlenmiş iken sonraki halinde merdiven evinin kendisinin katlar alanına dahil edilmeyeceğinin öngörüldüğünün anlaşıldığı, bu nedenle, "kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi" yönünden hüküm kurulmadığı,<br>9- Dava konusu Yönetmelik'in 54. maddesinin 8. fıkrası yönünden;<br>"Yol ve teknik altyapı alanı"na ilişkin olarak;<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin verdiği yetkiye istinaden, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları kural olarak bedelini nakden ve peşin ödemek suretiyle kamulaştırmalarının mümkün olduğu,<br>Arsa ve arazi mülkiyeti kamulaştırmalarında, arza bağlı olan yapı ve diğer muhdesatın da doğal olarak kamulaştırılması söz konusu olduğundan, idareler yönünden çoğu zaman kamusal kullanıma özgülenemeyecek muhdesat için gereksiz kamulaştırma maliyetinin doğduğu,<br>Bu nedenle, plan değişikliği suretiyle kamusal alan kullanımı getirilen ve kamulaştırma kararı alınan mekansal alanlarda, yapılaşması tamamlanmayan, inşa faaliyetleri henüz devam eden yapılar için öncelikle seviye tespitinin yapılarak, inşaatın durdurulmasının, kamusal maliyetin yersiz olarak artışının ve kaynak israfının önlenmesi açısından olumlu olduğu,<br>Öte yandan, önceki plan hükümleri esas alınarak düzenlenen ruhsat çerçevesinde inşasına başlanılan yapıların, süresi belirsiz bir biçimde faaliyetinin durdurulmasının, idari istikrar ve belirlilik ilkesine aykırı düşeceği gibi yapının tamamlanamaması nedeni ile edimlerini karşılıklı olarak yerine getirme borcu altında bulunan ilgililer açısından mağduriyete sebep olacağı açık ise de, inşası durdurulan yapıların akıbetinin, getirilen düzenleme ile kamulaştırmayı icra edecek kamu kuruluşunun 30 gün içerisinde vereceği görüşe kadar sınırlandırılması suretiyle, sözü edilen belirsizliğin bertaraf edildiği,<br> Bu yapılardan ruhsatı süre nedeniyle hükümsüz hale gelenlerde de bu fıkra hükmünün uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br> Bu yapılara uygulama imar planı değişikliği yapıldığı tarihten sonra hiçbir surette kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesis edilememesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı,<br>Bu nedenle, uyuşmazlık konusu fıkranın 1, 2 ve 8. cümlesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,<br>"Diğer kamusal alanlar"a ilişkin olarak;<br>Uyuşmazlık konusu hükümde, mevcut bir kamulaştırma kararı bulunmadığı halde bizatihi "seviye tespiti"ne hukuki bir değer atfedilerek, tespitten sonra yapılacak imalatlara kamulaştırma bedelinin ödenmeyeceğinin belirtildiği, oysa, icrai, bireysel ve zorlayıcı bir işlemle desteklenmediği sürece seviye tespitinin, tek başına ilgililer hakkında hak ve mükellefiyet doğurmasının beklenemeyeceği,<br>Plan değişikliği ile sonradan kamusal kullanıma ayrılmasına karşın, sonuçta taşınmaz üzerinde önceki imar planı kararları doğrultusunda ve usulüne uygun olarak alınan ruhsat ve eki projelere göre bütünüyle yasal olarak inşa edilmiş arza tabi bir yapının bulunduğu,<br> Bu yönüyle, yasal olduğu sürece ister seviye tespitinden önce, isterse seviye tespitinden sonra imal edilsin, ortada Anayasa'nın amir hükümleri ile tanımlanan, mülkiyet hakkının korunması çerçevesinde Kamulaştırma Kanunu gereği bedeli ödenmesi gereken bir hak bulunduğu hususunda duraksama bulunmadığından ve kazanılmış hakkı bulunan bu yapılara uygulama imar planı değişikliği yapıldığı tarihten sonra hiçbir surette kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesis edilememesinin mülkiyet hakkının açıkça ihlali niteliğinde olduğundan düzenlemenin bu kısımlarında imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Kaldı ki, seviye tespitinin yapıldığı anda mevcut bir kamulaştırma kararı bulunmaması, dolayısıyla hukuki durumun tapuya şerh verilmesi söz konusu olmadığından, yapıyı sonradan cebri, kazai ya da özel hukuk hükümlerine istinaden edinebilecek (aleniyetin sağlanamadığı) üçüncü kişiler yönünden mülkiyet hakkının ne şekilde korunacağının da fıkra hükmünde cevapsız kaldığı,<br>Bu durumda, uyuşmazlık konusu fıkranın 3., 4., 5., 6. ve 7. cümlelerinde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle,<br>1. Dava konusu Yönetmelik'in 66. maddesinin 3., 4., 6., 7., 9., 11. ve 12. fıkraları yönünden davanın reddine, 10. fıkrasının ise iptaline, <br><br>2. Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendinin ikinci cümlesi ile 3 ve 4. alt bentleri yönünden davanın reddine, 2. alt bendinin birinci cümlesinin ise iptaline,<br>3. Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz", "plan kararı gerekmeden" ve "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibareleri haricindeki kısımları yönünden davanın reddine,<br>4. Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait teknik altyapı tesis alanları" ibaresinin iptaline,<br>5. Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi ile 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibaresi haricindeki kısımları yönünden davanın reddine,<br>6. Dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi yönünden davanın reddine,<br>7. Dava konusu Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (c) bendinin iptaline, Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (a), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri yönünden davanın reddine, Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>8. Dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, taban alanına dahil edilmeyen Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki "açık yüzme havuzu" ibaresi ile (c) bendine dair kısmının, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümünün, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümünün, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümünün "Sökülür-takılır-katlanır cam panellerle kapatılmış olanlar dâhil olmak üzere balkonlar ve açık çıkmalar, kat bahçe ve terasları, iç bahçeler, ..., tek bağımsız bölümlü konutlar hariç; bina giriş holleri ile kat holleri ve asansör önü sahanlıkları" ibaresinin iptaline; Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin taban alanına dahil edilmeyen Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki "açık yüzme havuzu" ibaresi ile (c) bendi dışında kalan kısımlarına dair bölümü [Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi hariç] yönünden, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümü yönünden, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümü yönünden, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümü yönünden, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (ı) ve (k) bentleri yönünden davanın reddine, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin taban alanına dahil edilmeyen Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yönünden, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki "teras çatılar" ibaresi yönünden, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendindeki "her bir ... 75 m²'si" ibaresi yönünden, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendindeki "Konutların zemin veya bodrum katlarında .... 100 m²'si" ibaresi yönünden, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendindeki "bodrum veya zemin kattaki .... 75 m²'si" ibaresi yönünden, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendindeki "Ticari amacı olmayan ve yapı için hesaplanan en az otopark alanının iki katını geçmeyen bodrum katlarda yapılanlar ile tamamen gömülü olan ve ortak alan niteliğinde olan ...." ibaresi yönünden, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendindeki "2 metre genişliği geçmeyen kısımları....20 nci maddenin sekizinci fıkrasının (d) bendi haricindeki...asgari ölçülerdeki...%50’si kadar yapılacak ilave," ibaresi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendine eklenen "kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi" ibaresi yönünden hüküm kurulmamasına, <br>9. Dava konusu Yönetmelik'in 54. maddesinin 8. fıkrasının 3, 4, 5, 6. ve 7. cümlelerinin iptaline, 1, 2 ve 8. cümleleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davacı tarafından, dava konusu Yönetmelik'in 4. maddesinin (ü) bendindeki “Eğitim Tesis Alanı” tanımındaki “özel” ibaresi, 4. maddenin (aa) bendindeki “Fenni Mesul” tanımı, 4. maddenin (ddd) bendindeki “Meydan” tanımı, 4. maddenin (fff) bendindeki tanım ile 66. maddesindeki “Mimari Estetik Komisyon” düzenlemeleri, 4. maddenin (rrr) bendindeki "Sağlık Tesis Alanı" tanımı, 4. maddenin (şşş) bendindeki "Sicil Durum Taahhütnamesi" tanımı, 4. maddesinin (vvv) bendinin (1) alt bendindeki ve 19. maddenin 1. fıkrasının (e) bendindeki "Stadyum" tanımı, 4. maddenin (vvvv) bendinin (2) alt bendindeki "Parklar" tanımı ve 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki "Park Alanları" tanımı, 4. maddesinin (zzzz) bendindeki "Yüksek Nitelikli Konut (rezidans)" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "Merkezi İş Alanı" tanımı, 5. maddesinin 8. ve 16. fıkrası, 7. maddesinin 3. fıkrası, 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendindeki "Spor ve Oyun Alanları" tanımı, 20. maddesi, 22. maddesi, 54. maddesinin 7. fıkrası, 56. maddesinin 8. fıkrası, 57. maddesinin 18., 19., 20., 21. ve 23. fıkraları, 63. maddesi, 64. maddesinin 12. fıkrası, 68. maddesi, 69. maddesinin 2. ve 5. fıkraları yönünden verilen redde ilişkin kararların hukuka aykırı olduğu belirtilerek temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br>Davalı idare tarafından, temyize konu Daire kararının iptale ilişkin kısımlarının hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca, savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ :<br>Davacının dava konusu Yönetmelik'in 4. maddesinin (ü) bendinde yer alan “Eğitim Tesis Alanı” tanımındaki “özel” ibaresi, 4. maddesinin (aa) bendindeki “Fenni Mesul” tanımı, 4. maddesinin (ddd) bendindeki “Meydan” tanımı, 4. maddesinin (fff) bendindeki tanım ile 66. maddesinin 1., 2., 5. ve 8. fıkraları, 4. maddesinin (rrr) bendindeki "Sağlık Tesis Alanı" tanımı, 4. maddesinin (şşş) bendindeki "Sicil Durum Taahhütnamesi" tanımı, 4. maddesinin (vvv) bendinin (1) numaralı alt bendindeki ve 19. maddenin 1. fıkrasının (e) bendindeki "Stadyum" tanımı, 4. maddesinin (vvvv) bendinin (2) numaralı alt bendindeki "Parklar" tanımı ve 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki "Park Alanları" tanımı, 4. maddesinin (zzzz) bendindeki "Yüksek Nitelikli Konut (rezidans)" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "Merkezi İş Alanı" tanımı, 5. maddesinin 8. fıkrası [(a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi hariç] ile 16. fıkrası, 7. maddesinin 3. fıkrası, 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendindeki "Spor ve Oyun Alanları" tanımı, 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendi, 22. maddesinin 1. fıkrasının (c), (d), (f), (g), (i) ve (j) bentleri, 54. maddesinin 7. fıkrası, 56. maddesinin 8. fıkrası, 57. maddesinin 18., 19., 20., 21. ve 23. fıkraları, 63. maddesi, 64. maddesinin 12. fıkrası, 68. maddesi, 69. maddesinin 2. ve 5. fıkraları yönünden temyiz istemi incelendiğinde;<br>Yukarıda anılan kısımlara ilişkin olarak Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/4840, K:2021/1114 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilldiği, kararın bu kısmının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/2813, K:2022/2138 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği dikkate alındığında, davacının söz konusu kısımlara yönelik temyiz isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi, 22. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi, 54. maddesinin 8. fıkrası yönünden; <br>Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu kararının yukarıda anılan düzenlemelere ilişkin kısımları; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/2813, K:2022/2138 sayılı kısmen bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımadığı gerekçesiyle onanması gerektiği,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısımları, 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2., 3. ve 4. alt bentleri, 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz", "plan kararı gerekmeden" ve "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibareleri haricindeki kısımları, 20. maddesinin 8. fıkrasının (a), (c), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri, 22. maddesinin 1. fıkrasının (b), (ç), (e), (ğ), (h), (ı) ve (l) bentleri, 66. maddesinin 3., 4., 6., 7., 9., 11. ve 12. fıkraları ile 10. fıkrasının ikinci cümlesi yönünden;<br>Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu kararının anılan düzenlemelere ilişkin kısımlarının onanması gerektiği,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait eğitim ve sağlık tesisleri alanları" ibaresi yönünden;<br>Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde merkezi iş alanları, çalışma alanları kapsamında değerlendirilmiştir. Aynı Yönetmelik'in 5. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde ise özel ya da kamu sektörü tarafından yapılan eğitim ve sağlık tesisi alanları sosyal altyapı alanları arasında sayılmıştır. <br>Her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde ayrı lejantlarla gösterilen, farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden çok farklı olan ve çalışma alanı kullanımı ile bağdaşması mümkün olmayan eğitim ve sağlık tesis alanı kullanımlarına merkezi iş alanlarında yer verilmesinde 3194 sayılı İmar Kanunu'na uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla, temyize konu Daire kararının söz konusu ibarenin iptaline ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden;<br>Temyize konu Daire kararının, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, taban alanına dahil edilmeyen Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki "açık yüzme havuzu" ibaresi ile (c) bendine dair kısmının iptaline ilişkin bölümünde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulması gerektiği, söz konusu bendin Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının diğer kısımlarına dair bölümü [Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi hariç] yönünden davanın reddine ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle onanması gerektiği,<br>Dava konusu Yönetmelik'in 66. maddesinin 10. fıkrasının birinci cümlesi yönünden;<br>Dava konusu düzenleme ile mimari projelere ilişkin telif hakkı devrinin, proje müellifi ile yapılan sözleşmelerin zorunlu unsuru haline getirildiği görülmektedir.<br>Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, telif hakkının, 5846 sayılı Kanun uyarınca eser sahibine ait olup, mali değer taşıyan bir mülkiyet hakkı niteliğinde bir hak olduğu ve bu hakkın devrinin ancak tarafların serbest iradesine dayalı olarak kanunla öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde mümkün olduğu anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlıkta, dava konusu düzenleme ile telif hakkının devrine ilişkin zorunluluğun, kanuni bir dayanak bulunmaksızın yönetmelik yoluyla getirildiği, bu suretle Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan kanunilik ilkesi ile normlar hiyerarşisine aykırı bir biçimde temel bir hak olan mülkiyet hakkının sınırlandırıldığı anlaşıldığından anılan düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br>Öte yandan, özel hukuk sözleşmesi niteliğindeki mimari proje sözleşmelerinin içeriğine idari düzenleme ile doğrudan müdahale edilerek Anayasa'nın 48. maddesiyle güvence altına alınan sözleşme özgürlüğünün ölçüsüz şekilde sınırlandırıldığı, telif hakkının devrini zorunlu kılan bu düzenlemenin imar mevzuatının amacı olan şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve yapı güvenliği ilkeleriyle doğrudan bir bağlantısının da bulunmadığı anlaşılmış olup, dava konusu düzenlemede bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla, temyize konu Daire kararının Yönetmelik'in 66. maddesinin 10. fıkrasının birinci cümlesinin iptaline ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği; "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde, herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği; "Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinde, herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğu kuralı yer almaktadır.<br>5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 1/B maddesinde, eser sahibinin eseri meydana getiren olduğu; 18 maddesinde, mali hakları kullanma yetkisinin münhasıran eser sahibine ait olduğu; 48. maddesinde, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibarıyla mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebileceği; 52. maddesinde ise, mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği, hak devrine ilişkin sözleşmelerin kapsamının dar yorumlanacağı kurala bağlanmıştır.<br>3194 sayılı İmar Kanunu'nda ise mimari projelere ilişkin telif hakkının devrini zorunlu kılan herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.<br>Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 66. maddesinin 10. fıkrasının dava konusu birinci cümlesinde, "Bu Yönetmelik kapsamında müellif ile akdedilen proje sözleşmesinde fikir ve sanat eseri telif hakkının devrine ilişkin hükmün yer alması zorunludur." hükmüne yer verilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Davacının dava konusu Yönetmelik'in 4. maddesinin (ü) bendinde yer alan “Eğitim Tesis Alanı” tanımındaki “özel” ibaresi, 4. maddesinin (aa) bendindeki “Fenni Mesul” tanımı, 4. maddesinin (ddd) bendindeki “Meydan” tanımı, 4. maddesinin (fff) bendindeki tanım ile 66. maddesinin 1., 2., 5. ve 8. fıkraları, 4. maddesinin (rrr) bendindeki "Sağlık Tesis Alanı" tanımı, 4. maddesinin (şşş) bendindeki "Sicil Durum Taahhütnamesi" tanımı, 4. maddesinin (vvv) bendinin (1) numaralı alt bendindeki ve 19. maddenin 1. fıkrasının (e) bendindeki "Stadyum" tanımı, 4. maddesinin (vvvv) bendinin (2) numaralı alt bendindeki "Parklar" tanımı ve 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki "Park Alanları" tanımı, 4. maddesinin (zzzz) bendindeki "Yüksek Nitelikli Konut (rezidans)" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "Merkezi İş Alanı" tanımı, 5. maddesinin 8. fıkrası [(a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi hariç] ile 16. fıkrası, 7. maddesinin 3. fıkrası, 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendindeki "Spor ve Oyun Alanları" tanımı, 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendi, 22. maddesinin 1. fıkrasının (c), (d), (f), (g), (i) ve (j) bentleri, 54. maddesinin 7. fıkrası, 56. maddesinin 8. fıkrası, 57. maddesinin 18., 19., 20., 21. ve 23. fıkraları, 63. maddesi, 64. maddesinin 12. fıkrası, 68. maddesi, 69. maddesinin 2. ve 5. fıkraları yönünden temyiz istemi incelendiğinde;<br>Yukarıda anılan kısımlara ilişkin olarak Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/4840, K:2021/1114 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilldiği, kararın bu kısmının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/2813, K:2022/2138 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği dikkate alındığında, davacının söz konusu kısımlara yönelik temyiz isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.<br>Dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi, 22. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi, 54. maddesinin 8. fıkrası yönünden; <br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.<br>Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu kararının yukarıda anılan düzenlemelere ilişkin kısımları; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/2813, K:2022/2138 sayılı kısmen bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.<br>Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısımları, 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2., 3. ve 4. alt bentleri, 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz", "plan kararı gerekmeden" ve "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibareleri haricindeki kısımları, 20. maddesinin 8. fıkrasının (a), (c), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri, 22. maddesinin 1. fıkrasının (b), (ç), (e), (ğ), (h), (ı) ve (l) bentleri, 66. maddesinin 3., 4., 6., 7., 9., 11. ve 12. fıkraları ile 10. fıkrasının ikinci cümlesi yönünden;<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu kararının anılan düzenlemelere ilişkin kısımları; aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup taraflarca temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>Dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait eğitim ve sağlık tesisleri alanları" ibaresi yönünden;<br>Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde merkezi iş alanları, çalışma alanları kapsamında değerlendirilmiştir. Aynı Yönetmelik'in 5. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde ise özel ya da kamu sektörü tarafından yapılan eğitim ve sağlık tesisi alanları sosyal altyapı alanları arasında sayılmıştır. <br>Her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde ayrı lejantlarla gösterilen, farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden çok farklı olan ve çalışma alanı kullanımı ile bağdaşması mümkün olmayan eğitim ve sağlık tesis alanı kullanımlarına merkezi iş alanlarında yer verilmesinde 3194 sayılı İmar Kanunu'na uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla, temyize konu Daire kararının söz konusu ibarenin iptaline ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. <br>Dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden;<br>Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; Yönetmelik'in 5. maddesinin 8. fıkrasında belirtilen esaslar dahilinde, taban alanına dahil edilmeyen kullanımların katlar alanına da dahil edilmeyeceği düzenlenmiş, taban alanına dahil edilmeyen kullanımlara ise dava konusu Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasında yer verilmiştir.<br>Dolayısıyla, dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, kendi başına bağımsız bir emsal belirleme maddesi değil, doğrudan Yönetmelik'in 20. maddesine atıf yapan ve onu kat alanı hesabına taşıyan bir atıf maddesi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, tek başına hukuki sonuç doğurmayan, atıf maddesi niteliğinde olan dava konusu Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br>Bu itibarla, temyize konu Daire kararının, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, taban alanına dahil edilmeyen Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki "açık yüzme havuzu" ibaresi ile (c) bendine dair kısmının iptaline ilişkin bölümünde hukuka uyarlık, söz konusu bendin Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının diğer kısımlarına dair bölümü [Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi hariç] yönünden davanın reddine ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. <br>Dava konusu Yönetmelik'in 66. maddesinin 10. fıkrasının birinci cümlesi yönünden;<br>Dava konusu düzenleme ile mimari projelere ilişkin telif hakkı devrinin, proje müellifi ile yapılan sözleşmelerin zorunlu unsuru haline getirildiği görülmektedir.<br>Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, telif hakkının, 5846 sayılı Kanun uyarınca eser sahibine ait olup, mali değer taşıyan bir mülkiyet hakkı niteliğinde bir hak olduğu ve bu hakkın devrinin ancak tarafların serbest iradesine dayalı olarak kanunla öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde mümkün olduğu anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlıkta, dava konusu düzenleme ile telif hakkının devrine ilişkin zorunluluğun, kanuni bir dayanak bulunmaksızın yönetmelik yoluyla getirildiği, bu suretle Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan kanunilik ilkesi ile normlar hiyerarşisine aykırı bir biçimde temel bir hak olan mülkiyet hakkının sınırlandırıldığı anlaşıldığından anılan düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br>Öte yandan, özel hukuk sözleşmesi niteliğindeki mimari proje sözleşmelerinin içeriğine idari düzenleme ile doğrudan müdahale edilerek Anayasa'nın 48. maddesiyle güvence altına alınan sözleşme özgürlüğünün ölçüsüz şekilde sınırlandırıldığı, telif hakkının devrini zorunlu kılan bu düzenlemenin imar mevzuatının amacı olan şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve yapı güvenliği ilkeleriyle doğrudan bir bağlantısının da bulunmadığı anlaşılmış olup, dava konusu düzenlemede bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla, temyize konu Daire kararının Yönetmelik'in 66. maddesinin 10. fıkrasının birinci cümlesinin iptaline ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. <br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davacının dava konusu Yönetmelik'in 4. maddesinin (ü) bendinde yer alan “Eğitim Tesis Alanı” tanımındaki “özel” ibaresi, 4. maddesinin (aa) bendindeki “Fenni Mesul” tanımı, 4. maddesinin (ddd) bendindeki “Meydan” tanımı, 4. maddesinin (fff) bendindeki tanım ile 66. maddesinin 1., 2., 5. ve 8. fıkraları, 4. maddesinin (rrr) bendindeki "Sağlık Tesis Alanı" tanımı, 4. maddesinin (şşş) bendindeki "Sicil Durum Taahhütnamesi" tanımı, 4. maddesinin (vvv) bendinin (1) numaralı alt bendindeki ve 19. maddenin 1. fıkrasının (e) bendindeki "Stadyum" tanımı, 4. maddesinin (vvvv) bendinin (2) numaralı alt bendindeki "Parklar" tanımı ve 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeki "Park Alanları" tanımı, 4. maddesinin (zzzz) bendindeki "Yüksek Nitelikli Konut (rezidans)" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "Merkezi İş Alanı" tanımı, 5. maddesinin 8. fıkrası [(a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi hariç] ile 16. fıkrası, 7. maddesinin 3. fıkrası, 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendindeki "Spor ve Oyun Alanları" tanımı, 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendi, 22. maddesinin 1. fıkrasının (c), (d), (f), (g), (i) ve (j) bentleri, 54. maddesinin 7. fıkrası, 56. maddesinin 8. fıkrası, 57. maddesinin 18., 19., 20., 21. ve 23. fıkraları, 63. maddesi, 64. maddesinin 12. fıkrası, 68. maddesi, 69. maddesinin 2. ve 5. fıkraları yönünden temyiz isteminin incelenmeksizin reddine,<br>2. Davacının diğer düzenlemelere yönelik temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,<br>3. Danıştay Altıncı Dairesinin 09/10/2023 tarih ve E:2022/7774, K:2023/7218 sayılı kararının, dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi ile 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısımları, 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2., 3. ve 4. alt bentleri, 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz", "plan kararı gerekmeden" ve "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibareleri haricindeki kısımları, 20. maddesinin 8. fıkrasının (a), (c), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri, 22. maddesinin 1. fıkrasının (b), (ç), (e), (ğ), (h), (ı), (k) ve (l) bentleri, 54. maddesinin 8. fıkrası, 66. maddesinin 3., 4., 6., 7., 9., 11. ve 12. fıkraları ile 10. fıkrasının ikinci cümlesine yönelik kısımlarının ONANMASINA, <br>4. Anılan Daire kararının, dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait eğitim ve sağlık tesisleri alanları" ibaresi, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, taban alanına dahil edilmeyen Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki "açık yüzme havuzu" ibaresi ile (c) bendi dışında kalan kısımlarına dair bölümü [Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi hariç] ile 66. maddesinin 10. fıkrasının birinci cümlesine ilişkin kısımlarının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, <br>5. Anılan Daire kararının, Yönetmelik'in 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, taban alanına dahil edilmeyen Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki "açık yüzme havuzu" ibaresi ile (c) bendine dair kısmının iptaline ilişkin bölümünün BOZULMASINA, <br>6. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,<br>7. Kesin olarak, 03/12/2025 tarihinde, dava konusu Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (c) bendinde yer alan "zemin terasları" ibaresi yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY <br><br>X- Dava konusu Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (c) bendinde yer alan "zemin terasları" ibaresi yönünden;<br>Dava konusu Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (c) bendinde, bağlantılı olduğu bağımsız bölümün veya bulunduğu katın brüt alanının %20’sini (daha önce %10'unu) aşmayan üstü açık veya sökülür-takılır hafif malzeme ile örtülü zemin terasları, öngörülmüştür.<br>Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ccccc) bendinde, "Zemin terası: İrtibatlı olduğu katın seviyesini aşmayan, tabi zeminden veya tesviye edilmiş zeminden itibaren en fazla 1.50 metre yükseklikte olan, bağımsız bölümlerin parçası veya binanın ortak alanı olarak kullanılan, döşeme altında kalan kısmı doldurularak kapatılan veya duvar ile çevrilerek gerektiğinde depo olarak kullanılabilen, parsel sınırlarına yan ve arka bahçelerde 3.00 metreden, ön bahçelerde imar planında veya ilgili idarelerin imar yönetmeliklerinde aksine bir hüküm yok ise 3.50 metreden fazla yaklaşmayan ve yapı kitlesinin en fazla iki tarafını çevrelediği teraslar" olarak tanımlanmıştır.<br>Yukarıda yer verilen Yönetmelik maddesinin değerlendirilmesinden, irtibatlı olduğu katın seviyesini aşmayan, parsel sınırlarına belli ölçülere kadar yaklaşmayan ve yapı kitlesinin en fazla iki tarafını çevrelediği bir teras niteliğinde olup, mekansal alanlarda yapı ve nüfus yoğunluğu artışına sebebiyet vermediği açık olduğundan, emsal hesabına dahil edilmemesine ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik'in 20. maddesinin 8. fıkrasının (c) bendinde yer alan "zemin terasları" ibaresinin iptali yolundaki Daire kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.<br> <br><br><br><br></font></p></body></html>
imar