<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/1493 E.  ,  2024/2692 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/1493<br>Karar No : 2024/2692 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı<br> VEKİLİ: Huk. Müş. ...<br> 2- ...Bakanlığı<br> VEKİLİ: Av. ...<br><br>DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL: ... Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 28/02/2024 tarih ve E:2018/1600, K:2024/949 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 16/03/2018 tarih ve 30362 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uşak ili, Merkez ilçesine bağlı Bölme Belediyesinin tüzel kişiliğinin kaldırılarak Uşak Belediyesi sınırları içine katılmasının 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca uygun görülmesine ilişkin müşterek kararnamenin iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 28/02/2024 tarih ve E:2018/1600, K:2024/949 sayılı kararıyla;<br>5393 sayılı Belediye Kanunu'nun (işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle) 11. maddesine yer verildikten sonra,<br>Dairelerince uyuşmazlığın çözümü için yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "Bölme Belediyesi meskun saha sınırındaki son binadan mevcut karayolu boyunca kuzeydoğu istikametinde Uşak Belediyesi plan sınırına kadar olan en kısa mesafenin 1215 metre olarak ölçüldüğü, Bölme Belediyesi mülkiyet sınırının Uşak Belediyesi plan sınırı ile çakıştığının görüldüğü, bu noktadan itibaren Bölme meskun alan girişine doğru güney batı yönündeki en kısa ulaşım mesafesinin yapılan ölçümler sonucunda mevcut karayolu güzergahını takiben 1192 metre olduğunun tespit edildiği, Uşak Belediyesi tarafından yapılan imar çalışmalarının davacı belediyenin sınırlarına dayandığı, çoğunlukla tarım arazisi olan bölgede çok sayıda imar parselinin üretildiği, nüfusunun büyük çoğunluğunun tarım ve hayvan yetiştiriciliği ile uğraşan Bölme Belediyesi'nin tüzel kişiliğinin var olduğu zamanda yapılan planlar ile düşük yoğunluklu ve az katlı yapılaşmaların başladığı, kendi kendine yeterli olan bir altyapı ve ulaşım sistemi olduğu, genellikle bahçeli ve ayrık nizam villa tipi yapılaşmalar ile sayfiye olarak kullanılan arazilerin çok değerli bir bölgede kalmış olmasının bu bölgeye olan imarlı arsa talebini tetiklediği, bu nedenle imar hareketi olması göz önüne alındığında yakın gelecekte davacı belediyeyi içine alacak imar planlarının genişletilmesinin söz konusu olacağı, ayrıca davacı belediyenin tüzel kişiliği var iken yapmış olduğu altyapı ve imar çalışmaları kendine yeterken yetkilerin Uşak Belediyesi'ne verilmesi nedeni ile hizmetlerin kalitesinin düşeceği, oluşacak imar hareketleri nedeniyle Bölme yerleşmesinin yapısının bozulacağı izlenimi oluştuğu, <br>İmar açısından incelenmesi gereken temel ölçütün Uşak Belediyesi'nin doğal gelişim süreci içinde, belediye sınırına 5 kilometre uzaklıktaki bir şerit içinde yer alan ve ilçe belediyesine katılması istenilen davacı Bölme Belediyesinin, kentin imarlı gelişimine olumsuz yönde bir engel oluşturup oluşturmayacağının irdelenmesi olduğu, altyapı açısından araştırılacak konunun ise merkez ilçe belediyesine katılması istenilen dava konusu belgenin kendi kaynakları ile altyapı gereksinimlerini ne ölçüde karşılayabildiği ve bunun sürdürülebilirliğinin yanı sıra bu alanda ölçek ekonomilerinden yararlanabilmenin irdelenmesi olduğu,<br>Uşak Belediyesinde son on yıllık sürede nüfus artışının hemen hemen olmadığı, Bölme Belediyesinin belirli bir doygunluğa erişmiş istikrarlı bir nüfusa sahip olduğu, nüfus açısından her iki belediyede de nüfusun belirli bir doygunluğa ulaştığı, bu nedenle olağanüstü bir durum yaşanmadıkça yerleşmelerde var olan istikrarlı durumun varlığını sürdüreceğini kestirmenin zor olmadığı, her iki belediyenin hizmet binalarının bulunduğu, kişi başına düşen araç ve personel durumu ile mali açıdan Bölme Belediyesinin Uşak Belediyesinde daha iyi durumda olduğu, davacı belediyeye ait 300 tonluk içme suyu deposu ve onu besleyen iki adet kuyu ile içme suyu ihtiyacının karşılandığı, planlı alanlarda yapılaşmanın olduğu her yere kanalizasyon hattının döşendiği, evsel atık suların belediyeye ait atık su terfi istasyonu ile Uşak Belediyesi atık su arıtma tesisine terfi edilerek bertaraf edildiği, çevre temizliğinin hizmet alımı ve belediye personelince sağlandığı, sosyal hizmetler açısından davacı belediyenin 1 adet mahalle konağı, düğün salonu, araç garajı ve deposunun olduğu, bu nedenle birleşmenin bu kalemler açısından bakıldığında davacı belediye aleyhine olacağı,<br>Uşak kentinin geçmiş planlamaların sonucunda gereğinden fazla planlanmış gelişme alanları sorunu ile karşı karşıya olduğu, bunun Uşak Belediyesi üzerinde özellikle altyapı ve belediye hizmetlerinin sunumunda önemli mali baskılar oluşturması ve yönetim güçlükleri yaratmasının kaçınılmaz gözüktüğü, gerek Uşak gerek Bölme yerleşmelerinin imar düzenleri ile bütünleşme koşulları açısından en önemli üst ölçekli planlama girdisinin çevreyolu olduğu, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda yer alan çevreyolunun her iki yerleşmenin yeni gelişme alanları arasında mesafe koşulunu değiştiren yeni bir sınır oluşturduğu, çevreyolunun erişim kontrollü yol olması, yolun çevrelediği bölge ile çevreyolu dışında kalan bölge arasındaki bütünleşme olanaklarını sınırladığı, kuş uçuşu birbirlerine komşu olan yerleşmelerin çevreyolunun erişim kontrolü nedeniyle komşuluklarını yitirecekleri, çevreyolunun farklı yapılaşma koşullarına sahip olması gereken ve farklı iktisadi bünyeye sahip iki yerleşmeyi anlamlı biçimde ayıracağı,<br><br>Çevreyollarının kentsel gelişmeyi dış bölgelere sıçratma aracı olmadığı, her iki yerleşme planları izlendiğinde daha fazla Uşak Belediyesi yerleşim alanları açısından bu tehlikenin var olduğu, çevreyolunun yakın çevresinde yoğunlukların düşürülmesi, gelişmenin sınırlanması, çevreyoluna dönük değil kendi iç bölgelerine dönük biçimde işleyecek açık alan kullanımları yaratılması şeklinde bir planlama ilkesinden hareket edilmesinin en doğru planlama yaklaşımı olacağı, çevreyolu dışında kalan yakın yerleşmelerde yoğunlukların artırılmamasına özen gösterilmesinin önemli olduğu, bunun yalnızca imar düzeni ve çevre bütünleşmesi açısından değil temel altyapı hizmetlerinin götürülmesinde etkinliği ve verimliliği sağlamak açısından da gerekli olduğu, çevreyolu çevresinde dikkatli bir planlama ve yapılaşma denetimi izlenmediği koşulda gelişme eğilimlerinin çevreyolu üzerine taşınması ve sıçraması tehlikesi olduğu, bu konuda dikkatli bir planlama tutumunun izlenmediği çoğu kentimizde çevreyolları üzerinde hızlı yapılaşmalar nedeniyle bu yolların çevreyolu niteliğinin hızla kaybolduğu,<br>Keşif sırasında Uşak kentinin imar planı sınırları içinde kalan güney yönündeki gelişme bölgesinde gelişmelerinin bir kentsel saçılma niteliği taşıdığının gözlendiği, bu tür bir saçılmanın değişik nedenlerinin olduğu, plansız gelişmelerin yanı sıra kentin planlamasında değişik zamanlarda gerçekleştirilen planlar ile gereğinden fazla gelişme alanı sunumunun sonucu olarak çok geniş bir bölgede yapılaşmanın dağınık biçimde başlatılmasının kent güzelliği ve görünümü konusunun yanı sıra yerel yönetimleri, altyapı sunumu ve hizmet sunumunda yetersizlikler, toplu taşıma sisteminin kurulamaması, nitelikli altyapı yaratılamaması, mali yükler, iktisadi kaynağın verimli ve etkin kullanılamaması gibi sorunlarla karşı karşıya bıraktığı, dava konusu işlemin sonucu olarak, zaten saçılmış bir kentsel gelişmenin düzenlenmesi problemi ile karşı karşıya olan Uşak Belediyesinin daha geniş bir gelişme alanına hizmet sunmak gibi bir problem ile karşı karşıya geleceği,<br>Diğer yandan, Bölme Belediyesinin kendi iktisadi bünyesi ile ilişkili biçimde planlama sürecini büyük oranda tamamladığı, gerçekleştirilmiş olan planın uygulanması sürecinde belirli güçlüklerle karşılaşılabilineceği, ancak bunun da bir öğrenme ve deneyim, belediye açısından bir yetkinleşme, uzman kadroları yetiştirme süreci olduğu,<br>Yeni gelişme alanları gibi bir probleminin olmadığı koşulda Bölme beldesinin Uşak Belediyesi sınırlarına katılmasının Uşak kenti açısından hiçbir akılcı yanının bulunmadığının" belirtildiği,<br>5393 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre, bir belediyenin tüzel kişiliğinin sona erdirilmesi için yalnızca mesafe şartı olarak aranılan 5.000 metrelik yakınlık sınırının yeterli ve tek kriter olarak esas alınmadığı, anılan şartın dışında esasen genel imar düzeni veya temel altyapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunun daha önemli olduğu, zira, 5.000 metrelik mesafe şartı objektif olarak değerlendirilebilen bir koşul olmakla birlikte, genel imar düzeni veya temel altyapı hizmetlerinin gerekliliği koşulunun somut olayın özelliğine göre her uyuşmazlık için ayrıca değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği,<br><br>Bilirkişi raporuyla da ortaya konulduğu üzere mesafe şartının uyuşmazlık özelinde yerine gelmesi nedeniyle bu şart yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı, bilirkişi raporunda, her iki belediye arasındaki mesafenin 1.000 metre civarlarına kadar yaklaştığı, Uşak Belediyesi tarafından yapılan imar çalışmalarının davacı Belediyenin sınırlarına dayandığı, imar hareketi göz önüne alındığında yakın gelecekte davacı Belediyeyi içine alacak imar planlarının genişletilmesinin söz konusu olacağının tespit edildiği, bu bakımdan, her iki Belediye sınırlarının birbirine çok yaklaşmış olması nedeniyle Belediyeler arasındaki etkileşimin arttığı, davacı Belediyenin gerek yakınlığı gerek imar planı ve yapılaşmasıyla müdahil davalı Belediyenin devamı haline gelmekte olduğunun anlaşıldığı,<br>Bu tespitten sonra, Kanun'da aranılan genel imar düzeni veya temel altyapı hizmetlerinin gerekli kılması koşuluna ilişkin bilirkişi raporundaki tespitlerin değerlendirilmesi gerektiği, raporda, her iki belediyenin imar planlarının yapılmış olduğu ve söz konusu planların mevcut nüfus oranları ve belediyelerin büyüme potansiyelleri dikkate alındığında yeterli bulunduğu, ayrıca, yine her iki belediyenin temel altyapı hizmetleri yönünden kendine yeterli seviyede olduğunun ortaya konulduğu,<br>Tüm bu tespitlerin yanında raporda, özellikle yapımı devam eden çevreyoluna ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerin yer aldığı, çevreyolu çevresinde dikkatli bir planlama ve yapılaşma denetimi izlenmediği koşulda gelişme eğilimlerinin çevreyolu üzerine taşınması ve sıçraması tehlikesi olduğu, bu konuda dikkatli bir planlama tutumunun izlenmediği çoğu kentimizde çevreyolları üzerinde hızlı yapılaşmalar nedeniyle bu yolların çevreyolu niteliğinin hızla kaybolduğu, çevreyolunun yakın çevresinde yoğunlukların düşürülmesi, gelişmenin sınırlanması, çevreyoluna dönük değil kendi iç bölgelerine dönük biçimde işleyecek açık alan kullanımları yaratılması şeklinde bir planlama ilkesinden hareket edilmesinin en doğru planlama yaklaşımı olacağı gibi tespitlerde bulunularak, çevreyolu civarında yer alan imar alanlarının doğru şekilde planlanmasının önem arz ettiğinin çok boyutlu bir yaklaşımla ortaya konulduğu,<br>Bu kapsamda, bahsi geçen çevreyolunun bir kısmının davacı Belediye sınırlarında bulunduğu anlaşılmakla, davacı ve müdahil davalı Belediyenin çevreyolu civarındaki imar planlarının tek elden düzenlenmesi ve planlanması hususu ile her iki Belediye sınırlarının birbirine çok yaklaşmış olması nedeniyle imar planlarındaki etkileşimin yönetilmesi hususunun önemli olduğu,<br>Yine, genel imar düzeni açısından değinilmesi gereken başka bir hususun ise, davacı Belediyenin şehir plancısının bulunmaması nedeniyle, her ne kadar imar planları mevcut olsa dahi söz konusu planların uygulanmasında karşılaşabilecek eksiklik ve aksaklıklar olduğu, nitekim bilirkişi raporunda, planın uygulanması sürecinde belirli güçlüklerle karşılaşabileceği, ancak bunun bir deneyim ve öğrenme süreci olduğunun vurgulandığı,<br>Bu nedenle, hem çevreyolu etrafındaki yapılaşma noktasında gerekli hassasiyetin gösterilmesi açısından hem de davacı belediyenin gerek yakınlığı gerek imar planı ve yapılaşmasıyla müdahil davalı Belediyenin devamı haline gelmesi nedeniyle imar planlarının hazırlanması ve uygulanmasında yeknesaklığın sağlanması için davacı Belediyenin müdahil davalı Belediyeye katılmasında genel imar düzeni açısından gereklilik bulunduğu sonucuna varıldığı,<br>Bu itibarla, 5393 sayılı Kanun'da katılmanın gerçekleşmesi için mesafe şartının yanında genel imar düzeni veya temel altyapı hizmetlerinin gerekli kılması koşulundan birinin yeterli olması ve uyuşmazlık özelinde genel imar düzeni açısından gerekliliğin bulunduğu sonucuna ulaşılması nedeniyle dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Yüksek mahkeme tarafından mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu üzerinden raporda taraflarının tüzel kişiliğinin korunması gerektiğinin ortaya konulduğu, taraflarınca temel altyapı gereksinimlerinin sağlandığı, bu bakımdan Uşak Belediyesine katılmayı gerektirir bir halin bulunmadığı, tüzel kişilik mevcut iken yapılan altyapı ve imar çalışmaları kendine yetmekte iken yetkilerin Uşak Belediyesine verilmesi nedeniyle hizmetlerin kalitesinin düşeceği, oluşacak imar hareketleri nedeniyle Bölme yerleşmesinin yapısının bozulacağı, bu itibarla Bölme Belediyesinin genel imar düzeninin Uşak Belediyesine katılmasını gerektirdiğine yönelik Daire kararının hatalı olduğu, Uşak Belediyesinin gereğinden fazla şekilde planlanmış kentsel gelişme sorunları ile karşı karşıya olduğu, dava konusu işlem neticesinde Uşak Belediyesinin çok daha geniş bir alanda hizmet sunmak zorunda kalacağı, bu yönüyle merkezileşmenin sağlıklı bir gerekçesinin bulunmadığı, hükme esas alınabilecek nitelikteki bilirkişi raporuna itibar edilmemesinin hukuka aykırı olduğu, davalı idare işleminin kamu yararına hizmet etmediği iddialarıyla Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, <br>Davalılar yanında müdahil tarafından, Genel imar düzeni açısından yapılan değerlendirmelerde dava konusu işlemlerin son derece yerinde olduğu, Bölme Belediyesi ile Uşak Belediyesinin bütünleşik bir hale geldiği, imar planları ve yapılaşmalar dikkate alındığında, neredeyse iç içe geçen ve devam niteliğinde olan bir hal aldığı, yapımı devam eden çevre yolunun dikkate alınarak değerlendirmelerde bulunulduğu, doğru şehir planlaması ve planlamalardaki yeknesaklığın sağlanmasının yerinde olacağı, daha sağlıklı bir plan yapım süreci, şehrin gelişim yönlerinin değerlendirilmesi ve ortaya çıkan ihtiyaçlar, nüfus ve büyüme potansiyellerinin değerlendirilmesiyle dava konusu işlemlerin yerinde olduğu, şehir içi ulaşım açısından Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü tarafından gerekli denetimler yapılarak aksamaya yer vermeyecek bütün önlemlerin alındığı, söz konusu yerde halen altyapı çalışmaları, yolların standarta uygun olarak yapılması ile ilgili çalışmaların tüm hızıyla sürdüğü belirtilerek Daire kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 28/02/2024 tarih ve E:2018/1600, K:2024/949 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Kesin olarak, 06/11/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br><br>KARŞI OY <br><br>X- Dava; 16/03/2018 tarih ve 30362 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uşak ili, Merkez ilçesine bağlı Bölme Belediyesinin tüzel kişiliğinin kaldırılarak Uşak Belediyesi sınırları içine katılmasının 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca uygun görülmesine ilişkin müşterek kararnamenin iptali istemiyle açılmıştır.<br>5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi" başlıklı 11. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, "Meskun sahası, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına, 5.000 metreden daha yakın duruma gelen belediye ve köylerin tüzel kişiliği; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda, Danıştay'ın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığı'nın teklifi üzerine müşterek kararname ile kaldırılarak bu belediyeye katılır. Tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin mahalleleri, katıldıkları belediyenin mahalleleri haline gelir. Tüzel kişiliği kaldırılan belediye ile köylerin taşınır ve taşınmaz mal, hak, alacak ve borçları katıldıkları belediyeye intikal eder." hükmü yer almaktadır.<br>Yukarıda yer verilen düzenlemeye göre, bir belediyenin tüzel kişiliğinin sona erdirilebilmesi için belediyenin meskun sahasının, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına 5.000 metreden daha yakın duruma gelmesi şartı ve genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması şartı olmak üzere iki şart öngörülmüştür.<br>Uyuşmazlıkta, 5393 sayılı Kanun'da aranılan mesafe şartının gerçekleştiği noktasında herhangi bir çekişme bulunmamaktadır. Belediyenin tüzel kişiliğinin sona erdirilebilmesi için gereken ikinci şart olan genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması şartından temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması bakımından, Sekizinci Daire tarafından istinabe yoluyla yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, temel altyapı hizmetleri açısından davacı Belediyenin kendine yeterli düzeyde olduğu, bu açıdan müdahil belediyeye katılmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığı ortaya konulmuştur. <br>Bununla birlikte, genel imar düzeninin gerekli kılması bakımından ise, bilirkişi raporunda, "Bölme Belediyesinin tüzel kişiliğinin var olduğu zamanda yapılan planlar ile düşük yoğunluklu ve az katlı yapılaşmaların başladığı, kendi kendine yeterli olan bir altyapı ve ulaşım sistemi olduğu, genellikle bahçeli ve ayrık nizam villa tipi yapılaşmalar ile sayfiye olarak kullanılan arazilerin olduğu, ayrıca davacı belediyenin tüzel kişiliği var iken yapmış olduğu altyapı ve imar çalışmaları kendine yeterken yetkilerin Uşak Belediyesi'ne verilmesi nedeni ile hizmetlerin kalitesinin düşeceği, oluşacak imar hareketleri nedeniyle Bölme yerleşmesinin yapısının bozulacağı izlenimi oluştuğu, <br>Nüfus açısından her iki belediyede de nüfusun belirli bir doygunluğa ulaştığı, bu nedenle olağanüstü bir durum yaşanmadıkça yerleşmelerde var olan istikrarlı durumun varlığını sürdüreceğini kestirmenin zor olmadığı, Uşak kentinin geçmiş planlamaların sonucunda gereğinden fazla planlanmış gelişme alanları sorunu ile karşı karşıya olduğu, bunun Uşak Belediyesi üzerinde özellikle altyapı ve belediye hizmetlerinin sunumunda önemli mali baskılar oluşturması ve yönetim güçlükleri yaratmasının kaçınılmaz gözüktüğü, <br>Çevreyolunun her iki yerleşmenin yeni gelişme alanları arasında mesafe koşulunu değiştiren yeni bir sınır oluşturduğu, çevreyolunun erişim kontrollü yol olması, yolun çevrelediği bölge ile çevreyolu dışında kalan bölge arasındaki bütünleşme olanaklarını sınırladığı, kuş uçuşu birbirlerine komşu olan yerleşmelerin çevreyolunun erişim kontrolü nedeniyle komşuluklarını yitirecekleri, çevreyolunun kentsel nitelikleri güçlü Uşak ile tarımsal niteliği öne çıkan ve büyük oranda bağ bahçe düzenine sahip az katlı yapılaşmaları barındıran Bölme arasında bu biçimde bir sınır ve eşik oluşumu olarak olumlu değerlendirilmesi gerektiği, çevreyolunun farklı yapılaşma koşullarına sahip olması gereken ve farklı iktisadi bünyeye sahip iki yerleşmeyi anlamlı biçimde ayıracağı,<br>Çevreyollarının kentsel gelişmeyi dış bölgelere sıçratma aracı olmadığı, her iki yerleşme planları izlendiğinde daha fazla Uşak Belediyesi yerleşim alanları açısından bu tehlikenin var olduğu, yapımı devam eden çevreyolunun her iki yerleşmenin yeni gelişme alanları arasında mesafe koşulunu değiştiren yeni bir sınır oluşturduğu, sürdürülebilirlik ve tarımsal potansiyelin korunması açısından çevreyolunun gerekli ve anlamlı bir sınır ve eşik olduğu" belirtilmiştir.<br>Buna göre, bilirkişi raporunda, davacı Belediye ile müdahil Belediyenin imar planları ve yapılaşma açısından birbirinden tamamen farklı özellik gösterdiği vurgulanmış; her iki belediyenin nüfus yoğunlukları açısından belli bir doygunluğa ulaşmış ve imar planlarının yapılmış olması nedeniyle mevcut istikrarlı durumun devam edeceği ortaya konulmuştur. Ayrıca, her ne kadar Uşak Belediyesi imar planları davacı Belediyenin imar sınırlarına dayanmış ise de, müdahil Belediyenin gereğinden fazla planlanmış gelişme alanları sorunuyla karşı karşıya olduğu, davacı Belediyenin katılımıyla bu durumun artış göstereceği ve Uşak Belediyesi'nin söz konusu gelişme alanları nedeniyle bir kentsel saçılma problemi yaşadığı belirtilmiştir.<br>Bilirkişilerin çevreyolu konusundaki tespitlerine gelince, raporda çevreyolu çevresinde dikkatli bir planlama ve yapılaşma denetimi izlenmesi gerektiği, aksi halde gelişme eğilimlerinin çevreyolu üzerine taşınması ve sıçraması tehlikesi olduğu belirtilmekle birlikte, bu hususun planlama sırasında dikkat edilmesi gereken bir öneri niteliğinde bildirildiği, çevreyolunun birbirinden farklı özellik gösteren her iki belediyeyi tam olarak birbirinden ayırmış olmasının olumlu görüldüğü, ayrıca çevreyolu civarında yapılaşma tehlikesinin Uşak Belediyesi yönünden daha fazla söz konusu olduğu ortaya konulmuştur.<br>Sonuç olarak, her iki belediyenin imar planlarının yapılmış olması ve nüfus değişikliklerine kıyasla bu planların yeterli görülmesi, ayrıca her iki belediyenin yapılaşması ve kentsel gelişiminin farklı olmasından kaynaklı olarak çevreyolunun sınır oluşturacak olmasının bilirkişiler tarafından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmesi sebebiyle genel imar düzeni açısından davacı Belediyenin tüzel kişiliğinin sona erdirilmesinde Kanun'da aranılan şartın oluşmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Bu durumda, Bölme Belediyesinin tüzel kişiliğinin kaldırılarak Uşak Belediyesi sınırları içine katılması için Kanun'da öngörülen iki şartın birlikte gerçekleşmemesi nedeniyle dava konusu müşterek kararnamede hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı Belediyenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum. <br><br><br> <br><br><br><br></font></p></body></html>

imar