<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2024/1837 E.  ,  2025/1916 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2024/1837<br>Karar No : 2025/1916 <br><br>TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACILAR) <br> I- ... II- ...<br> VEKİLİ : Av. ...<br> 2- (DAVALI) ... Bakanlığı <br> VEKİLİ : Av. ...<br> <br>3- (DAVALI) ... Valiliği <br> VEKİLİ : Av. ...<br> <br> 4- MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA) ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVACILAR YANINDA) : 1- ...<br> 2- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca riskli yapı olarak belirlenmesini müteakip, binanın yıkılması sonrasında yeniden yapılacak binaya ilişkin olarak üçte iki üzerinde paydaş çoğunluğu ile alınan ortak karara katılmayan davacıların arsa paylarının, açık artırma ile 21/07/2016 tarihinde yapılan satış ihalesi işlemi ile davacılara ait taşınmazların hisse değerlerinin tespitine ilişkin işlemlerin iptali istenilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacılara ait taşınmazların hisse değerlerinin tespitine ilişkin işlemler yönünden davanın görev yönünden reddi, 21/07/2016 tarihinde gerçekleşen satış ihalesi yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusu, Bölge İdare Mahkemesince kesin olarak reddedilmiştir. <br>Davacılar tarafından yapılan bireysel başvuru neticesinde, Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve Başvuru No:... sayılı kararıyla, "İdare Mahkemesi kararında başvurucuların hisse miktarının değişmediğine ve dört işyerinin gerçekte tek bir bağımsız bölüm olduğuna vurgu yapılarak başvurucuların taşınmazın yeni paylaşım biçimine yönelik iddiaları değerlendirilmiş ise de, Bölge İdare Mahkemesince bu değerlendirmeleri içeren kısmın ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinden çıkardığı, Bölge İdare Mahkemesinin kabulüne göre Malikler Kurulu kararı davanın konusunu oluşturmadığı, oysa Malikler Kurulu kararı davanın konusunu oluşturmasa da başvuruculara teklif edilen yeni paylaşım şeklinin kabul edilmemesi satış kararının temel sebebini teşkil ettiği, satış kararının hukukiliğinin denetlenmesi başvurucuların yeni paylaşım şekline rıza göstermemelerinin haklı bir temele dayanıp dayanmadığının da incelenmesini gerektirdiği, yeni paylaşım şeklinin dengeli ve adil olup olmadığı incelenmeden satış kararının hukukiliği yönünden yapılacak bir denetimin gerçek manada yargısal bir denetim olduğundan söz edilemeyeceği, aksi takdirde idare mahkemesinin salt şeklî bir denetim yapmış olacağı, dolayısıyla Bölge İdare Mahkemesinin başvurucuların taşınmazın yeni paylaşım şekline yönelik itirazlarını inceleme dışı bırakan yaklaşımının Anayasa'nın 35. maddesinin devlete yüklediği gerekliliklere uygun bir denetim yapılmaması sonucunu doğurduğu; bu nedenle yeni paylaşım şeklinin ekonomik yönden dengeli olup olmadığının, İdare Mahkemesince gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle belirlenmesi" gerektiği; öte yandan, "İdare Mahkemesinin satış işlemine karşı açılan davanın reddedilmiş olduğunu gözeterek ihalenin hukuka uygun olduğuna karar verildiği, diğer bir ifadeyle İdare Mahkemesinin satış işleminin hukuka uygun olmasının otomatik olarak ihalenin de hukuka uygun olması sonucunu doğurduğu kabulünden hareket ettiği, İdare Mahkemesinin bu yaklaşımının, ihale işleminin tam bir hukuksal denetime tabi tutulmaması riskini ortaya çıkardığı, zira ihalenin yapılabilmesi için İdare tarafından satış kararı alınması zorunlu olsa da satış kararının bulunması ve hukuka uygun olması ihalenin hukuka uygunluğunun tek koşulu olmadığı ihalenin koşullarından biri de satışa çıkarılacak hisselerin değerinin İdarece usulüne uygun olarak tespit edilmesi olduğu, hisse değerinin tespitindeki usulsüzlüklerin de ihale işleminin hukukiliğini etkilediği, dolayısıyla İdare Mahkemesinin ihale işleminin hukukiliğinin denetimini satış kararının hukuka uygunluğunun incelenmesine indirgeyen yorumunun yargısal denetimi etkili olmaktan çıkardığı"; bu bağlamda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ve Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla kararın bir örneğinin, ... İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>Yeniden yargılama yapılarak verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E. ..., K:... sayılı kararıyla; 21/07/2016 tarihinde gerçekleşen ve müdahil ... üzerinde kalan dava konusu satış ihalesinin dayanağını oluşturan İstanbul Valiliği İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemine karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E. ..., K. ... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu bağlamda, davacılara ait hisselerin 21/07/2016 tarihinde açık artırma ile satışa çıkarılacağına ilişkin işlemin iptal edilmesi sebebiyle, aynı tarihte gerçekleşen ve müdahil ... üzerinde kalan ihale işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında; dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu ve taşınmazın değer tespite ilişkin uyuşmazlıkların, "malvarlığı haklarına" ilişkin olduğu hususu dikkate alındığında, uyuşmazlığında davacıların hisselerine ilişkin değer belirlenmesi işlemine ilişkin kısmının görüm ve çözümünün adli yargı yerine ait olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Belirtilen gerekçelerle, davacılara ait taşınmazların hisse değerlerinin tespitine ilişkin işlemler yönünden davanın görev yönünden reddine; 21/07/2016 tarihinde gerçekleşen satış ihalesi işleminin ise iptaline karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; İdare Mahkemesi kararınınstinaf başvurularına konu iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalılar ile davalı yanında müdahillerden ... tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br> İdare Mahkemesi kararının istinaf başvurusuna konu görev yönünden redde ilişkin kısmının ise, bu kapsamda iptali istenilen işlemin tahmin edilen bedel tespit raporu olduğu, anılan işlemin idarenin iç işleyişiyle ilgili olduğu, bu nedenle dava konusu edilen söz konusu işlemin, idari davaya konu kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinin bulunmadığından, bu kısım hakkında incelenmeksizin ret kararı verilmesi gerektiği, dolayısıyla davacının istinaf başvurusunun belirtilen gerekçe doğrultusunda reddine karar verilmiştir<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davacılar tarafından; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davacılara ait taşınmazların hisse değerlerinin tespitine ilişkin işlemlere ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br> 2- Davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu; davacılara ait taşınmazların hisse değerlerinin tespitine ilişkin işlemlerin kesin ve yürütülebilir nitelikte olmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin ret kararı verilmesi gerektiği belirtilmesine karşın, taraflarınca yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesinin tek başına bozmayı gerektirdiği ileri sürülmektedir.<br> 3- İstanbul Valiliği tarafından; bilirkişi raporundaki azınlık görüşünün hükme esas alınmasına karşın, neden çoğunluk görüş yerine azınlık görüşün hükme esas alındığına yönelik gerekçeye yer verilmediği, idare tarafından teşkil olunan bedel tespit komisyonunca bedelin mevzuata uygun biçimde tespit edildiği, riskli yapının yıkımından sonraki süreçte yeniden yapılacak uygulamaya esas yüklenici firma seçimine, yeni proje üzerinden yapılacak paylaşıma, sözleşmelerin içeriğine maliklerin arsa pay oranlarına göre üçte iki çoğunluk tarafından karar verildiği, alınan karar ve yapılan anlaşmaların maliklerin sorumluluğunda olduğu, davacılara teklif edilen paylaşımın adil olup olmadığının idareleri tarafından değerlendirilemeyeceği ileri sürülmektedir.<br> 4- Davalı yanında müdahil tarafından; bilirkişilerin oyçokluğu ile görüş bildirdiği, bu nedenle yeni bir bilirkişi heyetiyle yeniden keşif yaptırılması gerektiği, kat malikleri arasındaki ilişkilerin adli mahkemelerin görev alanına girdiği, işbu dava kapsamında bu bağlamda bir değerlendirme yapılamayacağı, davacıların yeni projede adil paylaşım olmadığı gerekçesiyle çoğunluk kararına karşı çıktıkları, ancak davacıların eski binadaki bağımsız bölümlerinin düşük kottaki katta kaldığı, bu bağlamda, yeni projede davacılara teklif edilen bağımsız bölümlerin adil paylaşıma aykırı olmadığı; öte yandan, yeni projenin başka biçimde yapılma olanağının bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : 1- Davacılar tarafından, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.<br> 2- Davalılar, davacılar yanında müdahiller ve davalılar yanında müdahil tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> <br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,<br>2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 21/07/2016 tarihinde yapılan satış ihalesi işlemine ilişkin kısmının oyçokluğuyla, davacılara ait taşınmazların hisse değerlerinin tespitine ilişkin işlemlere ilişkin kısmının ise oybirliğiyle ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/03/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi. <br><br><br>(X) KARŞI OY : :<br> Dava; İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca riskli yapı olarak belirlenmesini müteakip, binanın yıkılması sonrasında yeniden yapılacak binaya ilişkin olarak üçte iki üzerinde paydaş çoğunluğu ile alınan ortak karara katılmayan davacıların arsa paylarının, açık artırma ile 21/07/2016 tarihinde yapılan satış ihalesi işlemi ile davacılara ait taşınmazların hisse değerlerinin tespitine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılmıştır.<br> Dosyanın incelenmesinden; diğer kat maliklerince alınan karara katılmayan davacı tarafın arsa payı değerinin tespiti için yetkili firma tarafından, gayrimenkulun bulunduğu yerin konumu, yakın çevresi, bölge gelişimi, alt yapısı ve ulaşım imkanları, cadde ve sokağa olan cephesi, alan ve konumu, imar durumu gibi değerine etken olabilecek tüm özellikler gözetilerek hazırlanan rapor dikkate alınarak davalı idare tarafından oluşturulan bedel tespit komisyonunca, davacının arsa payının metrekaresinin 39.000,00-TL/m2 olarak tespit edildiği, idare tarafından tüm bu etkenler ve bölgedeki gayrimenkul fiyatları ve emsal satışlar dikkate alınarak, davacıların arsa payının metrekaresinin 39.000,00-TL/m2, davacıların arsa payının toplam satış değerinin 3.198.000,00-TL (... - 8/100 hisse), 799.500,00-TL (... - 1/50 hisse) ve 2.398.500,00-TL (... - 6/100 hisse) olduğu takdir edilmiş ve açık artırma sonucunda davacının arsa payının 3.200.000,00-TL (... - 8/100 hisse), 800.000,00-TL (... - 1/50 hisse) ve 2.400.000,00-TL (... - 6/100 hisse) üzerinden davalı yanında müdahil ...'ya satış işleminin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.<br> İdare Mahkemesi kararının 21/07/2016 tarihinde yapılan satış ihalesi işlemine ilişkin kısmında; 21/07/2016 tarihinde gerçekleşen ve müdahil ... üzerinde kalan dava konusu satış ihalesinin dayanağını oluşturan İstanbul Valiliği İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemine karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E. ..., K. ... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu bağlamda, davacılara ait hisselerin 21/07/2016 tarihinde açık artırma ile satışa çıkarılacağına ilişkin işlemin iptal edilmesi sebebiyle, aynı tarihte gerçekleşen ve müdahil ... üzerinde kalan ihale işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve İdare Mahkemesi kararının belirtilen kısmına karşı davalılar ve davalı yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının ise, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla reddedildiği görülmüştür.<br> ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E. ..., K. ... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Dairemizin 24/03/2025 tarih ve E:2024/2020, K:2025/1915 sayılı kararının karşı oyunda da belirtildiği üzere, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilen taşınmazın yıkılmasından sonraki süreçte, yeniden bina yaptırılmasına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı veya diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseler oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğunca karar verilmesi gerektiği; bu kapsamda bu karara katılmayan davacıların arsa paylarının satışına ilişkin işlemlere yönelik süreci yöneten davalı idarelerin, yıkımı yapılan taşınmazda yeni yapılacak binaya yönelik paydaş çoğunluğu ile alınan ve tarafı olmadığı hiçbir şekilde kararın içeriğini denetleme imkan, yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, bu konuda alınan kat malikleri kurulu kararına katılmayan davacıların bu kapsamdaki iddialarının ancak adli yargıda açılacak davada incelenebileceği; öte yandan, yıkımı yapılan taşınmazın arsa payının resmi kayıtlardaki nitelik ve özellikleri, mimari özelliği, altyapı ve ulaşım olanakları, konumu, mevkii, civardaki emsallar ve sair özellikler dikkate alınarak hazırlanan ve satışa dayanak oluşturan gayrimenkul değerleme raporunda yeterli tespit ve gerekçelere yer verildiği, ayrıca dava konusu satışın diğer bütün paydaşlara açık olduğu, bu nedenle rekabet ortamının oluştuğu, birim fiyatın belirlenmesi ve ihale sürecinde mevzuata aykırı bir sürecin işletildiğine ve rekabetin engellendiğine yönelik bir iddianın bulunmadığı hususları da göz önüne alındığında; 21/07/2016 tarihinde yapılan satış ihalesi işlemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken; kısmen davanın görev yönünden reddi, kısmen dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının kısmen reddi, kısmen gerekçeli reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının 21/07/2016 tarihinde yapılan satış ihalesi işlemine ilişkin kısmının bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum. <br><br><br><br></font></p></body></html>

ihale