<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/335 E. , 2025/934 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2025/335<br>Karar No : 2025/934 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-... <br> 2- ... <br> 3-...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DİĞER DAVACI :...(Müteveffa)<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Elektrik Üretim Limited Şirketi<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Kırklareli ili, Merkez ilçesi, ..., ... ve ... Köyleri, ... Mevkiinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Yeni RES (30 MWm/30 MWe - 15 Adet Türbin)" Projesi hakkında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen 13/10/2020 tarih ve 6048 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı"nda yer alan 15 adet türbin sayısının 7 adete düşürülmesine ve kurulu gücün 30 MWm/MWe'den 32,4 MWm/MWe'ye (6x 4,8 MWe / 4,8 MWm + 1x3,6 MWe / 3,6 MWm) çıkartılmasına yönelik değişiklik talebi üzerine, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 24. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca 13/10/2020 tarih ve 6048 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı"nın, "Yeni RES Proje Revizyonu" için de geçerli olduğuna ve proje revizyonu için ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br><br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; davacılardan ...'un dava devam ederken 17/08/2024 tarihinde hayatını kaybettiği ve dava konusu işlemin yalnızca davacı hakkında sonuç doğurduğu hususu birlikte değerlendirildiğinde, hayatını kaybeden davacılardan ... yönünden dilekçenin iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Diğer davacılar yönünden ise, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; Kırklareli ili, Merkez ilçesi, ..., ... ve ... Köyleri,... Mevkiinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Yeni RES (30 MWm/30 MWe - 15 Adet Türbin)" Projesi hakkında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen 13/10/2020 tarih ve 6048 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı"nda yer alan 15 adet türbin sayısının 7 adete düşürülmesine ve kurulu gücün 30 MWm/MWe'den 32,4 MWm/MWe'ye (6x 4,8 MWe / 4,8 MWm + 1x3,6 MWe / 3,6 MWm) çıkartılmasına yönelik değişiklik talebi üzerine, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 24. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca 13/10/2020 tarih ve 6048 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı"nın, "Yeni RES Proje Revizyonu" için de geçerli olduğuna ve proje revizyonu için ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, türbin sayısının 15 adetten 7 adete düşürülmesinin ve kapasitelerinin 2MW'ten 3,6 MW ve 4,8 MW'a çıkarılmasının gürültü kirliliği açısından olumsuz bir etki yaratmayacağı, yine aynı durumun ÇED raporunda kabul edilebilir sınırlar dahilinde iklime etkisi açısından herhangi bir değişiklik yaratmayacağı, inşaat açısından ise kullanılacak toplam alanın 3.375 m²'den 1.575 m²'ye düşmesi nedeniyle daha az inşaat ve kazı yapılması nedeniyle etkilerinin azaldığı, türbinlerin yer alacağı alanların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında herhangi bir buluntuya ve tarihi esere tesadüf etmediği, elektromanyetik alan etkisi açısından bir sakıncanın bulunmadığı, türbinlerin kurulacağı bölgeler belirlenirken, daha öncesinde vatandaşların ormanı tahrip ederek oluşturulan açıklık alanlara kurulmasına özen gösterildiği, elektrik iletim hattı boyunca oluşturulacak güvenli hattın aynı zamanda yangın emniyet şeridi olarak görev yapabileceği, kurulum aşamasında gerekli önlemlerin alınmasının zorunluluk arz ettiği, tarımsal açıdan herhangi bir olumsuz etki yaratmayacağı, floristik ve faunistik açıdan önemli türler açısından ÇED Raporunda bahsedilen ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir önlemlerin de alınmasıyla diğer enerji kaynaklarına nazaran daha kısıtlı zarar oluşacağı ve kamu yararı açısından RES santrali kurulmasının daha ağır bastığı, bölgenin ornito faunasına geri dönüşümsüz, katostrofik ve ornito faunanın tolerans sınırlarını aşacak boyutta olumsuz etkisiz olmayacağı, depremsellik açısından bölgede diri bir fay bulunmadığı ve bölgenin ülkemizde depremden en az etkilenen yerler arasında olduğu, RES yapılarının temel boyutları sınırlı olduğundan yeraltı sularını etkileyecek bir durumun bulunmadığı, bölgenin hidrojeolojik koşullarını olumsuz etkilemeyeceği; bu nedenle davalı idare tarafından 13/10/2020 tarih ve 6048 sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilen projeye ilişin olarak yapılan değişiklik talebine istinaden, ÇED Yönetmeliği'nin 24. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığına yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Belirtilen gerekçelerle davacılardan ... yönünden dilekçenin iptaline, diğer davacılar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacıların 3 farklı avukat tarafından temsil edilmesine karşın, bilirkişi raporunun sadece avukatlardan birine tebliğ edildiği; 13/10/2020 tarih ve 6048 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı" uyarınca yapılması planlanan 15 adet türbinin, 7 adete düşürülmesine ve kurulu gücün artırılmasına karar verildiği, sayıları azaltılan ve güçleri artırılan rüzgar türbinlerinin konumlarında değişiliğe gidilmesine karşın, bu hususun hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirilmediği, yerleri değiştirilen rüzgar türbinlerin su kaynaklarının ve tarım alanlarının üzerine geldiği, öte yandan, bilirkişi heyetinde arkeologun da bulunması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı tarafından; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 24. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu, ÇED raporu ve eklerinde alınacak önlem ve yapım yöntemlerine ilişkin detaylı bilgilere yer verildiği, türbin sayısının 15'ten 7'ye düşmesi durumunda oluşacak çevresel etkileri, ÇED raporunun kapsadığına ilişkin bilirkişi görüşünün bulunduğu, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bu nedenle temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br> 2- Davalı yanında müdahil tarafından; davacılar vekili Av. ...'un tüm davacıların vekili olduğu, nitekim dava dilekçesinin de sadece anılan avukat tarafından imzalandığı, davacıların hükme esas alınan bilirkişi raporunun teknik olarak hatalı olduğuna yönelik itirazlarının subjektif değerlendirmeler içerdiği, rüzgar santrallerinin sayısının artırılmasının ve enerji ihtiyacının rüzgar santrallerden daha fazla oranda karşılanmasının, sera gazı emisyonları üzerinde olumlu etkileri olacağına yönelik bilimsel çalışmaların bulunduğu, bu nedenle davacıların temyiz istemlerinin reddedilmesi gerektiği savunulmuştur.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin "Olağanüstü durumlar ve özel hükümler" başlıklı 24. maddesinde "(1) Aşağıdaki projeler için uygulanacak ÇED sürecine ilişkin yöntem Bakanlıkça belirlenir: ... d) Teknoloji değişikliği uygulamak suretiyle, verim artırımına, doğal kaynak kullanımını azaltmaya ve/veya çevre kirliliğini azaltmaya yönelik yapılmak istenilen değişiklikler veya prototip üretim yapan projeler" hükmüne yer verilmiştir.<br>Dosyanın incelenmesinden; Kırklareli ili, Merkez ilçesi, Dereköy, Karadere ve Şükrüpaşa Köyleri, Ahlatlar Keleme Mevkiinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Yeni RES (30 MWm/30 MWe - 15 Adet Türbin)" Projesi hakkında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen 13/10/2020 tarih ve 6048 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı"nda yer alan 15 adet türbin sayısının 7 adete düşürülmesine ve kurulu gücün 30 MWm/MWe'den 32,4 MWm/MWe'ye (6x 4,8 MWe / 4,8 MWm + 1x3,6 MWe / 3,6 MWm) çıkartılmasına yönelik davalı yanında müdahilin değişiklik talebi üzerine, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 24. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca 13/10/2020 tarih ve 6048 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı"nın, "Yeni RES Proje Revizyonu" için de geçerli olduğuna ve proje revizyonu için ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin tesis edildiği, bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlıkta; 13/10/2020 tarih ve 6048 sayılı "ÇED Olumlu kararı" bulunan proje kapsamında Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 24. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca mevcut ÇED kararının geçerli kabul edilebilmesi ve yeni bir proje revizyonuna gerek görülmeden sürecin yürütülmeye devam edilebilmesi için; teknoloji değişikliği uygulanmak suretiyle gerçekleştirilmesi talep edilen rüzgar türbin sayısının azaltılması ve türbin kapasitenin artışına yönelik talebin, verim artırımına, doğal kaynak kullanımını azaltmaya ve/veya çevre kirliliğini azaltmaya yönelik olması gerektiği; olayda ise, mevcut 15 adet türbin sayısının 7'ye düşürüldüğü görülmekle birlikte, her bir türbin kapasitesinde ve toplam kurulu güçte artışa gidildiği görülmektedir.<br>Bu durumda; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin "Olağanüstü durumlar ve özel hükümler" başlıklı 24. maddesinde getirilen düzenleme ile, ÇED sürecine ilişkin yöntem konusunda istisnai biçimde belirleme yapma yetkisi tanındığı; istisnai nitelikteki söz konusu düzenlemenin dar yorumlanması gerektiği, dolayısıyla olayda, her ne kadar mevcut türbin sayısının 15'ten 7'ye düşürüldüğü görülmekte ise de; türbin kapasiteleri ve toplam kapasitede artışa gidildiği dikkate alındığında, yapılması planlanan değişikliğin, yeni bir ÇED sürecinin işletilmesini gerekli kıldığı, daha yüksek kapasiteli türbinlerin her birinin ayrı ayrı ve birlikte çevre üzerinde olumlu veya olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz etkilerinin önlenmesi veya bu etkilerin, çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin de yer aldığı yeni bir ÇED sürecinin işletilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla davalı yanında müdahilin değişiklik talebi üzerine, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 24. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, 13/10/2020 tarih ve 6048 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı"nın, "Yeni RES Proje Revizyonu" için geçerli olduğuna ve proje revizyonu için ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığına ilişkin tesis edilen Çevre ve Şehircilik Bakanlığının dava konusu ...tarih ve ... sayılı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığından, kısmen davanın reddi, kısmen dilekçenin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının temyiz edilen davanın reddine ilişkin kısmının bozularak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin reddine,<br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyiz edilen kısmının ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br> 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 11/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X) KARŞI OY : <br>2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış; 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.<br> 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Kapsam Belirleme ve İnceleme Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine gerçekleşmesinde sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." hükmüne, 7. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) EK-I listesinde yer alan projelere b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne; 24. maddesinde "(1) Aşağıdaki projeler için uygulanacak ÇED sürecine ilişkin yöntem Bakanlıkça belirlenir: a) Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi işlemleri, doğal afetler sonucu yıkılan, bozulan, tahrip olan veya hasar gören herhangi bir yatırımın bulunduğu yerde kısmen veya tümü ile yeniden gerçekleştirilmesi planlanan projeler, b) ÇED Yönetmeliğine tabi olmayan veya Seçme Eleme Kriterlerine tabi olduğu halde proje sahibinin ÇED Raporu hazırlanması talebi üzerine Bakanlıkça uygun görülen projeler, c) Organize Sanayi Bölgeleri, İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri, Endüstri Bölgeleri, Serbest Bölgeler ile Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde kurulması planlanan projeler, ç) Stratejik Çevresel Değerlendirme yapılan alanlarda kurulması planlanan projeler, d) Teknoloji değişikliği uygulamak suretiyle, verim artırımına, doğal kaynak kullanımını azaltmaya ve/veya çevre kirliliğini azaltmaya yönelik yapılmak istenilen değişiklikler veya prototip üretim yapan projeler, e) Ek-1 listesi veya ek-2 listesinde olup, eşik değeri olmayan projelerde yapılacak her türlü değişikliği içeren projeler, f) “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelerde yapılacak kapasite artışı ve/veya genişletilmesi planlanan projeler." hükmüne yer verilmiştir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.<br>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.<br>Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince Çevre Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Orman Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Elektrik Mühendisi, Biyolog, Ornitolog ve Şehir Plancısından oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; hazırlanan bilirkişi raporunda "dava konusu alanda türbin sayısının 15 adetten 7 adete düşmesinin çevresel olumsuz etkileri arttırmadığı aksine <br>düşürdüğü, ÇED raporunun, türbin sayısının 15 adetten 7 adete düşmesi durumunu da, oluşacak çevresel <br>etkileri kapsaması, proje alanı ya da koordinatları değişmemesi sebebiyle yapılacak Rüzgar Enerjisi Santrali faaliyeti için tekrardan ÇED süreci uygulanmasına gerek olmadığı" yolunda görüş bildirildiği görülmekte ise de; 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 24. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, uygulanacak ÇED sürecine ilişkin Bakanlıkça yöntem belirleme yetkisinin kullanılabilmesi için teknoloji değişikliği uygulamak suretiyle, verim artırımına, doğal kaynak kullanımını azaltmaya ve/veya çevre kirliliğini azaltmaya yönelik yapılmak istenilen değişiklikler veya prototip üretim yapan projenin bulunması gerektiği; bu kapsamda davacıların iddia ettiği üzere, türbin sayısının yerlerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu kapsamda öngörülen değişikliğin çevresel etkilerinin, 13/10/2020 tarih ve 6048 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı" kapsamında planlanan projeye kıyasla verim artırımına, doğal kaynak kullanımını azaltmaya ve/veya çevre kirliliğini azaltmaya yönelik teknoloji değişliği içerip içermediği hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden; yeni bir bilirkişi heyetiyle, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla düzenlenecek rapor dikkate alınarak işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden; İdare Mahkemesi kararının eksik incelemeye dayalı olarak verilen temyiz edilen davanın reddine ilişkin kısmının, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere bozulması gerektiği görüşüyle; aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>
ihale