<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3309 E. , 2025/457 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2024/3309<br>Karar No : 2025/457 <br><br>TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : <br>1- ... <br> 2-... <br>... <br>7- ... <br>8- ... <br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVACILAR YANINDA): ... Derneği<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : ..., Hukuk Müşaviri <br><br>MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) : 1- ... Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi<br>VEKİLİ : Av. ... <br>2- ... <br>... <br>12- ...<br>13- ...<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Artvin İli, Yusufeli İlçesi, ... ve ... Köyü sınırları içerisinde davalı yanında müdahillerden ... Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan "Damla Regülatörleri HES (45,131 MW), Beton Santrali ve Konkasör Tesisi" projesiyle ilgili olarak Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 24/06/2014 tarihinde kesinleşmesinden sonra ilk davanın davacıları olan on iki kişi tarafından yapılan bireysel başvuru neticesinde, Anayasa Mahkemesinin 25/12/2018 tarih ve Başvuru No:2014/14359 sayılı kararıyla; Hafız Arslan Peker, Cevdet Bilgin, Veli Uzun, İbrahim Uzun, Ali Uzun, Mustafa Acar, Sayım Aydın ve Ahmet Çavuş yönünden Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği ve erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Mahkemece yeniden yargılama yapılması gerektiği yolundaki kararı üzerine, yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 04/06/2020 tarih ve E:2020/2342, K:2020/4847 sayılı kararıyla yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 09/12/2021 tarih ve E:2021/10086, K:2021/13699 sayılı kararıyla ek bilirkişi raporu alınarak veya gerekirse yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, inşaat mühendisi, jeoloji mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, maden mühendisi, harita mühendisi ve iki biyologtan oluşan bilirkişi heyeti ile mahallinde yeniden yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu Damla Regülatörleri ve HES Projesi'nin yapılması planlanan alandan veya yakın çevresinden geçen veya söz konusu alanı doğrudan etkileyen herhangi bir aktif fayın gözlenmediği, proje alanında herhangi bir aktif ya da eski ve/veya sığ heyelan alanlarının bulunmadığı, faaliyetin yapılacağı güzergâh boyunca yüzeylenen kayaçların fiziksel özellikleri ile hidrojeolojik, litolojik, süreksizlik, çatlak sistemleri ve tektonik özelliklerin detaylı olarak irdelendiği bir jeolojik-jeoteknik raporunun bulunduğu, stabilite sorunları yaşanacak alanlarla ilgili olarak alınabilecek önlemlerin ÇED raporunda net olarak ortaya konulduğu, dava konusu projenin yeraltı suyu açısından sahaya olumsuz bir etkisinin olmayacağı, çevre mühendisliği açısından da ÇED raporunun usulüne uygun olarak hazırlandığı, proje kapsamında asgari gereklilikleri taşıdığı, yeterli sayıda uzman personelin katkısı ve yeterliliği ile hazırlandığının tespit edildiği, proje kapsamında yapılacak patlatmaların ÇED raporunda ifade edildiği şekliyle uygunsuzluk içermediği, toz ve gürültü kirliliği ile katı, sıvı ve gaz atıklar için ÇED raporunda beyan/taahhüt edilen ve planlanan uygulamaların yerinde olduğu, bilimsel metodlar açısından yeterli olduğunun görüldüğü, balık geçitleri için planlanan uygulamalar ile can suyu için yapılan hesap ve taahhütlerin yerinde olduğu, faaliyet alanına özgü lokal endemik bitki ve hayvan türlerinin bulunmadığı, bunların çok geniş bölgede yayılış gösterdiği, uygun can suyu bırakılması durumunda sucul yaşamın bu proje faaliyetlerinden geri dönüşümsüz şekilde etkilenmeyeceği, bölgede yapılan floristik çalışmaların çok geniş bir coğrafyayı kapsadığı, proje alanına veya onun etki alanına ait çok lokal bir endemik tür tespit edilmediği, bu nedenle de bitki ya da hayvan yaşamını etkileyecek bir durumun olmadığı, bölgede yaşayan kelebek ve kuş türlerinin hareketli canlılar olduğu, bölgede bu canlılar için uygun ekolojik şartlara sahip farklı alanlar olduğu, bu canlıların uygun ortamlara hareket edebileceği, bölgedeki tüm bitkisel ve hayvansal canlıların yaşamlarını sürdürebilmesinde yüklenici firma taahhütlerinin ve faaliyetlerin devletin ilgili kurumları tarafından kontrol edilmesinin son derece önemli olduğu ve projenin bölgedeki flora ve fauna üzerinde geri dönüşümü mümkün olmayacak olumsuz bir etki oluşturmayacağı, proje sahasında tarım alanı, balık çiftliği, değirmen ve benzeri su kullanımını gerektirir işletme, yapı ve tesislerle ilgili olarak yapılan tespitlere ÇED raporunda yer verildiği, ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınarak ilgili kurumlarca ihtiyaç olarak belirlenen su debisinden fazlasının regülatör alanından dere yatağına bırakılacağı, projenin, proje sahası çevresinde yaşayan köy sakinlerinin geçimini sağladığı tarım, hayvancılık, arıcılık ve zirai faaliyetlerini olumsuz yönde etkilemeyeceği, yöredeki tarım arazileri, su değirmeni ve hayvan içme suyu için ihtiyaç duyulan su debisi miktarlarının bilimsel veriler kullanılarak hesaplanmış olduğu ve yapımı planlanan Damla Regülatörü ve HES projesine ait iletim hatları doğal zemin altında tünele alınarak isale edileceğinden HES’lerin bölgedeki bitkisel toprağa zarar vermeyerek, zirai ve tarımsal faaliyetleri olumsuz etkilemeyeceği, proje alanında yapılacak faaliyetlerin ormanlar ve ormancılık çalışmaları üzerinde herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı, dava konusu Damla Regülatörleri ve HES projesi için hazırlanan ve olumlu sonuç alınan nihai ÇED raporu ve eklerinin tesisin işletmeye geçirilmesini sağlayacak şekilde yeterli uzman personel nezaretinde mevzuatın gerektirdiği ölçüde ele alınarak hazırlandığı, belirlenen depolama alanlarının bölgenin arazi yapısı ve yağış rejimi göz önüne alındığında, proje için yığın yüksekliklerinin 2 m olarak belirlenmesinin projenin inşaatı süresince hafriyat depolamadan kaynaklı çevresel sorunları (kayma, heyelan, tozlanma, dere yatağında kirlilik, görüntü kirliliği vb.) en aza indireceği, ÇED raporunda belirtilen tedbirlerin alınması halinde inşaat ve işletme aşamasındaki faaliyetlerin çığ ve selden etkilenmeyeceği ve projenin sosyal ve ekonomik yönden bölgeye katkı sağlayacağı, ayrıca dava konusu "ÇED Olumlu" kararının revize proje için de geçerli olduğuna karar verildiği de dikkate alındığında, çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin alınacak önlemler sonucu bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu görülen "Damla Regülatörleri HES (45,131 MW), Beton Santrali ve Konkasör Tesisi" projesiyle ilgili verilen 27/04/2009 tarih ve 1688 sayılı "ÇED Olumlu" kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, bilirkişi raporunda flora ve fauna ile ilgili 2009 tarihli ÇED raporu yetersiz olmasına rağmen, 2022 proje tanıtım dosyası (PTD) ile giderildiğinin belirtilmiş ise de, söz konusu eksikliğin hangi mevsimde kaç gün süreyle arazi incelemesi yapıldığının ve nasıl bir çalışma yapıldığının ortaya konulmadığı, ÇED raporu ve bilirkişi raporunun aksine sulama kanalı bulunduğu halde bu durumun yok sayıldığı, bölgenin yaban hayatı koruma sahasında kaldığı ve milli park sınırında olduğu, çığ riski konusunda ÇED raporunda hiçbir değerlendirmenin bulunmadığı, kaya düşme riskinin bilirkişi raporunda dikkate alınmadığı, bölgenin fauna yapısının eksik bir şekilde ortaya konulduğu, Danıştay Altıncı Dairesinin bozma gerekçesinde yer alan hususlar ile önceki bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar ve temyiz dilekçesindeki hususlar değerlendirilmeden bilirkişi raporunun hazırlandığı, özellikle bölgenin topoğrafik yapısı dikkate alındığında, çığ ve heyelan yönünden değerlendirme yapılması gerektiği, ayrıca bölgenin ekolojik özelliklerine yönelik sunulan bilimsel veriler hakkında değerlendirme yapılmamasının adil yargılanma hakkının ihlali olduğu, diğer taraftan, Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararında, Mahkemece yaptırılan ilk iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesinin ve 2009 yılından bu yana geçen süre dikkate alındığında, ÇED raporunun revize edilmesi gerekip gerekmeyeceğinin değerlendirilmesinin istenildiği ancak bilirkişilerce bu yönde değerlendirme yapılmadığı, ayrıca projede yapılan değişikliklerin de revize ÇED raporu hazırlanmasını gerektirip gerektirmediğinin bilirkişi raporunda tartışılmadığı, bilirkişi raporunda, bölgenin topoğrafik yapısı dikkate alınarak projenin inşaat ve işletme aşamasındaki faaliyetlerin, çığ ve heyelan olaylarına etkisinin incelenmediği, diğer projelerle kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmadığı, proje alanı ve çevresinin, Kaçkar Dağları sürdürülebilir orman kullanımı ve koruma projesi ile yaban hayatı koruma ve yetiştirme alanı kapsamında yer aldığı, bu yönleriyle ve projenin bölgenin flora ve faunasına etkisi bakımından değerlendirilmediği, revize edilen proje ile tünellerin planladığı, dolayısıyla tünelden daha fazla malzeme çıkacağı, tünel için daha fazla malzeme kullanılacağı açık olduğu halde, bilirkişilerce önceki değerler üzerinden hesaplama yapıldığı, başka bir deyişle, ÇED raporuyla revize durumun örtüşmediği ve bilirkişilerce yapılan değerlendirmelerin revize öncesine ilişkin olduğu, ÇED raporunda pasa depolama alanı gösterilen 4 ayrı yerin aynı zamanda şantiye ve başka tesisler için gösterildiği, dolayısıyla bu çelişkili durumun açıklanmadığı, ÇED raporunda tarımsal sulama ihtiyacı için mansap su hakları raporunun düzenlenmediği, bilirkişilerin flora ve patlatmanın fauna üzerindeki etkileriyle ilgili yaklaşımlarının gerçekçi olmadığı, patlatmanın etkilerinin tam olarak ortaya konulmadığı, sonuç olarak dosya kapsamında önceki aşamalarda düzenlenen bilirkişi raporları arasındaki çelişkili hususların hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklığa kavuşturulmadığı, eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı idare tarafından, dosya kapsamında düzenlenen tüm bilirkişi raporlarında Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararında yer alan tüm hususların açıklığa kavuşturulması nedeniyle temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar dikkate alındığında, temyize konu kararın bozulmasını gerektiren bir durumun olmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br> 2- Davalı yanında müdahil tarafından, 2019 tarihinde onaylanan mansap su hakları raporuna göre can suyu dışında tarımsal kullanım amaçlı suyun bırakılacağının taahhüt edildiği, milli park veya yaban hayatı gibi duyarlı yörelerin projenin yapılmasından olumsuz etkilenmeyecekleri bir mesafede bulundukları, çevresel etkilerin en aza indirgemek için bazı proje ünitelerinin yapımından vazgeçildiği, dolayısıyla kök bilirkişi ve ek bilirkişi raporları ile güncel duruma göre yapılan değerlendirmede ÇED raporunun yeterli olduğunun ortaya konulduğu, nitekim flora ve fauna ile ilgili yapılan çalışmaların bilirkişi raporunda yeterli bulunduğu, can suyu ile ilgili ÇED raporunda yer alan hesaplamaların bilimsel ve gerçekçi olduğunun bilirkişi raporunda ifade edildiği, bilirkişi raporunda patlatmanın olumsuz bir etkisinin olmayacağı yönünde değerlendirme yapıldığı, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile mahkeme kararının, karşı oyda belirtilen gerekçeyle bozularak, dava konusu işlemin iptal edilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Temyiz isteminin reddine,<br> 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br> 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 15/01/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br> <br>(X) KARŞI OY : <br> 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. ... (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. ..." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, "Olağanüstü durumlar ve özel hükümler" başlıklı 24. maddesinde; "(1) Aşağıdaki projeler için uygulanacak ÇED sürecine ilişkin yöntem Bakanlıkça belirlenir: a) Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi işlemleri, doğal afetler sonucu yıkılan, bozulan, tahrip olan veya hasar gören herhangi bir yatırımın bulunduğu yerde kısmen veya tümü ile yeniden gerçekleştirilmesi planlanan projeler, b) ÇED Yönetmeliğine tabi olmayan veya Seçme Eleme Kriterlerine tabi olduğu halde proje sahibinin ÇED Raporu hazırlanması talebi üzerine Bakanlıkça uygun görülen projeler, c) Organize Sanayi Bölgeleri, İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri, Endüstri Bölgeleri, Serbest Bölgeler ile Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde kurulması planlanan projeler, ç) Stratejik Çevresel Değerlendirme yapılan alanlarda kurulması planlanan projeler, d) Teknoloji değişikliği uygulamak suretiyle, verim artırımına, doğal kaynak kullanımını azaltmaya ve/veya çevre kirliliğini azaltmaya yönelik yapılmak istenilen değişiklikler veya prototip üretim yapan projeler, e) Ek-1 listesi veya ek-2 listesinde olup, eşik değeri olmayan projelerde yapılacak her türlü değişikliği içeren projeler, f) “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelerde yapılacak kapasite artışı ve/veya genişletilmesi planlanan projeler." kuralına yer verilmiştir.<br>Uyuşmazlıkta; yargılama süreci devam ederken 5 regülatör (Damla I-II-III-IVA-IVB) ve 4 HES (Damla I-II-III-IV) ünitesinden oluşan projede, proje sahibi şirket tarafından 2 regülatör (Damla III ve IVB) ile 2 HES (Damla III-IV) ünitesinin yapımından vazgeçildiği belirtilerek, proje revizyonunun ÇED Yönetmeliği kapsamında yeniden değerlendirilmesi istenilmiş, davalı idarece ... tarih ve ... sayılı işlemle projede yapılan revizyon ile ÇED Olumlu kararının dayanağı ÇED raporunda yer alan çevresel etkilerin azalacak olması nedeniyle dava konusu ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının değişikliklere ilişkin revize proje için de geçerli olduğu yönünde karar verilmiş ise de, söz konusu ... tarih ve ... sayılı işlemde ÇED Yönetmeliğinin hangi maddesine istinaden, dava konusu ÇED Olumlu kararının revize proje için de geçerli olduğunun belirtilmediği, Yönetmeliğin 24. maddesi incelendiğinde, maddede sayılan durumlarda projeler için uygulanacak ÇED sürecine ilişkin yöntemin Bakanlıkça belirleneceği düzenlenmiş ise de, bazı ünitelerin yapımından vazgeçilmesinin ve yapılması planlanan ünitelerin de yerlerinin değiştirilmesinin, söz konusu madde kapsamında değerlendirilebilecek husus olmadığı, projede yapılan revizenin ÇED raporuna yansıtılarak, Bakanlığa sunulmasından sonra ÇED Yönetmeliğinin Ek-1 listesinde yer alan projelere özgü sürecin işletilerek yeni bir ÇED kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla, fiili durumda projenin revize edildiği halde, yasal dayanağı bulunmaksızın geçerliliği devam ettiği belirtilen dava konusu "ÇED Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, Mahkeme kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile işin esasına girilerek verilen çoğunluk kararına katılmıyorum. <br><br><br><br></font></p></body></html>
ihale