<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/2622 E. , 2025/3043 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2025/2622<br>Karar No : 2025/3043 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İstanbul Sanayi ve Ticaret A.Ş<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ...<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 15/04/2025 tarih ve E:2021/6783, K:2025/2038 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: (Mülga) Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgesi'nin iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 15/04/2025 tarih ve E:2021/6783, K:2025/2038 sayılı kararıyla;<br>Davacı şirket tarafından, uhdesinde bulunan muhtelif hurda malzemelerin 02/10/2020 tarihlinde ihale ile satışının yapılmasının istenildiği, Makine Kimya Enstitüsü Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından söz konusu ihalenin iptali istemiyle ...İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda, anılan Mahkemenin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla ihalenin iptaline karar verildiği, bahse konu kararın da Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/06/2021 tarih ve E:2021/2023, K:2021/2406 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği;<br>Bunun üzerine davacı şirket tarafından, dava konusu Genelge'nin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı;<br>Öte yandan, 11/02/2017 tarih ve 29976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 21/01/2017 tarih ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hükümet sisteminin değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kabul edildiği ve anılan hükümlerin 09/07/2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdiği, bu Kanun'la yapılan değişiklikler kapsamında, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 8. maddesinde, daha önce Bakanlar Kurulu ile Cumhurbaşkanı tarafından birlikte kullanılan yürütme görev ve yetkisinin tek başına Cumhurbaşkanına ait olduğunun belirtildiği, Bakanlar Kurulunun düzenlendiği 109. maddenin ilga edildiği, ayrıca geçici 21. maddenin (F) fıkrasında, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler, tüzükler, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür. Yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında 152 nci ve 153 üncü maddelerin uygulanmasına devam olunur." kuralına; (G) fıkrasında ise, "Kanunlar ve diğer mevzuat ile Başbakanlık ve Bakanlar Kuruluna verilen yetkiler, ilgili mevzuatta değişiklik yapılıncaya kadar Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır." kurallarına yer verildiği;<br>Buna göre, halihazırda yürürlükte bulunan 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun ile 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu kararına dayanılarak çıkarılan ve Anayasa değişikliği sonrası Cumhurbaşkanınca yürürlükten kaldırılmayan dava konusu Genelege'nin hukuki geçerliliğinin sürdüğünün anlaşıldığı;<br>17/12/1937 tarih ve 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun'un 1., 2., 4., 5. ve 9. maddeleri, 15/03/1950 tarih ve 7457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı tarihinde yürürlükte bulunan 5591 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Kanunu'nun "Kuruma İntikal Edecek Tesisler" başlıklı 18. maddesi, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Ana Statüsü'nün 4. maddesi, 03/07/2021 tarih ve 31530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7330 sayılı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun'un "Kuruluş" başlıklı 3. maddesi, "Görev ve yetki" başlıklı 4. maddesinin 4. fıkrası, "Atıflar" başlıklı 9. maddesi, "Değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 10. maddesi, "Devir" başlıklı geçici 2. maddesinin 1. fıkrası, 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda Malzeme Alımına Ait Kararname ile dava konusu Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgesi'ne yer verilerek;<br>Uyuşmazlığın; İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iştiraki (belediye iktisadi teşebbüsü) olan davacı şirketin 3284 sayılı Kanun ve 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve dava konusu Genelge kapsamında bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı; <br>Hurda malzemelerin satış suretiyle devri yükümlülüğü getirilen idarelerin; dava konusu Genelge'nin dayanağı olan ve halihazırda yürürlükte bulunan 3284 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, "resmi daire ve müesseseler" şeklinde, 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Kararname'de, "Resmi Daire ve İdareler ve İktisadi Devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştirakler" şeklinde ifade edildiği, dava konusu Genelgede ise "kamu kurum ve kuruluşları" olarak tanımlandığı;<br>Bu itibarla, uyuşmazlığın çözümü için, öncelikle, 3284 sayılı Kanun'la devre yükümlü kılınan "resmi daire ve müesseseler" kavramının anlam ve kapsamının açıklığa kavuşturulması, ardından 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile dava konusu Genelge'de yükümlülüğe tabi olduğu belirtilen idarelerin dayanak Kanun'a uygun olarak belirlenip belirlenmediğinin irdelenmesi, son olarak da "belediye iştirakleri"nin niteliğinin ve bahse konu mevzuat kapsamına girip girmediğinin ortaya konulması gerektiği<br>Bu bağlamda, 3284 sayılı Kanun'un genel gerekçesine bakıldığında, Hükümetin teklif ettiği metinde "Devlet daireleri ile resmi müe<br>sseselerde" şeklinde yer alan ibarenin, encümen değişiklikleri sonucunda "Resmi daire ve müesseseler" halini alarak yasalaştığının görüldüğü;<br>Aktarılan Kanun gerekçesinin incelenmesinden; kanun koyucunun, askeri fabrikaların, ödeneklerinin önemli bir kısmını, özellikle savaşta ihtiyaç duyacağı, bu nedenle barışta satın alıp depo ederek bekleteceği bir takım hurda malzemeler için tüketmesi yerine bu malzemeleri halihazırda elinde bulunduran idarelerin ihtiyaç fazlası haline gelenlerini satış suretiyle devralmasını öngördüğü; daha açık bir ifadeyle, askeri fabrikaların ihtiyacı olan malzemeleri, kamu kaynaklarının verimli kullanılması suretiyle yurt içinden temin etmesini amaçladığı, bu nedenle kamu kaynaklarını kullanan idarelere bahse konu hurda malzemeleri bedeli mukabilinde askeri fabrikalara (işlem tarihi itibarıyla Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna) devir mecburiyeti getirdiği, böylelikle aynı zamanda hem idarelerin elinde bulunan ihtiyaç fazlası (ölü stok) maden hurdalarının değerlendirilmesini hem de hurdaların piyasa fiyatlarından alınması suretiyle bu idarelerin zarar etmemesini hedeflediği;<br>Buna göre, 3284 sayılı Kanun'da geçen "resmi daire ve müesseseler" ibaresinden, kamu kaynaklarını kullanan idarelerin kastedildiği sonucuna varıldığı;<br>Nitekim, dava konusu Başbakanlık Genelgesi'nin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Ana Statüsü'nün 4. maddesinde, "resmi daireler ve idareler, iktisadi devlet teşebbüsleri, müesseseler ve bağlı ortaklıklar, uluslararası ikili anlaşmalara giren kuruluş ve teşekküller" ibaresine yer verilmek suretiyle 3284 sayılı Kanun'da öngörülen devir yükümlülüğünün, kamu kaynağını kullanan idareler için getirildiği belirtilerek kanun koyucunun iradesinin vurgulandığı;<br>Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 123., 126. ve 127. maddelerine istinaden, Türk idari teşkilatının, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esasına göre merkezi idare (genel idare/ Devlet idaresi) ile yer yönünden yerinden yönetim kuruluşları (yerel yönetimler) ve hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları (kamu kurumları) şeklinde oluştuğu;<br>Türk Anayasa ve İdare Hukukunda "kamu idaresi" kavramının, belirli bir coğrafi alanda (ülke genelinde veya ülkenin belirli bir bölgesinde) bulunan insanların ortak ve genel gereksinimlerini karşılamak üzere oluşturulmuş birimleri ifade etmek üzere, genel idare (merkezi idare/ Devlet idaresi) ve yerel idareler için kullanılan ortak bir kavram olduğu; "kamu kurumu"nun ise, belirli bir ya da birkaç kamu hizmetini ya da faaliyetini yürütmekle görevli, kamu tüzel kişiliğine sahip idare teşkilatı birimi olarak tanımlandığı; daha açık bir ifadeyle, kamu idarelerinin görevleri kapsamındaki bir hizmet ya da hizmete bağlı bir kısım faaliyetin, bu idarelerden ayrılarak, ihtisas prensibi çerçevesinde idari ve mali özerkliğe sahip bir kamu tüzel kişisine devredilmesinin söz konusu olduğu; dolayısıyla, "kamu kurumları"nın, kamu tüzel kişiliğini haiz hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşlarını ifade eden bir kavram olduğu;<br>Öte yandan, mevzuatımızda açık bir kamu kuruluşu tanımının yer almadığı, uygulamada bu kavramın çoğunlukla, "bakanlık bağlı kuruluşu", "bakanlık ilgili kuruluşu", "bakanlık ilişkili kuruluşu", "kamu iktisadi kuruluşu" için kullanıldığı;<br>Bu durumda, 3284 sayılı Kanun ile devir yükümlüsü olarak belirlenen resmi daire ve müesseselerin, bu Kanun'un 9. maddesiyle verilen yetkiye istinaden ve anılan Kanun'un amacına uygun olarak, resmi daire, idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile resmi daire, idareler ve iktisadi devlet teşekküllerine ait müessese ve iştirakler şeklinde belirleyen Bakanlar Kurulu Kararı'nın uygulamasını göstermek üzere çıkarılan dava konusu Genelge'yle, 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki idarelerin kısaca "kamu kurum ve kuruluşları" olarak tanımlanmasında, dayanağı Kanun ve Karar'ın amacına ve hukuka aykırılık bulunmadığı;<br>Belediye ve büyükşehir belediyesi iştiraklerinin hukuki niteliği ile dava konusu Genelge kapsamında yer alıp almadığına gelince;<br>Öncelikle, yer yönünden yerinden yönetim kuruluşu (yerel yönetim) olan belediye ve büyükşehir belediyelerinin, kamu idaresi kavramına dahil olduğu;<br> 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 70. maddesi ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 26. maddesi ile verilen yetkiye istinaden belediye ve büyükşehir belediyelerince, kendilerine ait görev ve kamu hizmeti alanlarında faaliyet göstermek üzere Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca kurulan şirketlerin (belediye iştirakleri), kısaca belediye iktisadi teşebbüsü (BİT) olarak adlandırıldığı; başka bir tanımla, BİT'lerin, ihtiyaç duyulan birtakım yerel hizmetlerin temini için, Türk Ticaret Kanunu esaslarına tâbi olarak belediyeler tarafından kurulan veya sermayesinin yarısından fazlasına sahip olunması koşuluyla ortak olunan, belediyelerin görev alanına giren konularda faaliyet gösteren özel hukuk tüzel kişileri olduğu, dolayısıyla, belediye iktisadi teşebbüslerinin, ortağı olan belediyeden ayrı bir tüzel kişiliğe ve belediye bütçesinden bağımsız bir bütçeye sahip olmakla birlikte; belediyenin yönetim ve denetimi altında, diğer bir anlatımla, belediyenin görüş ve talimatları doğrultusunda faaliyette bulunduğu; görev, yetki ve sorumlulukları belediyece belirlenen ana sözleşme hükümleri dışında kural olarak iş ve işlem yapamadığı;<br>Buna göre, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca ticaret siciline tescil ile kurulan, dolayısıyla özel hukuk tüzel kişisi olan belediye iktisadi teşebbüslerinin (belediye iştiraklerinin), kamu idaresi ya da kamu kurumu olmadığı;<br>Başka bir açıdan anlatmak gerekirse, kamu tüzel kişilerinin, idareye mahsus bir kuruluş yapısına sahip olan ve bundan ötürü kuruluşları idare hukukunca düzenlenen tüzel kişiler olduğu; bu açıdan, her ne kadar bir kamu tüzel kişisi olan belediye tarafından kurulmuş olsa ve belediyenin kurma ya da katılma yönünde bir idari işlemi bulunsa da, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca kurulmuş bir şirketin (BİT'lerin) özel hukuk tüzel kişisi olduğunun kabulü gerektiği; zira, söz konusu tüzel kişiliği kuran işlemin, idari bir işlem olmadığı ve bu işlemin tâbi olduğu kuralların özel hukuk hükümleri olduğu; nitekim BİT'lerin, Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesinde tacir olarak kabul edildiği;<br>Bununla birlikte, yukarıda aktarıldığı üzere, 3284 sayılı Kanun'un bedeli mukabili devir yükümlülüğüne tabi tuttuğu idarelerin belirlenmesinde esas aldığı ölçütün, idarenin kamu tüzel kişiliğine sahip olması değil, kamu kaynağını kullanması, yani sermayesinin kamu kaynağından oluşması olduğu;<br>BİT'lerin, ihtiyaç duyulan birtakım yerel hizmetlerin temini için, Türk Ticaret Kanunu esaslarına tâbi olarak bir kamu idaresi olan belediyeler tarafından kurulan veya sermayesinin yarısından fazlasına sahip olunması koşuluyla ortak olunan özel hukuk tüzel kişileri olmakla, açıkça ve ağırlıklı olarak kamu kaynağı kullandığı; nitekim, davacı belediye iştirakinin sermayesinin %99,78'inin de İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait olduğu;<br>Buna göre, genel olarak BİT'lerin, bakılan dava özelinde ise ...Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin; gerek statüleri, gerek teşkilatlanmaları ve yönetimleri bakımından özel hukuk tüzel kişisi olup kamu kurumu niteliğinde bulunmadıkları, bununla birlikte, belde sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmaları, belediyenin görev ve hizmet alanlarıyla ilgili faaliyet göstermeleri, belediyeden ayrı bir tüzel kişilikleri ve özerk bütçeleri olmasına karşın sermayelerinin yarısından fazlasının kamu idaresinin sermayesiyle, yani kamu kaynaklarıyla oluşturulması, mahalli idarenin denetimi altında bulunmaları yönleriyle özel hukuk hükümlerine tâbi olan sermaye şirketlerinden farklılaştıkları, bu özelliklerinden dolayı 3284 sayılı Kanun'da ifade edilen "resmi daire ve müessese" ve buna uygun olarak çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararında geçen "resmi daire ve idarelere ait iştirakler" ve dava konusu Genelge'de belirtilen "kamu kurum ve kuruluşları" kapsamında kaldığı; dolayısıyla dava konusu Genelge'nin, tesis edildiği tarih itibarıyla dayanağı Kanun ve Karar'ın amacına ve lafzına uygun olarak BİT'lere de devir yükümlülüğü getirdiği;<br>Öte yandan, davacı tarafından dava konusu Genelge'nin mülkiyet hakkını ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de; dava konusu Genelge ve atıf yaptığı Karar'da resmi daire ve idareler ve iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait müessese ve iştiraklerinin malik oldukları maden hurdalarının, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından altı ayda bir piyasa etütlerine dayanılarak yapılacak tespit ve teklif ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca kabul edilecek fiyatlarla adı geçen Kuruma satış suretiyle devrinin kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacı şirkete ait hurdaların, piyasa fiyatı üzerinden satışı yapılmak suretiyle ilgili Kuruma devredileceği anlaşılmakta olup, mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna varıldığı;<br>Bu itibarla, dava konusu Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgesi'nde tesis edildiği tarih itibarıyla hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bir yön bulunmadığı; <br>Nitekim, davacı şirket tarafından Bakanlar Kurulunca çıkarılan 20/03/1971 tarih ve 7/2156 sayılı Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda Malzeme Alımına Ait Kararnamenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, Dairelerinin 15/04/2025 tarih ve E:2021/6785, K:2025/2037 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği;<br>Yine Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından, davacı BİT'in depo ve çalışma alanlarındaki muhtelif hurda malzemelerinin satışına ilişkin 02/10/2020 tarihli ihalenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, belediye şirketlerinin belediyelerden ayrı bir tüzel kişilikleri ve özerk bütçeleri olsa da mahalli idarenin denetimi altında oldukları, bu şirketlerin bir takım ayrıcalıklarla karar aldıkları, bu sebeplerle, belediye şirketlerinin, belde sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmaları, belediyenin görev ve hizmet alanlarıyla ilgili faaliyet göstermeleri ve sermayelerinin kamu parasıyla oluşturulması yönleriyle özel hukuk hükümlerine tâbi olan sermaye şirketlerinden farklılaştığı, idarî karar alma yetkisi ve gücüyle donatılmış olan belediyelere ait şirketlerin gerek statüleri, gerek teşkilatlanmaları ve yönetimleri bakımından özel hukuk tüzel kişisi olmakla birlikte kamu hizmeti yerine getirdikleri ve bu hizmetleri yerine getirirken kamu makamı gibi hareket ettikleri ve işlemlerinde de idare hukuku kurallarına tâbi oldukları, nitekim, dava konusu ihaleye ait dokümandan davalı şirketin "idare" olarak nitelendirildiği, bu durumda, sermayesinin yarısından fazlası belediyeye ait olan davalı belediye şirketinin "idare" olarak vasıflandırılması gerektiği ve uyuşmazlığa konu hurda malzemelerini davacı Kuruma devredip devretmeme konusunda takdir yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla, söz konusu malzemelerin davacı Kurum dışında üçüncü şirketlere ihale yoluyla satılamayacağı gerekçesiyle ihalenin iptaline karar verildiği, bahse konu kararın da Danıştay Onüçüncü Dairesinin 23/06/2021 tarih ve E:2021/2023, K:2021/2406 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği;<br>Diğer taraftan, dava konusu Genelge'nin tesis edildiği tarihten sonra, 03/07/2021 tarih ve 31530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7330 sayılı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu bir iktisadi devlet teşekkülü iken, bu statüsüne son verilerek bir takım imtiyazlı ve tekel nitelikli haklara sahip olmak kaydıyla Türk Ticaret Kanunu'na ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkete dönüştürüldüğü; Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna ait bütün hak ve yetkilerin bu şirkete devredildiği, Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasında ise, Makina ve Kimya Endüstrisi A.Ş.'nin 3284 sayılı Kanun'a ilişkin görev ve yetkilerinin, "Şirket ikili veya çok taraflı anlaşmalar gereği yabancı ülkeler tarafından Türkiye’de bırakılanlar ile kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklarca ihtiyaç fazlası ve kullanım dışı bırakılan veya niteliğini kaybetmiş olan her türlü hava, deniz ve kara taşıtları, makine ve teçhizat ile tehlikeli veya tehlikesiz metal/metal bileşim atıkları, ekonomik değer taşıyan metal dışı (evsel nitelikte olmayan) mal ve malzemeleri; birinci fıkrada belirtilen faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli olan malzemelerin üretilmesinde ham madde olarak kullanmak ve gerektiğinde piyasada değerlendirmek üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen birim fiyatlarından satın alabilir veya devralabilir." şeklinde ifade edildiği;<br>Anılan hükümde geçen devir yükümlülüklerinin kapsamı incelendiğinde ise, Makina ve Kimya Endüstrisi'nin iktisadi devlet teşekkülü statüsünün sona erdirilip özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirkete dönüştürüldüğü de dikkate alınarak, devir yükümlülerinin kapsamının daraltıldığı ve bu Kanun'un yayım tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de yer alan tanımlar esas alınarak "kamu payı" yerine "hazine payı" kriterinin benimsendiği, bir diğer ifadeyle 3284 sayılı Kanun'la "kamu kaynağı kullanan idareler" olarak belirlenen devir yükümlüsü kapsamının "kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklar" ile sınırlandırıldığı ve bu kapsama belediye iktisadi teşebbüslerinin girmediği sonucuna varıldığı;<br>Başka bir anlatımla, iktisadi devlet teşebbüsü ya da bağlı ortaklıkların devlet hazinesine ait sermaye ile, belediye iktisadi teşebbüsünün ise devlet hazinesinden ayrı bir mal varlığı olan belediyeye ait sermaye ile kurulduğu, bu nedenle 233 sayılı KHK kapsamında yer almayan belediye iktisadi teşebbüslerinin, 7330 sayılı Kanun'da sayılan kamu iktisadi teşebbüsü ya da sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklık olarak değerlendirilemeyeceğinden, 7330 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra devir yükümlülüğü de olmadığı;<br>Buna göre, 3284 sayılı Kanun'da geçen "resmi daire ve müesseseler" ibaresinin, sonraki kanun niteliğinde olan 7330 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrası ile zımnen ilga edildiği kabul edilmese dahi, Makina ve Kimya Endüstrisi A.Ş.'nin görev ve yetkileri haricinde faaliyette bulunmasının mümkün olamayacağı; bu itibarla, belediye iktisadi teşebbüslerinin dava konusu Genelge'nin tesis edildiği tarihte 3284 sayılı Kanun hükümleri uyarınca devirle yükümlü olduğu açık olmakla birlikte, Makina ve Kimya Endüstrisi A.Ş'nin statüsü ile görev ve yetkilerinin değiştirildiği 7330 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 03/07/2021 tarihinden itibaren, anılan Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasında sayılan "kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklar" dışındaki idarelerin ve dolayısıyla BİT'lerin, adı geçen A.Ş.'ye satış suretiyle devir yükümlülüğünün sona erdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlıkta tartışılması gereken hususun şirketin statüsü değil, dava konusu Genelge'nin 3284 sayılı Kanun'un kapsamını genişletip genişletmediği olduğu, Daire kararında bu hususun değerlendirilmediği, dava konusu düzenlemenin mülkiyet hakkının ihlaline sebep olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen Daire kararında; dava konusu Genelge'de, tesis edildiği tarih itibarıyla hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bir yön bulunmadığının değerlendirilmesinin ardından, dava konusu Genelge'nin tesis edildiği tarihten sonra, 03/07/2021 tarih ve 31530 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7330 sayılı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, anılan Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasında sayılan "kamu idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve sermayesinin en az yüzde ellisi kamuya ait olan bağlı ortaklıklar" dışındaki idarelerin ve dolayısıyla BİT'lerin, adı geçen A.Ş.'ye satış suretiyle devir yükümlülüğünün sona erdiği belirtilmek suretiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir.<br> Davanın konusunun yalnızca (Mülga) Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 19/03/2001 tarih ve 2001/15 sayılı Genelgesi olduğu ve davanın açılma sebebi olarak gösterilen ihalenin (davacının depo ve çalışma alanlarındaki muhtelif hurda malzemelerinin satışına ilişkin 02/10/2020 tarihli ihale), 7330 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce gerçekleştirildiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu uyuşmazlıkta, anılan Kanun'un yürürlük tarihinden sonraki döneme dair Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketine devir yükümlülüğünün kapsamına ilişkin değerlendirmelerin gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Bu nedenle, temyize konu Daire kararından bahse konu gerekçenin çıkarılarak, anılan kararda davanın reddine yönelik gerekçe dikkate alınmak suretiyle kararın onanması gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 15/04/2025 tarih ve E:2021/6783, K:2025/2038 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, <br>3. Kesin olarak, 04/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br><br></font></p></body></html>
ihale